Erdoğan teneke tıngırtısı dedi: Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarının gasbedilmesine de müsaade etmeyiz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Akdeniz ve Ege başta olmak üzere hiçbir bölgede Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün haklarının gasp edilmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, “Elinde 70 binden fazla Filistinli kardeşimizin kanı olanların hadsizliklerinin bizim nazarımızda teneke tıngırtısından farkı yoktur” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, GKRY, Yunanistan ve İsrail arasında gerçekleştirilen üçlü toplantılara işaret ederek, Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarını hedef alan hiçbir girişimin karşılıksız kalmayacağını vurguladı.

Recep Tayyip Erdoğan, “İster Doğu Akdeniz’de ister Ege’de isterse başka bir yerde olsun; biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, elinde 70 binden fazla Filistinlinin kanı olduğunu ifade ettiği çevrelerin açıklamalarını “teneke tıngırtısı” olarak nitelendirerek, Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarının gasbedilmesine de izin vermeyeceklerini söyledi.

“Anlaşmalar yapılabilir, imzalar atılabilir, sipariş sorularla çeşitli mesajlar da verilebilir. Bunların hiçbiri bizi bağlamaz, bizim politikamızı değiştirmez” ifadelerini kullanan Erdoğan, Türkiye’nin oyuna gelmediğini ve gelmeyeceğini belirtti.

Erdoğan, tahriklere kapılmadıklarını ve kapılmayacaklarını da vurgulayarak, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalar çerçevesinde, tarihî tecrübesine ve köklü devlet geleneğine uygun şekilde hareket etmeyi sürdüreceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin vakarla, basiretle, sağduyuyla ve sükûnetle yoluna devam edeceğini ifade etti.

Çavuşoğlu, YÖK Başkanı Özvar ile bir araya geldi

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile yaptığı görüşmede, KKTC–Türkiye yükseköğretim iş birliğinin nitelik ve sürdürülebilirlik temelinde güçlendirilmesi konusunda ortak iradenin teyit edildiğini vurguladı.

Ankara’da temaslarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile bir araya geldi.

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, görüşmede eğitimde dijitalleşme, yükseköğretimde kalite güvencesinin güçlendirilmesi, iki ülke üniversitelerinin araştırma kapasitesinin artırılması ve uluslararası ortak yayınlar gibi başlıklarda görüş alışverişinde bulunuldu. KKTC ve Türkiye arasındaki yükseköğretim iş birliğinin, nitelik ve sürdürülebilirlik temelinde daha da güçlendirmeye yönelik ortak irade teyit edildi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu görüşmede yaptığı konuşmada, iki ülkenin yükseköğretim alanındaki güçlü iş birliğine dikkat çekerek, bu çerçevede yürütülen çalışmaların ve tecrübe paylaşımının çok kıymetli olduğunu vurguladı. Bu görüşmenin, iki kurum arasında periyodik olarak gerçekleştirilen rutin ve verimli toplantılardan biri olduğunu belirten Çavuşoğlu, destekleri için YÖK Başkanı Özvar’a teşekkür etti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise Çavuşoğlu ve heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bugüne kadar verilen desteklerin bundan sonra da devam edeceğini belirtti. Özvar, KKTC üniversitelerini, Türkiye’deki üniversitelerden ayırmadıklarını kaydetti. KKTC’de yükseköğretimin geliştirilmesi için ele alınması ve yapılması gereken pek çok konu olduğuna işaret eden Özvar, iş birliği mesajını yineledi.

Çavuşoğlu’na temaslarında, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Aytunç Şirket, Özel Kalem Müdürü Kemal Şöföroğlu, Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Murad Aktuğ,  Yüksek Öğrenim ve Dışilişkiler Dairesi Müdürü Behcet Çelebi ve Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi Müdürü Gökmen Davutoğlu eşlik ediyor.

HASİPOĞLU’NDAN BAKÜ’DE ULUSLARARASI MESAJLAR

“KKTC YALNIZ DEĞİLDİR”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu’nun Azerbaycan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaretin ikinci gününde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına uluslararası nitelik taşıyan önemli temaslar gerçekleştirildi. Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Bakanlığı’nın davetiyle Bakü’de bulunan heyet, program kapsamında Azerbaycan Milli Meclisi’ni ziyaret etti.
Azerbaycan Milli Meclisi’nde Musa Quliyev başkanlığında; Jale Aliyeva, Azer Allahverənov ve Hikmet Mammadov’dan oluşan milletvekili grubu, KKTC heyetini kabul etti.
Bakan Hasipoğlu’na Bakanlık Müdürü Berna Bayur, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit, Özel Kalem Müdürü Derviş Bayraktar, Danışman Eda Özçetiner Demir, KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer ve Bakü Temsilciliği 3. Sekreteri Görkem Reis eşlik etti.
Görüşmede, Azerbaycan ile KKTC arasındaki kardeşlik bağlarının kurumsal düzeyde daha da güçlenmesine yönelik mesajlar verildi.

 

“İLHAM ALİYEV’İN KKTC’YE VERDİĞİ DESTEK TARİHİDİR”
Görüşmede konuşan Bakan Hasipoğlu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in doğum gününü kutlayarak konuşmasına başladı. Sayın Aliyev’in, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde asıl üye olarak görmek istiyoruz” yönündeki tarihi açıklaması ve “KKTC yalnız değildir” mesajının, KKTC halkı için büyük anlam taşıdığını vurguladı. Azerbaycan’ın KKTC’ye verdiği kararlı ve devam eden destekten dolayı teşekkürlerini iletti.

“BİR MİLLET ÜÇ DEVLET, ULUSLARARASI BİR VİZYONDUR”

Bakan Hasipoğlu, Başbakan Sayın Ünal Üstel liderliğinde, üç parti arasında imzalanan iş birliği anlaşmasıyla ivme kazanan “bir millet üç devlet” anlayışının yalnızca siyasi değil, aynı zamanda uluslararası bir vizyonun yansıması olduğuna dikkat çekti. Merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in yıllar önce dile getirdiği “bir millet iki devlet” sözünün, bugün KKTC’nin de dahil olduğu “bir millet üç devlet” anlayışına dönüştüğünü ifade etti.

KKTC–AZERBAYCAN DOSTLUK GRUBU’NA TEŞEKKÜR

Azerbaycan Milli Meclisi’nin, KKTC’nin resmi adını meclislerinden geçirerek KKTC–Azerbaycan Dostluk Grubu oluşturmasının ve bu grubun aktif biçimde çalıştırılmasının, uluslararası alanda KKTC’nin görünürlüğü açısından son derece önemli olduğunun altını çizdi.
Ziyaret kapsamında ayrıca, Türkiye–Azerbaycan Yatırım Forumu dolayısıyla Azerbaycan’da bulunan Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz ile de görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede, Türkiye–Azerbaycan–KKTC arasındaki iş birliğinin, bölgesel istikrar ve Türk dünyasının geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğu vurgulandı.

“ÜÇ DEVLET, TEK MİLLET BİLİNCİYLE YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”
Bakan Hasipoğlu, açıklamalarında “Üç Devlet, Tek Millet” bilinciyle hareket ettiklerini belirterek; Azerbaycan, Türkiye ve ülkemiz arasındaki ilişkilerin, Cumhurbaşkanları Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın İlham Aliyev’in güçlü liderlikleriyle geliştirilen vizyon doğrultusunda derinleştiğini ve bu sürecin KKTC’nin uluslararası alanda hak ettiği yeri almasına katkı sağladığını ifade etti.

Bakan Hasipoğlu ve heyeti , BM’nin katılıkıyla gerçekleşen Dijital Dünyada Çocuk Haklarının Korunmasına İlişkin Ortak Deklarasyonu ile ilgili olarak Azerbaycan Aile Bakanının davetlisi olarak bulunduğu Azerbaycan’dan bugün yurda dönüyor

“Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası”

İtalya’nın Roma takımında forma giyen milli futbolcu Zeki Çelik, play-off’ları geçerek 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılacaklarına inandığını söyledi.

Anadolu Ajansının Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY’un katkılarıyla hayata geçirdiği “2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar” projesinin ikinci konuğu olan Zeki Çelik, İtalya’nın başkenti Roma’da açıklamalarda bulundu.

24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirmek için mücadele veren A Milli Takım futbolcularını, Türk halkına daha yakından tanıtmak ve milli takım taraftar olgusunu güçlendirmek için gerçekleştirilen projede, milli oyuncuların Dünya Kupası hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadığı şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı bir şekilde ele alınacak.

2026 FIFA Dünya Kupası’na katılmak için mart ayında tek maç eleme usulüne göre oynanacak play-off maçlarının zorlu geçeceğini ancak milli takım olarak buna hazır olduklarını belirten Zeki, “Romanya, son dönemlerde çıkış yakalayan bir rakip. Bizim için çok kritik bir maç. Romanya maçını kesinlikle kazanmamız ve Dünya Kupası hayaline bir adım daha yaklaşmamız gerekiyor. Ondan sonra Slovakya veya Kosova gelecek. O maçı da kazanacağımıza inanıyorum. Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası’na katılmak.” dedi.

“Lucescu, çok kaliteli bir hoca ve Romanya’nın başında, dikkatli olmamız gerekiyor”

Ay-yıldızlı ekibin kadrosunda bulunduğu için gurur duyduğunu aktaran Zeki Çelik, A Milli Takım formasını giydiği ilk gün hakkında, “İlk milli takıma seçildiğim zaman ailem ve arkadaşlarımdan ne kadar mesaj aldığımı anlatamam. Sağ olsun şu an Romanya’nın hocası Lucescu, beni o zaman milli takıma çağırmıştı. İlk iki kampta oynatmadı ama sonra Rusya maçında son beş dakika oyuna aldı. Benim için unutulmaz bir andı. Çok heyecanlıydım. O maçlarda oynamak beni Avrupa’ya taşıdı. Lille transferimi daha da kolaylaştırdı. Lucescu, gerçekten çok kaliteli bir hoca ve Romanya’nın başında, dikkatli olmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

Milli takım kamplarının çok neşeli geçtiğini dile getiren Zeki Çelik, “Milli takıma geldiğimde her zaman çok neşeli bir takım görüyorum. Yemeklerde ve sonrasında kimse doğrudan odasına gitmiyor, herkes birbiriyle muhabbette, birileri masa tenisi, birileri bilardo, birileri PlayStation oynuyor. Herkes birbiriyle iletişim halinde ve bu formanın değerinin farkında. Hem genç hem de enerjik bir takımımız var.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin 24 yıllık Dünya Kupası hasretinin hatırlatılması üzerine 28 yaşındaki milli futbolcu, “Kesinlikle bu hasreti sona erdirmek istiyoruz. En son Dünya Kupası’na gittiğimizde 5-6 yaşındaydım ve hala o maçların özetlerini izlediğimde ne kadar güzel bir duygu olduğunu hissedebiliyorum. Ülkemiz için çok gurur verici bir olay. Bu takım, çok kaliteli bir takım ve oraya gitmeyi hak ediyor. Geçen sene hazırlık maçı oynamaya ABD’ye gitmiştik ve ortamı gördük. Keyifli bir ortam. Ben her zaman bir ülkede oynanması taraftarıyım ama tabii ki böyle karar verdiler. Diğer ülkeleri de Kanada’yı da Meksika’yı da hiç görmedim. Umarım görmek nasip olur.” değerlendirmesinde bulundu.

“O zamanlar gerçekten çok küçüktüm. Sadece özetlerde izlediğim şeyleri hatırlıyorum. İlhan Mansız’ın Senegal’e attığı golü hatırlıyorum. Onun dışında çok hatırlayamıyorum. EURO 2008’i daha iyi hatırlıyorum.” diyen Zeki, Dünya Kupası denilince aklına gelen şeylerle ilgili, “Aklıma ilk gelen Brezilya’nın Almanya’ya yenilmesi, 7-1’lik o maç. Brezilya için çok üzücü bir andı. Bir de Fransa’ya ilk gittiğimde Fransa Dünya Kupası’nı almıştı. Lille’e transfer olduğum ilk gün Fransa’nın maçı vardı. İkisi hep aklımdadır. Çocukluğumda hep Ronaldinho’yu izlerdim. Onun oyun tarzı çok hoşuma giderdi. Fenomen Ronaldo’yu çok izlerdim. Messi ve Ronaldo zaten tartışılmaz. Dünyanın en iyi futbolcuları.” şeklinde konuştu.

“Turnuvalarda her zaman ilk maç çok önemli”

Milli takımın puansız kapattığı 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’ndan (EURO 2020) büyük dersler aldıklarının altını çizen ay-yıldızlı oyuncu, “Bir maçın ne kadar önemli olacağını o turnuvada gördük. İlk maçlar her zaman çok kritik, bunu anladık. 2020’de İtalya’ya karşı üzücü bir mağlubiyet aldık. Ondan sonra takımın gardı çok düştü ve bir daha da toparlayamadık. Ama 2024’e baktığımız zaman Gürcistan karşısında bir galibiyetle çok farklı bir hava yakaladık ve ondan sonrası geldi. Turnuvalarda her zaman ilk maç çok önemli, mağlup olmamak çok önemli ve galip gelmek takımı moral olarak çok yukarı taşıyor. Ve o gün kadrodan birçok oyuncu 2024’e de katıldı ve tecrübemizle takıma destek olduk ve fark oluşturduk diyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

Zeki Çelik, “Gözlerini kapattığında EURO 2024 ile ilgili aklına ilk neler geliyor?” sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Aklıma ilk kamp yaptığımız yerdeki keyifli anlarımız geliyor. Hiç medyaya çıkmadı ama takımla karaoke yaptık, herkes şarkı söyledi. Bunlar çok keyifli anlardı. Maçlardan sonraki galibiyet sevinçlerimiz çok özeldi. Tabii ki benim için üzücü bir an da var. Hollanda maçında kaçırdığım golü unutamıyorum ama futbolda bazen böyle anlar olabiliyor. Semih Şentürk’ün Hırvatistan’a attığı golden sonra evde deliler gibi koşmuştum. Benim için de öyle bir an olabilirdi ama olmadı. Tabii ki üzücü bir an, hiçbir zaman unutamayacağım ama hayat devam ediyor. Almanya’da inanılmaz bir atmosfer vardı. Hem stada giderken hem maçtan sonra. Taraftar yürüyüşü ve diğer bütün videoları izliyordum. Ne kadar tutkulu ve keyifli bir turnuva olacağını o gün görmüştüm.”

Milli futbolcu, “Karaokede sana hangi şarkı denk geldi?” sorusunu, “Kürt kökenli olduğum için benimle uğraşmayı da çok seviyorlar sağ olsunlar. Bana ‘Şemmame’yi söylettiler. Ben de ‘Tek başıma söylemem.’ dedim. Muhammed Şengezer’le beraber söyledik. Videomuz da var, keyifli bir andı.” şeklinde yanıtladı.

Zeki, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri’nde Konya’da İspanya’ya karşı farklı kaybedilen maç hakkında, “İspanya, çok kaliteli bir takım. Onlara karşı en az onlar kadar, hatta onlardan daha fazla koşman gerek. O gün bence bunu biraz eksik yaptık, sonrasında maçın analizini de yaptık ve hocamız hatalarımızı net bir şekilde gösterdi. O maça farklı şekilde odaklandık. Bazen duygularla çok motive olunca bildiğin şeyleri yapamıyorsun, ağır bir yenilgi oldu. Bazen böyle yenilgiler bizi daha ileri taşıyor. O maçtan sonra takım olarak daha dikkatli ve daha iyi oynuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk Milli Takımı formasını giyiyorsan hiçbir zaman umutsuzluğa yer yoktur”

Milli futbolcu, “İspanya’ya sahamızda 6 farklı yenildik, deplasmandaki maç öncesinde oyuncular arasında umutsuzluk var mıydı?” sorusunu şöyle yanıtladı:

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

“Milli takım formasını giymek her zaman çok özeldir. Hiçbir zaman umutsuzluğumuz olmadı. Çünkü oynayan, oynamayan herkes hazırdı. Birçok eksik oyuncumuz vardı ama diğer oyuncular da hazır olduğunu antrenmanlarda gösterdi. Hoca antrenmanda kadroyu açıkladığında, o gün İspanya’ya karşı iyi bir şeyler yapacağımızı anladım. Çünkü herkes çok hazır ve istekliydi, bu da Dünya Kupası için çok önemli. Çünkü sadece 11 futbolcuya ihtiyacımız yok, yeri geliyor 23 futbolcuyu da kullanıyorsun. Bu takım, bizim takım, bu kaliteye sahip diyebilirim. Tüm oyuncuların her zaman hazır olduğu bir takımımız var. Türk Milli Takımı formasını giyiyorsan hiçbir zaman umutsuzluğa yer yoktur.”

Zeki Çelik, milli takımda yetenekli çok fazla oyuncu bulunduğunu ifade ederek, “Bunların en başında Arda ve Kenan geliyor. Bunlar bence rakibi direkt korkutuyor. Mütevazı bir takımız ve takım olarak oynuyoruz ama Arda ve Kenan fark oluşturuyor diyebilirim.” dedi.

“Montella, çok sakin ve adaletli bir insan”

A Milli Takım’ın İtalyan teknik direktörü Vincenzo Montella ile çok iyi bir uyum yakaladıklarının altını çizen Zeki, şu ifadeleri kullandı:

“Montella, çok sakin ve adaletli bir insan. Takımdaki herkes bunu görüyor, taktik disiplinini ve ne istediğini bize çok iyi yansıtıyor. Takımda herkes ne yapacağını bildiği için sahada kendini çok rahat hissediyor. Bu yüzden de başarı geliyor. Umarım uzun yıllar bizimle devam eder. Bazen maçlarıma geliyor. Maçlardan önce bana yazıyor veya sonrasında da tebrik mesajı yolluyor. İtalya’da evlerimiz de yakın. Genelde Türkiye’de olduğu için çok görüşemiyoruz ama her zaman iletişim halindeyiz. Tabii İtalyanca da konuşuyoruz. Onunla konuşurken çekiniyorum ama basit şeyleri konuşabiliyoruz. Eğer çok uzun bir konuşma olacaksa oyunla ilgili, tercümanla konuşmayı tercih ediyorum. Çünkü birbirimizi iyi anlamamız gerek ama onun dışında günlük hayatta rahat bir şekilde konuşabiliyoruz.”

“Şu an tek düşündüğüm şey Dünya Kupası’na katılmak”

Milli futbolcu, “Fransa’da şampiyonluk yaşadın. Roma ile zirve mücadelesi veriyorsun. Bundan sonraki hedeflerin neler?” sorusunu, “Hiçbir zaman çok ileriye bakmayı tercih etmiyorum. Her zaman önümdeki maçı oynayıp keyif almaya bakıyorum. Futbolda bir günde her şey değişebiliyor veya bir ay sonra bambaşka bir ortam oluşabiliyor. Şu anda futbol oynamaktan ve her gün antrenmana gitmekten keyif alıyorum. Benim için önemli olan bu. Hedefler her zaman yukarı çıkmaktır. Benim de hedefim her zaman daha iyi oynayıp yukarılara çıkmak. Hedeflerime adım adım gidiyorum ama şu an tek düşündüğüm şey Dünya Kupası’na katılmak.” şeklinde cevapladı.

Bursaspor altyapısında yetişen ve Bursa’da A Milli Takım forması ile sahaya çıkan Zeki, “Bursaspor altyapısında 8 sene oynadım ve Bursaspor’dan ayrılışım beni biraz üzmüştü. Çünkü Bursaspor altyapısında oynayan her çocuğun hayali A takımda forma giymektir ve stat da yeni yapılıyordu. O zamanlar forma şansı bulamadım, başka takımlara gittim ve çok üzülmüştüm. Stadın yanından metro geçer, ben de o zamanlar antrenmana giderken metronun içinde ‘Bir gün burada oynayacağım.’ demiştim, o da milli takımla nasip oldu. Bir önceki Hırvatistan maçında, son olarak Bulgaristan’a karşı Bursa’da oynadım. Sağ olsunlar taraftarlar da beni tribüne çağırdı ve Bursa’nın evladısın diye de destek gösterdi. Benim için çok özel bir andı.” ifadelerini kullandı.

Zeki Çelik, oynamak istediği statlarla ilgili bir soruya, “İspanya Ligi’ni çocukluğumdan bu yana çok takip ederdim. Fransa’da, İtalya’da oynadım ama İspanya’da oynayamadım. İngiltere’de Chelsea’nin stadında maça çıktım. Manchester United, Liverpool, Real Madrid ve Barcelona’nın statlarında maça çıkmayı her zaman isterim.” yanıtını verdi.

Milli futbolcu, gençken mevkisinde örnek aldığı oyuncuları ise “Gençken birçok futbolcu izledim, oyun tarzlarını analiz ettim. Dani Alves, Philipp Lahm, Kyle Walker gibi birçok oyuncuyu izleyip kendime idol aldığım oldu.” şeklinde açıkladı.

“Roma’da oynadığım için çok gururluyum”

Zeki Çelik, futbol hayatına başlangıcını ise şöyle anlattı:

“Çocukluğumda hep sokakta futbol oynardım. Ailem de futbol izlemeyi ve oynamayı sever. Geniş bir aileye sahibim, sekiz ağabeyim var. Hepsiyle de futbol oynadık. Okula giderken mahalle takımından hocalarımız geldi. ‘Futbol okuluna katılmak ister misin?’ dedi. Aileme söyledim ve oraya gittim. İlk günümde sağ olsun annem yanımdaydı. Futbola Yavuz Selimspor’da başladım, 2 sene oynadıktan sonra Bursaspor beni transfer etti. Bursaspor altyapısında yaklaşık 8 sene oynadım. Bence Türkiye’nin en kaliteli altyapılarından biri, orada altyapı eğitimi gördüğüm için çok şanslıyım. Sonrasında kariyerim şekillenmeye başladı. Oradan Bursa Nilüferspor, İstanbulspor derken Lille ve Roma’ya kadar yükseldim. O zamanlar hep Süper Lig’de Bursaspor’da oynamayı hayal ediyordum, buralara kadar geleceğimi gerçekten de düşünmüyordum. Ama Lille’e adım attıktan sonra hedeflerim çok büyüdü. Roma, dünyanın en iyi ve kaliteli takımlarından biri. Roma’da oynadığım için çok gururluyum.”

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

İstanbulspor’un gelişiminde önemli rol oynadığını aktaran Zeki, “İstanbulspor’da profesyonel hayattaki zorlukları görmeye başladım. 2. Lig’de şampiyon olduk. Benim için o dönemde İstanbulspor’da oynamak bir ayrıcalıktı. Ayrıca Yalçın Koşukavak bana çok şey kattı. 1. Lig’de oynadım, kariyerimde en geliştiğim dönemler olabilir. Çünkü uzaktan gollerim ve asistlerimle Avrupa’daki takımların odağı haline geldim.” ifadelerini kullandı.

Zeki, 1. Lig ekibi İstanbulspor’dan Fransız ekibi Lille’e transfer süreci hakkında ise şunları söyledi:

“21 yaş altında Belçika’ya karşı oynarken Lille’nin scoutları başka bir oyuncu izlemeye geliyor. Ben o maçta sağ bek başladım, arkadaşımız kırmızı kart görünce sol beke geçtim. İki tarafta da iyi oynayınca ‘Bu kim? Bir izleyelim.’ diyorlar. Sonrasında Fenerbahçe ile Türkiye Kupası’nda eşleştik, o maça geldiler. O maçta beşlinin sağında oynuyorum. Ama onlar beni dörtlüde veya üçlüde görmek istiyorlar, Yalçın hoca ‘Bir dahaki maçımıza Adana’ya gelin, o maçta Zeki’yi başka bölgede oynatacağım.’ diyor. Luis Campos sağ olsun benim için Adana’ya kadar geldi, istediğini belli etti. Maçtan sonra beni İstanbul’a çağırdı. O zaman Luis Campos’u tanımıyordum, hatta gitmek istemedim ama o gün bana çok ısrar etti. Kim olduğunu araştırdım, sonra gitmeye karar verdim. O gün planlarını anlattı. Lille ligde zor durumdaydı, ‘Bu sene ligde kalırsak kesinlikle seni alacağız, bize gelmek ister misin?’ dedi. Ben de ‘Ligde kalırsanız tabii ki seneye oynamak isterim.’ dedim. Sezon sonunda çok ısrarlı bir şekilde beni istedi ve Lille’e gittim. Lille’e gitmem benim için Avrupa’ya açılan bir adımdı ve çok şey öğrendim ve şampiyonluk da yaşadım. Lille, kariyerimin en kritik dönemlerinden biriydi.”

“PSG’nin önünde şampiyon olmak kolay bir şey değil”

Bir sezon önce düşme korkusu yaşayan Lille’deki ilk sezonunda takım olarak büyük bir çıkış yaptıklarını anlatan Zeki Çelik, şunları kaydetti:

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

“Sezona çok hızlı bir giriş yaptık. Galibiyetlerle herkesin gözünü korkuttuk ve o sene ikinci olarak Şampiyonlar Ligi’ne katıldık. Çok kaliteli bir takımımız vardı. İleride Nicolas Pepe, Loic Remy, Ikone, Bamba, Leao, defansta da Fonte vardı. Çok iyi bir başarı yakaladık. Sonraki sezon dördüncü olduk, ardından Yusuf geldi, Burak Yılmaz da aramıza katıldı. Burak Yılmaz’la beraber şampiyon olduk. Sağ olsun çok büyük katkısı oldu, kritik maçlarda önemli goller attı. Yusuf da çok başarılı bir sezon geçirdi. Benim de kritik maçlarda gollerim oldu ve şampiyon olduk. Bizim için unutulmaz bir şey. Ne zaman Lille’e gitsem, eski hocalarımla karşılaşsam, bir efsaneyiz diye birbirimize hatırlatıyoruz. Çünkü PSG’nin önünde şampiyon olmak kolay bir şey değil. Çok kaliteli oyuncuları vardı, Neymar, Di Maria, Mbappe, Cavani, Parades… Onların önünde şampiyon olduk. Unutulmaz bir şey.”

“Mourinho beni çok istediğini söyledi ve Roma’ya geldim”

Roma’ya transferinde Portekizli teknik direktör Jose Mourinho’nun büyük etkisinin olduğunu belirten Zeki, şöyle konuştu:

“Şampiyon olduktan sonra da Lille’de bir sene oynadım. Öncesinde de Roma istiyordu ama bir türlü transferim gerçekleşmedi. Sezon bitince Mourinho beni çok istediğini söyledi, iletişime geçtik ve Roma’ya geldim. Roma’da çok hoca değişti, çünkü başarı isteyen bir kulüp. Bazı başarısızlıklar oldu. Aslında Mourinho ile UEFA finalini kazanabilirdik. Orada hakemin bizim penaltımızı vermemesi gibi şanssızlıklar yaşadık. Gerçekten çok kaliteli isimlerle çalıştım. Mourinho, De Rossi, Juric, Ranieri, şimdi Gasperini, hepsi çok büyük hoca. Hepsinden çok şey öğrendim. Bu sene de iyi bir gidişatımız var, iyi bir başarı istiyoruz.”

“Çalışınca Allah her zaman yardım eder diye düşünüyorum”

Zeki Çelik, “Gittiğin her takımda istikrarınla dikkati çekiyorsun. Bu başarını sağlayan unsurlar neler?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Futbolla yatıp futbolla kalkmak sözünü uygulamaya çalışıyorum. Antrenmanda yüzde yüz çalışıyorum. Oynamadığım, üzüldüğüm zamanlar da oluyor ama her zaman o antrenmana çıktığımda elimden geleni yapıyorum, gerisini hocaya bırakıyorum. Sakatlanmamaya dikkat etmem gerek. Uykum, yemek düzenim, yağ oranı, kilo, bunlar Avrupa’da çok önemli. Bunlara her zaman oynasam da oynamasam da dikkat etmem gerekiyor. Bunlara dikkat edince, antrenmanda da yüzde yüzünü verince sana o forma geliyor. Ben de bunu yapıyorum. Her maçta en iyisini yapmaya çalışıyorum. Kötü veya iyi performans olabilir, bunları geride bırakıyorum. Onlarla yaşayıp devam edemezsin. İyi oynadığında iyi, kötü oynadığın maçtaki kötü şeyleri alacaksın. Kötü oynadığında çok dikkatli izleyip analiz yapman gerek. Bütün maçlarımı analiz ederim, iyi oynasam da kötü oynasam da o maçı geride bırakıp bir sonraki maça hemen odaklanmaya çalışırım. Bir futbolcu için bu çok önemli. Her maç benim için özel. Her maçı oynamak istiyorum. Geriye dönüp baktığımda hiçbir zaman pes edecek noktaya gelmedim. Çocukluğumdan beri her antrenmana katıldım ve sabah-akşam ekstra antrenman yaptım. Hep çalıştığım için şans bulacağımı hissettim ve bulduğum şansları da iyi değerlendirdim. Bu işin özü çalışmak. Çalışınca Allah her zaman yardım eder diye düşünüyorum.”

İtalya’da Türklerin şampiyonluk mücadelesi

Zeki Çelik, İtalya Ligi’nde 4. sırada yer alan Roma’nın şampiyonluk şansı hakkında ise “Roma ile şampiyonluk yaşamak çok güzel olur ama İtalya Ligi çok sert ve kaliteli takımların olduğu bir lig. Konuşmak için erken ama öyle bir şey olursa dünyanın en mutlu insanı olurum.” dedi.

Milli futbolcu, “İtalya’da zirve için Türk rekabeti de var. Sen Roma, Hakan Çalhanoğlu Inter ve Kenan Yıldız da Juventus ile zirvede yer almak için mücadele veriyor. Bu rekabet hakkındaki düşüncelerin neler?” sorusunu, “Bu sene şampiyonluk yarışına katıldığımız için Hakan Çalhanoğlu sağ olsun hep milli takımda şakalar yapar, ‘Bizim önümüze mi geçeceksiniz, şampiyon mu olacaksınız?’ diye. Ben de diyorum, biz maç maç bakıyoruz, tabii Inter çok kuvvetli bir takım, şampiyonlukları var. Biz her zaman maç maç bakıyoruz. Lille ile şampiyon olduğumuzda da öyleydi. Şu an konuşmak için gerçekten erken. Ne kadar çok galibiyet alırsak o kadar şampiyonluğu düşünebiliriz. Tabii ki Kenan’la, Hakan ağabeyle çok güzel sohbetlerimiz oluyor. İkisi de çok kaliteli oyuncular. Takımlarında çok başarılılar. Gerçekten ikisini de hayranlıkla izliyorum.” şeklinde yanıtladı.

“Gasperi’ninin antrenman sistemi çok etkili. İlk 10 gün yürümekte zorlanıyordum”

Zeki, Roma’nın deneyimli teknik direktörü Gian Piero Gasperini’den övgüyle söz ederek, “Gasperi’ninin antrenman sistemi çok etkili. Sezon başı, ilk 10 gün antrenman sonrasında gerçekten yürümekte zorlanıyordum. Gece yatarken o yorgunluğu hissediyordum. Bunun yanında futbol aklı çok üst düzey, çok detaycı ve başarılı olmasının nedeni bence bunlar diyebilirim.” dedi.

Roma taraftarının çok tutkulu olduğunu dile getiren milli futbolcu, “Roma, Avrupa’da gördüğüm en iyi taraftara sahip. Her maça 60 bin seyirci geliyor. Nereye gidersek gidelim desteklerini gösterirler. Çok büyük oyuncuların oynadığı bir kulüpteyim ve bu kulüpte oynadığım için gerçekten çok gururluyum. Eşsiz bir taraftara sahibiz. Roma taraftarı gerçekten çok tutkulu. Taraftarımızla aram çok iyi. Ne zaman şehre gitsem imza alırlar, fotoğraf çektirirler, hep rahat bırakırlar, hiçbir zaman kişisel alanıma girmezler. Bu biz futbolcular için çok önemli. Onları çok seviyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Cafu’nun lakabı ‘IL Pendolino’ymuş, şu an bana da öyle diyorlar”

Zeki, Roma taraftarının kendisini, Brezilyalı efsane futbolcu Cafu ile özdeşleştirip “Yeni Cafu” benzetmeleri hakkında ise “Cafu, Roma’da çok önemli bir performans sergiledi. Ben de iyi oynadığım için beni onunla eşleştiriyorlar. Onunla eşleştirilmek benim için çok önemli. Cafu’nun lakabı ‘IL Pendolino’ymuş, şu an bana da öyle diyorlar. Bu da tren anlamına geliyormuş, yani tren gibi gidip gelen bir futbolcu lakabı buldular bana. Bu da hoşuma gidiyor. Ben Cafu’yu çok izleme şansı bulamadım, çünkü o zamanlar 5-6 yaşındaydım ama herkes çok kaliteli bir futbolcu diye anlatır.” ifadelerini kullandı.

Milli futbolcu, İtalya’da derbilerdeki atmosferlerin çok ateşli olduğunu aktararak, “Her zaman derbiler çok özel. Ne zaman derbilerde oynasak baskıyı hissediyorsun ama evimizde derbiler çok daha özel, çok keyif aldım. Onun dışında UEFA maçları, çeyrek final, yarı final ve final maçları çok özeldi. Bu maçlar benim için unutulmaz. Evimizdeki maçlarda kale arkasındaki dev bayraklar gözüme çarpıyor ve bugün iyi oynamam gerek, onlar için bir şeyler yapmam gerek diye düşünüyorum. Gerçekten her maça yüzde yüz destekleriyle geliyorlar ve futbolcular için bu çok özel. Türkiye’de Süper Lig’de oynamadığım için derbiyi yaşayamadım ama Roma-Lazio derbisi denildiği kadar büyük bir derbi. Sahada her an özel hissediyorsun ve kazanınca şehir havalara uçuyor. Gerçekten çok özel bir an.” şeklinde konuştu.

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

“Dünyanın en sert liginde oynamak benim için iyi bir meydan okuma”

Zeki Çelik, “Sertliği ve savunmasıyla ünlü İtalya Ligi’nde bir Türk savunmacı olarak yer almak nasıl bir duygu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“İtalya, dünyanın en kaliteli liglerinden biri ve savunmaya, taktik anlayışa çok önem veriliyor. Sağ olsun Yalçın hoca bana İstanbulspor dönemimde savunmanın bütün bölgelerinde oynamayı öğretti ama İtalya’ya gelince tabii ki zorluklar yaşadım. Çünkü çok detaycı ve taktiksel bir lig, burada başarılı olduğum için tabii ki mutluyum. Her zaman her hocadan yeni bir şey öğreniyorum. Şu anda Gasperini’den çok şey öğreniyorum. Her hocanın farklı metotları var ve bunlar beni geliştirdi. Her maça çıkarken o sertliği görüyorsun ve karşında çok kaliteli oyuncular var. Defans oyuncusu olduğun için çok dikkatli olman ve takımına katkı sağlaman gerek. Bir Türk oyuncusu olarak dünyanın en sert liginde oynamak benim için tabii ki iyi bir meydan okuma.”

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

“Dybala bu zamana kadar oynadığım en iyi oyuncu”

Zeki, Roma’da en iyi anlaştığı isimlerin sorulması üzerine, “En iyi anlaştığım isim Artem Dovbyk. Bütün gün beraberiz. Onun dışında bütün takım arkadaşlarımla aram çok iyi. İtalyanlarla İtalyanca, İngilizce konuşanlarla İngilizce konuşuyorum. Yemekte Paulo Dybala, Hermoso, Svilar, Angelino. İspanyolca konuşuyorlar ama İtalyanca da İngilizce de var hepsinde. Bunlarla güzel bir arkadaşlığımız var diyebilirim. Dybala gerçekten ilk günden beri beni hep şaşırtıyor çünkü çok özel bir oyuncu. Antrenmanda, maçta her zaman kalitesini hissediyorsun. Dybala bu zamana kadar oynadığım en iyi oyuncu diyebilirim.” ifadelerini kullandı.

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

Milli futbolcu, “Lille’de şampiyonluk yaşadın, Roma’da birçok hoca değişti ama yerin değişmedi. Bu başarılarına rağmen zaman zaman haksız eleştiriler aldığını düşünüyor musun?” sorusunu, “Tabii ki eleştiriler her zaman olacaktır. Ben eleştirilerin iyi niyetli mi kötü niyetli mi olduğuna bakıyorum. Eğer iyi niyetliyse dikkat etmeye çalışıyorum ama kötü niyetliyse hiç umursamıyorum. O gün sahada ne yaptım, takıma yardımcı olabildim mi, galibiyet aldık mı? Benim için önemli olan bunlar. Yoksa eleştiriler her zaman olacaktır. Ne yaparsan yap. Eleştiriler hiç bitmez. Dünyanın en iyi futbolcuları bile eleştiriliyor.” şeklinde yanıtladı.

Romalı futbolcu, “Kariyerinde seni en çok zorlayan savunma oyuncuları kimlerdi?” sorusuna ise “İlk aklıma gelen Neymar. Çünkü Lille’de ilk oynadığım sezon karşımda oynuyordu ve gerçekten zorlanmıştım. Onun dışında Mbappe ve Leao, bunlar en zorlayan oyunculardı diyebilirim. Messi ve Ronaldo ile de karşılıklı oynadım. Messi karşımda oynamadı ama sadece bir pozisyon karşıma geldi ve onun o an ne kadar tehlikeli olduğunu hissettim ama bana çalım atmadı, yanına pas attı ve o an gerçekten mutlu oldum. Çünkü Messi her an her şeyi yapabilecek, gerçekten çok özel bir oyuncu.” yanıtını verdi.

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

Zeki Çelik, kariyerinde unutamadığı maçlar hakkında, “Lille’de ilk oynadığım maçı unutamıyorum. Çünkü Avrupa’daki ilk maçımdı, orada asist yaptım. Sonrasında şampiyon olduğumuz maç diyebilirim, Angers’ye karşı deplasmandaydı. İlk Şampiyonlar Ligi maçım Ajax’a karşı. Roma’yla burada ilk maçımı Monza’ya karşı oynadığım. UEFA finalini her ne kadar kaybetsek de benim için çok özel bir maçtı. Derbiler her zaman çok özeldi. Bunlar hep özel maçlar. En üzüldüğüm maç, UEFA finalini kaybettiğimiz maç olabilir. O anı çok iyi hatırlıyorum. Gerçekten hayal kırıklığına uğramıştım. Onun dışında milli takımda Hollanda maçına gerçekten çok üzüldüm. Bu iki maç, hayatımda en üzüldüğüm maçlar diyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

Zeki, Roma’da sezon sonunda sözleşmesinin biteceğinin ve hakkında transfer haberlerinin çıkmasının hatırlatılması üzerine, “Tabii ki Roma’da oynadığım için çok mutluyum. Bu sezon iyi bir performans sergiliyorum. Diğer takımların ilgisi gerçekten beni mutlu ediyor ve beni daha çok iştahlandırıyor. Çünkü her maç daha iyi oynamak istiyorum . Tabii ki bu konular zamanı geldiğinde konuşulur. Şu anda tek hedefim her maç sahada olup iyi performans sergilemek, takıma katkıda bulunmak ve galip gelmek. Benim için şu anda en önemli konu bu. Bu sezon Roma’da bir hedefe odaklandık ve şu anda sadece bunu düşünüyorum.” açıklamasında bulundu.

Milli futbolcu, “Saha içindeki Zeki ile saha dışındaki Zeki farklı mı?” sorusuna, “Aslında biraz farklı çünkü günlük hayatta çok sakin bir insanım ama sahada biraz daha hırçınım. Rakibime o sertliği her zaman hissettiririm, bunun dışında yine sahada sakin kalırım. Gol sevinçlerinde de dikkat ederseniz çok sevinmem. Her zaman sakinliği koruyan bir insanım. Çocukluğumdan beri böyle büyüdüm ve bu halimden de mutluyum. Beni tanımlayan 3 kelime, sakin, analizci ve pozitif diyebilirim.” cevabını verdi.

"Hedefimiz kesinlikle Dünya Kupası"

Geniş bir ailesi olduğunu belirten Zeki, şunları kaydetti:

“1993 yılında babam Muş’tan Bursa’ya göçmeye karar veriyor ve ben de 1997 yılında dünyaya geliyorum. Kalabalık bir ailemiz var, 9 kardeşiz. Ama hiçbir zaman evde 9 kişi olmadık. Sürekli birileri ya askerde oldu ya da okumaya gitti. Çocukluğuma döndüğümde her zaman mutlu bir ailem vardı. Gerçekten mutlu bir çocukluk tablosu görüyorum. Onlar da futbol oynamayı, futbol izlemeyi çok seviyorlar ama o günkü hayat şartlarında onlara futbol oynamak nasip olmadı, bana oldu. En küçük çocuk olduğum için beni biraz rahat bıraktılar. Aslında onlar gitmemi istemiyordu ama ben her gün antrenmanlara gittim. Futbolcu olmayı kafaya koydum ve böyle oldu. Her zaman bana desteklerini gösterdiler. Lille’e de Roma’ya da her zaman gelirler. Maçlarımı seyrederler. Altyapıdaki maçlarımı da her zaman seyrettiler. Benim için ailem çok özel.”

“O zamanlar durumumuz iyi değildi, Muhammed sağ olsun bana kramponunu vermişti”

Zeki Çelik, Roma’da ziyaretine gelen kaleci Muhammed Şengezer ile 10 yaşından bu yana arkadaş olduklarını belirterek, şu anıyı paylaştı:

“10 yaşında Bursaspor altyapısında tanıştık. İlk hatırladığım anı, o zamanlar durumumuz iyi değildi ve sağ olsun bana kramponunu vermişti, onu unutamıyorum. Çünkü o yaşta onun da muhtemelen iki tane kramponu vardı ve birisini bana verdi. Benim için bu çok özel, hiçbir zaman unutamayacağım bir anı. Sonrasında yakın arkadaş olmaya başladık ve hatırlıyorum Bursaspor’la Samsun’a otobüs yolculukları vardı. 13-14 saat sürüyordu, yan yana oturuyorduk. Bir kulaklık bende, bir kulaklık onda. Kablolu kulaklıklarımızla beraber şarkılar dinleyerek, ben Sagopa Kajmer dinlerdim, o hiç sevmezdi ama şimdi çok alıştı. Hala da dinleriz. Ne zaman buluşsak, arabayla seyahat etsek, bunlar güzel anlar. Şu an o da ben de milli takımdayız. Roma’da ziyaretime geldi. Sağ olsun her zaman desteğini gösteriyor. Ben de İstanbul’a gittiğimde her zaman ziyaret etmeye çalışıyorum. Sagopa Kajmer’den Ahmak Islatan şarkısını çok dinleriz.”

Zeki, Roma’da yaşamayı çok sevdiğini belirterek, “Roma’da yaşamak çok güzel. Şehre gittiğinde her zaman o tarihi güzelliği görebiliyorsun. Ve ne zaman şehre gitsem keyif alıyorum. Gündüzü, gecesi her zaman çok güzel. Roma’da yaşamayı çok seviyorum. Hatta şu an şöyle düşünüyorum, ileride belki Roma’da bile yaşayabilirim. Roma’da favori yapım Collesium diyebilirim. İçini de gezdim ve tarihi de okuduk, o zamanki olaylar tabii ki vahşice ama gerçekten o zamanki tarih böyleymiş. Collesium beni çok etkiledi. Roma’ya gelenlerin Vatikan’ı gezmeleri, Collesium’u görmeleri, merkezi yürüyerek gezmeleri gerekiyor bence. Ve gelmeden önce biraz tarihi okusalar Roma’dan daha da keyif alacaklarını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Zeki Çelik, “İtalyan mutfağı mı, Türk mutfağı mı? Tercihin hangisi?” sorusuna, “Kesinlikle Türk mutfağı derim ama İtalyanların gerçekten makarnası ve pizzası bizden daha iyi, bu bir gerçek ama diğer et ürünleri bizde… Ben daha çok et ürünleri yemeyi seviyorum. Doğulu bir aileden geldiğim için yemeklerimizde hep et ürünleri olur. Benim için Türk mutfağı bir numara.” yanıtını verdi.

İtalyancasıyla günlük işlerini çözebildiğini belirten Zeki, “İtalyancayı çok iyi bilmiyorum açıkçası ama seviyem fena değil. Fransa’da 4 sene oynadım, Latin dilleri birbirine yakın. Fransızcadan dolayı öğrenmem biraz daha çabuk oldu. Çok zorlanmadım diyebilirim. Biraz daha çabuk öğrendim Fransızca desteğiyle. En basit olarak, come stai, bonjorno. Basit kelimeler ama bunları günlük hayatta çok kullanıyoruz.” şeklinde konuştu.

Trabzonspor’da Ernest Muçi rüzgarı

Trabzonspor’da, son haftalara Ernest Muçi damga vurdu. Arnavut oyuncu, son 5 maçta 7 gol 1 asist üreterek ön plana çıktı.

Bordo mavililer, son maçta Gençlerbirliği’ne 4-3 mağlup olurken Arnavut oyuncu bu karşılaşmayı da boş geçmedi. 24 yaşındaki futbolcu, Felipe Augusto’nun da attığı golün de pasını vererek mücadeleyi 1 gol 1 asistle tamamladı.

Beşiktaş’tan kiralık olarak takıma katılan Muçi, Trabzonspor formasıyla oynadığı ilk 8 maçta gol katkısı sağlayamadı. Arnavut futbolcu, Trendyol Süper Lig’in 13’üncü haftasında sonradan oyuna girdiği Rams Başakşehir maçında 2 gol kaydederek ilk kez skor katkısını sağladı.

Göztepe ağlarını da 2 kez sarsan Ernest Muçi, Tümosan Konyaspor, Beşiktaş ve Gençlerbirliği’ne de 1 gol kaydetti.

Son 5 maçta 7 gol atan 24 yaşındaki futbolcu, geçen sezon Beşiktaş formasıyla attığı gol sayısını yakaladı. Siyah beyazlılarda 38 maçta bu sayıya ulaşan Muçi, 3 te gol pası vermişti. Trabzonspor’un, sezon sonunda Arnavut futbolcuyu satın alma opsiyonu 8 buçuk milyon euro.

Ertuğruloğlu: “BRT karanlık günlerde umut ve moralin sesi olmuştur”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRT’nın karanlık günlerde umut ve moralin sesi olduğunu vurguladı.

 Ertuğruloğlu BRT’nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Ertuğruloğlu’nun mesajı şöyle: 

“Rum terör örgütü EOKA’nın 21 Aralık 1963’te Kanlı Noel saldırılarının hemen ardından, ‘Bayrak, bayrak, bayrak… Burası, hak ve hürriyet uğruna çarpışan Kıbrıs Türk Mücahidinin sesi’ anonsuyla 25 Aralık 1963’te yayınlarına başlayan BRT, o karanlık günlerde umut ve moralin sesi olmuştur.

BRT, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin mirası ve 62 yıllık onur hafızasıdır. BRT’nin devraldığı kutlu mirası, aynı görev ve sorumluluk bilinciyle devam ettireceği inancındayım.

Hem mücadelenin sesi, hem de Türkçeyi Kıbrıs’ta yaşatan BRT’nin kuruluş yıl dönümünü yürekten kutluyor, emeği geçenleri saygıyla selamlıyorum.”

Çavuşoğlu, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile bir araya geldi.

Türkiye Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) yapılan açıklamaya göre, Bakanlık’ta gerçekleşen görüşmede eğitim alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda, iki ülke arasında eğitim alanındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, mevcut eğitim işbirliklerinin geliştirilmesi, çağın modern gerekleri ile ülkelerin yerel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak çağdaş eğitim anlayışına ulaşılmasına yönelik ortak faaliyetlerin artırılmasında mutabakata varıldı.

Görüşmede, Çavuşoğlu ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade eden  Tekin, Türkiye ile KKTC arasındaki güçlü tarihi bağlar, ortak kültürel miras ve gönül birliğinin, eğitim alanında geliştirilen işbirlikleriyle pekiştiğini vurguladı.

Tekin, Türkiye ile KKTC’nin iki kardeş devlet, iki kardeş toplum olduğuna ve iki ülke arasındaki köklü kardeşlik ilişkilerinin özellikle eğitim yoluyla güçlenmesine verdikleri öneme dikkati çekerek, “Birlikte güçleneceğiz, bunun temelleri de eğitimle atılacak. Bu konuda çok istikrarlı bir ilişki sürdürüyoruz. Karşılıklı olarak bu dostluğu geliştirmek için üstümüze düşeni yapmaya çaba sarf ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

KKTC’de ekim ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini anımsatan Tekin, yeni dönemin hayırlı olması temennisinde bulundu.

-Çavuşoğlu

Çavuşoğlu da uzun zamandır birlikte çalışarak milli hedefler ortaya koyduklarını belirterek bu hedeflere giderken bilgi, imkan ve vizyon paylaşımında bulunduklarını söyledi.

Eğitim alanında imzalanan işbirliği protokolünün gözden geçirilmesi ve dayanışma geliştirilmesiyle ilgili rutin toplantılar yaptıklarını kaydeden Çavuşoğlu, öğrenci ve öğretmenlerin yaşadığı sorunların ortadan kaldırılması, altyapıların paylaşılması ve hizmet içi kurslar konusunda karşılıklı desteklerle ilgili fikir alışverişinde bulunacaklarını dile getirdi.

Çavuşoğlu, MEB’e kendilerine verdiği destekler için teşekkür etti.

Görüşmeye TC Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ünal Eryılmaz ile Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Aytunç Şirket de katıldı.

trafiğinin odağı “Gazze, Rusya-Ukrayna, Suriye ve Kıbrıs” oldu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2025’te diplomasi trafiğinde en çok mesaiyi Suriye, Gazze, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Kıbrıs meselelerinin çözümü için harcadı, yurt dışı ziyaretlerinde küresel krizlere çözüm odaklı temaslarda bulundu.

Yılın ilk ziyaretini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapan Fidan, Lefkoşa’da Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile görüştü, dönemin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından kabul edildi.

Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde, 12 Ocak’ta Riyad’da düzenlenen “Suriye” konulu toplantıya katılan Fidan, Suriye’deki yeni yönetimde Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin yer almasının “dönüm noktası ve tarihi bir an olduğunu” ifade etti.

Fidan, Riyad’da, İngiliz, Mısırlı, Suriyeli, Suud ve Alman mevkidaşlarıyla görüştü.

Çalışma ziyareti kapsamında, 18 Ocak’ta Bakü’ye giden Fidan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi ve mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile bir araya geldi.

Fidan, 25 Ocak’ta Irak’ı ziyaret ederek, Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Bağdat’ta kabul edildi. Bakan Fidan, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Mahmud Meşhedani, Irak Savunma Bakanı Sabit Abbasi ile görüştü.

28 Ocak’ta Suudi Arabistan ziyareti kapsamında mevkidaşı Faysal bin Ferhan ile bir araya gelen Fidan, 1 Şubat’ta, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Katar’da görüştü. Fidan Doha’da, Hamas yetkilileri ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile ayrı ayrı görüşme gerçekleştirdi.

– Münih Güvenlik Konferansı ve G20 Dışişleri Bakanları Birinci Toplantısı

Bakan Fidan, 14 Şubat’ta, 61’incisi düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda (MSC 2025) Türkiye’yi temsil etti.

MSC 2025 marjında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, dönemin Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, dönemin Romanya Dışişleri Bakanı Emil Hurezeanu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Kosova Başbakanı Albin Kurti, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakovic, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Sudan Dışişleri Bakanı Ali Yusuf, Bulgaristan Dışişleri Bakanı Georg Georgiev, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, dönemin Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak ve dönemin Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov ile ikili görüşmeler yaptı.

Fidan, 20 Şubat’ta, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg şehrindeki G20 Dışişleri Bakanları Birinci Toplantısı’na katıldı.

 Toplantıdaki oturumlarda, Gazze, Suriye, Lübnan ve Rusya-Ukrayna Savaşı dahil uluslararası ve bölgesel konularda Türkiye’nin tutumunu paylaşan Fidan, uluslararası sistemin karşılaştığı sınamalar karşısında G20 platformunun önem kazandığına dikkati çekti.

Fidan, G20 kapsamında düzenlenen MIKTA (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye, Avustralya) 27. Dışişleri Bakanları Toplantısı’na da iştirak ederek, toplantı marjında Çinli, Cezayirli, İrlandalı, İspanyol ve Kanadalı mevkidaşlarıyla bir araya geldi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la da görüşen Fidan, burada Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmeye dönük süreci değerlendirdi.

Bakan Fidan, 2 Mart’ta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen İngiltere’de düzenlenen “Ukrayna” konulu toplantıya iştirak etti, Türkiye’nin sürece sunabileceği katkıları muhataplarına aktardı.

Filistin halkına yönelik devam eden İsrail saldırganlığı ve Filistin halkının topraklarından sürülmesi yönündeki çağrıları ele almak üzere Fidan, 7 Mart’ta Suudi Arabistan’ın başkenti Cidde’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na katıldı, toplantı marjında birçok mevkidaşıyla görüştü.

– Suriye’nin istikrarı ve DEAŞ’la mücadele konusunda temaslarda bulundu

9 Mart’ta, Ürdün’ün başkenti Amman’da düzenlenen Beşli Güvenlik Zirvesi’ne katılan Fidan, toplantının ardından bölge ülkeleri olarak özellikle terör örgütü DEAŞ’a yönelik müşterek operasyon ve istihbarat mekanizması kurulması konusunda karar alındığını duyurdu. Toplantıda, Suriye’nin istikrarına ve DEAŞ’la mücadeleye vurgu yapıldı.

Fidan, 13 Mart’ta Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile temaslarda bulunmak üzere Suriye’nin başkenti Şam’a gitti. Fidan, Güler ve Kalın, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından başkent Şam’da kabul edildi.

-Kıbrıs konulu toplantı

Cenevre’de 17-18 Mart’ta düzenlenen “Kıbrıs” konulu genişletilmiş formatlı gayriresmi toplantıya katılan Fidan, toplantı marjında, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Avrupa, Kuzey Amerika ve Denizaşırı Topraklardan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile ayrı ayrı görüştü.

 Fidan, 22 Mart’ta Mısır’ın başkenti Kahire’de katıldığı İİT ve Arap Birliği Gazze Temas Grubu Toplantısı’na katılarak hitapta bulundu.

 25-26 Mart’ta ABD’nin başkenti Washington’a resmi ziyaret düzenleyen Fidan, ABD’li mevkidaşı Rubio ile görüştü. Görüşmede taraflar, savunma sanayisindeki işbirliğinin önündeki engellerin kaldırılması yönünde siyasi iradeyi vurguladı.

 2 Nisan’da Fransa’ya resmi ziyarette bulunan Fidan, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü.

 Fidan, 3-4 Nisan’da Brüksel’deki NATO Karargahı’nda yapılacak NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na iştirak ederek, toplantı marjında Alman, Ukraynalı, ABD’li, Yunan, Estonyalı, İzlandalı mevkidaşlarıyla ayrı ayrı bir araya geldi.

 20-21 Nisan’da Cezayir’de, Türkiye’nin Oran Başkonsolosluğunun resmi açılışını yapan Fidan, Cezayirli mevkidaşı Ahmed Attaf ile görüştü ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun tarafından kabul edildi.

 

– Gazze’deki durum ve Suriye’deki bölgesel gelişmeler ele alındı

 Fidan, 27 Nisan’da Katar’a ziyarette bulunarak, Katarlı mevkidaşı Al Sani, Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş ve Hamas Siyasi Büro üyeleriyle başkent Doha’da ayrı ayrı görüştü.

 Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) 5 Mayıs’ta ziyaret düzenleyen Fidan, temaslarında Gazze’deki durumu, Suriye’deki gelişmeleri ve diğer bölgesel konuları ele aldı. Fidan, ziyarette, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile görüştü.

 Bakan Fidan, 8 Mayıs’ta Polonya’nın başkenti Varşova’da, AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı (Gymnich) marjında yapılacak oturuma katıldı.

 18 Mayıs’ta Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyinin 2’nci toplantısı, Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın eş başkanlıklarında düzenlendi.

 Fidan, 19 Mayıs’ta Sırbistan’a ziyaret düzenleyerek, Sırp mevkidaşı Marko Djuric ile Belgrad’da bir araya geldi ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic tarafından kabul edildi.

 Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de, 21 Mayıs’ta düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na katılan Fidan, toplantının ilk kez “gözlemci üyesi” ev sahipliğinde düzenlenmesinden memnuniyet duyduğunu kaydetti.

 – Rusya-Ukrayna Savaşı’nı durdurmak için yoğun diplomasi trafiği

 Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un davetine icabetle 26-27 Mayıs’ta Rusya’yı ziyaret etti. Fidan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Müşaviri ve İstanbul’daki müzakerelerde Rus heyetine başkanlık yapan Vladimir Medinskiy’i Rusya’nın başkenti Moskova’da kabul etti.

 Ziyarette, Putin tarafından kabul edilen Fidan, Rus-Türk İş İnsanları Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle görüştü.

 Fidan, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha’nın davetine icabetle 30 Mayıs’ta Ukrayna’yı ziyaret etti. Ukrayna’nın başkenti Kiev’de Dışişleri Bakanı Sybiha ile bir araya gelen Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından kabul edildi.

Ziyaret kapsamında Fidan, dönemin Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, dönemin Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, Kırım Tatarlarının Milli Lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Kırımoğlu ile görüştü.

Fidan, 16 Haziran’da Arnavutluk’ta düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Zirve marjında Fidan, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani tarafından kabul edildi.

6-7 Temmuz’da 17. BRICS Liderler Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsilen Brezilya’ya giden Fidan, Rio de Janeiro’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Belarus Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov, dönemin Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Nurtleu, BM Genel Sekreteri Guterres, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile ayrı ayrı görüştü.

 Bakan Fidan, 9 Temmuz’da Pakistan’a ziyarette bulundu, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından kabul edildi ve Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ile bir araya geldi.

 10 Temmuz’da Fidan, Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) 58. Dışişleri Bakanları Toplantısı çerçevesinde düzenlenecek Türkiye-ASEAN Sektörel Diyalog Ortaklığı (SDO) Yedinci Üçlü Toplantısı’na katıldı.

 Fidan, 16-17 Temmuz’da ABD’nin New York kentinde düzenlenen Kıbrıs Konulu Genişletilmiş Formatlı Gayri Resmi Toplantı’ya katılarak, BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü.

 Fidan, 7 Ağustos’ta Suriye’nin başkenti Şam’a çalışma ziyareti düzenledi. Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Şara tarafından kabul edildi.

 9 Ağustos’ta Mısır’da temaslarda bulunan Fidan, ziyarette Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından kabul edildi ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile görüştü.

 Bakan Fidan,13-14 Ağustos’ta Katar’a ziyaret düzenledi. Doha’da, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ile görüştü. Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından kabul edildi.

 Fidan, “Filistin halkına yönelik devam eden İsrail soykırımı ve İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını genişletme kararı” gündemiyle Cidde’de düzenlenen İİT Olağanüstü Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na başkanlık etti. Fidan, bu vesileyle Suudi Arabistan’ı son bir yılda 4’üncü kez ziyaret etti.

 Toplantı marjında Bakan Fidan, Mısırlı, Suriyeli, Cibutili, İranlı, Gambiyalı ve Iraklı mevkidaşlarıyla temaslarda bulundu.

 25 Ağustos’ta dönemin İrlanda Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Ticaret ve Savunma Bakanı Simon Harris ile İrlanda’da bir araya gelen Fidan, 3 Eylül’de Çin’de İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yılı dolayısıyla düzenlenen askeri geçit törenine katıldı. Böylelikle “Çin’deki törenlere Türkiye’den ilk kez bakan düzeyinde katılım” oldu.

 Bakan Fidan, 11-12 Eylül’de İtalya’ya düzenlediği çalışma ziyaretinde, İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani ile bir araya geldi.

 İİT-Arap Birliği Olağanüstü Zirvesi kapsamında, 15 Eylül’de Doha’daki Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan Fidan, Katarlı, Mısırlı, Iraklı ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla ayrı ayrı görüştü.

 – Bakan Fidan, ABD’de Türkevi’nde temaslarda bulundu

 BM 80. Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası marjında New York’ta BM Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Cindy McCain ile bir araya gelen Fidan, Türkevi’nde Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, dönemin Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ile ayrı ayrı görüştü.

 Fidan, “İİT Dışişleri Bakanları Konseyi Başkanı” sıfatıyla BM 80. Genel Kurulu yüksek düzeyli haftası çerçevesinde, İİT Dışişleri Bakanları Yıllık Koordinasyon Toplantısı’na başkanlık etti.

 – Gazze’de ateşkesin ve barışın sağlanmasına yönelik çabalar

 2 Ekim’de Fidan, BAE’ye ziyarette bulunarak, ABD Başkanı Donald Trump’ın 29 Eylül’de açıkladığı plan dahil Gazze’de ateşkesin ve barışın sağlanmasına yönelik çabalar hakkında istişarelerde bulundu.

 Fidan, 7 Ekim’de Azerbaycan’ın ev sahipliğinde Gebele’de düzenlenen TDT 12. Zirvesi öncesinde, TDT Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na katılarak hitapta bulundu, burada Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov ile ayrı ayrı görüştü.

 Bakan Fidan, 9 Ekim’de Fransa’nın ev sahipliğinde Paris’te yapılan “Gazze” konulu toplantıya iştirak etti.

 AB Dış İlişkiler Konseyi kapsamında düzenlenen “Bölgelerarası Güvenlik ve Bağlantısallık” konulu Bakanlar Toplantısı dolayısıyla 19-20 Ekim’de Lüksemburg’u ziyaret eden Fidan, Ukrayna Dışişleri Bakanı Sybiha, Romanya Dışişleri Bakanı Oana Toiu, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş ve Hamas Siyasi Büro üyeleri ile Doha’da görüştü. Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ile de Katar’da bir araya geldi.

2 Kasım’da Irak’ı ziyaret eden Fidan, Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid tarafından kabul edildi ve temaslarda bulundu.

Fidan, 4-5 Kasım’daki Finlandiya ziyaretinde, Fin mevkidaşı Elina Valtonen ile görüştü, Finlandiya’daki Tatar toplumunu temsil eden “Finlandiya İslam Cemaati” Başkanı’nı ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Fidan, 10 Kasım’da ABD’yi ziyaret etti, ziyarette ABD’de Suriye Cumhurbaşkanı Şara tarafından kabul edildi.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un davetine icabetle Almanya’ya 28 Kasım’da giden Fidan, Almanya Federal meclis binasını ziyaret etti.

Fidan, 30 Kasım’da İran’a ziyaret düzenledi ve İran’da mevkidaşı Erakçi ve İranlı üst düzey yetkililerle görüştü.

3 Aralık’ta Brüksel’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan Bakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot’la görüşmeler yaptı.

 Fidan, 4-5 Aralık’ta Viyana’da düzenlenen AGİT 32. Bakanlar Konseyi Toplantısı’na katıldı.

 6-7 Aralık’ta, 23. Doha Forumu’na katılmak üzere Katar’a ziyaret gerçekleştiren Fidan, çok sayıda mevkidaşı ile bir araya geldi.

Bakan Fidan, ABD, Mısır ve Katar’dan yetkililerin katılımıyla 19 Aralık’ta Miami kentinde yapılan “Gazze” konulu toplantıya iştirak etti. Toplantı vesilesiyle Fidan, diğer bölgesel meselelerin ele alınacağı görüşmeler de gerçekleştirdi.

Fidan, yılın son ayında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile 22 Aralık’ta Suriye’ye çalışma ziyareti düzenledi.

Rusya 2036’ya kadar Ay’da enerji santrali kurmayı hedefliyor

Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos), 2036’ya kadar Ay’da enerji santrali kurmayı planladığını açıkladı.

Roscosmos’tan yapılan yazılı açıklamada, Lavoçkin adlı uzaycılık şirketiyle anlaşma imzalandığı belirtildi.

Lavoçkin ile anlaşma kapsamında ortak çalışmalar yürütüleceğine işaret edilen açıklamada, “Çalışmalar neticesinde, Rusya 2036’ya kadar Ay’da enerji santrali kurmayı hedeflemektedir. Proje, sürekli işleyen bilimsel bir Ay istasyonunun kurulması ve uzun vadeli bir Ay keşif programına geçiş yolunda önemli bir adımdır.” ifadesi kullanıldı.

Roscosmos ile Çin Ulusal Uzay İdaresi arasında Ay’da araştırmalar yapmak üzere ortak istasyon kurulması konusunda 2021’de mutabakat zaptı imzalanmıştı.

Yarın Regaip Kandili

İslam aleminde rahmeti ve bereketi bol “üç ayların” başlangıcını simgeleyen Regaip Kandili yarın idrak edilecek.

İslam dünyası için büyük öneme sahip üç aylardan recep ayının ilk perşembe gününü cumaya bağlayan gece idrak edilen Regaip Kandili, “rahmet ve bereket gecesi” olarak kabul ediliyor.

Sözlükte “kendisine rağbet edilen şey, bol ve değerli bağış” anlamına gelen regaip, hadis ve fıkıh literatüründe ise “bol sevap, mükafat, faziletli amel” anlamlarında kullanılıyor.

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ömer Tiryaki, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kur’an-ı Kerim’de savaşın yasaklandığı aylardan birinin de recep olduğunu hatırlattı.

Peygamberin belirli bir gün belirtmeden recep ayında oruç tuttuğuna dair rivayetlerin bulunduğunu aktaran Tiryaki, “Recep ayı, gerek manevi bir iklimin yaklaşması gerekse içerisinde Regaip ve Miraç gecelerini de barındırması sebebiyle Müslümanlar için şükür ve sevinç kaynağıdır.” ifadesini kullandı.

Üç ayların, Müslümanların inanç, ibadet, ahlak ve sosyal sorumluluk alanlarında bütüncül bir yenilenmeye yöneldiği müstesna bir dönem olduğunu vurgulayan Tiryaki, şunları kaydetti:

“Regaip gecesiyle başlayan üç aylar, ramazanın rahmet ikliminde kemale erer. Bu zaman dilimini en verimli şekilde değerlendirmek, düzenli ibadet, bilinçli tefekkür, ahlaki hassasiyet ve toplumsal dayanışmayı artırmayı gerektirir. Böylece üç aylar, takvayı merkezine alan bir hayatın inşası için güçlü bir zemin haline gelir.”

Kumsal baskını şehitleri anıldı

Kumsal baskını şehitleri, Barbarlık Müzesi’nde düzenlenen törenle anıldı.

Lefkoşa’da Barbarlık Müzesi’nin bahçesindeki anıtın önünde düzenlenen törene, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, bazı milletvekilleri, askeri erkan, siyasi parti, şehit ve gazi dernekleri, okul ve diğer kuruluşlardan temsilciler katıldı.

Törende, protokol sırasına göre çelenkler anıta sunuldu, saygı duruşunda bulunuldu. Saygı atışının ardından  İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Tören, Şehit Ertuğrul İlkokulu öğrencisi Elif Dila Taşköprü’nün “Şehitlerimize Ağıt” adlı şiiri okumasıyla devam etti. Ardından, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

-Öztürkler: “Şehitlerimizin verdiği mücadeleyi her zamankinden fazla sahiplenmemiz gerekiyor”

Törende konuşan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, geçmişi unutmamanın önemine vurgu yaptı.

Kıbrıs Türk halkının Mehmetçik ve Mücahit ile verdiği mücadeleyi anlamak ve gelecek kuşaklara anlatmak gerektiğini kaydeden Öztürkler,  Kıbrıs Türk halkı yaşadığı topraklarda özgürce yaşayabilsin, dilini, manevi değerlerini ve Türklüğünü kaybetmesin diye şehitler verildiğini kaydetti.

“Bakın ne güzel her gittiğimiz yerde hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağı hem de Türkiye Cumhuriyeti bayrağı özgürce dalgalanıyor. Bu topraklarda biz bağımsız ve özgür bir şekilde yaşamımızı sürdürüyoruz.” diyen Öztürkler, bugünlere kolay gelinmediğini söyledi. Öztürkler, bugünü ve şehitlerin verdiği mücadeleyi her zamankinden fazla sahiplenmek gerektiğini vurguladı.

-“EOKA, eli kanlı bir terör örgütüdür”

Rum lider Nikos Hristodulidis’in “EOKA’nın kahraman olduğu” yönündeki açıklamasına da tepki gösteren Öztürkler, “Rum liderin bunu çok iyi bilmesi gerekir. Esas kahramanlar Türk Mukavemet Teşkilatı’dır, Mehmetçik’tir, Mücahit’tir ve kahraman Kıbrıs Türk halkıdır. EOKA, eli kanlı bir terör örgütüdür. Bunu çok iyi bilmesi gerekir. Biz de kendisine hatırlatmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

“Biz kahramanlarımızı şehitlerimizi anmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda özgür, bağımsız devletimiz, egemenliğimiz demeye durmadan devam edeceğiz.” diyen Öztükler, şehitleri anarak konuşmasına son verdi.

-Uluç

Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Kadın Kolları Başkanı Şeniz Uluç, 24 Aralık 1963’te Lefkoşa’nın Kumsal mahallesinin insanlık tarihinin en acımasız katliamlarından birine tanıklık ettiğini söyledi.

Kanlı Noel saldırılarında yaşananları anlatan Uluç, 24 Aralık 1963’te Kumsal baskınında üçü çocuk, ikisi kadın olmak üzere 11 kişinin şehit edildiğini belirtti. Uluç, “Gelecek neslin sağlam adımlarla ileriye yürümesi için o yaşanılan günlerin anılmasının çok önemli olduğunu vurgulamak isterim.” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile özgürlüğüne kavuştuğunu anlatan Uluç, “Bugün özgür bir ülkede yaşıyorsak, hala Kıbrıs Türkü bu adada varsa ve çocuklarımız için gelecek günleri düşünebiliyorsak bunu kahraman şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuzun bilinci içerisindeyiz.” dedi.

Uluç, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, toplum lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş olmak üzere tüm şehitleri rahmetle; gazileri şükran ve minnetle andı.

-Torun

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Topçu Teğmen Görkem Torun ise, Atatürk ve Türkiye sevdalısı Kıbrıs Türk halkının yüzlerce yıldır Kıbrıs’ta Türk varlığının savunucusu olduğunu, Dr. Küçük ve Denktaş önderliğinde en zor koşullarda vatanına sahip çıktığını kaydetti.

1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türkü’nün adada katledildiğini söyleyen Torun, verilen varoluş mücadelesinden bahsetti.

Torun, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, toplum lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş başta olmak üzere tüm şehitleri andı; gazilere ve şehit ailelerine şükranlarını sundu.

Konuşmaların ardından tören, Barbarlık Müzesi’nin gezilmesiyle sona erdi.

Papa 14. Leo’dan Noel dolayısıyla dünya genelinde 24 saatlik ateşkes çağrısı

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere dünya genelinde Noel Yortusu sebebiyle 24 saatlik bir ateşkese uyulması çağrısında bulundu.

Papa, dün akşam saatlerinde haftalık istirahatini geçirdiği Roma yakınlarındaki Castel Gandolfo beldesindeki konutundan Vatikan’a gitmek üzere ayrıldığı sırada, kendisini bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hristiyan aleminin Hz. İsa’nın doğumunu kutladığı Noel Yortusu’ndan önce bir çağrısı olup olmadığı sorulan Papa 14. Leo, “Gerçekten de beni çok üzen şeylerden biri de Rusya’nın Noel ateşkesini reddetmesidir. Tüm iyi niyetli insanlara bir kez daha şu ricada bulunuyorum: En azından İsa’nın doğumunun kutlandığı bu günde Ukrayna’da ve tüm dünyada 24 saatlik bir ateşkese saygı gösterilsin.” diye konuştu.

Orta Doğu’da özellikle de Gazze’deki durumun sorulması üzerine Papa, Kudüs Latin Patriği Kardinal Pierbattista Pizzaballa’nın son günlerde Gazze’ye ziyaret ettiğini hatırlatarak, kendisinin de bir saat kadar önce Gazze Şehrindeki Kutsal Aile Kilisesi’nin rahibi Gabriel Romanelli ile telefonda görüştüğünü anlattı.

Papa, Gazze’de ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes ve barış planına işaret ederek, “Halen çok kırılgan bir durumun ortasında bir bayramı kutlamaya çalışıyorlar. Umuyoruz ki barış anlaşması ilerleme kaydedecektir.” dedi.

NYT: ABD, askeri birlik taşımak için Karayipler’e defalarca C-17 uçağı gönderdi

ABD ile Venezuela arasındaki politik gerilim devam ederken Washington yönetiminin, askeri birlik ve teçhizat taşımak için kullanılan C-17 uçağını en az 16 kez Karayipler bölgesine gönderdiği iddia edildi.

New York Times (NYT) tarafından incelenen uçuş verilerine göre, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri baskısı devam ediyor.

Buna göre, çoğunlukla askeri birlik ve teçhizat taşımak için kullanılan C-17 ağır yük kargo uçaklarının, geçen hafta ABD’deki üslerinden Porto Riko’ya en az 16 uçuş yaptığı tespit edildi.

C-17’lerin, New Mexico, Illinois, Vermont, Florida, Arizona, Utah, Washington eyaletleri ve Japonya’daki üslerden Porto Riko’ya uçtuğu belirtilirken, bu uçuşlarda kaç asker taşındığı veya başka teçhizat bulunup bulunmadığı ise hala soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

Hava trafik kontrol iletişimlerine göre, bazı askeri uçuşlar kamuya açık uçuş takip sitelerinde görünmediğinden, gerçek uçuş sayısının daha yüksek olabileceği belirtildi.

Öte yandan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, ismini vermek istemeyen ABD’li bir yetkili, özel harekat kuvvetleri tarafından kullanılan en az 10 CV-22 uçağının, pazartesi gecesi New Mexico’daki Cannon Hava Kuvvetleri Üssü’nden bölgeye uçtuğunu aktardı.

ABD, Venezuela gerilimi

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde Venezuela’ya karşı sert politika benimsiyor, Venezuela yönetimini ve ülkedeki birçok grubu “terörist” olarak niteliyor.

Venezuela’dan gelen petrol gemilerinin bazılarına el koyan ABD yönetimi, bu gemilere “uyuşturucu taşıdığı” gerekçesiyle çoğunlukla müdahalede bulunduklarını belirtiyor.

Söz konusu el koymalardan sonuncusu, 16 Aralık’ta meydana gelmiş, Trump “uyuşturucu terörizmini finanse ettiği gerekçesiyle” Venezuela’ya giriş veya çıkış yapan yaptırım altındaki tüm petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz bir abluka” uygulanması yönünde talimat vermişti.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro da dün yaptığı açıklamada, “Bence Başkan Trump, kendi ülkesindeki sorunlarla ilgilenmeli. Ekonomik ve sosyal konulara odaklansa, dünyayla ilişkileri daha iyi olur. Her başkan kendi işine bakmalı.” ifadesini kullanmıştı.

Rusya Soruşturma Komitesi: Moskova’da bombalı saldırıda 2’si polis 3 kişi öldü

Rusya Soruşturma Komitesi, başkent Moskova’da emniyet görevlilerine yönelik bombalı saldırı sonucunda iki polis ile olay yeri yakınındaki bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Rusya Soruşturma Komitesi Sözcüsü Svetlana Petrenko’nun yaptığı açıklamaya göre, 23 Aralık’ı 24 Aralık’a bağlayan gece, Moskova’nın Yeletskaya Caddesi’nde görev yapan iki trafik polisi, devriye aracının yakınında şüpheli bir kişiyi fark etti.

Polislerin şüpheliye yaklaşarak gözaltına almak istemesi üzerine patlayıcı düzeneğinin infilak etmesi sonucu iki polis memuru ile olay esnasında polislerin yakınında bulunan bir kişi hayatını kaybetti.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Patlamanın iki gün önce Rusya Genelkurmay Başkanlığı Operasyonel Eğitim Dairesi Başkanı Tümgeneral Fanil Sarvarov’a yönelik suikast yapılan caddenin yakınında gerçekleşmesi dikkati çekti.

Sarvarov, 22 Aralık’ta, Rusya’nın başkenti Moskova’da otomobile yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybetmişti.

Uzmanlar, Netanyahu ile bir araya gelen Miçotakis’i tarihin yargılayacağını belirtti

Uzmanlar, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelmesi ve İsrail’i “demokratik bir devlet olarak tanımlaması” nedeniyle sınıfta kaldığını ve tarih tarafından yargılanacağını belirtti.

Electronic Intifada” adlı internet sitesinin editörlerinden, “Avrupa’nın İsrail ile İttifakı” ve “Balfour’un Gölgesi” kitaplarının yazarı David Cronin ve eski İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Direktörü Profesör Kenneth Roth, AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yazar Cronin, Yunanistan’ın Gazze’ye yönelik soykırımı öncesinde ve sırasında İsrail’in sadık bir müttefiki olduğunu kanıtladığını söyledi.

İsrail’in The Jerusalem Post gazetesinin kısa süre önce, İsrail’in silah üreticilerinin, Yunanistan’ın sözde askeri kabiliyetlerini “modernize etme” çabalarından nasıl faydalandığını kutlayan bir dosya yayımlamasının öğretici nitelikte olduğuna dikkati çeken Cronin, “Bu süreçten yararlanan firmalar arasında Gazze’ye karşı yürütülen savaşta kilit rol oynadığını bizzat övünerek dile getiren Israel Aerospace Industries de yer almaktadır. Yunanistan’ın İsrail’den silah satın almaya bu denli istekli olması her zaman utanç vericidir.” ifadesini kullandı.

Cronin, Yunanistan’ın İsrail ile bu kadar yakın işbirliği sürdürmesinin ise ülkeyi soykırıma yardım etmekle suçlanır hale getirdiğine işaret ederek, “Bir soykırıma yardım sağlamak, uluslararası hukukun ağır bir ihlalidir.” uyarısında bulundu.

“Miçotakis, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’le adeta yarışıyor”

“Kyriakos Miçotakis, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile adeta yarışıyor gibi görünmektedir. Her ikisi de bu yıl Netanyahu’yu ziyaret etmiştir.” değerlendirmesinde bulunan Cronin, söz konusu kişilerin ziyaretlerinin amacının Netanyahu’yu soykırım nedeniyle hukuken cezalandırılmasını sağlamak ve tutuklanmasını temin etmek olmadığını vurguladı.

Diğer taraftan bu liderlerin böyle bir yükümlülüğü bulunduğunun altını çizen Cronin, “Amaç, Yunanistan ve Almanya’nın İsrail’in yanında olduğunu göstermektir. Miçotakis ve Merz, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Roma Statüsü’ne taraf olduklarını ve UCM’nin Netanyahu hakkında bir tutuklama kararı çıkardığını işlerine geldiği gibi görmezden gelmektedir. Tarih, onları sert biçimde yargılayacaktır.” uyarısını yaptı.

“Miçotakis sınıfta kalmıştır”

Eski HRW Direktörü Profesör Kenneth Roth ise Netanyahu’nun, Yunanistan’ı ziyaret etmesi halinde, Yunan hükümetinin UCM’nin çıkardığı tutuklama kararı uyarınca onu tutuklamakla yükümlü olacağını belirtti.

Diğer taraftan Miçotakis’in Netanyahu ile görüşmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını aktaran Roth, “Asıl mesele, bu görüşmenin amacının ne olduğudur. Bu noktada Miçotakis sınıfta kalmıştır. İsrail’i ‘demokratik bir devlet’ olarak nitelemesi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’de süregelen yasa dışı işgali, bu bölgelerde dayattığı apartheid rejimini ve İsrail’in demokratik olmaktan ne kadar uzak olduğunu görmezden gelmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Miçotakis’in Filistin Yönetimi ile de daha önce bir araya geldiğini ve Yunanistan’ın Filistin Yönetimi’ne desteğini teyit ettiğini belirten Roth, Miçotakis’in Filistin Yönetimi’ne Gazze’nin geçiş sürecinde bir rol üstlenmesi gerektiğini açıkça dile getirmediğini, hatta birçok Batılı hükümetin yaptığı gibi Filistin devletini desteklediğini dahi ifade etmediğini söyledi.

Roth, “Miçotakis’in ziyareti, soykırımcı İsrail hükümetinden herhangi bir uzaklaşma kaydedildiğine de işaret etmemektedir.” uyarısında bulundu.

Yunanistan, İsrail’le ilişkilerini derinleştiriyor

İsrail Başbakanı Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimli lideri Nikos Hristodulidis, 22 Aralık’ta Batı Kudüs’te düzenlenen üçlü zirvede bir araya gelmişti.

Zirvede, “savunma” vurgusu öne çıkarken, uluslararası siyasette yalnızlaşan Netanyahu’nun çıkışı, “Miçotakis ile yakınlaşma aradığı” yorumları yapılmıştı.

1 Nisan 2025’te de Netanyahu’yu ziyaret eden Miçotakis, “Gazze’de işlenen savaş suçları nedeniyle UCM tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılmasının ardından İsrail Başbakanı’yla fiziksel olarak bir araya gelen ilk Avrupalı lider” olmuştu.

Brent petrolün varili 61,97 dolardan işlem görüyor

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 61,97 dolardan işlem görüyor.

Dün 62,01 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 61,96 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 9.30 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,01 artarak 61,97 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 58,39 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlardaki kısıtlı yükselişte, ABD ve Venezuela arasındaki gerilimin neden olduğu arz endişeleri ve güçlü ABD ekonomik büyüme verileri etkili oldu.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD’nin ülkesine ait petrol tankerlerine el koyması nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden “ezici destek” gördüklerini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Aralık’ta, “uyuşturucu terörizmini finanse ettiği gerekçesiyle” Venezuela’ya giriş veya çıkış yapan yaptırım altındaki tüm petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz bir abluka” uygulanması yönünde talimat vermişti.

Venezuela’nın küresel petrol arzındaki payı sınırlı olsa da uzmanlar, mevcut diğer jeopolitik riskler nedeniyle piyasaların arzda yaşanabilecek herhangi bir aksamaya duyarlılık gösterdiğini, bunun da petrol fiyatlarını desteklediğini belirtiyor.

ABD ekonomisindeki büyüme fiyatları destekliyor

ABD ekonomisinin, beklentilerin üzerinde büyüdüğüne yönelik veri akışı da fiyatları destekleyen başka bir unsur oldu.

ABD ekonomisi, öncü verilere göre bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 4,3 ile öngörülerin üzerinde büyürken, söz konusu performans 2023’ün üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek büyüme oranı olarak kayıtlara geçti. Ülkede sanayi üretimi ekimde yüzde 0,1 azalmasının ardından, kasımda yüzde 0,2 artış kaydetti.

Beklentilerin üzerinde gerçekleşen büyüme, dünyanın en büyük petrol tüketicisinde tüketici harcamaları ve ekonomik faaliyetin güçlü seyrini koruduğunu ortaya koyarak yavaşlama endişelerini azalttı.

Öte yandan, dünyanın en büyük petrol tüketicilerinden ABD’de ham petrol stoklarının arttığına yönelik öngörüler ise fiyatların yükselişini kısıtlıyor.

Amerikan Petrol Enstitüsü (API), ticari ham petrol stoklarının geçen hafta 2 milyon 400 bin varil arttığını tahmin etti. Piyasa beklentisi, stokların 9 milyon 300 bin varil azalacağı yönündeydi. Stoklarda beklenenin aksine yaşanan artış, ABD’de talebin düşük seyrettiği algısını destekleyerek fiyatları baskılıyor.

Brent petrolde teknik olarak 64,46 dolar direnç, 58,96 dolar destek seviyesi olarak izleniyor.

24 Aralık 2025 Döviz Kurları

Dolar, Euro ve Sterlin son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşarak, rekor tazeledi.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 42,84 TL, Euro 50,71 TL, İngiliz Sterlini ise 57,10 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.34 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 42,82 TL, satış fiyatı 42,86 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,64 TL, satış fiyatı 50,77 TL, İngiliz Sterlini ise 58,06 TL’den alınıp 58,15 TL’den satılıyor.

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Al-Haddad’ın içinde bulunduğu jet Ankara’da düştü

Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus’a gitmek üzere havalanan, içerisinde Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Al-Haddad’ın da bulunduğu jet, henüz belirlenemeyen nedenle Haymana ilçesi Kesikkavak köyünde dağlık araziye düştü.

Orgeneral Al-Haddad, beraberindekilerle Libya’nın başkenti Trablus’a gitmek için Esenboğa Havalimanı’nda jete bindi.

Saat 20.10’da havalanan ve içinde 5 kişinin olduğu uçakla saat 20.52’de irtibat kesildi.

Uçağın Haymana ilçesi Kesikkavak köyünde dağlık alana düştüğü ihbarı üzerine bölgeye jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, uçağın enkazına Haymana ilçesi Kesikkavak Köyü’nün 2 kilometre güneyinde ulaşıldığını bildirdi.

Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus’a gitmek üzere havalanan uçağın enkazına Haymana ilçesi Kesikkavak Köyü’nün 2 kilometre güneyinde jandarmamız tarafından ulaşılmıştır. Gelişmelerden kamuoyu bilgilendirilecektir.”

Soruşturma başlatıldı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan havalanan, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın Muhammed Ali Al-Haddad’ın da aralarında bulunduğu yolcuları taşıyan uçağın Haymana ilçesinde düşmesiyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 1 Cumhuriyet başsavcıvekili koordinesinde 4 Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiştir. Soruşturma tüm yönleriyle ve titizlikle yürütülmektedir.”

Ekiplerin enkazdaki çalışmaları sürüyor

Bölgenin çamurlu olması nedeniyle aramaları yaya olarak yürüten ekipler, uçağın enkazına ulaştı. Gece boyunca yoğun yağış ve sise rağmen devam eden arama tarama faaliyeti, günün ilk ışıklarıyla hızlandı.

Uçağın düştüğü alanı güvenlik çemberine alan jandarma ekipleri, sivillerin bölgeye geçişine izin vermiyor. Alanın balçık oluşu nedeniyle bölgeye paletli ambulanslar sevk edildi.

Yetkililer, AFAD tarafından kurulan mobil koordinasyon merkezinden çalışmaları takip ediyor.

Bu arada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmayla ilgili görevlendirilen 4 cumhuriyet savcısı da çalışmalara katılıyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın da uçağın düştüğü alanda incelemede bulunması bekleniyor.

Libya Başbakanı Dibeybe’den taziye mesajı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Ankara’da düşen uçaktaki Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ve beraberindeki heyet için taziye mesajı yayımladı.

Dibeybe sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında, “Büyük bir üzüntü ve kederle, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı Muhammed El-Haddad ve Kara Kuvvetleri Komutanı Feyturi el-Gribil, Askeri Sanayi Kurumu Komutanı Tuğgeneral Mahmud El-Katavi, Genelkurmay Başkanı Danışmanı Muhammed Asavi Diyab, Genelkurmay Başkanlığı Basın Ofisi Fotoğrafçısı Muhammed Mahcub’un Ankara’ya yaptıkları resmi ziyaret dönüşünde trajik bir kazada hayatlarını kaybettikleri haberini almış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Başbakan Dibeybe mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bu (kaza), vatan, askeri kurumlar ve tüm Libyalılar için büyük bir kayıptır. Ülkelerine samimiyet ve özveriyle hizmet etmiş, disiplin, sorumluluk ve milli bağlılık konusunda örnek teşkil etmiş insanları kaybettik.

Şehitlerimizin ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerdeki silah arkadaşlarına en derin taziyelerimizi ve yürekten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Yüce Allah’tan onlara bol rahmetini ihsan etmesini, onları geniş cennetine kabul etmesini ve ailelerine ve sevdiklerine sabır ve teselli vermesini niyaz ediyoruz.”

Libya’da milli yas ilan edildi

Ulusal Birlik Hükümetinden yapılan yazılı açıklamada, hükümetin düşen uçakta bulunan Haddad ve beraberindekilerin ailelerine, Libya Silahlı Kuvvetlerindeki silah arkadaşlarına taziyelerini ve en içten başsağlığı dileklerini sunduğu belirtildi.

Haddad ve beraberindeki heyetin hayatını kaybetmesi nedeniyle ülke genelinde (3 gün) yas ilan edildiği kaydedilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu (3 gün) süre zarfında tüm devlet kurumlarında bayraklar yarıya indirilecek ve tüm resmi ve kutlama etkinlikleri askıya alınacaktır. Bu karar, Libya Ordusu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed El-Haddad ve arkadaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Ankara ilindeki resmi bir görevden dönerken trajik bir kazada hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle alınmıştır.”

Açıklamada ayrıca, Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin olayın koşullarının incelenmesi için Türk makamlarıyla doğrudan koordinasyon sağlamak üzere Libya Savunma Bakanlığına Ankara’ya resmi bir heyet göndermesi talimatı verdiği belirtildi.

Libya’nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Hafter’den Genelkurmay Başkanı Haddad için taziye mesajı

Libya’nın doğusundaki Silahlı Kuvvetlerden yapılan açıklamada, Hafter’in “Türkiye’de meydana gelen uçak kazasında hayatını kaybeden Orgeneral Muhammed el-Haddad’ın vefatı nedeniyle taziye ve başsağlığı dileklerini sunduğu” belirtildi.

Açıklamada, “Bu trajik kayıptan duyduğumuz derin üzüntüyü ifade ederek, merhumun ailesine, aşiretine, şehrine ve tüm Libya halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.” ifadesine yer verildi.

Öte yandan, Bingazi’deki Temsilciler Meclisinden yapılan açıklamada da Meclis Başkan Yardımcısı Misbah Duma’nın taziye mesajı yayımlandı.

Duma, mesajında, Haddad ve beraberindeki heyetin aileleri ve silah arkadaşları için başsağlığı dileklerinde bulundu.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’den Genelkurmay Başkanı Haddad için taziye mesajı

Başkanlık Konseyinden yapılan açıklamada, Konsey Başkanı Menfi’nin taziye ve başsağlığı mesajı yayımlandı.

Menfi, mesajında, Genelkurmay Başkanı Haddad ve beraberindeki heyetin düşen uçakta hayatını kaybetmesi nedeniyle derin üzüntü içinde olduğunu belirtti.

Konsey Başkanı Menfi, “Türkiye Cumhuriyeti’ndeki resmi bir görevden başkent Trablus’a dönerken meydana gelen trajik bir kaza ve yürek burkan olay sonucu acı kayıpları nedeniyle Libya halkının tümüne en derin taziyelerimizi ve içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan, Bingazi’deki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih de bir taziye mesajı yayımlayarak düşen uçakta hayatını kaybeden başta Haddad olmak üzere Libya askeri heyetinin yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerinde bulundu.

Türkiye’nin yeni asgari ücreti belirlendi: Net 28 bin 75 TL

Türkiye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, asgari ücretin 2026 yılı için net 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak belirlendiğini bildirdi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 2026 yılında geçerli olacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmaları kapsamındaki üçüncü toplantısı sona erdi.

Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun kararını, hükümet ve işveren heyetlerinin katılımıyla Bakanlıkta düzenlediği toplantıyla açıkladı.

Bakanlık olarak çalışma hayatında sosyal diyaloğun bir gereği olarak tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettiklerini belirten Işıkhan, hakem rolleri gereği hem işçi temsilcileri hem de işveren temsilcileriyle görüşmelerini kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.

Bu süreçte işçi konfederasyonları ve işveren temsilcileriyle de görüşüp, fikirlerini aldıklarını ve onları karar alma sürecine dahil ettiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:

“Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü yaratan sosyal diyalogun çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin ön şartı olduğuna inanıyorum.

İşçilerimiz de işverenlerimiz de çalışma hayatımızın asli unsurlarıdır. Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için nasıl birlikte çalışıp, birlikte alın teri döktüysek, Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek, bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Şunu unutmamalıyız ki bizler, karşı karşıya gelerek, zıtlaşarak değil ancak yan yana durduğumuzda, birlikte olduğumuzda, yol alabiliriz.”

“ESAS OLAN, YAPILAN ARTIŞLARIN ETİKETLERDE ERİYİP GİTMEMESİDİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak 23 yıldır Türkiye’yi her şartta büyütme, her koşulda ayakta tutma vizyonuyla yol yürüyen bir yönetim anlayışına sahip olduklarını ifade eden Işıkhan, şunları kaydetti:

“Bu ülke çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Ancak şunu açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum, bunca musibete rağmen, bugün her alanda büyük bir oranda toparlanmayı yaşıyoruz. Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ekonomisi sağlamlaştıkça, her zaman olduğu gibi bundan en büyük faydayı da elbette vatandaşlarımız görecektir. Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınma, vatandaşımıza refah artışı olarak dönmeye devam edecektir. Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirilmesini hedeflemekteyiz.”

“MUHALEFETİN POPULİST YAKLAŞIMLARINI DA CİDDİYE ALMADIK”

“Biz popülist değiliz. Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık.” diyen Işıkhan, “Biz işimize baktık, çalıştık ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik.” ifadelerini kullandı.

AK Parti olarak 23 yıldır günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ettiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:

“Türkiye Yüzyılı’nı emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde, Türkiye’nin küresel dönüşümde güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda ‘kimseyi dışarıda bırakmayan’ bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz.”

“KARARIN DENGEYİ GÖZETECEK NİTELİKTE OLMASI İÇİN YOĞUN ÇABA HARCADIK”

Bakanlık olarak çalışma hayatının tüm ekosistemini daima değişen şartlara uyum sağlayan, ihtiyaçlara hızla cevap verebilen, dinamik ve güçlü bir yapıya oturtmak için kararlı bir şekilde çalıştıklarını belirten Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biliyoruz ki Türkiye’nin yarınları ancak bugünün, emek ve üretim gücünü, daha nitelikli hale getirerek güvence altına alınabilir. Bu anlayışla, asgari ücrette de çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil, aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir. Burada temel hedefimiz işçilerimizi de işverenlerimizi de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesidir. Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Komisyon çalışmalarımıza görüş ve tavsiyeleriyle katkı veren, destek olan tüm sendikalarımıza, kurumlarımıza ve ilgili bakanlıklarımıza, çalışmaların sağlıklı bir şekilde icra edilmesini sağlayan komisyon üyelerimize ve süreci anbean takip eden basın mensuplarına, süreç boyunca diyalog halinde olduğumuz işçi konfederasyonlarımıza da teşekkür ediyorum. Sosyal diyalog sürecinde, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işveren kesimini temsil eden ve toplantıya aktif bir şekilde görüş ve önerilerini dile getiren TİSK’e, kıymetli başkanı Sayın Özgür Burak Akkol’a teşekkür ediyorum. Güçlü iradeleriyle gece gündüz demeden çalışan, her koşulda ülkemizin ve milletimizin geleceği için arkamızda duran, bizleri destekleyen ve yolumuzu açan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, tüm emekçiler adına huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.”

“ASGARİ ÜCRETİ GEÇTİĞİMİZ YILA GÖRE YÜZDE 27 ORANINDA ARTIRMIŞ OLUYORUZ”

Bakan Işıkhan, 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücretle ilgili şu bilgileri verdi:

“1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yaptığımız bu artışla asgari ücreti geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre nominal olarak 171 kat, reel olarak ise yüzde 251’lik artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca, geçtiğimiz yıl 1.000 lira olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1.270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz, tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı yatırım-üretim-istihdam vizyonumuzla şekillendirmeye devam edeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çalışma hayatının tüm ihtiyaçlarını paydaşlarımızla istişare, ortak akıl ve güç birliği içerisinde karşılamayı sürdüreceğiz. Yeni asgari ücretin çalışan, üreten ve büyüyen ülkemiz için ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.”

Toplantıda, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da yer aldı.

Hava parçalı ve çok bulutlu olacak

Meteoroloji Dairesi, 24 Aralık Çarşamba günü öğleye kadar yer yer hafif yağmur beklendiğini açıkladı.

Meteoroloji Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 24 Aralık Çarşamba günü hava parçalı ve çok bulutlu olacak. Günün ilk saatlerinde yer yer hafif yağmur beklenirken, hava sıcaklığının iç kesimler ve sahillerde 17–20 derece dolaylarında seyretmesi öngörülüyor.

Rüzgârın kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esmesi bekleniyor.

Bakanlar Kurulu, Ersin Tatar’a ofis kiralanmasına ve 2 personel görevlendirilmesine karar verdi

Bakanlar Kurulu, 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar için ofis kiralanması, makam aracı tahsisi ve personel görevlendirilmesine karar verdi. Karar resmi gazetede yayımlandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a sağlanacak olanaklar belirlendi.

Ü(K-I)2343-2025 sayılı ve 22 Aralık 2025 tarihli kararda, önerge doğrultusunda 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar için Lefkoşa’da, Şehit Üsteğmen Mustafa Orhan Sokak No:10, Yenisehir İbrahim Paşa Mahallesi, Pafta No: XXI 38.5.II adresinde bulunan bir ofisin aylık 600 sterlin bedelle kiralanmasına karar verildi.

Kararda, söz konusu ofisin kira, elektrik, su ve müştemilat giderlerinin Maliye Bakanlığı tarafından açılacak bir kalemden karşılanacağı belirtildi. Ayrıca V. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a bir adet makam aracı tahsis edilmesi kararlaştırıldı.

Çalışma ofisinde görev yapmak üzere 1 sekreter (kitabet memuru), 1 odacı/şoför veya muadili personel ile 1 hizmetlinin (geçici işçi) görevlendirileceği ifade edilirken, bu personele ilişkin giderlerin de Maliye Bakanlığı tarafından karşılanacağı kaydedildi.

Karar, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Erdoğan’dan Lübnan’a Mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Erdoğan, Lübnan’dan Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini gözeten bir tutum beklediklerini vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Lübnan arasındaki ikili ilişkiler ile bölgesel gelişmeler ele alındı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Türkiye’nin her zaman Lübnan’ın istikrarını ve egemenliğini savunduğunu ifade etti. İki ülke arasında özellikle ticaret ve yatırım alanlarında önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Erdoğan, bu potansiyelin değerlendirilmesinin her iki taraf için de fayda sağlayacağını kaydetti.

Erdoğan, Türkiye’nin Lübnan’ın güvenliğini desteklemeye yönelik uluslararası mekanizmalarda görev almaya her zaman hazır olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, Lübnan’dan Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini gözeten bir tutum beklediklerini dile getirdi.

Görüşmede bölgesel konulara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de yaşanan büyük değişimin bölgenin istikrarına katkı sunması için Türkiye’nin desteklerini sürdüreceğini ifade etti. Erdoğan ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırgan tutumunu reddettiklerini belirterek, bölgede barış ve istikrarın korunmasının önemine dikkat çekti.

Üstel: Güçlü Türkiye, Güçlü KKTC

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lübnan Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşmede Kıbrıs Türklerinin hukukunu gözeten yaklaşımının memnuniyet yarattığını belirtti.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Üstel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türk halkının sesini uluslararası platformlarda dile getirmesinin kendileri için gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Üstel, “Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs Türklerinin hukukunu savunan duruşu bizleri bir kez daha gururlandırmıştır” dedi.

Başbakan Üstel, söz konusu açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, şahsı ve hükümeti adına teşekkür ederek, “Güçlü Türkiye, Güçlü KKTC” vurgusunda bulundu.

Savaşan: GKRY’nin tutumu çözümsüzlüğün nedenlerini izah eder nitelikte!

 

UBP Genel Sekreteri Dr. Ahmet Savaşan Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in “Kanlı Noel”i kahramanlık olarak nitelendirmesini eleştirerek, Rum tarafının yaptığının “tarihi bir çarpıtma” değil, hala daha üzerinde konuşulan Kıbrıs sorununun ne olduğunu anlamamıza yardımcı olacak güncellikte bir çarpıtma ve sorunun çözümsüz kalmasının nedenlerini de izah eder nitelikte olduğuna dikkat çekti.

UBP Genel Sekreteri Dr. Ahmet Savaşan, 21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası dolayısıyla UBP’nin resmi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kıbrıs Türk halkının şehitlerini rahmet ve minnetle andığını, buna karşın Kıbrıs Rum liderliğinin yaşananları bir “kahramanlık destanı” olarak göstermeye çalıştığını ifade etti.

21-25 Aralık 1963’te Kıbrıs’ta yaşananların ne olduğu konusunda tarihin hükmünü çoktan verdiğini belirten Savaşan, Rum tarafının bu yaklaşımının yalnızca bir “tarihi çarpıtma” olmadığını vurguladı. Savaşan, söz konusu söylemlerin, halen üzerinde konuşulan Kıbrıs sorununun ne olduğunu anlamamıza yardımcı olacak güncellikte bir çarpıtma olduğunu ve sorunun neden çözümsüz kaldığını da izah eder nitelik taşıdığını kaydetti.

 

Kıbrıs sorununun, Rumların Kıbrıs adasını yalnızca kendilerine ait görmelerinin bir sonucu olduğunu dile getiren Savaşan, zamanla şekil değiştirse bile sorunun temel nedeninin hâlâ canlılığını koruduğunu ve Kıbrıs Türk halkının hayatını etkilemeye devam ettiğini ifade etti.

 

Dr. Ahmet Savaşan, herkesin bu gerçeği görmesi ve beklentilerini buna göre şekillendirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şehitleri rahmetle andı, gazilere ise sağlık ve mutluluk dileklerini iletti.

Dinçyürek: Paramedikler hayatımız için zamanla yarışıyor

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 22 Aralık Paramedikler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Paramedikler hayatımız için zamanla yarışıyor” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 22 Aralık Paramedikler Günü nedeniyle mesaj yayımladı.

Bakan Dinçyürek, şu ifadelerde bulundu;

“Her gün zamanla yarışarak onlarca hayata dokunan, zorlu koşullarda büyük bir özveriyle görev yapan tüm paramediklerimizin 22 Aralık Paramedikler Günü’nü kutluyorum.

Bu kutsal görevi büyük bir fedakârlıkla yerine getiren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor, görevlerinde başarılar diliyorum.”

 

Ziya Öztürkler, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Müdürü Meryem Özkurt’u kabul etti

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) Müdürü Meryem Özkurt’u kabul etti.
Kabulde BRTK’nın kuruluş yıldönümü resepsiyonunun davetiyesi Öztürkler’e takdim edildi.
Öztürkler burada yaptığı konuşmada, BRTK’nın Kıbrıs Türk halkının sesini dünyaya duyuran en önemli kurumların başında geldiğini vurguladı.
Kurumun kuruluşundan bugüne halkın varoluş mücadelesini, devletleşme sürecini ve toplumsal iradesini tarafsız bir şekilde aktardığını belirten Öztürkler, BRTK’nın misyonunun yalnızca yayıncılık değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı korumak olduğunu ifade etti.
Öztürkler, mücadelenin en zor dönemlerinde halkın yanında olan kurumun bu görevini gelecekte de aynı kararlılıkla sürdüreceğini söyledi.
BRTK’nın misyonunu başarıyla sürdürdüğünü vurgulayan Öztürkler, “62 yıldır halkımızın mücadelesini, kültürünü ve değerlerini dünyaya aktaran BRTK’nın tüm çalışanlarını kutluyor, nice yıllar boyunca aynı kararlılıkla görev yapmalarını diliyorum” dedi.
Öztürkler ayrıca kurumun 62. kuruluş yıldönümünü hep birlikte kutladıklarını belirterek çalışanlara özverili emekleri için teşekkür etti.
BRTK Müdürü Meryem Özkurt ise, 25 Aralık 1963’te bir avuç kahraman tarafından kurulan Bayrak Radyosu’nun bugün 3 televizyon kanalı, 6 radyo, sosyal medya ve web sitesi ile yayın hayatına devam ettiğini söyledi.

ÖZTÜRKLER’DEN HRİSTODULİDİS’E TEPKİ: “EOKA KAHRAMAN DEĞİL, BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Lider Nikos Hristodulidis’in Lefkoşa’daki Agios Kassianos Kilisesi’nde yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Güney Kıbrıs’ı “Avrupa’nın şımarık çocuğu” olarak nitelendiren Öztürkler, dünyaya şirin görünmek için yapılan açıklamaların gerçekleri gizleyemeyeceğini vurguladı. “Gerçekler Tekkebahçe’de, Kumsal’da, Muratağa-Sandallar’da yazılıdır. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi gerçeklerde er ya da geç ortaya çıkar” dedi.
Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının yakın tarihinde derin yaralar açan 21–25 Aralık 1963 olaylarının dönüm noktası olduğunu hatırlatarak, bu saldırıların Türk halkının varlığını hedef alan sistematik bir sürecin başlangıcı olduğunu söyledi. “Kıbrıs Türkleri evlerinden, köylerinden sürülmüş; Kadın, çocuk, yaşlı demeden katliamlara uğramıştır” ifadelerini kullandı.
Rum liderliğinin EOKA’yı “kahramanlık” olarak tanımlamasını eleştiren Öztürkler, bunun geçmişteki kanlı eylemleri meşrulaştırma çabası olduğunu belirtti. “Oysa bu eylemler, Kıbrıs Türk halkının varlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen terör faaliyetleridir” dedi.
Öztürkler, kilisede yapılan açıklamanın ise dinin siyasete etkisini açıkça ortaya koyduğunu, bunun geçmişin kanlı mirasını meşrulaştırma çabasından öteye gitmediğini vurguladı.
Tarihin, EOKA ve Rum polisinin işbirliğiyle Kıbrıs Türklerini yok etmeye yönelik girişimlerini kaydettiğini hatırlatan Öztürkler, bu saldırıların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortaklık temelini ortadan kaldırdığını ve Türk halkını kendi güvenliğini sağlamak için ayrı bir yapıya yönelttiğini ifade etti.
Hristodulidis’in açıklamalarının Rum tarafının hâlâ geçmişin yanlışlarından ders almadığını gösterdiğini belirten Öztürkler, “Bu yaklaşım adada barış ve güven ortamının tesis edilmesine değil, kutuplaşmanın derinleşmesine hizmet etmektedir” dedi.
Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının 1963’te olduğu gibi bugün de varlığını, özgürlüğünü ve güvenliğini korumakta kararlı olduğunu vurguladı. “Rum tarafının gerçekleri saptıran söylemleri, Türk halkının haklı mücadelesini gölgeleyemez” dedi.
Çözümün yolunun geçmişteki saldırıları aklamak değil, gerçeklerle yüzleşmek olduğunu belirten Öztürkler, EOKA’nın eli kanlı katillerinin adalete teslim edilmesi ve suçluların yargılanması gerektiğini söyledi.
Öztürkler mesajının sonunda “Kıbrıs Türk Halkı, Anavatan Türkiye ile, dün olduğu gibi bugün de omuz omuza, geleceğe güvenle yürümektedir” sözlerine yer verdi.

Üstel: Katliamlar kahramanlık değildir

Başbakan Ünal Üstel, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in “Kanlı Noel”i kahramanlık olarak nitelendirmesini eleştirerek, bu tür ifadelerin tarihsel çarpıtma ve insanlığa karşı işlenmiş suçları yüceltme anlamına geldiğini vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in “Kanlı Noel”i kahramanlık olarak nitelendirmesini eleştirerek, bu tür ifadelerin tarihsel çarpıtma ve insanlığa karşı işlenmiş suçları yüceltme anlamına geldiğini vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması tamamı şu şekilde:

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in, Kıbrıs Türk halkına yönelik sistematik katliamların simgesi olan “Kanlı Noel”i “kahramanlık” olarak nitelendirmesi; yalnızca tarihsel bir çarpıtma değil, insanlığa karşı işlenmiş suçların açıkça yüceltilmesidir.

21 Aralık 1963’te başlayan ve kadın, çocuk, yaşlı demeden Kıbrıs Türk halkını hedef alan EOKA terörü; bir “mücadele” değil, açık bir etnik temizlik girişimidir. Bu karanlık dönemi “Kıbrıs’ın modern tarihinde bir dönüm noktası” olarak tanımlamak, masumların kanı üzerinden siyaset yapmaktır.

Kıbrıs Türk halkı, tarihini katliamlarla değil; direnişle, onurla ve devletleşme iradesiyle yazmıştır. “Kanlı Noel” bizim için bir trajedi, bir matem ve bir utanç vesikasıdır. Bu utanç, onu işleyenlerin ve bugün hâlâ savunanların alnındadır.

Bir yandan EOKA terörünü “kahramanlık” olarak alkışlayıp, diğer yandan barıştan söz etmek açık bir ikiyüzlülüktür. Katliamları meşrulaştıran bir zihniyetle ne samimi bir diyalog kurulabilir ne de adil bir çözüm mümkündür.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, tarihine, şehitlerine ve halkının onuruna uzanan hiçbir dili kabul etmemiştir, etmeyecektir.

Kıbrıs Türk halkı boyun eğmez, diz çökmez ve unutmaz.

Bu topraklarda barış, ancak gerçeklerle yüzleşildiğinde mümkündür. Katliamları yücelterek değil.

Zihniyet Hiç Değişmemiştir

Aradan geçen 62 yıla rağmen, Rum liderliğinin hâlâ aynı dışlayıcı ve çatışmacı zihniyeti taşıdığı bu açıklamayla bir kez daha ortaya konmuştur. Katliamları kutsayan, terörü yücelten ve failleri “kahraman” olarak sunan bir anlayışla Ada’da barış, huzur ve ortak bir gelecekten söz etmek mümkün değildir. Nikos Hristodulidis bu ifadeleriyle, Kıbrıs Türk halkının neden Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisine ve Türk askerinin Ada’daki varlığına hayati derecede ihtiyaç duyduğunu, tüm dünyaya kendi beyanlarıyla bir kez daha açıkça göstermiştir”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Azerbaycan Milletvekili Nasırov’u kabul etti

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, nezaket ziyareti kapsamında Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov ile görüştü; KKTC-Azerbaycan ilişkileri ve bölgesel gelişmeler ele alındı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, nezaket ziyaretinde bulunan Azerbaycan Milli Meclis Milletvekili Elman Nasırov’u kabul ederek görüştü.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, görüşmede, KKTC-Azerbaycan ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı.

Nazım Çavuşoğlu: Bu topraklar ağır bedeller ödenerek vatan yapıldı

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 21–25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası kapsamında Atatürk Öğretmen Akademisi tarafından düzenlenen anma programına katıldı.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre, saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, haftanın anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı.

– Çavuşoğlu

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının yüzyıllar boyunca bu topraklarda egemen bir halk olarak yaşadığını söyledi.

Kıbrıs’ın İngilizler tarafından kiralanması ve sonrasında ilhak edilmesiyle başlayan süreçle birlikte ağır bedeller ödenerek bu toprakların vatan yapıldığını ifade eden Çavuşoğlu, “Bu bedel kanla ödendi, bize düşen görev ise ter dökmektir ve biz ter dökerek bu bedeli ödemeye hazırız” dedi.

Bayrak şiirindeki “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dizelerine dikkat çeken ve Kıbrıs Türk halkının barışı, dünyayı ve yaşamı seven bir halk olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Ancak vatanımıza, insanımıza ve namusumuza saldırı olursa, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde söylediği gibi elimizdeki imkânlara bakmadan ayağa kalkar, vatan aşkı için mücadele ederiz” ifadelerini kullandı.

Atatürk Öğretmen Akademisi’nin, milli mücadele döneminde karanlığa ışık tutan ve milli şuurun oluşmasına katkı sağlayan çok önemli bir kurum olduğuna da vurgu yapan Çavuşoğlu, akademi öğrencilerine seslenerek, “Bizim sizden beklentimiz, öğrencilerinizi değerler eğitimiyle ve milli şuurla yetiştirmenizdir” dedi.

– Konedralı

Atatürk Öğretmen Akademisi Başkanı Güner Konedralı ise, 21–25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitleri Anma Haftası’nın önemine işaret etti.

“Karanlığa Işık Bırakanlar” Anı Duvarı’nın bu nedenle büyük bir anlam taşıdığını belirten Konedralı, “Bu duvar sadece isimlerin yazılı olduğu, fotoğrafların asılı bulunduğu bir köşe değildir. Bu duvar bir hafıza, bir vefa ve bir vicdandır” diye konuştu.

Konuşmaların ardından, Müzik Öğretmeni Umut Albayrak yönetiminde Atatürk Öğretmen Akademisi Orkestrası tarafından “Yiğidim Aslanım” ve “Benim Adım Öğretmenim” eserleri seslendirildi.

Daha sonra, Türkçe Öğretmeni Emine Yağcı tarafından “Karanlığa Işık Bırakanlar” başlıklı, şehitlere ilişkin bir sunum gerçekleştirildi.

Program, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile TMT Mücahitler Derneği Başkanı Celal Bayar tarafından “Karanlığa Işık Bırakanlar” Anı Duvarı’nın açılışının yapılmasıyla sona erdi.