Archives 2025

Üstel’den Türkiye’deki Turizmcilere Çağrı: “KKTC’ye Sahip Çıkın, Ambargoları Birlikte Aşalım”

Başbakan Ünal Üstel, Antalya’da düzenlenen 15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne katılarak hem KKTC turizminin yeni vizyonunu anlattı hem de Türkiye’deki turizmcilere stratejik bir çağrı yaptı. Kongre süresince önemli temaslarda bulunan Üstel, tur operatörlerini KKTC’ye sahip çıkmaya davet ederek “Ambargoları ancak birlikte aşarız” dedi.

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen turizm profesyonelleri Antalya’da buluştu

Antalya’da gerçekleştirilen 15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen tur operatörleri, turizm yatırımcıları ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi.

Etkinlik, Türkiye turizminin en büyük fikir platformlarından biri olarak kabul ediliyor.

Bu yılın ana teması “Design the Difference with New Strategies – Yeni Stratejilerle Fark Yaratmak” oldu.

“Turizm; barışın, refahın ve ortak geleceğin dilidir”

Açılış konuşmasına turizmin stratejik önemini vurgulayarak başlayan Üstel, sektörün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumlar arasında barışı ve kültürel etkileşimi güçlendiren bir alan olduğuna dikkat çekti:

“Turizm; barışın, refahın ve ortak geleceğin dilidir. Kıbrıs Türk halkı için turizm, kalkınmamızın ana damarlarından biridir.”

Üstel, tüm siyasi engellemelere rağmen KKTC turizminin büyümeye devam ettiğini ifade etti.

Üstel’den net mesaj: “Türkiye’deki turizmcilere çağrı yapıyorum”

Başbakan Üstel konuşmasının en kritik bölümünde doğrudan Türkiye turizm sektörüne seslendi:

“Türkiye’deki tüm turizmcileri KKTC’ye daha güçlü destek vermeye davet ediyorum. Tanıtımda, pazarlamada, ortak projelerde bir adım daha ileriye gitmeliyiz.”

“Ambargoları ancak birlikte, dayanışma içinde aşabiliriz. Tur operatörlerimizi KKTC’ye sahip çıkmaya çağırıyorum.”

“Siyasi istikrar turizmin en büyük güvencesidir”

KKTC’deki siyasi istikrarın turizm yatırımlarını güçlendirdiğini belirten Üstel:

“Siyasi istikrar yoksa, turizmde sürdürülebilir başarı da yoktur.” dedi.

Direkt uçuşlar ve sınır kapıları: “Çağ dışı uygulamalar”

Başbakan Üstel, KKTC’ye doğrudan uçuşların siyasi gerekçelerle engellenmesini sert sözlerle eleştirdi:

“KKTC’ye direkt uçuşların siyasi gerekçelerle engellenmesi çağ dışıdır.”

Rum Yönetimi’nin güneye gelen turistlerin kuzeye geçişini caydırıcı uygulamalarla engellemesini de eleştiren Üstel:

“Güneye gelen turistlerin kuzeye geçişinin engellenmesi turizm etiğine aykırıdır. Turist korkutulacak değil, misafir edilecek kişidir.” ifadelerini kullandı.

Stratejik yatırımlar vurgulandı: Ercan, Girne Limanı, Ada Kıbrıs

Başbakan Üstel, KKTC’nin turizmdeki yükselişinin temelinde Türkiye’nin desteğiyle hayata geçirilen büyük yatırımların olduğunu söyledi.

Yeni Ercan Havalimanı

“Yeni Ercan, KKTC’nin dünyaya ‘biz buradayız’ mesajıdır.”

Girne Antik Limanı Restorasyonu

“Girne’nin marka değerini artıran tarihi bir dönüşümü gerçekleştirdik.”

Ada Kıbrıs Turizm Markası

“Ada Kıbrıs markasıyla uluslararası alanda daha görünür, daha güçlü bir tanıtım dili oluşturduk.”

Sabit fiyatlı uçuş anlaşması: “Turizme nefes aldıran bir adım”

THY ve AJet ile imzalanan sabit fiyatlı uçuş protokolünün turizme önemli bir destek olduğunu belirten Üstel:

“Erişimi kolaylaştırıyoruz, maliyetleri öngörülebilir hale getiriyoruz.” dedi.

“Turizmcimiz kazanırsa, ülkelerimiz kazanır”

Konuşmanın sonunda sektördeki tüm emekçilere teşekkür eden Üstel:

“Turizmcimiz kazanırsa, ülkelerimiz kazanır. Turizm, barışın ve ortak geleceğin evrensel dilidir; biz bu dili hem koruyacağız hem de güçlendireceğiz.” dedi.

Cevdet Yılmaz: Turkcell ve Google Cloud’un yatırımları diğer yatırımları tetikleyecek

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Turkcell proje kapsamında 1 milyar dolar yatırım yapmayı planlarken, Google Cloud tarafından 2 milyar dolar yatırım yapılacak. Bu diğer yatırımları da tetikleyecek. ” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen “Google Cloud Day Türkiye” programında yaptığı konuşmada, Google Cloud ile Turkcell işbirliğinde hayata geçirilecek hiper ölçekli bulut bölgesinin, Türkiye’nin veri, bulut altyapısı ve yapay zeka alanlarında bölgesel konumunu daha da güçlendirecek önemli, stratejik bir adım olduğunu söyledi.

Yapay zekanın, özellikle son yıllarda yatırım hacmi ve altyapı ölçeği açısından kayda değer bir ivme kazandığına işaret eden Yılmaz, 2024 yılında yapay zeka girişimlerine yönelen küresel girişim sermayesi yatırımlarının, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 52 arttığını ve 131,5 milyar dolara ulaştığını dile getirdi.

Cevdet Yılmaz, yapay zeka alanında güncel küresel gelişmelere uygun şekilde, politikalarını şekillendirdiklerini ve güncellediklerini bildirerek, şöyle konuştu:

“Başkanlığını yürütmekte olduğum Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Yönlendirme Kurulu’nda 2021-2025 dönemini içeren Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ve eylem planlarında yer alan politika ve tedbirleri takip ediyor; kamu kurumları, özel sektör ve akademik dünya arasında eş güdümü güçlendiriyoruz. Son dönemlerde yapay zeka teknolojilerinin özellikle üretken yapay zeka, büyük dil modelleri, veri egemenliği ve düzenleyici çerçeve alanlarında çok hızlı bir gelişim göstermesi ve mevcut Ulusal Yapay Zeka Stratejisi döneminin tamamlanacak olması sebebiyle Türkiye’nin yeni eylem planı üzerinde çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Devreye alınacak eylem planımızda insan kaynağının geliştirilmesi, üretken yapay zeka ve Türkçe büyük dil modellerinin desteklenmesi, yüksek performanslı hesaplama ve veri altyapılarının güçlendirilmesi, Ar-Ge ve girişimcilik ekosisteminin derinleştirilmesi, uluslararası işbirliklerinin artırılması ve yapay zeka alanında uluslararası normlara uyumlu ulusal mevzuatın şekillendirilmesi temel başlıklarımızı oluşturacaktır.”

“Siber güvenlik mimarisini inşa ediyoruz”

Bulut bilişim, veri ve yapay zekanın artık ayrı ayrı teknolojiler değil, bütünleşik bir teknolojinin parçaları haline geldiğini dile getiren Yılmaz, ekonomik değer üretiminden ulusal güvenliğe, sanayiden savunmaya, finanstan sağlığa kadar hemen her alandaki karar süreçlerinin, büyük ölçüde veriye dayalı hale geldiğini ifade etti.

Yılmaz, bu çerçevede, veri merkezlerinin verilerin güvenli bir şekilde işlenmesini ve saklanmasını sağladığını, veriye hızlı ve kesintisiz erişimi mümkün kılan kritik altyapılar haline geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bir ülkenin kendi veri merkezleri ve bulut altyapısı üzerinden verisini işleyebilmesi, veri egemenliğini güçlendirirken, aynı zamanda uluslararası yatırım çekme kapasitesini, bölgesel dijital üs olma potansiyelini ve yerli yapay zeka ekosisteminin geliştirilmesi imkanını da doğrudan etkilemektedir. Bu noktada veri merkezlerinin ülkemize çekilmesi ve yatırımlarını desteklemekteyiz.”

Dijital dünyanın sınırları büyürken tehditlerin akıllandığına, daha karmaşık ve hedef odaklı hale geldiğine dikkati çeken Yılmaz, siber uzaydaki bu yeni tehdit dalgasının, sadece veri güvenliğini değil, ekonomik istikrarı, rekabet gücünü ve ulusal egemenliği de doğrudan etkilediğini hatırlattı.

Cevdet Yılmaz, bu kapsamda kurulan Siber Güvenlik Başkanlığının gelecek dönemde çok daha güçlü bir şekilde teşkilatlanmasını beklediklerini kaydederek, “Bu yüzden kararlı, proaktif ve yenilikçi adımlarla, akıllı savunma sistemleri üreten, nitelikli insan kaynağı geliştiren ve dijital altyapılarımızı yıkıcı etkilere karşı dayanıklı hale getiren bir siber güvenlik mimarisini inşa ediyoruz.” diye konuştu.

“Bu hamle ülkemizin bölgenin veri üssü konumuna yükselmesine katkı sağlayacaktır”

Bulut teknolojilerinin sunduğu esneklik ve ölçeklenebilirliğin, kimlik doğrulamadan tehdit yönetimine kadar geniş bir alanda güvenlik yaklaşımlarını standardize etme ve yaygınlaştırma potansiyeline sahip olduğuna işaret eden Yılmaz, bu doğrultuda, dijitalleşmeyle birlikte siber dayanıklılığın artırılması ve dijital güvenin kurumsallaşması için güvenli bir bulut ekosisteminin kararlılıkla inşasının büyük bir önem taşıdığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle devam etti:

“Böyle bir ortamda Turkcell ile Google Cloud arasında kurulan stratejik ortaklık, Türkiye’nin dijital egemenliğini ve bölgesel konumunu güçlendiren, son derece önemli, kritik bir adım olmuştur. Bu yatırım aynı zamanda, uluslararası yatırımcılar tarafından ekonomimizin gücüne, dayanıklılığına ve yenilikçilik kapasitesine duyulan güveni yansıtmaktadır. Doğrudan uluslararası yatırımlar anlamında da bir stratejimiz var. Bunun da odağında aslında nitelikli yatırımları ülkemize cezbetmek var. Sadece miktarı artırmak değil gelen yatırımların niteliğini artırmak var. İşte ona çok güzel bir örnek bugün konuştuğumuz yatırım.

Ülkemizde 2028-2029 yıllarında hayata geçirilecek ve Türkiye’nin regülasyonlarına tam uyumlu olacak hiper ölçekli bulut bölgesi, yüksek erişilebilirlik, düşük gecikme ve güçlü siber dayanıklılık sunacaktır. Bu hamle ile Türkiye ve Turkcell, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında dijital köprü rolünü güçlendirecek; ülkemizin bölgenin veri üssü konumuna yükselmesine katkı sağlayacaktır. Turkcell proje kapsamında 1 milyar dolar yatırım yapmayı planlarken, Google Cloud tarafından 2 milyar dolar yatırım yapılacak olması da ülkemiz açısından memnuniyet vericidir. Böylece toplamda 3 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Önemli bir rakam gerçekten, bu diğer yatırımları da tetikleyecek. Bu altyapının oluşmasıyla birlikte, birçok start-up’lar, girişimler buralardan filizlenecek. Dolayısıyla çarpan etkisiyle birlikte çok daha büyük bir yatırımı harekete geçireceğini ifade etmek isterim.”

“Google Cloud, Egemen Bulut altyapısını da Turkcell ile birlikte Türkiye’ye getirmektedir”

Bulut altyapısının sağladığı hız ve ölçeklenebilirliğin, girişimcilik ekosistemine de önemli bir avantaj sunduğunu; yazılım geliştiren, yapay zeka tabanlı çözümler üreten, finans, oyun ve siber güvenlik alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin hızla büyümesi için güçlü bir zemin oluşturduğunu bildiren Yılmaz, kamu kurumları, bankalar, e-ticaret şirketleri ve üniversitelerin de en güncel teknolojilere mevzuata uygun bir çerçevede erişebileceğini aktardı.

Yılmaz, bu ortaklığın temel sütunlarından birinin de veri güvenliği ve dijital egemenlik olduğunu vurgulayarak, “Google Cloud, veri güvenliğini en üst seviyede tutmak ve Türkiye’deki regülasyonlara uyum sağlamak amacıyla, Egemen Bulut altyapısını da Turkcell ile birlikte Türkiye’ye getirmektedir. Egemen Bulut altyapısının ülkemize taşınmasıyla kurumlar verilerini kendi anahtarlarıyla şifreleyebilecek, regülasyonlara tam uyumlu bir şekilde çalıştırabilecektir. Çok bölgeli mimarinin sağladığı yüksek dayanıklılık, kritik altyapıların siber tehditlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı verecektir.” ifadesini kullandı.

Google Cloud Türkiye ve Turkcell’in ortaya koyduğu güçlü ortaklık için teşekkür eden Yılmaz, atılan bu adımın Türkiye’nin teknoloji ekosistemine değerli katkılar sunmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi için Güney Afrika’ya gidecek

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22-23 Kasım’da Johannesburg’da düzenlenecek 20’nci G20 Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gidecek.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada, şu bilgileri paylaştı:

“Sayın Cumhurbaşkanı’mız, ‘Dayanışma, Eşitlik, Sürdürülebilirlik’ ana teması altında icra edilecek Zirve’ye çeşitli oturumlar sırasında hitap edeceklerdir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Zirve vesilesiyle Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa başta olmak üzere G20 Liderleri ile uluslararası kuruluş temsilcileriyle de bir araya gelmeleri öngörülmektedir.”

Ertuğruloğlu, TÜRKPA Genel Sekreterini kabul etti

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan’ı ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre kabulde, KKTC ile Türk dünyası arasındaki ilişkilerin her alanda artarak gelişmesini hedeflediklerini belirten Ertuğruloğlu, karşılıklı temasların önemine işaret etti.

Bakan Ertuğruloğlu, bu anlamda, KKTC’nin görünürlülüğünün artması yönündeki desteklerinden dolayı TÜRKPA heyetine teşekkür etti.

Görüşmede, Bakanlık Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı da yer aldı.

Bayraktar KIZILELMA, F-16 ile tarihi teste imza attı

Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, gökyüzünde tarihi bir teste imza atarak hedef F-16’ya kilitlenip milli hava-hava füzesi GÖKDOĞAN ile gerçekleştirdiği simüle atış testinde tam isabet sağladı.

Baykar’dan yapılan açıklamaya göre, şirketin öz kaynaklarıyla milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar KIZILELMA, muharebe sahasındaki etkinliğini kanıtlayacak kritik virajlardan birini daha başarıyla döndü.

Tekirdağ Çorlu’daki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanan milli insansız savaş uçağı, ortalama 15 bin feet irtifada 1 saat 45 dakika süren uçuşunda hem F-16’larla kol uçuşu icra etti hem de milli radar ve mühimmat entegrasyonunu doğruladı. Bu uçuşla Bayraktar KIZILELMA’nın testlerde gerçekleştirdiği toplam uçuş süresi 55 saati geçti.

Bayraktar KIZILELMA – GÖKDOĞAN Mühimmatı Bağlı Uçuş ve Murad AESA Radar Performans Testi’ne Türk Hava Kuvvetlerine ait iki adet F-16 savaş uçağı da katıldı.

F-16’lardan biri Bayraktar KIZILELMA ile yakın kol uçuşu gerçekleştirerek platformun insanlı savaş uçaklarıyla uyumunu sergilerken, diğer F-16 ise senaryo gereği “hedef uçak” görevini üstlendi.

Test kapsamında Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD AESA Radarı ile 30 mil mesafedeki hedef F-16’yı tespit etti ve radarıyla hedefe kilitlendi. Ardından kanat altında taşıdığı TÜBİTAK SAGE üretimi GÖKDOĞAN Görüş Ötesi Hava-Hava Füzesi üzerinden elektronik ortamda simüle atış gerçekleştirdi.

Yapılan simülasyonda Bayraktar KIZILELMA, yüksek manevra kabiliyetine sahip F-16 hedefini sanal ortamda tam isabetle etkisiz hale getirerek hava-hava muharebesi için önemli bir adım attı.

Testin en kritik aşamalarından biri de uçak, radar ve füze arasındaki haberleşme altyapısının denenmesi oldu. Bayraktar KIZILELMA, hedef F-16’ya kilitlendikten sonra MURAD AESA radardan aldığı anlık hedef, konum ve hız bilgilerini kanadında taşıdığı GÖKDOĞAN füzesine kesintisiz bir şekilde iletti.

Bayraktar KIZILELMA ile mühimmat arasındaki bu veri bağının (Data Link) başarıyla doğrulanması, insansız savaş uçağının görüş ötesi hedefleri (BVR) etkisiz hale getirme kabiliyetinde önemli bir kilometre taşı oldu.

Üç farklı ve zorlu test senaryosu eş zamanlı olarak başarıyla icra edildi

Tekirdağ semalarındaki bu tarihi uçuşta üç farklı ve zorlu test senaryosu eş zamanlı olarak başarıyla icra edildi.

İnsanlı savaş uçaklarıyla ortak operasyon yeteneğinin sergilendiği F-16 kol uçuşuyla geleceğin hava muharebe konseptine ışık tutulurken, kanat altında taşınan GÖKDOĞAN Görüş Ötesi Hava-Hava Füzesi ile platformun aerodinamik ve aviyonik uyumu doğrulandı.

Aynı uçuşta devreye alınan milli MURAD AESA radarının tespit, takip, kilitlenme ve veri aktarım yetenekleri de zorlu koşullarda kanıtlanmış oldu.

Kerem Aktürkoğlu’na Harry Potter davası!

Yapım şirketi Warner Bros, gol sevinçlerinde Harry Potter taklidi yapan Fenerbahçeli futbolcu Kerem Aktürkoğlu’nu hedef aldı.

Şirket, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne başvuru dilekçesinde “Harry Potter”“Hogwarts”“Gryffindor” gibi pek çok ibarenin Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu hatırlattı.

MAHKEMEYE İLETİLDİ

Şirket, bu markaların yalnızca kitap ve filmlerle sınırlı olmayan, dünya çapında tanınmış ve ticari değeri yüksek markalar olduğunun altını çizdi.

Söz konusu başvuruda, marka tescil bilgileri tabloyla mahkemeye iletilerek, futbolcunun paylaşımlarında bu markalara açık şekilde atıfta bulunduğu ifade edildi.

TELİF HAKKI İSTENDİ

Sabah’ta yer alan habere göre; mahkemeye sunulan belgelerde, Aktürkoğlu’nun sosyal medya paylaşımlarında “Harry Potter” film serisinin ikonik müziği olan Hedwig’s Themei kullandığı vurgulandı.

Paylaşılan videolarda ayrıca Harry Potter karakterine benzeyen animasyon figürlerinin, Hogwarts armasının, film sahnelerini andıran dekorların ve kostümlerin yer aldığı görülüyor.

Warner Bros, bütün bu unsurların hiçbir izin alınmadan kullanıldığını ve bunun hem telif hem marka hakkı ihlali olduğunu savundu.

İNCELEME TALEBİ

Warner Bros, tüm bu unsurların Fikri ve Sinai Haklar Kanunu kapsamında eser sahibinin mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini, ayrıca Türk Ticaret Kanunu’na göre haksız rekabet oluşturduğunu bildirdi.

Warner Bros, mahkemeden futbolcunun Instagram’daki ilgili Reel videosu ile X’teki paylaşımlarının uzman bilirkişi tarafından incelenmesini istedi.

Şirket, bu inceleme sonucunda Harry Potter evrenine ait telifli müzik, karakter, logo ve diğer görsellerin gerçekten kullanıldığının tespit edilmesini talep etti.

Ayrıca, incelemenin futbolcuya tebligat yapılmaksızın gerçekleştirilmesi gerektiği de dilekçede yer aldı.

Meclis Başkanı Öztürkler: “TÜRKPA, Türk Dünyası ile ilişkilerde köprü olmalı”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) 14’üncü genel kurulunda TÜRKPA Genel Sekreterliği’ne seçilen Azerbaycan Milli Meclisi Milletvekili Ramil Hasan’ı kabul etti.

Cumhuriyet Meclisi’nden verilen bilgiye göre, Ramil Hasan ve beraberindeki heyeti kabulünde konuşan Öztürkler, “TÜRKPA, Türk Dünyası ile ilişkilerde köprü olmalı” dedi.

KKTC’nin Türk dünyasıyla entegrasyonunda parlamenter temsiliyetin stratejik rol üstlendiğini vurgulayan Öztürkler, bu alanda iş birliğinin artırılmasının öneminde değindi.

Öztürkler,  Ramil Hasan’ın TÜRKPA Genel Sekreterliği’ne seçilmesinden duyduğu memnuniyeti de dile getirerek, “Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk dünyası ile olan ilişkilerinde, Anavatan Türkiye ile birlikte bizlere köprü olmalıdır ” dedi.

Ziya Öztürkler, bu önemli görevin Türk dünyasının birlik ve dayanışmasına katkı sağlayacağına da inanç belirtti.

TÜRKPA nezdinde KKTC milletvekillerinin kalıcı ve yapıcı katkılar sunmaya hazır olduğunu ifade eden Öztürkler, TÜRKPA’nın sahip olduğu etkin lobi gücünün KKTC’nin uluslararası görünürlüğü açısından büyük önem taşıdığını belirterek, bu platformun sunduğu imkânlardan yararlanmak istediklerini kaydetti.

KKTC’nin siyasi ve ekonomik iş birliğine açık olduğunu vurgulayan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Türk dünyasıyla çok boyutlu ilişkilerin geliştirilmesinin ortak hedef olduğunu ifade etti.

-Hasan

TÜRKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan ise kabulden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, KKTC’nin Türk dünyası içindeki yerinin güçlendirilmesi yönünde her türlü iş birliğine hazır olduklarını belirtti.

Konuşmaların ardından karşılıklı hediye teatisinde bulunuldu.

Başbakanı Üstel, Antalya’daki “15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi”nde konuştu

Başbakan Ünal Üstel, “Rum yönetimi sınır kapılarındaki caydırıcı uygulamalar, güneydeki turizm aktörlerine ek destek ve teşvikler vererek, kısıtlı ve taraflı yanlış bilgilendirmelerle turistlerin kuzeye geçişini engellemekte ve zorlaştırmaktadır.” dedi.

Üstel, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliğince (AKTOB) bu yıl Antalya’da 15’incisi düzenlenen “Uluslararası Resort Turizm Kongresi”nin açılışında yaptığı konuşmada, turizmin barışın, refahın ve ortak geleceğin dili olduğunu söyledi.

Turizmin bir ekonomik faaliyet olmasının yanı sıra toplumların birbirini anlamasını, kültürlerin kaynaşmasını ve barışın yerleşmesinin sağladığını dile getiren Üstel, Kıbrıs Türk halkı için turizmin kalkınmanın ana damarlarından biri, refahı büyüten en stratejik sektör anlamına geldiğini kaydetti.

Siyasi istikrarın turizmin en büyük güvencesi olduğuna dikkati çeken Üstel, KKTC’de son yıllarda yakalanan siyasi istikrarın turizme yapılan yatırımların en büyük itici gücü olduğunu vurguladı.

“Siyasi istikrar yoksa turizm de sürdürülebilir başarı da yoktur.” ifadesini kullanan Üstel, KKTC’de atılan tüm adımların turizmcinin önünü açan, yatırımı cesaretlendiren, erişilebilirliği artıran, tanıtım kapasitesini büyüten bir anlayış ile şekillendiğinin altını çizdi.

KKTC turizminin, Rum yönetiminin yıllardır sürdürdüğü sistematik engellemelere, çıkardıkları zorluklara rağmen büyüyen, gelişen ve güçlenen bir sektör olduğunu anlatan Üstel, “Rum yönetiminin engellemeleri modern dünyanın turizm anlayışıyla, AB’nin kendi ilan ettiği değerlerle, uluslararası seyahat özgürlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Direk uçuşların engellenmesi çağdışıdır. KKTC’ye doğrudan uçuşların hala siyasi nedenlerle engellenmesi turizmimizin hızını ve çeşitliliğini olumsuz etkilemektedir. Havacılık alanındaki kısıtlamalar turistin ulaşım süresinin gereksiz yere uzatılması ve maliyetleri arttırması tamamen siyasi bir tercihtir. Bunun insani ve ticari bir gerçeği yoktur.” diye konuştu.

– “Turistin adanın iki tarafına da özgürce gezmesi gerekmektedir”

Güneye gelen turistlerin Kuzey Kıbrıs’a geçişinin engellenmesinin turizm etiğine aykırı olduğunu belirten Üstel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Güney Kıbrıs’a gelen birçok yabancı turist Kıbrıs’ın tümünü görmek istemektedir. Fakat Rum yönetimi sınır kapılarındaki caydırıcı uygulamalar, güneydeki turizm aktörlerine ek destek ve teşvikler vererek, kısıtlı ve taraflı yanlış bilgilendirmeler ile turistlerin kuzeye geçişini engellemekte ve zorlaştırmaktadır. Bu yalnızca Kuzey Kıbrıs Türk turizmine değil adadaki insanla etkileşime, karşılıklı işbirliğine ve kültürel barışa da zarar veriyor. Turist korkutulacak değil misafir edilecek kişidir. Turistin adanın iki tarafına da özgürce gezmesi gerekmektedir. Ulaşım ambargoları turizmin ruhuna aykırıdır. KKTC, hava ulaşımından ticari taşımacılığa spor ve kültür organizasyonlarında turizmin tanıtımına kadar 40 yıldır siyasi ambargolarla engellenmektedir. Bilinmesini isterim ki hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden, üretiminden ve turizm vizyonundan daha güçlü değildir. Bu baskılar bizi durduramaz. Tam tersine daha üretken daha yenilikçi ve daha dayanıklı bir turizm modeli geliştirmeye katkı sağlamaktadır.”

KKTC’yi ayakta tutanın stratejik yatırımlar olduğunu dile getiren Üstel, siyasi engellemelere rağmen KKTC turizminin Akdeniz’in yükselen destinasyonlarından biri haline geldiğini kaydetti.

Üstel, bu durumu mümkün kılanın, Türkiye’nin desteğiyle yapılan stratejik yatırımlar ve turizm konusunda attıkları adımlar olduğunu ifade etti.

– “Ada Kıbrıs Projesi bir marka ve tanıtım vizyonudur”

Yeni Ercan Havalimanı’nın modern yapısı, yüksek kapasitesi ve uluslararası kalite standartlarıyla KKTC’nin dünyaya açılan kapısı olduğuna işaret eden Üstel, havalimanını turizmin büyümesinde kilit rol oynadığını belirtti.

Üstel, KKTC’yi tanıtmak için “Ada Kıbrıs” projesini oluşturduklarını ifade ederek, “Bu proje KKTC’nin turizmde kimliğini yeniden tarif eden bir marka ve tanıtım vizyonudur. Özellikle Türkiye pazarı olmak üzere tüm dünyada görünür hale gelmesi için hazırlanan kapsamlı bir tanıtım ve iletişim kampanyasıdır. Proje ile hedefimiz daha önce KKTC’ye hiç gelmemiş, geniş kitlelere uygun fiyatlı, ulaşılabilir ve yüksek kaliteli tatil imkanı yaşatmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Sabit fiyat uçuş anlaşmasının turizme nefes aldıran büyük bir adım olduğuna dikkati çeken Üstel, “THY ve AJet ile imzaladığımız sabit fiyat uçuş anlaşması hem turizmcilerimizin hem de vatandaşlarımızın uzun yıllardır beklediği bir düzenlemeydi. Bu adımla KKTC’ye erişimi daha uygun fiyatlı hale getiriyoruz. Uçuş fiyatlarındaki belirsizliği azaltıyor, ulaşımı daha öngörülebilir ve planlanabilir bir hale getiriyoruz. Bu vizyoner karar ve işbirliği anlaşması dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

KKTC turizmini daha ileriye taşırken en büyük desteği anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nden aldıklarının altını çizen Üstel, her platformda Türkiye ile iki kardeş ülke olarak yollarına devam ettiklerini sözlerine ekledi.

– “Rekabete hazır olmamız lazım”

Antalya Valisi Hulusi Şahin ise Antalya’nın turizmdeki başarısının konfor alanı sunmaması gerektiğini belirterek, “Yeni rekabet alanları, yeni destinasyonlar geliyor, bu rekabete hazır olmamız lazım. Çok fazla kriz var, küresel, bölgesel krizler var, çoklu krizlere hazır olmamız gerekiyor.” dedi.

Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de turizm sektöründe yeni stratejilerin geliştirilmesinin tüm paydaşların ortak sorumluluğu olduğuna dikkati çekerek, “Gerçek başarı doğal değerlerin korunması ve halkın memnuniyetinin sağlanmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, bu yıl yakaladıkları güçlü performansın, 2026’ya büyük bir umutla girmelerini sağladığını dile getirerek, “Önümüzdeki yıl, tüm zorluklara rağmen aşmamız gereken bir geçiş yılı olacaktır. Bizim rekabet modelimiz fiyat değil, değer rekabetidir. Bizim farkımız indirimli olmak değil, daha iyi olmaktır.” diye konuştu.

Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Erkan Yağcı da kongrede, “Yeni Küresel Düzende Türkiye Turizm Sektörü: Dirençten Dönüşüme, Dönüşümden Vizyona” konulu sunum yaptı.

  1. Uluslararası Resort Turizm Kongresi, çeşitli oturum ve sunumlarla gün boyu sürecek.

Üstel: “Turistin adanın iki tarafına da özgürce gezmesi gerekmektedir”

“Rum yönetimi sınır kapılarındaki caydırıcı uygulamalar, güneydeki turizm aktörlerine ek destek ve teşvikler vererek, kısıtlı ve taraflı yanlış bilgilendirmelerle turistlerin kuzeye geçişini engellemekte ve zorlaştırmaktadır”

Başbakan Ünal Üstel, “Rum yönetimi sınır kapılarındaki caydırıcı uygulamalar, güneydeki turizm aktörlerine ek destek ve teşvikler vererek, kısıtlı ve taraflı yanlış bilgilendirmelerle turistlerin kuzeye geçişini engellemekte ve zorlaştırmaktadır.” dedi.

Üstel, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliğince (AKTOB) bu yıl Antalya’da 15’incisi düzenlenen “Uluslararası Resort Turizm Kongresi”nin açılışında yaptığı konuşmada, turizmin barışın, refahın ve ortak geleceğin dili olduğunu söyledi.

Turizmin bir ekonomik faaliyet olmasının yanı sıra toplumların birbirini anlamasını, kültürlerin kaynaşmasını ve barışın yerleşmesinin sağladığını dile getiren Üstel, Kıbrıs Türk halkı için turizmin kalkınmanın ana damarlarından biri, refahı büyüten en stratejik sektör anlamına geldiğini kaydetti.

Siyasi istikrarın turizmin en büyük güvencesi olduğuna dikkati çeken Üstel, KKTC’de son yıllarda yakalanan siyasi istikrarın turizme yapılan yatırımların en büyük itici gücü olduğunu vurguladı.

“Siyasi istikrar yoksa turizm de sürdürülebilir başarı da yoktur.” ifadesini kullanan Üstel, KKTC’de atılan tüm adımların turizmcinin önünü açan, yatırımı cesaretlendiren, erişilebilirliği artıran, tanıtım kapasitesini büyüten bir anlayış ile şekillendiğinin altını çizdi.

KKTC turizminin, Rum yönetiminin yıllardır sürdürdüğü sistematik engellemelere, çıkardıkları zorluklara rağmen büyüyen, gelişen ve güçlenen bir sektör olduğunu anlatan Üstel, “Rum yönetiminin engellemeleri modern dünyanın turizm anlayışıyla, AB’nin kendi ilan ettiği değerlerle, uluslararası seyahat özgürlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Direk uçuşların engellenmesi çağdışıdır. KKTC’ye doğrudan uçuşların hala siyasi nedenlerle engellenmesi turizmimizin hızını ve çeşitliliğini olumsuz etkilemektedir. Havacılık alanındaki kısıtlamalar turistin ulaşım süresinin gereksiz yere uzatılması ve maliyetleri arttırması tamamen siyasi bir tercihtir. Bunun insani ve ticari bir gerçeği yoktur.” diye konuştu.

– “Turistin adanın iki tarafına da özgürce gezmesi gerekmektedir”

Güneye gelen turistlerin Kuzey Kıbrıs’a geçişinin engellenmesinin turizm etiğine aykırı olduğunu belirten Üstel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Güney Kıbrıs’a gelen birçok yabancı turist Kıbrıs’ın tümünü görmek istemektedir. Fakat Rum yönetimi sınır kapılarındaki caydırıcı uygulamalar, güneydeki turizm aktörlerine ek destek ve teşvikler vererek, kısıtlı ve taraflı yanlış bilgilendirmeler ile turistlerin kuzeye geçişini engellemekte ve zorlaştırmaktadır. Bu yalnızca Kuzey Kıbrıs Türk turizmine değil adadaki insanla etkileşime, karşılıklı işbirliğine ve kültürel barışa da zarar veriyor. Turist korkutulacak değil misafir edilecek kişidir. Turistin adanın iki tarafına da özgürce gezmesi gerekmektedir. Ulaşım ambargoları turizmin ruhuna aykırıdır. KKTC, hava ulaşımından ticari taşımacılığa spor ve kültür organizasyonlarında turizmin tanıtımına kadar 40 yıldır siyasi ambargolarla engellenmektedir. Bilinmesini isterim ki hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden, üretiminden ve turizm vizyonundan daha güçlü değildir. Bu baskılar bizi durduramaz. Tam tersine daha üretken daha yenilikçi ve daha dayanıklı bir turizm modeli geliştirmeye katkı sağlamaktadır.”

KKTC’yi ayakta tutanın stratejik yatırımlar olduğunu dile getiren Üstel, siyasi engellemelere rağmen KKTC turizminin Akdeniz’in yükselen destinasyonlarından biri haline geldiğini kaydetti.

Üstel, bu durumu mümkün kılanın, Türkiye’nin desteğiyle yapılan stratejik yatırımlar ve turizm konusunda attıkları adımlar olduğunu ifade etti.

– “Ada Kıbrıs Projesi bir marka ve tanıtım vizyonudur”

Yeni Ercan Havalimanı’nın modern yapısı, yüksek kapasitesi ve uluslararası kalite standartlarıyla KKTC’nin dünyaya açılan kapısı olduğuna işaret eden Üstel, havalimanını turizmin büyümesinde kilit rol oynadığını belirtti.

Üstel, KKTC’yi tanıtmak için “Ada Kıbrıs” projesini oluşturduklarını ifade ederek, “Bu proje KKTC’nin turizmde kimliğini yeniden tarif eden bir marka ve tanıtım vizyonudur. Özellikle Türkiye pazarı olmak üzere tüm dünyada görünür hale gelmesi için hazırlanan kapsamlı bir tanıtım ve iletişim kampanyasıdır. Proje ile hedefimiz daha önce KKTC’ye hiç gelmemiş, geniş kitlelere uygun fiyatlı, ulaşılabilir ve yüksek kaliteli tatil imkanı yaşatmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Sabit fiyat uçuş anlaşmasının turizme nefes aldıran büyük bir adım olduğuna dikkati çeken Üstel, “THY ve AJet ile imzaladığımız sabit fiyat uçuş anlaşması hem turizmcilerimizin hem de vatandaşlarımızın uzun yıllardır beklediği bir düzenlemeydi. Bu adımla KKTC’ye erişimi daha uygun fiyatlı hale getiriyoruz. Uçuş fiyatlarındaki belirsizliği azaltıyor, ulaşımı daha öngörülebilir ve planlanabilir bir hale getiriyoruz. Bu vizyoner karar ve işbirliği anlaşması dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

KKTC turizmini daha ileriye taşırken en büyük desteği anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nden aldıklarının altını çizen Üstel, her platformda Türkiye ile iki kardeş ülke olarak yollarına devam ettiklerini sözlerine ekledi.

– “Rekabete hazır olmamız lazım”

Antalya Valisi Hulusi Şahin ise Antalya’nın turizmdeki başarısının konfor alanı sunmaması gerektiğini belirterek, “Yeni rekabet alanları, yeni destinasyonlar geliyor, bu rekabete hazır olmamız lazım. Çok fazla kriz var, küresel, bölgesel krizler var, çoklu krizlere hazır olmamız gerekiyor.” dedi.

Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de turizm sektöründe yeni stratejilerin geliştirilmesinin tüm paydaşların ortak sorumluluğu olduğuna dikkati çekerek, “Gerçek başarı doğal değerlerin korunması ve halkın memnuniyetinin sağlanmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, bu yıl yakaladıkları güçlü performansın, 2026’ya büyük bir umutla girmelerini sağladığını dile getirerek, “Önümüzdeki yıl, tüm zorluklara rağmen aşmamız gereken bir geçiş yılı olacaktır. Bizim rekabet modelimiz fiyat değil, değer rekabetidir. Bizim farkımız indirimli olmak değil, daha iyi olmaktır.” diye konuştu.

Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Erkan Yağcı da kongrede, “Yeni Küresel Düzende Türkiye Turizm Sektörü: Dirençten Dönüşüme, Dönüşümden Vizyona” konulu sunum yaptı.

  1. Uluslararası Resort Turizm Kongresi, çeşitli oturum ve sunumlarla gün boyu sürecek.

Üstel: Türk Dünyasındaki görünürlüğümüzü artırmakta kararlıyız

Başbakan Ünal Üstel, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan ve beraberindeki heyeti Başbakanlıkta kabul etti.

Kabulde konuşan Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk halkının uzun ve onurlu bir varoluş mücadelesi verdiğini vurgulayarak, “Bu mücadelenin temel taşlarını atan Merhum Dr. Fazıl Küçük, Merhum Rauf Raif Denktaş ve 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nda dönemin Türkiye Başbakanı Merhum Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Merhum Necmettin Erbakan’ın cesur ve kararlı duruşları sayesinde Ada’ya barış ve huzur gelmiştir” dedi.

Azerbaycan başta olmak üzere TÜRKPA üyesi kardeş ülkelerin tarih boyunca benzer varoluş mücadelelerinden geçtiğini hatırlatan Üstel, “Bu nedenle bizleri en iyi anlayan, acılarımızı ve umutlarımızı en derinden hisseden ülkelerin başında Türk Devletleri Teşkilatı ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi gelmektedir. İlişkilerimizi daha da ileri taşımak ve Türk devletleri aile fotoğrafı içerisinde KKTC’nin görünürlüğünü artırmak için sizlerle daha sık bir araya gelmenin son derece önemli olduğuna inanıyorum” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki dönemde temasların yoğunlaştırılacağını belirten Üstel, “Hem parlamentolar arası iş birliğini geliştirecek hem de halklarımız arasında güçlü bir gönül köprüsü kuracağız. İş dünyasını, kültürel kurumlarımızı, öğrencilerimizi, turizm ve ticaret camiasını daha sık bir araya getirerek; eğitimden ekonomiye, turizmden kültüre kadar her alanda iş birliklerimizi güçlendireceğiz. Hedefimiz nettir: KKTC’nin Türk dünyası içinde daha güçlü, daha görünür ve daha etkin bir konuma ulaşmasıdır. Bu yolda birlikte yürüyeceğimize inancım tamdır” ifadelerini kullandı.

TÜRKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan kabulde yaptığı konuşmada, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne verdiği güçlü desteği vurgulayarak; “Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi olarak, tüm kurum ve imkanlarımızla KKTC’ye her alanda güçlü desteğimizi sürdürdüğümüzü özellikle ifade etmek isterim. Devlet başkanlarımızın Gabelen Zirvesi’nde kabul ettiği Tarihi Deklarasyon ’da iki maddede açıkça KKTC’ye atıfta bulunulması; Kuzey Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmanın hem devlet başkanları düzeyinde hem de parlamenter diplomasi boyutunda kararlılıkla sürdürüldüğünün somut bir göstergesidir. Bu, verdiğimiz desteğin en anlamlı örneklerinden biridir.” dedi.

KKTC Meclisi’nin TÜRKPA’da gözlemci üye statüsüne sahip olduğunu hatırlatan Hasan, “KKTC, genel kurul çalışmalarımızda, komisyonlarımızda ve tüm faaliyetlerimizde aktif olarak yer almaktadır. Tanınırlığın artırılması ve mevcut engellerin kaldırılması yönünde parlamenter diplomasinin sunduğu tüm imkanları en üst düzeyde kullanmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kennedy suikastı hakkındaki soruşturmalarda Kongre yanıltıldı

ABD’de Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) eski tarihçisi Thomas Pearcy, eski ABD Başkanı John F. Kennedy (JFK) suikastı hakkındaki soruşturmalarda Kongre’nin yanıltıldığını ileri sürdü.

ABD merkezli Axios internet sitesinin haberine göre, Pearcy, teşkilatta görev yaptığı dönemde Kennedy (JFK) suikastıyla ilgili soruşturmalar kapsamında Kongre’nin yanıltılmasına ilişkin hazırlanan bir rapor gördüğünü iddia etti.

CIA binasında, büyük ölçüde Kennedy suikastı kayıtları için ayrılmış küçük odaya, 2009’da kısa süreliğine girdiğini belirten Pearcy, 1963’te John F. Kennedy suikastının faili olarak yakalanan ve gözaltındayken öldürülen Lee Harvey Oswald’ın Meksika’daki faaliyetlerine ilişkin gri bir film kutusu gördüğünü paylaştı.

Pearcy, Latin Amerika politikaları üzerine çalıştığı sırada, Temsilciler Meclisi Suikastları Araştırma Komitesinin (HSCA) çalışmaları sebebiyle CIA’nın kurumsal itibarının ne ölçüde zarar gördüğünü değerlendirmek üzere hazırlanan bir rapora rastladığını belirtti.

Teşkilatın Genel Müfettişliği tarafından hazırlanmış yaklaşık 50 sayfalık raporda, bir CIA yetkilisinin, HSCA Baş Hukuk Müşaviri Robert Blakey’i nasıl yanılttıklarını övünerek anlattığı bir not yer aldığını aktaran Pearcy, nota ilişkin detayları paylaştı.

Pearcy, söz konusu notun, CIA görevlilerinin Kongre’nin görmesini istemedikleri bazı belgeleri çıkardığının ve ayıklanmış kopyaları Robert Blakey’e verdiklerinin kanıtı olduğunu savundu.

Belgeler büyük ölçüde ayıklanmış olduğu için Blakey’nin her birini 20 ila 30 dakika boyunca gözden geçirdikten sonra hiçbir soru sormadığını vurgulayan Pearcy, CIA görevlisi Martin Hawkins’in Blakey’i soru sormadığı için “meraksız” olarak nitelendirdiğini ifade etti.

Raporda Meksika’da çekilmiş dört Hasselblad fotoğraf makinesi ve 2 bin 300 fotoğrafa da atıfta bulunulduğunu aktaran Pearcy, “Bir tarihçi olarak, yetkililerin gerçekleri örtbas etmekten ve ABD halkını yanıltmaktan dolayı övünmeleri beni gerçekten rahatsız etti.” ifadesini kullandı.

CIA’den Axios’a yapılan açıklamada, konuyla ilgili yasaların gerekliliklerinin yerine getirildiği ve çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Açıklamada, Oswald’ın suikasttan önce Küba ve Sovyetler Birliği büyükelçiliklerini ziyaret ettiği sırada şehirde çekilmiş herhangi bir fotoğraf veya filmi olduğu iddiasını reddetti.

Kaynak: AA

İsrail, Gazze’deki soykırımda 19 bin öğrenciyi öldürdü

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde 2 yıl süren soykırım saldırılarında 19 bin Filistinli öğrenciyi öldürdü, 28 binini de yaraladı.

Filistin Eğitim Bakanlığı, Dünya Çocuk Hakları Günü dolasıyla Gazze’deki soykırıma ilişkin yazılı açıklama yaptı.

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten başlattığı ve 2 yıldan fazla süren Gazze’deki soykırımda Filistinli çocukların ağır bedel ödediğine işaret edildi.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında yüzlerce okul ve anaokulun yok edildiği veya hasar gördüğü belirtildi.

Gazze’deki soykırım saldırılarında 19 bin okul çağındaki çocuğun öldürüldüğü, 28 bine yakın öğrencinin ise yaralandığı ifade edildi.

İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da Filistinli çocuklara yönelik zulümlerinin devam ettiği vurgulandı.

Uluslararası topluma, Filistinli çocuk ve öğrencilerin korunması, eğitim hayatlarının iyileştirilmesi gibi konularda acil adımlar atılması çağrısı yapıldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımında 69 binden fazla Filistinli öldü, 170 binden fazlası da yaralandı.

İznik’te tasvirlerle bezenmiş 3. yüzyıla ait taban mozaiği gün yüzüne çıkarılıyor

Bursa’nın İznik ilçesinde, 11 yıl önce kanalizasyon çalışmaları sırasında görülen taban mozaiğinin bir bölümü, bu sene başlanan arkeolojik çalışmalar sonucunda ortaya çıkarıldı.

Beyler Mahallesi Afyon Sultan Sokağı’nda, 2014’te yapılan kanalizasyon çalışması sırasında, insan yüzü figürlü mozaik açığa çıktı. Bunun üzerine çalışmalar durduruldu ve bölgede arkeolojik kazı yapılmak üzere mozaiğin üzeri kapatıldı.

Gerekli kamulaştırmaların yapılmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle bu yıl başlatılan arkeolojik kazı, İznik Müze Müdürlüğü başkanlığınca sürdürülüyor.

Çalışmalar sonucunda gün yüzüne çıkarılan ve 3. yüzyıla tarihlendirilen yaklaşık 50 metrekarelik mozaiğin, Roma Dönemi’ndeki bir kamu yapısı ya da lüks bir yapıya ait salon yer döşemesi olabileceği değerlendiriliyor.

Taban mozaiğinde, kucağındaki sepette meyveler olan bir kadın tasviri, saçlarında yengeç kıskaçlarından tokalar bulunan İznik Gölü’nün betimlendiği düşünülen bir kadın yüzü, başka tasvirler ile geometrik ve 3 boyutlu desenler görülüyor.

“Nar ve sarmaşık yapraklarıyla çevrilmiş bordür”

Kazı ekibinde yer alan arkeolog Yusuf Kahveci, AA muhabirine, 2014 yılında kanalizasyon çalışması yapılırken mozaikli bir tabanla karşılaşıldığını, bu tabanın yol ve yanındaki arsada devam ettiğinin belirlenmesi üzerine kamulaştırma çalışmalarına başlandığını söyledi.

Bu yıl başlanan arkeolojik kazılarda, kamulaştırılmış alan içindeki tüm mozaik taban ile buradaki yapıya ait mevcut duvarların ve üzerindeki diğer katmanların da gün yüzüne çıkarıldığını anlattı.

Kazı çalışmalarını 350 metrekarelik alanda sürdürdüklerini, bunun 50 metrekaresinde mozaik taban olduğunu aktaran kahveci, “Mozaiğin şu an kazamadığımız hem yol hem komşu parseller içerisinde devam ettiğini tespit ettik.” diye konuştu.

Kahveci, mozaiğin motifleri, renkleri ve desenlerinden, seramik ve sikke gibi buluntulardan yapının MS 3. yüzyıla ait olduğunu belirlediklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

“Yapının ana duvarlarının duvar resimleriyle kaplı olduğu, yer döşemeleri mermerden yapılmış olduğu ancak hem duvar resimlerinin hem de döşemelerin zaman içerisinde tahrip edildiği ve söküldüğünü tespit ettik. Mozaiğin büyük bölümü, günümüze sağlam ulaşmış durumda. Mozaiğin mevcut kısmında, üç farklı panel var ve bunun çevresinde nar ve sarmaşık yapraklarıyla çevrilmiş bir bordür var. Yapının bir odasına açılan bir eşik önünde iki çift sandalet giriş ve çıkış şeklinde tasvir edilmiş. Bu, mozaikli tabanın merkezi olarak algıladığımız, yapının içerisine giriş yapılan nokta. Buradan baktığımızda mozaiğin sağa ve sola eşit gittiğini varsayarsak yaklaşık 20 metrelik bir kenar uzunluğu tahmin ediyoruz. Mozaiğin çok daha büyük bir alana yayıldığını, yapacağımız çalışmalarla tespit edeceğimizi umuyoruz.”

“İznik Gölü’nü bir kadın, kadim bir kişi olarak betimlemişler”

Mozaiğin desenlerine değinen Kahveci, şu tespitleri paylaştı:

“Sol tarafta kalan panelde, bir bereket tanrıçası, sağ ve sol omuzunda mitolojik figür olduğunu tahmin ettiğimiz figürler var. Bunların üzerlerinde birtakım kısaltmalarla yazılar mevcut. Bunları epigrafik çalışmalar yapıldıktan sonra daha net söyleyebiliriz. Bu, çok yeni bir çalışma, birkaç hafta öncesinde ortaya çıkmış bir mozaik. Bilimsel çalışmaları henüz gerçekleştirilmedi. Ana figürün kucağında bir sepet ve içinde meyveler, İznik’te o dönem yetişen bitkiler olduğunu görüyoruz. Etrafında geometrik ve üç boyutlu motifler var. Gerçekten ustaca yapılmış, ‘sanat eseri’ diyebileceğimiz bir mozaik.”

Kahveci, orta merkezdeki ana panelde kadın figürlerinin olduğuna dikkati çekerek, “Merkezdeki figürün yanında ‘Askania’ yazdığını okuyabildik. Bu, İznik Gölü’nün Roma dönemindeki ismi. Bu mozaik üzerinden gölü tasvir etmişler. Baktığımız zaman suyla ilişkili bir figür görüyoruz. Yosunlarla tasvir edilmiş bir saç, taç olarak yengeç kıskaçları konulmuş başına ve boynu dalgalarla süslenmiş gibi… Yani İznik Gölü’nü bir kadın, kadim bir kişi olarak betimlemişler.” ifadesini kullandı.

Merkezdeki bölümün etrafındaki saç örgüsü motiflerinin her rengin 3-4 farklı tonu kullanılarak yapıldığını, geometrik ve üç boyutlu motiflerle bezendiğini, labirent, gordion düğümü gibi motifler yapıldığını anlatan Kahveci, “Mozaikte ‘tessera’ dediğimiz yapı taşları, taş, mermer ve camdan temin ediliyor. Dış hatlarda bir, merkez tasvirlerde yarım santimetreküp. Oldukça detaylı bir çalışma yapılmış.” dedi.

“Hamam yapısı olma ihtimali de söz konusu”

Kahveci, hem taban mozaiği hem de duvarlardaki sıvaların, boyaların çok pahalı işçilikle yapıldığını, çok zengin bir yapıyla karşı karşıya olduklarını söyledi.

Yapının kullanım amacına dair net bir bilginin henüz ortaya konulmadığını ifade eden Kahveci, “Burası 3. yüzyılın bir kamu yapısı, devlet eliyle inşa edilmiş bir yapı ya da bölgenin zengin kişilerinden birine ait lüks bir ev, villa olma ihtimali var. Şu an çalışmalar dar bir alanda yürütüldüğü için çok fazla emare tespit edebilmiş değiliz. Bir hamam yapısı olma ihtimali de söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.

Kahveci, mozaikle ilişkili yapının duvarlarını tespit ettiklerini belirterek, 4. yüzyılın sonunda tahrip olduğunu, 5. yüzyılda başka bir yapı, daha sonra 8, 10 ve 11. yüzyıllarda 3-4 farklı yapı daha inşa edildiğine dikkati çekti.

Alanın güney bölümünde 10-11. yüzyıldan bir Doğu Roma Dönemi yapısının taban döşemelerini ve duvarlarını tespit ettiklerini anlatan Kahveci, “En üst katmanda Osmanlı’nın erken dönem seramiklerini gördüğümüz bir tabaka var. Yani burası 3. yüzyıldan MS 15-16. yüzyıla kadar sürekli olarak yapılaşmaya açık olmuş, Cumhuriyet döneminde dahi üzerinde yapı olan bir alan.” diye konuştu.

Kaynak: AA

Endonezya’da toprak kayması nedeniyle ölenlerin sayısı 23’e yükseldi

Endonezya’daki Cava Adası’nda etkili olan şiddetli yağışlar sebebiyle meydana gelen toprak kaymaları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 23’e yükselirken, 28 kişinin kayıp olduğu bildirildi.

Endonezya Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) yetkilisi Abdul Muhari, Orta Cava eyaletinde süren arama kurtarma çalışmalarına ilişkin son verileri paylaştı.

Muhari, Cilacap kentinde 4 kişinin daha cesedine ulaşılmasıyla ölü sayısının 20’ye çıktığını, kayıp 3 kişi için de çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Banjarnegara bölgesinde ise en az 54 evin yıkıldığı ve yaklaşık 1000 kişinin devletin sağladığı barınaklara sığındığı bilgisini veren Muhari, kayıp 25 kişinin bulunması için 500’den fazla arama kurtarma çalışanının görevlendirildiğini belirtti.

Muhari, Banjarnegara’da 1 kişinin daha cesedine ulaşıldığını ve buradaki ölü sayısının da 3’e yükseldiğini kaydetti.

Kürek sporuna adanmış 80 yıl

Kürek sporuna adanmış, 80 yıl… Brezilyalı Odilon Martins, 96 yaşında ve kürek çekmeye devam ediyor.

96 yaşındaki Odilon Martins, 80 yıldır kürek çekiyor.

1950’lerin başından itibaren spora gönül veren Brezilyalı, 36 ülkede 20’den fazla madalya kazandı.

Kürek sporuna adanmış 80 yıl

Bu yıl İspanya’da kendi kategorisinde gümüş madalya alan Martins, 2016 Rio olimpiyatlarında meşaleyi de taşıdı.

Ülkenin güneyindeki Florianopolis kentindeki spor kulübünde, her gün antrenmana devam eden tecrübeli sporcunun, köşesine çekilmeye niyeti yok…

Afrika’nın en iyisi Achraf Hakimi

Achraf Hakimi, Afrika’da yılın futbolcusu seçildi. Son turda Osimhen ve Muhammed Salah’ı geride bırakan Paris Saint Germain’in Faslı oyuncusu ödülün yeni sahibi oldu.

Afrika’nın en iyisi Achraf Hakimi oldu.

Afrika Futbol Konfederasyonu’nun Yılın Futbolcusu ödülleri Fas’ın başkenti Rabat’ta sahiplerini buldu. Paris Saint Germain’in Faslı oyuncusu Achraf Hakimi 2025 yılında Afrika’nın en iyi futbolcusu ödülüne layık görüldü.

Afrika'nın en iyisi Achraf Hakimi

27 yaşındaki futbolcu final oylamasında Victor Osimhen ve Muhammed Salah’ı geride bırakarak mutlu sona ulaştı. Geçen sezon Paris Saint Germain’le Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşayan Achraf Hakimi, 2021 ve 2022 yıllarında da ülkesi Fas’ta üst üste yılın futbolcusu seçilmişti.

Afrika Futbol Konfederasyonu, Suudi Arabistan’ın Al Hilal takımından Faslı Yassine Bounou’yu yılın kalecisi, Yeşil Burun Adaları’nın çalıştırıcısı Bubista’yı da yılın teknik direktörü ödülüyle onurlandırdı.

Yılın en iyi milli takımı ödülü de Fas Milli Takımı’na verildi.

Formula 4 pilotu Alp’in F1 hayali

İtalya’nın Prema Racing takımıyla Formula 4’te mücadele edecek genç sporcu Alp Aksoy, hayalinin ve hedefinin 2030’da Formula 1’de yarışmak olduğunu söyledi.

Formula 4 pilotu Alp'in F1 hayali

Alp Aksoy, karitng ile 5 yaşında başladığı kariyerinde Charles Leclerc, Oscar Piastri, Pierre Gasly, Valteri Bottas, Mick Schumacher, Kimi Antonelli, Ollie Bearman, Esteban Ocon, Logan Sargeant, Antonio Giovinazzi, Lance Stroll ve Nicholas Latifi gibi önemli Formula 1 pilotlarını yetiştiren İtalyan temsilcisi Prema Racing ile 1+1 yıllık sözleşme imzaladı.

Formula 4 pilotu Alp'in F1 hayali

Türkiye’yi Formula 4’te temsil edecek Alp, kariyeri ve hedefleriyle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Otomobil sporlarına başladığı ilk günden itibaren hedeflerinin hep çok büyük olduğunu aktaran Alp, “Kartingde yarışmaya başladığımda beni çok yetenekli buldular. Ben de bunun farkındaydım. Çok çalışarak Formula 4’e adım attım. Şu anda da her şey çok olumlu. İlk yarışıma çıkacağım anı sabırsızlıkla bekliyorum.” diye konuştu.

Formula 4’e hazır olduğunu belirten 15 yaşındaki sporcu, “Kendimi Formula aracında çok rahat hissediyorum. Burada yarışmaya hazırım. Formula aracıyla uzun sürdür çalışıyorum. Yapılan testlerin hepsi olumlu çıktı. Karting ile çok büyük fark var. Fren sistemi çok farklı. Direksiyonu kontrol etmek için büyük güç gerekiyor. Bacak, kol ve boyunun kuvvetli olması gerek. Bunun için fiziksel çalışmalar yapıyorum. Kendimi Formula 4 için hazır hissediyorum. Mental olarak iyi hazırlanıyorum. Sürekli simülatörde antrenmanlar yapıyorum. Pistte de iyi çalışmalar gerçekleştiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Alp Aksoy, Prema Racing’in dünyaca ünlü birçok pilotu yetiştirdiğini vurgulayarak, “Prema, Formula 1’e en çok pilot veren takım durumunda. Çok iyi ve profesyonel bir takım. Formula 2, Formula 3 ve Formula 4’te takımları var. Karşılıklı olarak birbirimize çok güveniyoruz.” şeklinde görüş belirtti.

Geçen yıl Prema’nın karting takımında mücadele eden Alp, takımla yollarının kesişmesini, “Kartingde bana teklif yaptılar. Bunu kabul ederek takıma katıldım. Prema’da iyi performans sergiledim. Sonrasında beni Formula testine almak istediler. Orada da başarılı olunca kontrat imzaladık.” diyerek anlattı.

Formula 4 pilotu Alp'in F1 hayali

Efsane Alman yarışçı Michael Schumacher’in ekibinde olan mühendis Luca Baldisserri ile Prema’da çalıştığına dikkati çeken Alp Aksoy, “Baldisserri, Formula 4 serüvenimde bana çok yardımcı oluyor. Çok hızlı olmamın en büyük etkeni odur. Datalara baktığında herkesten farklı şeyler görüyor. Beni çok iyi yönlendiriyor. Kendisi müthiş bir insan.” değerlendirmesinde bulundu.

Alp Aksoy, gelecek yıllardaki hedefleriyle ilgili, “En büyük hayalim 2030’da Formula 1’de yarışmak. Kısa vadeli hedefim ise 2026’da İtalya şampiyonu olabilmek. Bunları başaracağıma inanıyorum. Hayallerimi gerçekleştirmek için çok çalışıyorum. İnşallah başarabilirim.” ifadelerini kullandı.

 

– Emir Kalafatoğlu: “Kendi yaş kategorisinde dünyadaki ilk 5 pilottan biri”

Eski milli sporcu ve Alp’in antrenörü Emir Kalafatoğlu, sporcusunun kendi yaş grubunda dünyanın en iyi 5 pilotundan biri olduğunu söyledi.

Alp ile 8 yaşından beri çalıştığını aktaran Kalafatoğlu, “Alp çok yetenekli bir pilot. Her sporda olduğu gibi motor sporlarında da sadece yetenekli olmak yetmiyor. Bunun yanında çok çalışmak gerek. Alp çok çalışkan bir pilot. Yeteneğiyle çalışkanlığı birleşince kendi yaş kategorisinde dünyadaki ilk 5 pilottan biri haline geldi.” diye konuştu.

Prema’nın Formula 4 takımına geçmenin kolay olmadığını vurgulayan Kalafatoğlu, “Prema’nın karting takımında yarışıyorduk. Takımla iletişimimiz vardı ancak kartingden Formula’ya otomatik bir geçiş yok. Çok zorlu bir kabul süreci geçirdik. Bizi 4 gün boyunca 8 farklı pistte test ettiler. Sadece pist performansı değil, mental dayanıklılık, simülasyon, sportif yeterlilik ve data analizine kadar birçok alanda ölçüm yaptılar. Alp tüm aşamaları başarıyla geçti ve kontrata adını yazdırdı.” ifadelerini kullandı.

Emir Kalafatoğlu, Prema’nın Alp’i çok desteklediğini dile getirerek, “İlk hedefimiz, 2026 İtalya Şampiyonası’nı Prema ile kazanmak. Şu anda Formula 1’deki 20 pilotun 7’si Prema tarafından yetiştirildi. Umarım 2030 yılında Alp de Formula 1’e çıktığında Prema’nın yetiştirdiği yeni bir pilot olacak.” dedi.

Alp’e dair, “Türkiye’nin Formula pilotu” sloganın kullanıldığının hatırlatılması üzerine Kalafatoğlu, “Alp’in geleceğini Formula 1’de görüyorum. Motor sporlarında gelişmekte olan bir ülkeyiz. Motosiklette Toprak Razgatlıoğlu, otomobilde Ayhan Can Güven gibi çok başarılı sporcularımız var. ‘Türkiye’nin Formula pilotu’ derken de Alp’i kastediyoruz. Formula alanında da inşallah Alp olacak. Formula 1’e kadar önümüzde 4 yıl var. Bunun için hazırlanıyoruz. Alp, yaşına göre çok ileride ve doğru konumda. Doğru adımları atmamız durumunda Formula 1 bizim için mümkün.” değerlendirmesinde bulundu.

Galatasaray’ın 11’i netleşiyor

Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 13’üncü haftasında oynayacağı Gençlerbirliği maçının hazırlıkları sürdürüyor. Sarı kırmızılılarda teknik direktör Okan Buruk, sahaya süreceği 11’i belirlemeye çalışıyor.

Galatasaray'ın 11'i netleşiyor

Galatasaray’da gözler, Gençlerbirliği maçına çevrildi. Ligde oynadığı son 2 maçta 5 puan kaybeden sarı kırmızılılar, taraftarı önünde kazanarak yeni bir galibiyet serisi başlatmak istiyor. Teknik direktör Okan Buruk, bu mücadelede sahaya süreceği 11’i netleştirmeye çalışıyor.

Galatasaray’da kaleyi Uğurcan Çakır koruyacak. Savunmanın sağında Singo, solunda ise Jakobs forma giyecek. Stoper tandemindeyse Davinson Sanchez ve Abdülkerim Bardakcı olacak.

Galatasaray'ın 11'i netleşiyor

Orta sahada Torreira – Lemina ikilisinin önünde İlkay veya Sara tercih edilecek. Kanatlarda Leroy Sane ve Roland Sallai’nin yer alması bekleniyor.

İleri uçtaysa ligin ilk haftalarında olduğu gibi Barış Alper Yılmaz’a görev verilmesi yüksek ihtimal.

Alvarez sergilediği futbolla dikkat çekiyor

Fenerbahçe’de Edson Alvarez, son dönemdeki performansıyla beğeni topladı. 28 yaşındaki futbolcu, teknik direktör Tedesco’nun ilk tercihleri arasında yer alıyor.

Edson Alvarez, sergilediği futbolla dikkat çekiyor. 28 yaşındaki futbolcu, Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco’nun oyun planına önemli katkı yapan oyuncularından biri oldu.

Tedesco ile birlikte takımın form grafiği pozitif yönde değişim gösterdi. Bu süreçte Alvarez 9 maçta forma giyerken, bu karşılaşmaların 8’ine 11’de başladı.

Ligde maç başına 1 virgül 8 kez pas arası yapan Alvarez, 5 kez de topu geri kazandı. Orta sahadaki dinamizmini arttıran 28 yaşındaki futbolcu, Fenerbahçe’nin topu hızlı bir şekilde kazanıp atağa çıkmasında büyük rol üstleniyor. Edson Alvarez’in bu sezon henüz gol ya da asisti bulunmuyor.

Alvarez sergilediği futbolla dikkat çekiyor

Sezon başında West Ham United’dan kiralanan Meksikalı fufbolcunun satın alma opsiyonu ise yaklaşık 25 milyon euro. Fenerbahçe’nin oyuncunun geleceği ile ilgili henüz karar vermediği gelen bilgiler arasında yer aldı.

İTÜ, Marmara ve Ege’de araştırılmamış aktif fayları inceleyecek

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezinin (MATAM) “RV Sermet” gemisiyle, Marmara ve Ege Denizi’nde araştırılmamış aktif fayların incelenmesi hedefleniyor.

MATAM Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkezin kurulumunun ardından bütçesinin bu yılın başında Cumhurbaşkanlığı projesi kapsamında aktif hale geldiğini söyledi.

Geçen yıl kasımda İş Bankasının katkılarıyla merkezin bina inşaatına başlandığını belirten Yaltırak, 13 Ağustos’tan itibaren binanın fiziksel olarak tamamlandığını, şu anda laboratuvarların büyük kısmının oluşturulduğunu, bilgisayar sistemleri ve araştırma gemisiyle ilgili süreçlerin ise sona yaklaştığını kaydetti.

Prof. Dr. Yaltırak, merkezin en önemli bileşenlerinden “RV Sermet”in baştan aşağı yenilendiğini dile getirerek, “Gemi satın alındıktan sonra Tuzla’da bir tersanede araştırma amaçlarımıza uygun hale getiriliyor. Kanada’dan getirdiğimiz araştırma sistemleri gemiye monte edilecek. Gemi, uluslararası standartlarda bir araştırma gemisi olarak donatılıyor.” dedi.

“RV Sermet”in yılın sonuna kadar ilk seferine çıkmasının planlandığını anlatan Yaltırak, “Hazırlıklar planlandığı gibi ilerlerse aralık ayında gemi ilk deneme seferini İstanbul Boğazı’nda gerçekleştirecek. Bu sefer, hem aletlerin test edilmesi hem de Boğaz’ın araştırılması amacıyla yapılacak.” diye konuştu.

Keşfedilmemiş faylar araştırılacak

Gelecek yılın temel hedefinin Marmara Denizi ile çevresindeki şelf alanlarını incelemek olduğunu bildiren Yaltırak, bu bölgelerin bugüne kadar detaylı çalışılmadığını söyledi.

Prof. Dr. Yaltırak, Marmara Denizi’ndeki çukurlar hakkında çok sayıda araştırma yapıldığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“100 metreden sığ olan, Marmara’nın yarısından fazlasını kapsayan şelf alanları hakkında çok az şey biliyoruz. Özellikle Güney Marmara şelfinde, aktif fayların yüzey izlerini keşfetmek istiyoruz. Araştırmalarımız Çanakkale Boğazı, Edremit Körfezi ile Dikili Boğazı’na kadar geniş bir coğrafyayı kapsayacak, keşfedilmemiş faylar araştırılacak. Bu çalışmalar sonucunda fayların tekrarlanma periyotlarını, karakterlerini ve doğayı nasıl etkilediklerini belirleyeceğiz. Böylece gelecekteki depremlerin olası etkilerine dair daha net sonuçlar elde etmeyi amaçlıyoruz.”

“Denizde ve karada fayların bütünlüğünü inceleyeceğiz”

Merkezin sadece deniz araştırmalarıyla sınırlı kalmayacağına işaret eden Yaltırak, karasal faylar ile deniz içindeki fayların bütünleşik şekilde inceleneceğini bildirdi.

Prof. Dr. Yaltırak, yaklaşık 3 sene sürecek projenin ilk yılında temel veri toplama çalışmalarına odaklanacaklarını, geminin yılda çok sayıda sefer yapmasını planladıklarını kaydetti.

“RV Sermet”in İTÜ’nün kendi altyapısı ve insan kaynağıyla çalıştırılacağını belirten Yaltırak, “İTÜ’nün Denizcilik Fakültesi, gemi personeli, mühendisleri, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle bu projeye tam destek veriyor. Kaptanından gemicisine kadar tüm kadro üniversitemizin bünyesinde. Ayrıca gemimizin durabileceği kendi iskelemiz mevcut.” bilgisini verdi.

Prof. Dr. Yaltırak, araştırmanın yakıt giderlerinin bir petrol dağıtım şirketi sponsorluğunda karşılanacağını, MATAM’ın kamu bütçesine minimum yükle çalışan bir yapı olduğunu, şimdiye kadar alınan desteklerin çoğunun ayni yardımlar şeklinde yapıldığını, gemilerin bile bağışçılar tarafından satın alınıp hibe edildiğini dile getirdi.

“RV Sermet, küçük ama yüksek teknolojiyle donatıldı”

“RV Sermet”in ekonomik ve çevik yapısıyla Türkiye’deki büyük araştırma gemilerinden ayrıldığını anlatan Yaltırak, geminin 4 ayrı sismik sistemle donatıldığını söyledi.

Prof. Dr. Yaltırak, gemide “çok ışınlı batimetre”, “huntec deep tow sismiği”, “side-scan sonar” ve “çörp sismiği” sistemlerinin aynı anda çalışabileceğini anlatarak, “Bu sayede deniz tabanındaki fayların yüzey izlerini milimetrik hassasiyetle tespit edeceğiz. Ayrıca deniz tabanından alınacak karot örnekleriyle tabakaların yaşlarını belirleyip son depremlerin tarihlerini saptayacağız. RV Sermet, küçük ama yüksek teknolojiyle donatılmış.” dedi.

Geminin en önemli avantajının “hızlı harekete geçebilme kabiliyeti” olduğuna dikkati çeken Yaltırak, şunları kaydetti:

“Gemi, 365 gün sefer için hazır olacak. Hava koşulları uygun olduğunda anında araştırmaya çıkabilecek. Özellikle bir deprem sonrasında, denizde oluşan faylanmaları veya değişimleri yerinde ve hızlı biçimde inceleme imkanımız olacak. Karar mekanizmasında farklı kurumlar olmadığı için sadece bizim karar vermemiz yeterli. Bu dinamik yapı Türkiye’de deprem araştırmaları açısından önemli bir boşluğu dolduracak. Marmara ve Ege’deki aktif fayları hızlı, sürekli ve ekonomik biçimde araştırma kabiliyetine sahip bu sistem, Türkiye’de ilk defa İTÜ çatısı altında kurulmuş oluyor.”

Trump, Epstein dosyalarının açıklanmasını öngören tasarıyı imzaladı

ABD Başkanı Trump, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein hakkındaki tüm dosyaların kamuoyuna açıklanmasını öngören tasarıyı imzaladığını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kongre’nin onaylayarak Beyaz Saray’a gönderdiği “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” adlı tasarıyı imzaladığını duyurdu.

Trump, Epstein olayıyla kendisinin değil, eski ABD Başkanı Bill Clinton başta olmak üzere bazı ünlü Demokratların ilgisinin olduğunu ve dosyaların açıklanmasıyla bu gerçeklerin tamamen ortaya çıkacağını savundu.

Bill Clinton’ın Epstein’in uçağıyla 26 kez seyahat ettiğini iddia eden ABD Başkanı, açıklamasında, “Artık Demokratlar ve Jeffrey Epstein ile olan bağlantıları hakkındaki gerçekler yakında ortaya çıkacaktır çünkü Epstein dosyalarının açıklanması için söz konusu yasa tasarısını imzaladım.” ifadesini kullandı.

Amerikan kamuoyunun uzun süredir sonucunu merakla beklediği Epstein dosyalarının açılmasına yönelik yasa tasarısı, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Kongre’nin her iki kanadında da kabul edilmişti.

Kongre’deki bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın “dosyaların kamuoyuna açıklanması yönünde fikir değiştirmesinin” ardından gelmişti.

Jeffrey Epstein olayı

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesindeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile incelemesi sonucunda ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

ABD’li gazeteci Tucker Carlson da Epstein’ın, “İsrail için çalıştığını, başkent Washington’da herkesin aynı şekilde düşündüğünü ancak açıkça söylenemediğini” iddia etmişti.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise Epstein’ın kız arkadaşı Ghislaine Maxwell’in, Epstein’ın 50’nci doğum günü vesilesiyle tanıdıklarından ona yönelik mektup yazmasını istediğini, bunlardan birinin de Trump’a ait olduğunu öne sürmüştü.

EVKAF ile Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü yeni iş birliklerini ele aldı

Kıbrıs Vakıflar İdaresi (EVKAF) Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer, beraberindeki heyetle birlikte Türkiye Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu’yu Ankara’da makamında ziyaret etti.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nden verilen bilgiye göre, görüşmede, iki kurum arasında vakıf medeniyetinin gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarılmasına yönelik iş birlikleri ele alındı.

KKTC’de Vakıf Eserlerinin Taranması Projesi’nin tamamlanma aşamasına geldiği ve Kıbrıs’taki tüm vakıf eserlerinin dijital envanterinin kısa süre içinde kamuoyuyla paylaşılmasının planlandığı paylaşıldı.

Türkiye Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından arşiv, hukuk ve emlak alanlarında Evkaf personeline eğitim verileceği de kaydedildi.

Ramazan ayında Türkiye ve KKTC’de toplumun farklı kesimlerini bir araya getirecek ortak iftar programlarının düzenlenmesi ve geleneksek Vakıflar Haftası’nın daha kapsamlı ve daha güçlü bir koordinasyonla gerçekleştirilmesi için çalışmaların artırılması kararı da alındı.

KKTC’de kurulması planlanan Türk-İslam Vakıflar Müzesi için teknik, akademik ve kurumsal düzeyde iş birliği yapılması, müzenin vakıf medeniyetinin zengin mirasını uluslararası düzeyde daha görünür hâle getireceği de ifade edildi.

KKTC’de hayata geçirilecek “100 Bin Zeytin” projesinin ilk etabı olan 40 bin zeytin fidanının 21 Aralık haftasında teslim edilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığı da paylaşıldı.

Lala Mustafa Paşa Cami başta olmak üzere birçok tarihi vakıf eserinin restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmalarının iki kurumun iş birliğiyle sürdürüleceği konusunda da ortak görüş belirtildi.

Görüşmenin sonunda iki kurum yöneticileri, vakıf kültürünün korunması, yaşatılması ve geleceğe güçlü şekilde taşınması amacıyla iş birliklerini daha ileri bir noktaya taşıma yönündeki kararlılıklarını dile getirdi.

Liderlerin görüşmesi ara bölgede başladı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Rum Lider Nikos Hristodulidis ile ara bölgedeki görüşmesi başladı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Lider Nikos Hristodulidis görüşmesi saat 09.30 sıralarında başladı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Lider Nikos Hristodulidis’in ilk kez bir araya geldiği görüşme, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi’nin ara bölgedeki ikametgâhında gerçekleştiriliyor.

Yaklaşık bir saat sürmesi beklenen görüşme yerine varışında Cumhurbaşkanı Erhürman, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve UNFICYP Misyon Şefi Khassim Diagne tarafından karşılandı.

İki lider ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve UNFICYP Misyon Şefi Khassim Diagne, girişte birlikte görüntü verdi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin de, görüşmeye video konferans yoluyla katıldı.

Görüşmede, Cumhurbaşkanı Erhürman’a Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dânâ eşlik ediyor.

Erhürman görüşmenin ardından, saat 11.00’de Cumhurbaşkanlığı’nda basın toplantısı yaparak soruları yanıtlayacak.

“Kuraklığa Karşı Yeni Strateji: Nizam’dan Bulut Tohumlama Önerisi”

Güneş TV’de Dilan Gölbaşı’nın sunduğu Kritik programına konuk olan Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Başkanı Mehmet Nizam, tarım sektörünün karşı karşıya olduğu kuraklık tehlikesine dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu.

Nizam, İran’ın son yılların en şiddetli kuraklığını yaşamasının ardından yağış oluşturmak için bulut tohumlama çalışmalarına hız verdiğini hatırlatarak, “İran, bu teknolojiyi artık tamamen kendi imkânlarıyla hayata geçirebildiğini duyurdu. Biz de neden bu yöntemi ülkemizde uygulamayalım diye düşündük. Uzmanlarla istişarelere başladık çünkü 2026 ve sonraki yıllarda verimli bir tarımsal süreç yaşamak istiyorsak şimdiden adım atmalıyız,” dedi.

Bulut tohumlamanın, uçaklarla bulutlara gümüş iyodür veya tuz partikülleri püskürtülerek yağış oluşturmayı hedefleyen bir yöntem olduğuna dikkat çeken Nizam, küresel ısınmanın etkileriyle birlikte KKTC’nin de ciddi risk altında olduğunu belirtti.

“Bu mevzuyu sadece ‘yağacak su’ olarak görmemek lazım,” diyen Nizam, “Bu yağış tüm ülkeyi etkileyen bir süreçtir. Değişen iklim koşullarının etkilerini azaltmak için önlem almak zorundayız,” ifadelerini kullandı.

Üreticinin yaşadığı sıkıntılara da değinen Nizam, tarımsal ödemelerin zamanında yapıldığını vurgulayarak, “İnsanlar bir sorun olduğunda hemen suçlayacak birini arar ve genellikle en baştakini hedef alır. Sayın Bakan Hüseyin Çavuş’da bundan nasibini alıyor. Fakat hakkını teslim etmek gerekir: Kendisi bu işlerin içinden gelen, tarımı çok iyi bilen bir isimdir.Bakan Çavuş’un görev süresince tüm ödemeler günü gününe yapılmıştır.” dedi.

Nizam, sektörün sürdürülebilirliği için hem devletin hem üreticilerin hem de uzmanların birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Musk: Yapay zeka ve insansı robotlar yoksulluğu ortadan kaldıracak

Tesla, SpaceX ve xAI Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk, yapay zeka ve insansı robotların yoksulluğu ortadan kaldıracağını ifade etti.

Musk ve Nvidia Üst Yöneticisi (CEO) Jensen Huang, ABD-Suudi Yatırım Forumu kapsamında düzenlenen “Yeni ufuk: Teknolojinin Geleceğini Yeniden Şekillendirmek” başlıklı oturumda konuştu.

Musk, Tesla’nın ilk kullanışlı insansı robotları üreteceğini ve bunun büyük bir devrim olacağını belirtti.

İnsansı robotların büyük bir endüstri olacağını vurgulayan Musk, “Yapay zeka ve insansı robotlar yoksulluğu ortadan kaldıracak.” dedi.

Tesla’nın bu alanda öncülük yapacağını ancak insansı robotlar üreten başka şirketlerin de olacağını aktaran Musk, “Herkesi zengin etmenin temelde tek bir yolu var, o da yapay zeka ve robotik.” diye konuştu.

Musk, 10-20 yıl içinde çalışmanın isteğe bağlı olacağını tahmin ettiğini dile getirerek, “Markete gidip sebze satın alabilir ya da arka bahçenizde sebze yetiştirebilirsiniz. Arka bahçenizde sebze yetiştirmek çok daha zordur ancak bazı insanlar sebze yetiştirmeyi sevdikleri için yine de bunu yaparlar. İş de aynen böyle olacak, isteğe bağlı.” ifadelerini kullandı.

Elon Musk, yapay zeka ve robotikte sürekli bir gelişme olacağını bu nedenle bir noktada paranın önemini yitireceğini söyledi.

Öte yandan Musk, yapay zeka şirketi xAI’ın, Suudi Arabistan’da ülkenin yapay zeka girişimi Humain ve Nvidia ile birlikte 500 megavat kapasiteli bir veri merkezi kuracağını duyurdu.

Nvidia Üst Yöneticisi Huang da Suudi Arabistan ile süper bilgisayarlar inşa etmek için çalıştıklarını açıkladı.

Erdoğan, Zelenskiy ile ortak basın toplantısı düzenledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin, “İstanbul sürecinin daha kapsamlı bir içerikle artık akut hal alan sorunları giderecek şekilde devreye girmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Zelenskiy’i Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını belirtti.

Zelenskiy’i bu yıl içerisinde iki defa daha misafir ettiklerini, ikili ilişkilerin yanı sıra Ukrayna’daki savaşın çözüme kavuşturulması için görüş alışverişinde bulunduklarını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Nitekim, Sayın Devlet Başkanının mayıs ayındaki son ziyaretinin hemen ertesinde Ukrayna ve Rusya heyetleri arasında üç yılı aşkın süre başlatılan doğrudan görüşmelere ev sahipliği yaptık. Gerçekleştirilen üç tur müzakerede, bilhassa insani konularda ilerleme sağlanması mümkün oldu. Ayrıca taraflar arasında ateşkes ve barışa dair görüşler ile askeri meseleler doğrudan ele alınabildi. Bunların tamamını kıymetli adımlar olarak görüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde de İstanbul sürecinin pragmatik ve sonuç odaklı bir anlayışla sürdürülmesi gereği üzerinde durduk. Her iki taraf için de savaşın yıpratıcı etkilerinin giderek derinleştiği dönemde İstanbul görüşmelerinin diplomatik çözüme yönelik çabalarda önemli bir merhale teşkil ettiğine inandığımızı belirttik. Özellikle enerji altyapılarına yönelik artan saldırılar ve yaşanan can kayıpları her iki taraf için telafisi güç yıkımları da beraberinde getiriyor. İstanbul sürecinin daha kapsamlı bir içerikle artık akut hal alan sorunları giderecek şekilde yeniden devreye girmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bölgede akan kanın durmasını arzu eden tüm ortaklarımızdan da İstanbul sürecine yönelik yapıcı yaklaşım sergilemelerini bekliyoruz.”

“Ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy ile bugün yaptıkları görüşmede, ikili konuları da değerlendirdiklerini kaydetti.

Stratejik ortak Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan bağlılıklarını bir kez daha teyit ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bu minvalde, Ukrayna ile aramızda müstesna bir tarih ve kültür bağı olan Kırım Tatarları’na desteğimizin süreceğini de belirtmek isterim. Savaşın tüm zorluklarına rağmen ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu güç koşullarda ülkeyi terk etmeyerek cesaretle çalışmalarına devam eden Türk müteşebbislerin desteğiyle yeniden imar konusunda Ukrayna’ya katkı sunmayı arzu ediyoruz. Ancak evvela ateşkesi hızlandıracak adil ve kalıcı barışın önünü açacak önerileri, Türkiye olarak Rusya ile de ele alma konusunda her daim hazırız. Bu bağlamda müttefikimiz Amerika’nın sürece dahlini önemsiyoruz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, savaşta hayatını kaybedenler için dost Ukrayna halkına taziyelerimi yineliyorum.”

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: “Türk diplomasisinin gücüne ve Moskova’da anlaşılabilir olmasına güveniyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile her zamanki gibi çok verimli ve kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiğini söyleyen Zelenskiy, “Ukrayna olarak devletlerimiz arasındaki güvene çok değer veriyoruz. Özellikle Türkiye’nin Ukrayna’ya bu kadar önem vermesi bizim için çok önemli.” değerlendirmesini yaptı.

Zelenskiy, yıl içerisinde Erdoğan ile daha önce de görüştüğünü anımsatarak şöyle devam etti:

“Türkiye’nin devletimize ve halkımıza karşı yürütülen Rus savaşına ilişkin ilgili tutumu, Ukrayna için çok önemli. İşbirliğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Bu, gerçekten var. Hayatlarımızı korumamıza yardımcı olan işbirliği için ve Türkiye’nin bu trajedi, bu Rus saldırganlığının tüm kilit unsurlarına yönelik net duruşu için teşekkür ediyorum. Türkiye’ye, Ukrayna’nın bağımsızlığını, egemenliğini desteklediği için teşekkür etmek istiyorum.”

Ukrayna’nın egemenliğini savunmanın herkesin mücadelesi olduğunu söyleyen Zelenskiy, bunun meşru müdafaa hakkı olduğunu kaydetti.

Zelenskiy, “Dünya Rus saldırganlığının ne getirdiğini gördü. Şehirlerimize yeni bir Rus saldırısı yapıldı. Rus insansız savaş uçakları (İHA) ve füzeleri sıradan konutlara doğrudan isabet etti.” ifadesini kullanarak sadece Ternopil kentinde saldırı nedeniyle 20’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.

Hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileklerini ileten Zelenskiy, arama kurtarma çalışmalarının hala devam ettiğini, enkaz altında insanların olabileceğini ifade etti.

Zelenskiy, Harkiv de dahil olmak üzere diğer şehirlere ve yerleşim yerlerine saldırılar düzenlendiğini yineleyerek şunları kaydetti:

“Sadece bugünkü Rus saldırısında toplam 48 füze ve 476 saldırı amaçlı İHA kullanıldı. Bu savaş bu kadar kanlı. Ukrayna olarak, bu tür saldırılara karşı sürekli savunma yapmak zorundayız.” diyen Zelenskiy, bunun kolay olmadığını ve bunun bir meydan okuma olduğunu vurguladı.

Zelenskiy, Ukrayna’ya yardım eden herkese minnettar olduğunu belirterek “Türkiye’de birlikte yürüdüğümüz tüm çalışmalar için de teşekkür etmek istiyorum.” diye konuştu.

“Türk diplomasisinin gücüne ve Moskova’da anlaşılabilir olmasına güveniyoruz”

Zelenskiy, Erdoğan’la görüşmesinde savunma alanındaki işbirliğinin geleceğinin de ele alındığını dile getirerek “Ekiplerimiz bugün mutabık kaldığımız konular üzerinde çalışacaklar. Sonuçları bekliyoruz.” dedi.

Diplomatik alandaki durumun da detaylı şekilde görüşüldüğünü söyleyen Zelenskiy, şöyle devam etti:

“Şu anda pek çok süreç hızlandı ve canlandı. Tüm bu faaliyetlerin adil bir barışa ve güvenliğin garanti altına alınmasına yönlendirilmesi için çaba gösteriyoruz. Savaş sona ermelidir ve barışın alternatifi yoktur. Ancak Rusya savaş ve insan öldürmenin hiçbir şekilde ödüllendirilemeyeceğini anlamalıdır. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna ya da bölgemizdeki veya komşu bölgelerdeki herhangi bir ülkeye karşı benzer bir savaşı yeniden başlatma imkanı da kalmamalıdır. Türkiye ile bu konuda aynı görüşü paylaşıyoruz.”

Zelenskiy, barış ve güvenliğin garanti altına alınması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu güvenlik garantileri çok önemlidir. Tüm ortaklarımızla yakın koordinasyona ve çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin desteği için minnettarım. Bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etmek istiyorum. Türk diplomasisinin gücüne ve Moskova’da anlaşılabilir olmasına güveniyoruz. Türkiye’nin Gönüllüler Koalisyonu’na, özellikle askeri denizcilik bileşenine aktif katılımı da çok önemlidir.” diye konuştu.

Karadeniz’deki güvenliğin önemini herkesin anladığını ve bu güvenliğin yalnızca Türkiye ile birlikte garanti altına alınabileceğini söyleyen Zelenskiy, şunları kaydetti:

“Ukraynalı asker esirlerimizin, Ukraynalı sivillerin, özellikle Kırım Tatar siyasi ve dini tutukluların evlerine dönmesi için esir değişimlerini yeniden başlatmak için de çok çaba gösteriyoruz. Elbette kaçırılan Ukraynalı çocukların geri dönmesi için de çalışıyoruz. Türkiye’de de bu çalışmalar için oluşturduğumuz platformlar var. İnsanlarımızı geri döndürmek için şu anda bu konu üzerinde çalışıyoruz. Yıl sonuna kadar esir değişimlerini yeniden başlatmayı ve önemli sayıda esiri geri getirmeyi umuyoruz. Türkiye bu konuda çok büyük bir destek veriyor ve bunu gerçekten takdir ediyorum.”

Zelenskiy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek “Hem bu görüşmeler hem de bu görüşmelerin sonucu için. İstanbul süreci kapsamında yapılan müzakerelerle özellikle 2 bin küsur askerimiz geri döndü ya da geri dönme yolunda ilgili kararlar alındı. Tabii bu diplomatik çabalarımızı hızlandırmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Başbakan Ünal Üstel, TÜRKPA Heyetini Kabul Etti

Başbakan Ünal Üstel, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan ve beraberindeki heyeti Başbakanlıkta kabul etti.

Kabulde konuşan Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk halkının uzun ve onurlu bir varoluş mücadelesi verdiğini vurgulayarak, “Bu mücadelenin temel taşlarını atan Merhum Dr. Fazıl Küçük, Merhum Rauf Raif Denktaş ve 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nda dönemin Türkiye Başbakanı Merhum Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Merhum Necmettin Erbakan’ın cesur ve kararlı duruşları sayesinde Ada’ya barış ve huzur gelmiştir” dedi.

Azerbaycan başta olmak üzere TÜRKPA üyesi kardeş ülkelerin tarih boyunca benzer varoluş mücadelelerinden geçtiğini hatırlatan Üstel, “Bu nedenle bizleri en iyi anlayan, acılarımızı ve umutlarımızı en derinden hisseden ülkelerin başında Türk Devletleri Teşkilatı ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi gelmektedir. İlişkilerimizi daha da ileri taşımak ve Türk devletleri aile fotoğrafı içerisinde KKTC’nin görünürlüğünü artırmak için sizlerle daha sık bir araya gelmenin son derece önemli olduğuna inanıyorum” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki dönemde temasların yoğunlaştırılacağını belirten Üstel, “Hem parlamentolar arası iş birliğini geliştirecek hem de halklarımız arasında güçlü bir gönül köprüsü kuracağız. İş dünyasını, kültürel kurumlarımızı, öğrencilerimizi, turizm ve ticaret camiasını daha sık bir araya getirerek; eğitimden ekonomiye, turizmden kültüre kadar her alanda iş birliklerimizi güçlendireceğiz. Hedefimiz nettir: KKTC’nin Türk dünyası içinde daha güçlü, daha görünür ve daha etkin bir konuma ulaşmasıdır. Bu yolda birlikte yürüyeceğimize inancım tamdır” ifadelerini kullandı.

TÜRKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan kabulde yaptığı konuşmada, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne verdiği güçlü desteği vurgulayarak; “Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi olarak, tüm kurum ve imkanlarımızla KKTC’ye her alanda güçlü desteğimizi sürdürdüğümüzü özellikle ifade etmek isterim. Devlet başkanlarımızın Gabelen Zirvesi’nde kabul ettiği Tarihi Deklarasyon ’da iki maddede açıkça KKTC’ye atıfta bulunulması; Kuzey Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmanın hem devlet başkanları düzeyinde hem de parlamenter diplomasi boyutunda kararlılıkla sürdürüldüğünün somut bir göstergesidir. Bu, verdiğimiz desteğin en anlamlı örneklerinden biridir.” dedi.

KKTC Meclisi’nin TÜRKPA’da gözlemci üye statüsüne sahip olduğunu hatırlatan Hasan, “KKTC, genel kurul çalışmalarımızda, komisyonlarımızda ve tüm faaliyetlerimizde aktif olarak yer almaktadır. Tanınırlığın artırılması ve mevcut engellerin kaldırılması yönünde parlamenter diplomasinin sunduğu tüm imkanları en üst düzeyde kullanmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Petrolde belirsizlikler artıyor

Petrol, ABD’nin Rusya’nın Rosneft PJSC ve Lukoil PJSC şirketlerine yönelik yaptırımlarının yürürlüğe girmesi beklemesi ve Avrupa Birliği’nin Moskova’yı sıkıştırmak için yeni adımlar araştırmasıyla birlikte yatay seyretti.

Brent petrol, Çarşamba günü bir haftanın en büyük düşüşü olan yüzde 2’den fazla değer kaybettikten sonra varil başına 63 dolar civarında işlem gördü. ABD ham petrolü (WTI) ise 60 doların altında kaldı. ABD’nin Rus enerji devlerine yönelik cezaları, özellikle Hindistan’a yönelik akışları etkileyerek petrol ticaretini altüst etti ve Lukoil’i uluslararası varlıklarına alıcı aramaya zorladı.

Petrol, OPEC+ ve diğer üreticilerin arzı artırmasıyla birlikte yıl genelinde arz fazlası beklentileri nedeniyle hâlâ yıllık kayba doğru ilerliyor. Ancak son dönemde artan jeopolitik gerilimler fiyatlara bir miktar risk primi ekledi. Rusya’nın yakıt ihracatı ise, rafineri altyapısına yönelik saldırılar ve ABD yaptırımları nedeniyle Kasım ayının ilk yarısında Ukrayna işgalinden bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Yaptırımların ardından, Lukoil’in uluslararası operasyonlarının çeşitli parçalarını satın almak için çok sayıda talip ortaya çıktı. Exxon Mobil yöneticileri, Irak Petrol Bakanı Hayyan Abdul Ghani ile Çarşamba günü bir araya gelerek, ülkenin üretiminin yüzde 10’unu oluşturan West Qurna 2 sahasındaki Rus şirketine ait payı görüştü.

Bu sırada Avrupa Birliği, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı finanse etme kapasitesini daha da zayıflatmak amacıyla, Moskova’nın petrol taşımak için kullandığı “gölge filo” tankerlerini destekleyen kuruluşlara yönelik ek kısıtlamalar üzerinde çalışıyor.

Hava sıcaklığı yeni haftayla birlikte düşüşe geçecek

Meteoroloji Dairesi’nin 20-26 Kasım dönemini kapsayan tahmin raporuna göre, sıcaklık periyodun son günlerinde düşerek iç kesimlerde ve sahillerde 21-24 derece dolaylarında seyredecek.

Periyodun ilk günlerinde ise hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde 27-30, sahillerde 23-26 derece dolaylarında olacak.

Yüksek basınç sistemi ile ılık ve nispeten nemli hava kütlesinin etkisinde kalacak bölgenin, periyodun son günlerinde üst atmosferdeki serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalması bekleniyor.

Hava hafta boyunca parçalı az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu olacak.

Rüzgar genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esecek, periyodun son günlerinde ise güney ve doğu yönlerden zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

20 Kasım 2025 Döviz Kurları

Dolar, son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşarak rekor tazeledi.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 42,36 TL, Euro 48,90 TL, İngiliz Sterlini ise 55,42 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.00 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 42,35 TL, satış fiyatı 42,37 TL.

Euro’nun alış fiyatı 48,86 TL, satış fiyatı 48,93 TL, İngiliz Sterlini ise 55,38 TL’den alınıp 55,47 TL’den satılıyor.