All posts by Новостная запись

Çanakkale Deniz Zaferi’nin üzerinden 111 yıl geçti

Birinci Dünya Savaşı’nda ittifak devletleri safında Almanya’nın yanında savaşa giren Osmanlı devleti, Çanakkale Cephesi’nde millet olarak varoluş mücadelesi verdi.

Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Savaşları, 19 Şubat 1915’te Çanakkale Boğazı’ndaki deniz savaşıyla başladı.

Ardından karada Seddülbahir, Arıburnu ve Anafartalar cephelerinde devam etti. 325 gün süren Çanakkale Savaşları 9 Ocak 1916’da Türk Ordusunun zaferiyle sona erdi.

Çanakkale’de 18 Mart 1915’te elde edilen deniz zaferi, Türkiye’nin geleceği için bir dönüm noktası oldu, Çanakkale’nin geçilemeyeceğini kanıtladı.

Çanakkale Deniz Zaferi'nin üzerinden 111 yıl geçti

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten, MYK toplantısı öncesinde KKTC vurgusu

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının ve menfaatlerinin korunması konusunda garantör ülke olarak Türkiye’nin tereddütsüz hareket etme kabiliyeti olduğu zaten net bir şekilde bilinmektedir.” dedi.

Çelik, Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin hiç kimsenin provokasyonuna gelmeyeceğini, kimsenin çatışmasının ya da vekalet savaşının parçası olmayacağını vurgulayan Çelik, “Türkiye, milli güvenliğini koruma konusunda hassas ve bunu yerine getirme konusunda da bedeli ne olursa olsun bunu göze alacak ülkelerin başında gelir. Türkiye bunu ispat da etmiştir. Birilerinin egemenlik haklarımızı korumak adına bizi kumpasa çekmesine ya da kumpaslar üzerinden egemenlik haklarımızla ilgili bir tartışma açılmasına müsaade etmeyiz. Egemenlik haklarımız, milli güvenliğimiz kendi öz dinamiklerimizle değerlendirdiğimiz bir konudur.” diye konuştu.

Türkiye’nin Azerbaycan ile arasını açmaya çalışanların olduğunu belirten Çelik, “Her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan ile ebedi bir kardeşliğimiz var. Ve bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Sayın Cumhurbaşkanı’mız ile Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Ama Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları da elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim.” ifadelerini kullandı.

– “Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık yaratacak adımlardan uzak durulması gerekir”

Yunanistan’ın gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmasının yanlış olduğunu, aynı şekilde Rum kesiminin İsrail ile yakın işbirliğinin Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık ürettiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“Şimdi birtakım Avrupa Birliği ülkeleri, Rum kesiminin güvenliğini korumak adına oraya savaş gemisi göndereceklerini ya da görünürlüklerini artıracaklarını söylüyorlar. Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır. Avrupa Birliği, net bir şekilde Rusya-Ukrayna Savaşı’nda güvenlik değerlendirmeleri, güvenlik vizyonu açısından ne kadar etkisiz olduğunu göstermiştir. Şimdi Doğu Akdeniz’de bu karmaşa varken Rum kesiminin şımarıklıklarının ya da birtakım Siyonist ittifaklarının peşine takılarak Akdeniz’de daha fazla istikrarsızlık yaratacak adımlardan mutlaka uzak durulması gerekir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının ve menfaatlerinin korunması konusunda garantör ülke olarak Türkiye’nin tereddütsüz hareket etme kabiliyeti olduğu zaten net bir şekilde bilinmektedir.”

Tatar: Çanakkale Ruhu Kıbrıs Türkü’nün Mücadelesine Işık Tutuyor

5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yazılan Çanakkale destanın, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda bağımsızlık ve egemenlik iradesinin tüm dünyaya ilanı olduğunu vurguladı.

5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla yayılmadığı mesajda, bu büyük zaferin, Atatürkçü Kıbrıs Türk halkı için de derin ve özel bir anlamı olduğunu kaydetti.

Çanakkale’de ortaya konan mücadele ruhunun, Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesine ilham verdiğini, özgürlüğün, egemenliğin ve milli onurun ne denli kıymetli olduğunu öğrettiğini belirten Tatar, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün, aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anarken; Çanakkale Deniz Zaferi’nin milletimizin kaderini değiştiren büyük bir destan olduğunu bir kez daha idrak ediyoruz.

Tarih boyunca karşı karşıya kaldığımız zorluklar, bizlere Çanakkale ruhunun sadece geçmişte kalmadığını, bugün de yolumuzu aydınlatan bir meşale olduğunu göstermektedir. Adada verilen Türklük mücadelesi, bu ruhun bir yansıması olarak kararlılıkla sürdürülmüştür.

Günümüzde bölgemizde ve adamızda yaşanan gelişmeler, Kıbrıs Türk halkının güvenliği, özgürlüğü, egemenliği ve geleceği açısından, garantör anavatanımız Türkiye’nin desteği ve himayesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.”

Tatar, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, hayatını kaybeden tüm kahramanları rahmet ve minnetle anarak, Çanakkale ruhunun ilelebet yaşatılacağını vurguladı.

Erdoğan: Milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’nın Çankaya ilçesi Ahlatlıbel Mahallesi’ndeki Hacı İbrahim Demir Camii’nin açılışında konuştu.

“5 BİN KİŞİ AYNI ANDA İBADET EDEBİLECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan caminin hem Selçuklu hem Osmanlı hem de modern mimariden esintiler taşıdığını söyledi.

Erdoğan “Bu camimizde tam 5 bin kişi aynı anda ibadet edebilecek. 3 bin 100 metrekare iç alana sahip camimiz Kur’an kursuyla, kütüphanesiyle, vakıf binası, otoparkı ve taziye salonuyla 7’den 70’e herkesin rahatlıkla istifade edebileceği bir yapı arz ediyor.” diye konuştu.

“DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Bizim medeniyet tasavvurumuzda şehirler, camileri merkeze alarak kurulur. Bu şekilde imar ve ihya edilir.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Ticaretten eğitim, kültür ve sanata, şehrin, bireyin ve toplumun nabzının attığı alanlar daima camilerin ve külliyelerin etrafında şekillenmiştir. Tarihimizin bir döneminde mabetsiz ve minaresiz şehir olarak tahayyül edilen başkent Ankaramızın yeni camilerle, yeni ibadethanelerle, yeni irfan merkezleriyle süslenmesi bizim için çok ama çok kıymetlidir. Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

Hasan Küçük’ten ‘Üreten Toplum’ Vurgusu

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Hasan Küçük, “Dijital Çağda İnsanlığın Yol Ayrımı: Tüketen Toplum mu, Üreten Gelecek mi?” konulu güncel konuşmasında, gençlerin sesi olmak adına söz almak istediğini belirtti. İnsanın düşünce biçimi, toplumların üretim anlayışı ve yaşam tarzının değiştiğini dile getiren Küçük, “Bugün yaşadığımız dönüşümün merkezinde dijitalleşme vardır” dedi. Bugün dünya nüfusunun yüzde 66’sının internet kullandığını kaydeden Küçük, “Ortalama bir insanın günlük ekran süresi yedi saate yaklaşmıştır. İnsanlık tarihinde ilk kez zamanın büyük bir bölümü dijital platformlarda geçmektedir” diye konuştu. Dijital çağın en değerli kaynağının veri ve bilgi olduğunu vurgulayan Küçük, “Veriyi yöneten ekonomiyi yönetiyor, ekonomiyi yöneten ise dünyayı yönlendiriyor” dedi. Dijital çağda en büyük sorumluluğun çocukları korumak olduğunun altını çizen Küçük, çocukların çok küçük yaşlarda internetle tanıştığını belirterek, gençlerin yüzde 40’ının çevrim içi zorbalıkla karşılaştığını dile getirdi. Dijital dünyada çocukları korumanın sadece ailelerin değil devletlerin de sorumluluğu olduğunu kaydeden Küçük, dünyada yapılan çalışmalardan örnekler verdi. Küçük, “Bir toplumun geleceği çocuklarının güvenliği kadar güçlüdür” dedi. Konun vizyon meselesi olduğunu dile getiren Küçük, teknoloji politikasına vizyonel anlamda ihtiyaç olduğunu söyledi. Küçük, “Ekonomileri savaşın etkileri değil savaşın algısı yaratıyor” diye konuştu. “KKTC’yi Doğu Akdeniz’in dijital merkezi yapabiliriz, yeter ki vizyon ortaya koyalım” diyen Küçük, ülkenin gençlerinin teknoloji, fikir, bilim üretmesi, geleceği inşa eden bir nesil olması gerektiğini söyledi. Küçük, “Tüketen bir toplum değil üreten bir toplum olmalıyız” dedi.

Başbakan Üstel’den 18 Mart Çanakkale Zaferi Mesajı

Başbakan Ünal Üstel, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Başbakan Üstel’in mesajı şu şekilde:

“Çanakkale Zaferi, Türk milletinin tarih sahnesinde ortaya koyduğu en büyük irade, cesaret ve fedakârlık örneklerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır. Bu destan, vatanına sahip çıkan bir milletin inancıyla, kararlılığıyla ve sarsılmaz duruşuyla yazılmıştır.

18 Mart 1915, hem büyük bir askeri zafer hem de milletimizin bağımsızlık uğruna neleri göze alabileceğini tüm dünyaya ilan ettiği kutlu bir dönüm noktasıdır. Çanakkale’de sergilenen mücadele, milletimizin birlik ve beraberlik içerisinde neleri başarabileceğinin en açık göstergesi olmuş; aynı hedef etrafında kenetlenen bir milletin tüm zorlukları aşabileceğini ortaya koymuştur.

Çanakkale’de destan yazan ecdadımız, tüm imkânsızlıklara rağmen istiklalinden taviz vermemiş; esareti reddederek vatan toprağını canı pahasına savunmuştur. Aziz milletimiz, tarih boyunca karşılaştığı her türlü saldırı ve tehdit karşısında birlik ve beraberlik içinde kenetlenmiş, bağımsız yaşama iradesinden asla vazgeçmemiştir.

Kıbrıs Türk Halkı olarak bizler de Çanakkale’den ve kurtuluş mücadelesinden aldığımız ilhamla kendi varoluş mücadelemizi verdik; büyük bedeller ödeyerek özgürlüğümüze, devletimize ve egemenliğimize sahip çıktık. Bu nedenle Çanakkale ruhu, bugünümüze ve yarınımıza yön veren güçlü bir mirastır.

Bugün, o büyük fedakârlığın bizlere yüklediği sorumluluğun farkındayız. Birliğimizi ve beraberliğimizi korumak, devletimizi daha güçlü yarınlara taşımak ve gelecek nesillere sağlam bir miras bırakmak en temel görevimizdir. Bu doğrultuda kararlılıkla çalışmaya, üretmeye ve ülkemizi her alanda ileriye götürmeye devam ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. Çanakkale Geçilmez. Bu millet eğilmez. Ruhları şad olsun.”

POLVAK’tan Polis Genel Müdürlüğü’ne Güçlendirme Desteği

Kıbrıs Türk Polis Güçlendirme Vakfı (POLVAK), Polis Genel Müdürlüğü’nü (PGM) güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Polis teşkilatını günümüz koşullarına uygun, modern bir yapıya kavuşturmak amacıyla 2023 yılında kurulan vakıf, güvenlik altyapısını geliştirmeye yönelik önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.

PGM’nin güvenlik altyapısını güçlendirmek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Türkiye’de faaliyet gösteren Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nın 23 milyon TL değerindeki katkısıyla 14 adet motorlu araç temin edildi. Ayrıca POLVAK tarafından toplam 10 milyon 267 bin TL değerinde; 12 adet x-ray cihazı, 100 adet el telsizi, 10 adet drone, 3 adet dizüstü bilgisayar, 3 adet projeksiyon cihazı, 10 adet seyyar araç tepe lambası, el dedektörleri ve aktif görev üniformaları satın alınarak PGM’nin kullanımına verildi.

Söz konusu araç ve ekipmanların bir kısmının tanıtımı bugün Polis Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer, PGM I. Yardımcısı Gökay Karagil, POLVAK Yönetim Kurulu Başkanı Günay Çerkez ile yönetim kurulu üyeleri Nurettin Çıkaroğlu, Cemal Duba, Mustafa Tunalı, İbrahim Dağman ve POLVAK Müdürü Hamit Soybir katıldı.

Etkinlikte konuşan PGM Ar-Ge Müdürü Hüseyin Bora, POLVAK’ın kuruluşu, faaliyetleri ve bugüne kadar yapılan bağışlar hakkında bilgi verdi.

Ardından söz alan POLVAK Yönetim Kurulu Başkanı Günay Çerkez, vakıf olarak polis teşkilatının başarısı için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduklarını belirterek, kazandırılan araç ve ekipmanlarla teşkilatın daha donanımlı hale getirildiğini ve desteklerin süreceğini ifade etti.

Polis Genel Müdürü Ali Adalıer ise, POLVAK tarafından yapılan katkılardan dolayı vakıf yönetimine teşekkür etti. Adalıer, donanımlı ve teknolojik imkanlara sahip bir polis teşkilatının halka hizmette daha başarılı ve motive olacağını vurgulayarak, vakıf aracılığıyla destek veren halka da teşekkür etti.

Potanın Perileri, Dünya Kupası’nı garantiledi

A Milli Kadın Basketbol Takımı, 2026 Dünya Kupası Elemeleri’nde Japonya’nın Arjantin’i mağlup etmesiyle finallere katılmayı garantiledi.

Bu sonuçla A Milli Kadın Basketbol Takımımız, grubunu ilk 4 takım arasında bitirerek Dünya Kupası’na katılmayı garantiledi.

Ay-yıldızlılar gruptaki son maçında saat 20.30’da Macaristan ile oynayacak. Bu mücadele Potanın Perileri’nin grubunu kaçıncı sırada tamamlayacağını belli edecek.

Üçüncü kez finallerde

Ay-yıldızlılar böylelikle tarihinde üçüncü kez Dünya Kupası’na katılım hakkı elde etti.

Milli Takım ilk olarak 2014’te ülkemizde düzenlenen turnuvada 4. sırayı elde etti. 2018’de İspanya’da düzenlenen organizasyonu ise 10. sırada tamamladı.

Turnuva Berlin’de düzenlenecek

FIBA 2026 Kadınlar Dünya Kupası, 4 – 13 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Berlin kentinde düzenlencek.

Turnuvada maçlar Berlin Arena ve Max Schmeling Spor Salonu’nda oynanacak.

Şu ana kadar Belçika, Çin, Avustralya, Mali, Nijerya, Güney Kore, ABD, İtalya ve İspanya finalleri garantilemişti.

Alkışlar Ozan Kabak’a

Ozan Kabak, Bundesliga’ da konuşulmaya devam ediyor. Milli stoper, Hoffenheim forması ile son beş haftada dördüncü kez haftanın 11’ine seçildi.

Ozan Kabak, performansı ile bu sezon göz dolduruyor. Hoffenheim forması giyen Kabak, Bundesliga’da yine haftanın 11’ine seçildi. Milli stoper, böylece son 5 haftada 4’üncü kez bu başarıya ulaşmış oldu.

50 puanla üçüncü sırada yer alan Hoffenheim’ da Ozan Kabak, gol yollarında da etkili olmaya devam ediyor. 25 yaşındaki futbolcunun, 17 maçta 4 golü bulunuyor. Bu sezon 2 sarı kart gören milli oyuncu, 1037 dakika sahada kaldı.

Fenerbahçe’nin konuğu Gaziantep FK

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında bugün sahasında Gaziantep FK ile mücadele edecek. Sarı-lacivertli ekip, rakibini yenerek şampiyonluk için umudunu sürdürmek istiyor. Kritik mücadele TRT Radyo 1’den naklen yayınlanacak.

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında Gaziantep FK’yı konuk edecek. Maçı hakem Kadir Sağlam yönetecek.

Chobani Stadı’ndaki müsabaka saat 20.00’de başlayacak. Mücadele TRT Radyo 1’den naklen yayınlanacak.

Muhtemel 11’ler

Fenerbahçe: Ederson, Levent, Oosterwolde, Yiğit Efe, Mert, Guendouzi, Kante, Asensio, Kerem, Nene, Cherif.

Gaziantep FK: Burak, Mujakic, Abena, Tayyip, Yusuf, Camara, Ogün, Kozlovski, Perez, Maxim, Bayo.

Ligde oynanan 26 mücadelede 16 galibiyet, 9 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan sarı-lacivertliler, 57 puan toplarken averaj farkıyla 2. sırada bulunuyor. Son maçında Fatih Karagümrük’e 2-0 kaybeden Fenerbahçe ligdeki ilk yenilgisini yaşadı.

Son 4 lig maçında 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi gören sarı-lacivertlilerde kaybedilen 7 puanın ardından başkan Sadettin Saran ve teknik direktör Domenico Tedesco, yaşanan süreçle ilgili toplantı yapmış ve Tedesco ile yola devam kararı alınmıştı.

Konuk Gaziantep FK ise son 3 haftada 5 puan topladı. Burak Yılmaz yönetimindeki Güneydoğu ekibi, 33 puanla haftaya 9. sırada girdi.

5 eksik

Fenerbahçe’de Gaziantep FK maçı öncesinde 5 eksik isim bulunuyor.

Tedavileri süren Edson Alvares, Milan Skriniar, Anderson Talisca, Çağlar Söyüncü ve Nelson Semedo bu maçta da forma giymesi beklenmiyor.

Cezası sebebiyle Fatih Karagümrük maçında oynamayan Brezilyalı file bekçisi Ederson, Gaziantep FK karşısında takıma geri dönecek.

6 isim sınırda

Gaziantep FK maçı öncesinde Fenerbahçe’de 6 oyuncu kart sınırında bulunuyor.

Sakatlığı bulunan Nelson Semedo’nun yanı sıra Archie Brown, Kerem Aktürkoğlu, Anthony Musaba, Mert Müldür ve Matteo Guendouzi, kart sınırındaki isimler.

Bu futbolcular, Gaziantep FK mücadelesinde kart görmeleri durumunda bir sonraki lig maçı olan Beşiktaş karşılaşmasında takımlarını yalnız bırakacak.

İran, Hamaney’in tedavi için Rusya’ya götürüldüğü iddialarını yalanladı: “Bu, yeni bir psikolojik savaş”

İran’ın Moskova Büyükelçisi Kazem Jalali, ülkesinin yeni lideri Mücteba Hamaney’in tedavi için Rusya’ya getirildiği yönündeki iddiaları yalanlayarak bunun, yeni bir psikolojik savaş olduğunu söyledi.

Jalali, X hesabından, Hamaney’in durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Hamaney’in tedavi için Rusya’ya götürüldüğü yönündeki iddiaları yalanlayan Jalali, “Bu, yeni bir psikolojik savaş. İran liderlerinin sığınaklara kaçıp saklanmasına gerek yok. Onların yeri sokaklarda, halkın arasında. Hamaney’in kanı, psikolojik savaş büyüsünü ve yalanların akışını etkisiz hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.

Kuveyt basınında yer alan haberlerde, İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in Moskova’ya tedavi için gizlice getirildiği iddia edilmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, söz konusu iddialarla ilgili soruyu yorumsuz bırakmıştı.

İran: Hürmüz Boğazı’ndaki durum ABD-İsrail’in açtığı savaşın bir sonucu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Hürmüz Boğazı’ndaki durumun ABD-İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasına göre, Erakçi, BM Genel Sekreteri Guterres ile telefonda görüştü.

Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a karşı askeri saldırganlığının BM Şartı ve uluslararası hukuk temel ilkelerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini Guterres’e ileten Erakçi, BM’nin ve Genel Sekreterin bu saldırganlığı kesin ve açık bir şekilde kınama ve saldırganları BM Şartının 7. bölümü uyarınca hesap verebilir hale getirme sorumluluğunu hatırlattı.

Erakçi, bölge ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvensizliğin kaynağının ABD-İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu belirterek, uluslararası toplumun dikkatinin “güvensizliğin ana kaynağına, yani Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin askeri saldırganlığına” çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Erakçi, görüşmede şunları kaydetti:

“Hürmüz Boğazı’ndaki durum, bölgedeki genel durum dikkate alınmadan değerlendirilemez çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksaması, Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin dayattığı savaşın sonucudur. Barış ve güvenlikle ilgilenen her ülke veya uluslararası kurum, bu iki rejimin suçlarını sorumlu bir şekilde ve uzlaşmacı bir tavır sergilemeden kınamalı ve İran milletine karşı askeri saldırganlıklarına son verilmesini talep etmelidir.”

İsrail’in Lübnan’a saldırılarına da değinen Erakçi, “İşgal altındaki Filistin’de ve bölgedeki ülkelere karşı İsrail’in kanunsuz suçlarına yönelik devam eden ihmal ve kayıtsızlık, yalnızca bu rejimin saldırganlık çemberinin genişlemesine ve bölgenin ve dünyanın güvensizliğinin artmasına yol açacaktır.” ifadelerini kullandı.

Görüşmede, Guterres de Basra Körfezi bölgesi, Batı Asya bölgesi ve deniz güvenliği konusundaki görüşlerini Erakçi’ye iletti.

DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU: “BİZİM DERDİMİZ, DEVLETİMİZİN VE ULUSAL DAVAMIZIN HAKLILIĞINI KORUMAK VE SAVUNMAKTIR”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır” dedi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Kıbrıs konusunda izlediği politikaların devletin Kıbrıs konusunda izlediği resmi çizgisiyle bağdaşmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Türkiye ile birlikte belirlenen ve Anavatan Türkiye’nin güçlü şekilde destek verdiği “egemen eşit iki devletli çözüm” politikasının dışında hareket ettiğini ve “dönüşümlü başkanlık” talebinin bu politikaya ters olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının “akıl ve barış dili” yaklaşımın ise “pasiflik ve teslimiyet” anlamına geldiğini kaydetti.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın 16 Mart 2026 tarihinde bir web tv’de yaptığı açıklamalarına yönelik yazılı açıklaması şöyle:
“Cumhurbaşkanı Erhürman, şahsımla ilgili 16 Mart 2026 tarihli talihsiz açıklamalarıyla, kendisine yönelttiğim eleştirilerde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha kanıtladığı için kendisine çok teşekkür ederim.
Milli davamız Kıbrıs konusunda, Türkiye ile birlikte belirlediğimiz ve Anavatan Türkiye’nin kuvvetli bir şekilde destek verdiği egemen eşit iki devletli çözüm politikası izlenirken, Sayın Cumhurbaşkanı, belirlenen bu politikasının dışında bir politika izlemektedir. Egemen eşit iki devlet politikasında, dönüşümlü başkanlık yoktur, olamaz. Cumhurbaşkanı karar vermeli ve saklanmaktan vazgeçmelidir. Egemen eşit iki devlet politikası ile dönüşümlü Başkanlık talebi taban tabana ters politikalardır.
2017 Crans Montana federasyon görüşmelerinin çöküşü sonrasında belirlenen ve dünyayla paylaşılan ‘Egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü’ politikasında ‘Dönüşümlü Başkanlık’ talebi yer alamaz. Cumhurbaşkanı Erhürman bu çelişkiyi saklamaktan vazgeçmelidir. Daha da önemlisi, bu yanlış çizgisini Türkiye ile istişare içinde şekillendirdiği aldatmacasından da vazgeçmeli, halka hikaye değil, gerçekleri söylemelidir.
Şahsıma yönelik imalı ifadelerle bir şeyler söylemeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ‘akıl ve barış dili’ kullanacağını söyleyerek, kendisini eleştirenlerin argümanlarını saptırmaya ve aşağılamaya çalışmakta, herkesi aptal yerine koymakta, kendini de nasıl oluyorsa çok akıllı satmaktadır. Akıl ve barış dili diye pazarlanan söylemler ise pasiflik ve teslimiyet dilleridir. Rum’un kapısında ağlayıp sızlayarak dilenmek akıl ve barış işi mi?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmemin nedenlerini teker teker yeniden sıralayacak değilim. Bilen bilir, anlayan anlar, anlamak istemeyen de anlamaz.
Tepkimin ve eleştirilerimin, bir basın mensubu tarafından ‘kişisel hezeyan’ olarak nitelendirilmesini de büyük bir talihsizlik ve kişisel hadsizlik olarak nitelendiriyorum.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yanıtları ise tam bir dezenformasyon ve çarpıtma gayreti. Egemen eşitliği değil tek egemenliği savunan, Cumhurbaşkanı olduğu devleti hazmedemeyen, o makamın gereklerini, yemin ettiği andında ifade edildiği gibi, ‘KKTC’yi yüceltmeyi’ hedeflemeyen birisinin bana demokrasi ve devlet ciddiyeti dersi vermeye kalkışması tam anlamıyla bir talihsizlik, ciddiyetsizlik ve tutarsızlıktır.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın makamın saygınlığını korumak hassasiyeti olsaydı benim eleştirilerim zaten olmazdı. Söylediklerimin ‘kamuoyu nezdinde alıcısı yokmuş’ diyor. Ne yazık ki gerçek dünyadan ne kadar bihaber olduğunu sergiliyor ancak, farkında bile değil veya bilerek bilmezden geliyor.
Her zaman belirttiğim gibi, eleştirilerimin temelinde şahsi bir husumet değil, Sayın Cumhurbaşkanının Kıbrıs konusundaki izlediği politikadan dolayı devletimizin geleceğine dair duyduğum endişeler yatmaktadır.
Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır.
Türk F-16’larla ilgili Rum’a ‘kızmakla’ iş bitmiş olmuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Gerisi…?
Elbette ‘saç beyazlatmak’ değerlidir ancak, beyazlayan her saç teli doğru kararların garantisi değildir.
Eleştiri nedenleri devam ettirildiği sürece, bunlara yönelik eleştirilerimiz de devam edecektir. Temsil ettiğim makamdaki görevim, saçımızın rengine bakmaksızın, ulusumuzun ve devletimizin güvenlik ve çıkarlarını önceleyerek, her zaman gerçekleri söylemektir.
Alınan varsa da alınsın…
Zaten, yarası olan gocunur…”

Dinçyürek: İhalesiz ilaç alımı yapılmadı

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Meclis Genel Kurulu’nda Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Filiz Besim’in eleştirilerine yanıt verdi.

Kürsüye çıkarak açıklamalarda bulunan Dinçyürek, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı tarafından ihalesiz ilaç alımı yapılmadığını vurguladı. Dinçyürek, kamuoyunda “doğrudan alım” olarak ifade edilen yöntemin ihale yasasına uygun bir satın alma şekli olduğunu belirtti.
“Doğrudan alım dediğiniz, ihale yasasına uygun bir yöntemdir. Yasaya uygun bir alımdır” ifadelerini kullanan Dinçyürek, yapılan işlemlerin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğinin altını çizdi.
Dinçyürek: Tüm doğrudan alımlar yasaya uygun
Dinçyürek devamla, doğrudan alım süreçlerinin detaylı şekilde incelendiğini ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini belirtti.
Doğrudan alımlarda hangi firmaların teklif verdiği, hangi firmaların neyi ve ne kadar aldığı gibi tüm detayların araştırıldığını ifade eden Dinçyürek, yapılan incelemeler sonucunda kendisine iletilen ön bilgilerin tüm işlemlerin yasaya uygun olduğu yönünde olduğunu söyledi.
“İhalesiz usule uygun olmayan hiçbir alım yapılmadı, bunun bilgisi net” diyen Dinçyürek, süreçlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü vurguladı.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Merkezi İhale Komisyonu üzerinden 1,3 milyar Türk lirası tutarında ilaç alım ihalesine çıkıldığını da belirtti.
“Randevu sistemini güçlendirdik”
Randevu sistemiyle ilgili eleştirileri de yanıtlayan Dinçyürek, “bir ay önce hastalarımız hekimden nasıl randevu alıyorsa aynı sistem devam ediyor. Bunu kesintiye uğratmadık, bilakis güçlendirdik. Çağrı merkezini 8 kişiden 15 kişiye çıkardık. 70 yaş üstü içinde ayrı bir çalışma yaptık, devreye girecek. Dijital Randevu sistemi büyük bir nimettir, insanlarımız buna adapte olacak. Ama biz bunu devreye sokarken mevcut uygulamayı ortadan kaldırmadık, ilave bir hizmet olarak sunduk. İleri aylarda mümkün olduğunda daha fazla randevunun dijital sistem üzerinden alınmasını sağlamaktır.”

Berova: Tasarruftan taviz verilmeyecek

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bütçe disiplini ve tasarruf tedbirlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Berova, zor ekonomik koşullar ve savaş ortamına rağmen kamu maliyesinde tasarruftan taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Barçın’ın eleştirilerine yanıt veren Berova, 2025 yılında temsil ödeneklerinde yüzde 10’luk tasarruf genelgesine rağmen artış yaşandığını kabul ederek, bu konunun daha önce de Meclis’te ele alındığını ve gerekli açıklamaların yapıldığını belirtti.

“Yüzde 10 tasarruf korunacak”

Bu yıl itibarıyla yalnızca temsil ödeneklerinde değil, tüm kamu harcamalarında tasarruf ilkesinin sürdürüleceğini ifade eden Berova, “Ana hatlarıyla yüzde 10 tasarrufa dokunulmayacak. Bunun karşılığı 3 milyar 900 milyon TL’dir” dedi.

Bütçe açığının bulunduğu ve küresel gelişmelerin kamu maliyesine ek yük getirdiği bir dönemde olduklarını belirten Berova, sürdürülebilirliğin sağlanması adına bu alanda hiçbir şekilde geri adım atılmayacağını söyledi.

Harcırah ve yurt dışı giderlerine kısıtlama

Berova, üst düzey kamu yöneticilerine yönelik harcırah ödemelerinin kaldırıldığını da açıkladı. Üçlü kararname ile atanan müdür ve müsteşarlar için harcırah verilmeyeceğinin ilgili bakanlıklara iletildiğini belirten Berova, bu konuda herhangi bir talepte bulunulmaması gerektiğinin de açıkça ifade edildiğini kaydetti.

Siyasi kamu görevlilerinin yurt dışı ziyaretlerinde de harcırah ödenmeyeceğini vurgulayan Berova, gerekirse bu düzenlemenin mevzuatla da netleştirileceğini dile getirdi.

“Zorlu bir süreçten geçiyoruz”

Ekonomik anlamda hızlı ve ağır bir süreçten geçildiğini ifade eden Berova, teknik ekiplerin ve müsteşarların yoğun şekilde çalıştığını söyledi. İlk acil kararların alındığını belirten Berova, ilerleyen süreçte sivil toplum örgütleri ve ilgili kurumlarla da istişare yapılacağını kaydetti.

Petrol fiyatları yakından izleniyor

Son üç haftada petrol fiyatlarında yaşanan ani yükselişe de değinen Berova, bu konuda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Tedarik açısından yakın dönemde bir sıkıntı öngörülmediğini ifade eden Berova, fiyat artışlarının ise hem vatandaşa hem de kamu maliyesine ek yük getirdiğini sözlerine ekledi.

Berova Barçın’ın “Kamu kaynakları troller üzerinden kullanılıyor” iddialarını da kesin bir dille yalandı.

Amcaoğlu: “Akaryakıt ve enerji için kriz paketi geliyor”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Meclis’te Erkut Şahali’ye yanıt vererek akaryakıt, enerji ve turizm sektörleri için yeni destek paketlerinin hazırlanmakta olduğunu açıkladı.

AMCAOĞLU: “KRİZE KARŞI TÜM SENARYOLARA HAZIRLANIYORUZ”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda CTP Milletvekili Erkut Şahali’nin eleştirilerine yanıt verdi. Amcaoğlu, Körfez’de yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, hükümetin tüm senaryolara karşı hazırlık yaptığını söyledi.

Körfez’deki gerilimin dünya petrol arzının yaklaşık %20’sini ve ticaretin önemli bir bölümünü etkilediğine dikkat çeken Amcaoğlu, bu sürecin tüm ekonomileri derinden sarsacağını ifade etti.

“TURİZM, EĞİTİM VE ÜRETİM İÇİN PAKET HAZIRLANIYOR”

Başbakanın talimatıyla sektör temsilcileriyle toplantılar yaptıklarını belirten Amcaoğlu, özellikle turizm, yükseköğretim ve yerli üretim alanlarında destek paketleri üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Amcaoğlu, enerji maliyetleri, tedarik sorunları ve istihdamın korunmasına yönelik kalıcı destekler ve hibeler içeren paketlerin kısa sürede kamuoyuna duyurulacağını söyledi.

“AKARYAKITTA MALİYETLER HIZLA ARTIYOR”

Akaryakıt tedarik maliyetlerinin ciddi şekilde yükseldiğini vurgulayan Amcaoğlu, navlun giderlerindeki artışa dikkat çekti.

Buna göre, daha önce 6 milyon dolara getirilen bir sevkiyatın 8,5 milyon dolara, son anlaşmalarda ise 11 milyon dolara kadar çıktığını belirtti.

Bakanlık olarak fiyat istikrar fonu aracılığıyla zamları sınırlamaya çalıştıklarını ifade eden Amcaoğlu, aksi halde çok daha yüksek zamlarla karşılaşılabileceğini söyledi.

“TEDARİKTE SORUN YOK, TAKİP SÜRÜYOR”

Ülkedeki akaryakıt stoklarına da değinen Amcaoğlu, aylık yaklaşık 40-45 milyon litre tüketim olduğunu ve mevcut durumda 52 bin ton civarında stok ve sevkiyatın bulunduğunu açıkladı.

Tedarik konusunda şu an için bir kriz olmadığını belirten Amcaoğlu, sürecin anlık olarak takip edildiğini söyledi.

“İÇ PİYASA DARALTILMAYACAK”

Ekonomi Bakanlığı’nın iç piyasayı daraltacak adımlar atmayacağını vurgulayan Amcaoğlu, piyasalarda kısmi bir durgunluk başladığını ancak bunun kontrol altında olduğunu ifade etti.

“EKO SEPET VE DENETİMLER DEVAM EDECEK”

Eko sepet uygulamasına da değinen Amcaoğlu, sistemin avantaj ve dezavantajlarının değerlendirildiğini belirterek, piyasanın kayıt altına alınması ve denetlenmesi için teknolojik altyapının güçlendirildiğini söyledi.

Amcaoğlu, kriz sürecinde ekonominin çarklarının durmaması için tüm araçların kullanılacağını ve çalışmaların aralıksız sürdüğünü vurguladı.

 

Bakan Çavuş’tan 18 Mart mesajı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde yayımladığı mesajda, “Çanakkale Zaferi, Türk milletinin vatan sevgisini tüm dünyaya gösterdiği bir kahramanlık destanı” ifadelerini kullandı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, “Çanakkale Zaferi, Türk milletinin vatan sevgisini, bağımsızlık kararlılığını ve sarsılmaz iradesini tüm dünyaya gösterdiği eşsiz bir kahramanlık destanıdır.” dedi.

Çavuş, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş mesajında, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü gurur, minnet ve derin bir saygıyla andıklarını belirtti.

Çavuş mesajında “Yokluklar ve imkânsızlıklar içinde verilen bu büyük mücadele, milletimizin birlik ve beraberlik ruhuyla neleri başarabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri olarak tarihimize altın harflerle yazılmıştır.” ifadesini kullandı.

Çanakkale’de verilen mücadelenin, yalnızca bir savaşın kazanılması değil; aynı zamanda milletin bağımsızlık ve özgürlük uğruna gösterdiği fedakârlığın en anlamlı simgelerinden biri olduğunu kaydeden Çavuş, bu büyük zaferin, gelecek nesillere bırakılmış onurlu bir miras ve güçlü bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Bakan Çavuş, kahramanların emaneti olan bu topraklara sahip çıkmaya ve onların hatırasını yaşatmaya devam edeceklerini belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’de ve vatan savunmasında canlarını feda eden tüm şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Lefkoşa İlçe Emniyet Kurulu toplandı: Toplantıda, bayram tedbirleri de ele alındı

Lefkoşa’da İlçe Emniyet Kurulu, bayram öncesi güvenlik ve huzur önlemleri ile afet müdahale planını görüşmek üzere Sivil Savunma’da toplanırken, polis ve belediye ekiplerinin 7/24 hazır olduğu açıklandı.

Lefkoşa Kaymakamlığı bünyesindeki İlçe Emniyet Kurulu dün Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Lefkoşa Bölge Müdürlüğü’nde toplandı.

Toplantıda, yaklaşan bayram dolayısıyla ilçe sınırları içerisindeki emniyet ve huzurun sağlanması, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Afet Müdahale Planının anlatılması ve Ortadoğu’da devam eden savaş ile ilgili ülkede oluşabilecek durumlara ilişkin değerlendirme yapıldı.

Lefkoşa Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar paylaşılarak, ilçe sınırlarında bulunan tüm belediyelerin zabıta ekiplerinin, bayram öncesi ile bayram günü ve akşamı olmak üzere 7/24 hazır olduğu belirtildi.

Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nün bayram dolayısıyla şehir içerisinde, yollarda ve alkollü içki satılan mekanlarda gerekli tedbirleri aldığı ve takviye ekiplerinin hazır olduğu kaydedilen açıklamada, içki satışı yapılan yerlerin açık kalma saatleri ile ilgili düzenlemeler yapılması için bayramdan sonra toplantı yapılmasına karar verildiği ifade edildi.

AFET MÜDAHALE PLANI

Toplantıda, Sivil Savunma Lefkoşa Bölge Müdürü Mustafa Duyar’ın, Afet Müdahale Planı (KAMP) ile ilgili sunum yaptığı da belirtilen açıklamada, planın amacının, afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak hizmet grupları ve koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları tanımlamak olduğu ifade edildi. Açıklamada, Afet Müdahale Planında meydana gelmesi muhtemel afet türüne göre Ana Hizmet Grupları ve Destek Hizmet Gruplarının belirlendiği kaydedildi.

Sunat Atun: Zorunlu emeklilik yaşı değişmiyor, tercih esas olacak

Emeklilik yasasına ilişkin tartışmalar sürerken, UBP Milletvekili Sunat Atun, zorunlu emeklilik yaşının 65’e çıkarılmasının gündemde olmadığını belirtti. Atun, düzenlemenin isteğe bağlı olarak kamu çalışanlarına 65 yaşına kadar görevde kalma imkânı tanımayı amaçladığını ifade etti.

Emeklilik yasasına yönelik tartışmalar devam ederken, öneriyi gündeme taşıyan UBP Milletvekili Sunat Atun’dan dikkat çeken açıklamalar geldi. Atun, zorunlu emeklilik yaşı olan 60’ın 65’e çıkarılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

Kanal T’de Seher Güraslan’a konuşan Atun, söz konusu tasarının yaklaşık bir yıl önce hazırlandığını ve yeniden gündeme alındığını belirtti. Düzenlemenin temel amacının, çalışmaya devam etmek isteyen kamu personeline yönelik olduğunu ifade eden Atun, “Kişiler kendi tercihleri doğrultusunda ve kurumlarının onayıyla 65 yaşına kadar görevde kalabilecek” dedi.

Atun, düzenlemenin yalnızca bireysel tercihlere dayanmadığını, aynı zamanda kamudaki ihtiyaçlardan kaynaklandığını dile getirdi. Nüfus artışıyla birlikte kamu hizmetlerine olan talebin yükseldiğine dikkat çeken Atun, yeni hastane ve okul yatırımlarıyla kamu kapasitesinin güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini söyledi.

Bazı kamu dairelerinde emekli olan personelin yerine imza yetkisine sahip deneyimli kadro bulunmasında sıkıntı yaşandığını belirten Atun, hazırlanan düzenlemenin bu boşluğu gidermeyi hedeflediğini kaydetti.

Öte yandan düzenlemenin yalnızca mevcut çalışanları kapsamadığını da ifade eden Atun, kadro artırımlarıyla birlikte gençlere yeni istihdam alanları açılmasının planlandığını belirtti. Bu çerçevede sistemin hem deneyimi koruyan hem de genç istihdamını destekleyen bir denge üzerine kurulmasının amaçlandığı ifade edildi.

Tasarıya ilişkin “ivedilik” kararının geri çekilmediğini, ancak ertelendiğini söyleyen Atun, sürecin sendikalar ve ilgili paydaşlarla yapılacak istişarelerle şekilleneceğini aktardı.

Kaynak: Kıbrıs Postası

Hasipoğlu: 6 bin TL’lik ödemeler bugün yatırılmaya başlandı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kanal T’ye yaptığı açıklamada 6 bin TL’lik ödemelerin bugün itibarıyla hesaplara yatırılmaya başlandığını açıkladı.

Hasipoğlu şunları söyledi:

“Asgari ücretli vatandaşlarımızı desteklemek amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla toplam 12 bin TL’lik katkıyı iki taksit halinde ödeyeceğimizi açıklamıştık. İlk 6 bin TL’lik ödeme Şubat ayında yapıldı. İkinci 6 bin TL’lik ödeme ise bugün itibarıyla hesaplara yatırılmaya başlandı. Bayram öncesinde tüm vatandaşlarımız bu ödemeyi hesaplarında görmüş olacak.

Bu süreçte kapsamı da genişlettik. Daha önce çeşitli nedenlerle ödeme dışında kalan, özellikle 60 yaş üzeri ya da Kasım-Aralık döneminde sigorta primi yatırılmamış vatandaşlarımızı da dahil ettik. Yapılan düzenlemeyle birlikte yaklaşık 19 bin asgari ücretli vatandaşımız bu destekten yararlanmış olacak.”

Başbakanımızın talimatıyla hayata geçirilen bu paketi tamamlayarak verdiğimiz sözü yerine getirmiş oluyoruz.”

HASİPOĞLU, SOSYAL HİZMETLER DAİRESİ’NDE GÖREV YAPAN PERSONELİN DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜ’NÜ KUTLADI

Her yıl Mart ayının üçüncü Salı günü kutlanan Dünya Sosyal Hizmet Günü kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Sosyal Hizmetler Dairesi Şube ve Kaza Amirleri ile makamında bir araya geldi.

Görüşmede konuşan Hasipoğlu, sosyal hizmet uzmanlarının toplumun en kırılgan kesimlerine umut olan önemli bir görevi yerine getirdiğini belirterek sosyal hizmet mesleğinin ihtiyaçlı kesimlere dokunan bir meslek olduğunu vurguladı.

Hasipoğlu, “Toplumun dezavantajlı bireylerine ulaşarak onların hayatlarına dokunan sosyal hizmet uzmanlarımız, sosyal devlet anlayışımızın en güçlü temsilcileridir. Sosyal Hizmetler Dairesi bünyesinde görev yapan tüm personelimizin Dünya Sosyal Hizmet Günü’nü kutluyor hepinize teşekkür ediyorum’’ diyerek sosyal hizmetin insana dokunan bir meslek olduğuna dikkat çekti.

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de konuşmasında tüm sosyal hizmet uzmanlarının kendi özel hayatlarından taviz vererek büyük bir özveriyle destek içinde çalıştıklarını söyledi.

Sosyal meselelerin yıllar içinde arttığına ve dairenin kapasitesinin güçlendirilmesi yönünde kadro sayısının arttırıldığına dikkat çeken Ecevit, yeni istihdam edilen personelle dairede profesyonelleşmenin önünün açıldığını ve kurumda çalışan nitelikli personel sayısı ile vatandaşa verilen hizmet kalitesinin arttığını ifade etti.

Daire olarak üretmeye ve değiştirmeye gayret ettiklerini belirten Ecevit, ‘‘Tüm personelimize desteklerinden ve gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum’’ dedi.

KKTC NOTAM yayımlayarak kendi hava sahasında tek yetkili otorite olduğunu vurguladı

KKTC bir NOTAM yayımlayarak kendi hava sahasında hava trafik ve havacılık bilgi hizmetlerini sağlama konusunda tek yetkili otorite olduğunu vurguladı.

NOTAM ile bölgede faaliyet gösteren tüm hava araçlarının uçuş emniyetini azami düzeyde gözetmeleri, yayımlanan havacılık bilgilerini dikkatle takip etmeleri ve ilgili hava trafik birimleri ile koordinasyon içerisinde hareket etmeleri istendi.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı yazılı açıklama yaparak konuyla ilgili bilgi verdi.

Açıklamada, Rum Yönetimi’nin yer seviyesinden 5 bin 486 metreye kadar olan hava sahasında uçuş yapacak tüm hava araçlarına tavsiyelerde bulunulan ve Rum Yönetimi’nin bölgede muhtemel askeri faaliyetler gerçekleştirileceği duyurulan bir NOTAM yayımladığı kaydedildi. Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM’ın Kıbrıs’ın kuzeydoğu bölgesini kapsadığı ve Ercan Tavsiyeli Hava Sahası ile kesiştiği belirtilen açıklamada, KKTC’nin yayımladığı ile “Rum Yönetimi’nin kesişen bölgelerdeki NOTAM’ının geçersiz kılındığına” vurgu yapıldı.

Açıklama aynen şöyle:

“Doğu Akdeniz’deki hava sahasına ilişkin son gelişmeler hakkında kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Kıbrıs adasının güneyi ve doğu açıklarını kapsayan geniş bir deniz sahası için, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından A0345/26 numaralı bir NOTAM yayımlanmış ve söz konusu bölgede muhtemel askeri faaliyetler gerçekleştirileceği duyurulmuştur. Bu NOTAM ile, yer seviyesinden 5 bin 486 metreye kadar olan hava sahasında uçuş gerçekleştirecek tüm hava araçlarına dikkatli olmaları ve ilgili hava trafik kontrol birimleriyle sürekli temas halinde bulunmaları tavsiye edilmektedir.

Bununla birlikte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yayımlanan NO100/26 numaralı NOTAM ile söz konusu ilan değerlendirilmiş; KKTC’nin kendi hava sahasında hava trafik ve havacılık bilgi hizmetlerini sağlama konusunda tek yetkili otorite olduğu vurgulanmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM, Kıbrıs adasının Kuzey Doğu bölgesinde olduğu ve Ercan Tavsiyeli Hava Sahası ile kesişmesi nedeniyle, bu kesişen bölgelerde NOTAM’ı geçersiz kılan NOTAM yayımlanmıştır.

Bu çerçevede, bölgede faaliyet gösteren tüm hava araçlarının uçuş emniyetini azami düzeyde gözetmeleri, yayımlanan havacılık bilgilerini dikkatle takip etmeleri ve ilgili hava trafik birimleri ile koordinasyon içerisinde hareket etmeleri büyük önem arz etmektedir.”

Ertuğruloğlu: “Çanakkale, Türk milletinin asla pes etmeyeceğinin destanıdır”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Çanakkale, Türkün karakter ve kabiliyetini yansıtan; bağımsızlık ve varlık mücadelesinde asla pes etmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiği büyük destandır.” ifadelerini kullandı.

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımlayan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, söz konusu vatan olduğunda Türk milletinin birlik olup topyekûn şahlandığını ve “yenilmez” denilen güçlerin Çanakkale’de yenildiğini kaydetti.

“Çanakkale geçilmez” ruhunun Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine de ilham verdiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, “Bizler için Çanakkale ve 20 Temmuz ruhu, vatanımıza ve hürriyetimize olan sarsılmaz bağlılığımızın ve mücadelemizin temel dayanağıdır” ifadelerini kullandı.

 

Ertuğruloğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile vatan uğruna hayatını kaybeden aziz şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi, diplomatik temsilciler için iftar programı düzenledi

Kıbrıs Vakıflar İdaresi (EVKAF), ramazan ayı kapsamında diplomatik temsilcilere yönelik geleneksel iftar programı düzenledi.

EVKAF’tan yapılan açıklamaya göre, kültürler arası diyalog ve iş birliğini güçlendirmek amacıyla üç yıldır düzenlenen iftar programında, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Khassim Diagne’nin yanı sıra, Güney Kıbrıs’ta görev yapan büyükelçiler, dini liderler ve farklı ülkelerden davetliler bir araya geldi.

Program, Din İşleri Başkanı Hakan Moral’ın ezan okuması ve dua etmesiyle başladı.

EVKAF Müdürü Mustafa Tümer ise programda yaptığı konuşmada, ramazan ayının paylaşma ve hoşgörü değerlerine dikkat çekerek, bu tür buluşmaların uluslararası ilişkilerde diyalog ve iş birliğine katkı sağladığını dile getirdi.

Program, katılımcılara Kıbrıs’a özgü hediyeliklerin takdim edilmesiyle sona erdi.

Erdoğan: Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Alemlerin Rabb’inden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, yarışmanın büyük finali vesilesiyle katılımcıları milletin evinde ağırlamaktan, manevi havayı birlikte solumaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu söyledi.

Katılımcılara, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, bu gazi mekana “hoş geldiniz” diyen Erdoğan, “Bugün bizlerle beraber olan hocalarımıza, hafızlarımıza programa teşrif eden Kur’an bülbülü kardeşlerime ve siz kıymetli konuklarımıza canıgönülden teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında artık uğurlamakta olduğumuz ehli imanın üstüne saye salan, ehli irfanın üstüne nur gibi doğan Ramazan-ı Şerif’inizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.” dedi.

Erdoğan, kalplere sürur, hanelere huzur, sofralara bereket getiren bu mübarek günlerin hem uhuvveti hem de muhabbeti güçlendirmesini Allah’tan niyaz ederek, şöyle konuştu:

“Aynı şekilde yardımlaşma ruhunun zirve yaptığı bu rahmet mevsiminin ülkemiz, milletimiz, İslam dünyasındaki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bu gece yüce Allah’ın bin aydan daha hayırlı olduğunu müjdelediği Leyle-i Kadri de inşallah idrak etmenin sevincini yaşıyoruz. Beşeriyetin Hazreti Kur’an ile müşerref olduğu bu kutlu gecenin gerek milletimiz, gerekse İslam alemi için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Edeceğiniz duaların, yapacağınız ibadetlerin, semaya açılan ellerden arşı alaya yönelen kalplerden intişar edecek o samimi niyazların Hak katında kabul ve karin olmasını diliyorum.”

“Yeise düşmek bize haram kılınmıştır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Gazze’deki mazlumlar başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde ramazanı ve Kadir Gecesi’ni zorlu şartlar altında ihya etmeye çalışan tüm kardeşlerime, yine buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. İmkanlar ne kadar kısıtlı, zalim ne kadar azgın, zulüm ne kadar şedit olursa olsun ümidini yitirmeyen dirayetle, metanetle, sabırla ve elbette izzet ve haysiyetle var oluş mücadelesi veren tüm kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ve daima yanlarında olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum.”

Özellikle içinde bulunulan kasvetli günlerde paylaşmak istediği bir mesajı olduğunu aktaran Erdoğan, “Yeise düşmek bize haram kılınmıştır. Müstekbir ve müstevliye boyun eğmek, zulme rıza göstermek bize yasaklanmıştır. Alemlerin Rabb’inden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız. Onu da yapamıyorsak hiç olmazsa kalbimizle buğzedeceğiz. Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da, Somali’de, Yemen’de, Arakan’da kalbimizin attığı, elimizin uzandığı her yerde mazlumların, masumların, gariplerin, yetim ve öksüzlerin yanında olmaya inşallah devam edeceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Yine sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizin yanı sıra yeryüzünün dört bir yanında İ’la-yi Kelimetullah davasına gönül veren, kendisini bu yola vakfeden, ilmiyle, ahlakıyla, gayesiyle, eserleriyle, cehdi ve emeğiyle ümmete katkı sunan Fahri Kainat Efendimizin bizlere emanet ettiği ve her ikisine de sımsıkı sarıldığımız müddetçe yolumuzu şaşırmayacağımızı müjdelediği Kur’an ve sünneti dimağlara nakış nakış işleyen tüm hocalarımıza, kardeşlerimize buradan saygı, sevgi ve şükranlarımı iletiyorum.”

“Bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz”

İslam’a, Müslümanlara ve insanlığa hizmet etmiş, hayatını ‘Emri bil maruf nehyi anil münker’ yoluna adamış ve sonunda emaneti sahibine teslim ederek fani dünyadan ukbaya göç etmiş tüm hocaları ve tüm büyükleri rahmetle yad ettiğini dile getiren Erdoğan, “Rabb’im hepsinden razı olsun, onları cennetiyle cemaliyle şereflendirsin. Bizleri de inşallah efendimizin Liva-ül Hamd sancağı altında kendileriyle haşr-u cem eylesin. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur’an bülbüllerini tebrik ediyorum.” dedi.

Erdoğan, aynı şekilde büyük finale katılan tüm karileri, hafızları ve hocaları da yürekten kutladığını belirterek, “10’uncu yaşını dolduran Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasının daha nice seneler devam etmesini, bu müstesna organizasyonun hanelerimizi daha nice yıllar Kur’an sesleriyle tezyin etmesini diliyorum.” dedi.

Bu kıymetli programı 10 sene boyunca ekranlara taşıyıp, çok geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturan TRT ailesini ve katkı sunan Diyanet İşleri Başkanlığını bilvesile tebrik eden Erdoğan, “Jüri üyelerimize, seçici kurulumuza, yarışmada emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyor, Rabb’im bu gayretlerinizi inşallah hayra tebdil eylesin diyorum.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hepimiz biliyoruz ki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Biz zaman zaman unutma gafletine düşsek bile hamdolsun gerçekten çok nasipli, şerefli, çok talihli bir milletiz. Rahmet elçisinin ‘Kardeşlerim onlardır ki, beni görmedikleri halde bana iman ederler’ lütfuna nail olmuş bir ümmetiz. Kim ne derse desin, bu iltifatı kendimiz için en büyük şeref payesi olarak görüyor, bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz. Öyle bir değerler manzumesini tevarüs ediyoruz ki bu kıymet havuzunda güzellik, merkezi bir konumda yer alıyor. Zira insanın en güzel surette ahsen-i takvim üzere yaratıldığı Kitabullah’ta zikrediliyor.”

“Sizleri vesile kılarak, Peygamber-i Zişan Efendimizin güzel ahlakıyla ahlaklanmayı tüm ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin diyorum”

Zümer Suresi’ni anımsatan Erdoğan, şifa kaynağı, rahmet vesilesi, hidayet ve hayat rehberi Kur’an-ı Kerim’in şüphesiz sözlerin en güzeli olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Peygamber’in bir hadis-i şerifinde “Şüphesiz ki Allah güzeldir ve güzelliği sever.” diyerek, bu hakikati en yalın, en sade şekliyle ifade buyurduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

“Şu husus da son derece dikkat çekicidir. Hadis kaynaklarımıza baktığımızda gönüller sultanının, Kur’an-ı Kerim’in hızlı okunmaması konusunda ashabını ikaz ettiğini, Kelamullah’ın ahenkle, huşu ile tevşih ile hülasa güzel bir sesle tertil ve teenni edilmesinden hoşnut olduklarını görüyoruz. Bu noktada Resul-i Kibriya Efendimizin tavsiyelerine harfiyen uyarak kıraatleriyle, tilavetleriyle, o apaydınlık sesleriyle hem haşyetimizi artıran hem de kalplerimize dokunan buradaki tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizleri vesile kılarak, Kur’an ve sünnetin istikametinden ayrılmamayı, son nefesimize kadar sırat-ı müstakim üzre bir hayat sürmeyi, Peygamber-i Zişan Efendimizin güzel ahlakıyla ahlaklanmayı hepimize, tüm ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin diyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hira’da ‘Oku’ ayetiyle başlayan kutlu vahiy, o ebedi kurtuluş çağrısını hayatımızın bütününe tatbik etmeye, Peygamber Efendimizin siret ve sünnetini tüm derinliğiyle en güzel surette idrak etmeye bizleri müyesser eylesin diye dua ediyorum. Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Allah’tan gelen sonsuz icaz, sonsuz mana, sonsuz ahenk, sonsuz nizam, sonsuz azamet, sonsuz hikmet, sonsuz ölçü, sonsuz nispet çağlayanı.’ olarak tarif ettiği Kur’an’ın çağlar üstü mesajını dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya Cenabı Mevla bizleri mezun eylesin diyorum.” diye konuştu.

“Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız”

İslam dünyası olarak çok dik bir yokuşu tırmanmak zorunda kaldıkları zorlu bir güzergahta olduklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Yakın çevremizden başlayarak bölgemizin ve gönül coğrafyamızın pek çok noktası bugün maalesef savaşlarla, krizlerle, acılarla boğuşuyor. Masum çocuklar, savunmasız insanlar, on binlerce kardeşimiz ardı arkası kesilmeyen bombalarla, kurşunlarla, saldırılarla şehit ediliyor. Bu yangının daha da büyümeden söndürülmesi, daha fazla insanın hayatını kaybetmemesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım. Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süregelen tartışmaları, imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte daha sonra çözüme ulaştırmak üzere bir kenara bırakmamız gerekiyor. Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak birbirimize destek olmamız, birbirimizin yaralarına merhem olmamız gerekiyor. Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız.”

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şunu hiçbirimiz unutmamak mecburiyetindeyiz. Bir asır önce yazılan kirli ve kanlı senaryoların bugün tekrar sahnelenmesine izin verirsek, bunun vebalini ne biz ne de bu oyuna gönüllü ya da gönülsüz figüranlık edenler asla taşıyamaz. Şayet bölgemizde akan kanı durdurmak, annelerin, çocukların, masumların gözyaşlarını silebilmek, acının ve hüznün olmadığı müreffeh bir gelecek inşa etmek istiyorsak vahdet bilincimizi canlı tutacağız. Rehberimiz, kılavuzumuz, önderimiz, Efendimiz, ‘Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.’ buyuruyor. İşte bu ruha, bu idrake, bu bilince, dört elle sarılmamız, bu binada en küçük bir hasarın oluşmaması, eksik ve gediğin açılmaması için ne gerekiyorsa yapmamız boynumuzun borcudur. Aksi takdirde ‘böl, parçala, yönet’ planlarının kurbanı olmaktan Allah muhafaza kurtulamayız.”

“İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır”

Erdoğan, Mevlana’nın sözlerine atıfta bulunarak, “Mevlana Hazretlerinin hikmet dolu şu sözlerini kendimize rehber edinmeli, bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. O büyük gönül sultanı şöyle diyordu, ‘Bu dünyaya ayırmaya, bölmeye gelmedik. Biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik. Biz bir imtihan vesilesi olan dünyaya Cenab-ı Allah’a kulluk yapma yanında aynı zamanda işte bunun için geldik.’. İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır. Ezeli ve ebedi kardeşliğimizi her şart altında yüceltmektir. Bu noktada hem millet hem de İslam dünyası olarak hepimizin üzerine düşen mesuliyeti en güzel şekilde yerine getireceğine ben şahsen gönülden inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada şunu tüm kalbimle ifade ve ilan etmek istiyorum. Zifiri karanlıkların inşallah kardan aydınlık günlere dönüşeceği dönemler yakındır. İnşallah uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü, kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bulunan siz değerli kardeşlerime baktıkça bu inancımın daha da pekiştiğini, daha da güçlendiğini ayrıca ve özellikle ifade etmek istiyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Bu düşüncelerle milletimizle birlikte İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’ini ve Leyle-i Kadrini bir kez daha tebrik ediyorum.”

Yarışmada dereceye giren ve ödül alan kardeşlerini tebrik eden Erdoğan, programda emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, TRT ailesi adına TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı tarafından hediye takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra yarışmada birinci olan Enes Özsoy, ikinci olan Furkan Çınar ve üçüncü olan Muhammed Sizcan’a ödüllerini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve beraberindekilerle aile fotoğrafı çektirdi.

ABD Başkanı Trump’tan Venezuela için “51. eyalet” paylaşımı

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’nın “ABD’nin 51. eyaleti” olabileceğini ima eden paylaşımda bulundu.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela’nın beyzbol yarı finalinde İtalya’yı 4-2 mağlup ettiğine işaret etti.

“Venezuela’da son zamanlarda iyi şeyler oluyor. Bu sihrin neyle ilgili olduğunu merak ediyorum. 51. eyalet olmak isteyen var mı?” ifadelerini kullanan Trump, Venezuela’nın “ABD’nin 51. eyaleti” olabileceğini ima etti.

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, Kasım 2025’te, ABD’nin ülkesini “51’inci eyalet” yapmayı amaçladığını öne sürmüştü.

Trump daha önce de Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması gerektiğini dile getirmişti.

Ne olmuştu?

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 3 Ocak’ta patlama ve uçak sesleri duyulmuş, Venezuela yönetimi patlamaların ardından ABD’yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıklamıştı.

Venezuela yönetimi, ABD’nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulunmuş, bazı ülkeler saldırıyı eleştirirken açıklamalarıyla ABD’ye destek verenler de olmuştu.

Güney Kıbrıs NOTAM’ına KKTC’den sert tepki

Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yayımladığı askeri faaliyet içerikli NOTAM’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden “hükümsüz” yanıtı geldi.

Doğu Akdeniz’de hava sahasına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs adasının güneyi ve doğu açıklarını kapsayan geniş bir deniz sahası için A0345/26 numaralı bir NOTAM yayımlayarak bölgede muhtemel askeri faaliyetler gerçekleştirileceğini duyurdu.

Yayımlanan NOTAM kapsamında, yer seviyesinden 5 bin 486 metreye kadar olan hava sahasında uçuş yapacak tüm hava araçlarına dikkatli olmaları ve ilgili hava trafik kontrol birimleriyle sürekli temas halinde bulunmaları tavsiye edildi.

Buna karşılık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de NO100/26 numaralı NOTAM ile söz konusu ilanı değerlendirdi. KKTC tarafından yapılan açıklamada, kendi hava sahasında hava trafik ve havacılık bilgi hizmetlerini sağlama konusunda tek yetkili otoritenin KKTC olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan ilgili NOTAM’ın hükümsüz olduğu ifade edildi.

Yetkililer, bölgede faaliyet gösteren tüm hava araçlarının uçuş emniyetini en üst düzeyde gözetmeleri, yayımlanan havacılık bilgilerini dikkatle takip etmeleri ve ilgili hava trafik birimleri ile koordinasyon içinde hareket etmelerinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

İçişleri Bakanlığı duyurdu: E-Devlet şifreleriyle ilgili yeni düzenleme

Kaymakamlıklar aracılığıyla verilen e-Devlet şifrelerine ilişkin prosedürde değişiklik yapıldı. 18 yaşından küçükler için şifre verilmeyecek, yatalak, engelli ve yaşlı bireyler için ise yetkili temsilci aracılığıyla işlem yapılabilecek.

İçişleri Bakanlığı, e-Devlet şifrelerinin verilmesine ilişkin yeni düzenlemeleri içeren bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, şifre dağıtım prosedüründe bazı ilave düzenlemelere gidildiği bildirildi.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, e-Devlet şifrelerinin Kaymakamlıklar tarafından verildiği hatırlatılarak, yaşanan güncel gelişmeler doğrultusunda mevcut şifre dağıtım prosedüründe bazı ilave düzenlemelerin yapılmasının uygun görüldüğü ifade edildi.

ÇOCUKLAR İÇİN E-DEVLET ŞİFRESİ ALIMI

Açıklamaya göre, 18 yaşından küçük çocuklara e-Devlet şifresi verilmeyecek. Ebeveynler, kendi e-Devlet sistemleri üzerinden çocukları adına işlem yapabilecek. 18 yaşından gün almış veya 18 yaşını doldurmuş kişiler ise kimlik kartlarını şahsen ibraz ederek e-Devlet şifrelerini temin edebilecek.

YATALAK, ENGELLİ VEYA YAŞLI BİREYLER İÇİN E-DEVLET ŞİFRESİ ALIMI

Şifre almaya fiziki sebeplerle gelemeyecek durumda olan yatalak, engelli veya yaşlı bireylerin bulunduğuna da dikkat çekilen açıklamada, bu gibi durumlarda söz konusu kişilerin şifresini alacak temsilcilerin bazı belgeleri ibraz etmesi gerektiği belirtildi.

Buna göre temsilcilerin; şifre sahibince yetkilendirildiklerini gösteren ve muhtar ile iki aza huzurunda onaylanmış belgeyi ve/veya tasdik memurları tarafından onaylanmış belgeyi, şifre alma işlemi sırasında şifre dağıtım memuruna sunmaları gerekecek.

Ayrıca, Fasıl 277 Yasası tahtında mahkeme kararı ile atanmış vasilerin de ilgili mahkeme kararını ibraz etmek suretiyle söz konusu kişilerin şifrelerini teslim alabileceği bildirildi.

Açıklamada ayrıca söz konusu belgelerin, teslim belgeleri ile birlikte haftalık olarak kuruma gönderileceği ifade edildi. E-Devlet portalında kişisel bilgi, belge ve raporlar bulunduğuna dikkat çekilerek, doğabilecek hukuki sorunların önlenmesi amacıyla konunun hassasiyetle ele alınmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Öte yandan yayımlanan bildirinin Kaymakamlıkların ilan tahtalarında ve Muhtarlıkların görevli olduğu bölgelerde vatandaşların görebileceği alanlarda en az iki hafta süreyle askıda kalacağı da belirtildi.

ATUN: 20 YIL ÖNCEKİ KKTC BUGÜNKÜ KKTC AYNI MI?

Genel Kurul’da, Emeklilik (Değişiklik) Yasa Önerisi’nin, İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nde ivedilikle görüşülmesine ilişkin tezkeresi sunuldu.
UBP Grup Başkan Vekili ve öneri sahibi Sunat Atun, bu çalışmanın, ülkenin kamusal, kurumsal kapasitesinin daha da iyileştirilmesi için olduğunu ifade etti.
Türkiye, Fransa, İngiltere, İrlanda, Malta, İspanya, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Güney Kıbrıs’taki emeklilik yaşlarına işaret eden Atun, “Avrupa coğrafyasını her konuda kendimize bir gösterge, bir ölçek olarak alıyoruz. Avrupa 65 ve üzeri olduğunu gösteriyor” dedi.
Yapılan teşkilat yasalarında kadroların artırıldığını dile getiren Atun, oranın neredeyse yüzde yüze yakın olduğuna dikkat çekti. “Ülkenin ölçeği, ekseni, bedeni büyüyor. 40-50 yıllık düzen elbette genişleyecek. Genişleyecek, gelişecek ve değişecek. Gönül isterdi ki bunu genel bir kamu reformu çerçevesinde yapalım, kamu reformu yapılacaksa biz herkesten önce varız. Keşke 20 yıldır yapılabileydi” diye konuştu.
Kamu reformu yapılana kadar ülkenin değişiklik gösterdiğini kaydeden Atun, “20 yıl önceki KKTC bugünkü KKTC aynı mı? Bana sorarsanız hiçbir yönden değil” dedi.
CTP Genel Başkanı İncirli’nin teamül gereği ivedilik önerisinin bir gün önce verilmesi gerektiğine dair ifadesini aktaran Atun, bu aşamada ana muhalefetin önerisini yapıcı bir adımla ortaya koymak adına ivediliğin ertelenmesinin uygun olduğunu kaydetti.
Bunun üzerine ivedilik oylaması yapılmadı.

Çavuş: İskele Bölgesine Yatırımın Önünü Açtık

Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı ele alındı. Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi Başkanı Yasemi Öztürk, tasarıya ilişkin raporu okudu. Öztürk, tasarının Komitede oy çokluğuyla kabul edildiğini kaydetti.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş konuşmasında, “Bu yasayla birlikte bizim yaptığımız bir değişiklik yok” diyen Çavuş, İTÜ kuruluş yasasının CTP döneminde geçtiğini belirtti.
Geçmiş hükümetlerin yaptığı sözleşmeleri yasallaştırıldıklarını kaydeden Çavuş, “2009’daki hükümetin protokolüne, 2010’daki protokole ve 2015’te Özkan Yorgancıoğlu’nun döneminde beş bin dönüm arazi için yapılan sözleşmeye saygı duyuyoruz ve yatırıma dönüştürme fırsatı veriyoruz” dedi.
“Biz sadece İskele bölgesine yatırımın önünü açtık” diye konuşan Çavuş, farklı bir çalışma yapmadıklarını yineledi. Bölgeye yatırım için emek harcayan tüm vekillere teşekkür eden Çavuş, yasal mevzuatın tamamlanması için eksik olan bacağı hayata geçirdiklerini ifade etti.