Archives Mart 2026

İran: Hürmüz Boğazı’ndaki durum ABD-İsrail’in açtığı savaşın bir sonucu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Hürmüz Boğazı’ndaki durumun ABD-İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasına göre, Erakçi, BM Genel Sekreteri Guterres ile telefonda görüştü.

Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a karşı askeri saldırganlığının BM Şartı ve uluslararası hukuk temel ilkelerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini Guterres’e ileten Erakçi, BM’nin ve Genel Sekreterin bu saldırganlığı kesin ve açık bir şekilde kınama ve saldırganları BM Şartının 7. bölümü uyarınca hesap verebilir hale getirme sorumluluğunu hatırlattı.

Erakçi, bölge ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvensizliğin kaynağının ABD-İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu belirterek, uluslararası toplumun dikkatinin “güvensizliğin ana kaynağına, yani Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin askeri saldırganlığına” çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Erakçi, görüşmede şunları kaydetti:

“Hürmüz Boğazı’ndaki durum, bölgedeki genel durum dikkate alınmadan değerlendirilemez çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksaması, Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin dayattığı savaşın sonucudur. Barış ve güvenlikle ilgilenen her ülke veya uluslararası kurum, bu iki rejimin suçlarını sorumlu bir şekilde ve uzlaşmacı bir tavır sergilemeden kınamalı ve İran milletine karşı askeri saldırganlıklarına son verilmesini talep etmelidir.”

İsrail’in Lübnan’a saldırılarına da değinen Erakçi, “İşgal altındaki Filistin’de ve bölgedeki ülkelere karşı İsrail’in kanunsuz suçlarına yönelik devam eden ihmal ve kayıtsızlık, yalnızca bu rejimin saldırganlık çemberinin genişlemesine ve bölgenin ve dünyanın güvensizliğinin artmasına yol açacaktır.” ifadelerini kullandı.

Görüşmede, Guterres de Basra Körfezi bölgesi, Batı Asya bölgesi ve deniz güvenliği konusundaki görüşlerini Erakçi’ye iletti.

DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU: “BİZİM DERDİMİZ, DEVLETİMİZİN VE ULUSAL DAVAMIZIN HAKLILIĞINI KORUMAK VE SAVUNMAKTIR”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır” dedi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Kıbrıs konusunda izlediği politikaların devletin Kıbrıs konusunda izlediği resmi çizgisiyle bağdaşmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Türkiye ile birlikte belirlenen ve Anavatan Türkiye’nin güçlü şekilde destek verdiği “egemen eşit iki devletli çözüm” politikasının dışında hareket ettiğini ve “dönüşümlü başkanlık” talebinin bu politikaya ters olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının “akıl ve barış dili” yaklaşımın ise “pasiflik ve teslimiyet” anlamına geldiğini kaydetti.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın 16 Mart 2026 tarihinde bir web tv’de yaptığı açıklamalarına yönelik yazılı açıklaması şöyle:
“Cumhurbaşkanı Erhürman, şahsımla ilgili 16 Mart 2026 tarihli talihsiz açıklamalarıyla, kendisine yönelttiğim eleştirilerde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha kanıtladığı için kendisine çok teşekkür ederim.
Milli davamız Kıbrıs konusunda, Türkiye ile birlikte belirlediğimiz ve Anavatan Türkiye’nin kuvvetli bir şekilde destek verdiği egemen eşit iki devletli çözüm politikası izlenirken, Sayın Cumhurbaşkanı, belirlenen bu politikasının dışında bir politika izlemektedir. Egemen eşit iki devlet politikasında, dönüşümlü başkanlık yoktur, olamaz. Cumhurbaşkanı karar vermeli ve saklanmaktan vazgeçmelidir. Egemen eşit iki devlet politikası ile dönüşümlü Başkanlık talebi taban tabana ters politikalardır.
2017 Crans Montana federasyon görüşmelerinin çöküşü sonrasında belirlenen ve dünyayla paylaşılan ‘Egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü’ politikasında ‘Dönüşümlü Başkanlık’ talebi yer alamaz. Cumhurbaşkanı Erhürman bu çelişkiyi saklamaktan vazgeçmelidir. Daha da önemlisi, bu yanlış çizgisini Türkiye ile istişare içinde şekillendirdiği aldatmacasından da vazgeçmeli, halka hikaye değil, gerçekleri söylemelidir.
Şahsıma yönelik imalı ifadelerle bir şeyler söylemeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ‘akıl ve barış dili’ kullanacağını söyleyerek, kendisini eleştirenlerin argümanlarını saptırmaya ve aşağılamaya çalışmakta, herkesi aptal yerine koymakta, kendini de nasıl oluyorsa çok akıllı satmaktadır. Akıl ve barış dili diye pazarlanan söylemler ise pasiflik ve teslimiyet dilleridir. Rum’un kapısında ağlayıp sızlayarak dilenmek akıl ve barış işi mi?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmemin nedenlerini teker teker yeniden sıralayacak değilim. Bilen bilir, anlayan anlar, anlamak istemeyen de anlamaz.
Tepkimin ve eleştirilerimin, bir basın mensubu tarafından ‘kişisel hezeyan’ olarak nitelendirilmesini de büyük bir talihsizlik ve kişisel hadsizlik olarak nitelendiriyorum.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yanıtları ise tam bir dezenformasyon ve çarpıtma gayreti. Egemen eşitliği değil tek egemenliği savunan, Cumhurbaşkanı olduğu devleti hazmedemeyen, o makamın gereklerini, yemin ettiği andında ifade edildiği gibi, ‘KKTC’yi yüceltmeyi’ hedeflemeyen birisinin bana demokrasi ve devlet ciddiyeti dersi vermeye kalkışması tam anlamıyla bir talihsizlik, ciddiyetsizlik ve tutarsızlıktır.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın makamın saygınlığını korumak hassasiyeti olsaydı benim eleştirilerim zaten olmazdı. Söylediklerimin ‘kamuoyu nezdinde alıcısı yokmuş’ diyor. Ne yazık ki gerçek dünyadan ne kadar bihaber olduğunu sergiliyor ancak, farkında bile değil veya bilerek bilmezden geliyor.
Her zaman belirttiğim gibi, eleştirilerimin temelinde şahsi bir husumet değil, Sayın Cumhurbaşkanının Kıbrıs konusundaki izlediği politikadan dolayı devletimizin geleceğine dair duyduğum endişeler yatmaktadır.
Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır.
Türk F-16’larla ilgili Rum’a ‘kızmakla’ iş bitmiş olmuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Gerisi…?
Elbette ‘saç beyazlatmak’ değerlidir ancak, beyazlayan her saç teli doğru kararların garantisi değildir.
Eleştiri nedenleri devam ettirildiği sürece, bunlara yönelik eleştirilerimiz de devam edecektir. Temsil ettiğim makamdaki görevim, saçımızın rengine bakmaksızın, ulusumuzun ve devletimizin güvenlik ve çıkarlarını önceleyerek, her zaman gerçekleri söylemektir.
Alınan varsa da alınsın…
Zaten, yarası olan gocunur…”

Dinçyürek: İhalesiz ilaç alımı yapılmadı

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Meclis Genel Kurulu’nda Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Filiz Besim’in eleştirilerine yanıt verdi.

Kürsüye çıkarak açıklamalarda bulunan Dinçyürek, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı tarafından ihalesiz ilaç alımı yapılmadığını vurguladı. Dinçyürek, kamuoyunda “doğrudan alım” olarak ifade edilen yöntemin ihale yasasına uygun bir satın alma şekli olduğunu belirtti.
“Doğrudan alım dediğiniz, ihale yasasına uygun bir yöntemdir. Yasaya uygun bir alımdır” ifadelerini kullanan Dinçyürek, yapılan işlemlerin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğinin altını çizdi.
Dinçyürek: Tüm doğrudan alımlar yasaya uygun
Dinçyürek devamla, doğrudan alım süreçlerinin detaylı şekilde incelendiğini ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini belirtti.
Doğrudan alımlarda hangi firmaların teklif verdiği, hangi firmaların neyi ve ne kadar aldığı gibi tüm detayların araştırıldığını ifade eden Dinçyürek, yapılan incelemeler sonucunda kendisine iletilen ön bilgilerin tüm işlemlerin yasaya uygun olduğu yönünde olduğunu söyledi.
“İhalesiz usule uygun olmayan hiçbir alım yapılmadı, bunun bilgisi net” diyen Dinçyürek, süreçlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü vurguladı.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Merkezi İhale Komisyonu üzerinden 1,3 milyar Türk lirası tutarında ilaç alım ihalesine çıkıldığını da belirtti.
“Randevu sistemini güçlendirdik”
Randevu sistemiyle ilgili eleştirileri de yanıtlayan Dinçyürek, “bir ay önce hastalarımız hekimden nasıl randevu alıyorsa aynı sistem devam ediyor. Bunu kesintiye uğratmadık, bilakis güçlendirdik. Çağrı merkezini 8 kişiden 15 kişiye çıkardık. 70 yaş üstü içinde ayrı bir çalışma yaptık, devreye girecek. Dijital Randevu sistemi büyük bir nimettir, insanlarımız buna adapte olacak. Ama biz bunu devreye sokarken mevcut uygulamayı ortadan kaldırmadık, ilave bir hizmet olarak sunduk. İleri aylarda mümkün olduğunda daha fazla randevunun dijital sistem üzerinden alınmasını sağlamaktır.”

Berova: Tasarruftan taviz verilmeyecek

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bütçe disiplini ve tasarruf tedbirlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Berova, zor ekonomik koşullar ve savaş ortamına rağmen kamu maliyesinde tasarruftan taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Barçın’ın eleştirilerine yanıt veren Berova, 2025 yılında temsil ödeneklerinde yüzde 10’luk tasarruf genelgesine rağmen artış yaşandığını kabul ederek, bu konunun daha önce de Meclis’te ele alındığını ve gerekli açıklamaların yapıldığını belirtti.

“Yüzde 10 tasarruf korunacak”

Bu yıl itibarıyla yalnızca temsil ödeneklerinde değil, tüm kamu harcamalarında tasarruf ilkesinin sürdürüleceğini ifade eden Berova, “Ana hatlarıyla yüzde 10 tasarrufa dokunulmayacak. Bunun karşılığı 3 milyar 900 milyon TL’dir” dedi.

Bütçe açığının bulunduğu ve küresel gelişmelerin kamu maliyesine ek yük getirdiği bir dönemde olduklarını belirten Berova, sürdürülebilirliğin sağlanması adına bu alanda hiçbir şekilde geri adım atılmayacağını söyledi.

Harcırah ve yurt dışı giderlerine kısıtlama

Berova, üst düzey kamu yöneticilerine yönelik harcırah ödemelerinin kaldırıldığını da açıkladı. Üçlü kararname ile atanan müdür ve müsteşarlar için harcırah verilmeyeceğinin ilgili bakanlıklara iletildiğini belirten Berova, bu konuda herhangi bir talepte bulunulmaması gerektiğinin de açıkça ifade edildiğini kaydetti.

Siyasi kamu görevlilerinin yurt dışı ziyaretlerinde de harcırah ödenmeyeceğini vurgulayan Berova, gerekirse bu düzenlemenin mevzuatla da netleştirileceğini dile getirdi.

“Zorlu bir süreçten geçiyoruz”

Ekonomik anlamda hızlı ve ağır bir süreçten geçildiğini ifade eden Berova, teknik ekiplerin ve müsteşarların yoğun şekilde çalıştığını söyledi. İlk acil kararların alındığını belirten Berova, ilerleyen süreçte sivil toplum örgütleri ve ilgili kurumlarla da istişare yapılacağını kaydetti.

Petrol fiyatları yakından izleniyor

Son üç haftada petrol fiyatlarında yaşanan ani yükselişe de değinen Berova, bu konuda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Tedarik açısından yakın dönemde bir sıkıntı öngörülmediğini ifade eden Berova, fiyat artışlarının ise hem vatandaşa hem de kamu maliyesine ek yük getirdiğini sözlerine ekledi.

Berova Barçın’ın “Kamu kaynakları troller üzerinden kullanılıyor” iddialarını da kesin bir dille yalandı.

Amcaoğlu: “Akaryakıt ve enerji için kriz paketi geliyor”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Meclis’te Erkut Şahali’ye yanıt vererek akaryakıt, enerji ve turizm sektörleri için yeni destek paketlerinin hazırlanmakta olduğunu açıkladı.

AMCAOĞLU: “KRİZE KARŞI TÜM SENARYOLARA HAZIRLANIYORUZ”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda CTP Milletvekili Erkut Şahali’nin eleştirilerine yanıt verdi. Amcaoğlu, Körfez’de yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, hükümetin tüm senaryolara karşı hazırlık yaptığını söyledi.

Körfez’deki gerilimin dünya petrol arzının yaklaşık %20’sini ve ticaretin önemli bir bölümünü etkilediğine dikkat çeken Amcaoğlu, bu sürecin tüm ekonomileri derinden sarsacağını ifade etti.

“TURİZM, EĞİTİM VE ÜRETİM İÇİN PAKET HAZIRLANIYOR”

Başbakanın talimatıyla sektör temsilcileriyle toplantılar yaptıklarını belirten Amcaoğlu, özellikle turizm, yükseköğretim ve yerli üretim alanlarında destek paketleri üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Amcaoğlu, enerji maliyetleri, tedarik sorunları ve istihdamın korunmasına yönelik kalıcı destekler ve hibeler içeren paketlerin kısa sürede kamuoyuna duyurulacağını söyledi.

“AKARYAKITTA MALİYETLER HIZLA ARTIYOR”

Akaryakıt tedarik maliyetlerinin ciddi şekilde yükseldiğini vurgulayan Amcaoğlu, navlun giderlerindeki artışa dikkat çekti.

Buna göre, daha önce 6 milyon dolara getirilen bir sevkiyatın 8,5 milyon dolara, son anlaşmalarda ise 11 milyon dolara kadar çıktığını belirtti.

Bakanlık olarak fiyat istikrar fonu aracılığıyla zamları sınırlamaya çalıştıklarını ifade eden Amcaoğlu, aksi halde çok daha yüksek zamlarla karşılaşılabileceğini söyledi.

“TEDARİKTE SORUN YOK, TAKİP SÜRÜYOR”

Ülkedeki akaryakıt stoklarına da değinen Amcaoğlu, aylık yaklaşık 40-45 milyon litre tüketim olduğunu ve mevcut durumda 52 bin ton civarında stok ve sevkiyatın bulunduğunu açıkladı.

Tedarik konusunda şu an için bir kriz olmadığını belirten Amcaoğlu, sürecin anlık olarak takip edildiğini söyledi.

“İÇ PİYASA DARALTILMAYACAK”

Ekonomi Bakanlığı’nın iç piyasayı daraltacak adımlar atmayacağını vurgulayan Amcaoğlu, piyasalarda kısmi bir durgunluk başladığını ancak bunun kontrol altında olduğunu ifade etti.

“EKO SEPET VE DENETİMLER DEVAM EDECEK”

Eko sepet uygulamasına da değinen Amcaoğlu, sistemin avantaj ve dezavantajlarının değerlendirildiğini belirterek, piyasanın kayıt altına alınması ve denetlenmesi için teknolojik altyapının güçlendirildiğini söyledi.

Amcaoğlu, kriz sürecinde ekonominin çarklarının durmaması için tüm araçların kullanılacağını ve çalışmaların aralıksız sürdüğünü vurguladı.

 

Bakan Çavuş’tan 18 Mart mesajı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde yayımladığı mesajda, “Çanakkale Zaferi, Türk milletinin vatan sevgisini tüm dünyaya gösterdiği bir kahramanlık destanı” ifadelerini kullandı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, “Çanakkale Zaferi, Türk milletinin vatan sevgisini, bağımsızlık kararlılığını ve sarsılmaz iradesini tüm dünyaya gösterdiği eşsiz bir kahramanlık destanıdır.” dedi.

Çavuş, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş mesajında, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü gurur, minnet ve derin bir saygıyla andıklarını belirtti.

Çavuş mesajında “Yokluklar ve imkânsızlıklar içinde verilen bu büyük mücadele, milletimizin birlik ve beraberlik ruhuyla neleri başarabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri olarak tarihimize altın harflerle yazılmıştır.” ifadesini kullandı.

Çanakkale’de verilen mücadelenin, yalnızca bir savaşın kazanılması değil; aynı zamanda milletin bağımsızlık ve özgürlük uğruna gösterdiği fedakârlığın en anlamlı simgelerinden biri olduğunu kaydeden Çavuş, bu büyük zaferin, gelecek nesillere bırakılmış onurlu bir miras ve güçlü bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Bakan Çavuş, kahramanların emaneti olan bu topraklara sahip çıkmaya ve onların hatırasını yaşatmaya devam edeceklerini belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’de ve vatan savunmasında canlarını feda eden tüm şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Lefkoşa İlçe Emniyet Kurulu toplandı: Toplantıda, bayram tedbirleri de ele alındı

Lefkoşa’da İlçe Emniyet Kurulu, bayram öncesi güvenlik ve huzur önlemleri ile afet müdahale planını görüşmek üzere Sivil Savunma’da toplanırken, polis ve belediye ekiplerinin 7/24 hazır olduğu açıklandı.

Lefkoşa Kaymakamlığı bünyesindeki İlçe Emniyet Kurulu dün Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Lefkoşa Bölge Müdürlüğü’nde toplandı.

Toplantıda, yaklaşan bayram dolayısıyla ilçe sınırları içerisindeki emniyet ve huzurun sağlanması, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Afet Müdahale Planının anlatılması ve Ortadoğu’da devam eden savaş ile ilgili ülkede oluşabilecek durumlara ilişkin değerlendirme yapıldı.

Lefkoşa Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar paylaşılarak, ilçe sınırlarında bulunan tüm belediyelerin zabıta ekiplerinin, bayram öncesi ile bayram günü ve akşamı olmak üzere 7/24 hazır olduğu belirtildi.

Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nün bayram dolayısıyla şehir içerisinde, yollarda ve alkollü içki satılan mekanlarda gerekli tedbirleri aldığı ve takviye ekiplerinin hazır olduğu kaydedilen açıklamada, içki satışı yapılan yerlerin açık kalma saatleri ile ilgili düzenlemeler yapılması için bayramdan sonra toplantı yapılmasına karar verildiği ifade edildi.

AFET MÜDAHALE PLANI

Toplantıda, Sivil Savunma Lefkoşa Bölge Müdürü Mustafa Duyar’ın, Afet Müdahale Planı (KAMP) ile ilgili sunum yaptığı da belirtilen açıklamada, planın amacının, afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak hizmet grupları ve koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları tanımlamak olduğu ifade edildi. Açıklamada, Afet Müdahale Planında meydana gelmesi muhtemel afet türüne göre Ana Hizmet Grupları ve Destek Hizmet Gruplarının belirlendiği kaydedildi.

Sunat Atun: Zorunlu emeklilik yaşı değişmiyor, tercih esas olacak

Emeklilik yasasına ilişkin tartışmalar sürerken, UBP Milletvekili Sunat Atun, zorunlu emeklilik yaşının 65’e çıkarılmasının gündemde olmadığını belirtti. Atun, düzenlemenin isteğe bağlı olarak kamu çalışanlarına 65 yaşına kadar görevde kalma imkânı tanımayı amaçladığını ifade etti.

Emeklilik yasasına yönelik tartışmalar devam ederken, öneriyi gündeme taşıyan UBP Milletvekili Sunat Atun’dan dikkat çeken açıklamalar geldi. Atun, zorunlu emeklilik yaşı olan 60’ın 65’e çıkarılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

Kanal T’de Seher Güraslan’a konuşan Atun, söz konusu tasarının yaklaşık bir yıl önce hazırlandığını ve yeniden gündeme alındığını belirtti. Düzenlemenin temel amacının, çalışmaya devam etmek isteyen kamu personeline yönelik olduğunu ifade eden Atun, “Kişiler kendi tercihleri doğrultusunda ve kurumlarının onayıyla 65 yaşına kadar görevde kalabilecek” dedi.

Atun, düzenlemenin yalnızca bireysel tercihlere dayanmadığını, aynı zamanda kamudaki ihtiyaçlardan kaynaklandığını dile getirdi. Nüfus artışıyla birlikte kamu hizmetlerine olan talebin yükseldiğine dikkat çeken Atun, yeni hastane ve okul yatırımlarıyla kamu kapasitesinin güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini söyledi.

Bazı kamu dairelerinde emekli olan personelin yerine imza yetkisine sahip deneyimli kadro bulunmasında sıkıntı yaşandığını belirten Atun, hazırlanan düzenlemenin bu boşluğu gidermeyi hedeflediğini kaydetti.

Öte yandan düzenlemenin yalnızca mevcut çalışanları kapsamadığını da ifade eden Atun, kadro artırımlarıyla birlikte gençlere yeni istihdam alanları açılmasının planlandığını belirtti. Bu çerçevede sistemin hem deneyimi koruyan hem de genç istihdamını destekleyen bir denge üzerine kurulmasının amaçlandığı ifade edildi.

Tasarıya ilişkin “ivedilik” kararının geri çekilmediğini, ancak ertelendiğini söyleyen Atun, sürecin sendikalar ve ilgili paydaşlarla yapılacak istişarelerle şekilleneceğini aktardı.

Kaynak: Kıbrıs Postası

Hasipoğlu: 6 bin TL’lik ödemeler bugün yatırılmaya başlandı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kanal T’ye yaptığı açıklamada 6 bin TL’lik ödemelerin bugün itibarıyla hesaplara yatırılmaya başlandığını açıkladı.

Hasipoğlu şunları söyledi:

“Asgari ücretli vatandaşlarımızı desteklemek amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla toplam 12 bin TL’lik katkıyı iki taksit halinde ödeyeceğimizi açıklamıştık. İlk 6 bin TL’lik ödeme Şubat ayında yapıldı. İkinci 6 bin TL’lik ödeme ise bugün itibarıyla hesaplara yatırılmaya başlandı. Bayram öncesinde tüm vatandaşlarımız bu ödemeyi hesaplarında görmüş olacak.

Bu süreçte kapsamı da genişlettik. Daha önce çeşitli nedenlerle ödeme dışında kalan, özellikle 60 yaş üzeri ya da Kasım-Aralık döneminde sigorta primi yatırılmamış vatandaşlarımızı da dahil ettik. Yapılan düzenlemeyle birlikte yaklaşık 19 bin asgari ücretli vatandaşımız bu destekten yararlanmış olacak.”

Başbakanımızın talimatıyla hayata geçirilen bu paketi tamamlayarak verdiğimiz sözü yerine getirmiş oluyoruz.”

HASİPOĞLU, SOSYAL HİZMETLER DAİRESİ’NDE GÖREV YAPAN PERSONELİN DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜ’NÜ KUTLADI

Her yıl Mart ayının üçüncü Salı günü kutlanan Dünya Sosyal Hizmet Günü kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Sosyal Hizmetler Dairesi Şube ve Kaza Amirleri ile makamında bir araya geldi.

Görüşmede konuşan Hasipoğlu, sosyal hizmet uzmanlarının toplumun en kırılgan kesimlerine umut olan önemli bir görevi yerine getirdiğini belirterek sosyal hizmet mesleğinin ihtiyaçlı kesimlere dokunan bir meslek olduğunu vurguladı.

Hasipoğlu, “Toplumun dezavantajlı bireylerine ulaşarak onların hayatlarına dokunan sosyal hizmet uzmanlarımız, sosyal devlet anlayışımızın en güçlü temsilcileridir. Sosyal Hizmetler Dairesi bünyesinde görev yapan tüm personelimizin Dünya Sosyal Hizmet Günü’nü kutluyor hepinize teşekkür ediyorum’’ diyerek sosyal hizmetin insana dokunan bir meslek olduğuna dikkat çekti.

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de konuşmasında tüm sosyal hizmet uzmanlarının kendi özel hayatlarından taviz vererek büyük bir özveriyle destek içinde çalıştıklarını söyledi.

Sosyal meselelerin yıllar içinde arttığına ve dairenin kapasitesinin güçlendirilmesi yönünde kadro sayısının arttırıldığına dikkat çeken Ecevit, yeni istihdam edilen personelle dairede profesyonelleşmenin önünün açıldığını ve kurumda çalışan nitelikli personel sayısı ile vatandaşa verilen hizmet kalitesinin arttığını ifade etti.

Daire olarak üretmeye ve değiştirmeye gayret ettiklerini belirten Ecevit, ‘‘Tüm personelimize desteklerinden ve gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum’’ dedi.

KKTC NOTAM yayımlayarak kendi hava sahasında tek yetkili otorite olduğunu vurguladı

KKTC bir NOTAM yayımlayarak kendi hava sahasında hava trafik ve havacılık bilgi hizmetlerini sağlama konusunda tek yetkili otorite olduğunu vurguladı.

NOTAM ile bölgede faaliyet gösteren tüm hava araçlarının uçuş emniyetini azami düzeyde gözetmeleri, yayımlanan havacılık bilgilerini dikkatle takip etmeleri ve ilgili hava trafik birimleri ile koordinasyon içerisinde hareket etmeleri istendi.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı yazılı açıklama yaparak konuyla ilgili bilgi verdi.

Açıklamada, Rum Yönetimi’nin yer seviyesinden 5 bin 486 metreye kadar olan hava sahasında uçuş yapacak tüm hava araçlarına tavsiyelerde bulunulan ve Rum Yönetimi’nin bölgede muhtemel askeri faaliyetler gerçekleştirileceği duyurulan bir NOTAM yayımladığı kaydedildi. Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM’ın Kıbrıs’ın kuzeydoğu bölgesini kapsadığı ve Ercan Tavsiyeli Hava Sahası ile kesiştiği belirtilen açıklamada, KKTC’nin yayımladığı ile “Rum Yönetimi’nin kesişen bölgelerdeki NOTAM’ının geçersiz kılındığına” vurgu yapıldı.

Açıklama aynen şöyle:

“Doğu Akdeniz’deki hava sahasına ilişkin son gelişmeler hakkında kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Kıbrıs adasının güneyi ve doğu açıklarını kapsayan geniş bir deniz sahası için, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından A0345/26 numaralı bir NOTAM yayımlanmış ve söz konusu bölgede muhtemel askeri faaliyetler gerçekleştirileceği duyurulmuştur. Bu NOTAM ile, yer seviyesinden 5 bin 486 metreye kadar olan hava sahasında uçuş gerçekleştirecek tüm hava araçlarına dikkatli olmaları ve ilgili hava trafik kontrol birimleriyle sürekli temas halinde bulunmaları tavsiye edilmektedir.

Bununla birlikte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yayımlanan NO100/26 numaralı NOTAM ile söz konusu ilan değerlendirilmiş; KKTC’nin kendi hava sahasında hava trafik ve havacılık bilgi hizmetlerini sağlama konusunda tek yetkili otorite olduğu vurgulanmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM, Kıbrıs adasının Kuzey Doğu bölgesinde olduğu ve Ercan Tavsiyeli Hava Sahası ile kesişmesi nedeniyle, bu kesişen bölgelerde NOTAM’ı geçersiz kılan NOTAM yayımlanmıştır.

Bu çerçevede, bölgede faaliyet gösteren tüm hava araçlarının uçuş emniyetini azami düzeyde gözetmeleri, yayımlanan havacılık bilgilerini dikkatle takip etmeleri ve ilgili hava trafik birimleri ile koordinasyon içerisinde hareket etmeleri büyük önem arz etmektedir.”

Ertuğruloğlu: “Çanakkale, Türk milletinin asla pes etmeyeceğinin destanıdır”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Çanakkale, Türkün karakter ve kabiliyetini yansıtan; bağımsızlık ve varlık mücadelesinde asla pes etmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiği büyük destandır.” ifadelerini kullandı.

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımlayan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, söz konusu vatan olduğunda Türk milletinin birlik olup topyekûn şahlandığını ve “yenilmez” denilen güçlerin Çanakkale’de yenildiğini kaydetti.

“Çanakkale geçilmez” ruhunun Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine de ilham verdiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, “Bizler için Çanakkale ve 20 Temmuz ruhu, vatanımıza ve hürriyetimize olan sarsılmaz bağlılığımızın ve mücadelemizin temel dayanağıdır” ifadelerini kullandı.

 

Ertuğruloğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile vatan uğruna hayatını kaybeden aziz şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi, diplomatik temsilciler için iftar programı düzenledi

Kıbrıs Vakıflar İdaresi (EVKAF), ramazan ayı kapsamında diplomatik temsilcilere yönelik geleneksel iftar programı düzenledi.

EVKAF’tan yapılan açıklamaya göre, kültürler arası diyalog ve iş birliğini güçlendirmek amacıyla üç yıldır düzenlenen iftar programında, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Khassim Diagne’nin yanı sıra, Güney Kıbrıs’ta görev yapan büyükelçiler, dini liderler ve farklı ülkelerden davetliler bir araya geldi.

Program, Din İşleri Başkanı Hakan Moral’ın ezan okuması ve dua etmesiyle başladı.

EVKAF Müdürü Mustafa Tümer ise programda yaptığı konuşmada, ramazan ayının paylaşma ve hoşgörü değerlerine dikkat çekerek, bu tür buluşmaların uluslararası ilişkilerde diyalog ve iş birliğine katkı sağladığını dile getirdi.

Program, katılımcılara Kıbrıs’a özgü hediyeliklerin takdim edilmesiyle sona erdi.

Erdoğan: Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Alemlerin Rabb’inden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, yarışmanın büyük finali vesilesiyle katılımcıları milletin evinde ağırlamaktan, manevi havayı birlikte solumaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu söyledi.

Katılımcılara, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, bu gazi mekana “hoş geldiniz” diyen Erdoğan, “Bugün bizlerle beraber olan hocalarımıza, hafızlarımıza programa teşrif eden Kur’an bülbülü kardeşlerime ve siz kıymetli konuklarımıza canıgönülden teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında artık uğurlamakta olduğumuz ehli imanın üstüne saye salan, ehli irfanın üstüne nur gibi doğan Ramazan-ı Şerif’inizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.” dedi.

Erdoğan, kalplere sürur, hanelere huzur, sofralara bereket getiren bu mübarek günlerin hem uhuvveti hem de muhabbeti güçlendirmesini Allah’tan niyaz ederek, şöyle konuştu:

“Aynı şekilde yardımlaşma ruhunun zirve yaptığı bu rahmet mevsiminin ülkemiz, milletimiz, İslam dünyasındaki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bu gece yüce Allah’ın bin aydan daha hayırlı olduğunu müjdelediği Leyle-i Kadri de inşallah idrak etmenin sevincini yaşıyoruz. Beşeriyetin Hazreti Kur’an ile müşerref olduğu bu kutlu gecenin gerek milletimiz, gerekse İslam alemi için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Edeceğiniz duaların, yapacağınız ibadetlerin, semaya açılan ellerden arşı alaya yönelen kalplerden intişar edecek o samimi niyazların Hak katında kabul ve karin olmasını diliyorum.”

“Yeise düşmek bize haram kılınmıştır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Gazze’deki mazlumlar başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde ramazanı ve Kadir Gecesi’ni zorlu şartlar altında ihya etmeye çalışan tüm kardeşlerime, yine buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. İmkanlar ne kadar kısıtlı, zalim ne kadar azgın, zulüm ne kadar şedit olursa olsun ümidini yitirmeyen dirayetle, metanetle, sabırla ve elbette izzet ve haysiyetle var oluş mücadelesi veren tüm kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ve daima yanlarında olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum.”

Özellikle içinde bulunulan kasvetli günlerde paylaşmak istediği bir mesajı olduğunu aktaran Erdoğan, “Yeise düşmek bize haram kılınmıştır. Müstekbir ve müstevliye boyun eğmek, zulme rıza göstermek bize yasaklanmıştır. Alemlerin Rabb’inden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız. Onu da yapamıyorsak hiç olmazsa kalbimizle buğzedeceğiz. Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da, Somali’de, Yemen’de, Arakan’da kalbimizin attığı, elimizin uzandığı her yerde mazlumların, masumların, gariplerin, yetim ve öksüzlerin yanında olmaya inşallah devam edeceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Yine sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizin yanı sıra yeryüzünün dört bir yanında İ’la-yi Kelimetullah davasına gönül veren, kendisini bu yola vakfeden, ilmiyle, ahlakıyla, gayesiyle, eserleriyle, cehdi ve emeğiyle ümmete katkı sunan Fahri Kainat Efendimizin bizlere emanet ettiği ve her ikisine de sımsıkı sarıldığımız müddetçe yolumuzu şaşırmayacağımızı müjdelediği Kur’an ve sünneti dimağlara nakış nakış işleyen tüm hocalarımıza, kardeşlerimize buradan saygı, sevgi ve şükranlarımı iletiyorum.”

“Bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz”

İslam’a, Müslümanlara ve insanlığa hizmet etmiş, hayatını ‘Emri bil maruf nehyi anil münker’ yoluna adamış ve sonunda emaneti sahibine teslim ederek fani dünyadan ukbaya göç etmiş tüm hocaları ve tüm büyükleri rahmetle yad ettiğini dile getiren Erdoğan, “Rabb’im hepsinden razı olsun, onları cennetiyle cemaliyle şereflendirsin. Bizleri de inşallah efendimizin Liva-ül Hamd sancağı altında kendileriyle haşr-u cem eylesin. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur’an bülbüllerini tebrik ediyorum.” dedi.

Erdoğan, aynı şekilde büyük finale katılan tüm karileri, hafızları ve hocaları da yürekten kutladığını belirterek, “10’uncu yaşını dolduran Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasının daha nice seneler devam etmesini, bu müstesna organizasyonun hanelerimizi daha nice yıllar Kur’an sesleriyle tezyin etmesini diliyorum.” dedi.

Bu kıymetli programı 10 sene boyunca ekranlara taşıyıp, çok geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturan TRT ailesini ve katkı sunan Diyanet İşleri Başkanlığını bilvesile tebrik eden Erdoğan, “Jüri üyelerimize, seçici kurulumuza, yarışmada emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyor, Rabb’im bu gayretlerinizi inşallah hayra tebdil eylesin diyorum.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hepimiz biliyoruz ki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Biz zaman zaman unutma gafletine düşsek bile hamdolsun gerçekten çok nasipli, şerefli, çok talihli bir milletiz. Rahmet elçisinin ‘Kardeşlerim onlardır ki, beni görmedikleri halde bana iman ederler’ lütfuna nail olmuş bir ümmetiz. Kim ne derse desin, bu iltifatı kendimiz için en büyük şeref payesi olarak görüyor, bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz. Öyle bir değerler manzumesini tevarüs ediyoruz ki bu kıymet havuzunda güzellik, merkezi bir konumda yer alıyor. Zira insanın en güzel surette ahsen-i takvim üzere yaratıldığı Kitabullah’ta zikrediliyor.”

“Sizleri vesile kılarak, Peygamber-i Zişan Efendimizin güzel ahlakıyla ahlaklanmayı tüm ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin diyorum”

Zümer Suresi’ni anımsatan Erdoğan, şifa kaynağı, rahmet vesilesi, hidayet ve hayat rehberi Kur’an-ı Kerim’in şüphesiz sözlerin en güzeli olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Peygamber’in bir hadis-i şerifinde “Şüphesiz ki Allah güzeldir ve güzelliği sever.” diyerek, bu hakikati en yalın, en sade şekliyle ifade buyurduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

“Şu husus da son derece dikkat çekicidir. Hadis kaynaklarımıza baktığımızda gönüller sultanının, Kur’an-ı Kerim’in hızlı okunmaması konusunda ashabını ikaz ettiğini, Kelamullah’ın ahenkle, huşu ile tevşih ile hülasa güzel bir sesle tertil ve teenni edilmesinden hoşnut olduklarını görüyoruz. Bu noktada Resul-i Kibriya Efendimizin tavsiyelerine harfiyen uyarak kıraatleriyle, tilavetleriyle, o apaydınlık sesleriyle hem haşyetimizi artıran hem de kalplerimize dokunan buradaki tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizleri vesile kılarak, Kur’an ve sünnetin istikametinden ayrılmamayı, son nefesimize kadar sırat-ı müstakim üzre bir hayat sürmeyi, Peygamber-i Zişan Efendimizin güzel ahlakıyla ahlaklanmayı hepimize, tüm ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin diyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hira’da ‘Oku’ ayetiyle başlayan kutlu vahiy, o ebedi kurtuluş çağrısını hayatımızın bütününe tatbik etmeye, Peygamber Efendimizin siret ve sünnetini tüm derinliğiyle en güzel surette idrak etmeye bizleri müyesser eylesin diye dua ediyorum. Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Allah’tan gelen sonsuz icaz, sonsuz mana, sonsuz ahenk, sonsuz nizam, sonsuz azamet, sonsuz hikmet, sonsuz ölçü, sonsuz nispet çağlayanı.’ olarak tarif ettiği Kur’an’ın çağlar üstü mesajını dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya Cenabı Mevla bizleri mezun eylesin diyorum.” diye konuştu.

“Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız”

İslam dünyası olarak çok dik bir yokuşu tırmanmak zorunda kaldıkları zorlu bir güzergahta olduklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Yakın çevremizden başlayarak bölgemizin ve gönül coğrafyamızın pek çok noktası bugün maalesef savaşlarla, krizlerle, acılarla boğuşuyor. Masum çocuklar, savunmasız insanlar, on binlerce kardeşimiz ardı arkası kesilmeyen bombalarla, kurşunlarla, saldırılarla şehit ediliyor. Bu yangının daha da büyümeden söndürülmesi, daha fazla insanın hayatını kaybetmemesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım. Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süregelen tartışmaları, imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte daha sonra çözüme ulaştırmak üzere bir kenara bırakmamız gerekiyor. Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak birbirimize destek olmamız, birbirimizin yaralarına merhem olmamız gerekiyor. Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız.”

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şunu hiçbirimiz unutmamak mecburiyetindeyiz. Bir asır önce yazılan kirli ve kanlı senaryoların bugün tekrar sahnelenmesine izin verirsek, bunun vebalini ne biz ne de bu oyuna gönüllü ya da gönülsüz figüranlık edenler asla taşıyamaz. Şayet bölgemizde akan kanı durdurmak, annelerin, çocukların, masumların gözyaşlarını silebilmek, acının ve hüznün olmadığı müreffeh bir gelecek inşa etmek istiyorsak vahdet bilincimizi canlı tutacağız. Rehberimiz, kılavuzumuz, önderimiz, Efendimiz, ‘Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.’ buyuruyor. İşte bu ruha, bu idrake, bu bilince, dört elle sarılmamız, bu binada en küçük bir hasarın oluşmaması, eksik ve gediğin açılmaması için ne gerekiyorsa yapmamız boynumuzun borcudur. Aksi takdirde ‘böl, parçala, yönet’ planlarının kurbanı olmaktan Allah muhafaza kurtulamayız.”

“İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır”

Erdoğan, Mevlana’nın sözlerine atıfta bulunarak, “Mevlana Hazretlerinin hikmet dolu şu sözlerini kendimize rehber edinmeli, bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. O büyük gönül sultanı şöyle diyordu, ‘Bu dünyaya ayırmaya, bölmeye gelmedik. Biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik. Biz bir imtihan vesilesi olan dünyaya Cenab-ı Allah’a kulluk yapma yanında aynı zamanda işte bunun için geldik.’. İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır. Ezeli ve ebedi kardeşliğimizi her şart altında yüceltmektir. Bu noktada hem millet hem de İslam dünyası olarak hepimizin üzerine düşen mesuliyeti en güzel şekilde yerine getireceğine ben şahsen gönülden inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada şunu tüm kalbimle ifade ve ilan etmek istiyorum. Zifiri karanlıkların inşallah kardan aydınlık günlere dönüşeceği dönemler yakındır. İnşallah uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü, kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bulunan siz değerli kardeşlerime baktıkça bu inancımın daha da pekiştiğini, daha da güçlendiğini ayrıca ve özellikle ifade etmek istiyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Bu düşüncelerle milletimizle birlikte İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’ini ve Leyle-i Kadrini bir kez daha tebrik ediyorum.”

Yarışmada dereceye giren ve ödül alan kardeşlerini tebrik eden Erdoğan, programda emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, TRT ailesi adına TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı tarafından hediye takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra yarışmada birinci olan Enes Özsoy, ikinci olan Furkan Çınar ve üçüncü olan Muhammed Sizcan’a ödüllerini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve beraberindekilerle aile fotoğrafı çektirdi.

ABD Başkanı Trump’tan Venezuela için “51. eyalet” paylaşımı

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’nın “ABD’nin 51. eyaleti” olabileceğini ima eden paylaşımda bulundu.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela’nın beyzbol yarı finalinde İtalya’yı 4-2 mağlup ettiğine işaret etti.

“Venezuela’da son zamanlarda iyi şeyler oluyor. Bu sihrin neyle ilgili olduğunu merak ediyorum. 51. eyalet olmak isteyen var mı?” ifadelerini kullanan Trump, Venezuela’nın “ABD’nin 51. eyaleti” olabileceğini ima etti.

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, Kasım 2025’te, ABD’nin ülkesini “51’inci eyalet” yapmayı amaçladığını öne sürmüştü.

Trump daha önce de Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması gerektiğini dile getirmişti.

Ne olmuştu?

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 3 Ocak’ta patlama ve uçak sesleri duyulmuş, Venezuela yönetimi patlamaların ardından ABD’yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıklamıştı.

Venezuela yönetimi, ABD’nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulunmuş, bazı ülkeler saldırıyı eleştirirken açıklamalarıyla ABD’ye destek verenler de olmuştu.

Güney Kıbrıs NOTAM’ına KKTC’den sert tepki

Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yayımladığı askeri faaliyet içerikli NOTAM’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden “hükümsüz” yanıtı geldi.

Doğu Akdeniz’de hava sahasına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs adasının güneyi ve doğu açıklarını kapsayan geniş bir deniz sahası için A0345/26 numaralı bir NOTAM yayımlayarak bölgede muhtemel askeri faaliyetler gerçekleştirileceğini duyurdu.

Yayımlanan NOTAM kapsamında, yer seviyesinden 5 bin 486 metreye kadar olan hava sahasında uçuş yapacak tüm hava araçlarına dikkatli olmaları ve ilgili hava trafik kontrol birimleriyle sürekli temas halinde bulunmaları tavsiye edildi.

Buna karşılık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de NO100/26 numaralı NOTAM ile söz konusu ilanı değerlendirdi. KKTC tarafından yapılan açıklamada, kendi hava sahasında hava trafik ve havacılık bilgi hizmetlerini sağlama konusunda tek yetkili otoritenin KKTC olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan ilgili NOTAM’ın hükümsüz olduğu ifade edildi.

Yetkililer, bölgede faaliyet gösteren tüm hava araçlarının uçuş emniyetini en üst düzeyde gözetmeleri, yayımlanan havacılık bilgilerini dikkatle takip etmeleri ve ilgili hava trafik birimleri ile koordinasyon içinde hareket etmelerinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

İçişleri Bakanlığı duyurdu: E-Devlet şifreleriyle ilgili yeni düzenleme

Kaymakamlıklar aracılığıyla verilen e-Devlet şifrelerine ilişkin prosedürde değişiklik yapıldı. 18 yaşından küçükler için şifre verilmeyecek, yatalak, engelli ve yaşlı bireyler için ise yetkili temsilci aracılığıyla işlem yapılabilecek.

İçişleri Bakanlığı, e-Devlet şifrelerinin verilmesine ilişkin yeni düzenlemeleri içeren bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, şifre dağıtım prosedüründe bazı ilave düzenlemelere gidildiği bildirildi.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, e-Devlet şifrelerinin Kaymakamlıklar tarafından verildiği hatırlatılarak, yaşanan güncel gelişmeler doğrultusunda mevcut şifre dağıtım prosedüründe bazı ilave düzenlemelerin yapılmasının uygun görüldüğü ifade edildi.

ÇOCUKLAR İÇİN E-DEVLET ŞİFRESİ ALIMI

Açıklamaya göre, 18 yaşından küçük çocuklara e-Devlet şifresi verilmeyecek. Ebeveynler, kendi e-Devlet sistemleri üzerinden çocukları adına işlem yapabilecek. 18 yaşından gün almış veya 18 yaşını doldurmuş kişiler ise kimlik kartlarını şahsen ibraz ederek e-Devlet şifrelerini temin edebilecek.

YATALAK, ENGELLİ VEYA YAŞLI BİREYLER İÇİN E-DEVLET ŞİFRESİ ALIMI

Şifre almaya fiziki sebeplerle gelemeyecek durumda olan yatalak, engelli veya yaşlı bireylerin bulunduğuna da dikkat çekilen açıklamada, bu gibi durumlarda söz konusu kişilerin şifresini alacak temsilcilerin bazı belgeleri ibraz etmesi gerektiği belirtildi.

Buna göre temsilcilerin; şifre sahibince yetkilendirildiklerini gösteren ve muhtar ile iki aza huzurunda onaylanmış belgeyi ve/veya tasdik memurları tarafından onaylanmış belgeyi, şifre alma işlemi sırasında şifre dağıtım memuruna sunmaları gerekecek.

Ayrıca, Fasıl 277 Yasası tahtında mahkeme kararı ile atanmış vasilerin de ilgili mahkeme kararını ibraz etmek suretiyle söz konusu kişilerin şifrelerini teslim alabileceği bildirildi.

Açıklamada ayrıca söz konusu belgelerin, teslim belgeleri ile birlikte haftalık olarak kuruma gönderileceği ifade edildi. E-Devlet portalında kişisel bilgi, belge ve raporlar bulunduğuna dikkat çekilerek, doğabilecek hukuki sorunların önlenmesi amacıyla konunun hassasiyetle ele alınmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Öte yandan yayımlanan bildirinin Kaymakamlıkların ilan tahtalarında ve Muhtarlıkların görevli olduğu bölgelerde vatandaşların görebileceği alanlarda en az iki hafta süreyle askıda kalacağı da belirtildi.

ATUN: 20 YIL ÖNCEKİ KKTC BUGÜNKÜ KKTC AYNI MI?

Genel Kurul’da, Emeklilik (Değişiklik) Yasa Önerisi’nin, İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nde ivedilikle görüşülmesine ilişkin tezkeresi sunuldu.
UBP Grup Başkan Vekili ve öneri sahibi Sunat Atun, bu çalışmanın, ülkenin kamusal, kurumsal kapasitesinin daha da iyileştirilmesi için olduğunu ifade etti.
Türkiye, Fransa, İngiltere, İrlanda, Malta, İspanya, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Güney Kıbrıs’taki emeklilik yaşlarına işaret eden Atun, “Avrupa coğrafyasını her konuda kendimize bir gösterge, bir ölçek olarak alıyoruz. Avrupa 65 ve üzeri olduğunu gösteriyor” dedi.
Yapılan teşkilat yasalarında kadroların artırıldığını dile getiren Atun, oranın neredeyse yüzde yüze yakın olduğuna dikkat çekti. “Ülkenin ölçeği, ekseni, bedeni büyüyor. 40-50 yıllık düzen elbette genişleyecek. Genişleyecek, gelişecek ve değişecek. Gönül isterdi ki bunu genel bir kamu reformu çerçevesinde yapalım, kamu reformu yapılacaksa biz herkesten önce varız. Keşke 20 yıldır yapılabileydi” diye konuştu.
Kamu reformu yapılana kadar ülkenin değişiklik gösterdiğini kaydeden Atun, “20 yıl önceki KKTC bugünkü KKTC aynı mı? Bana sorarsanız hiçbir yönden değil” dedi.
CTP Genel Başkanı İncirli’nin teamül gereği ivedilik önerisinin bir gün önce verilmesi gerektiğine dair ifadesini aktaran Atun, bu aşamada ana muhalefetin önerisini yapıcı bir adımla ortaya koymak adına ivediliğin ertelenmesinin uygun olduğunu kaydetti.
Bunun üzerine ivedilik oylaması yapılmadı.

Çavuş: İskele Bölgesine Yatırımın Önünü Açtık

Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı ele alındı. Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi Başkanı Yasemi Öztürk, tasarıya ilişkin raporu okudu. Öztürk, tasarının Komitede oy çokluğuyla kabul edildiğini kaydetti.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş konuşmasında, “Bu yasayla birlikte bizim yaptığımız bir değişiklik yok” diyen Çavuş, İTÜ kuruluş yasasının CTP döneminde geçtiğini belirtti.
Geçmiş hükümetlerin yaptığı sözleşmeleri yasallaştırıldıklarını kaydeden Çavuş, “2009’daki hükümetin protokolüne, 2010’daki protokole ve 2015’te Özkan Yorgancıoğlu’nun döneminde beş bin dönüm arazi için yapılan sözleşmeye saygı duyuyoruz ve yatırıma dönüştürme fırsatı veriyoruz” dedi.
“Biz sadece İskele bölgesine yatırımın önünü açtık” diye konuşan Çavuş, farklı bir çalışma yapmadıklarını yineledi. Bölgeye yatırım için emek harcayan tüm vekillere teşekkür eden Çavuş, yasal mevzuatın tamamlanması için eksik olan bacağı hayata geçirdiklerini ifade etti.

Hasipoğlu: Mücahitlerimiz Bizim İçin Çok Önemli

Genel Kurul’da, Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı görüşüldü.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, önemli bir yasada tadilat yapıldığını belirterek, “Mücahitlerimiz bizler için çok önemli” dedi.
Gazilik kartının içeriği ve maneviyatının büyük önem taşıdığını vurgulayan Hasipoğlu, karta sahip kişilerin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki sosyal tesisler, müzeler ve ören yerlerinden, ayrıca devlet tiyatrolarından ücretsiz yararlanabileceklerini; kredi ve yurtlar kurumunda burs önceliğine sahip olacaklarını; yükseköğrenim ve harçlarda ise ücret muafiyeti hakkı elde edeceklerini belirtti.
Hasipoğlu, yapılan anlaşmalarla Türk Hava Yolları ile KKTC-Türkiye seferlerinde yüzde 50 indirim hakkı sağlandığını da hatırlattı.
Bakan Hasipoğlu, tasarının oy birliğiyle geçmesine destek veren herkese teşekkür etti.

Çavuşoğlu: İTÜ’nün Mağusa Kampüsü İçin Yatırımlar Başladı

Genel Kurul’da, Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı mecliste ele alındı. Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi Başkanı Yasemi Öztürk, tasarıya ilişkin raporu okudu. Öztürk, tasarının Komitede oy çokluğuyla kabul edildiğini kaydetti.
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu tasarı üzerine açıklamalarda bulundu.
Çavuşoğlu, İTÜ’nün arazisiyle ilgili yapılan tartışmaların anlamsız olduğunu dile getirdi. İTÜ’nün dünya sıralamasında ilk 400’ün içerisinde olan bir üniversite olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’yi birçok yönde geliştiren ar-ge çalışmalarının İTÜ’de yapıldığına dikkat çekti.
Yatırımları yapamadığı için sadece İTÜ’yü suçlamanın doğru olmadığını dile getiren Çavuşoğlu, İTÜ’nün Mağusa’daki projesinin Anıtlar Yüksek Kuruluna takıldığını ifade etti, “Bu sene hizmet binaları anlamında Mağusa Kampüsüne yatırımlar başladı” dedi.
Yenierenköy’deki arazilerin istimlak süreçlerinin de çok uzun sürdüğüne işaret eden Çavuşoğlu, “Sadece istimlak süreci 5-6 yıl sürdü.” dedi.
İTÜ KKTC için alınan öğrencilerin İstanbul ana kampüste eğitim aldığını ifade eden Çavuşoğlu, Eylül’den itibaren alınan öğrencilerin KKTC’de eğitime başlayacağını kaydetti.
“Bu topraklara hayat vermek için gelen İTÜ’nün bu misyonunu en erken zamanda tamamlamasını arzu ediyoruz” diyen Çavuşoğlu, bir an önce bu yatırımın yapılması gerektiğini kaydetti.

ÇAVUŞ’TAN KADİR GECESİ MESAJI

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Kadir Gecesi’nin barış, huzur, sağlık ve berekete vesile olmasını diledi.

Kadir Gecesi dolayısıyla mesaj yayımlayan Çavuş, “Ramazan ayının manevi iklimi içinde, bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen mübarek Kadir Gecesi’ne ulaşmanın gönül huzurunu yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Kadir Gecesi; affın, merhametin ve umutların tazelendiği, gönüllerin dua ile buluştuğu çok kıymetli bir gecedir” diyen Çavuş, “Bu mübarek gecenin insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini; kalplerimize umut, sofralarımıza bereket ve hayatımıza sağlık nasip etmesini Yüce Allah’tan diliyorum.” dedi.

Yapılan ibadet ve duaların kabul olmasını temenni eden Çavuş, tüm halkın ve İslam âleminin mübarek Kadir Gecesi’ni en içten dilekleriyle kutlayarak, gecenin hayırlara vesile olmasını diledi.

ÜSTEL: KIBRIS TÜRKÜNÜN GÜVENCESİ ANAVATINIMIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’DİR

Cumhuriyet Meclisi’nde konuşan Başbakan Ünal Üstel, dünyada yaşanan savaşlar ve ekonomik krizlere rağmen hükümetin halkın alım gücünü korumak için tüm imkanları ve tedbirleri devreye koyduğunu belirtti.

Başbakan, hükümetin göreve geldiği dönemin küresel krizlerle şekillendiğini hatırlatarak, son yıllarda dünyada yaşanan gelişmelerin tüm ülkelerde ekonomik  dengeleri ciddi şekilde sarstığını ifade etti ve

“Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi Hükümeti göreve geldiği dönemde dünyada ciddi krizler yaşanıyordu. 2018, 2019 ve 2020 yıllarında ekonomik dalgalanmalar, pandemi süreci ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler dünya ekonomisini derinden sarstı” dedi.

“RUSYA-UKRAYNA, İSRAİL-FİLİSTİN VE İRAN-İSRAİL-ABD SAVAŞLARI KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ”

Pandeminin ardından Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte küresel ekonomide yeni bir belirsizlik dönemi oluştuğunu ifade eden Başbakan, bu gelişmelere İsrail-Filistin ve Gazze’de yaşanan savaşın da eklendiğini söyledi.

Başbakan, son olarak İsrail, ABD ve İran arasında yaşanan savaşın yeni bir kriz dalgasını tetiklediğini belirterek, “Bugün bölgede yeni bir savaşın içindeyiz. Savaş onyedinci gününde. Bu gelişmeler enerji piyasalarından ekonomiye kadar tüm dünyayı doğrudan etkiliyor” ifadelerini kullandı.

“HALKIMIZIN DAHA AZ ETKİLENMESİ İÇİN TEDBİRLER ALIYORUZ”

Başbakan Üstel, hükümetin göreve geldiği günden itibaren küresel gelişmelerin ülke ekonomisine etkisini en aza indirmek için çeşitli önlemler almaya devam ettiklerini kaydetti ve, “Dünyada yaşanan bu büyük dalgalanmalara rağmen biz bu gelişmelerin kendi ekonomimize ve halkımıza en az şekilde yansıması için çok sayıda tedbiri devreye sokuyoruz. Halkımızın hayat pahalılığı karşısında daha fazla zorlanmaması için elimizdeki tüm imkanları kullanıyoruz.” şeklinde konuştu.

Başbakan Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan mali iş birliği protokollerinin bu süreçte önemli rol oynadığını vurgulayarak, altyapıdan eğitime, sağlıktan ulaştırmaya kadar birçok projeyi hayata geçirdiklerini de ifade etti.

“RUM YÖNETİMİNİN ASKERİ ÇAĞRILARINA TEPKİ”

Başbakan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son dönemdeki açıklamalarını da eleştirerek şunları söyledi:

“Bir yandan saldırıya uğradıklarını söylüyorlar, diğer yandan dünyanın dört bir yanından askeri güçleri adaya çağırıp Kıbrıs’ı daha da haline getiriyorlar. Yunanistan F-16 gönderiyor, İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda ve İspanya savaş gemileri gönderiyor. Bu nasıl bir çelişkidir?”

Başbakan, Rum tarafının Türkiye’yi “işgalci” olarak nitelendirmesine de şu sözlerle tepki gösterdi:

“Kendi güvenliği için dünyanın dört bir yanından askeri güçleri çağıran bir yönetim, Kıbrıs Türk halkının güvenliği için burada bulunan Türkiye’yi işgalci olarak nitelendiriyor. Bu kabul edilemez bir yaklaşımdır.”

“AB’NİN KİMSEYE GÜVENLİK SAĞLADIĞI YOK”

Başbakan, Avrupa Birliği’nin güvenlik politikalarını eleştirerek geçmişte yaşanan krizlere dikkat çekerek,

“Avrupa Birliği’nin güvenlik garantilerinin ne kadar etkili olduğunu geçmişte gördük. Bosna-Hersek’te insanlar katledildi. Avrupa’nın ortasında insanlar öldü. Avrupa Birliği neredeydi? Bugün de Ukrayna’da savaş devam ediyor. Avrupa Birliği’nin güvenlik garantileri nerede? Bu nedenle bizim Avrupa Birliği’nin korumasına ihtiyacımız yok.”ifadelerini de kullandı.

“ANAVATAN TÜRKİYE’NİN VARLIĞI KIBRIS TÜRKÜNÜN GÜVENCESİDİR”

Başbakan Üstel, Türkiye’nin KKTC’deki askeri varlığına ilişkin de şunları söyledi:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin F-16 uçakları burada, savaş gemileri burada, hava savunma sistemleri burada. Bunların hepsi Kıbrıs Türk halkının güvenliği içindir. Türkiye bunu geçmişte imzalanan anlaşmalardan doğan etkin ve fiili garantörlük hakkı çerçevesinde yapmaktadır. Kıbrıs Türkü’nün güvencesi anavatan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”

“BİRLİK İÇİNDE OLMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEM”

Başbakan, konuşmasını birlik ve beraberlik çağrısı ile tamamlayarak, “Bugün her zamankinden daha çok birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Sesimizi birlikte yükseltirsek dünya da Kıbrıs Türk halkının haklılığını daha iyi anlayacaktır. Hükümetimiz güvenlik ve ekonomi alanında gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti de Kıbrıs Türk halkının huzur ve güven içinde yaşaması için gereken desteği vermeyi sürdürecektir. Bu vesilieyle bir kez daha, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne halkım adına teşekkürlerimi sunuyorum ” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Azerbaycan arasındaki bağlar, ortak tarihimizin, kültürümüzün ve giderek güçlenen kardeşliğimizin en güçlü örneklerinden biridir.

Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’a, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’e, Azerbaycan halkına ve Sayın Cavanşir Feyziyev’e Kıbrıs Türk halkına verdikleri güçlü destek ve kararlı duruş için teşekkür ediyorum.

Bilinmelidir ki Anavatan Türkiye ile sarsılmaz dayanışmamız ve Türk Dünyası ile kardeşliğimiz her geçen gün daha da güçlenerek devam edecektir.”

 

DİNÇYÜREK: 1101 RANDEVU SİSTEMİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRDİK HİZMETE DEVAM EDİYOR

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, yeni E-Devlet tabanlı randevu sistemiyle ilgili yaşanan yoğunluk hakkında açıklama yaparak vatandaşlara panik yapmamaları çağrısında bulundu.

Bakan Dinçyürek, doktor randevularının artık E-Devlet şifresiyle alınabildiğini ancak sistem oturana kadar 1101 çağrı hattının hizmet vermeye devam ettiğini vurguladı.

E-Devlet şifresinin yalnızca randevu almak için değil, ilerleyen dönemde devletle yapılacak birçok işlem için gerekli olacağını belirten Bakan, sağlık alanında dijitalleşme adımlarının ilk olarak uygulamaya konulduğunu ifade etti.

Sistem devreye girmeden önce KKTC’de E-Devlet şifresi olan kişi sayısının 2 bin 600 civarında olduğunu belirten Bakan, yeni uygulamanın başlamasıyla birlikte vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini söyledi.

Vatandaşlara acele etmemeleri çağrısında bulunan Dinçyürek, yoğunluk oluşsa bile 1101 hattının aktif şekilde hizmet vermeye devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaşlarımız panik yapmasın. 1101 hattı hizmet vermeye devam ediyor ve etmeye de devam edecek. Yoğunluk azaldığında E-Devlet şifrelerini alabilirler.”

Bakan ayrıca hedeflerinin vatandaşların evlerinden cep telefonu, tablet veya bilgisayar aracılığıyla sisteme girerek kolayca randevu alabilmeleri olduğunu belirtti.

Sistemle birlikte sağlık hizmetlerine erişimin daha hızlı ve pratik hale geleceğini söyledi.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’dan Kadir Gecesi mesajı

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, bugün idrak edilecek olan Kadir Gecesi dolayısıyla sosyal medya hesabı üzerinden bir mesaj yayımladı.
 Dursun Oğuz mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Ramazan ayının manevi iklimi bizlere paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel örneklerini hatırlatmaktadır. Kadir Gecesi ise bu mübarek ayın en anlamlı ve en kıymetli gecelerinden biridir.
Bu kutlu gecenin; kalplerimize huzur, toplumumuza hoşgörü ve birlik duygusu getirmesini diliyorum. Kırgınlıkların geride bırakıldığı, dayanışmanın güçlendiği, sevgi ve saygının hâkim olduğu bir toplum için Kadir Gecesi’nin önemli bir fırsat olduğuna inanıyorum.
Bu mübarek gecenin başta ülkemiz olmak üzere İslam âlemine ve tüm insanlığa sağlık, barış, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle halkımızın ve tüm İslam âleminin Kadir Gecesi’ni en içten dileklerimle kutluyorum.”

Berova: FİF gelirleri akaryakıt fiyatlarını dengelemek için kullanılıyor

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Fiyat İstikrar Fonu (FİF) ile ilgili eleştirilerine Maliye Bakanı Özdemir Berova yanıt verdi.
Berova, “FİF 2005-2009 yılları arasında CTP döneminde kullanım oranlarını çıkardım ve baktım. FİF bugün itibariyle bizim hükümetimiz döneminde kullanım yüzdelikleri o dönemin yüzdeliklerinin daha üst düzeyindedir” dedi.
FİF’in akaryakıt fiyatları çerçevesinde elde ettiği gelirlerin tamamen akaryakıttaki fiyat dengelenmesi için kullanıldığını belirten Berova, “FİF’in şu anda akaryakıt pompa fiyatları çerçevesi içinde elde ettiği gelirler tamamen akaryakıttaki fiyat dengelenmesi için kullanılıyor. Toplam miktar içinde de doğrudan gelir desteği diğer teşebbüsler gibi alanlar da buradan gelen gelirle destekleniyor” ifadelerini kullandı.
Akaryakıt fiyatlarının belirlenmesinde farklı kalemlerin yer aldığını dile getiren Berova, “Akaryakıtın gelirleri içerisinde rıhtım harcı, genel tarım sigortasına ayrılan pay gibi birkaç husus ve yüzde 10 KDV dışında üzerine eklenmek suretiyle pompa fiyatı ortaya çıkıyor” dedi.
Berova: FİF’teki 7 milyar TL maaşlara kullanılmadı
Berova, FİF’in mevcut durumuna ilişkin ise şu bilgileri paylaştı:
“Bu hafta FİF’te Euro dizelde bu bağlamda 0 TL, benzinde yaklaşık 2 TL’lik bir litre başına FİF’in elde ettiği gelir var. Bu geçtiğimiz hafta içerisinde petrol fiyatlarının 90’lı rakamlarda ortaya konduğu bir husustu. Çarşamba günü tüzük gereği akaryakıt fiyatlarında neler yapılabilecek olgusu hükümetin gündeminde.”
İncirli’nin dile getirdiği rakamlara da değinen Berova, “İncirli 7 milyarı bir belediye başkanından duydu. Rakamın nasıl kullanıldığı maliye açısından önemlidir ve bunu maaş ödeme hususunda kullanmadık. Bu para nasıl kullanılır açık ve nettir, sarihtir. Siz kendi iktidarınız döneminde FİF’in yüzde 40’ını kullandınız biz de yüzde 42’sini kullandık.” ifadelerini kullandı.
Akaryakıt desteklemesinin uzun yıllardır uygulanan bir yöntem olduğunu belirten Berova, “Akaryakıt desteklemenin nasıl yapılacağı bizim çıkardığımız bir husus değil, yıllardan beridir uygulanan bir husustur. Hükümet FİF’deki tüm olanaklarını kullanmıştır, sınırlarını zorlamıştır. Bu hafta için ne yapılabilir diye sorabilirdiniz. Akaryakıt fiyatlarının sınırlandırılabilmesi açısından kaynak yaratılabilmesi için çalışma yapıyoruz. Şu an akut evrede ilk yapabileceğimiz nedir ona bakacağız, çalışıyoruz. İlerleyen günlerde çalışmalarımızı açıklayacağız.” dedi.
Berova ayrıca, FİF’ten maaş ödemesi yapıldığı iddialarını reddederek şöyle konuştu:
“Sizin dediğiniz gibi 7 milyar aldınız maaşlara kullandınız diye bir şey yoktur. 7 milyar 2025’in toplam geliridir.”
“Zor bir dönemden geçiyoruz”
Dünyada yaşanan gelişmelerin ekonomiyi etkilediğini belirten Berova, “Şu anda tüm dünya ile birlikte biz de bu savaşa bağlı çok sıkıntılı bir dönem içinden geçiyoruz. Hükümet olarak bu dönemi en az hasarla nasıl kapatırızın çalışmalarını yaparak tüm enstrümanları masaya yatırarak bir plan ve program oluşturmaya çalışıyoruz. Teknik ekiplerimiz ve bu işle ilgili olan herkesten de fikir alıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Muhalefetin önerilerine açığız”
Ana muhalefet partisinin önerilerine de açık olduklarını dile getiren Berova, “Ana muhalefet partisinin de bizim görmediğimiz ama kendilerinin gördüğü hususlar varsa da fikirlerini almaya açığız, tereddütümüz yoktur. Siz bu konuşmayı yaparken ben ve ekip arkadaşlarım tüm hafta sonunu bu çarşambaya nasıl hazırlanacağız diye geçirdik.” dedi.
“Artışlar sadece akaryakıttan kaynaklanmıyor”
Berova, yaşanan fiyat artışlarının yalnızca akaryakıttan kaynaklanmadığını da belirterek, “Buradaki artışlar sadece akaryakıt fiyatlarındaki artışlar değildir. Gemilerin navlun ve sigorta fiyatlarında ve tüccarın bekleme süreçlerine ithalat konusunda da fiyatların netleşmesi açısından süre istiyorlar.” şeklinde konuştu.
Mart ayı gelirlerinde düşüş yaşandığını da dile getiren Berova, “Mart ayı toplam gelirlerimde bir azalma içerisinde. Bütçede öngördüğüm rakamlar altında gerçekleşme olasılığı yüksek. Tüm bunların üzerinde çalışıyoruz.” dedi.
“Kriz döneminde 7/24 çalışıyoruz”
Berova sözlerini, “7 gün 24 saat kriz dönemi içerisinde çalışıyoruz. FİF tüm unsurları ile bugün kullanılmış haldedir. Bundan sonraki haftada da ne yapılacağını yine çalışacağız.” ifadeleriyle tamamladı.

Hasipoğlu: İkinci dilim ödemeleri bayram öncesi tamamlayacağız

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, çalışma yaşamına yönelik destek çalışmalarının planlandığı şekilde sürdüğünün altını çizdi.

BRT’de katıldığı Manşet+ programında açıklamalarda bulunan Hasipoğlu, ilk hedeflerinin prim desteklerinin bu yılki kısmını başlatmak olduğunu söyledi.

Hasipoğlu, bu yönde nisan ayını hedef koymuş olmalarına rağmen çalışmalarını planlanandan bir ay önce tamamladıklarını ve prim desteklerini mart ayı itibarıyla yansıtacak duruma geldiklerini kaydetti.

Asgari ücretlilere yönelik 12 bin TL’lik destek paketi açıklamış olduklarını da anımsatan Hasipoğlu, bu kapsamda 6 bin TL’nin ilk dilim olarak ödendiğini belirterek yaklaşık 19 bin kişinin uygulamadan yararlandığını açıkladı.

Hasipoğlu, “19 bin asgari ücretli portalımıza başvurarak bundan yararlandı. Bazı bilgi eksiklikleri ve bazı aksaklıklardan dolayı alamayan vatandaşlarımız oldu. Onlar da bu hafta alacak. Bayramdan önce de ikinci dilim olan 6 bin TL’yi ödemek için çalışmalarımız son aşamada. Kısmetse onu da yetiştireceğiz ve verdiğimiz sözü tamamlamış olacağız. Kapsamını da biraz daha genişletmiştik. 60 yaş üzerindeki kişiler de asgari ücretliyse ve çalışıyorlarsa artık yararlanabilecekler. Düzensiz sigorta yatırımları işverenden kaynaklanan vatandaşlarımız da mağdur olmasın diye onlar da yararlandılar. Dolayısıyla bu şekilde bu rakamlara ulaştık. Bayram öncesi de ikinci 6 bin TL’yi verip sözümüzü tamamlamak istiyoruz” dedi.

Bakan Hasipoğlu, savaşın etkilerinin tüm dünyayı, özellikle de ekonomik açıdan etkilediğine de işaret ederek, Bakanlar Kurulu’nun sık sık bu gündemle toplantılar gerçekleştirdiğini ve gerekli tasarruf önlemlerinin alınmaya başlandığını söyledi.

Din İşleri Başkanı Moral, Kadir gecesini tebrik etti

Din İşleri Başkanı Hakan Moral, tüm İslam âleminin Kadir gecesini tebrik etti. 

Moral, Kadir gecesi nedeniyle yayımladığı mesajda, bu geceyi diğer bütün zamanlardan üstün kılan özelliklerin başında Kur’an-ı Kerim’in bu gece indirilmiş olmasının geldiğini belirterek, Kadir gecesinin aynı zamanda dua ve istiğfar gecesi olduğunu kaydetti.

Moral Kadir gecesine kavuşmanın sevinci içerisinde olduğunu belirterek, “Bu gece Kadir gecesini hep birlikte idrak ve ihya edeceğiz inşallah.” dedi.

Moral mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Sevgili Peygamberimiz; ‘Kim inanarak ve sevabını Yüce Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya ederse onun geçmiş günahları bağışlanır.’ hadisiyle bu hususa dikkat çekmiş ve bu geceye erişenlerin, ‘Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet’ diye dua etmelerini tavsiye etmiştir. Dualarımıza dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdur kardeşlerimizi de dahil etmeliyiz. Özellikle Gazze’de, Kudüs’de, Mescid-i Aksa’da zulme, katliama ve soykırıma maruz kalan Filistinli kardeşlerimize; son günlerde cereyan eden, coğrafi olarak ateş çemberinde kaldığımız şu günlerde Devletimizi ordumuzu, Güvenlik Kuvvetlerimizi de dualarımızda unutmayalım.

Bu duygu ve düşüncelerle, milletimizin ve İslam âleminin Kadir gecesini tebrik ediyor; yüce Rabbimizden, oruçlarımızı ve tüm ibadetlerimizi kabul buyurmasını; bu gecenin, İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın sıhhat, hidayet, barış ve huzuruna vesile olmasını niyaz ediyorum.”

Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu temsilcisi Kaya: Birçok hizmete tek noktadan ulaşmak mümkün

Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu temsilcisi Doç. Dr. Tuğberk Kaya, E-Devlet Kapısı benzeri platformların vatandaşların birçok kamu hizmetine tek noktadan ulaşmasını mümkün kıldığını söyledi.

Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu, E-devlet ile ilgili konferanslar vermeye devam ediyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen konferans, dijital dönüşümün kamu yönetimi üzerindeki etkilerini akademik bir bakış açısıyla ele aldı.

Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu’ndan Doç. Dr. Tuğberk Kaya’nın “Dijital Devlet, E-Devlet Kapısı ve Kamu Hizmetlerinin Geleceği” başlıklı sunumuyla gerçekleşen konferans, katılımcılara dijital dönüşüm, e-devlet uygulamaları ve dijital vatandaşlık konularında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirme fırsatı sundu. Konferansta; dijitalleşme, dijital dönüşüm ve e-katılımcılık kavramlarının yanı sıra, KKTC’nin e-devlet uygulamaları, dijital devletin vatandaşlara sağladığı kolaylıklar ve bürokrasiyi azaltıcı etkileri detaylı şekilde ele alındı.

Yoğun ilgi gören konferansta, katılımcılar dijital devletin sunduğu avantajlar ve mevcut projeler hakkında bilgi sahibi olurken; dijital vatandaşlık, kurumsal hafıza yönetimi ve kamu-üniversite iş birlikleri konularına da değinildi. Sunumda ayrıca, dijital detoks ve teknolojinin sağlıklı kullanımı ile ilgili önerilere yer verilerek, toplumun dijital dönüşüme hazır olması gerektiği vurgulandı. Veri odaklı yönetim ve teknolojinin özgün kullanımı ile kamu hizmetlerinin etkinliği ve şeffaflığının artırılabileceği bir perspektif sundu.

”E DEVLET KAPISI BENZERİ PLATFORMLAR VATANDAŞA BİRÇOK HİZMETİ TEK NOKTADAN ULAŞTIRIYOR”

Sunumunda dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda kamu yönetiminde köklü bir dönüşüm anlamına geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Tuğberk Kaya, dijital devlet anlayışının vatandaş odaklı hizmet sunumunu güçlendirdiğini ifade etti. Dijital dönüşüm sürecinin, kamu hizmetlerinin daha hızlı, şeffaf ve erişilebilir hale gelmesine önemli katkı sağladığını belirten Doç. Dr. Kaya, özellikle E-Devlet Kapısı benzeri platformların vatandaşların birçok kamu hizmetine tek noktadan ulaşmasını mümkün kıldığını söyledi.

Dijital vatandaşlık ve e-katılımcılık kavramlarına da değinen Doç. Dr. Kaya, bireylerin karar alma süreçlerine dijital araçlar aracılığıyla daha aktif katılım gösterebildiğini ifade etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yürütülen e-devlet uygulamalarına da değinen Doç. Dr. Kaya, veri odaklı yönetim anlayışının kamu kurumlarının daha etkin çalışmasına katkı sağladığını vurguladı. Teknolojinin bilinçli kullanımının önemine de dikkat çeken Doç. Dr. Kaya, toplumun dijital dönüşüme uyum sağlayabilmesi için dijital okuryazarlığın güçlendirilmesi ve teknolojinin dengeli kullanılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. 

Bakan Berova’dan Kadir Gecesi mesajı

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, bu gece idrak edilecek Kadir Gecesi dolayısıyla yayımladığı mesajda Ramazan ayının manevi atmosferinin bu mübarek geceyle en anlamlı noktaya ulaştığını belirterek, gecenin toplumsal dayanışma, hoşgörü ve yardımlaşma duygularını güçlendirmesini temenni etti.

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, bu gece idrak edilecek Kadir Gecesi dolayısıyla yayımladığı mesajda Ramazan ayının manevi atmosferinin bu mübarek gece ile en anlamlı noktaya ulaştığını belirtti.

Berova, Kadir Gecesi’nin toplumsal dayanışma, yardımlaşma ve hoşgörü duygularının güçlenmesine vesile olan önemli bir zaman dilimi olduğunu ifade etti.

Ramazan ayının rahmet, mağfiret ve bereket ikliminin Kadir Gecesi ile daha da anlam kazandığını vurgulayan Berova, mesajında “Kadir Gecesi, manevi değerlerimizi hatırlatan ve toplumsal dayanışmamızı güçlendiren mübarek bir gecedir.” ifadelerine yer verdi.

Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen bu mübarek gecenin kırgınlıkların sona ermesine, sevgi, hoşgörü ve dayanışma duygularının güçlenmesine vesile olmasını dileyen Berova, bu anlamlı gecenin ülkemize, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni etti.