Archives 2025

Kumsal baskını şehitleri anıldı

Kumsal baskını şehitleri, Barbarlık Müzesi’nde düzenlenen törenle anıldı.

Lefkoşa’da Barbarlık Müzesi’nin bahçesindeki anıtın önünde düzenlenen törene, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, bazı milletvekilleri, askeri erkan, siyasi parti, şehit ve gazi dernekleri, okul ve diğer kuruluşlardan temsilciler katıldı.

Törende, protokol sırasına göre çelenkler anıta sunuldu, saygı duruşunda bulunuldu. Saygı atışının ardından  İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Tören, Şehit Ertuğrul İlkokulu öğrencisi Elif Dila Taşköprü’nün “Şehitlerimize Ağıt” adlı şiiri okumasıyla devam etti. Ardından, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

-Öztürkler: “Şehitlerimizin verdiği mücadeleyi her zamankinden fazla sahiplenmemiz gerekiyor”

Törende konuşan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, geçmişi unutmamanın önemine vurgu yaptı.

Kıbrıs Türk halkının Mehmetçik ve Mücahit ile verdiği mücadeleyi anlamak ve gelecek kuşaklara anlatmak gerektiğini kaydeden Öztürkler,  Kıbrıs Türk halkı yaşadığı topraklarda özgürce yaşayabilsin, dilini, manevi değerlerini ve Türklüğünü kaybetmesin diye şehitler verildiğini kaydetti.

“Bakın ne güzel her gittiğimiz yerde hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağı hem de Türkiye Cumhuriyeti bayrağı özgürce dalgalanıyor. Bu topraklarda biz bağımsız ve özgür bir şekilde yaşamımızı sürdürüyoruz.” diyen Öztürkler, bugünlere kolay gelinmediğini söyledi. Öztürkler, bugünü ve şehitlerin verdiği mücadeleyi her zamankinden fazla sahiplenmek gerektiğini vurguladı.

-“EOKA, eli kanlı bir terör örgütüdür”

Rum lider Nikos Hristodulidis’in “EOKA’nın kahraman olduğu” yönündeki açıklamasına da tepki gösteren Öztürkler, “Rum liderin bunu çok iyi bilmesi gerekir. Esas kahramanlar Türk Mukavemet Teşkilatı’dır, Mehmetçik’tir, Mücahit’tir ve kahraman Kıbrıs Türk halkıdır. EOKA, eli kanlı bir terör örgütüdür. Bunu çok iyi bilmesi gerekir. Biz de kendisine hatırlatmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

“Biz kahramanlarımızı şehitlerimizi anmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda özgür, bağımsız devletimiz, egemenliğimiz demeye durmadan devam edeceğiz.” diyen Öztükler, şehitleri anarak konuşmasına son verdi.

-Uluç

Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Kadın Kolları Başkanı Şeniz Uluç, 24 Aralık 1963’te Lefkoşa’nın Kumsal mahallesinin insanlık tarihinin en acımasız katliamlarından birine tanıklık ettiğini söyledi.

Kanlı Noel saldırılarında yaşananları anlatan Uluç, 24 Aralık 1963’te Kumsal baskınında üçü çocuk, ikisi kadın olmak üzere 11 kişinin şehit edildiğini belirtti. Uluç, “Gelecek neslin sağlam adımlarla ileriye yürümesi için o yaşanılan günlerin anılmasının çok önemli olduğunu vurgulamak isterim.” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile özgürlüğüne kavuştuğunu anlatan Uluç, “Bugün özgür bir ülkede yaşıyorsak, hala Kıbrıs Türkü bu adada varsa ve çocuklarımız için gelecek günleri düşünebiliyorsak bunu kahraman şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuzun bilinci içerisindeyiz.” dedi.

Uluç, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, toplum lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş olmak üzere tüm şehitleri rahmetle; gazileri şükran ve minnetle andı.

-Torun

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Topçu Teğmen Görkem Torun ise, Atatürk ve Türkiye sevdalısı Kıbrıs Türk halkının yüzlerce yıldır Kıbrıs’ta Türk varlığının savunucusu olduğunu, Dr. Küçük ve Denktaş önderliğinde en zor koşullarda vatanına sahip çıktığını kaydetti.

1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türkü’nün adada katledildiğini söyleyen Torun, verilen varoluş mücadelesinden bahsetti.

Torun, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, toplum lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş başta olmak üzere tüm şehitleri andı; gazilere ve şehit ailelerine şükranlarını sundu.

Konuşmaların ardından tören, Barbarlık Müzesi’nin gezilmesiyle sona erdi.

Papa 14. Leo’dan Noel dolayısıyla dünya genelinde 24 saatlik ateşkes çağrısı

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere dünya genelinde Noel Yortusu sebebiyle 24 saatlik bir ateşkese uyulması çağrısında bulundu.

Papa, dün akşam saatlerinde haftalık istirahatini geçirdiği Roma yakınlarındaki Castel Gandolfo beldesindeki konutundan Vatikan’a gitmek üzere ayrıldığı sırada, kendisini bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hristiyan aleminin Hz. İsa’nın doğumunu kutladığı Noel Yortusu’ndan önce bir çağrısı olup olmadığı sorulan Papa 14. Leo, “Gerçekten de beni çok üzen şeylerden biri de Rusya’nın Noel ateşkesini reddetmesidir. Tüm iyi niyetli insanlara bir kez daha şu ricada bulunuyorum: En azından İsa’nın doğumunun kutlandığı bu günde Ukrayna’da ve tüm dünyada 24 saatlik bir ateşkese saygı gösterilsin.” diye konuştu.

Orta Doğu’da özellikle de Gazze’deki durumun sorulması üzerine Papa, Kudüs Latin Patriği Kardinal Pierbattista Pizzaballa’nın son günlerde Gazze’ye ziyaret ettiğini hatırlatarak, kendisinin de bir saat kadar önce Gazze Şehrindeki Kutsal Aile Kilisesi’nin rahibi Gabriel Romanelli ile telefonda görüştüğünü anlattı.

Papa, Gazze’de ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes ve barış planına işaret ederek, “Halen çok kırılgan bir durumun ortasında bir bayramı kutlamaya çalışıyorlar. Umuyoruz ki barış anlaşması ilerleme kaydedecektir.” dedi.

NYT: ABD, askeri birlik taşımak için Karayipler’e defalarca C-17 uçağı gönderdi

ABD ile Venezuela arasındaki politik gerilim devam ederken Washington yönetiminin, askeri birlik ve teçhizat taşımak için kullanılan C-17 uçağını en az 16 kez Karayipler bölgesine gönderdiği iddia edildi.

New York Times (NYT) tarafından incelenen uçuş verilerine göre, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri baskısı devam ediyor.

Buna göre, çoğunlukla askeri birlik ve teçhizat taşımak için kullanılan C-17 ağır yük kargo uçaklarının, geçen hafta ABD’deki üslerinden Porto Riko’ya en az 16 uçuş yaptığı tespit edildi.

C-17’lerin, New Mexico, Illinois, Vermont, Florida, Arizona, Utah, Washington eyaletleri ve Japonya’daki üslerden Porto Riko’ya uçtuğu belirtilirken, bu uçuşlarda kaç asker taşındığı veya başka teçhizat bulunup bulunmadığı ise hala soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

Hava trafik kontrol iletişimlerine göre, bazı askeri uçuşlar kamuya açık uçuş takip sitelerinde görünmediğinden, gerçek uçuş sayısının daha yüksek olabileceği belirtildi.

Öte yandan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, ismini vermek istemeyen ABD’li bir yetkili, özel harekat kuvvetleri tarafından kullanılan en az 10 CV-22 uçağının, pazartesi gecesi New Mexico’daki Cannon Hava Kuvvetleri Üssü’nden bölgeye uçtuğunu aktardı.

ABD, Venezuela gerilimi

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde Venezuela’ya karşı sert politika benimsiyor, Venezuela yönetimini ve ülkedeki birçok grubu “terörist” olarak niteliyor.

Venezuela’dan gelen petrol gemilerinin bazılarına el koyan ABD yönetimi, bu gemilere “uyuşturucu taşıdığı” gerekçesiyle çoğunlukla müdahalede bulunduklarını belirtiyor.

Söz konusu el koymalardan sonuncusu, 16 Aralık’ta meydana gelmiş, Trump “uyuşturucu terörizmini finanse ettiği gerekçesiyle” Venezuela’ya giriş veya çıkış yapan yaptırım altındaki tüm petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz bir abluka” uygulanması yönünde talimat vermişti.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro da dün yaptığı açıklamada, “Bence Başkan Trump, kendi ülkesindeki sorunlarla ilgilenmeli. Ekonomik ve sosyal konulara odaklansa, dünyayla ilişkileri daha iyi olur. Her başkan kendi işine bakmalı.” ifadesini kullanmıştı.

Rusya Soruşturma Komitesi: Moskova’da bombalı saldırıda 2’si polis 3 kişi öldü

Rusya Soruşturma Komitesi, başkent Moskova’da emniyet görevlilerine yönelik bombalı saldırı sonucunda iki polis ile olay yeri yakınındaki bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Rusya Soruşturma Komitesi Sözcüsü Svetlana Petrenko’nun yaptığı açıklamaya göre, 23 Aralık’ı 24 Aralık’a bağlayan gece, Moskova’nın Yeletskaya Caddesi’nde görev yapan iki trafik polisi, devriye aracının yakınında şüpheli bir kişiyi fark etti.

Polislerin şüpheliye yaklaşarak gözaltına almak istemesi üzerine patlayıcı düzeneğinin infilak etmesi sonucu iki polis memuru ile olay esnasında polislerin yakınında bulunan bir kişi hayatını kaybetti.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Patlamanın iki gün önce Rusya Genelkurmay Başkanlığı Operasyonel Eğitim Dairesi Başkanı Tümgeneral Fanil Sarvarov’a yönelik suikast yapılan caddenin yakınında gerçekleşmesi dikkati çekti.

Sarvarov, 22 Aralık’ta, Rusya’nın başkenti Moskova’da otomobile yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybetmişti.

Uzmanlar, Netanyahu ile bir araya gelen Miçotakis’i tarihin yargılayacağını belirtti

Uzmanlar, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelmesi ve İsrail’i “demokratik bir devlet olarak tanımlaması” nedeniyle sınıfta kaldığını ve tarih tarafından yargılanacağını belirtti.

Electronic Intifada” adlı internet sitesinin editörlerinden, “Avrupa’nın İsrail ile İttifakı” ve “Balfour’un Gölgesi” kitaplarının yazarı David Cronin ve eski İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Direktörü Profesör Kenneth Roth, AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yazar Cronin, Yunanistan’ın Gazze’ye yönelik soykırımı öncesinde ve sırasında İsrail’in sadık bir müttefiki olduğunu kanıtladığını söyledi.

İsrail’in The Jerusalem Post gazetesinin kısa süre önce, İsrail’in silah üreticilerinin, Yunanistan’ın sözde askeri kabiliyetlerini “modernize etme” çabalarından nasıl faydalandığını kutlayan bir dosya yayımlamasının öğretici nitelikte olduğuna dikkati çeken Cronin, “Bu süreçten yararlanan firmalar arasında Gazze’ye karşı yürütülen savaşta kilit rol oynadığını bizzat övünerek dile getiren Israel Aerospace Industries de yer almaktadır. Yunanistan’ın İsrail’den silah satın almaya bu denli istekli olması her zaman utanç vericidir.” ifadesini kullandı.

Cronin, Yunanistan’ın İsrail ile bu kadar yakın işbirliği sürdürmesinin ise ülkeyi soykırıma yardım etmekle suçlanır hale getirdiğine işaret ederek, “Bir soykırıma yardım sağlamak, uluslararası hukukun ağır bir ihlalidir.” uyarısında bulundu.

“Miçotakis, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’le adeta yarışıyor”

“Kyriakos Miçotakis, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile adeta yarışıyor gibi görünmektedir. Her ikisi de bu yıl Netanyahu’yu ziyaret etmiştir.” değerlendirmesinde bulunan Cronin, söz konusu kişilerin ziyaretlerinin amacının Netanyahu’yu soykırım nedeniyle hukuken cezalandırılmasını sağlamak ve tutuklanmasını temin etmek olmadığını vurguladı.

Diğer taraftan bu liderlerin böyle bir yükümlülüğü bulunduğunun altını çizen Cronin, “Amaç, Yunanistan ve Almanya’nın İsrail’in yanında olduğunu göstermektir. Miçotakis ve Merz, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Roma Statüsü’ne taraf olduklarını ve UCM’nin Netanyahu hakkında bir tutuklama kararı çıkardığını işlerine geldiği gibi görmezden gelmektedir. Tarih, onları sert biçimde yargılayacaktır.” uyarısını yaptı.

“Miçotakis sınıfta kalmıştır”

Eski HRW Direktörü Profesör Kenneth Roth ise Netanyahu’nun, Yunanistan’ı ziyaret etmesi halinde, Yunan hükümetinin UCM’nin çıkardığı tutuklama kararı uyarınca onu tutuklamakla yükümlü olacağını belirtti.

Diğer taraftan Miçotakis’in Netanyahu ile görüşmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını aktaran Roth, “Asıl mesele, bu görüşmenin amacının ne olduğudur. Bu noktada Miçotakis sınıfta kalmıştır. İsrail’i ‘demokratik bir devlet’ olarak nitelemesi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’de süregelen yasa dışı işgali, bu bölgelerde dayattığı apartheid rejimini ve İsrail’in demokratik olmaktan ne kadar uzak olduğunu görmezden gelmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Miçotakis’in Filistin Yönetimi ile de daha önce bir araya geldiğini ve Yunanistan’ın Filistin Yönetimi’ne desteğini teyit ettiğini belirten Roth, Miçotakis’in Filistin Yönetimi’ne Gazze’nin geçiş sürecinde bir rol üstlenmesi gerektiğini açıkça dile getirmediğini, hatta birçok Batılı hükümetin yaptığı gibi Filistin devletini desteklediğini dahi ifade etmediğini söyledi.

Roth, “Miçotakis’in ziyareti, soykırımcı İsrail hükümetinden herhangi bir uzaklaşma kaydedildiğine de işaret etmemektedir.” uyarısında bulundu.

Yunanistan, İsrail’le ilişkilerini derinleştiriyor

İsrail Başbakanı Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimli lideri Nikos Hristodulidis, 22 Aralık’ta Batı Kudüs’te düzenlenen üçlü zirvede bir araya gelmişti.

Zirvede, “savunma” vurgusu öne çıkarken, uluslararası siyasette yalnızlaşan Netanyahu’nun çıkışı, “Miçotakis ile yakınlaşma aradığı” yorumları yapılmıştı.

1 Nisan 2025’te de Netanyahu’yu ziyaret eden Miçotakis, “Gazze’de işlenen savaş suçları nedeniyle UCM tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılmasının ardından İsrail Başbakanı’yla fiziksel olarak bir araya gelen ilk Avrupalı lider” olmuştu.

Brent petrolün varili 61,97 dolardan işlem görüyor

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 61,97 dolardan işlem görüyor.

Dün 62,01 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 61,96 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 9.30 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,01 artarak 61,97 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 58,39 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlardaki kısıtlı yükselişte, ABD ve Venezuela arasındaki gerilimin neden olduğu arz endişeleri ve güçlü ABD ekonomik büyüme verileri etkili oldu.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD’nin ülkesine ait petrol tankerlerine el koyması nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden “ezici destek” gördüklerini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Aralık’ta, “uyuşturucu terörizmini finanse ettiği gerekçesiyle” Venezuela’ya giriş veya çıkış yapan yaptırım altındaki tüm petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz bir abluka” uygulanması yönünde talimat vermişti.

Venezuela’nın küresel petrol arzındaki payı sınırlı olsa da uzmanlar, mevcut diğer jeopolitik riskler nedeniyle piyasaların arzda yaşanabilecek herhangi bir aksamaya duyarlılık gösterdiğini, bunun da petrol fiyatlarını desteklediğini belirtiyor.

ABD ekonomisindeki büyüme fiyatları destekliyor

ABD ekonomisinin, beklentilerin üzerinde büyüdüğüne yönelik veri akışı da fiyatları destekleyen başka bir unsur oldu.

ABD ekonomisi, öncü verilere göre bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 4,3 ile öngörülerin üzerinde büyürken, söz konusu performans 2023’ün üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek büyüme oranı olarak kayıtlara geçti. Ülkede sanayi üretimi ekimde yüzde 0,1 azalmasının ardından, kasımda yüzde 0,2 artış kaydetti.

Beklentilerin üzerinde gerçekleşen büyüme, dünyanın en büyük petrol tüketicisinde tüketici harcamaları ve ekonomik faaliyetin güçlü seyrini koruduğunu ortaya koyarak yavaşlama endişelerini azalttı.

Öte yandan, dünyanın en büyük petrol tüketicilerinden ABD’de ham petrol stoklarının arttığına yönelik öngörüler ise fiyatların yükselişini kısıtlıyor.

Amerikan Petrol Enstitüsü (API), ticari ham petrol stoklarının geçen hafta 2 milyon 400 bin varil arttığını tahmin etti. Piyasa beklentisi, stokların 9 milyon 300 bin varil azalacağı yönündeydi. Stoklarda beklenenin aksine yaşanan artış, ABD’de talebin düşük seyrettiği algısını destekleyerek fiyatları baskılıyor.

Brent petrolde teknik olarak 64,46 dolar direnç, 58,96 dolar destek seviyesi olarak izleniyor.

24 Aralık 2025 Döviz Kurları

Dolar, Euro ve Sterlin son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşarak, rekor tazeledi.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 42,84 TL, Euro 50,71 TL, İngiliz Sterlini ise 57,10 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.34 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 42,82 TL, satış fiyatı 42,86 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,64 TL, satış fiyatı 50,77 TL, İngiliz Sterlini ise 58,06 TL’den alınıp 58,15 TL’den satılıyor.

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Al-Haddad’ın içinde bulunduğu jet Ankara’da düştü

Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus’a gitmek üzere havalanan, içerisinde Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Al-Haddad’ın da bulunduğu jet, henüz belirlenemeyen nedenle Haymana ilçesi Kesikkavak köyünde dağlık araziye düştü.

Orgeneral Al-Haddad, beraberindekilerle Libya’nın başkenti Trablus’a gitmek için Esenboğa Havalimanı’nda jete bindi.

Saat 20.10’da havalanan ve içinde 5 kişinin olduğu uçakla saat 20.52’de irtibat kesildi.

Uçağın Haymana ilçesi Kesikkavak köyünde dağlık alana düştüğü ihbarı üzerine bölgeye jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, uçağın enkazına Haymana ilçesi Kesikkavak Köyü’nün 2 kilometre güneyinde ulaşıldığını bildirdi.

Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus’a gitmek üzere havalanan uçağın enkazına Haymana ilçesi Kesikkavak Köyü’nün 2 kilometre güneyinde jandarmamız tarafından ulaşılmıştır. Gelişmelerden kamuoyu bilgilendirilecektir.”

Soruşturma başlatıldı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan havalanan, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın Muhammed Ali Al-Haddad’ın da aralarında bulunduğu yolcuları taşıyan uçağın Haymana ilçesinde düşmesiyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 1 Cumhuriyet başsavcıvekili koordinesinde 4 Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiştir. Soruşturma tüm yönleriyle ve titizlikle yürütülmektedir.”

Ekiplerin enkazdaki çalışmaları sürüyor

Bölgenin çamurlu olması nedeniyle aramaları yaya olarak yürüten ekipler, uçağın enkazına ulaştı. Gece boyunca yoğun yağış ve sise rağmen devam eden arama tarama faaliyeti, günün ilk ışıklarıyla hızlandı.

Uçağın düştüğü alanı güvenlik çemberine alan jandarma ekipleri, sivillerin bölgeye geçişine izin vermiyor. Alanın balçık oluşu nedeniyle bölgeye paletli ambulanslar sevk edildi.

Yetkililer, AFAD tarafından kurulan mobil koordinasyon merkezinden çalışmaları takip ediyor.

Bu arada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmayla ilgili görevlendirilen 4 cumhuriyet savcısı da çalışmalara katılıyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın da uçağın düştüğü alanda incelemede bulunması bekleniyor.

Libya Başbakanı Dibeybe’den taziye mesajı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Ankara’da düşen uçaktaki Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ve beraberindeki heyet için taziye mesajı yayımladı.

Dibeybe sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında, “Büyük bir üzüntü ve kederle, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı Muhammed El-Haddad ve Kara Kuvvetleri Komutanı Feyturi el-Gribil, Askeri Sanayi Kurumu Komutanı Tuğgeneral Mahmud El-Katavi, Genelkurmay Başkanı Danışmanı Muhammed Asavi Diyab, Genelkurmay Başkanlığı Basın Ofisi Fotoğrafçısı Muhammed Mahcub’un Ankara’ya yaptıkları resmi ziyaret dönüşünde trajik bir kazada hayatlarını kaybettikleri haberini almış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Başbakan Dibeybe mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bu (kaza), vatan, askeri kurumlar ve tüm Libyalılar için büyük bir kayıptır. Ülkelerine samimiyet ve özveriyle hizmet etmiş, disiplin, sorumluluk ve milli bağlılık konusunda örnek teşkil etmiş insanları kaybettik.

Şehitlerimizin ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerdeki silah arkadaşlarına en derin taziyelerimizi ve yürekten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Yüce Allah’tan onlara bol rahmetini ihsan etmesini, onları geniş cennetine kabul etmesini ve ailelerine ve sevdiklerine sabır ve teselli vermesini niyaz ediyoruz.”

Libya’da milli yas ilan edildi

Ulusal Birlik Hükümetinden yapılan yazılı açıklamada, hükümetin düşen uçakta bulunan Haddad ve beraberindekilerin ailelerine, Libya Silahlı Kuvvetlerindeki silah arkadaşlarına taziyelerini ve en içten başsağlığı dileklerini sunduğu belirtildi.

Haddad ve beraberindeki heyetin hayatını kaybetmesi nedeniyle ülke genelinde (3 gün) yas ilan edildiği kaydedilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu (3 gün) süre zarfında tüm devlet kurumlarında bayraklar yarıya indirilecek ve tüm resmi ve kutlama etkinlikleri askıya alınacaktır. Bu karar, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed El-Haddad ve arkadaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Ankara ilindeki resmi bir görevden dönerken trajik bir kazada hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle alınmıştır.”

Açıklamada ayrıca, Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin olayın koşullarının incelenmesi için Türk makamlarıyla doğrudan koordinasyon sağlamak üzere Libya Savunma Bakanlığına Ankara’ya resmi bir heyet göndermesi talimatı verdiği belirtildi.

Libya’nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter’den Genelkurmay Başkanı Haddad için taziye mesajı

Libya’nın doğusundaki Silahlı Kuvvetlerden yapılan açıklamada, Hafter’in “Türkiye’de meydana gelen uçak kazasında hayatını kaybeden Orgeneral Muhammed el-Haddad’ın vefatı nedeniyle taziye ve başsağlığı dileklerini sunduğu” belirtildi.

Açıklamada, “Bu trajik kayıptan duyduğumuz derin üzüntüyü ifade ederek, merhumun ailesine, aşiretine, şehrine ve tüm Libya halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.” ifadesine yer verildi.

Öte yandan, Bingazi’deki Temsilciler Meclisinden yapılan açıklamada da Meclis Başkan Yardımcısı Misbah Duma’nın taziye mesajı yayımlandı.

Duma, mesajında, Haddad ve beraberindeki heyetin aileleri ve silah arkadaşları için başsağlığı dileklerinde bulundu.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’den Genelkurmay Başkanı Haddad için taziye mesajı

Başkanlık Konseyinden yapılan açıklamada, Konsey Başkanı Menfi’nin taziye ve başsağlığı mesajı yayımlandı.

Menfi, mesajında, Genelkurmay Başkanı Haddad ve beraberindeki heyetin düşen uçakta hayatını kaybetmesi nedeniyle derin üzüntü içinde olduğunu belirtti.

Konsey Başkanı Menfi, “Türkiye Cumhuriyeti’ndeki resmi bir görevden başkent Trablus’a dönerken meydana gelen trajik bir kaza ve yürek burkan olay sonucu acı kayıpları nedeniyle Libya halkının tümüne en derin taziyelerimizi ve içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan, Bingazi’deki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih de bir taziye mesajı yayımlayarak düşen uçakta hayatını kaybeden başta Haddad olmak üzere Libya askeri heyetinin yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerinde bulundu.

Türkiye’nin yeni asgari ücreti belirlendi: Net 28 bin 75 TL

Türkiye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, asgari ücretin 2026 yılı için net 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak belirlendiğini bildirdi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 2026 yılında geçerli olacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmaları kapsamındaki üçüncü toplantısı sona erdi.

Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun kararını, hükümet ve işveren heyetlerinin katılımıyla Bakanlıkta düzenlediği toplantıyla açıkladı.

Bakanlık olarak çalışma hayatında sosyal diyaloğun bir gereği olarak tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettiklerini belirten Işıkhan, hakem rolleri gereği hem işçi temsilcileri hem de işveren temsilcileriyle görüşmelerini kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.

Bu süreçte işçi konfederasyonları ve işveren temsilcileriyle de görüşüp, fikirlerini aldıklarını ve onları karar alma sürecine dahil ettiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:

“Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü yaratan sosyal diyalogun çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin ön şartı olduğuna inanıyorum.

İşçilerimiz de işverenlerimiz de çalışma hayatımızın asli unsurlarıdır. Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için nasıl birlikte çalışıp, birlikte alın teri döktüysek, Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek, bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Şunu unutmamalıyız ki bizler, karşı karşıya gelerek, zıtlaşarak değil ancak yan yana durduğumuzda, birlikte olduğumuzda, yol alabiliriz.”

“ESAS OLAN, YAPILAN ARTIŞLARIN ETİKETLERDE ERİYİP GİTMEMESİDİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak 23 yıldır Türkiye’yi her şartta büyütme, her koşulda ayakta tutma vizyonuyla yol yürüyen bir yönetim anlayışına sahip olduklarını ifade eden Işıkhan, şunları kaydetti:

“Bu ülke çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Ancak şunu açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum, bunca musibete rağmen, bugün her alanda büyük bir oranda toparlanmayı yaşıyoruz. Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ekonomisi sağlamlaştıkça, her zaman olduğu gibi bundan en büyük faydayı da elbette vatandaşlarımız görecektir. Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınma, vatandaşımıza refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirilmesini hedeflemekteyiz.”

“MUHALEFETİN POPULİST YAKLAŞIMLARINI DA CİDDİYE ALMADIK”

“Biz popülist değiliz. Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık.” diyen Işıkhan, “Biz işimize baktık, çalıştık ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik.” ifadelerini kullandı.

AK Parti olarak 23 yıldır günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ettiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:

“Türkiye Yüzyılı’nı emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde, Türkiye’nin küresel dönüşümde güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda ‘kimseyi dışarıda bırakmayan’ bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz.”

“KARARIN DENGEYİ GÖZETECEK NİTELİKTE OLMASI İÇİN YOĞUN ÇABA HARCADIK”

Bakanlık olarak çalışma hayatının tüm ekosistemini daima değişen şartlara uyum sağlayan, ihtiyaçlara hızla cevap verebilen, dinamik ve güçlü bir yapıya oturtmak için kararlı bir şekilde çalıştıklarını belirten Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biliyoruz ki Türkiye’nin yarınları ancak bugünün, emek ve üretim gücünü, daha nitelikli hale getirerek güvence altına alınabilir. Bu anlayışla, asgari ücrette de çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil, aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir. Burada temel hedefimiz işçilerimizi de işverenlerimizi de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesidir. Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Komisyon çalışmalarımıza görüş ve tavsiyeleriyle katkı veren, destek olan tüm sendikalarımıza, kurumlarımıza ve ilgili bakanlıklarımıza, çalışmaların sağlıklı bir şekilde icra edilmesini sağlayan komisyon üyelerimize ve süreci anbean takip eden basın mensuplarına, süreç boyunca diyalog halinde olduğumuz işçi konfederasyonlarımıza da teşekkür ediyorum. Sosyal diyalog sürecinde, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işveren kesimini temsil eden ve toplantıya aktif bir şekilde görüş ve önerilerini dile getiren TİSK’e, kıymetli başkanı Sayın Özgür Burak Akkol’a teşekkür ediyorum. Güçlü iradeleriyle gece gündüz demeden çalışan, her koşulda ülkemizin ve milletimizin geleceği için arkamızda duran, bizleri destekleyen ve yolumuzu açan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, tüm emekçiler adına huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.”

“ASGARİ ÜCRETİ GEÇTİĞİMİZ YILA GÖRE YÜZDE 27 ORANINDA ARTIRMIŞ OLUYORUZ”

Bakan Işıkhan, 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücretle ilgili şu bilgileri verdi:

“1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yaptığımız bu artışla asgari ücreti geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre nominal olarak 171 kat, reel olarak ise yüzde 251’lik artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca, geçtiğimiz yıl 1.000 lira olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1.270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz, tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı yatırım-üretim-istihdam vizyonumuzla şekillendirmeye devam edeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çalışma hayatının tüm ihtiyaçlarını paydaşlarımızla istişare, ortak akıl ve güç birliği içerisinde karşılamayı sürdüreceğiz. Yeni asgari ücretin çalışan, üreten ve büyüyen ülkemiz için ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.”

Toplantıda, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da yer aldı.

Hava parçalı ve çok bulutlu olacak

Meteoroloji Dairesi, 24 Aralık Çarşamba günü öğleye kadar yer yer hafif yağmur beklendiğini açıkladı.

Meteoroloji Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 24 Aralık Çarşamba günü hava parçalı ve çok bulutlu olacak. Günün ilk saatlerinde yer yer hafif yağmur beklenirken, hava sıcaklığının iç kesimler ve sahillerde 17–20 derece dolaylarında seyretmesi öngörülüyor.

Rüzgârın kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esmesi bekleniyor.

Bakanlar Kurulu, Ersin Tatar’a ofis kiralanmasına ve 2 personel görevlendirilmesine karar verdi

Bakanlar Kurulu, 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar için ofis kiralanması, makam aracı tahsisi ve personel görevlendirilmesine karar verdi. Karar resmi gazetede yayımlandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a sağlanacak olanaklar belirlendi.

Ü(K-I)2343-2025 sayılı ve 22 Aralık 2025 tarihli kararda, önerge doğrultusunda 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar için Lefkoşa’da, Şehit Üsteğmen Mustafa Orhan Sokak No:10, Yenisehir İbrahim Paşa Mahallesi, Pafta No: XXI 38.5.II adresinde bulunan bir ofisin aylık 600 sterlin bedelle kiralanmasına karar verildi.

Kararda, söz konusu ofisin kira, elektrik, su ve müştemilat giderlerinin Maliye Bakanlığı tarafından açılacak bir kalemden karşılanacağı belirtildi. Ayrıca V. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a bir adet makam aracı tahsis edilmesi kararlaştırıldı.

Çalışma ofisinde görev yapmak üzere 1 sekreter (kitabet memuru), 1 odacı/şoför veya muadili personel ile 1 hizmetlinin (geçici işçi) görevlendirileceği ifade edilirken, bu personele ilişkin giderlerin de Maliye Bakanlığı tarafından karşılanacağı kaydedildi.

Karar, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Erdoğan’dan Lübnan’a Mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Erdoğan, Lübnan’dan Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini gözeten bir tutum beklediklerini vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Lübnan arasındaki ikili ilişkiler ile bölgesel gelişmeler ele alındı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Türkiye’nin her zaman Lübnan’ın istikrarını ve egemenliğini savunduğunu ifade etti. İki ülke arasında özellikle ticaret ve yatırım alanlarında önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Erdoğan, bu potansiyelin değerlendirilmesinin her iki taraf için de fayda sağlayacağını kaydetti.

Erdoğan, Türkiye’nin Lübnan’ın güvenliğini desteklemeye yönelik uluslararası mekanizmalarda görev almaya her zaman hazır olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, Lübnan’dan Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini gözeten bir tutum beklediklerini dile getirdi.

Görüşmede bölgesel konulara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de yaşanan büyük değişimin bölgenin istikrarına katkı sunması için Türkiye’nin desteklerini sürdüreceğini ifade etti. Erdoğan ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırgan tutumunu reddettiklerini belirterek, bölgede barış ve istikrarın korunmasının önemine dikkat çekti.

Üstel: Güçlü Türkiye, Güçlü KKTC

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lübnan Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşmede Kıbrıs Türklerinin hukukunu gözeten yaklaşımının memnuniyet yarattığını belirtti.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Üstel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türk halkının sesini uluslararası platformlarda dile getirmesinin kendileri için gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Üstel, “Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs Türklerinin hukukunu savunan duruşu bizleri bir kez daha gururlandırmıştır” dedi.

Başbakan Üstel, söz konusu açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, şahsı ve hükümeti adına teşekkür ederek, “Güçlü Türkiye, Güçlü KKTC” vurgusunda bulundu.

Savaşan: GKRY’nin tutumu çözümsüzlüğün nedenlerini izah eder nitelikte!

 

UBP Genel Sekreteri Dr. Ahmet Savaşan Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in “Kanlı Noel”i kahramanlık olarak nitelendirmesini eleştirerek, Rum tarafının yaptığının “tarihi bir çarpıtma” değil, hala daha üzerinde konuşulan Kıbrıs sorununun ne olduğunu anlamamıza yardımcı olacak güncellikte bir çarpıtma ve sorunun çözümsüz kalmasının nedenlerini de izah eder nitelikte olduğuna dikkat çekti.

UBP Genel Sekreteri Dr. Ahmet Savaşan, 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası dolayısıyla UBP’nin resmi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kıbrıs Türk halkının şehitlerini rahmet ve minnetle andığını, buna karşın Kıbrıs Rum liderliğinin yaşananları bir “kahramanlık destanı” olarak göstermeye çalıştığını ifade etti.

21-25 Aralık 1963’te Kıbrıs’ta yaşananların ne olduğu konusunda tarihin hükmünü çoktan verdiğini belirten Savaşan, Rum tarafının bu yaklaşımının yalnızca bir “tarihi çarpıtma” olmadığını vurguladı. Savaşan, söz konusu söylemlerin, halen üzerinde konuşulan Kıbrıs sorununun ne olduğunu anlamamıza yardımcı olacak güncellikte bir çarpıtma olduğunu ve sorunun neden çözümsüz kaldığını da izah eder nitelik taşıdığını kaydetti.

 

Kıbrıs sorununun, Rumların Kıbrıs adasını yalnızca kendilerine ait görmelerinin bir sonucu olduğunu dile getiren Savaşan, zamanla şekil değiştirse bile sorunun temel nedeninin hâlâ canlılığını koruduğunu ve Kıbrıs Türk halkının hayatını etkilemeye devam ettiğini ifade etti.

 

Dr. Ahmet Savaşan, herkesin bu gerçeği görmesi ve beklentilerini buna göre şekillendirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şehitleri rahmetle andı, gazilere ise sağlık ve mutluluk dileklerini iletti.

ÇAVUŞOĞLU, ELMAN NASİROV VE BERABERİNDEKİ HEYETİ KABUL ETTİ: İKİ ÜLKE ARASINDAKİ GÜÇLÜ BAĞLAR ELE ALINDI

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov ve beraberindeki heyeti kabul ederek, iki kardeş ülke arasındaki sarsılmaz bağlar ile eğitim alanındaki mevcut ve olası iş birliklerini değerlendirdi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.

Kabulde Yüksek Öğrenim ve Dışilişkiler Dairesi Müdürü Behcet Çelebi de hazır bulundu.

Görüşmede iki kardeş ülke arasındaki sarsılmaz bağlar ve eğitim alanındaki iş birlikleri ele alındı.

Bakan Çavuşoğlu, Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Nasırov’un ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.

KKTC üniversitelerinde eğitim gören Azerbaycanlı öğrencilerin iki ülke arasında gönül elçisi olduğunu belirten Çavuşoğlu, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği Azerbaycan ziyaretine değindi.

Bakan Çavuşoğlu, Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ile istişare halinde olduklarını ve iki ülke arasındaki güçlü bağların eğitim alanındaki iş birlikleriyle geliştirilmesini hedeflediklerini söyledi.

Azerbaycan halkı ve Kıbrıs Türk halkının benzer kültür ve değerlere sahip olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, eğitim alanındaki projelerlerin genç nesillerin birbirini tanıması ve ortak değerlerin korunması açısından önem taşıdığını belirtti.

Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov ise kabulden dolayı Bakan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini sunarak, kendisini Azerbaycan’da görmekten mutluluk duyacaklarını ifade etti.

Görüşme, karşılıklı hediye takdimi ve anı fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

HASİPOĞLU: DİJİTAL TEHDİTLER SINIR TANIMAZ, ÇÖZÜM KÜRESEL İŞ BİRLİĞİDİR

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, “Dijital Ortamda Çocukların Korunması” başlıklı konferansa katılarak, Ortak Deklerasyonu imzaladı.

Hasipoğlu, “Her ne kadar izolasyonlar altında olsak dahi, dijital tehditler sınır tanımaz. Bu sorunların çözümü ancak ulusal, bölgesel ve küresel iş birliğiyle mümkündür.” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, BM Çocuk Hakları Komisyonunun katılımıyla düzenlenen “Dijital Ortamda Çocukların Korunması: Modern Araçlar ve Uluslararası İş Birliği” başlıklı uluslararası konferansta konuşan Hasipoğlu, dijital çağda çocuk haklarının korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğuna dikkati çekti.
Konferansta Hasipoğlu’na Bakanlık Müdürü Berna Bayur, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit, Özel Kalem Müdürü Derviş Bayraktar Danışman Eda Özçetiner Demir, KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer ve
Bakü Temsilciliği 3. Sekreteri Görkem Reis eşlik etti.

Programa ayrıca Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Başkanı Sophie Kiladze ile İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) Genel Direktör Danışmanı Amira El Fadil de katılarak birer konuşma gerçekleştirdi.

“ORTAK DEKLARASYONU İMZALAMAK ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜĞÜMÜZ AÇISINDAN ÖNEMLİYDİ”

Konferans kapsamında düzenlenen törende, KKTC adına Bakan Hasipoğlu,Azerbaycan Aile Bakanı Bahar Muradova, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Fas Dayanışma, Sosyal Entegrasyon ve Aile Bakanı Naima Ben Yahia, Katar Sosyal Kalkınma ve Aile Bakanı Şeyha Şaika bint Casim Al Sani, İran heyet başkanı Zehra Pezeşkiyan ve Azerbaycanlı yetkililerle birlikte Dijital Dünyada Çocuk Haklarının Korunmasına İlişkin Ortak Deklarasyonu imzaladı.
Hasipoğlu, Türk Devletleri dışındaki ülkeler ile de iş birliği yapılarak ortak deklarasyona imza atılmasının, KKTC’nin uluslararası görünürlüğü açısından önemli olduğunu vurguladı.

“DÜNYADA HER ÜÇ İNTERNET KULLANICISINDAN BİRİ ÇOCUKTUR”
Hasipoğlu, dünyada her üç internet kullanıcısından birinin çocuk olduğu gerçeğinin, çocuk haklarına ilişkin siyasi ve hukuki önlemlerin ertelenemez olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Çocuk haklarının dijital dünyada bölünemez olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, bir çocuğun fiziksel güvenliği kadar dijital güvenliği, mahremiyeti ve psikososyal bütünlüğünün de korunması gerektiğini dile getirdi.

“ÇOCUK HAKLARI DİJİTAL DÜNYADA PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ”
Ülkemizde yapılan araştırmalar neticesinde; kişisel verilerin korunması, gizlilik hakları, zararlı içeriklere erişimin engellenmesi, yaşa uygun filtreleme sistemleri ile yapay zeka ve algoritmaların şeffaflığı alanlarında bağlayıcı yasal yükümlülüklere duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Hasipoğlu, KKTC’nin Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile BM Çocuk Hakları Komitesi’nin dijital ortama ilişkin 25 No’lu Genel Yorumunu temel referans olarak kabul ettiğini söyledi.

“TANINMAMIŞ OLMAMIZ İRADEMİZİ ZAYIFLATMADI”
KKTC’nin uluslararası alanda tanınmaması, dijital platformlarla doğrudan iş birliği ve küresel düzenleyici mekanizmalara katılım konusunda yapısal zorluklar yarattığını belirten Hasipoğlu, buna rağmen çocukların dijital haklarını koruma iradesinin zayıflamadığını söyledi.
“Her ne kadar izolasyonlar altında olsak dahi, dijital tehditler sınır tanımaz. Türk devletleri dışındaki devletlerin Aile ve Sosyal Politikalar bakanları ile birlikte çalışmamızı gerçekleştirdik . Bu sorunların çözümü ancak ulusal, bölgesel ve küresel iş birliğiyle mümkündür.” ifadelerini kullandı.

“YENİ YASAL DÜZENLEMELER YOLDA”
Çocukların artık yalnızca sokakta, mahallede, okulda değil; dijital dünyada da büyüdüğünü, öğrendiğini, vakit geçirdiğini, oyun oynadığını ve yeni arkadaşlıklar kurduğunu kaydeden Hasipoğlu:
“En kısa sürede gerek Bilişim Suçları Yasası , gerekse özel yasalar tahtında ilgili düzenlemeleri yapıp, hükümetin onayını aldıktan sonra kamuoyunun ve meclisin bilgisine getireceğiz.”dedi.

“DİJİTAL TEHDİTLER SINIR TANIMAZ, ÇÖZÜM KÜRESEL İŞ BİRLİĞİDİR”
Teknolojinin çocuğun gelişimine hizmet etmesi gerektiğini belirten Hasipoğlu, dijital tehditlerin sınır tanımadığını ve çözümün ancak ulusal, bölgesel ve küresel iş birliğiyle mümkün olabileceğini ifade etti.
Konferansta ayrıca Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kızı Leyla Aliyeva ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın kızı Zehra Pezeşkiyan da konuşma gerçekleştirdi.
Konuşmasının sonunda organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen Azerbaycan Cumhuriyeti Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova’ya, Haydar Aliyev Vakfı Başkan Yardımcısı Leyla Aliyeva’ya, konuşmacılara ve tüm paydaşlara teşekkür eden Hasipoğlu, çocukların dijital dünyada daha güvenli, onurlu ve haklarıyla var olduğu bir gelecek için birlikte çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

BAŞBAKAN ÜSTEL’DEN İSRAİL-YUNAN-GKRY ZİRVESİNE SERT TEPKİ

Başbakan Ünal Üstel, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Tel Aviv’de gerçekleştirdiği zirve ve basına yansıyan “ortak askeri güç” kurma planlarına ilişkin bir açıklama yaptı.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

“Türkiye ve Kıbrıs Türk halkını
Hedef Alan Hiçbir Askeri Plan Meşru ve Sürdürülebilir Değildir”

Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve iş birliği zeminini güçlendirmek yerine; gerilimi tırmandırmayı, askeri bloklaşmayı ve dışlayıcı politikaları tercih eden İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üçlüsünün Tel Aviv’de gerçekleştirdiği zirveyi ve basına yansıyan “ortak askeri güç” kurma planlarını dikkatle ve ibretle takip etmekteyiz.

Özellikle İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin toplam 2.500 kişilik bir “Hızlı Müdahale Gücü” oluşturarak bunu Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına karşı bir “caydırıcılık ekseni” olarak sunmaları, yalnızca açık bir düşmanlık göstergesi değil; aynı zamanda Doğu Akdeniz barışına saplanmış yeni ve tehlikeli bir hançerdir.

Bilinmelidir ki;

İsrail Bölgeyi Ateş Çemberine Çekmektedir:

Orta Doğu’da sürdürdüğü saldırgan politikalarla insani değerleri ayaklar altına alan İsrail yönetimi, bu istikrarsızlığı şimdi de Doğu Akdeniz’e taşımaya çalışmaktadır. Bölgeyi bir “barış alanı” olmaktan çıkarıp “çatışma sahasına” dönüştürme çabaları, yalnızca Kıbrıs Adası’nı değil, tüm Akdeniz havzasını tehdit etmektedir. Rum-Yunan ikilisinin bu tehlikeli oyunda figüran olmayı kabul etmesi, tarihsel bir yanılgıdır.

Rum Liderliği Müzakere Zeminini Dinamitlemektedir:

GKRY liderliği bir yandan uluslararası topluma “çözüm” söylemleri sunarken, diğer yandan Türkiye’ye karşı askeri ittifaklar kurma arayışındadır. Bu ikiyüzlü yaklaşım, Ada’daki gerçeklerden ne denli kopuk olduklarının açık göstergesidir. Silahlanmayı ve askeri paktları çözüm zanneden bu zihniyet, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve iki devletli çözüm vizyonunun neden haklı ve zorunlu olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Bu adımlar, müzakere zeminini ortadan kaldırmakta ve olası bir uzlaşıyı imkânsız kılmaktadır.

“Kanlı Noel” Zihniyetiyle Gelecek İnşa Edilemez:

Tarihimize kara bir leke olarak geçen ve Kıbrıs Türk halkına yönelik soykırım girişiminin miladı olan “Kanlı Noel”in yıl dönümünde, Rum liderliğinin bu mezalimden ders çıkarmak yerine o günkü saldırgan zihniyeti öven ve bugün askeri planlarla yeniden diriltmeye çalışan tutumu kabul edilemezdir. 1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kana bulayan zihniyet neyse, bugün Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı askeri güç kurmaya yeltenen zihniyet de aynıdır. Bu anlayışla sağlıklı bir müzakere sürecinin yürütülmesi mümkün değildir.

Hak ve Menfaatlerimizden Asla Taviz Verilmeyecektir:

Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile et ve tırnak gibiyiz. Doğu Akdeniz’de, Mavi Vatan’da ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik alanlarında; Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını yok sayan, bizi denklem dışına itmeye çalışan her türlü askeri plan, boru hattı projesi ya da siyasi ittifak baştan ölü doğmaya mahkûmdur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, Anavatanı ile birlikte, kendisine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek güce; hak ve menfaatlerini savunacak diplomatik ve askeri iradeye sahiptir. Barışın yolu askeri maceraperestlikten değil; Ada’daki gerçeklerin, yani iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesinden geçmektedir.

 

 

KOOPBANK’TAN EĞİTİME GÜÇLÜ DESTEK

Sosyal sorumluluk projeleriyle topluma değer katmaya devam eden Koopbank, Kıbrıs Türk Eğitim Vakfı (KTEV) iş birliğinde 30 öğrenciye eğitim bursu sağlayacak. “Öğrenci Sponsorluğu” sistemi kapsamında hayata geçirilecek burs programına ilişkin protokol, Koopbank Genel Müdürlük binasında düzenlenen törenle imzalandı.

İmza törenine Koopbank Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yerli, KTEV Mütevelli Heyeti Başkanı Umure Örs, Koopbank Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Ataman’ın yanı sıra KTEV Mütevelli Heyeti üyeleri Dilek Serak, Metin Kişi ve KTEV Müdürü Fehiman Eminer katıldı.

Koopbank Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yerli’nin Konuşması

Koopbank Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yerli konuşmasında, eğitime verilen desteğin yalnızca bugüne değil, geleceğe yapılan kalıcı bir yatırım olduğunu ifade etti. Koopbank olarak geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da sosyal sorumluluk anlayışıyla eğitime katkı sunmaya devam ettiklerini belirten Yerli, özellikle çocuklar ve gençlere yönelik projelerin bankanın öncelikli çalışma alanları arasında yer aldığını vurguladı. Yerli, sürdürülebilir burs destekleriyle öğrencilerin eğitim hayatlarına kesintisiz devam edebilmelerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

KTEV Mütevelli Heyeti Başkanı Umure Örs’ün Konuşması

KTEV Mütevelli Heyeti Başkanı Umure Örs ise konuşmasında, burs programlarının uzun soluklu ve sürekli desteklerle anlam kazandığını belirtti. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Koopbank’ın eğitime verdiği katkının devam etmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren Örs, bu iş birlikleri sayesinde her yıl daha fazla öğrencinin eğitim desteği alabildiğini ifade etti. Örs, eğitime olan duyarlılığı ve sürdürülebilir katkıları dolayısıyla Koopbank’a teşekkür ederek, bu tür iş birliklerinin önemine dikkat çekti.

ÖZTÜRKLER: “FİKİRLERİNİZİ ÖZGÜRCE DİLE GETİRİN”

Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığına bağlı Gençlik Dairesi Müdürlüğü ile Gençlik Federasyonu iş birliğinde düzenlenen “2. Lise Öğrenci Konseyleri Buluşması” Cumhuriyet Meclisi’nde gerçekleştirildi.

Meclisten yapılan açıklamaya göre, etkinliğe katılan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ile Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu öğrencilerle sohbet ederek gençlerin fikirlerini dinledi.

Öztürkler gençlere hitaben yaptığı konuşmasında, gençlerin sesini duyurması ve geleceğe dair vizyonlarını ortaya koymasının önemine dikkat çekti.

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde gençlerin her zaman ön safta yer aldığını belirten Öztürkler, Erenköy ruhunun bunun en güzel örneği olduğunu ifade etti.

Öztürkler, öğrenci konseylerinin demokratik kültürü öğrenme, sorumluluk alma ve ortak karar üretme açısından önemli bir platform olduğunu vurguladı.

Gençlerin Meclis çatısı altında buluşmasının yalnızca bir ziyaret değil, aynı zamanda iradelerinin görünür hale gelmesi olduğunu söyleyen Öztürkler, bu adımın gençlerin ülke yönetiminde söz sahibi olma yolunda anlamlı bir katkı olduğunu kaydetti.

Öztürkler, gençlerin eğitimleri, üretimleri ve sosyal sorumluluk bilinciyle ülkenin en büyük güvencesi olduğunu belirterek, “Şehitlerimizin emanetini geleceğe taşıyacak, toplumsal hafızamızı canlı tutacak ve egemenliğimizi daha da güçlendireceksiniz” dedi.

Gençlere fikirlerini özgürce dile getirmeleri çağrısında bulunan Öztürkler, her bir katkının ülkenin demokratik kültürünü zenginleştireceğini ve geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemeyi sağlayacağını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, etkinliğin gençlerin fikirlerini güçlendiren, dayanışmayı artıran ve geleceğe umutla bakan bir buluşma olduğunu belirterek, “Hep birlikte daha güçlü, daha üretken ve daha demokratik bir toplum için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Dinçyürek: Paramedikler hayatımız için zamanla yarışıyor

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 22 Aralık Paramedikler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Paramedikler hayatımız için zamanla yarışıyor” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 22 Aralık Paramedikler Günü nedeniyle mesaj yayımladı.

Bakan Dinçyürek, şu ifadelerde bulundu;

“Her gün zamanla yarışarak onlarca hayata dokunan, zorlu koşullarda büyük bir özveriyle görev yapan tüm paramediklerimizin 22 Aralık Paramedikler Günü’nü kutluyorum.

Bu kutsal görevi büyük bir fedakârlıkla yerine getiren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor, görevlerinde başarılar diliyorum.”

 

Ziya Öztürkler, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Müdürü Meryem Özkurt’u kabul etti

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) Müdürü Meryem Özkurt’u kabul etti.
Kabulde BRTK’nın kuruluş yıldönümü resepsiyonunun davetiyesi Öztürkler’e takdim edildi.
Öztürkler burada yaptığı konuşmada, BRTK’nın Kıbrıs Türk halkının sesini dünyaya duyuran en önemli kurumların başında geldiğini vurguladı.
Kurumun kuruluşundan bugüne halkın varoluş mücadelesini, devletleşme sürecini ve toplumsal iradesini tarafsız bir şekilde aktardığını belirten Öztürkler, BRTK’nın misyonunun yalnızca yayıncılık değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı korumak olduğunu ifade etti.
Öztürkler, mücadelenin en zor dönemlerinde halkın yanında olan kurumun bu görevini gelecekte de aynı kararlılıkla sürdüreceğini söyledi.
BRTK’nın misyonunu başarıyla sürdürdüğünü vurgulayan Öztürkler, “62 yıldır halkımızın mücadelesini, kültürünü ve değerlerini dünyaya aktaran BRTK’nın tüm çalışanlarını kutluyor, nice yıllar boyunca aynı kararlılıkla görev yapmalarını diliyorum” dedi.
Öztürkler ayrıca kurumun 62. kuruluş yıldönümünü hep birlikte kutladıklarını belirterek çalışanlara özverili emekleri için teşekkür etti.
BRTK Müdürü Meryem Özkurt ise, 25 Aralık 1963’te bir avuç kahraman tarafından kurulan Bayrak Radyosu’nun bugün 3 televizyon kanalı, 6 radyo, sosyal medya ve web sitesi ile yayın hayatına devam ettiğini söyledi.

ÖZTÜRKLER’DEN HRİSTODULİDİS’E TEPKİ: “EOKA KAHRAMAN DEĞİL, BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Lider Nikos Hristodulidis’in Lefkoşa’daki Agios Kassianos Kilisesi’nde yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Güney Kıbrıs’ı “Avrupa’nın şımarık çocuğu” olarak nitelendiren Öztürkler, dünyaya şirin görünmek için yapılan açıklamaların gerçekleri gizleyemeyeceğini vurguladı. “Gerçekler Tekkebahçe’de, Kumsal’da, Muratağa-Sandallar’da yazılıdır. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi gerçeklerde er ya da geç ortaya çıkar” dedi.
Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının yakın tarihinde derin yaralar açan 21–25 Aralık 1963 olaylarının dönüm noktası olduğunu hatırlatarak, bu saldırıların Türk halkının varlığını hedef alan sistematik bir sürecin başlangıcı olduğunu söyledi. “Kıbrıs Türkleri evlerinden, köylerinden sürülmüş; Kadın, çocuk, yaşlı demeden katliamlara uğramıştır” ifadelerini kullandı.
Rum liderliğinin EOKA’yı “kahramanlık” olarak tanımlamasını eleştiren Öztürkler, bunun geçmişteki kanlı eylemleri meşrulaştırma çabası olduğunu belirtti. “Oysa bu eylemler, Kıbrıs Türk halkının varlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen terör faaliyetleridir” dedi.
Öztürkler, kilisede yapılan açıklamanın ise dinin siyasete etkisini açıkça ortaya koyduğunu, bunun geçmişin kanlı mirasını meşrulaştırma çabasından öteye gitmediğini vurguladı.
Tarihin, EOKA ve Rum polisinin işbirliğiyle Kıbrıs Türklerini yok etmeye yönelik girişimlerini kaydettiğini hatırlatan Öztürkler, bu saldırıların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortaklık temelini ortadan kaldırdığını ve Türk halkını kendi güvenliğini sağlamak için ayrı bir yapıya yönelttiğini ifade etti.
Hristodulidis’in açıklamalarının Rum tarafının hâlâ geçmişin yanlışlarından ders almadığını gösterdiğini belirten Öztürkler, “Bu yaklaşım adada barış ve güven ortamının tesis edilmesine değil, kutuplaşmanın derinleşmesine hizmet etmektedir” dedi.
Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının 1963’te olduğu gibi bugün de varlığını, özgürlüğünü ve güvenliğini korumakta kararlı olduğunu vurguladı. “Rum tarafının gerçekleri saptıran söylemleri, Türk halkının haklı mücadelesini gölgeleyemez” dedi.
Çözümün yolunun geçmişteki saldırıları aklamak değil, gerçeklerle yüzleşmek olduğunu belirten Öztürkler, EOKA’nın eli kanlı katillerinin adalete teslim edilmesi ve suçluların yargılanması gerektiğini söyledi.
Öztürkler mesajının sonunda “Kıbrıs Türk Halkı, Anavatan Türkiye ile, dün olduğu gibi bugün de omuz omuza, geleceğe güvenle yürümektedir” sözlerine yer verdi.

Üstel: Katliamlar kahramanlık değildir

Başbakan Ünal Üstel, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in “Kanlı Noel”i kahramanlık olarak nitelendirmesini eleştirerek, bu tür ifadelerin tarihsel çarpıtma ve insanlığa karşı işlenmiş suçları yüceltme anlamına geldiğini vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in “Kanlı Noel”i kahramanlık olarak nitelendirmesini eleştirerek, bu tür ifadelerin tarihsel çarpıtma ve insanlığa karşı işlenmiş suçları yüceltme anlamına geldiğini vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması tamamı şu şekilde:

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in, Kıbrıs Türk halkına yönelik sistematik katliamların simgesi olan “Kanlı Noel”i “kahramanlık” olarak nitelendirmesi; yalnızca tarihsel bir çarpıtma değil, insanlığa karşı işlenmiş suçların açıkça yüceltilmesidir.

21 Aralık 1963’te başlayan ve kadın, çocuk, yaşlı demeden Kıbrıs Türk halkını hedef alan EOKA terörü; bir “mücadele” değil, açık bir etnik temizlik girişimidir. Bu karanlık dönemi “Kıbrıs’ın modern tarihinde bir dönüm noktası” olarak tanımlamak, masumların kanı üzerinden siyaset yapmaktır.

Kıbrıs Türk halkı, tarihini katliamlarla değil; direnişle, onurla ve devletleşme iradesiyle yazmıştır. “Kanlı Noel” bizim için bir trajedi, bir matem ve bir utanç vesikasıdır. Bu utanç, onu işleyenlerin ve bugün hâlâ savunanların alnındadır.

Bir yandan EOKA terörünü “kahramanlık” olarak alkışlayıp, diğer yandan barıştan söz etmek açık bir ikiyüzlülüktür. Katliamları meşrulaştıran bir zihniyetle ne samimi bir diyalog kurulabilir ne de adil bir çözüm mümkündür.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, tarihine, şehitlerine ve halkının onuruna uzanan hiçbir dili kabul etmemiştir, etmeyecektir.

Kıbrıs Türk halkı boyun eğmez, diz çökmez ve unutmaz.

Bu topraklarda barış, ancak gerçeklerle yüzleşildiğinde mümkündür. Katliamları yücelterek değil.

Zihniyet Hiç Değişmemiştir

Aradan geçen 62 yıla rağmen, Rum liderliğinin hâlâ aynı dışlayıcı ve çatışmacı zihniyeti taşıdığı bu açıklamayla bir kez daha ortaya konmuştur. Katliamları kutsayan, terörü yücelten ve failleri “kahraman” olarak sunan bir anlayışla Ada’da barış, huzur ve ortak bir gelecekten söz etmek mümkün değildir. Nikos Hristodulidis bu ifadeleriyle, Kıbrıs Türk halkının neden Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisine ve Türk askerinin Ada’daki varlığına hayati derecede ihtiyaç duyduğunu, tüm dünyaya kendi beyanlarıyla bir kez daha açıkça göstermiştir”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Azerbaycan Milletvekili Nasırov’u kabul etti

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, nezaket ziyareti kapsamında Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov ile görüştü; KKTC-Azerbaycan ilişkileri ve bölgesel gelişmeler ele alındı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, nezaket ziyaretinde bulunan Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov’u kabul ederek görüştü.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, görüşmede, KKTC-Azerbaycan ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı.

Nazım Çavuşoğlu: Bu topraklar ağır bedeller ödenerek vatan yapıldı

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 21–25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası kapsamında Atatürk Öğretmen Akademisi tarafından düzenlenen anma programına katıldı.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre, saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, haftanın anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı.

– Çavuşoğlu

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının yüzyıllar boyunca bu topraklarda egemen bir halk olarak yaşadığını söyledi.

Kıbrıs’ın İngilizler tarafından kiralanması ve sonrasında ilhak edilmesiyle başlayan süreçle birlikte ağır bedeller ödenerek bu toprakların vatan yapıldığını ifade eden Çavuşoğlu, “Bu bedel kanla ödendi, bize düşen görev ise ter dökmektir ve biz ter dökerek bu bedeli ödemeye hazırız” dedi.

Bayrak şiirindeki “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dizelerine dikkat çeken ve Kıbrıs Türk halkının barışı, dünyayı ve yaşamı seven bir halk olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Ancak vatanımıza, insanımıza ve namusumuza saldırı olursa, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde söylediği gibi elimizdeki imkânlara bakmadan ayağa kalkar, vatan aşkı için mücadele ederiz” ifadelerini kullandı.

Atatürk Öğretmen Akademisi’nin, milli mücadele döneminde karanlığa ışık tutan ve milli şuurun oluşmasına katkı sağlayan çok önemli bir kurum olduğuna da vurgu yapan Çavuşoğlu, akademi öğrencilerine seslenerek, “Bizim sizden beklentimiz, öğrencilerinizi değerler eğitimiyle ve milli şuurla yetiştirmenizdir” dedi.

– Konedralı

Atatürk Öğretmen Akademisi Başkanı Güner Konedralı ise, 21–25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitleri Anma Haftası’nın önemine işaret etti.

“Karanlığa Işık Bırakanlar” Anı Duvarı’nın bu nedenle büyük bir anlam taşıdığını belirten Konedralı, “Bu duvar sadece isimlerin yazılı olduğu, fotoğrafların asılı bulunduğu bir köşe değildir. Bu duvar bir hafıza, bir vefa ve bir vicdandır” diye konuştu.

Konuşmaların ardından, Müzik Öğretmeni Umut Albayrak yönetiminde Atatürk Öğretmen Akademisi Orkestrası tarafından “Yiğidim Aslanım” ve “Benim Adım Öğretmenim” eserleri seslendirildi.

Daha sonra, Türkçe Öğretmeni Emine Yağcı tarafından “Karanlığa Işık Bırakanlar” başlıklı, şehitlere ilişkin bir sunum gerçekleştirildi.

Program, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile TMT Mücahitler Derneği Başkanı Celal Bayar tarafından “Karanlığa Işık Bırakanlar” Anı Duvarı’nın açılışının yapılmasıyla sona erdi.

Bafra Turizm Bölgesi’nde Yoğun Temizlik ve Bakım Çalışmaları

Belediye ekipleri, Bafra Turizm Bölgesi başta olmak üzere tüm köylerde temizlik, bakım ve çevre düzenleme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Yağışların ardından oluşan su birikintilerinin temizlenmesi, palmiye ağaçlarının budanması ve çevre genelinde yürütülen temizlik çalışmaları, ekiplerin yoğun emeğiyle titizlikle gerçekleştiriliyor.
Yeni yıla sayılı günler kala, özellikle Bafra Turizm Bölgesi’nde artması beklenen ziyaretçi yoğunluğu göz önünde bulundurularak çalışmalar planlı ve programlı şekilde yoğunlaştırıldı. Bölgedeki otellerin yılbaşı döneminde artan misafir sayısına hazırlıklı olması amacıyla çevre düzeni ve temizlik konularında kapsamlı bir çalışma yürütülüyor.
Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu da çalışmaları yerinde inceleyerek belediye personeline destek verdi. Başkan Tuğlu, vatandaşların ve misafirlerin yeni yıla temiz, düzenli ve huzurlu bir çevrede girmesinin öncelikli hedefleri olduğunu vurguladı.

Belediye ekipleri, halkın yaşam kalitesini artırmak ve bölgenin turizm değerini korumak amacıyla gece gündüz demeden çalışmalarına devam ediyor.

Hava cumaya kadar yağmurlu olacak

Hava cumaya kadar yağmurlu olacak.

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 23-29 Aralık tarihleri arasında bölge, alçak basınç sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava, yarın parçalı ve çok bulutlu yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak, çarşamba günü parçalı ve çok bulutlu öğleye kadar yer yer hafif yağmurlu, perşembe günü parçalı bulutlu, öğle saatlerinden itibaren yer yer sağanak sonraki günlerde ise parçalı az bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde ve sahillerde 17 – 20 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, periyodun ilk yarısında kuzey ve doğu yönlerden, ikinci yarısında ise kuzey ve batı yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

Milli Mücadele ve Şehitler Haftası kapsamında Tekke Bahçesi’nde tören düzenlendi

21-25 Milli Mücadele ve Şehitler Haftası kapsamında Türkeli (Ayvasıl) şehitleri için Lefkoşa Tekke Bahçesi’nde anma töreni gerçekleştirildi.

Törene Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, 28’inci Tümen Komutanı Tümgeneral İlker Ertuğrul, 39’uncu Tümen Komutanı Tuğgeneral Ahmet Burak Yürüten, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı ile bazı milletvekilleri, dernek temsilcileri, askeri erkan ve şehit yakınları katıldı.

Tören protokol sırasına göre çelenklerin şehitliğe sunulmasıyla başladı. Saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği Genel Başkanı Gürsel Benan konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından şehitlerin kabirleri ziyaret edildi.

-Erhürman: “Kıbrıs Türk halkı, eşitlik, egemenlik ve güvenlik haklarından ödün vermeyecek”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkeli’de (Ayvasıl) yaşananların, Kıbrıs tarihinin en acı olaylarından biri olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde, çok ağır bedeller ödendiğini söyledi.

“Burada yatan kardeşlerimiz, şehitlerimiz, insanlarımız ve aileleriyle bu en ağır bedelleri ödeyenler arasında yer alıyorlar. Burada yatan insanlar tamamen savunmasız; on yaşında çocuktan başlayarak, yaşlılara kadar uzanan bir silsile. Hiçbir savunmaları yok. Hiçbir şekilde karşılık verme güçleri, eşit güçleri yok.” diye konuşan Erhürman, Türkeli’de (Ayvasıl) yaşananları, bir isyanı bastırmak için verilen bir mücadele olarak anan zihniyetin anlaşılamayacağını kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının, en ağır bedelleri ödediği koşullarda dahi azınlık statüsünü asla kabul etmediğini, içine sindirmediğini belirten Erhürman, Kıbrıs Türk halkının, kim ne derse desin, bu topraklarda, iki eşit kurucu ortaktan biri statüsüne sahip olduğunu ve eşitlik, egemenlik ve güvenlik haklarından ödün vermeyeceğini vurguladı.

Erhürman, “haklarımızdan vazgeçmemizi, kimse boşu boşuna beklemesin” diyerek, bu adada güvenliğin Kıbrıslı Türkler için yaşamsal önemde olduğunu kaydetti.

Güney Kıbrıs’ın, çeşitli güçlü ülkelerle askeri anlaşmaların yapıldığı ve adanın tamamının güvenliğinin riske atıldığı bir dönemden geçildiğini söyleyen Tufan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin, güvenlik, eşitlik ve egemenlik haklarından asla vazgeçmeyeceğini, bunu her zamanki gibi, bütün dünyaya anlatmaya devam edeceklerini belirtti.

Şehitlere ve onların yakınlarına olan borcun, ödenmesinin mümkün olmadığını söyleyen Erhürman, “Tüm çabamız, şehit ailelerinin bu adada, insan onuruna yaraşır, güven içerisinde, egemenlik ve eşitlik haklarına sahip çıkarak ve bütün dünyaya biz burada varız, en ağır bedelleri ödediğimiz dönemde de vardık, bugün de varız, gelecekte de var olmaya devam edeceğiz diye haykırmaktır.” diye konuştu.

Bu amaçla, gecelerini gündüzlerine katıp, ellerinden geleni yaptıklarına işaret eden Erhürman, şehitlerin anısı önünde saygıyla ve büyük bir acıyla eğildiğini, minnet ve şükranlarını sunduğunu söyledi.

-Benan: “Adada böyle katliamlar bir daha yaşanmayacaktır”

Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği Genel Başkanı Gürsel Benan, insanın en temel, doğuştan sahip olduğu, vazgeçilmez ve devredilemez hakkının, evrensel nitelikteki yaşama hakkı olduğunu söyleyerek, “Yaşama hakkı yoksa, diğer insan haklarından söz etmek mümkün değildir.” dedi.

Türkeli (Ayvasıl) köyü katliamının, 62 yıl önce, toplumsal bellekte unutulmaz yaralar açtığını kaydeden Benan, EOKA terör örgütünün çocuk yaşlı dinlemeden sivil halka gerçekleştirdiği saldırıların, savaşın acı yüzünü gözler önüne serdiğini belirtti.

Benan, Türkeli’de (Ayvasıl) yaşananların EOKA’nın ilk katliamı olduğunu belirterek, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki varlığı sürecek ve adada böyle katliamlar bir daha yaşanmayacaktır.” diye konuştu.

Halkın, bu acıları bir daha yaşamaması için olayların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Benan, “Kıbrıs Türk halkına uygulanan soykırımın, acılarını ve vahşetini anlamak, tarihi gerçekleri doğru kaynaklardan öğrenmek, egemenliğimizi ve özgürlüğümüzü koruma bilincimizi güçlendirecektir.” dedi.

Kıbrıs’ta yakın tarihin her döneminde, bu toprakları vatan bilen Türklerin, toprak ve vatan uğruna mücadele ettiğini, gelecek nesiller kendi bayrakları altında özgürce yaşasınlar diye bu toprakların her karışına canlarını ve kanlarını armağan ettiklerini söyleyen Benan, vatan topraklarının, şehitlerin asil kanlarıyla mümkün olduğunu kaydetti.

Türkeli (Ayvasıl) köyünde yaşananları anlatan Benan, Kıbrıs Türk halkının, binlerce şehide rağmen, 1974’e kadar Türk kimliğini ve varlığını korumak için tüm imkanlarla, örnek bir direniş ve dayanışma sergilediğini kaydetti.

Türk ordusu sayesinde Kıbrıs’a barış geldiğini ve sadece Türklerin değil Rumların da can ve mal güvenliğinin korunduğunu söyleyen Benan, “Türkiye ve Türk ordusu adadaki barışın en güçlü ve en güvenilir garantisidir.” dedi.

Alpler, buzullarını kaybediyor

Fransız jeomorfoloji uzmanı ve buzul bilimci Sylvain Coutterand, 19. yüzyılın sonundan bu yana Alplerin buzul hacimlerinin yüzde 50’den fazlasını kaybettiğini belirtti.

Anadolu Ajansının (AA), küresel ısınma ve Alp Dağları’na etkilerine ilişkin hazırladığı “Avrupa’nın Zirvesi Alpler” başlıklı haber dosyasının dördüncü bölümünde iklim değişikliğinin Fransa Alpleri’nde bitki örtüsü ve insan faaliyetleri üzerindeki etkileri ele alındı.

Coutterand, iklim değişikliğinin Alplerde yol açtığı en belirgin değişiklikleri AA muhabirine anlattı.

Alplerin manzarasında ciddi bir değişim olduğuna dikkati çeken Coutterand, özellikle daha önce bölgede görülmeyen sıcak havaların yaşandığını söyledi.

Coutterand, 1970-1980’li yıllarda Auvergne-Rhone-Alpes bölgesine bağlı Houches kentine yaz dönemlerinde geldiğinde sürekli yağmur yağdığını dile getirerek “Her iki günde bir yağmur yağardı ve böylelikle yüksek rakımda kar (olurdu) ve o dönem buzullar yeniden ilerleme kaydediyordu.” ifadelerini kullandı.

Buzulların erimesinin bölgedeki bitki örtüsünü değiştirdiğini, ağaçlara yerleşen parazitlerin ormanları yok ettiğini anlatan Coutterand, “Sahadaki büyük ladinler ölüyor, kuruyor.” dedi.

Bu ağaçlara yerleşen kabuk böceklerinin önce ağacın kabuğunu, ardından gövdesini yediğini belirten Coutterand, Fransa’nın Chamonix ve İsviçre’nin Zermatt kentlerindeki kayak merkezlerinde hava sıcaklıklarının yükseldiğini ifade etti.

Coutterand, “İklim değişikliği, diğer yerlere nazaran dağlarda kendini daha fazla hissettiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Hava sıcaklıklarının 1880’li yıllardan itibaren kaydedildiğini dile getiren Coutterand, “19. yüzyılın sonundan bu yana Alplerin buzulları, hacimlerinin yüzde 50’den fazlasını kaybetti.” diye konuştu.

 

-“Buz Denizi gibi buzullar, 2060-2080’de yok olacak”

Coutterand, Alplerdeki buzulların 1860-1870’li yıllarda gerilemeye başladığını, 1890’da, 1920’de ve 1955-1990 yıllarında tekrar ilerleme kaydettiği bilgisini paylaşarak, şöyle devam etti:

“Artık bu bağlamdan tamamen çıktık. Gerçekten iklim değişikliği bağlamındayız ve bu değişikliğin sonunu kesinlikle göremiyoruz. Buzulların yok oluşu şu anda gerçekleşiyor. Alplerde düşük rakımdaki küçük buzullar yok oldu. Modellemelere göre Mer de Glace (Buz Denizi) gibi buzullar, 2060-2080’de yok olacak.”

Yalnızca Chamonix Vadisi bile ele alındığında iklim değişikliğinin ciddi su tedariki sorununa yol açtığına işaret eden Coutterand, “Gelecek on yıllarda, buzullar kalmadığında yer altı sularının ve nehirlerin beslenmesi için ciddi sorunlarımız olacak.” uyarısında bulundu.

 

-“100 yıl içinde Alplerde buzullar kalmayacak”

Coutterand, iklim değişikliği nedeniyle bölgede hidroelektrik üretiminin ciddi zorluklarla karşılaşacağını, nükleer santralleri soğutmak için yeterli su akışı olamayacağından faaliyetlerinin de durdurulmasının gerekebileceğini belirtti.

Gelecekte Alplerde yalnızca Mont Blanc Dağı gibi yüksek rakımdaki buzulların kalacağının altını çizen Coutterand, “100 yıl içinde Alplerde buzullar kalmayacak ya da yüksek rakımdaki dağlar, Mont Blanc veya Mont Rose’da gerçekten çok az buzullar bulunacak.” dedi.

Coutterand, sera gazı üretimiyle mücadele edilmesi halinde Antarktika ve Grönland’daki buz tabakalarının kurtarılabileceğini sözlerine ekledi.