Archives Ocak 2026

Maliye Bakanı Berova, Dr. Fazıl Küçük’ü andı

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, Kıbrıs Türk Halkı’nın varoluş ve özgürlük mücadelesinin Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün vefatının 42’inci yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Berova mesajında şu ifadelere yer verdi;

“Kıbrıs Türk Halkı’nın özgürlüğü, bağımsızlığı ve egemenliği uğruna ömrünü adamış Dr. Fazıl Küçük; özverili bir hekim, kararlı bir devlet adamı ve kalemiyle halkının sesi olmuş öncü bir liderdir.

Zor ve baskı dolu dönemlerde sergilediği cesur duruşla Kıbrıs Türk Halkı’nın var olma iradesini ayakta tutmuş, mücadelesiyle tarihe yön vermiştir.

En karanlık dönemlerde bile halkına rehberlik eden Dr. Fazıl Küçük, inancı ve kararlılığıyla Kıbrıs Türk Halkı’nın kaderini belirleyen Lider olmuştur.

Liderliği bugün de yolumuzu aydınlatan güçlü bir miras olarak yaşamaktadır.

Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk Halkı’nın Türkiye ile olan tarihî bağının en güçlü savunucularından biri olmuş ve bu gerçeği, ‘Türkiye için hayati olduğu kadar şeref ve haysiyet meselesi olan Kıbrıs davası Türkiyesiz hiçbir zaman halledilemez ve edilmeyecektir’ sözleriyle açıkça ifade etmiştir.

Toplum liderliği görevini büyük bir sorumlulukla yerine getiren Dr. Fazıl Küçük; kimi zaman bir hekim, kimi zaman bir gazeteci, kimi zaman da halkın içinden biri olarak mücadelenin ön saflarında yer almıştır.

Bu yönüyle halkının gönlünde seçkin bir yer edinmiş, gerçek bir önder olmuştur.

Dr. Fazıl Küçük, fikirleri ve bıraktığı mücadele mirasıyla daima hatırlanacak; gelecek nesillere ilham vermeye devam edecektir.

Vefatının 42’inci yılında Dr. Fazıl Küçük’ü saygı, rahmet ve minnetle anıyor; aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Küçükbaş hayvan varlıklarına ait güncel beyan süresi 30 Ocak’a kadar uzatıldı

Küçükbaş hayvan üreticilerinin, hayvan varlıklarına ait güncel beyan süresi 30 Ocak Cuma gününe kadar uzatıldı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Koyun ve Keçi Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi Tüzüğü” uyarınca, küçükbaş hayvan üreticilerinin haziran ve aralık ayları olmak üzere yılda iki kez hayvan miktarlarını güncellemesi gerektiği belirtildi.

Bakanlık tarafından, küçükbaş hayvan üreticilerinin, hayvan varlıklarına ait güncel beyan süresinin 30 Ocak Cuma gününe kadar uzatıldığı kaydedilen açıklamada, tüzük çerçevesinde, küçükbaş hayvan üreticilerinin Kaza Veteriner Daireleri’ne hayvan miktarlarını güncel olarak bildirmesi gerektiği hatırlatıldı.

Üreticilerin Kaza Veteriner Daireleri’nden alacakları formu doğru ve eksiksiz bir şekilde, tüm hayvanlarının kulak numaralarını yazarak bildirmeleri istenen açıklamada, küçükbaş hayvan üreticilerinin 30 Ocak tarihine kadar bildirimde bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğu vurgulandı.

Açıklamada, beyanda bulunmayan üreticilerin yasada yer alan ilgili madde uyarınca cezai müeyyideye tabi tutulabileceği ve gününde beyanda bulunmayan üreticilerin Doğrudan Gelir Desteği ödemelerinden yararlanamayacağı uyarısında bulunuldu.

Çavuş: “Dr. Fazıl Küçük cesareti, kararlılığı ve liderliğiyle topluma yön verdi”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesinin simge isimlerinden, toplum lideri ve devlet adamı Dr. Fazıl Küçük’ü vefatının 42’nci yıldönümünde rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş yayımladığı mesajda, hayatını Kıbrıs Türk halkının haklı davasına adayan Küçük’ün, en zor dönemlerde dahi halkının yanında durduğunu, cesareti, kararlılığı ve liderliğiyle topluma yön verdiğini belirtti.

 

Onun verdiği mücadelenin bugün sahip olunan özgürlük, egemenlik ve devlet bilincinin temel taşlarından biri olduğunu kaydeden Çavuş, “Dr. Fazıl Küçük, sadece bir lider değil; halkının sesi, umudu ve direniş ruhunun sembolü olmuştur.” ifadesini kullandı.

 

Çavuş, Kıbrıs Türk halkının onurlu duruşu ve kendi geleceğini tayin etme iradesinin onun açtığı yolda güçlenerek devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

 

“Bizlere emanet ettiği mücadele ruhunu ve değerleri yaşatmak, Cumhuriyetimizi daha da güçlendirmek en büyük sorumluluğumuzdur. Bu vesileyle Dr. Fazıl Küçük’ü bir kez daha rahmetle anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.”

Ada genelinde sokak aydınlatmalarında LED dönüşüm süreci başlıyor

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) başlattığı yenileme ve bakım çalışması kapsamında ülke genelindeki tüm sokak aydınlatmalarını LED armatürlere dönüştürecek.  

KIB-TEK tarafından yapılan açıklamada, eski tip, yanmayan ve arızalı sokak lambalarının ilgili belediyeler ve muhtarlıklarla koordinasyon sağlanarak tek tek tespit edileceği ve LED teknolojisine dönüştürüleceği kaydedildi.  

-2026’da tüm sokak lambaları yenilenecek

Projenin hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve kurum bütçesine yaklaşık 4 milyon dolarlık yatırım kalemi eklenerek ihale çalışmalarının başladığı işaret edilen açıklamada, ilk aşamada, 2026 yılının ilk yarısı içerisinde eski tip aydınlatmaların 10 bin LED armatür ile değiştirileceği vurgulandı.

Açıklamada, bir yıllık plan çerçevesinde KKTC genelinde arızalı olan tüm sokak lambalarının değiştirilmesiyle projenin tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi.

En fazla yağış Taşkent ve Ziyamet’te kaydedildi

KKTC’de son 24 saatte en fazla yağmur metrekareye 10 kg ile Taşkent ve Ziyamet’te kaydedildi.

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, yağışların yörelere göre dağılımı şöyle:

“Taşkent, Ziyamet 10, Alevkayası 7, Karaoğlanoğlu, Boğaz, Alayköy 6, Alsancak, Beylerbeyi, Gönyeli, Kozanköy 5, Selviltepe, Serdarlı, Lefkoşa, Ercan, Türkeli 3”

Diğer yörelerde ise 0.1 ile 2 kg  arası yağış kaydedildi.

“Halka Hizmet Yolunda Dört Yıl” basın toplantısı yapılıyor

Başbakan Ünal Üstel başkanlığındaki hükümetin dört yıl içinde KKTC’ye kazandırdığı projelerin ve icraatların paylaşılacağı “Halka Hizmet Yolunda Dört Yıl” başlıklı basın toplantısı başladı.

Lefkoşa Grand Pasha Otel’de düzenlenen toplantıya Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, bakanlar, Ulusal Birlik Partisi ve bazı bağımsız milletvekilleri, partili belediye başkanları ve bürokratlar katıldı.

Başbakan Ünal Üstel, toplantıda icraatlara ilişkin detaylı bilgi paylaşıyor.

Seralarında Bombus arısı kullanan üreticilerin ödemeleri yapıldı

 Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, 2025 yılı için seralarında doğal polinasyonu sağlayabilmek için Bombus arısı kullanan üreticilere ödemelerinin yapıldığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, 127 üreticiye, sundukları faturalar ve yapılan kontroller neticesinde toplam 1 milyon 737 bin 600 TL yatırıldığı belirtilerek, üreticilerin hakedişlerini Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası ile aynı bankanın ilgili şubelerinden alabilecekleri kaydedildi.

Brent petrol, 64,85 dolardan işlem görüyor

Brent petrolün varili, uluslararası vadeli piyasalarda 64,85 dolardan işlem görüyor.

Dün 65,46 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 64,98 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.30 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,2 azalarak 64,85 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 60,69 dolardan alıcı buldu.

Petrol fiyatlarındaki kısmi düşüşte, küresel ham petrol stoklarında artışa işaret eden veriler etkili oldu.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) Ocak 2026 Kısa Dönem Enerji Görünümü Raporu, arz tarafındaki güçlü seyrin devam edeceğine işaret ediyor. Rapora göre, ABD’de günlük ortalama ham petrol üretiminin bu yıl 13 milyon 590 bin varile ulaşması bekleniyor. Bu tahmin, bir önceki raporda öngörülen 13 milyon 530 bin varilin üstünde revize edildi. Gelecek yıl ise üretimin günlük ortalama 13 milyon 250 bin varil olacağı tahmin ediliyor.

Rapor, küresel ölçekte de arz fazlası görünümünün sürdüğünü ortaya koyuyor. Buna göre, 2026’da küresel petrol arzının günlük ortalama 107 milyon 650 bin varil, küresel petrol tüketiminin ise 104 milyon 820 bin varil seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor.

Önceki raporda 55,08 dolar olarak öngörülen Brent türü ham petrolün ortalama varil fiyatının bu yıl 55,87 dolar seviyesinde olacağı hesaplanıyor.

Bunun yanı sıra Amerikan Petrol Enstitüsü (API), ticari ham petrol stoklarının geçen hafta 5 milyon 270 bin varil arttığını tahmin etti. Piyasa beklentisi, stokların 2 milyon varil azalacağı yönündeydi. Stokların beklenenin aksine artması, ABD’de talebin düşük seyrettiği algısını destekleyerek fiyatları baskılıyor.

Söz konusu projeksiyonlar, talebin arzın gerisinde kalmaya devam edeceğine işaret ederken piyasalarda küresel arz fazlası beklentilerini güçlendiriyor.

ABD yönetiminin İran’a karşı tutumu yatırımcıların odağında

Öte yandan, ABD yönetiminin İran’a karşı tutumu yatırımcıların odağında yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin bir değerlendirme toplantısı yaptıktan sonra “bir karar vereceklerini” söyledi.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini paylaşmak istemeyen kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Körfez ülkeleri Trump yönetimini İran’a yönelik olası bir saldırıdan vazgeçirmeye çalışıyor. Haberde, Körfez ülkelerinin, İran’a yönelik olası saldırıların Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerlerinin seyrini aksatmasından ve oluşabilecek bölgesel istikrarsızlıklardan endişe ettikleri ifade edildi.

Trump daha önce, CBS News kanalına verdiği mülakatta İran’daki gösterilere ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.

ABD’nin İran’daki göstericilere nasıl yardım edebileceğine ilişkin birçok yöntem bulunduğunu belirten ABD Başkanı Trump, bunun yalnızca askeri adımlarla sınırlı olmadığını, ekonomik ve diğer yardım seçeneklerinin de söz konusu olabileceğini ifade etti.

Uzmanlara göre, İran kaynaklı jeopolitik risk primi, fiyatları desteklese de EIA’nın arz fazlasına işaret eden projeksiyonları yükselişi sınırlıyor.

Brent petrolde teknik olarak 70,66 dolar direnç, 60,57 dolar destek seviyesi olarak izleniyor.

Ataoğlu: “Dr. Fazıl Küçük tarihte silinmez bir iz bırakmıştır”

Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ün ölüm yıl dönümü nedeniyle mesaj yayımladı.

“Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesinin öncülerinden, toplum liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ü, aramızdan ayrılışının 42. yıl dönümünde saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Dr. Fazıl Küçük, yalnızca bir hekim değil; yaşamını halkına adamış, Kıbrıs Türk toplumunun hak ve onur mücadelesini her koşulda savunmuş büyük bir liderdir.

En zor dönemlerde dahi Kıbrıs Türk halkının sesi olmuş, kalemiyle, duruşuyla ve kararlı mücadelesiyle toplumumuzun var olma iradesini ayakta tutmuştur. Kurucusu olduğu basın yayın organlarıyla halkı bilgilendirmiş, örgütlemiş ve birlik ruhunu güçlendirmiştir.

Onun liderliği, halkıyla kurduğu samimi bağdan, fedakârlığından ve adalete olan sarsılmaz inancından beslenmiştir.
Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Türk halkının kendi kimliğiyle, onuruyla ve güven içinde yaşaması için verdiği mücadeleyle tarihte silinmez bir iz bırakmıştır. Bu uğurda gösterdiği cesaret ve özveri, bugün bizlere yol gösteren en önemli değerlerdendir.
Bugün bizlere düşen görev; Dr. Fazıl Küçük’ün emanet ettiği birlik ve beraberlik ruhunu yaşatmak, halkımızın haklı davasını kararlılıkla savunmaya devam etmek ve gelecek nesillere daha güçlü, daha umutlu bir Kıbrıs Türk toplumu bırakmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Kıbrıs Türk toplumunun büyük lideri Dr. Fazıl Küçük’ü bir kez daha rahmet, saygı ve şükranla anıyor; aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Mekânı cennet olsun.”

Öztürkler: “KKTC Güvenli Bir Ülkedir, Türk Askerinin Varlığı Tartışma Konusu Değildir”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs TV’de Eda Alisinanoğlu’nun sunduğu “Kıbrıs’ta Sabah” programına katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öztürkler, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ile Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü saygıyla andığını belirterek, verilen mücadelenin doğru anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yaptı.

KKTC’nin özgür ve bağımsız bir devlet olarak kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğini ifade eden Öztürkler, “Anavatan Türkiye ile birlikte can verdik, kan verdik, bu toprakları vatan yaptık” dedi.

KKTC’nin güvenli olmadığı yönündeki söylemleri kabul etmediğini belirten Öztürkler, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve polis teşkilatının aldığı tedbirlerin ülkenin güvenli olduğunu gösterdiğini söyledi.

Suç çeşitliliğinin dünya genelindeki gelişmelere paralel olarak arttığını ifade eden Öztürkler, kamuya düşen görevin denetimlerin artırılması, polis sayısının güçlendirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması olduğunu kaydetti.

Rum tarafının yıllardır Kıbrıs Türk liderliğini “uzlaşmaz” olarak göstermeye çalıştığını belirten Öztürkler, bunun bir algı operasyonu olduğunu söyledi.

Türkiye’nin adada işgalci değil garantör ülke olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Kıbrıs Türk halkı azınlık değil, bu adanın ev sahibidir. Türk askeri de burada kalacaktır” ifadelerini kullandı.

Öztürkler, Annan Planı döneminde Kıbrıs Türk halkının iyi niyetinin karşılık bulmadığını, Güney Kıbrıs’ın ise “hayır” demesine rağmen ödüllendirildiğini söyledi.

AB’nin Güney Kıbrıs’ı üye yaparak büyük bir hata işlediğini belirten Öztürkler, “AB ve BM tüm imkânları Güney’e verdi. Bu şartlarda neden bizimle anlaşsınlar?” diye sordu.

Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan arasındaki silahlanma iş birliklerine dikkat çeken Öztürkler, adanın jeopolitik konumu gereği kritik bir bölgede bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin varlığının bölgede istikrar sağladığını belirten Öztürkler, uluslararası hukukun sıkça ihlal edildiği bir dönemde Türkiye’nin garantörlüğünün öneminin daha net görüldüğünü ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkür eden Öztürkler, Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devraldığı süreçte Türkiye’nin AB Komisyonu üyelerini ağırladığını ve TBMM’nin güçlü desteğiyle KKTC’nin yanında olduğunu vurguladığını söyledi.

Türkiye ile ilişkilerin “ekonomik ve siyasi bağların çok ötesinde, kardeşlik temelli” olduğunu belirten Öztürkler, Türk askerinin varlığının tartışma konusu olmadığını söyledi.

Yağmur yok, hava az bulutlu

Meteoroloji Dairesi’nin 13–19 Ocak tarihlerini kapsayan raporuna göre, bölgenin periyodun ilk günü alçak basınç sistemi ve buna bağlı cephe sisteminin, diğer günlerde ise yüksek basınç sistemi ile soğuk hava kütlesinin etkisi altında kalması bekleniyor.

Rapora göre, havanın bugün parçalı ve az bulutlu, yarın az bulutlu, cuma günü parçalı ve az bulutlu zamanla çok bulutlu, cumartesi, pazar ve pazartesi günleri ise parçalı ve çok bulutlu geçmesi bekleniyor.

En yüksek hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde ve sahillerde 16–19 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgâr ise, periyodun ilk yarısında kuzey ve batı yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, salı günü yer yer fırtına şeklinde, diğer günlerde ise kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esecek.

14 Ocak 2026 Döviz Kurları

Dolar, son bir ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 43,16 TL, Euro 50,30 TL, İngiliz Sterlini ise 58,04 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.27 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,16 TL, satış fiyatı 43,17 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,27 TL, satış fiyatı 50,34 TL, İngiliz Sterlini ise 58,01 TL’den alınıp 58,06 TL’den satılıyor.

Dinçyürek: 1 yılda 1 milyon 647 bin kez hastaya hizmet verildi

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, sağlık alanında irade, bilgi ve güçlü organizasyon gerektiren sorunları çözmek için hızlı adımlar attıklarını söyledi.

Dinçyürek, düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, sağlıkta gelinen noktayı ve devam eden projeleri kamuoyuyla paylaştı.
Dinçyürek, 2025 yılı içerisinde ada genelinde 1 milyon 647 bin kez farklı alanlarda hizmet verildiğini söyledi. Tüm sağlık çalışanlarına teşekkür eden Dinçyürek, her aşamada hasta memnuniyeti için çaba harcandığını söyledi.

Bilim ve teknolojinin çok hızlı geliştiğine dikkat çeken Dinçyürek, “Biz bugünü konuşurken dünya başka bir seviyeye çıkıyor. Bu nedenle yalnızca bugünü değil, yarını da planlıyoruz” dedi. Sağlık politikalarının merkezine hastayı koyduklarını vurgulayan Dinçyürek, tüm sistemin hasta ve hasta yakınlarının memnuniyeti üzerine kurgulandığını ifade etti.

Başbakandan görevi devralırken “yerinde sağlık hizmeti” hedefini birlikte belirlediklerini anımsatan Dinçyürek, bir hastanın kendi köyünde sağlık hizmeti almasının büyük bir nimet olduğunu söyledi. Şeker ve tansiyon takibi, aşı ve tedavi düzenlemelerinin yerinde yapılmasının hem vatandaş hem de sistem açısından çok değerli olduğunun altını çizdi. Bu kapsamda köylerin yanı sıra ilçe ve merkezlerdeki sağlık birimlerinin de güçlendirildiğini belirtti.

“Mümkün olan tüm hastaları kendi ülkemizde tedavi etme hedefiyle organizasyonumuzu yaptık” diyen Dinçyürek, bilim ve teknolojiyi sağlıkta öncelik haline getirdiklerini vurguladı. “Bugün dünden çok daha iyiyiz, yarın daha da iyi olacağız” sözlerini yaptıkları yatırımlara güvenerek söylediklerini kaydetti.

Dinçyürek, KKTC tarihinde ilk kez dört büyük ilçede dört büyük hastane projesinin aynı anda yürütüldüğünü belirtti. Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin temelinin atıldığını, inşaatın hızla sürdüğünü ve 2026 sonunda beş katlı karkas yapının tamamlanmasının, 2027’de ise binanın bitirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Girne Devlet Hastanesi inşaatının tamamlandığını, büyük tıbbi cihazların montaj aşamasına gelindiğini ve teslimatta bir sorun yaşanmaması halinde cihazların bir ay içinde ülkeye geleceğini ifade etti.

Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yarım bir inşaat olarak devralındığını aktaran Dinçyürek, teknik sorunlar nedeniyle tamamlanma tarihinin Şubat 2026 olarak öngörüldüğünü, ek işlerle birlikte Mart 2026’ya sarkabileceğini ancak müteahhidin yasal sürede bitirme taahhüdü verdiğini söyledi. Pamuklu’daki hastanenin hem bölge halkına hem de turizme hizmet verecek stratejik önemde bir yatırım olduğunu, binanın 2026 sonunda tamamlanmasının beklendiğini kaydetti. Mağusa Devlet Hastanesi’nde ise kalp ve damar cerrahisinde by-pass yapılabilecek seviyeye çıkılacağını, dinamik bir yönetimle hastanenin sürekli geliştirildiğini vurguladı.

Ada genelinde Maraş, Lapta ve Değirmenlik’te üç büyük sağlık merkezinin hizmete girdiğini belirten Dinçyürek, bu merkezlerde hasta sayılarında ciddi artış yaşandığını, yerinde sağlık hizmetinin merkezi hastanelerin yükünü azalttığını söyledi. Maraş benzeri bir sağlık merkezinin Gönyeli’ye de kazandırılacağını açıkladı.

Kıbrıs’ta bir ilk olarak Koruyucu Ruh Sağlığı Merkezi’nin kurulduğunu ifade eden Dinçyürek, çocuklardan erişkinlere kadar geniş bir yelpazede hizmet verildiğini, grup terapilerinin yapılabildiği modern bir merkezin ülkeye kazandırıldığını söyledi. Merkezde çocuk-ergen psikiyatristleri ve sosyal hizmet uzmanlarının görev yaptığını belirten Dinçyürek, bir sonraki hedefin Girne’de de benzer bir merkezi aktif hale getirmek olduğunu açıkladı.

Yaklaşık 10 yıldır atıl durumda olan Devlet Laboratuvarı’nın yandığını ve uzun süre el sürülmediğini anımsatan Dinçyürek, sıfırdan çelik yapı bir laboratuvar inşaatına başlandığını, cihazların hazır olduğunu ve kısa sürede uluslararası akreditasyon için başvuru yapılacağını söyledi. Dikmen Sağlık Merkezi ihalesinin tamamlandığını, kısa sürede temelinin atılacağını da duyurdu.

Cengiz Topel Hastanesi’nin baştan sona yenilenmesi için sürecin başlatıldığını aktaran Dinçyürek, 400 metrekarelik yeni bir acil servis tasarlandığını ve rezervasyon projesiyle birlikte bu bölümün de hayata geçirileceğini belirtti. Ada genelindeki sağlık merkezlerine müdahaleler yapıldığını söyleyen Dinçyürek, Dipkarpaz, İnönü ve Vadili’de doktor sayılarının artırıldığını, Beyarmudu’nda haftanın üç günü diş ve kadın sağlığı hizmeti verilen bir sağlık merkezinin açıldığını, Tatlısu ve Esentepe’de de hekim görevlendirmeleri ve bina güçlendirmeleri yapıldığını ifade etti.

Bilim ve teknoloji yatırımlarına da değinen Dinçyürek, ambulans filosunun yenilendiğini, 16 tam donanımlı ambulans alındığını, MR ve tomografi cihazlarının ada geneline yayıldığını söyledi. Yapay zekâ uygulamalarının ve robotik tedavilerin sağlık sistemine entegre edildiğini belirten Dinçyürek, robotik cerrahinin artık ülkede yoğun şekilde uygulandığını vurguladı.

Beyin pili ameliyatlarının ülkede büyük başarıyla yapıldığını ve uluslararası sempozyumlarda bu başarıların anlatıldığını kaydeden Dinçyürek, yapay kalp ameliyatlarının da gerçekleştirildiğini, bu sayede 22 yaşındaki bir gencin hayata tutunduğunu belirtti. “Bu ülkede gurur duyacağımız çok sayıda ameliyat yapılıyor” diyen Dinçyürek, örneklerin artarak devam edeceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Haber Kıbrıs

Yeşilırmak: Siyaset algıyla yapılır, ama hukuk algıyla yönetilmez

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Emrah Yeşilırmak, Avrupa Parlamentosu toplantılarına Cumhuriyet Meclisi’ni temsilen katılacak olmasına yönelik gelen tepkiler ile dokunulmazlık tartışmaları hakkında yazılı bir açıklama yaptı.

Son günlerde kamuoyunda oluşan eleştirilere sessiz kalmasının yanlış bir algı yaratabileceğini ifade eden Yeşilırmak, bu nedenle açıklama yapma gereği duyduğunu belirtti. 2022 genel seçimlerinde halkın iradesiyle milletvekili seçildiğini vurgulayan Yeşilırmak, milletvekilliğinin bir meslek değil, Anayasa ile güvence altına alınmış anayasal bir görev olduğunu kaydetti.

Yeşilırmak’ın açıklaması şöyle:

Yazmayayım, cevap vermeyeyim diyorum; ancak cevap vermediğimde de yazılanların karşılıksız kaldığı, yapılanların yapanın yanına kâr kaldığı yönünde bir algı oluşuyor.

Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, 2022 yılında yapılan genel seçimlerde halkın takdiri ve iradesiyle milletvekili seçildim. Milletvekilliği bir meslek değil, halkın bizlere verdiği anayasal bir görevdir ve bu görevin yerine getirilmesi Anayasa koyucu tarafından güvence altına alınmıştır.

Peki bu güvence neden vardır?

Komisyon tutanaklarından da açıkça görüleceği üzere dokunulmazlığın amacı; halk iradesinin Meclis’te özgürce temsil edilmesini sağlamak, milletvekillerinin keyfi ceza soruşturmalarına maruz bırakılmasını engellemek, asılsız suç isnatlarına karşı korumak ve Meclis çalışmalarında görevlerini yapmaktan alıkonulmalarının önüne geçmektir. Açıkça ifade ediyorum ki, şahsım hakkında dokunulmazlığın kaldırılmaması kişisel bir çıkar meselesi değildir; bu, hukukun üstünlüğü adına yapılmış bir değerlendirmedir. Savunduğumuz husus, yalnızca tek bir milletvekilinin değil, Meclis’in tamamının anayasal hakkıdır ve bu tutum hiçbir şekilde kişisel bir menfaat ya da siyasi bir hamle olarak değerlendirilmemelidir.

Ne yazık ki bazı kişiler, bilinçli biçimde, dokunulmazlığın kaldırılmasına ve soruşturmanın ertelenmesine karşı çıkanları kamuoyunu yanıltacak şekilde suçlamakta, siyasi hesaplar uğruna gerçekleri çarpıtmaktadır. Bu söylemler adaletin ve demokrasinin temellerine zarar vermekte, toplumun doğru bilgiye ulaşmasını engellemekte ve Meclis üzerinde baskı kurma girişimlerine dönüşmektedir.

Bugüne kadar partimin tarafıma verdiği tüm görevleri yerine getirdim; siyasi partiler meclis çalışmalarında milletvekillerini çeşitli görevlerle görevlendirir. Dün de partim tarafından şahsıma yeni bir görev tevdi edilmiş ve Avrupa Parlamentosu’nda temsilci üye olarak görevlendirilmem Meclis’te oy birliğiyle kabul edilmiştir. Buna rağmen aynı çevrelerin bu kararı da hedef alarak eleştirmesi dikkat çekicidir.

Ne yapılması beklenmektedir? Hiç görev almamak mı, halkın bana verdiği yetkiyi kullanırken birilerine sormak mı?  Savcılığın henüz itham aşamasında olan bir dosyası hakkında suç unsuru vardır şeklinde hüküm verme yetkisini kendinizde nereden buluyorsunuz; yargının yerine kendinizi koyarak halkı siyaset kurumuna karşı kin ve nefrete sürüklediğinin farkında değil misiniz? Meclis tarihinde gerek yeni üye atamalarında gerekse üyelik değişikliklerinde kararlar oy birliğiyle alınmıştır; böyle bir süreçte muhalefeti de hedef alarak, sanki bir suç söz konusuymuş gibi şahsımın ödüllendirildiğini iddia etmek hem gerçeği çarpıtmak hem de Meclis iradesini yok saymaktır.

Siyaset algıyla yapılır, ama hukuk algıyla yönetilmez. Zaman kimi haklı çıkaracak hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Çavuşoğlu: Lefke Gazi Lisesi’yle ilgili yarın geniş kapsamlı bir toplantı yapacağız, nihai karar verilecek

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Lefke Gazi Lisesi’yle ilgili yarın geniş kapsamlı toplantı yapacaklarını ve nihai kararı vereceklerini belirtti.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda üniversitelerin dünya sıralaması olduğuna dikkat çekerek, ülkede dünya sıralamasında ilk 500’e giren üniversiteler olduğunu söyledi.

Ülkede 23 üniversite olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, kendi imkanlarıyla çok iyi seviyeye gelmiş, dünya sıralamasında marka değerini oluşturmuş üniversiteleri, istismar yapanlarla eşleştirmenin doğru olmadığını kaydetti.

YÖDAK’ın son dönemde çok iyi performans sergilediğini kaydeden Çavuşoğlu, “Her yerde denetim var” diyerek, YÖDAK Yasası güncellenerek, daha hakim bir denetim sürecine girileceğini belirtti.

Şikayet edilen tıp fakültelerinin birçoğunun YÖK’ten izni olduğunu ve akredite kurullar tarafından denetlendiğini ifade eden Çavuşoğlu, üniversitelere, daha çok sahip çıkılması ve güvenilmesi gerektiğini söyledi.

LEFKE GAZİ LİSESİ’YLE İLGİLİ YARIN TOPLANTI YAPILACAK

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Lefke Gazi Lisesi’yle ilgili yarın geniş kapsamlı toplantı yapacaklarını ve nihai kararı vereceklerini belirtti.

Hükümetin icraatlarıyla ilgili muhalefetin denetleme görevi olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “Genellikle muhalefete göre hükümetler görevini yapmaz.” dedi.

“Kamuoyunda yıpratılma çalışmalarını hak etmeyecek kadar fazla icraat yapıyor bu hükümet.” diyen Çavuşoğlu, halkın kararını vereceğini, seçimin bu yıl içinde yapılacağını belirtti.

Geçici öğretmenlerle ilgili konunun çok önemli olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, geçici öğretmenlikte sadece kendisinin ve Mehmet Ali Talat’ın Eğitim Bakanı olduğu dönemde sıralama sınavı yapıldığını söyledi.

Geçici öğretmenlerin uğradığı travmatik durumun ortadan kaldırılmasının Meclis’in görevi olduğunu belirten Çavuşoğlu, hukuki adımların atılacağını vurguladı.

 

TBMM AB Uyum Komisyonu, KKTC’nin AB nezdinde daha görünür olması için çalışacak

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) Avrupa Birliği ve uluslararası platformlarda daha görünür hale getirmek istediklerini” söyledi.

Kayatürk başkanlığındaki Komisyon üyeleri, KKTC’de Dışişleri Bakanlığı, Meclis Başkanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı düzeyinde geniş kapsamlı bir dizi ziyarette bulundu.

Komisyon olarak en geniş katılımlı yurt dışı ziyaretlerinden birini gerçekleştirdiklerini vurgulayan Kayatürk, “Toplamda 27 üyenin olduğu bir dönemde 22 üyelik bir ziyaret oldu. Bu, yurt dışına bugüne kadar Komisyon olarak belki de yaptığımız en büyük ziyaret.” dedi.

Kayatürk, ziyaret programının oldukça yoğun geçtiğini, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri‘den de hem Kıbrıs meselesiyle alakalı hem Kıbrıs Türk halkının yaşamı, mücadelesi, siyasi yaşamına dair bilgi aldıklarını aktardı.

Komisyon üyelerinin, KKTC’de edindiği bilgilendirmeler ve tecrübelerden faydalanarak verimli çalışmalarda bulunacağına işaret eden Kayatürk, “Buradaki hedefimiz, AB tarafından özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın ihmal edilmesini istediği KKTC’yi hem dinlemek hem de burada elde ettiğimiz bilgilerle AB nezdinde bütün uluslararası platformlarda KKTC’yi daha güçlü şekilde görünür hale getirmek. Bizim çabamız bu.” ifadelerini kullandı.

Kayatürk, 2004’te Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) AB’ye kabul edilmesini eleştirerek, “2003’te Annan Planı çerçevesinde bir referandum olmuş. Bu plana Kıbrıs Türk halkı ciddi bir destek vermiş ama GKRY halkı, lideriyle beraber bu referanduma ‘hayır’ demiş. 2004’te bakıyorsunuz sanki ödüllendirilmiş bir şekilde GKRY bütün Kıbrıs’ın temsilcisi olarak kabul edilip ki yanlış bir kabul edilme, AB üyesi olmuş.” değerlendirmesinde bulundu.

Kayatürk, GKRY’nin AB’ye alınmasının hem Türkiye-AB ilişkilerinde hem de KKTC’nin ekonomik ve siyasi gelişiminde ciddi engeller oluşturduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu: “Ülkemizde dünya sıralamasında ilk 500’de üniversiteler var”

Cumhuriyet Meclisi’nde Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu söz aldı. Çavuşoğlu, özellikle yükseköğretim, üniversiteler, dünya sıralamaları ve YÖDAK’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Ülkemizde dünya sıralamasında ilk 500’de üniversiteler var”

Nazım Çavuşoğlu, Meclis’in dünya meclisleri arasında bir sıralaması bulunmadığını ancak üniversitelerin dünya sıralamalarının olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu, ülkede dünya sıralamasında ilk 500’e giren üniversiteler bulunduğunu, 600 ve 800 bandında yer alan birçok üniversitenin de uluslararası değerlendirmelere tabi tutularak bu sıralamalara girdiğini söyledi. Dünyada kabul edilen yaklaşık 50 bin üniversite içinde bu kurumların ilk bin içerisinde yer aldığını kaydeden Çavuşoğlu, Meclis’teki tartışmaların bu başarıyı gölgeleyecek şekilde yürütülmemesi gerektiğini belirtti.

“Kurumsallaşmış üniversitelerle istismar yapanları eşleştirmeyelim”

Ülkede 23 üniversite bulunduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, tartışılması gereken noktalar olduğunu kabul etti. Çavuşoğlu, kendi imkânlarıyla iyi bir seviyeye gelmiş, dünya sıralamasında marka değeri oluşturmuş üniversitelerle yeni kurulup bazı istismarlar yapan yapıların aynı kefeye konulmasının ülkenin emeklerine, girişimcilerine ve kurumsal yapısına zarar verdiğini ifade etti.

“YÖDAK son dönemde ciddi performans gösteriyor”

YÖDAK’la ilgili eleştirilerinin geçmişte yanlış anlaşıldığını belirten Nazım Çavuşoğlu, bugün gelinen noktada YÖDAK’ın son dönemde çok iyi performans sergilediğini söyledi. Çavuşoğlu, istismar olaylarının ardından denetimlerin yapıldığını, cezaların verildiğini ancak üniversiteleri hedef haline getirmemek için bu cezaların kamuoyunda sürekli dile getirilmediğini ifade etti. Çavuşoğlu, YÖDAK’ın yakın gelecekte yasasını güncelleyeceğini, lisans mezunu bir kadro oluşturacağını ve daha hâkim bir denetim sürecine gireceğini kaydetti.

“Kendimize ve üniversitelerimize daha çok güvenelim”

Nazım Çavuşoğlu, dünya sıralamalarında ve akredite yayın listelerinde üst sıralarda yer alan üniversitelere rağmen ülkede bu kurumlara yeterince güven duyulmadığını söyledi. Bunun doğru olmadığını belirten Çavuşoğlu, kendilerine duyulan güvensizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Tıp fakülteleri başta olmak üzere YÖK ve YÖDAK denetimlerinin çok ciddi şekilde sürdüğünü ifade eden Çavuşoğlu, mezun olacak öğrencilerin eksiksiz eğitim aldığından emin olunmasının zorunlu olduğunu belirtti. Çavuşoğlu, üniversitelere daha fazla sahip çıkılması, yanlışların birlikte düzeltilmesi gerektiğini kaydederek, üniversitelerin gereksiz ve yanlış yükümlülükler altına sokulmaması çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nu topladı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman başkanlığında bugün Cumhurbaşkanlığı’nda, Cumhuriyet Güvenlik Kurulu toplantısı yapıldı.
Toplantıya Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Maliye Bakanı Özdemir Berova, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ve Polis Genel Müdürü Ali Adalıer ve Başbakanlık Hukuk İşleri Amiri Nezhan Kayasal Ertemel katıldı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, geçtiğimiz hafta ülkede meydana gelen kurşunlanma olayından sonra yaptığı açıklamada, “Bu ülkede güvenlik endişesi taşımadan yaşama hakkımız var. Bu sorulara bir an önce yanıt üretmek ve gerekeni yapmak yükümlülüğü altındayız” ifadelerini kullanmıştı ve Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun ikinci toplantısının tek gündemle, bu konuyla ilgili olarak gerçekleştirileceğini belirtmişti.

Dinçyürek’ten eleştirilere sert tepki: “Felaket tellallığı yapılıyor”

Cumhuriyet Meclisi’nde Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers ile Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Filiz Besim’in eleştirilerine kürsüden yanıt verdi. Dinçyürek, konuşmasında Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) yapısını, yetkilerini ve denetim mekanizmalarını ayrıntılarıyla anlattı; eleştirilerin çelişkili olduğunu savundu.

“Bir dediğini öbür dediğini tutmayan argümanlarla felaket tellallığı yapılıyor”

Dinçyürek, Meclis kürsüsünden yapılan konuşmalarda birbiriyle çelişen argümanlar kullanıldığını söyledi. Dün söylenenlerle bugün söylenenlerin uyuşmadığını belirten Dinçyürek, acitasyon yapıldığını ve felaket tellallığıyla bir tablo çizildiğini ifade etti. Bu durumu hayretle izlediğini kaydetti.

“TUK’un oluşumunu siz kendi oylarınızla kabul etmediniz mi?”

Sağlık Bakanı Dinçyürek, Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun oluşumunun Meclis’te oy birliğiyle kabul edildiğini hatırlattı. Dinçyürek, TUK’un yapısının bizzat eleştirenler tarafından kurgulandığını söyledi. Kurul içerisinde Tabipler Birliği, Diş Hekimleri Odası ve ilgili tüm paydaşların temsiliyeti bulunduğunu vurguladı. Dinçyürek, dün TUK’un mükemmel bulunduğunu, bugün ise aynı kurulun güvenilmez ilan edilmesini eleştirdi.

Dinçyürek, yasayla ilgili kamuoyuna yapılan açıklamaların halkta korku yaratmaya yönelik olduğunu söyledi. Haziran ayında yasa Meclis’ten geçerken dışarıda yapılan açıklamaların ve sivil toplum söylemlerinin bilindiğini ifade eden Dinçyürek, halkın doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dinçyürek, yasayla denetimsiz ve vasıfsız kişilerin önünün açıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını savundu.

“TUK’un izin vermediği hiçbir kurum ihtisas açamaz”

Sağlık Bakanı Dinçyürek, yasa kapsamında hiçbir üniversitenin ya da üniversite hastanesinin TUK onayı olmadan ihtisas programı açamayacağını ayrıntılarıyla anlattı. Dinçyürek, ihtisas programlarının vaka sayısı, öğretim üyesi kapasitesi, yatak kapasitesi ve vaka çeşitliliği gibi kriterlere göre değerlendirileceğini belirtti. TUK’un sınavlara gözlemci göndereceğini, uygunsuzluk tespit edilmesi halinde sınavları iptal edebileceğini ve programları sonlandırabileceğini söyledi. Dinçyürek, tüm bu denetim mekanizmalarının yasada açıkça yer aldığını ifade etti.

 

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, konuşmasının sonunda halkın gerçekleri gördüğünü ve hükümetin ne dediğinin açık olduğunu söyledi. Dinçyürek, giriş sistemi, sınav sistemi ve denetim süreçlerinin şeffaf olduğunu vurgulayarak, sivil toplumun da süreçte aktif rol ve yetkiye sahip olduğunu kaydetti. Dinçyürek, algı yaratmaya yönelik söylemlere izin vermeyeceklerini belirterek konuşmasını tamamladı.

Hasipoğlu: Asgari ücretliye destek İstihdamı Destekleme Fonu’ndan karşılanacak

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, devletin verdiği destekle tarihte ilk kez asgari ücretliye hayat pahalılığı üzerinde bir oran yansıtıldığını kaydetti, verilen desteğin İstihdamı Destekleme Fonu’ndan karşılanacağını açıkladı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Gündem Kıbrıs Web TV’de Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Aydın’ın konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Programda ilk olarak asgari ücret konusuna değinen Hasipoğlu, asgari ücretin belirlenme sürecine ilişkin detaylı açıklamalarda bulundu. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yılda iki kez toplandığını hatırlatan Hasipoğlu, komisyonun belirli kriterleri baz alarak çalışmasını yürüttüğünü ifade etti.

“168 bin aktif sigortalı çalışan var”

Yapılan değerlendirmeler sonucunda asgari ücret artış oranının yüzde 18,39 olarak belirlendiğini ve rakamın net 53 bin 738 TL brüt 60 bin 618 TL’ye yükseldiğini açıklayan Hasipoğlu, ülkede 168 bin aktif sigortalı çalışan bulunduğunu vurguladı. Bu sayının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Hasipoğlu, bakanlığın en önemli görevlerinden birinin yerli iş gücünü desteklemek ve geliştirmek olduğunu söyledi.

“Yabancı işçileri ayırmıyoruz”

Bazı sektörlerde çalıştıracak işçi bulmakta zorluk yaşandığını dile getiren Hasipoğlu, bu noktada ayrımcılık yapılmadığını ve bunun ülke ekonomisinin bir ihtiyacı olduğunu belirtti. Yabancı işçilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, yabancı bir çalışan için asgari ücretin brüt yaklaşık bin 200 Euro seviyesine geldiğini söyledi. Bu rakamın, Avrupa Birliği ülkelerinde yabancıların aldığı maaşlarla kıyaslandığında yüksek olduğunu ifade eden Hasipoğlu, bazı ülkelerde yabancı işçilerin 300–500 dolar gibi ücretlerle çalıştırıldığını belirtti. Bu nedenle yabancılara ayrımcılık yapıldığı yönündeki eleştirileri kesin bir dille reddettiğini ve verilen ücretin yüksek olduğunu düşündüğünü söyledi.

“Yabancı çalışan sayısı 86 bin”

Sigortalı çalışanların dağılımına da değinen Hasipoğlu, 168 bin sigortalı çalışanın 86 bininin yabancı olduğunu açıkladı. Yabancı çalışan sayısının 2023 yılında 54 bin 373, 2024 yılında 72 bin, 2025 yılı itibarıyla ise 86 bin seviyesine ulaştığını belirtti.

Yabancı çalışanların barınma ve beslenme ihtiyaçlarının da karşılandığını ifade eden Hasipoğlu, bu kişilerin kazançlarının bir kısmını ülkelerine göndermelerinin doğal olduğunu söyledi. Yabancı çalışanların ortalama 500 Euro’yu ülkelerine göndermesiyle ülkeden bir para çıkışı olduğunu ancak bunun engellenemeyeceğini belirten Hasipoğlu, bunun serbest piyasa koşullarının bir sonucu olduğunu vurguladı. Vatandaşın emeğinin karşılığını dilediği gibi harcama hakkı olduğunu söyledi.

“Asgari ücrete ek destek fon kaynaklarından”

Yerli iş gücünü desteklemek amacıyla önemli bir uygulamayı hayata geçirdiklerini belirten Hasipoğlu, belirlenen asgari ücretin üzerine yapılacak ödemenin İstihdamı Destekleme Fonu’ndan karşılanacağını ifade etti. Bu fonun, vatandaşın ihtiyat sandığındaki parası olmadığını, ayrı bir fon olduğunu ve bu amaçla kullanılacağını vurguladı. Bu uygulamanın, asgari ücret konusunda ilk kez bu kadar büyük çaplı hayata geçirildiğini belirten Hasipoğlu, hem işverenin etkilenmemesinin hem de işçinin hayat pahalılığı (HP) altında ezilmemesinin hedeflendiğini söyledi.

“Destek tutarı doğrudan işçinin hesabına yatırılacak”

Yapılan düzenleme ile asgari ücretliye 12 bin TL’lik bir artış sağlandığını ve bunun toplamda yüzde 22,98’lik bir artışa denk geldiğini ifade eden Hasipoğlu, memurlara yapılan artışın yüzde 21,66 olduğunu hatırlattı. Bu uygulama ile asgari ücretliye yapılan artışın memur artışının da üzerine çıktığını vurguladı. Destek tutarının doğrudan işçinin hesabına yatırılacağını belirten Hasipoğlu, uygulamanın bu şekilde hayata geçirileceğini söyledi.

“İşçinin talep ettiği oranın üzerine çıktık”

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndaki sürece de değinen Hasipoğlu, işçi tarafının hayat pahalılığı oranını talep ettiğini, işveren tarafının ise yüzde 18,39 oranını önerdiğini aktardı. Hükümet olarak, işçi tarafının talep ettiği oranın da üzerine çıkıldığını ve bunun bu tarihe kadar yapılan toplantılarda bir ilk olduğunu ifade etti.

“Dijital Etiket Uygulaması hayat pahalılığını düşürecek”

Hayat pahalılığı oranında herkesin memnun edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Hasipoğlu, asıl önemli olanın hayat pahalılığını denetim altına almak olduğunu vurguladı. Bu noktada dijital etiket uygulamasının, hayat pahalılığının düşürülmesinde etkin bir rol oynayacağını belirtti.

“Başbakan çok önemli bir adım attı veriler güncelleniyor”

Ayrıca, geçtiğimiz aylarda Başbakan tarafından tüketici fiyat endeksiyle ilgili önemli bir adım atıldığını hatırlatan Hasipoğlu, bu oranların yıllardır güncellenmediğini ve halen 2012 yılı hane halkı verilerine göre asgari ücretin belirlendiğini söyledi. Şu anda hane halkı verilerinin güncellendiğini ifade eden Hasipoğlu, bir sonraki görüşmelerde 2025 yılı verilerine göre yeni asgari ücretin belirleneceğini ve çok daha güncel bir veri setine sahip olunacağını sözlerine ekledi.

Asgari ücret tespit sürecinde işverenden alınan verilerin yanı sıra İstatistik Kurumu ve Devlet Planlama Örgütü’nden gelen verilerin de dikkate alındığını belirten Hasipoğlu, bu verilerin güncel değerlerle hazırlanmasının yıllardır yapılmadığını söyledi. Mevcut hesaplamaların eski verilere dayandığını ifade eden Hasipoğlu, bu durumun asgari ücretin sağlıklı biçimde belirlenmesini zorlaştırdığını kaydetti.

“Başbakanın çağrısı çok önemli umarım muhalefet destek verir”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Başbakanın “Az alana çok, çok alana az hayat pahalılığı verelim” yönündeki açıklamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başbakanın çağrısının son derece önemli olduğunu dile getiren Hasipoğlu, söz konusu düzenlemenin hayata geçebilmesi için ana muhalefetin de destek vermesi gerektiğini vurguladı.

“Yabancı işçilerin yarısı TC, yarısı üçüncü ülke vatandaşı””

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, ülkedeki yabancı işçi sayısı ile yerli istihdamı desteklemeye yönelik prim ve teşvik uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ülkede 86 bin yabancı çalışan bulunduğunu belirten Hasipoğlu, bu rakamın ciddi bir seviyede olduğuna dikkat çekti. Yabancı çalışanların yüzde 50’sinin Türkiye Cumhuriyeti uyruklu, yüzde 50’sinin ise üçüncü ülke vatandaşı olduğunu ifade eden Hasipoğlu, bu durumun nedeninin belirli sektörlerde çalışacak KKTC vatandaşı bulunamaması olduğunu söyledi. Bunun işverenler açısından bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, devlet olarak bazı sektörlere destek verdiklerini ancak önceliklerinin her zaman yerli iş gücü olduğunu kaydetti. Hasipoğlu, kendi gençlerini işsiz bırakmayacak şekilde yeni iş olanakları ve teşvikler yaratmayı hedeflediklerini belirtti.

“Yerli istihdam için teşvikler artırıldı”

Yerli istihdamı artırmak amacıyla hayata geçirilen prim ve teşvik uygulamaları hakkında da bilgi veren Hasipoğlu, erkek çalışanlar için yüzde 80, kadın çalışanlar için ise yüzde 100 prim desteği sağlandığını söyledi. Özellikle kadın istihdamına büyük önem verdiklerini belirten Hasipoğlu, bir kadının yeni bir iş kurması halinde tüm sigorta primlerinin devlet tarafından karşılandığını ifade etti. Bu uygulamadan ciddi anlamda olumlu sonuçlar alındığını da sözlerine ekledi.

2025 yılı içerisinde sağlanan teşviklere ilişkin rakamları da paylaşan Hasipoğlu, girişimcilere yönelik teşviklerin 191 milyon TL, basın-yayın teşviklerinin 15 milyon TL olduğunu açıkladı. Girişimci basın desteği kapsamında 352 bin TL, engelli istihdam teşviki için 1 milyon 517 bin TL ödeme yapıldığını belirtti.

En büyük kalemin sosyal sigorta prim desteği olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, bu kapsamda 2 milyar 177 milyon TL destek sağlandığını söyledi. Devletin, iş yerlerinin sigorta primlerinin yarısını karşıladığını ve bunun aylık yaklaşık 250 milyon TL’ye denk geldiğini ifade eden Hasipoğlu, bu desteklerin tamamının yerli istihdamı korumak ve artırmak amacıyla uygulandığını ve fon kaynaklarından karşılandığını belirtti.

Ayrıca küçük esnafa yönelik 16 milyon TL’lik prim desteği sağlandığını ifade eden Hasipoğlu, kadınlara yönelik mesleki eğitim projesi kapsamında da 2 milyon TL’lik bir katkı sunduklarını söyledi.

Tüm bu kalemler bir arada değerlendirildiğinde, toplamda 3 milyar 154 milyon TL’lik prim ve teşvik desteği sağlandığını açıklayan Hasipoğlu, hükümetin temel hedefinin yerli istihdamı güçlendirmek, kadınları ve gençleri iş hayatına kazandırmak ve sürdürülebilir bir istihdam yapısı oluşturmak olduğunu vurguladı.

“Malulen maaşlara yüzde 21,66 artış yapıldı”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, malulen maaşlar ve engelli katkıları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Hasipoğlu, mevcut yasa gereğince malulen maaşların hayat pahalılığı (HP) oranına endeksli olduğunu belirterek, bu artışların kamu çalışanlarına uygulanan HP oranına göre yapıldığını söyledi. Bu çerçevede malulen maaşlara yüzde 21,66 oranında artış uygulandığını ifade eden Hasipoğlu, söz konusu oranların daha da artırılması yönünde bir çalışma başlatılmasının değerlendirildiğini kaydetti.

Asgari ücretin 52 bin TL seviyesinde olduğunu hatırlatan Hasipoğlu, malulen emeklilik ödemeleri ile sosyal yardımların ve engellilere yapılan katkıların farklı kurumlar tarafından karşılandığını vurguladı. Engellilere yönelik sosyal yardımların Maliye Bakanlığı tarafından ödendiğini, malulen emeklilik ödemelerinin ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapıldığını belirtti.

Bu nedenle sürecin yalnızca kendi bakanlıklarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Hasipoğlu, konuyla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ile istişarelerde bulunduklarını söyledi. Engellilere yönelik ödemelerde oluşan farkın mutlaka yansıtılması gerektiğini vurgulayan Hasipoğlu, bu konuda Maliye Bakanı ile birebir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Yapılan ödemelerin teknik olarak maaş değil, katkı niteliği taşıdığına dikkat çeken Hasipoğlu, maaş ile katkı arasında doğal olarak bir fark oluştuğunu ifade etti. Bu farkın azaltılması için ellerinden gelen tüm çalışmaları yaptıklarını belirten Hasipoğlu, maluliyet ve engellilik konularının ayrı ve hassas başlıklar olduğunu vurguladı.

Hasipoğlu, maluliyet ve engellilikle ilgili mevzuat ve destek çalışmalarının yeniden güncelleneceğini, bu alandaki düzenlemelerin önümüzdeki dönemde ele alınacağını sözlerine ekledi.

“İhtiyat Sandığı’nın büyüklüğü 35 Milyar TL”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, İhtiyat Sandığı’nın mali yapısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hasipoğlu, İhtiyat Sandığı’nın toplam büyüklüğünün 35 milyar TL olduğunu belirtti. Bu tutarın 20 milyar TL’sinin mevduatlardan, 2,5 milyar TL’sinin ise menkul ve gayrimenkul varlıklardan oluştuğunu ifade etti. Ayrıca, 11 milyar TL’nin Maliye’den alacak kapsamında bulunduğunu kaydeden Hasipoğlu, İhtiyat Sandığı’nın güçlü bir mali yapıya sahip olduğunu vurguladı.

Dursun Oğuz: Başbakan Üstel’e yapılan eleştiriler haksız

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Ünal Üstel’e Güzelyurt’ta yaşananlarla ilgili yapılan eleştirilerin ‘haksız’ bulduğunu belirterek, bir kez daha hastanenin açılış tarihini 15 Kasım olarak müteahhittin verdiğini vurguladı.

Cumhuriyet Meclisi kürsüsünde söz alan İçişleri Bakanı Dursun Oğuz önemli açıklamalarda bulundu.
Oğuz, Başbakan Ünal Üstel’e Güzelyurt’ta yaşananlarla ilgili yapılan eleştirilerin ‘haksız’ bulduğunu belirterek, bir kez daha hastanenin açılış tarihini 15 Kasım olarak müteahhittin verdiğini vurguladı.
Oğuz, devamla şunları kaydetti:
“Biri kontrol der, biri denetim, biri fırça der ama Başbakan’ın bunu sorgulaması gayet normal. Başbakan ofiste oturan biri değil, öyle bir siyasetimiz yok sorunun yanına gideceksin, sorgulayacaksın. Bu sorunlar hep biriken sorunlar. Güzelyurt-Lefke yolu yıllardan beri konuşuldu. ”
“Amacımız kendi ayakları üzerinde duran bir KKTC”
Türkiye ile ilişkilerin de sürekli gündeme getirildiğini belirten Oğuz, “Türkiye ile ilişkilerde, iyi ilişkilerde, toplumun ihtiyaçlarını sunmakta ve projelerin uygunluğuyla ilgili bütçeye konulması da konuşma ve görüşme ile olur. Sonra Türkiye yaptı siz mi yaptınız? diyorsunuz. Çalışmaların hepsi KKTC halkının menfaati içindir, çalışmaları yapan bizleriz. Kendi ayakları üzerinde duran bir KKTC yaratmak amacındayız. Tüm bu projeler o yüzden. Gerçekleşen projelerde hükümetin de payı var” ifadelerini kullandı.
“Hangi siyasi verdiği sözün gününde bitmesini istemez?”
“Her gecikme bir kayıptır” diyen Oğuz, Güzelyurt Hastanesi’nin de bölge halkı ve sağlık açısından bu kayıplardan biri olduğunu kaydetti. ‘Hangi siyasi verdiği sözün gününde bitmesini istemez?” diye soran Oğuz, hizmet yapmak için çaba ve emek olduğunu kaydetti, Başbakan Ünal Üstel’in de dediği gibi tüm yarım projelerin tamamlanacağını vurguladı.

En fazla yağış Kalkanlı bölgesine düştü

Meteoroloji Dairesi 24 saatte en fazla yağışın Kalkanlı, Kozanköy, Çamlıbel ve Zafer Burnu’na düştüğünü belirtti.
Daire tarafından yapılan açıklamaya göre, metrekare başına kaydedilen yağış miktarları şöyle:
“Kalkanlı 35, Kozanköy ve Çamlıbel 33, Zafer Burnu 32,  Yeşilırmak 29, Dipkarpaz 25, Boğaz 24; Türkeli, Karaoğlanoğlu ve Selvilitepe 21; Alsancak ve Girne 18; Beylerbeyi, Mallıdağ, Taşkent, Lapta ve Doğancı 17,  Mehmetcik 16 Kilogram”

Balıkçıların sosyal sigorta prim destekleri ödendi

Balıkçıların, 2025 sosyal sigorta prim desteğinin son kısmı ödendi.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığından yapılan duyuruda, 38 balıkçının haziran sonrası yaptığı sosyal sigorta prim ödemesine (prim tutarının yüzde 50’sine) karşlık Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası’na 1 milyon 598 bin TL’lik yatırım yapıldığı belirtildi.
Mayıs sonuna kadar olan prim yatırımlarının 2025’de ödendiği de kaydedilen açıklamada, 38 balıkçının hakkedişlerini Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası şubelerinden alabileceği belirtildi.

Yakınları, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın mücadelesini anlattı: Esprili, mütevazi ve çalışkan

Ölümünün 14. yılında yakınları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın, Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve bağımsızlığı için verdiği mücadeleyi anlattı.

RAUF DENKTAŞ

Denktaş’ın torunu Rauf Denktaş, Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre ve Denktaş’ın 17 yıl yakın korumalığını yapan Serdar Müderris, Rauf Raif Denktaş‘a dair anılarını, 14. ölüm yılında AA muhabirleriyle paylaştı.

Torun Denktaş, dedesini anlatmanın bir zaman kavramına sığmayacağını belirterek “Rauf Denktaş’ın torunu olmak bile büyük bir gurur, büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluk bilinciyle biz de onun adını, ona yakışır bir biçimde taşımaya çalışıyoruz.” dedi.

Özgürlük mücadelesi vermiş bir liderin torunu olmanın, başardıklarını kendisine yol haritası seçmenin, temel felsefesi olduğunu belirten Rauf Denktaş, şunları söyledi:

“Bugün bu ülkede huzur içinde güvenli bir şekilde yaşayabiliyorsak bu, mukavemeti sağlamış Kıbrıs Türk halkı, şehitlerimiz ve ana vatan Türkiye’mizin sayesinde. Bugün huzur içerisinde KKTC’de yaşıyoruz ve mücadelemize halen devam ediyoruz. Denktaş’ın bıraktığı yerden devam ediyoruz. Anadolu halkıyla el ele, kol kola devam ediyoruz. Hala aynı sıcaklığı, aynı sevgiyi, aynı özveriyi vererek devam ediyoruz.”

Torun Denktaş, dedesinin büyük ve yol gösterici bir lider olduğunu vurgulayarak “Onun açtığı yolu, kazanımlarını bu devlete sahip çıkarak devam ettiriyoruz. Denktaş çok yardımsever, çok hoşgörülü, mizaha düşkün, kendini çeşitli dillerde ifade edebilen güçlü bir kişilikti.” diye konuştu.

Dedesinin hem halk hem de muhalifleri tarafından çok sevilen biri olduğunun altını çizen Denktaş, dedesinin önceliğinin ailesinden önce halkı, devleti ve ana vatan Türkiye olduğunu vurguladı.

Denktaş, dedesinin pazar günlerini ailesine ayırdığını belirterek “Her pazar aileye ayrılırdı ve belli saatlerde tüm aile bir masada toplanırdı.” ifadesini kullandı.

Dedesinin kendisini ava değil, bir civciv üretim tesisine götürdüğünü anlatan Denktaş, “Siz hayvanları öldürmeyi değil, nasıl ürediğini öğrenin.’ dedi. Bize avı aşılamadı ama hayvan sevgisini aşıladı. Çok ciddi bir hayvan sevgisi vardı.” dedi.

Denktaş, dedesini anlata anlata bitiremeyeceğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Çok şükür onu yaşama fırsatını, onunla sohbet edebilme fırsatını elde ettik. Bu, bizim için büyük bir mutluluk. Onu özlüyoruz. Bugünü gördükçe daha da özlüyoruz ama verdiği mücadelenin de boşa bir mücadele olmadığını görüyoruz. Bugün bir devletimiz var, bir çatımız var, bir güvenliğimiz var. Bu mücadeleyi verdiği için de ona minnettarız. Ana vatanımıza minnettarız. Daha iyisini, daha güzelini yaşamak için, yaşatmak için bu mücadele, yaşadığımız sürece devam edecektir.”

Zorlu Töre: O, BİZE DAİMA IŞIK TUTMAYA DEVAM EDECEKTİR

Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Töre de önce devletin, sonra ana vatan Türkiye ve Türk ordusunun “en büyük güvence” olduğunu söyleyerek “Devletten vazgeçme asla kabul edilemez. Egemenlik olmadan da devlet olmaz. Devletin temeli egemenliktir. Egemenlik de halka ve toprağa dayanır. Dolayısıyla hem halkımıza hem topraklarımıza sahip çıkacağız.” diye konuştu.

Denktaş’ın “Devletim diyorum, anlıyor musunuz? Egemenliğimiz var, anlıyor musunuz? Özgürlüğümüz var, anlıyor musunuz? Bağımsızlık diyorum, anlıyor musunuz?”sözlerini hatırlatan Töre, şöyle davam etti:

“İfadelerinde hep devlete olan bağlılığı, Türk milletine olan sadakati vardır. Türk Mukavemet Teşkilatının ruhu vardır Rauf Raif Denktaş‘ta. Biz de onun izinde yürümeye devam ediyoruz.”

Töre, Denktaş’tan nasihatler aldığını belirterek “Denktaş gerçekten büyük bir liderdi, dava adamıydı. Hiçbir şekilde Rum’a inanmıyordu. Uluslararası insan hakları, Avrupa Birliği (AB) gibi ifadeler onu aldatmıyordu. Hatta şöyle bir ifadesi var; ‘Avrupa’nın havucu sizi aldatmasın.’ Dolayısıyla ben AB’nin taraf tuttuğunu zaten sürekli söyleyenlerden bir kişiyim.” değerlendirmesinde bulundu.

Denktaş’ın “Beni Türk Mukavemet Teşkilatının kurucusu olarak, ondan önce Cumhuriyet’in kurucusu olarak, ondan önce Türk ordusunun Ada’ya gelmesini sağlayan adam olarak hatırlayınız ve Türk ordusuna sahip çıkınız.” ifadelerini hatırlatan Töre, Denktaş’ın son nefesinde bile “Söyleyin onlara, burası da bağımsız bir devlettir, bağımsız bir cumhuriyettir.” sözlerinin altını çizdi.

Denktaş’ın Cumhuriyet’in hem kurucusu hem de savunucusu olduğunu vurgulayan Töre, “Hiçbir zaman federal bir çözüme inanmadı. Görüşmeler yaptı ama bu görüşmeleri zaman kazanmak için yaptı. Bir de dünyaya Rumların anlaşmaz bir tutum içerisinde olduğunu anlatmak için yaptı. Dolayısıyla Denktaş gibi bir lidere sahip olduğumuz için elbette Kıbrıs Türk halkı çok şanslı bir halk olmuştur.” ifadelerini kullandı.

Denktaş’ın “Ben Türkiyesiz cennete bile gitmeyi kabul etmiyorum.” dediğini de aktaran Töre, Denktaş’ın hem Türk ordusunun hem Türkiye’nin varlığını bu şekilde izah ettiğini vurguladı.

Töre, “Onun mekanı cennet olsun, ruhu şad olsun. O, bize daima ışık tutmaya devam edecektir. Bağımsızlık aşkı, sonsuza dek devam edecektir.” dedi.

YAKIN KORUMASI: ESPRİLİ, MÜTEVAZİ VE ÇALIŞKAN

Denktaş’ın 17 yıl yakın korumalığını yapan Müderris, göreve başladığı ilk gün Denktaş’ın elini öptüğünü ve kendisiyle kucaklaştığını anlattı.

Müderris, Denktaş’ın esprili ve mütevazı biri olduğunu belirterek “Gözünüze, yüzünüze baktığı zaman bütün yorgunluğunuzu üzerinizden alacak bir enerjisi vardı.” diye konuştu.

Koruma olarak göreve başladığı ilk günlerde, arkadaşlarının, acemiliğini atana kadar arabayı fazla kullanmaması yönünde kendisine uyarıda bulunduğunu söyleyen Müderris, Denktaş’ın bu konuya yönelik esprili tutumunu şu sözlerle anlattı:

“Tam o günlerde sadece içeride ben varım, Başkanımızın dışarıda bir programı yoktu. Bir misafiriyle çıktı. Bana ‘arabayı sürme’ dediler ya, çekiniyorum arabanın yanına gitmekten. ‘Oğlum sürmeyeceksen, gel yanıma otur. Ver anahtarı, işimiz var’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Müderris, eski Rum lider Glafkos Klerides’in Denktaş ile yemek yemek için Ada’nın Türk tarafına gelirken araç plakasının değiştirilmesinin dikkatini çektiğini belirterek bir hafta sonra Rum tarafına yemeğe gidilirken bu sefer Denktaş’ın araç plakasını Cumhurbaşkanı’nın eşi Aydın Denktaş’ın kullandığı aracın plakası “ES747” ile değiştirdiğini ve bunun Rum basınında yanlış anlaşılmaya sebep olduğunu şu sözlerle aktardı:

“1-2 gün sonra görüşmeler bitince (Denktaş) dışarı çıktı. Cumhurbaşkanım beni işaret ederek Klerides’e bir şeyler söyledi. Tabii bu beni tedirgin etti. Arabaya binince özür dileyerek ‘Efendim bir hatam, yanlışım mı oldu?’ dedim. Gülerek bana, ‘O arabaya plakayı ne koydunuz siz?’ dedi. Ben de Cumhurbaşkanımıza kısaca izah ettim, onlar böyle geldi, biz de bunu böyle yaptık diye. Rum basını biz gitmeden bir gün önce, yemeğin hemen akabinde ‘Türkler, bize savaşı hatırlatmak için özel plakayla geldiler.’ diye bütün basın organlarında çıkmış. ‘ES747, egemenlik savaş 74’ün 7’nci ayı’ diye Rumlar yorum yaptı.”

Her gün 20 saate varan mesai süresi boyunca Denktaş’ın yanında olmanın çok özel bir şey olduğunu dile getiren Müderris, birçok kişinin göremediği şeylere şahitlik etmenin gurur verici ve fedakarlık isteyen bir şey olduğunu kaydetti.

Müderris, Denktaş’ın 17 yıl boyunca bir günü bile kendine ayırmadığının altını çizerek programı olmadığı zamanlarda halkın nabzının attığını söylediği köy kahvelerini ziyaret ettiğini belirtti. Müderris, Denktaş’ın, köy ziyaretinde alınan notları inceleyerek vatandaşların sorunlarıyla bizzat alakadar olduğunu anlattı.

Denktaş’ın bir hafta sonu eşinin baskısıyla otel odasında dinlendiğini belirten Müderris, bu otele giderken işleri olduğunun altını çizerek giriş çıkışlarına karışılmamasını şart koştuğunu kaydetti.

Cevdet Yılmaz, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ı andı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı vefatının 14. yılında andı.

Yılmaz, NSosyal hesabından paylaştığı mesajında, şunları kaydetti:

“Hayatını Kıbrıs davasına vakfeden, inancı ve kararlılığıyla Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesine öncülük eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Raif Denktaş‘ı vefatının 14. yıl dönümünde saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin ve hür yaşama kararlılığının en güçlü nişanesi olan KKTC’ye desteğimiz, dün olduğu gibi bugün de aynı azim ve kararlılıkla sürecektir.”

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş anılıyor: AKM’de tören düzenlendi

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 14’üncü ölüm yıldönümünde anılıyor.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş için Anıt Mezarı’nda düzenlenen ilk törenin ardından, ikinci tören Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Törene, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, bazı bakanlar, milletvekilleri, askeri erkan, vatandaşlar ve Denktaş’ın ailesi katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş konuşma yaptı.

Tören, Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Koro ve Orkestrası’nın hazırladığı “Denktaş’a Saygı” oratoryosuyla son buldu.

-Denktaş

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş konuşmasına Anıt Mezar’da yapılan çalışmalar sebebiyle Cumhurbaşkanı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı ile Gönyeli Belediyesi’ne ve katkıları sebebiyle Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı ile Türkiye Lefkoşa Büyükelçiliği’ne teşekkür ederek başladı.

Törende “Denktaş’a Saygı” oratoryosuyla yer alan Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri ve öğretmenlerine da teşekkür eden Serdar Denktaş, “Kurucu Cumhurbaşkanımız, Liderimiz, Kıbrıs Türk halkının babası Rauf Raif Denktaş’ın aramızdan ayrılışının 14’üncü yılında bir kez daha beraberiz. Onun değerini, her geçen gün daha iyi anlayarak; onu daha çok özleyerek geçen 14 yıl…” diye konuştu.

Serdar Denktaş, bu 14 yılda, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın miras bıraktığı bu devlete ulaşılıncaya kadar, Kıbrıs Türk halkının çektiği cefanın genç nesillere anlatılamadığını; seçim dönemlerinde adının hep anıldığını ancak onun ilkelerinin anlaşılmadığını; Denktaş’ın temsil ettiği anlayışı, duruşu ve saygınlığı halk ile genç nesillere hissettirilemediğini söyledi.

Liderliğin, makama yüklediği sorumluluk anlayışını, sefa süren değil cefa paylaşan bir yaklaşım gerektirdiğini  belirten Serdar Denktaş, bu 14 yılda, zorluklar karşısında dirençli, yanlışlar karşısında kararlı, yön veren, yol gösteren, kederi ve sevinci birlikte yaşayan, sevilmese de sevmeyi, anlaşılmasa da anlamayı başaran bir ruh anlayışına özlem duyulduğunu kaydetti.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın, Kıbrıslı Türklere, Atatürkçülüğü bir yaşam biçimi olarak benimsettiğini kaydeden Serdar Denktaş, buna, dört elde sarılıp, sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

Serdar Denktaş, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın, kurduğu ve emanet olarak bıraktığı devlete, ismiyle, cismiyle, yanlışı ve doğrusuyla, eksiği ve fazlasıyla, Kıbrıslı Türklerin, ada üstündeki geleceği ile siyasi eşitliğinin en önemli teminatı olduğunu anlayarak sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, “Türkiyesiz, cennete bile gitmem.” sözüne dikkat çeken Serdar Denktaş, Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’ye şükran duyması gerektiğini ve gazilerin elleri öpülesi kişiler olduğunu her gün anlattığını kaydetti.

“Türkiye ile kardeşliğin hiç bozulmaması ve Türkiye yönetimleri ile iyi ilişkiler içinde olmamız gerektiğini her zaman hatırlattı. Ancak bu iyi ilişkinin, emir alma ve emre harfiyen riayet etmekle olmayacağını da bize her gün gösterdi.” diyen Serdar Denktaş, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, halkı olduğunu bildiği için Kıbrıs Türk halkının haklarını savunduğu ve teslim etmediğini kaydederek dünyanın onu bu sebeple “Mr. No” olarak adlandırdığını söyledi.

Serdar Denktaş, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’tan sonraki cumhurbaşkanlarının, onun haklılığını birçok konuda teslim ettiklerini vurguladı.

“Bugün, onu kaybettikten 14 yıl, dünya artık anlamalıdır ki Kıbrıs sorununda bir sonuca ulaşılamamışsa bunun sorumlusu; Kıbrıslı Türkler değil Kıbrıslı Rumlara Ada’nın tek sahibi muamelesi yapan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları ile hareket eden üye ülkelerdir.” diyen Serdar Denktaş, bu yaklaşım değişmedikçe, Kıbrıs sorununda çözüme ulaşmanın önünün her zaman kapalı olacağını söyledi.

Özellikle sportif ve kültürel anlamda, en doğal insan haklarının ihlal edildiğini ve buna göz yuman sözde çağdaş ülkelerin farkındalığını artırmak için el birliğiyle çabalamanın Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’a karşı borç olduğunu belirten Serdar Denktaş, “Denktaş ve yol arkadaşlarının, tüm zorlukları aşarak, inançla ve elbirliğiyle verdikleri mücadele sonrasında kurulmuş olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, gençlerin geleceklerine umutla bakabilecekleri bir ortam oluşturmak için, onların mücadele ruhunu, günümüz koşullarına uyarlayarak yaşatmalıyız.” diye konuştu.

Dinçyürek: Gaziköy’e 10 yıl sonra sağlık hizmeti geri döndü

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Gaziköy’de yapımı tamamlanan yeni sağlık odasının bugün itibarıyla hizmete girdiğini açıkladı. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra köy, yeniden Sağlık Bakanlığı kadrolarıyla düzenli sağlık hizmetine kavuştu.

Dr. Dinçyürek, açılışta yaptığı açıklamada, Gaziköy’deki sağlık ihtiyacının uzun süredir köy halkı ve muhtarlık tarafından dile getirildiğini belirterek, “Köyümüzün önemli bir ihtiyacını karşılamak üzere yeni binayı hızla hazırladık, kadrosunu oluşturduk ve bugün itibarıyla hizmete aldık” dedi.

Başbakan Ünal Üstel’in talimatları doğrultusunda sürecin hızla tamamlandığını vurgulayan Dinçyürek, yeni sağlık odasının haftada bir doktorun ekibiyle birlikte hizmet vereceğini belirterek şunları söyledi:

“Burada muayene, tetkik ve tedaviler yapılacak, aynı zamanda koruyucu hekimlik kapsamında da vatandaşlarımıza hizmet sunulacak. İhtiyaca göre bu hizmetleri daha da geliştirerek sadece Gaziköy’e değil çevre köylere de hizmet verebilecek bir noktaya taşıyacağız.”

Dinçyürek ayrıca, sağlık odasının bulunduğu yerleşkenin Sağlık Bakanlığı kullanımına verilmesinde Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun katkılarına teşekkür ederek, projenin Başbakan Ünal Üstel’in direktifleriyle hayata geçirildiğini kaydetti.

Gaziköy Muhtarı Muhittin Miralay ise, Başbakan’ın köyü ziyareti sırasında sağlık ocağı ihtiyacını ilettiklerini, ardından sürecin çok kısa sürede tamamlandığını söyledi. Miralay, “Sağlık Bakanımız Hakan Dinçyürek, bu binayı kısa sürede hizmete hazır hale getirdi. Özellikle yaşlılarımız için çok önemli bir hizmet oldu. Emeği geçen herkese minnettarız” dedi.

Köy halkı da açılıştan duydukları memnuniyeti dile getirerek, sağlık odasının Gaziköy ve çevre köyler için büyük bir ihtiyaç olduğunu ve verilen sözlerin kısa sürede yerine getirilmesinden dolayı yetkililere teşekkür etti.

Yeni sağlık odasıyla birlikte Gaziköy ve bölge köylerinin temel sağlık hizmetlerine daha kolay erişmesi hedefleniyor.

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, vefatının 14’üncü yıl dönümünde törenle anıldı

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, vefatının 14’üncü yılında başkent Lefkoşa’da anıt mezarında düzenlenen törenle anıldı.

Anma törenine, Rauf Raif Denktaş’ın ailesi, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KTBK Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, GKK Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, diğer bazı bakanlar, milletvekilleri, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği Uyum Komisyonu heyeti, sivil toplum örgüt temsilcileri ile öğrenci ve vatandaşlar katıldı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Denktaş’ın ailesinin anıta çelenk sunmasıyla başlayan törende, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekilerek yarıya indirildi. 

Ardından, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman anıt özel defterini imzaladı ve konuşma yaptı.

-Erhürman

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, anıt özel defterini imzalamasının ardından yaptığı konuşmada, Denktaş’ın yalnızca bir devlet adamı değil, Kıbrıs Türk halkının direncinin ve adanmışlığının simgesi olduğunu vurguladı.

Erhürman, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın son derece zeki, çalışkan ve üretken bir lider olduğunu belirterek, düşüncelerine ve inançlarına sıkı sıkıya bağlı, onlar için en ağır bedelleri ödemeyi göze alabilecek cesarette, liderlik vasıfları her türlü tartışmanın ötesinde olan çok iyi bir hukukçu olduğunu söyledi.

“Onu tanıyanlar bilir, ısrarcıydı. Ama bu kişisel bir inat değil, halkının haklılığına duyduğu sarsılmaz inancın sonucuydu.” diyen Erhürman, Denktaş’ın karşısındakini yormaktan da yorulmaktan da çekinmediğini, yorgunluğun hak arayışının bedellerinden biri olduğunu bildiğini kaydetti.

Erhürman, Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının yaşadıklarını ezbere bilen, hangi köyün ne zaman boşaldığını, hangi ailenin hangi acıyı yaşadığını hafızasında ve yüreğinde taşıyan bir lider olduğunu belirterek, bu nedenle konuşurken sesinin bazen sertleştiğini, bazen kırıldığını; anlattıklarının bir metnin satırları değil, yaşanmış hayatlar olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin Denktaş için soyut bir tarih anlatısı olmadığını ifade eden Erhürman, “Bu mücadele yok sayılmaya karşı ayağa kalkmaktı. Güvensizliğe karşı tutunmaktı.” ifadelerini kullandı.

Denktaş’ın bu mücadelenin içinde büyüdüğünü, yükünü ve sorumluluğunu taşıdığını belirten Erhürman, Denktaş’ın hiçbir zaman kolayı seçmediğini, hayatı boyunca lider olmanın yükümlülüğünü ve sorumluluğunu sırtında taşımaktan çekinmediğini kaydetti.

Zaman zaman görüş ve yol ayrılıkları yaşanmış olsa da Denktaş’ın halkının sevgisini ve saygısını hiçbir zaman kaybetmediğine de vurgu yapan Erhürman, bunun makamdan değil, uzun yıllar süren mücadeleden, kararlılıktan ve halkıyla kurduğu güçlü bağdan kaynaklandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, “Anısı önünde bir kez daha saygıyla ve sevgiyle eğiliyorum. Ruhu şad olsun.” diyerek konuşmasını tamamladı.

– Anıt özel defteri imzalandı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, anıt özel defterine şunları yazdı:

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine ömrünü adayan, Kıbrıs Türk halkına özgüven kazandıran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, aramızdan ayrılışınızın 14. yılında sizi sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz.

Yaşamınız boyunca Kıbrıs Türk halkının onuru ve hakları için verdiğiniz kararlı mücadele, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Halkımıza kazandırdığınız özgüven, tarihsel bir miras olarak her zaman saygıyla hatırlanacaktır.

Bu topraklarda herkesin eşit, huzur ve refah içinde yaşaması mücadelemiz kararlılıkla devam etmektedir. Bu memleketin çocuklarının insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesi için çalışmayı sürdüreceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, aramızdan ayrılışınızın 14. yılında sizi bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor; aziz hatıranız önünde minnetle eğiliyoruz.”

Denktaş’ın anıt mezarındaki törenin ardından Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’ndeki törene geçildi.