Archives 2025

Haftalık gıda denetim sonuçları açıklandı

Gıda denetimlerinde yerli iki, ithal bir üründe limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığından verilen bilgiye göre, 14-20 Kasım tarihleri arasında ithal ve yerli ürünlerden numune alınarak, Devlet Laboratuvarında yapılan analizler neticesinde, ithal ürünlerde 38 numunenin, 37’si temiz çıkarken, limit üstü bitki koruma ürünü içeren 1 numuneye rastlandı.

M&S Koçak Gıda’ya ait armut S.M de limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildiğinden ürün firmanın isteğine göre imha veya menşeine iade edilecek.

Yerli ürünlerde ise 17 numunenin 15’i temiz çıkarken, tavsiye dışı bitki koruma ürünü içeren 2 numuneye rastlandı.

Yeşilköy sakini Menteş Uyguner’e ait kıvırcık marul ve marulda tavsiye dışı bitki koruma ürünü tespit edildiğinden dolayı ürünler imha edildi.

Sadettin Saran’dan birlik çağrısı

Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği’nin 5. kuruluş yıldönümünde konuşan Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, “Fenerbahçemizi her alanda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza eminim” dedi.

Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği’nin düzenlediği etkinliğe Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, yönetim kurulu üyeleri, eski yöneticiler, dernek başkanları ve yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.

Gecede ilk olarak HUFEDER’in hayata geçirdiği projeleri anlatan bir video salonda izlendi. Ardından Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Enes Yıldırım’ın açılış konuşmasıyla başlayan gecede Başkan Sadettin Saran da kısa bir açıklama yaptı.

“Birlik ve beraberlik içinde Fenerbahçemizi her alanda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza eminim”

Sarı-lacivertli kulübün başkanı Sadettin Saran, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, “Bugün burada Fenerbahçemize gönül veren mesleklerini büyük bir sorumlulukla icra eden siz değerli HUFEDER Ailesi ile bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum. Hedeflerimize ilerleyebilmemiz için yalnızca sahada değil, hukuki alanda da gösterdiğiniz güçlü duruş büyük önem taşımaktadır. Bu noktada desteğiniz ve bilgi birikiminiz bizler için son derece kıymetlidir. Yüksek yargının saygıdeğer mensupları, değerli hakim ve savcılarımız da bizimle beraber. Varlığınız ve camiamıza göstermiş olduğunuz ilgi ve katkılar kulübümüzün adalet ve şeffaflık doğrultusunda büyük önem taşımaktadır. Bu vesile ile sizlere olan şükranlarımızı da ayrıca belirtmek isterim. Her daim sarı lacivert renklerin yanında oldunuz. Desteklerinizi esirgemediğiniz için en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerin varlığı Fenerbahçe’nin geleceğine duyduğumuz güveni daha da pekiştirmektedir. Bugün bizlerle birlikte olan ya da aranızda yer alamayan tüm dostlarımıza gönülden selamlarımızı iletiyor, hepinize çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum. Birlik ve beraberlik içinde Fenerbahçemizi her alanda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza eminim. İyi ki varsınız. Sizleri seviyor, saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Rafa Silva, Benfica’ya mı transfer olacak?

Beşiktaş’ta forma giyen Rafa Silva ile ilgili gelişmeler Portekiz’de de yankı buluyor. Rafa’nın Benfica’ya olası transferi hakkında TRT SPOR’a konuşan Sport TV Muhabiri Diogo Oliviera, “Benfica bu konuda Beşiktaş’la sorun yaratacak bir hamle yapmaz…Benfica’nın yaratıcı oyuncusu Dodi Lukebakio sakat, bu yüzden Rafa iyi bir seçenek olabilir” dedi.

Beşiktaş’ta takımdan ayrılmak isteyen Rafa Silva ile ilgili gelişmeler ülkesi Portekiz’de de yakından takip ediliyor.

Sport TV Muhabiri Diogo Oliviera, Rafa Silva’nın Benfica’ya olası transferi hakkında TRT SPOR’a dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

İşte Portekizli gazeteci Oliviera’nın Rafa Silva’ya ilişkin açıklamaları…

“Portekiz’de herkes Rafa Silva’nın durumu merak ediliyor”

“Portekiz’de Rafa’nın durumu bizi gerçekten etkiliyor çünkü kendisi Portekiz Millî Takımı’yla Avrupa Şampiyonu oldu ve Benfica’da da büyük etkisi olan bir oyuncunun geleceğini herkes merak ediyor.”

“Mourinho’dan Rafa konusunda yorum yok”

“Rafa, Benfica basın toplantısında Jose Mourinho’nun da hakkında konuştuğu bir oyuncuydu. Mourinho, Rafa’nın daha önce Benfica’da oynadığını bu yüzden onun hakkında yorum yapmak istemediğini söyledi. Ayrıca Rafa’yı kişisel olarak tanımadığını ve bu nedenle Benfica’nın onu bu kış transfer döneminde kadroya katma girişimleri hakkında fazla bilgi veremeyeceğini belirtti.”

“Benfica, Rafa konusunda Beşiktaş’la sorun yaratacak bir hamle yapmaz”

“Yani Rafa, Benfica’da ve Braga’da tarih yazmış bir oyuncu. Artık milli takımda oynamıyor ama kariyerini takip etmeye devam ediyoruz. Beşiktaş ile ilgili yaşanan bu durumlar varken, Benfica da oyuncu için bir hamle yapma ihtimaline kesinlikle dikkat edecektir; ancak bunu hiçbir zaman Beşiktaş’la sorun yaratacak bir şekilde yapmaz. Kulüplerin iyi bir ilişkisi var.”

“Benfica’nın yaratıcı oyuncusu Dodi Lukebakio sakat, bu yüzden Rafa iyi bir seçenek olabilir”

“Ayrıca Benfica’nın yaratıcı oyuncusu Dodi Lukebakio sakat, bu yüzden Rafa iyi bir seçenek olabilir. Kulübü tanıyor ve taraftarlar Rafa’yı gerçekten çok seviyor, bu yüzden geri dönüş bir ihtimal olabilir. Ama bu konuda Mourinho’nun görüşü çok önemli olacak. Rafa harika bir oyuncu olduğu için bu konuyu büyük dikkatle takip edeceğiz ve Türk futboluyla hem Beşiktaş hem Benfica arasında da bir bağlantı olduğu için, Portekiz’de Rafa’nın geleceğini bilmek istiyoruz.”

Kaynak: TRT Spor

Meksika’daki statlarda Dünya Kupası mesaisi

2026 Dünya Kupası’nın ev sahiplerinden Meksika, dev organizasyon için hazırlıklarını sürdürüyor. Tarihi Azteka Stadyumu’nda inşaat çalışmaları devam ederken Guadalajara ve Monterrey play-off maçlarını bekliyor.

2026 Dünya Kupası için geri sayım sürüyor. Haziran ayında başlayacak dev organizasyonun ev sahiplerinden Meksika, hem kupa hem de play-off maçlarına hazırlanıyor.

 Azteka Stadı’nda yenileniyor

Latin Amerika’nın en büyüğü olan Azteka Stadı’nda inşaat çalışmaları devam ediyor. Stadın 83 binlik kapasitesi 87 bine çıkarılacak.

Seyirci deneyimini arttırmak için stadyuma ekranlar eklenecek ve 340 hoparlörden oluşan bir ses sistemi kurulacak. Işıklandırmanın değişeceği tarihi yapının, soyunma odaları da elden geçirilecek. Tüm bu değişikliklere rağmen stadın ikonik karakteri de korunacak.

Azteka Stadı tarihe geçecek

Yenilenen Azteka Stadyumu, Mart ayında Meksika ile Portekiz’in karşılaşacağı bir hazırlık maçıyla açılacak. Tarihi stat sonrasında, 1970 ve 1986’nın ardından üçüncü kez bir Dünya Kupası’nın açılış maçına ev sahipliği yapacak ve bu alanda bir ilke imza atacak.

Azteka’da; Dünya Kupası boyunca 3 grup, bir son 32, bir de son 16 turu maçı oynanacak.

Guadalajara ve Monterrey’de zemin çalışmaları

Meksika, başkentinin dışında iki statla daha dünya kupasına ev sahipliği yapacak. Dev organizasyona büyük oranda hazır olan Guadalajara’daki Akron Stadı ve Monterrey’deki BBVA Stadı’nda zemin çalışmaları sürüyor.

Bu iki statta, Mart ayında play off maçları oynanacak. Irak, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Bolivya, Yeni Kaledonya, Jamaika ve Surinam’ın katılacağı play-off’lar sonunda 2 takım Dünya Kupası bileti alacak.

Dev organizasyon boyunca Guadalajara Stadyumu’nda 4 grup maçı oynanacak. Monterrey Stadyumu’ysa 3 grup maçı, bir son 32 turu mücadelesine ev sahipliği yapacak.

Duran ve Fred 11’e dönüyor

Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco, Çaykur Rizespor maçında Jhon Duran ve Fred’i 11’de değerlendirmeyi düşünüyor.

Fenerbahçe, Süper Lig’in 13. haftasında deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşı karşıya gelecek.

Edson Alvarez ve Youssef En-Nesyri, milli maçların ardından henüz takıma katılmadı. Bu iki futbolcunun rejenerasyon süresini de göz önünde bulunduran Domenico Tedesco, Rizespor deplasmanında an itibarıyla Fred ve Jhon Duran’ı 11’de değerlendirmeyi düşünüyor.

Fenerbahçe’nin Rize deplasmanında şu 11 ile çıkması bekleniyor:

Ederson, Mert Müldür, Skriniar, Oosterwolde, Brown, İsmail Yüksek, Fred, Asensio, Nene, Oğuz (Kerem), Jonh Duran.

Çaykur Rizespor – Fenerbahçe karşılaşması 23 Kasım Pazar günü saat 20.00’de oynanacak.

Fenerbahçe 13. hafta öncesinde 28 puanla lider Galatasaray’ın 1 puan gerisinde yer alıyor.

Süper Kupa’da şehirler belli oldu

Yeni formatıyla bu yıl ilk kez 4 takımla oynanacak Turkcell Süper Kupa’da yarı final kuraları çekildi. Galatasaray-Trabzonspor mücadelesi 5 Ocak’ta Gaziantep’te, Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşması ise 6 Ocak’ta Adana’da oynanacak.

TFF Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde gerçekleştirilen kura çekimine TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ve TFF Yönetim Kurulu Üyeleri, Fenerbahçe Futbol Takımından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Tounoğulları, Fenerbahçe Sportif Direktörü Devin Özek, Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, Galatasaray İdari Direktörü Uğur Yıldız, Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen, Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Gözde Atasoy ile davetliler katıldı.

Kura çekimi öncesinde Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Gözde Atasoy, kupanın Trabzon’a yakışacağını belirterek, “Gönlümden Gaziantep geçiyor. Galatasaray’la Gaziantep’te görülecek bir hesabımız var.” ifadelerini kullandı.

Süper Kupa'da şehirler belli oldu

Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, sarı-kırmızılı kulübün ilklerin takımı olduğunu vurgulayarak, “İlk kez yapılan bu formatta kupayı müzemize götürmek istiyoruz.” açıklamasını yaptı.

Fenerbahçe Futbol Takımından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Torunoğulları, ligin ikinci yarısı öncesinde oynanacak maçların takımlar adına iyi bir hazırlık olacağını belirterek Fenerbahçe olarak kupayı kaldırmak istediklerini dile getirdi.

Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen de yeni formatın Türk futboluna katkı sağlayacağını düşündüklerinin altını çizerek, “Ülkemizi UEFA Konferans Ligi’nde gidebildiğimiz yere kadar temsil etmek istiyoruz. Rakibimiz Fenerbahçe’ye başarılar diliyorum.” açıklamasında bulundu.

Süper Kupa'da şehirler belli oldu

Yapılan kura çekimi sonucunda Galatasaray-Trabzonspor mücadelesinin 5 Ocak’ta Gaziantep’teki Gaziantep Stadyumu’nda, Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşmasının ise 6 Ocak’ta Adana’daki Yeni Adana Stadyumu’nda oynanacağı belirlendi.

Final müsabakası 10 Ocak’ta İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yapılacak.

KIB-TEK, Silikon İzolatör Dönüşümünde Sahaya İndi: Lefkoşa–Teknecik Ana İletim Hattında Değişim Başladı

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK), yüksek gerilim iletim hatlarında cam izolatörlerden kaynaklanan arızaların önüne geçmek amacıyla başlattığı silikon izolatör dönüşümünde sahaya indi. Kurumun yaklaşık bir yıllık çalışmaları ve silikon izolatör ihalesinin tamamlanması doğrultusunda, ada genelinde kapsamlı yenileme çalışmalarına resmi olarak başlanıldı.

Lefkoşa–Teknecik Hattı Bir Ay İçinde Tamamlanacak

KIB-TEK ekipleri, ilk etapta Taş Ocaklarından dolayı en çok tozlanma ve arıza meydana gelen Lefkoşa ile Teknecik arasında bulunan 132 KW ana iletim hattında silikon izolatör değişimine başladı. Bu hattaki çalışmaların, yaklaşık bir ay içinde tamamlanması hedefleniyor. İhale Bedeli yaklaşık 518 Bin Dolar + KDV olan Lefkoşa–Teknecik bölümündeki çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, adanın diğer tüm ana iletim hatlarında da planlanan değişim çalışmaları sırayla gerçekleştirilecek.

Yeni Hatlarda Silikon Kullanımı 2 Yıldır Devrede

KIB-TEK, cam izolatörlerin özellikle tozlu hava, nem ve çevresel koşullar nedeniyle yarattığı kısa devre sorunlarının bilincinde olarak, yaklaşık iki yıl önce kurulan yeni hatlarda silikon izolatör kullanımına başlamıştı.

Mevcut hatların dönüştürülmesi için yürütülen ihale süreci ise bir yıllık çalışma sürecinin ardından tamamlandı. Teknik araştırmalar, çevre ve ülke şartlarına uygun model seçimi gibi detaylı hazırlıkların ardından ihaleye çıkılarak dönüşüm süreci ilerletildi.

Ada Genelinde Silikon İzolatör Dönemi

Ana iletim hatları ve mevcut sistemin tamamında silikon izolatörlere geçiş için yaklaşık bir yıl önce planlanan süreç artık sahada ilerliyor. KIB-TEK, silikon izolatörlerin ada genelinde yaygın kullanımını sağlayacak çalışmaların etap etap sürdüğünü açıkladı.

Kurum yetkilileri, bu dönüşümün enerji arz güvenliğini artıracağına, arıza riskini önemli ölçüde azaltacağına ve iletim hattı performansını iyileştireceğine dikkat çekti.

KIB-TEK’in dönüşüm çalışmalarının planlanan takvim doğrultusunda devam edeceği belirtiliyor.

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun: Planlaması önceden yapılmış, vizyoner bir dönüşüm hayata geçiyor

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, silikon izolatör dönüşümünün kurumun uzun vadeli planlamasının sonucu olduğuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

“KIB-TEK olarak yaklaşık bir yıllık ihale sürecinin ardından, ihalesi tamamlanan silikon izolatör dönüşümünü adım adım hayata geçiriyoruz. Bu bir tepki adımı değil; önceden yapılan planlama, teknik değerlendirmeler, çevre şartlarının analiz edilmesi ve model seçimlerinin tamamlanmasının ardından başlatılmış vizyoner bir dönüşümdür. Ada genelinde tüm ana iletim hatlarımızın silikon izolatörlere dönüştürülmesi, enerji şebekemizi daha dayanıklı, daha güvenilir ve çevresel koşullara karşı daha dirençli hale getirecektir. Kurumumuzun hedefi nettir: Halkımıza daha güvenli, daha istikrarlı ve kesintisiz enerji sağlamak. Bu dönüşüm Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun geleceğe yönelik yatırım kararlılığının somut bir göstergesidir.”

KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın: Enerji arz güvenliği için en kritik adımlardan birini atıyoruz

KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın, silikon izolatör dönüşümünün kurumun uzun süredir üzerinde çalıştığı stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Cam izolatörlerin özellikle tozlu hava, nem ve çevresel etkiler nedeniyle yarattığı arızaların farkındaydık. Yaklaşık iki yıl önce yeni kurulan hatlarda silikon izolatör kullanımına başlamıştık. Mevcut sistemin tamamen silikon izolatörlere dönüştürülmesi için ise teknik çalışmalarımızı, analizlerimizi ve ihale süreçlerimizi titizlikle yürüttük. Bugün sahada başlayan uygulama, enerji arz güvenliğimiz için en kritik adımlardan biridir. Lefkoşa–Teknecik hattındaki değişimin bir ay içinde tamamlanmasıyla birlikte, diğer ana iletim hatlarında da çalışmalar kesintisiz şekilde sürecektir. Amacımız, arıza riskini en aza indirmek, iletim hattı performansını artırmak ve halkımıza daha kesintisiz bir enerji hizmeti sunmaktır”

Epstein meselesi ABD siyasetinin kara kutusu mu oluyor?

Epstein meselesi, son yılların en ilginç vakalarından birini oluşturuyor. Bu mesele Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı kullandığı araçken, birdenbire Demokratların kullanmaya başladığı bir araç haline geldi.

​​​​Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, Jeffrey Epstein’in istihbari bağlantılarını, bu dosyanın ABD siyasetinde yarattığı etkileri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın söylem değişikliğinin ne anlama geldiğini AA Analiz için ele aldı.

Son günlerde Epstein dosyaları, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) tekrar gündeme geldi. ABD Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Epstein dosyalarının tamamının yayımlanmasını talep eden tasarı hem Temsilciler Meclisi’nden hem de Senato’dan geçti. Konu özellikle Cumhuriyetçi Parti ve Trump arasında büyük bölünme yaratmış durumda.

Jeffrey Epstein ve olası bağlantıları

Jeffrey Epstein, çocuk istismarı şebekesi yönetme suçlamalarından Temmuz 2019’da tutuklanmıştı. Mahkemesi sürerken aynı yılın ağustos ayında hücresinde ölü bulundu. Ölümü kayıtlara intihar olarak geçti. ABD’li sunucu Tucker Carlson, Epstein’in İsrail istihbaratına çalıştığını iddia ediyordu. Kendisi Amerikan sosyetesinden siyaset dünyasına kadar birçok kişiyle irtibatlı biriydi. Epstein’in hem bu ilişkileri hem de suçlandığı konular düşünüldüğünde çeşitli istihbarat yapılarının olaya dahli şaşırtıcı bir ihtimal değil. Bu noktada Epstein’in kurduğu ilişkilerden elde edilen bilgi ve belgelerin şantaj ve tehditler yoluyla hedef kişilere karşı kullanılmış olabileceği söylenebilir.

Bu anlamda Epstein meselesi sonraki süreçte “Amerika’yı Tekrar Büyük Yap” yani MAGA tabanı olarak tanımlanacak sağ kesimlerin yıllardır “online” mecralarda dile getirdiği iddiaları kapsıyor. Bu iddialara göre içinde başta Demokrat Parti, sanat, spor ve iş dünyasından birçok ismin olduğu birtakım elitler, Jeffrey Epstein’in mülklerinde pedofiliden uyuşturucu kullanımına kadar çeşitli suçlara iştirak etmişlerdi. Söz konusu aşırı sağcı kesimler, bu iddiaları özellikle Amerikan müesses nizamıyla özdeşleşen çevrelerin ahlaken ne kadar dibe battığını göstermek amacıyla gündem yapmaya uğraşıyordu.

Seçim kampanyası sırasında Trump da dosyaların açıklanmasını sağlayacağı sözünü vermişti. Yine ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Trump’ın bir oğlu da önceki yıllarda bu dosyaların tamamının açıklanması çağrısında bulunmuştu. Yani bu konu daha çok Cumhuriyetçi kesimlerin Demokratlara karşı kullandığı bir araç işlevi görüyordu.

Trump’ın Epstein meselesine yaklaşımı

Trump, işbaşına geldikten sonra şubat ayında Amerikan Adalet Bakanı Pam Bondi dosyaların masasında olduğunu söyledi. Bu açıklama özellikle MAGA kitlesinde büyük heyecan yarattı. Ancak Bondi’nin mayıs ayında Trump’a dosyalarda adının geçtiğini bildirdiği, yaz aylarında medyaya yansıdı. Yine Elon Musk da Trump’la haziran ayında yaşadığı sert atışma esnasında Trump’ın adının Epstein dosyalarında geçtiğini iddia etmişti.

Bu süreçte Trump’ın konuyla ilgili söylemleri de değişmeye başladı. Trump, Epstein meselesine düzmece demeye başladı. Tüm bunlar Trump’ın kendi kitlesi içinde büyük tartışma yarattı. Trump’ın bir şeyler gizlediği izlenimi oluşmaya başladı. Demokratlar da bu durumu lehlerine çevirmeye çalıştı. Sanki yıllardır bu suçlamalar kendilerine yapılmıyormuş gibi birden bu olayın üstüne gitmeye başladılar. Bu anlamda Epstein meselesi, son yılların en ilginç vakalarından birini oluşturuyor. Bu mesele Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı kullandığı bir araçken, birdenbire Demokratların kullanmaya başladığı bir araç haline geldi.

Ancak Trump’ın bu meseleyi ele alış biçiminde bir iletişim ve yönetim krizi olduğu söylenebilir. Geldiğimiz noktada Trump artık “savunmada olan taraf” konumuna düştü. Epstein dosyalarının düzmece olduğunu söylemek, kamuoyu için pek ikna edici değil. Bu artık geri döndürülmesi çok zor bir algı. Zaten MAGA tabanı buna çoktan ikna olmuş durumda. Yine birçok anket Amerikan halkının çok büyük kısmının hükümetin bir şeyler sakladığını ve zengin elitlerin bu işin içinde olduğuna inandığını söylüyor.

Diğer taraftan hukuki olarak Epstein’in yargılama süreçleri kapsamında ele geçirilen materyallerde birinin isminin geçmesi, hukuki zeminde kimseyi doğrudan suçlu yapmıyor. İsmin hangi bağlamda geçtiği de önemli. Ancak burada siyasi algı boyutu hukukun önüne geçiyor. Bu noktada “Epstein dosyalarında adının geçmesi” ifadesi insanların kafasında bir algı oluşturmak için yeterli oluyor. Demokratlar da tam da bu noktadan Trump’a saldırıyor. Materyallerde Trump’ın adının geçtiğini söylemeleri, bir algı kampanyası oluşturmak için oldukça işlevsel. Trump da belki bu sebepten ötürü ön almaya çalıştı ancak tasarının oylanması öncesi yaptığı son açıklamada saklayacak bir şeylerinin olmadığını ve Cumhuriyetçilerin dosyaların açıklanmasına evet oyu vermeleri çağırısında bulundu. Bu da Trump’ın konuyla ilgili yaptığı bir başka keskin dönüş olarak kayıtlara geçti.

Trump’ın tasarıyı onaylaması ve yeni gizlilik tartışmaları

Tasarı hem Temsilciler Meclisi’nden hem Senato’dan geçerek Trump’ın masasına gitti. Trump da söz konusu tasarıyı onayladı. Normal şartlarda Trump’ın tasarıyı veto etme yetkisi vardı ancak tasarı, Kongre’nin her iki kanadından üçte iki çoğunluktan da fazla oyla geçtiği için fiili olarak vetoyu aşmış oluyor. Trump da zaten Cumhuriyetçilere tasarının lehinde oy kullanmaları çağrısında bulunduğu için onaylama sinyali vermişti.

Diğer taraftan tasarının tartışmalı bir başka tarafı var. Tasarı, Adalet Bakanı’na ulusal güvenliği ilgilendiren kısımları redakte etme ve kısıtlama yetkisi de veriyor. Bu da ayrı bir tartışma yaratıyor. Bu noktada hala bir şeylerin gizlendiği algısı kamuoyunda devam edecektir. Yani önümüzdeki süreçte dosyalar açıklansa bile taraflar birbirlerini açık ve ima yollu olarak suçlamaya devam edebilir. Sonuç olarak Epstein dosyaları ABD’de gündemi tekrar meşgul etme ihtimali taşıyor.

Cumhuriyetçi Parti’de yeni ayrışma

Gelinen noktada Epstein tartışmaları, son zamanlarda Cumhuriyetçi Parti içinde var olan bölünmeyi daha da derinleştirdi. Trump yönetimine özellikle Cumhuriyetçi Parti ve MAGA tabanından İsrail’in ABD dış politikasındaki nüfuzu konusunda eleştiriler geliyordu. Birçok isim Trump’ı kendi ajandasına sahip çıkmamakla suçluyordu. Trump da belki içerideki bu baskıları dengelemek için İsrail’e Gazze konusunda biraz daha baskı yapıyordu. Bu anlamda İsrail’in Amerikan siyasetindeki rolü daha cesurca sorgulanmaya başlanmıştı.

Tüm bu tartışmalar sürerken Epstein meselesi gündemi farklı bir alana taşımış oldu. Bu çerçevede ABD’de son günlerde alevlenen Epstein tartışması, Cumhuriyetçi Parti içindeki İsrail’e destek eksenli ayrışmayı gölgede bırakarak gündemi tamamen başka yöne kaydırmış ve parti içindeki fay hatlarını farklı başlık üzerinden daha da derinleştirmiştir. Diğer taraftan, MAGA hareketi içinde Epstein dosyalarının açıklanmasını isteyen tarafın İsrail’e desteğini sorgulayan taraflar olduğunu söylemek lazım. Bu kesimlerin Epstein dosyaları üzerinden Trump’la araları daha da açılmış oldu. Bu da yine söz konusu kesimlerin önümüzdeki süreçte özellikle İsrail’e destek meselesi gibi konularda Beyaz Saray’da siyasi etki üretme kapasitelerine zarar verecektir.

Sonuç olarak, Epstein dosyaları Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı kullandığı bir meseleyken, şu anda Demokratların özellikle Trump’a karşı kullanmaya başladığı bir araç haline geldi. Bunda Trump’ın olaya yaklaşım biçimi belirleyici rol oynadı. Trump’ın yıllardır kendi kitlesinin benimsediği ve kendisinin de açıklayacağını duyurduğu dosyaları bir anda düzmece ilan etmesi ne tabanı ne de kamuoyu için ikna edici olmadı.

Kaynak: AA

Türkiye’den Yunanistan’a tepki: “Gayrihukuki oldubitti girişimi reddediyoruz”

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Komisyonunun Deniz Mekansal Planlama (DMP) Platformu’nda güncellenen ve Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlal eden Yunan DMP haritasına tepki göstererek, Türkiye’nin, “bu gayrihukuki oldubitti girişimini” reddettiğini bildirdi.

Keçeli, X sosyal medya hesabından Avrupa Birliği’nin (AB) DMP Platformu’nda kayıtlı Yunan Deniz Mekansal Planlama Haritası’na ilişkin paylaşım yaptı.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili organlarının tavsiyeleri doğrultusunda yürütülen DMP çalışmalarını yakından takip ettiğini vurgulayan Keçeli, Türkiye’nin 16 Nisan’da ulusal DMP’sini ilan ettiğini ve 12 Haziran’da UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonuna bildirdiğini belirtti.

Avrupa Komisyonu DMP Platformu’nun internet sitesinde yer alan, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlal eden Yunan DMP haritasının, “yetkili Yunanistan makamlarına” atıfla güncellendiğinin görüldüğünü kaydeden Keçeli, şunları ifade etti:

“Uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerini yok saymaya devam eden Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de resmen ilan etmediği münhasır ekonomik bölgeyi (MEB), DMP haritasını araçsallaştırarak AB üzerinden kabul ettirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz, bu gayrihukuki oldubitti girişimini reddetmektedir.”

Keçeli, Türkiye’nin 18 Mart 2020’de Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığının dış sınırlarına dair hukuki pozisyonunu bütüncül olarak BM’ye bildirdiğini hatırlatarak, “Bu bakımdan, Yunan DMP haritasında görselleştirilen Doğu Akdeniz’deki sözde MEB, Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır.” ifadesini kullandı.

Sözcü Keçeli, “Yunanistan’ın bu MEB tasavvurları ve komşularıyla sınırlandırmadığı kıta sahanlığının dış sınırlarını DMP haritasına dercetmek suretiyle meşru kılma çabaları, sonuçsuz kalmaya mahkum ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardır.” değerlendirmesinde bulundu.

İçişleri Bakanlığı: “İskele’de ilk kez ortak yol denetimi yapıldı”

İçişleri Bakanlığı, İskele bölgesinde ilk kez Trafik Polisi, Muhacerat Polisi, Kaymakamlık personeli ve Göç İdaresi ekiplerinin ortak katılımıyla yollarda geniş kapsamlı denetim gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, kaçak yaşam ve suçla mücadelede kararlı adımlar atılmaya devam edildiği vurgulandı.

İçişleri Bakanlığı, kayıt dışı yaşam ve yasa dışı çalışma ile mücadele kapsamında ülke genelinde denetimlerini yoğunlaştırdı. Özellikle İskele bölgesinde ilk kez Trafik Polisi, Muhacerat Polisi, Kaymakamlık personeli ve Göç İdaresi ekiplerinin ortak katılımıyla yollarda geniş kapsamlı denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde araçlar tek tek durdurularak kimlik ve muhaceret sorgulaması yapıldı.

Bakanlık, halkın güvenliğini sağlamak, yasa dışı ikamet ve çalışma düzenini ortadan kaldırmak, trafik güvenliğini artırmak amacıyla başlatılan uygulamanın Girne, Güzelyurt ve Lefke başta olmak üzere ada genelinde sürdüğü kaydetti.

Ülkede yasal düzenin korunması ve kamu güvenliği adına denetimlerin kararlılıkla devam edeceği vurgulanan açıklamada, “Kim olursa olsun yasa dışı çalışma veya ikamet durumuna kesinlikle tolerans gösterilmeyecek” denildi.

Çavuş: “Sürdürülebilir balıkçılık politikalarını kararlılıkla uyguluyoruz”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, balıkçılığın sürdürülebilir bir şekilde yapılmasının öncelikleri arasında olduğunu ifade etti.

Çavuş, Dünya Balıkçılık Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, denizlerin korunması, sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde bırakılmasının temel öncelikler arasında olduğunu, Dünya Balıkçılık Günü’nün bu sorumluluğu hatırlatmak, balıkçılık sektörünün toplum için taşıdığı stratejik önemi vurgulamak açısından anlamlı olduğunu söyledi.

Çavuş, bu düşünceyle, balık stoklarının korunması, ekosistemin desteklenmesi ve güçlü bir balıkçı kesiminin oluşturulması amacıyla yürütülen teşvik ve destek programlarının devam edeceğini kaydetti.

Balıkçılığın gıda güvencesi, istihdam, ekonomik gelişim ve kültürel yapı açısından önemli rolü bulunduğunu kaydeden Çavuş, “Bu bilinçle, deniz kaynaklarımızın dengeli ve sorumlu kullanımını esas alan sürdürülebilir balıkçılık politikalarını kararlılıkla uyguluyoruz” dedi.

Çavuş ifadeleri de kullandı:

“Hayvancılık Dairesi Su Ürünleri Şubesi, su ürünleri yönetimi, balık stoklarının korunması, deniz ekosistemlerinin izlenmesi ve sürdürülebilir üretimin desteklenmesi alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sektörümüzün güçlenmesine önemli katkılar sunmaktadır. Birimimizin bilimsel temelli çalışmaları, sürdürülebilir balıkçılık hedeflerimizin en önemli dayanaklarından birini oluşturmaktadır”

 Sürdürülebilir balıkçılık sektörü için çalışmaların devam ettirileceğini kaydeden Çavuş,  “Bu vesileyle, denizlerimizin bereketini toplumumuzun sofrasına taşıyan tüm balıkçılarımıza teşekkür ediyor; emeklerinin ve fedakârlıklarının ülkemiz için taşıdığı değeri bir kez daha ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Rusya: “Ukrayna’da bir haftada 16 yerleşim yeri kontrolümüze geçti”

Rusya Savunma Bakanlığı, bir haftada Ukrayna’daki Harkiv, Dnipropetrovsk, Zaporijya ve Donetsk bölgelerinde 16 yerleşim biriminin kontrolünü ele geçirdiklerini duyurdu.

Bakanlıktan, Rusya Silahlı Kuvvetlerinin 15-21 Kasım’da Ukrayna’daki eylemlerine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Son bir haftada Ukrayna’da 16 yerleşim yerinin Rus ordusunca ele geçirildiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Birliklerimiz, kararlı eylemleri sonucunda Dnipropetrovsk bölgesinde Gay, Neçayevka ve Radostnoye, Zaporijya bölgesinde Yablokovo, Rovnopolye, Veseloye ve Malaya Tokmaçka, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde Platonovka, Novoselovka, Stavki, Maslyakovka ve Yampol, Harkiv bölgesinde de Dvureçanskoye, Tsegalnoye, Petropavlovka yerleşim yerleri ile Kupyansk kentini kurtardı.”

Bakanlığın açıklamasında ayrıca, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 668 uçak, 283 helikopter, yaklaşık 97 bin 600’ü aşkın insansız hava aracı, 637 hava savunma füze sistemi, 26 bin 156 tank ve zırhlı araç, 1618 çok namlulu roketatar, 31 bin 452 fazla obüs ve havan topu ile 47 binden fazla özel askeri aracın imha edildiği aktarıldı.

Azerbaycan’da D8 Medya Forumu düzenlendi

Azerbaycan’da, Gelişen Sekiz Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Örgütü Medya Forumu gerçekleştirildi.

Azerbaycan Medya Kalkınma Ajansı’nın Bakü’de düzenlediği etkinliğin açılışına, ev sahibi Azerbaycan’ın yanı sıra üye ülkeler Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ve Pakistan’dan yetkililer ve uzmanlar katıldı.

Etkinlikte, D8 Genel Sekreteri Büyükelçi Isiaka Abdulkadir Imam ile Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar da yer aldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in forum katılımcılarına gönderdiği mesajı okudu.

Aliyev mesajında, ülkesinin D8 ailesine üye olduğundan beri kurumu geliştirmek için çaba sarf ettiğini, bunun sadece ekonomik alanlarda değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve insani işbirliği alanlarında da kendini gösterdiğini belirtti.

Mesajında, “Küresel krizler, insanlığın karşı karşıya olduğu yeni sınavlar ve zorluklar çağında, D8 ülkelerinin medya alanında dayanışma da dahil olmak üzere birbirlerine karşılıklı destek sağlamaları son derece önemlidir.” ifadelerine yer veren Aliyev, küresel bilgi alanında dezenformasyon, sahte haberler, hibrit tehditler ve yapay zeka yeteneklerinin kötüye kullanımının sürekli artmasına dikkati çekti.

Aliyev, bu faktörlerin ülkelerin imajını ve iç yaşamını ciddi şekilde etkilemenin yanı sıra, genel olarak uluslararası istikrarı ve ülkeler arasındaki güveni de zedelediğini dile getirerek, bu nedenle D8 üyesi ülkelerin medya kuruluşları arasında güvenilir işbirliği kurularak doğru, tarafsız, objektif ve sorumlu bir bilgi ortamı oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Türkiye, bilgi ve birikimini D8 ülkeleriyle paylaşmaya hazır

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Daire Başkanı Bora Bayraktar, etkinlikte yaptığı konuşmada, küresel adaletsizlik ve eşitsizliğin arttığı bu dönemde D8 gibi uluslararası kurumların sorumluluğunun da arttığını söyledi.

Bayraktar, dijital medya, sosyal ağlar ve yapay zeka gibi gelişmelerin bilginin üretilmesini ve dolaşım hızını artırdığını, aynı zamanda dezenformasyon ve manipülasyon gibi bilgi düzensizliklerinin yayılmasına da zemin hazırladığını kaydetti.

Yapay zekanın gücüyle birleşen yeni medya unsurlarının, hedef ülkenin kamu düzenini bozmak, vatandaşların kamu kurumlarına olan güvenini azaltmak için adeta bir silah gibi kullanıldığına dikkati çeken Bayraktar, bu durumun iletişim tanımının yeniden yapılmasını zorunlu kıldığını vurguladı.

Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğru ve güvenilir bilginin merkezinde yer aldığı vatandaş odaklı bir iletişim seferberliği çağrısında bulunduğunu hatırlatarak, şunları dile getirdi:

“D8 çatısı altında gelecekte kurulacak olan Medya Mükemmeliyet Merkezi’nin medya işbirliğini artıracağına, stratejik iletişim kapasitemizi geliştireceğine inanıyoruz. Türkiye olarak bu merkezin kurulması noktasında sahip olduğumuz bilgi ve birikimi paylaşmaya ve uluslararası işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmeye hazırız.”

Forumda, medya alanında işbirliğinin güçlendirilmesi konuşuldu

Forum, dijital platformların artan etkisi karşısında doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilginin önemi, medyanın teknolojik trendlere uyumu, gazetecilerin sorumluluğu ve yapay zekanın doğurduğu etik sorunların ele alındığı panellerle devam etti.

Panellerde, D8 ülkeleri arasında medya alanında işbirliğinin güçlendirilmesi hususunda görüş ve öneriler dile getirildi.

“Diyalog, işbirliği ve bölgesel dayanışmayı teşvik” konulu forumda, 8 ülkeden 150’den fazla katılımcı yer aldı.

Maliye Bakanı Berova’dan, Miroğlu için anma mesajı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Salih Miroğlu’nun vefatının 20. yıl dönümünde saygı ve rahmetle andı.

Berova mesajında şunlara yer verdi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyasetinde önemli görevler üstlenen, hizmet anlayışı ve ilkeli duruşuyla toplumumuzda kalıcı bir iz bırakan merhum Dr. Salih Miroğlu’nu vefatının 20’inci yılında, O’nu rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz. Dr. Miroğlu; Cumhuriyet Meclisi, Bakanlık ve UBP’de üstlendiği sorumluluklarda sergilediği uzlaşı ve hoşgörüye dayalı yaklaşımıyla siyaset kültürümüze önemli katkılar sağlamış, kamu hizmetinde örnek bir çizgi ortaya koymuştur. Tıp ve spor alanlarındaki çalışmaları ise onun toplum yararını gözeten çok yönlü karakterinin en belirgin göstergeleri olmuştur. Kıbrıs Türk halkına hizmet etmeyi yaşamının merkezine yerleştiren merhum Dr. Salih Miroğlu’nun bıraktığı değerli miras, bugün de yol gösterici niteliktedir. Bu vesileyle, merhum Dr. Salih Miroğlu’nu bir kez daha rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz”

Bakan Çavuş, Salih Miroğlu’nu andı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, siyasetçi Dr. Salih Miroğlu’nun 20. ölüm yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Bakan Çavuş, siyaset ve kamu hizmetinde önemli görevler üstlenen merhum Dr. Salih Miroğlu’nun KKTC’nin gelişimine ve toplum hayatına yaptığı katkılarla her zaman hatırlanacağını vurguladı.

Çavuş, Miroğlu’nun UBP Genel Sekreteri ve farklı bakanlık görevlerinde gösterdiği özverili çalışmaları, halka olan bağlılığı ve hoşgörülü kişiliği ile örnek teşkil ettiğini kaydetti.

Çavuş mesajında, “Merhum Miroğlu’nun, ülkemizin siyasi, sosyal ve kültürel hayatına kattığı değerler, yalnızca görev yaptığı yıllarla sınırlı kalmayıp bugün de yol gösterici olmaya devam etmektedir. Hoşgörüsü, uzlaşı anlayışı ve fedakârlığıyla toplumumuzun kalbinde daima yaşayacaktır.20. ölüm yıl dönümünde, Dr. Salih Miroğlu’nu saygı ve rahmetle anıyor, ailesine, sevenlerine ve KKTC halkına başsağlığı diliyorum.” ifadelerine yer verdi.

Öztürkler, Miroğlu ve Özgür’ü andı: “Mirasları bize yol göstermeye devam ediyor”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, merhum politikacılar Dr. Salih Miroğlu ile Özker Özgür’ü 20’nci ölüm yıldönümlerinde rahmet ve saygıyla andı.

Öztürkler, mesajında ülke siyasetinde önemli görevler üstlenen, hizmet anlayışı ve ilkeli duruşuyla toplumda iz bırakan Salih Miroğlu’nun Cumhuriyet Meclisi, bakanlık ve Ulusal Birlik Partisi’nde (UBP) üstlendiği sorumluluklarda sergilediği uzlaşı ve hoşgörüye işaret etti. Öztürkler, bunun siyasi kültüre de kamu hizmetine de önemli katkı sağladığını ifade etti.

Öztürkler, tıp ve spordaki çalışmalarının Dr. Salih Miroğlu’nun toplum yararını gözeten çok yönlü yapısının en belirgin göstergesi olduğunu kaydetti.

Cumhuriyetçi Türk Partisi  (CTP) Genel Başkanlığı ve milletvekilliği görevlerinde halkın iradesini cesaretle temsil eden Özker Özgür’ün de yaşamı boyunca çözüm, insan hakları ve halkların kardeşliği ilkelerini savunduğunu söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, “Dr. Salih Miroğlu ve Özker Özgür’ün mirası Kıbrıs Türk halkına yol gösterici olmaya devam ediyor. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

Çocuk Hakları Çalışma Toplantısı düzenlendi

“20 Kasım Dünya Çocuk Hakları” günü dolayısıyla Çocuk Hakları Çalışma Toplantısı düzenlendi.

Sosyal Hizmetler Dairesi tarafından, Lefkoşa Merit Otel’de düzenlenen toplantı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ve Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit’in açılış konuşmalarıyla başladı.

-Hasipoğlu: “Devletin en temel sorumluluğu, kendi çocuklarını korumaktır”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, çalışma toplantısına katkı koyan tüm paydaşlara teşekkür ederek, devletin en temel sorumluluğunun, kendi çocuklarını korumak; onların haklarını garanti altına almak ve güven içerisinde büyüyebilecekleri bir sosyal ortam yaratmak olduğunu vurguladı.

Bu sorumluluğun yalnızca hukuki bir yükümlülük olmadığını, ülkenin geleceği ve sürdürülebilirliği için de bir görev olduğunu belirten Hasipoğlu, toplantı sonuçlarını önemsediklerini kaydetti.

Hasipoğlu, bu çerçevede KKTC’de çocuk haklarının korunması ile geliştirilmesi bağlamında, yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi; karşılaşılan zorlukların tüm açıklığıyla ortaya konması ve geliştirilebilir sosyal politik alanların masaya yatırılmasını amaçladıklarını kaydetti.

“Çocuk koruma sistemi, yalnızca Sosyal Hizmetler Dairesi’nin omuzlarında duracak bir yapı değildir.” diyen Hasipoğlu, bu sistemin kurumların, yerel yönetimlerin, hukuk dünyasının, güvenlik birimlerinin, eğitim camiasının ve sivil toplum örgütlerinin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.

Toplantının, çocuk koruma sistemini güçlendirmek, kurumlar arası koordinasyonu arttırmak, çocuk katılım merkezlerini geliştirmek ve politikaları çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde güncellemek sebebiyle organize edildiğini dile getiren Hasipoğlu, “Çocuk haklarını korumak, aynı zamanda devletin her alandaki politikalarını çocuk odaklı düşünmesi demektir.” şeklinde konuştu.

“Ülkemizin çocuk koruma yapısını daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha etkili bir noktaya taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Her çocuğumuzun güven içerisinde büyüdüğü, sevildiği, eğitim aldığı, devletini yanında hissettiği bir KKTC için çalışmaya devam edeceğiz.” diyen Hasipoğlu, çocukların zamanlarının çoğunu dijital dünyada geçirdiklerini, bu konuyla ilgili de bir çalışma yapılabileceğini belirtti.

-Ecevit: “Sosyal hizmetlerii güçlendirmek, toplumsal bir dönüşüm”

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de çocuk haklarının korunması yönünde atılacak hiçbir adımın gecikmeye tahammülü olmadığını, toplantıda atılacak her adımın, çocukların daha güvenli, adil ve eşit bir dünyada büyümeleri amacı taşıdığını söyledi.

KKTC’de, sosyal hizmetlerin güçlendirilmesinin yalnızca teknik bir süreç değil, toplumsal bir dönüşüm olduğunu kaydeden Ecevit, bu dönüşümün çocukların yararını gözeten, disiplinler arası iş birliğini esas alan, bilimsel temellere dayanan politikalarla mümkün olabileceğini vurguladı.

Her çocuğun güvenliği, gelişimi, eğitimi, sağlığı ve mutluluğunu korumanın, hiçbir çocuğu ihmal veya istismarın karanlığına bırakmamanın, asli görevleri olduğunu vurgulayan Ecevit, toplantının asıl amacının, ortak akılla daha güçlü bir sosyal hizmet sistemi inşa etmek olduğunu belirtti.

Açılış konuşmaları ve Merit Otel’e teşekkür belgesi takdiminin ardından çalışma toplantısına geçildi.

Toplantıda, çocuk koruma sisteminin mevcut durumu, yasal çerçeve, kurumlar arası iş birliği, sosyal hizmet uygulamalarının etkinliği ve çocukların karar süreçlerine katılımı gibi temel başlıklar ele alınıyor.

Kamu kurumları, akademisyenler, sosyal hizmet uzmanları, öğretmenler, psikologlar, sivil toplum örgütleri ve medya temsilcilerinin katıldığı toplantıda, “Mevcut durum ve mevzuat”, “Uygulamadaki sorunlar ve çocuk katılımı” ve “Politikalar, önleyici modeller ile uzun vadeli stratejiler” başlıkları üç oturum şeklinde tartışılacak.

İran’daki benzeri görülmemiş kuraklık: İklim değişikliğinin yol açtığı tespit edildi

Bilim insanları, İran başta olmak üzere Suriye ve Irak’ta 5 yıldır etkili olan benzeri görülmemiş kuraklığa iklim değişikliğinin yol açtığını tespit etti.

Uluslararası bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution (WWA) tarafından yapılan yeni analize göre insan faaliyetleri kaynaklı iklim değişikliği, Suriye, Irak ve İran’da kuraklığa yol açan hava koşullarını daha sık ve şiddetli hale getirdi.

Bilim insanları, aşırı kuraklığın büyük ölçüde iklim değişikliğinden kaynaklandığını ve bunun olmaması halinde normal koşulların görülebileceğini belirledi.

Bu, İran için kayıtlardaki en kötü kuraklık olarak değerlendirilirken bölge için de en şiddetli koşullar arasında yer aldı.

Bölgede 5 yıldır süren kuraklıktan en fazla etkilenen İran’da su krizi, sağlığı tehdit ediyor ve ekonomik gelirleri hasada bağlı çiftçileri derinden etkiliyor. Su krizinin sürmesi halinde 10 milyon kişinin yaşadığı Tahran’ın tahliye edilme riski bulunuyor.

İklim değişikliği olmadan bu tür aşırı hava olaylarının yüzyılda ancak birkaç kez yaşanması beklenirken iklim değişikliğiyle bu hava olayları yaygın hale geldi.

– “İklim değişikliği olmasaydı bu kadar uzun ve şiddetli bir kuraklık yaşanmazdı”

Londra Imperial College Çevre Politikaları Merkezi Araştırma Görevlisi ve analizin baş yazarı Mariam Zachariah, iklim değişikliğinin kurak dönemlerin daha uzun ve şiddetli geçmesine yol açtığına işaret ederek, “Bir yıllık kuraklık, tek başına bu kadar büyük bir krize yol açmazdı ancak özellikle İran’da kuraklık üstüne kuraklık yaşanıyor. Bu şartların uzun sürmesi, ülkelerin yeniden toparlanmasına kısıtlı zaman bırakıyor. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği olmasaydı bu kadar uzun ve şiddetli bir kuraklık yaşanmazdı.” değerlendirmesinde bulundu.

Londra Imperial College Çevre Politikaları Merkezi İklim Bilimi Profesörü Friederike Otto da azalan yağış ve yüksek sıcaklıkların birleşmesinin şiddetli kuraklığa neden olduğuna dikkati çekerek, “İklim değişikliği, kontrol altına alınamadığı her yıl daha fazla yaşam ve geçim kaynağının kaybına yol açıyor. Fosil yakıtlardan çıkış taahhüdü sağlanmadığı sürece su kıtlıkları yoğunlaşacak, dünya çapında daha fazla insan evlerini bırakmak zorunda kalacak.” ifadelerini kullandı.

BM İklim Zirvesi’nde yangın çıktı, müzakereler durdu

Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı’nda (COP30) çıkan yangın, müzakerecilerin iklim çabalarının nasıl destekleneceği konusunda bir anlaşmaya varmaya çalıştıkları kritik bir dönemde Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerini sekteye uğrattı.

Yangın, resmî müzakereler sırasında yan etkinliklerin yapıldığı Mavi Bölge’nin (Blue Zone) pavilyon alanında çıktı. Yangın birkaç dakika içinde kontrol altına alındı, ancak yetkililer güvenlik kontrolleri için tüm alanı tahliye etti.

Euronews Türkçe Servisi’nin aktardığına göre 13 kişi dumandan zehirlendiği için tedavi altına alındı.

Bu gününün son gün olarak planlandığı ve müzakerelerin ağır ilerlediği iklim konferansı yönetimi başlangıçta bakanların ve diplomatların perşembe günü geç saatlere kadar çalışmasını planlamıştı. Yangının zaten duraksayan süreci daha da zora soktuğu belirtiliyor.

Bazı müzakereciler, başlangıçtaki anlaşma eksikliğine ek olarak gecikmenin de ek tavizleri zorlayabileceğinden endişe ediyor.

Yangından sadece birkaç saat önce BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ülkeleri “sonuç almak için isteklilik ve esneklik göstermeye” çağırmış ve bunun “uzlaşma ve ortak zemin” gerektirdiğini söylemişti.

Çarşamba günü zirve, gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanının nasıl arttırılacağı ve fosil yakıtların kullanımdan kaldırılması da dahil olmak üzere birkaç kilit konuda anlaşmaya varmak için kendi koyduğu son tarihi çoktan kaçırmıştı.

Ancak Guterres, bu tartışmalı konularda bile bir anlaşmaya varılabileceğine “tamamen ikna olduğunu” vurguladı. Guterres, en güçlü tedbirlerin alınmamasının bir başarısızlık olacağını da sözlerine ekledi.

Yenilenen egzoz emisyon denetim cihazları kullanılmaya başlandı

Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Çevre Koruma Dairesi ülke genelinde motorlu taşıt egzoz emisyon ölçümlerini sürdürüyor.

AB finansmanı ile yenilenen motorlu taşıt egzoz emisyon denetim cihazları yapılan denetimlerde kullanılmaya başlandı.

Son 1 hafta içerisinde ülke genelinde yapılan ölçümlerde toplam 110 motorlu taşıtın 23 tanesinin Motorlu Taşıt Egzoz Emisyon Kontrolü Tüzüğü’nde belirtilen standartları sağlamadığı tespit edilerek 18/2012 sayılı Çevre Yasası’nın 28. maddesinin 3. fıkrası kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle araçların gerekli bakım-onarım hizmetinden geçirilip egzoz emisyon ölçümlerini tekrar yaptırmaları talep edilmiştir.

Trafikteki motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliğini kontrol altına almak amacıyla ülke genelinde egzoz emisyon ölçüm denetimleri düzenli olarak devam edecektir.

Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi için Güney Afrika’ya gitti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere “TUR” uçağıyla Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gitti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Esenboğa Havalimanı’ndan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Ankara Valisi Vasip Şahin ile diğer ilgililer uğurladı.

Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile bazı yetkililer de Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gitti.

Ay’ın oluşumuna yol açan kayıp gezegenin kökeni ortaya çıktı

Bilim insanları, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Dünya ile çarpışan ve Ay’ın oluşmasına neden olan Theia adlı gezegenin nereden geldiğine dair yeni kanıtlara ulaştı. “Science” dergisinde yayımlanan çalışma, Theia’nın Güneş Sistemi’nin iç bölgesinde, Dünya’ya oldukça yakın bir yerde oluştuğunu ortaya koyuyor.

1970’lerde ortaya atılan dev çarpışma teorisi, Ay’ın büyük ölçüde Theia’nın materyalinden oluştuğunu öngörüyordu.

Bu durum, Ay ve Dünya’nın kimyasal bileşimleri arasında belirgin farklar olması gerektiği anlamına geliyordu. Ancak yapılan araştırmalar, iki gök cisminin kimyasal olarak neredeyse tamamen aynı olduğu sonucunu verdi. Bu benzerlik uzun süredir gizemini koruyordu.

Max Planck Güneş Sistemi Araştırma Enstitüsü’nden Thorsten Kleine ve ekibi, Apollo görevleriyle Dünya’ya getirilen Ay örneklerini ve Dünya’dan alınan kayaçları inceleyerek ipuçlarını ağır elementlerde aradı.

Araştırmacılar, çarpışmadan sonra Dünya’nın mantosunda kalan molibden ve demir izotoplarını detaylı biçimde analiz etti.

İç Güneş Sisteminden gelen kayalık bir gezegen

Araştırma, Theia’nın metalik çekirdeğe sahip kayalık bir gezegen olduğunu ve Dünya’nın kütlesinin yüzde 5 ila 10’u büyüklüğünde olduğunu gösteriyor. Demir, molibden ve zirkonyum izotop oranlarının karşılaştırılması, gezegenin Güneş’e Dünya’dan daha yakın bir bölgede oluştuğunu ortaya koydu.

Bilim insanları, Güneş’e yakın bölgelerde oluşan cisimlerin ağır elementler açısından daha zengin olduğunu, Ay ve Dünya’nın bu elementler açısından beklenenden yüksek değerlere sahip olmasının ise ancak Theia çarpışmasıyla açıklanabileceğini belirtiyor.

Dünya ve Ay sisteminin evrimini anlamada kritik bir adım

Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden gezegen bilimci Sara Russell, çalışmayı “olağanüstü hassasiyetle yapılan ölçümlerin çok değerli sonuçlar sunduğu bir analiz” olarak nitelendirdi.

Russell, bulguların Dünya-Ay sisteminin yaşam için elverişli hale nasıl geldiğini anlamada önemli bir katkı sağladığını vurguladı.

Araştırma ekibi, sonraki aşamada dev çarpışma senaryosunu bilgisayar simülasyonlarıyla test etmeyi ve yeni örneklerle daha fazla element izotopu analiz etmeyi planlıyor.

Russell, gelecekteki Ay örnek toplama misyonlarının bu çalışmaları daha da ileri taşıyabileceğini belirterek, “Apollo’nun topladığı taşlar sayesinde aradan 50 yıl geçmesine rağmen Ay ve Dünya hakkında hâlâ yeni şeyler öğreniyoruz.” dedi.

Küresel piyasalar negatif seyrediyor

Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankasının (Fed) aralık ayına yönelik faiz indirim beklentilerinin gerilemesi ve varlık fiyatlamalarındaki yüksek değerleme endişelerinin yeniden güç kazanmasıyla negatif seyrediyor.

ABD tarihinin en uzun süreli hükümet kapanmasının geçen hafta sona ermesinin ardından açıklanmaya başlanan ekonomik veriler yakından ediliyor. ABD’de tarım dışı istihdam eylülde 119 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik oranı yüzde 4,3’ten 4,4’e çıktı. Ülkede ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı ise 15 Kasım ile biten haftada bir önceki haftaya kıyasla 8 bin kişi azalarak 220 bine geriledi.

Analistler, tarım dışı istihdam verisindeki toparlanmanın ülkedeki istihdam piyasasına yönelik soğuma endişelerini azalttığını söyledi. Ülke beklenenden daha güçlü bir istihdam artışına işaret eden veriler, Fed’in 9-10 Aralık tarihlerindeki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesi açıklanan son istihdam verisi oldu.

Bu gelişmelerle para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in aralık ayında faiz indirimine gitme ihtimali yüzde 35 seviyesine geriledi.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Cook “yüksek değerleme” endişelerine katılıyor

Makroekonomik veri akşının yanı sıra ülkede Fed yetkililerinin açıklamaları da yakından takip ediliyor. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook “yüksek değerleme” endişelerine yönelik, tarihsel olarak yüksek seviyelerdeki varlık fiyatlarındaki bir çöküşe şaşırmayacağını belirterek, “Şu anda, varlık fiyatlarında büyük düşüşler yaşanma olasılığının arttığını izlenimliyorum.” dedi.

Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack de enflasyonun yüzde 2 hedefine düşürülmesi için ılımlı ve bir nebze kısıtlayıcı politika duruşunun sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr ise Bankanın daha fazla faiz indirimini değerlendirirken temkinli hareket etmesi gerektiğini söyledi. Barr, enflasyonun hala yüzde 3 civarında seyretmesinden endişe duyduğunu vurgulayarak, yüzde 2 olan enflasyon hedefine ulaşmakta kararlı olduklarını aktardı.

Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de enflasyonda kaydedilen ilerlemenin durmuş gibi göründüğünü ve ters yöne gidebileceğine dair uyarılar verdiğini belirterek, bunun kendisini huzursuz ettiğini ifade etti.

New York borsası negatif seyretti

Söz konusu gelişmelerle dün “korku endeksi” olarak bilinen ve S&P 500 Endeksi’ndeki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi yaklaşık yüzde 12 artarak 26,4 seviyesine ulaştı. Dow Jones endeksi, yüzde 0,84, S&P 500 endeksi yüzde 1,56 ve Nasdaq endeksi yüzde 2,15 değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne ise hafif alıcılı başladı.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Cook’un yüksek değerlemeye yönelik açıklamalarının ardından ABD’li yarı iletken ve teknoloji hisselerindeki düşüş dikkati çekti.

Tahvil piyasaları tarafında ise ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi düşüş eğilimini 5. işlem gününe taşıdı. Dün yüzde 4,17 seviyelerine kadar yükselen tahvil faizi, gerileyerek günü 4,10 seviyesinden kapattı. Yeni günde ise ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 4,09 seviyesinde dengelendi.

Dolar endeksi ise dün yüzde 0,1 düşüşle 100,2 seviyesinden kapanırken, yeni işlem gününe yatay seyirle başladı.

Altının onsu kar realizasyonları ve Fed’in faiz indirim beklentilerinin gerilmesiyle yüzde 0,7 azalışla 4 bin 50 dolardan işlem görürken, Brent petrolün varili bugün yüzde 0,9 azalışla 62 dolardan alıcı buluyor.

Avrupa’da endeks vadeli kontratlar güne satıcılı başladı

Avrupa borsalarında çip üreticisi Nvidia’nın beklentilerin üzerinde gelen finansal sonuçlarının etkisiyle dün pozitif bir seyir izlenirken, yeni günde Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ABD tarafındaki negatif seyrin etkisiyle güne satıcılı başladı.

Yeni işlem gününde Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenecek 35. Avrupa Bankacılık Kongresi yatırımcıların odağına yerleşirken, burada konuşma yapacak Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın mesajları yakından izlenecek.

Öte yandan, bölge genelinde açıklanacak imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin de bölge ülkelerindeki ekonomik gidişat noktasında bilgi vermesi bekleniyor.

Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,21, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,62, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,34 ve Almanya’da DAX 40 yüzde 0,50 yükseldi.

Asya borsalarında satış baskısı öne çıkıyor

ABD endekslerinde artan risk algısı Asya borsalarına da yansırken, bölge endekslerinde teknoloji sektörü öncülüğündeki satış baskısı dikkati çekiyor.

Japonya’da Nikkei 225 endeksinde işlem gören yarı iletken endüstrisi için test ekipmanı üreticisi Advantest’in hisseleri yüzde 12,1, gelişmiş elektronik kablo ve ekipman üreticisi Furukawa Electric’in hisseleri yüzde 11, yarı iletken imalatçısı Tokyo Electron’un hisseleri 7,3 ve yarı iletken sektörü için ekipman üreten Lasertec’in hisseleri yüzde 5,3 değer kaybıyla işlem görüyor.

Güney Kore’de Kospi endeksinde işlem gören ülkenin çip devi SK Hynix’in hisseleri yüzde 8,8 ve Samsung Electronics’in hisseleri yüzde 6 kayıpla alıcı buluyor.

Bu gelişmelerin yanı sıra Japonya’da kabine, 21,3 trilyon yen tutarındaki ekonomik teşvik paketini onayladı. Söz konusu adım genişleyici mali önlemler alma vaadi veren yeni lider Takaiçi Sanae’nin ilk büyük adımı oldu.

Paket, Kovid-19 salgınından bu yana en büyük teşviki temsil eden 17,7 trilyon yenlik genel hesap harcamalarını içeriyor. Ayrıca, paket, 2,7 trilyon yenlik vergi indirimi de kapsıyor.

Konuya ilişkin konuşan Takaiçi, ekonomik büyüme yoluyla sürdürülebilir kamu finansmanına ulaşabileceklerini belirterek, vergi gelirleri yeterli olmazsa, paketi yeni tahvil ihracıyla finanse edeceklerini ifade etti.

Bölge genelinde makroekonomik veri akışı da takip edilirken, Japonya’da ekim ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3 ile beklentilere paralel arttı. Ülkede ekim ayına ilişkin dış ticaret açığı ise 231,8 milyar yen ile beklentilerin altında gerçekleşti.

Ülkede açıklanan kasım ayına ilişkin imalat sanayi PMI ise 48,8 ile bir önceki aya göre yükselirken, daralma eğilimini sürdürdü.

Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,2, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 3,7, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,6 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,4 değer kaybetti.

Borsa günü yükselişle tamamladı

Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,70 değer kazanarak 10.979,73 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı aralık vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,53 azaldı.

Dolar/TL, dün 42,3700’dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 42,4420’den işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde finansal hizmetler güven endeksi ile finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri, yurt dışında ise ECB Başkanı Lagarde’ın konuşmasının yanı sıra yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 11.000 ve 11.100 seviyeleri direnç, 10.900 ve 10.800 puanın ise destek konumunda bulunduğunu ifade etti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Türkiye, kasım ayı finansal hizmetler güven endeksi

10.00 İngiltere, ekim ayı perakende satışlar

11.30 Avro Bölgesi, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması

11.30 Almanya, kasım ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI

12.00 Avro Bölgesi, kasım ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI

12.30 İngiltere, kasım ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI

14.30 Türkiye, eylül ayı finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri

17.45 ABD, kasım ayı imalat sanayi/hizmet sektörü/bileşik PMI

18.00 ABD, kasım ayı Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi

18.00 ABD, ağustos ayı toptan eşya stokları

Hava sıcaklığı yeni haftayla birlikte düşüşe geçecek

Meteoroloji Dairesi’nin 20-26 Kasım dönemini kapsayan tahmin raporuna göre, sıcaklık periyodun son günlerinde düşerek iç kesimlerde ve sahillerde 21-24 derece dolaylarında seyredecek.

Periyodun ilk günlerinde ise hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde 27-30, sahillerde 23-26 derece dolaylarında olacak.

Yüksek basınç sistemi ile ılık ve nispeten nemli hava kütlesinin etkisinde kalacak bölgenin, periyodun son günlerinde üst atmosferdeki serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalması bekleniyor.

Hava hafta boyunca parçalı az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu olacak.

Rüzgar genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esecek, periyodun son günlerinde ise güney ve doğu yönlerden zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

21 Kasım 2025 Döviz Kurları

Dolar, son bir ayın en yüksek seviyesinde seyrediyor.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 42,44 TL, Euro 48,99 TL, İngiliz Sterlini ise 55,60 TL’den işlem görüyor.

Saat 07.52 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 42,42 TL, satış fiyatı 42,46 TL.

Euro’nun alış fiyatı 48,97 TL, satış fiyatı 49,02 TL, İngiliz Sterlini ise 55,57 TL’den alınıp 55,64 TL’den satılıyor.

Dinçyürek: Düne göre çok daha güçlü ve donanımlıyız

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 18 milyar 407 milyon 131 bin TL olarak öngörülen Sağlık Bakanlığı bütçesini oy çokluğuyla kabul etti.

10 gün şeklinde planlanan görüşmeler kapsamında bugün 5’nci toplantısını yapan komite, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, bakanlığa bağlı kurumlar ve Sağlık Bakanlığı bütçesini ele aldı.

Komitenin akşamki kısmında Sağlık Bakanlığı bütçesi tartışılırken, yaklaşık 10 saat süren komite toplantısı 21.00 sıralarında tamamlandı.

Toplantının sonunda milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtlayan Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, dünyadaki hiçbir sağlık sisteminin kusursuz olmadığını kaydederek,  “Biz de en kusursuza sahip değiliz ama düne göre çok daha güçlü ve donanımlıyız… Ne bulduysak üzerine koya koya gidiyoruz” dedi.

Fotoğrafın bütüne bakılması gerektiğini de söyleyen Dinçyürek, “Bu dönem, KKTC tarihinde bir ilktir. 4 büyük hastanenin yapımına eş zamanlı devam ediliyor. Sağlığın bütçeden aldığı pay tarihinin en yüksek oranı” dedi.

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, ülkenin gerçeklerinin, mali yapısının ortada olduğunu kaydederek, “Geldiğimiz nokta, kötü mü? Değil. Sağlığın bütçeden aldığı pay tarihinin en yüksek oranıdır” dedi.

Dinçyürek, Sağlık Bakanlığı’nın genel bütçedeki payının yüzde 10’un altında, bütçesinin ise 18 milyarın üzerinde olduğunu belirterek, “Kağıt üzerinde görünen rakamlar bunlardır ama gerçek rakamlar daha yüksektir” dedi.

-Hastaneler ve cihazlar

Yeni Lefkoşa Hastanesi’nin kısa süre içinde yükselmeye başlayacağını, Pamuklu Hastanesi’nin yapımına da başladığını kaydeden Diçyürek, “Bütün projeleri eş zamanlı ve hızlı şekilde yapıyoruz” dedi.

Dinçyürek, Lefkoşa’daki yeni hastanede 110 yoğun bakım yatağı olacağını da sözlerine ekledi.

Girne Hastanesi’nin bitme safha geldiğini hatırlatan Dinçyürek, MR, tomografi, röntgen gibi büyük cihazların siparişlerinin verildiğini açıkladı.

Güzelyurt Hastanesi ile ilgili yapılan sözleşmede belirtilen bitiş tarihin 26 Ocak 2026 olduğunu kaydeden Dinçyürek, müteahhidin 15 Kasım tarihini ifade ettiğini ancak projenin tamamlanması için daha zaman olduğunu kaydetti.

Yeni doğan dahil ülkede 80 yoğun bakım yatağı olduğunu, bu sayının artırılacağını da söyleyen Sağlık Bakanı,  “Kapasite artırmaya devam ediyoruz. Rakamları devraldığımızın çok üstüne taşıdık” dedi.

Gazimağusa Hastanesi için anjiyo ve kalp damar operasyonu cihazlarının yakın zamanda ülkeye getirileceğini de belirten Dinçyürek, gelecek hafta Ankara’ya gideceğini de açıkladı.

Dinçyürek, “Fotoğrafın bütüne bakmayı öğrenmemiz lazım. Bu dönem, KKTC tarihinde bir ilktir. 4 büyük hastanenin yapılmasına devam edildiği bir dönemden bahsediyoruz. 3 tane modern sağlık merkezini de hizmete açtık” dedi.

Atıl durumda olan, işlev görmeyen ya da hiç olmayan sağlık ocağı veya odalarını bir faaliyete geçirdiklerini de ifade eden Dinçyürek, bunlara Beyarmudu, Vadili, Tatlısu, Gaziköy, Dörtyol, Karaağaç’ı örnek gösterdi.

Milyonlarca TL’lik tıbbı cihazlar aldıklarını da belirten Sağlık Bakanı, “Yakında bir o kadar daha ihaleye çıkacağız” dedi.

Sağlık Bakanı, iki MR ihalesine çıkılacağını da açıklayarak, bu cihazların birinin Lefkoşa, diğerinin Gazimağusa’ya verileceğini, gezici mamografi cihazıyla ilgili çalışmaların da sürdüğünü belirtti.

SAVAŞAN: ÇOCUK HAKLARINI KORUMAK İNSANLIĞIN VİCDANIDIR

Dr. Ahmet Savaşan, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı paylaşımda, dünyanın her yerindeki çocukların eşit, güvenli ve mutlu bir geleceğe sahip olması gerektiğini vurguladı. Her çocuğun eğitim, sağlıklı büyüme, korunma, kendini ifade etme ve oyun hakkının dokunulmaz olduğunu belirten Dr. Savaşan, çocukların haklarını korumanın sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda insanlığın vicdanı olduğunu ifade etti.

Çocukların güvenle büyüyebildiği, özgürce konuşabildiği ve fırsat eşitliğiyle güçlenebildiği bir dünyanın mümkün olduğunu kaydeden Dr. Savaşan, bu dünyayı inşa etmenin tüm insanlığın ortak görevi olduğunun altını çizdi. Geleceğin teminatı olan çocukların yanında olmaya, onların sesine ses katmaya ve haklarını savunmaya devam edeceklerini belirten Dr. Savaşan, Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutladı.

Üstel: Artık hiçbir uzman askerimiz iradesi dışında farklı bir göreve zorlanmayacaktır

Başbakan Ünal Üstel, pazartesi Meclis’te görüşülecek Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısıyla, görevine devam etmek isteyen ve gerekli şartları sağlayan her personelin önünün açılacağını ve artık hiçbir uzman askerin iradesi dışında farklı bir göreve zorlanmayacağını belirtti.

Başbakan Ünal Üstel, Pazartesi Cumhuriyet Meclis’inde görüşülecek Askerlik (Değişik) Yasa Tasarısı hakkında yazılı açıklama yaptı.

Açıklamasında güvenlikle ilgili reformları başlatacaklarını ve ilk adımın da uzman askerlerin önünü açmak olduğunu belirten Üstel, “Güvenlik kuvvetlerimizle ilgili uzun süredir konuşulan ancak hayata geçirilemeyen düzenlemeler artık rafta kalmayacaktır. Hepsini tek tek tamamlamaya kararlıyız” dedi.

Başbakan Üstel, son dönemde yaşanan adli olaylar ve içinde bulunulan coğrafyanın taşıdığı risklerin, hem askerlikle ilgili yasalarda, hem de iç güvenlikle ilgili süreçlerde gerekli yasal ve teknik güncellemelerin artık ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koyduğuna dikkat çekti. 

Bu nedenle hükümetin gerek polis teşkilatının daha etkin, daha hızlı ve daha güçlü soruşturmalar yapmasını sağlayacak düzenlemeler, gerekse ulusal güvenlikle ilgili yıllardır bekleyen tüm yasaların öncelikli çalışma programına aldığını belirten Başbakan Üstel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:  

“Güvenlik kuvvetlerimizle ilgili uzun süredir konuşulan ancak hayata geçirilemeyen düzenlemeler artık rafta kalmayacaktır. Hepsini tek tek tamamlamaya kararlıyız. Bu yaklaşımımızın ilk somut adımı, Meclis gündemine taşıdığımız Askerlik Yasası değişikliğidir.”

-Değişiklik ülkenin güvenlik yapısını güçlendirecek ve kapsamlı reform sürecinin başlangıç adımı olacak

Başbakan Üstel, bu değişikliğin ülkenin güvenlik yapısını güçlendireceğini ve kapsamlı reform sürecinin başlangıç adımı olacağını vurgulayarak, bu ilk adımın özellikle uzman askerlerle ilgili düzenlemeyi içerdiğini söyledi.

Başbakan Üstel, açıklamasında şunları kaydetti: 

“Yapılan değişiklikle; Güvenlik teşkilatımızın bel kemiğini oluşturan uzman askerlerimizin yıllardır dile getirdiği önemli bir ihtiyaç giderilmektedir.  Yasada yer alan 1/3 sınırlaması kaldırılmakta, görevine devam etmek isteyen ve gerekli şartları sağlayan her personelin önü açılmaktadır. Artık hiçbir uzman askerimiz iradesi dışında farklı bir göreve zorlanmayacaktır.

Bu düzenleme, ordumuzun profesyonel yapısını güçlendiren, ulusal güvenliğimizi pekiştiren ve personelimizin hakkını teslim eden stratejik bir adımdır.

Düzenlemeyi Pazartesi günü Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeye başlıyoruz. Hükümet olarak yasanın geçmesi için gereken tüm sorumluluğu üstleniyoruz.

Bu vesileyle, ülkemizin huzuru için gece gündüz görev yapan tüm güvenlik güçlerimize içten teşekkür ediyor; üstün gayretleri nedeniyle kendilerini tebrik ediyorum.”

TÜRKİYE VE KKTC ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIKLARI ARASINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANDI

Türkiye ile KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları arasında işbirliği anlaşması imzalandı.

TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ile Bakanlık’ta bir araya geldi.

Birebir ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki Bakan tarafından, Türkiye ve KKTC arasında işbirliği anlaşması imzalandı.

TC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, görüşmede yaptığı konuşmada, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle KKTC’nin 42’nci kuruluş yıl dönümünü kutladı.

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’nin 6. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı ilk yurt dışı ziyareti kapsamında Ankara’da ağırladığını anımsatan Işıkhan, “Bugün de değerli kardeşim Sayın Bakan’ın göreve başladıktan sonraki ilk yurt dışı ziyaretini ülkemize yapıyor olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim. Bu vesileyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak kısa süre önce atandığı yeni görevinde kendisine başarılar diliyorum. Birlikte verimli ve sonuç odaklı bir çalışma dönemi geçireceğimize inancım tamdır.” ifadelerini kullandı.

Işıkhan, Kıbrıs Türk halkının varlığının, hürriyetinin ve geleceğinin teminat altına alınmasını, refah seviyelerinin yükseltilmesini, KKTC’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla güçlendirilmesini öncelikli hedef olarak gördüklerini belirterek, “Bu kapsamda KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katılmasını son derece önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Kıbrıs meselesini siyasi alanda çözmeye gayret gösterirken, bununla eş zamanlı olarak KKTC’nin kalkınması için gerekli hamleleri birlikte gerçekleştiriyoruz.” diye konuştu.

– “Ortak Çalışma Komisyonu kurulacak”

Geçmiş dönemde yürürlükte olan İşbirliği Anlaşması sayesinde Türkiye ve KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları birimleri arasında önemli işbirlikleri ve tecrübe paylaşımları gerçekleştirildiğini aktaran Bakan Işıkhan, şöyle devam etti:

“Anlaşmanın süresinin sona ermesiyle birlikte işbirliğimizi yeni bir yasal çerçeveye kavuşturma ihtiyacı doğmuştu. Teknik ekiplerimizin titiz çalışmalarıyla hazırlanan bu yeni anlaşmayı imzalayacak olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Her iki Bakanlıktan da bu teknik çalışmaları yürüten arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün imzalayacağımız yeni anlaşma da Bakanlıklarımız arasında Ortak Çalışma Komisyonu kurulmasını öngörmektedir.”

Mevcut işbirliğini somut bir takvime bağlayarak ilerleyebilmek adına, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından Ortak Çalışma Komisyonunun toplanarak yeni bir eylem planı hazırlanmasının uygun olacağı değerlendirmesinde bulunan Bakan Işıkhan, şunları kaydetti:

“Eylem planları, uzman değişimi, bilgi ve tecrübe paylaşımı, istihdam ve mesleki eğitim gibi alanlarda yürütülecek ortak projelerin önünü açarak, işbirliğimizi daha da güçlendirmektedir. İlişkilerimizin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesi için bizler de süreçleri takip edeceğiz. Bakanlıklarımız arasındaki işbirliğinin, her iki ülke vatandaşlarının çalışma ve sosyal güvenlik alanlarındaki haklarının korunması ve geliştirilmesine büyük katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum.”

 

Başkonsolos Işın Gürler’den Mehmetçik Büyükkonuk Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu’ya Ziyaret

TC Gazimağusa Başkonsolosu Işın Gürler, Mehmetcik Büyükkonuk Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu’nu makamında ziyaret etti.

Gerçekleşen görüşmede bölgede yürütülen belediye çalışmaları, yerel üretimin desteklenmesi ve iki kurum arasındaki işbirliği imkanları üzerine samimi bir fikir alışverişi yapıldı.

Ziyaret kapsamında Başkan Dr. Fatma Çimen Tuğlu, belediyenin üreten kadınlarını temsil eden anlamlı bir hediye olarak, Pamuklu Sanat Atölyesi’nde el emeğiyle hazırlanan keçe çalışmasını Başkonsolos Gürler’e takdim etti. Bu özel hediye, bölgenin kültürel değerlerini ve yerel üretim gücünü yansıtan zarif bir hatıra niteliği taşıdı.

Belediye Başkanı Dr. Tuğlu, nazik ziyaretleri için Başkonsolos Işın Gürler’e teşekkür ederek, “Halkımız için, geleceğimiz için çalışıyoruz” mesajını yineledi.