Trump’tan Hanuka resepsiyonunda “İsrail’e desteğimiz tam” mesajı

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği Hanuka resepsiyonunda, kendisinin bugüne kadar İsrail’e en güçlü şekilde destek verdiğini ve bundan sonra da destek vermeye devam edeceğini söyledi.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği resepsiyonda Hanuka Bayramı’nı kutlayan çok sayıda Yahudi misafiri ağırladı.

ABD’deki Yahudilerle çok yakın ilişkileri olduğunu anlatan Trump, İsrail’e desteklerinin tam olduğunun altını çizerek, kabinesinde ve yakın çevresinde önemli pozisyonlarda çok güçlü Yahudi isimlerin olduğunu vurguladı.

“İsrail için çok şey yaptım, biz İsrail’i seviyoruz.” diyen Trump, birinci başkanlık döneminde Golan Tepeleri’ni “İsrail toprağı” olarak tanıyan kararı, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesi ve ABD’nin büyükelçiliğini buraya taşıması gibi siyasi adımlarını hatırlattı.

“Bunların mümkün olduğunu kimse hayal bile edemezdi ve benden önce hiçbir başkan bunları gerçekleştirememişti.” ifadesini kullanan Trump, İsrail’in güvenliği için her yıl milyarlarca dolar destek vermeye devam ettiklerini belirtti.

Gazze’de ateşkesi sağladığını ve 59 ülkenin bu sürece destek verdiğini ifade eden ABD Başkanı Trump, “Orta Doğu’da gerçekten bir barış var artık.” dedi.

Konuşmasında İran’a yüklenen Trump, bu ülkenin nükleer kapasitesini “tamamen yok ettiklerini” savunarak, bunun İsrail’in güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu kaydetti.

ABD’deki İsrail lobisinin eskiden açık ara en güçlü lobi olduğunu ifade eden Trump, artık bu lobinin eskisi kadar güçlü olmadığını belirterek, “Bu konuda dikkatli olmalısınız, eskiden daha güçlüydünüz.” yorumunu yaptı.

Trump’ın damadının şirketi, Warner Bros. Discovery’ye yapılan satın alma teklifinden çekildi

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in şirketi Affinity Partners, medya ve eğlence şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’ye yaptığı satın alma teklifinden çekildi.

ABD basınında yer alan haberlerde, Affinity Partners’ın “bu fırsatın daha fazla peşinde olmayacağını” belirttiği aktarıldı.

Haberlerde, şirketin Paramount’un Warner Bros. Discovery’ye yaptığı teklifin güçlü bir stratejik gerekçesi olduğuna inanmaya devam ettiği vurgulandı.

Öte yandan ülke basınında, Warner Bros. Discovery’nin hissedarlarına Paramount’un teklifini reddedip, Netflix ile mevcut anlaşmayı desteklemelerini önermeye hazırlandığına dair haberler de yer aldı.

Netflix, 5 Aralık’ta, Warner Bros.’u film ve televizyon stüdyoları ile HBO Max ve HBO’yu da kapsayacak şekilde, 72 milyar dolarlık öz sermaye değeri ve 82,7 milyar dolarlık toplam şirket değeri üzerinden satın almak için Warner Bros. Discovery ile anlaşmaya vardığını açıklamıştı.

Daha sonra, medya ve eğlence şirketi Paramount da Warner Bros. Discovery’nin tüm hisselerini hisse başına 30 dolar nakit karşılığında satın almak üzere toplam 108,4 milyar dolarlık işletme değerine denk gelen bir teklif sunduğunu duyurmuştu.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna yapılan bildirime göre, Paramount’un yaptığı teklifi destekleyen finansman ortakları arasında Suudi Arabistan Varlık Fonu, Abu Dhabi’den L’imad Holding, Katar Yatırım Otoritesi ve Trump’ın damadı Kushner’ın şirketi Affinity Partners da yer almıştı.

İsrail Başbakanı Netanyahu’dan “Yahudiler başarısız olsaydı ABD olmazdı” iddiası

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yahudi-Hristiyan medeniyetinin ve ABD’nin varlığının, Yahudilerin geçmişte başarılı olmasına borçlu olduğunu savundu.

Netanyahu, Yahudilerce milattan önce 2. yüzyılda Makkabilerin Helenizme karşı başarısının kutlandığı Hanuka Bayramı dolayısıyla işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya bitişik Burak Duvarı’nda (Ağlama Duvarı) mum yakarak konuşma yaptı.

Verdikleri savaşın Yahudi-Hristiyan geleneğinin ortak savaşı olduğunu ileri süren Netanyahu, “Makabiler başarısız olsaydı, Yahudilik olmazdı. Yahudi-Hristiyan medeniyeti olmazdı. ABD olmazdı.” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, Yahudi-Hristiyan medeniyetinin varlığını Yahudilerin başarılı olmasına bağlayarak, günümüzde Gazze başta olmak üzere farklı ülkelere düzenlenen saldırıların bu medeniyet adına verilen bir savaş olduğunu savundu.

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’ten itibaren İsrail saldırılarında 71 bine yakın Filistinli hayatını kaybetti ve büyük bir insanlık felaketi yaşandı.

İsrail ordusu bu sürede Lübnan, Suriye, Yemen ve İran’a da yoğun saldırılar düzenledi.

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği İsrail saldırıları nedeniyle milyonlarca insan da yerinden edildi.

ABD yönetimi, seyahat yasağı bulunan ülkeler arasına Suriye ile Filistin’i de ekledi

ABD yönetimi, iki Ulusal Muhafızın Washington’da vurulmasının ardından genişlettiği “seyahat yasakları” uygulamasına, aralarında Suriye ile Filistin’in de bulunduğu 5 ülkeyi daha ekledi.

Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Donald Trump yönetimi, seyahat yasaklarını genişleten yeni bir adım attı.

Halen 12 “yüksek riskli” ülke listesinde yer alan Afganistan, Burma, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Eritre, Haiti, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen’den gelecek kişilere yönelik tam seyahat yasağı devam edecek.

Bu ülkelere ilaveten Suriye, Burkina Faso, Mali, Nijer ve Güney Sudan da seyahat yasağı getirilen ülkeler listesine eklendi.

Filistin Yönetimi tarafından verilen seyahat belgelerine sahip kişilere de ABD’ye tam seyahat kısıtlaması ve giriş sınırlaması getirildi.

Daha önce kısmi kısıtlamalara tabi olan Laos ve Sierra Leone de tam seyahat kısıtlamasına tabi ülkeler arasına eklendi.

7 “yüksek riskli” ülke kategorisinde bulunan Burundi, Küba, Togo ve Venezuela vatandaşlarına yönelik kısmi kısıtlamalar da devam ediyor.

Suriye de halen ciddi güvenlik tehditleri mevcut olduğu için bu gerekçeyle seyahat yasağına tabi kılındı. Filistin’de de ABD tarafından “terör örgütü” olarak tanımlanan bazı örgütlerin halen aktif hareket edebildiğine dikkat çekildi.

Söz konusu uygulama, 1 Ocak 2026’da başlayacak.

İltica başvuruları ve göçmenlik yardım talepleri durdurulmuştu

ABD yönetimi, 26 Kasım’da 2 Ulusal Muhafızın vurulması olayının ardından, 3 Aralık’ta “yüksek riskli ülke” sınıfında yer alan 19 ülkenin vatandaşları tarafından yapılan bütün iltica başvurularını ve göçmenlik yardım taleplerini durdurmuştu.

ABD’nin Columbia Bölgesi Savcısı Jeanine Pirro, şüphelinin 29 yaşındaki Afganistan uyruklu Rahmanullah Lakanwal ve vurulan Ulusal Muhafız üyelerinin ise Sarah Beckstrom (20) ile Andrew Wolfe (24) olduğu bilgilerini paylaşmıştı.

Diğer yandan Suriye’de geçen hafta bir DEAŞ militanı, ABD askerlerine yönelik bir saldırı düzenlemiş ve saldırıda, 2’si Amerikan askeri, toplam 3 kişi hayatını kaybetmişti.

Brent petrolün varili 59,55 dolardan işlem görüyor

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 59,55 dolardan işlem görüyor.

Dün 60,25 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 58,68 dolardan tamamladı.

Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.41 itibarıyla kapanışa göre yüzde 1,5 artarak 59,55 dolar oldu. Aynı saatte Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 56,02 dolardan alıcı buldu.

Petrol fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya giren ve çıkan yaptırıma tabi tüm petrol tankerlerine “tam ve eksiksiz” abluka uygulanması yönünde talimat verdiğini açıklamasının ardından talebe ilişkin endişelerin artmasıyla yükseldi.

Trump’ın açıklamaları, ABD’nin 10 Aralık’ta Venezuela açıklarında yaptırıma tabi bir petrol tankerine el koymasından bir hafta sonra geldi. Söz konusu müdahale, Caracas yönetimi tarafından “uluslararası korsanlık” olarak nitelendirildi.

Yaptırıma tabi tüm Venezuela kaynaklı petrol tankerlerinin bloke edilmesi talimatını verdiğini belirten Trump, “Venezuela, Güney Amerika tarihinin en büyük donanması tarafından tamamen kuşatılmıştır. Bu donanma giderek büyüyecek ve onlara daha önce hiç görmedikleri bir şok yaşatacaktır. Bu nedenle, Venezuela’ya giren ve çıkan yaptırıma tabi tüm petrol tankerlerinin bloke edilmesi talimatını veriyorum.” ifadesini kullandı.

Kaç tankerin bu karardan etkileneceği, ABD’nin yaptırımlı gemilere yönelik ablukayı nasıl uygulayacağı ve Trump’ın geçen hafta olduğu gibi gemileri durdurmak için Sahil Güvenliği devreye sokup sokmayacağı henüz netlik kazanmadı.

Venezuela’da petrol yükleyen birçok gemi yaptırım kapsamında bulunurken, ülkenin petrolünü taşıyan bazı tankerler ile İran ve Rusya kaynaklı ham petrolü taşıyan gemiler yaptırım dışında tutuluyor. Chevron tarafından kiralanan tankerler de Washington yönetiminin daha önce verdiği yetki kapsamında Venezuela ham petrolünü ABD’ye taşımayı sürdürüyor.

Çin ise Venezuela ham petrolünün en büyük alıcısı konumunda bulunurken, bu petrol Çin’in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor.

Uzmanlar, fiyatların bugün Venezuela kaynaklı haberlerin etkisiyle duyarlılığa bağlı hareket ettiğini ancak Venezuela’dan yapılan ihracatın küresel petrol arzı içindeki payının görece sınırlı olduğunu belirtiyor.

Brent petrolde teknik olarak 64,53 dolar direnç, 58,45 dolar destek bölgesi olarak izleniyor.

Hava sıcaklığının 4 derece artması bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, bugünden itibaren hava sıcaklığının dört derece artmasının beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 16 – 22 Aralık tarihlerini kapsayan haftalık hava tahmin raporuna göre hava sıcaklığı bugün ve yarın iç kesimlerde ve sahillerde 16 – 19; diğer günlerde ise 20 – 23 derece dolaylarında seyredecek.

Hava bugün ve yarın az bulutlu, cuma ile cumartesi parçalı bulutlu, pazar ile pazartesi parçalı ve çok bulutlu olacak.

Bölge periyodun ilk iki günü alçak basınç sistemi, diğer günlerde ise yüksek basınç sistemi ile soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Rüzgar ise periyodun ilk günleri kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, diğer günlerde ise kuzey ve batı yönlerden orta kuvvette esecek.

Çavuş: Et ve Süt Tüketimi Konusunda Vatandaşın Hiçbir Kaygısı Olmasın

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Levent Kutay’ın sunduğu 50+1 programına konuk olarak ülkede tespit edilen şap hastalığına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Çavuş, hastalığın seyri, alınan önlemler, aşılama süreci ve hayvancılık sektörüne etkileri hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

“Şap Hastalığı Çok Agresif ve Çok Kolay Yayılabilen Bir Virüstür”

Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş, şap hastalığının yalnızca ülkede değil, tüm dünyada hızla yayıldığını söyledi. Çavuş, Almanya, Macaristan ve Slovakya’da da son 30 yıl sonra şap vakalarının görüldüğünü belirtti. Çavuş, virüsün toz zerrecikleriyle 200 kilometre, araç lastikleriyle 1000 kilometre, çamurluklarda ise 2000 kilometreye kadar taşınabildiğini ifade etti. Çavuş, insan ve hayvan hareketliliğinin virüsün yayılmasındaki en büyük etken olduğunu vurguladı.

“Boğaziçi Bölgesini Sonuçlar Gelmeden Karantinaya Aldık”

Çavuş, Boğaziçi köyünde bir üreticide süt veriminin aniden düşmesi üzerine şüphe oluştuğunu ve hızlıca klinik ve laboratuvar testlerine geçildiğini söyledi. Çavuş, numunelerin Ankara Şap Enstitüsü’ne gönderildiğini ve dört hayvanda pozitif, üç hayvanda ise PCR ile kesin sonuç alındığını açıkladı. Çavuş, sonuçlar beklenmeden teknik komitenin toplandığını ve Boğaziçi bölgesinin birinci zon olarak karantina altına alındığını belirtti. Çavuş, ülke genelinde tüm hayvan hareketlerinin durdurulduğunu ve kasaplık hayvanların yalnızca veteriner izniyle mezbahalara gönderildiğini söyledi.

“500 Bin Doz Aşıyla Dıştan İçe Doğru Aşılama Yapacağız”

Çavuş, şap hastalığıyla mücadelede en önemli adımın hızlı aşılama olduğunu ifade etti. Çavuş, 35 ekipten oluşan bir organizasyon kurulduğunu ve günde yaklaşık 13 bin hayvanın aşılanacağını belirtti. Çavuş, ilk etapta büyükbaş hayvanların, ardından küçükbaş hayvanların da aşılanacağını söyledi. Çavuş, altı ay koruyuculuğu olan 6P50 aşısının kullanılacağını ve hedeflerinin üç ay içinde hastalığı ülke genelinde bertaraf etmek olduğunu kaydetti.

“Et ve Süt Tüketimi Konusunda Vatandaşın Hiçbir Kaygısı Olmasın”

Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş, şap hastalığının insan sağlığına hiçbir zararı olmadığını vurguladı. Çavuş, virüsün 72 santigrat derecede 15 saniyede etkisiz hale geldiğini ve ülkede üretilen tüm süt ve süt ürünlerinin bu işlemlerden geçtiğini söyledi. Çavuş, et tüketiminde de veteriner kontrolü ve izin sistemi uygulandığını belirterek karantina bölgelerinden hayvan sevkiyatına izin verilmediğini ifade etti. Çavuş, alınan tüm önlemlerin hayvan sağlığını ve hayvancılık sektörünün ekonomik geleceğini korumaya yönelik olduğunu söyledi.

Çavuş, programın sonunda üreticilere ve vatandaşlara kurallara uyma çağrısı yaptı ve şeffaf şekilde kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerini belirtti.

Piyasada zeytin yağı denetimi

Tarım Dairesi 6 ilçede market, otel, restaurant ve Girne pazarında yaptığı zeytin yağı denetimlerinde 1 adet tağşişli ürün bulduğunu açıkladı.

Daireden yapılan açıklamaya göre, 13 Kasım-12 Aralık 2025 döneminde kayıtlılık, etiket ve hijyen kurallarına bakılıp, tağşiş analizi için alınan 43 zeytinyağı numunesinin 42’si uygun bulunurken, 1’inin de tağşişli olduğu saptandı. Tağşişli ürün sattığı tespit edilen üretici hakkında yasal işlem başlatıldı.

Alınan numunelerin analizleri Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesindeki Zeytin ve Zeytin Ürünleri Analiz Laboratuvarı’nda yapıldı ve TGK kriterlerine göre değerlendirildi.

Mezbahada denetimler ve dezenfeksiyon işlemleri veteriner hekim gözetiminde başladı

 Güzelyurt Belediyesi, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Veteriner Dairesi’nin açıklamaları doğrultusunda şap hastalığıyla ilgili Güzelyurt Belediyesi mezbahasında denetimlere başladı.

Güzelyurt Belediyesi, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Veteriner Dairesi’nin açıklamaları doğrultusunda şap hastalığıyla ilgili Güzelyurt Belediyesi mezbahasında denetimlere başladı.

Belediye’den verilen bilgiye göre, Güzelyurt ve çevresinde görülme riski bulunan şap hastalığı nedeniyle, hayvan sağlığının korunması ve hastalığın yayılmasının önlenmesi amacıyla birtakım tedbirlerin uygulanmasına karar verildi.

Güzelyurt Belediyesi’nin önlemler kapsamında veteriner hekim eşliğinde mezbahaya canlı hayvan taşıyan araçların dezenfeksiyon işlemlerini gerçekleştirdiği kaydedildi.

ERTUĞRULOĞLU: EGEMEN EŞİT İKİ DEVLET POLİTİKASINDAN GERİ ADIM YOK; HALKIN YÜZDE 80’İ BUNU BENİMSİYOR

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhuriyet Meclisi’nde bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının yüzde 70–80’inin iki egemen eşit devlete dayalı politikayı benimsediğini belirterek, bu çizgiden geri adım atılmayacağını söyledi. Ertuğruloğlu, federasyon tezinin karşılık bulmadığını savunarak, egemenliğin Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bütçe görüşmesinde yaptığı konuşmada, yıllardır söylenenleri yeniden duyduklarını ve kendilerinin de söylediklerini yineleyeceklerini çünkü bazılarının duymaktan usanmadığını söyledi.

CTP Lefke Milletvekili Salahi Şahiner’e teşekkür eden ve önerilerini iyi niyetle ortaya koyduğuna inanç belirten Ertuğruloğlu, diğer vekillerin ise Kıbrıs konusunda yıllardır yanlış bir şekilde sürdürülen politikayı savunmaya ve aynı düşüncelerle aynı politikayı ortaya koymaya devam ederek KKTC’nin varlığını eleştiren politikaların sürdürdüğünü kaydetti.

Cumhurbaşkanı seçiminde önceliğin federasyon veya iki devlete dayalı dış politika olmadığını ve bunun herkes tarafından bilindiğini söyleyen Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının da seçimden sonra yaptığı konuşmada tüm kesimlere teşekkür ettiğini ifade etti.

Ertuğruloğlu, Dışişleri Bakanlığında “halka rağmen politika” yürütülmediğine işaret ederek Kıbrıs Türk halkının yüzde 70-80’inin iki egemen devlet politikasına inanan bir halk olduğunu söyledi.

Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının, Avrupa Birliği temsilcisi ile görüşmesine yönelik eleştirilerini yineleyerek, AB’nin tarafsız olmadığını, tam tersine Rum yanlısı olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanının Kıbrıs politikasının ne olduğunu sorduğunu ancak net bir cevap alamadığını belirterek, bu politikanın “saklanıldığını” söyleyen Ertuğruloğlu, milletvekillerine Güney Kıbrıs’taki gelişmeleri izleyip izlemediğini, askeri ve diğer politikalarını farkında olup olmadıklarını sordu.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, tüm Kıbrıs’ı bağlayan konularda anlaşmalar yapan Rum liderin Türk tarafı ile temas kurup kurmadığını sordu. Tahsin Ertuğruloğlu, Türk tarafı ile “kedi fare” oyunu oynayan Rum tarafının kendini devlet, Kıbrıs Türklerini de azınlık görüldüğünü söyledi.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin siyasi eşitliğe dayanan ortaklık devleti devleti olduğunu ancak bugün bu cumhuriyetin bir Rum devleti olduğunu belirtti. Ertuğruloğlu, “Birlikte hangi hedef için mücadele edeceğiz? Federasyon için mi? Rum’un sizinle federasyon yapma niyeti yoktur, herhangi bir paylaşıma da ihtiyacı yoktur” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanına yönelik eleştirel sözlerinin eleştirilmesine değinerek, bu tür eleştirilerin eski Cumhurbaşkanlarına da yöneltildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanının kendisine yönelik bir daveti olmadığını ve bu durumu 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile de yaşadığını kaydeden Ertuğruloğlu, Dışişleri Bakanı ve Türkiye ile temas kurmayan Cumhurbaşkanını eleştirmeye devam edeceğini söyledi. Ertuğruloğlu, “Bu ülke Cumhurbaşkanının babasının çiftliği değildir. Kimsenin babasının çiftliği değildir. Bu ülke Kıbrıs Türk halkının milli mücadelesinin, ulusal varoluşunun ve egemenliğinin devletidir” dedi.

Eşit devlet politikasının ne zaman gündeme geldiğinin unutulduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı andını okuyarak, Cumhurbaşkanına yönelik eleştirilerini sürdürdü. CTP milletvekillerine de Kıbrıs sorunu hakkında yeterli bilgileri olmadığı eleştirisinde bulunan Ertuğruloğlu, burada statü sorunu olduğunu ve Rum’un devlet statüsüyle Kıbrıs Türk halkını yalnızlığa itmeye çalıştığını belirtti.

AB’nin Türkiye ile ilişkisinin günün koşullarına göre değişmesi durumunda nasıl bir politika izleneceğinin sorulması üzerine, Türkiye’nin AB üyesi olması durumunda AB’ye karşı tutumlarının değişebileceğini ifade eden Ertuğruloğlu, eğitim, turizm ve siyasi anlamda her yerde Rum’un engeliyle karşılaşan Kıbrıs Türk halkına yönelik AB’nin haksız politikalarını kabul edemeyeceklerini söyledi.

Ertuğruloğlu, bu engellemelerin “KKTC var” diye değil, Rum’un baskısı yüzünden yaşandığını belirterek, güven artırıcı önlemlerin Kıbrıs sorununu çözemeyeceğini çünkü bunların Rum’un politikası olduğuna dikkati çekti.

Kıbrıs Türk halkının hayata geçmeyecek ya da Rum tarafının statüsünü yükseltecek adımlarla zaman kaybedildiğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Egemenliğin ne kadar vazgeçilmez olduğunu vurgulamaktır görevimiz. Dünya dili egemenliktir. Egemenseniz konuşursunuz. Egemen değilseniz başkası sizin adınıza konuşur” dedi.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının egemen bir halk olduğunu ve ortaklık cumhuriyetinde de bunun böyle olduğunu belirterek, ortaklığın bozulması durumunda ise egemen halkların ortaklıktan ayrılabileceğini ancak Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul edilmesinin yanlış olduğunu söyledi.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununu yaratan ve devam ettiren BM Güvenlik Konseyi ve İngiltere olduğunu belirterek, bu adada iki devlet olduğunu vurguladı.

Tahsin Ertuğruloğlu, federasyon tezinin Türk tezi olduğunu ancak Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti olduğu için yıllarca kendileriyle BM’de dalga geçtiğini ifade ederek, iki egemen eşit devlet politikasından geri adımın söz konusu olmadığını kaydetti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin KKTC’ye yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine, KKTC’nin Türkiye’ye ilhak edilmesine taraf olmadığını ve Türkiye’nin de böyle bir isteği olmadığını kaydeden Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının ne Rum boyunduruğu, ne de ilhak istediğini ancak üçüncü seçenek yoksa, “Rumu mu, yoksa Türkiye’yi mi tercih edersiniz?” sorusunu sordu.

Cumhurbaşkanını eleştirmeye devam edeceğini ve görevini kötü kullandığı eleştirilerini kabul etmeyeceğini çünkü görevini kötü kullananın kendisi olmadığını belirten Ertuğruloğlu, Anayasa’nın her şeyin üzerinde olduğunu ancak Cumhurbaşkanlarının göreve gelince Kıbrıs konusunda tüm görev kendilerindeymiş gibi davranmasını anlayamadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanlığının, Dışişleri Bakanlığı yokmuş gibi davrandığı eleştirisini yineleyen Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının eleştirilebileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanının parti başkanlarıyla görüşebileceğini ancak yanlarında dış politikadan yetkililerin de yer alması gerektiğini belirterek, böyle bir davet alınmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusundaki farklı söylemlerin Rumları sevindirdiğine işaret etti.

Ertuğruloğlu’nun konuşmasının ardından Dışişleri Bakanlığı’nın 1 milyar 663 milyon 958 bin TL’lik bütçesi oylandı ve oy çokluğuyla kabul edildi.

TAK BÜTÇESİ

Genel kurul daha sonra 213 milyon 522 bin TL’lik Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) bütçesini ele almaya başladı.

Komite başkanının tasarıya ilişkin raporu sunmasının ardından konuşma talebi olmadığından bütçe onaya sunuldu. TAK bütçesi, yapılan oylamada 26 kabul, 4 ret oyu alıp, oy çokluğuyla kabul edildi.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu daha sonra Ekonomi ve Enerji Bakanlığı bütçesi ele alınmaya başlandı.

Güzelyurt Belediyesi, yeni merkez binası, 20 Aralık Cumartesi günü açılıyor

Güzelyurt Belediyesi, yeni merkez binası, 20 Aralık Cumartesi günü hizmete açılıyor.

Belediyeden verilen bilgiye göre, vatandaş odaklı hizmet anlayışıyla tasarlanan yeni bina; belediye hizmetlerinin tek çatı altında, daha hızlı ve verimli şekilde sunulmasına olanak sağlanacak.

Açılış töreni, 20 Aralık Cumartesi günü saat 10.00 gerçekleştirilecek.

Temelleri, Nisan 2018’de atılan binanın 1. etabı Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi’nin katkılarıyla yapıldı. Binanın tamamlama süreci ise belediye öz kaynaklarından karşılandı.

Güzelyurt Belediyesi yeni merkez binasının, kent girişi Manisa Bulvarı üzerinde yer alıyor ve toplam 2 bin 862 metrekarelik kapalı alana sahip bina zemin, birinci ve ikinci kattan oluşuyor.

Projeye göre, Engelli dostu olarak inşa edilen binada, kütüphane, bilgisayar eğitim merkezi yanında komite toplantı odaları ve personel toplantı odaları yer alıyor. Binanın iki girişi, iki de asansörü bulunuyor.

Güzelyurt Belediyesi’nin yeni merkez binasının bahçesi, Selçuklu Belediyesi’nin park bahçe bölümünün katkılarıyla tasarlandı.

GARDİYANOĞLU: SINIRLI BÜTÇEYLE SOSYAL HİZMETLERDE BÜYÜK ADIMLAR ATTIK

UBP Milletvekili ve eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu konuşmasında, sosyal hizmetler alanında, sınırlı bütçelere rağmen gönüllülerin, iş insanlarının ve bakanlık personelinin katkılarıyla önemli çalışmaların hayata geçirildiğini söyledi.

Gardiyanoğlu, geçen yıl sosyal hizmetler bütçesinin yalnızca rutin işleri karşılayacak düzeyde olmasına karşın, Kalkanlı Yaşam Evi’nin restore edilerek ilk etabının açıldığını, 10 yıldır bekleyen Demirhan Engelsiz Yaşam Evi’nin faaliyete geçtiğini belirtti.

Haspolat Sevgi Evleri’nin de Tangül Ünal Çağıner Vakfı iş birliğiyle Avrupa standartlarında bir çocuk bakım merkezine dönüştürüldüğünü kaydeden Gardiyanoğlu, bu projelerin hiçbirinde yerel kaynak kullanılmadığını vurguladı.

Güneşköy Rehabilitasyon Merkezi, Girne-Karakum Rehabilitasyon Merkezi” ve Gazimağusa İrfan Nadir Rehabilitasyon Merkezlerinin yenileme çalışmalarının da iş insanları ve gönüllülerin katkılarıyla tamamlandığını ifade eden Gardiyanoğlu, son bir buçuk yılda kamu kaynağı kullanılmadan 11 tam donanımlı engelli aracının sosyal hizmetlere kazandırıldığını söyledi.

Gardiyanoğlu, bu süreçte muhalefet milletvekillerinin de yasama çalışmalarına önemli katkılar koyduğunu belirtti.

Sosyal Hizmetler Teşkilat Yasası’nın oy birliğiyle kabul edilmesinin, denetim, bakım ve sağlık hizmetlerinin önünü açacağını dile getiren Gardiyanoğlu, bu yasayla Kalkanlı ve Demirhan’daki merkezlerde doktor, fizyoterapist, ergoterapist ve hemşire görevlendirilmesinin mümkün hale geldiğini söyledi.

Çalışma Dairesi’nin denetimlerini son bir buçuk yılda yüzde 100’ün üzerinde artırdığını belirten Gardiyanoğlu, özellikle yangın ve iş sağlığı-güvenliği denetimleriyle ciddi mağduriyetlerin önüne geçildiğini kaydetti.

Sosyal sigortalarla ilgili çalışmalara da değinen Gardiyanoğlu, yapılandırmalarla 12 bin kişinin yeniden sisteme dahil edildiğini ve sosyal sigortaların yaklaşık 5 milyar TL rezerve ulaştığını söyledi. Lapta Huzurevi’nin yapımı için 2026 bütçesine ödenek konduğunu belirten Gardiyanoğlu, projenin tamamlanmasıyla bu sorunun da çözüleceğini ifade etti.

Üstel’den Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür: İş birliğimiz artarak devam edecek

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Dünyası Vizyon Belgesi kapsamında KKTC’nin uluslararası tanınırlığının artırılmasını açık bir hedef olarak ortaya koymasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarına verdiği güçlü destekten dolayı teşekkür etti.

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti tarafından hazırlanan Türk Dünyası Vizyon Belgesinin tanıtım programında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınırlığının artırılmasını açık ve net bir hedef olarak ortaya koymasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Üstel, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bizzat kaleme alınan takdim yazısında yer alan, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gözlemci statüsüyle aramıza katılması, bu genişleyen vizyonun işaretlerinden biridir” ifadelerinin, KKTC’nin Türk dünyasındaki konumunu güçlendiren önemli bir vurgu olduğuna dikkat çekti.

Başbakan Üstel açıklamasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türk halkının meşru haklarına verdiği güçlü destek ve sergilediği kararlı duruşun son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak, “Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, şahsım ve halkım adına teşekkür ediyorum” dedi.

Üstel, Türk dünyasıyla paylaşılan bu ortak vizyon doğrultusunda KKTC ile Türkiye arasındaki iş birliğinin artarak devam edeceğine olan inancını da kamuoyuyla paylaştı.

Türkiye Cumhuriyeti kaynaklı destek programlarına başvurular başlıyor!

Türkiye Cumhuriyeti kaynaklı Tarım, Turizm ve Sanayi Hibe Programları ile Girişimcilik Projesi’ne başvurular yarın başlayacak. Toplam 160 milyon TL kaynak ayrılan programlara 3 Şubat 2026 tarihine kadar başvuru yapılabilecek.

Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Başbakanlık Kıbrıs Türk Yatırım Geliştirme Ajansı (YAGA) koordinasyonunda; Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma ve Ekonomik İş Birliği Ofisi’nin finansman desteği ve Çukurova Kalkınma Ajansı’nın teknik katkılarıyla hayata geçirilecek programlarla, KKTC’de tarım, turizm ve sanayi sektörlerinin potansiyelinin geliştirilmesi ile girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Destekler 4 ana başlıkta yürütülecek 

Açıklamada ayrıca, desteklerin dört başlık altında yürütüleceği belirtildi.

Buna göre; Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2025 Tarım ve Kırsal Kalkınma Mali Destek Programı, Başbakan Yardımcılığı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı tarafından 2025 Turizm Potansiyelinin Geliştirilmesi Mali Destek Programı, YAGA tarafından 2025 Rekabet Gücünün Artırılması Mali Destek Programı ile yine YAGA tarafından uygulanacak 2025 Girişimcilik Programı hayata geçirilecek.

Programlara başvurular, yarın saat 12.00 itibarıyla aktif olacak ve www.tchibe.kei.gov.tr üzerinden yapılabilecek.

Girişimcilik Programı için başvurular ise www.girisimcilik.kei.gov.tr adresindeki adımlar izlenerek gerçekleştirilecek. Başvurular çevrim içi alınacak.

Adaylar, başvuru belgeleri ve ayrıntılı bilgi için ilgili bakanlıkların resmî internet siteleri ile www.kei.gov.tr ve www.yaga.gov.ct.tr adreslerini ziyaret edebilecek.

 

ERDOĞAN: KKTC’NİN ULUSLARARASI TANINIRLIĞININ ARTIRILMASI GİBİ HEDEFLERE DE BELGEMİZDE YER VERDİK

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen programda açıklandı.
Recep Tayyip Erdoğan, tanıtım programında da yaptığı konuşmada, “Türk Devletleri Teşkilatının kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, ortak dış politika mekanizmalarının oluşturulması ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınırlığının artırılması gibi hedeflere de belgemizde yer verdik. Bununla birlikte bölgesel entegrasyonun sürdürülebilir olması için finansal mekanizmaların kurulması hayati önem taşıyor.” dedi.

Vizyon Belgesinin takdim yazısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kaleme alındı.

-“KKTC’nin gözlemci statüsüyle aramıza katılması,  genişleyen vizyonun işaretlerinden biridir”

Takdim yazısında Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda yürüttüğü çalışmalarla, ortak istikamet arayışını somut bir programa dönüştürdüğünü, bölgede istikrarı önceleyen ve dünya siyasetinde etkisini günden güne artıran bir yapıya kavuştuğunu kaydeden Erdoğan, “Teşkilatın kurumsal yapısının gelişmesi, Türk Dünyası’nın geleceğine dair umutlarımızı kuvvetlendirmekte; ortak bir medeniyet tasavvurunun inşası için gerekli zemini oluşturmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gözlemci statüsüyle aramıza katılması, bu genişleyen vizyonun işaretlerinden biridir.” görüşünü paylaştı.

Dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin Türk devletlerinin daha güçlü bir bağla, daha sıkı bir işbirliği ve daha geniş bir vizyon ekseninde toparlanmasını gerekli kıldığını belirten Erdoğan, “Bu gerçeklik, bizleri ortak tarihimizin kökleriyle beslenen yeni bir yürüyüşe davet etmektedir.” ifadesini kullandı.

Türk Dünyası Vizyon Belgesi” 198 sayfadan oluşuyor. Vizyon belgesinde, “Giriş ve Temel İlkeler”, “Türk Dünyası Durum Analizi”, “İktisadi İşbirliği ve Ortak Kalkınma”, “Güvenlik Politikaları”, “Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi”, “Eğitim ve Akademik İşbirliği”, “Kültür, Dil ve Kimlik Politikası”, “Sosyal Politika ve Demografik Hareketlilik”, “Çevre, İklim ve Doğal Kaynaklar”, “Hukuki İş Birliği”, “Teknoloji ve İnovasyon Alanı”, “Ulaştırma, Lojistik ve Altyapı Entegrasyonu”, “Kurumsal Yapılanma ve Uygulama Mekanizması”, “Bölgesel ve Küresel Vizyon” olmak üzere 14 bölüm yer alıyor.

AK Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan belgenin, Türk Dünyası’nın ortak hedeflerini, küresel vizyonunu ve stratejik yaklaşımını belirleyen kapsamlı bir çatı politika yayını olduğu vurgulanarak, bu çalışmanın AK Parti’nin küresel sorumluluk anlayışı ve bölgesel liderlik vizyonuyla Türk Dünyası’nda birlik ve beraberliği pekiştirme iradesinin somut göstergesi olduğu dile getirildi.

Belgede, Türkiye’nin Türk devletleriyle olan toplam dış ticaret hacminin 100 milyar doların üzerine çıkarılması hedefi yer buldu.

Vizyon Belgesinde, Türk Dünyası’nın uzun vadeli hedeflerini belirlemek, stratejik yönelimlerini koordine etmek ve karar alma süreçlerini hızlandırmak amacıyla Türk Dünyası Vizyon Kurulu’nun oluşturulmasının büyük bir gereklilik arz ettiği belirtiliyor.

Öte yandan belgede, Türk Dünyası Ortak Terörle Mücadele Merkezi’nin kurulması, bu merkezin tehdit analizleri yaparak terörle mücadelede koordinasyonu sağlayan bir yapı haline getirilmesi hedefi de yer buldu.

Türk Dünyası Ortak Dil Platformu’nun kurulması hedefinin de yer aldığı belgede, e-Devlet sistemlerinin entegrasyonu sağlanarak Türk Dünyası vatandaşlarının sınır ötesi işlemlerini kolaylaştıracak mekanizmaların geliştirilmesi ve ortak bir dijital kimlik sistemi oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Türk Dünyası ülkeleri arasındaki hukuki işbirliğinin güçlendirilmesinin, ekonomik, ticari ve güvenlik alanlarında daha sağlam ve uyumlu bir yapı oluşturmak için kritik bir gereklilik olduğu kaydedilen belgede, Türk Dünyası Adalet ve Hukuk Konseyi oluşturulması, Ortak Tahkim Merkezleri kurulması hedefleri arasında yer aldı.

Türk Yatırım ve Kalkınma Fonu’nun kurulması ve ortak projelerin finansmanında etkin kullanılması hedefinin yer aldığı belgede, Türk Dünyası Kalkınma ve İmar Bankası’nın oluşturularak üye devletlerin uzun vadeli yatırımlarına finansal destek sağlanması hedefine işaret edildi.

Belgede, Türk İnsan Hakları Konseyi’nin kurulması ve insan hakları uygulamalarının ortak standartlara kavuşturulması, Türk Dünyası Hukuk Akademisi’nin kurulması ve ortak hukuk eğitimi verilmesi de hedefler arasında yer aldı.

TMT MENSUBU MEHMET SALİH EMİRCAN HAYATINI KAYBETTİ

TMT Mücahitler Derneği, öğretmen, gazeteci ve yazar; bir dönem Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Yüksek Onur Kurulu Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüten Mehmet Salih Emircan’ın vefat ettiğini duyurdu. Emircan, 16 Aralık Salı günü Lefkoşa İsmail Safa Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından askeri törenle defnedilecek.

TMT Mücahitler Derneği, TMT mensuplarından öğretmen, gazeteci ve yazar Mehmet Salih Emircan’ın vefat ettiğini duyurdu.

Dernek tarafından yapılan açıklamada, bir dönem Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Yüksek Onur Kurulu Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini de üstlenen Mehmet Salih Emircan’ın vefat haberinin derin bir üzüntüyle öğrenildiği ifade edildi. Açıklamada, merhuma Allah’tan rahmet; yaslı ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve silah arkadaşlarına başsağlığı ve sabırlar dilendi.

Mehmet Salih Emircan’ın cenazesinin, yarın (16 Aralık 2025 Salı) Lefkoşa’da İsmail Safa Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından askeri törenle defnedileceği bildirildi.

Bakan Çavuş’tan ‘şap’ açıklaması: Aşılama başlıyor, insan sağlığına zararı yok

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş şap konusunda basına yaptığı açıklamada, tüm tedbirlerin alındığını, aşılama sürecinin yarın itibarıyle başlayacağını bu hastalığın insan sağlığına zararı olmadığını kaydetti.

Çavuş, Türkiye’den 500 bin doz aşının bu akşam ülkemize geleceğini de açıkladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Boğaziçi köyünde tespit edilen şap hastalığına ilişkin kamuoyunu bilgilendirdi. Çavuş, hastalığın tespit edilmesinin ardından Tarım Bakanlığı’nın tüm birimleriyle birlikte hızlı ve kapsamlı bir mücadele süreci başlattığını açıkladı.

“Şap Hastalığı Dünyada Çok Hızlı Yayılıyor”
Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş, şap hastalığının yalnızca ülkede değil, Orta Doğu, Asya, Afrika ve Avrupa’da da hızla yayıldığını söyledi. Çavuş, Almanya, Macaristan ve Slovakya’da da vakaların görüldüğünü belirterek, hastalığın son olarak ülkede 1960’lı yıllarda tespit edildiğini ifade etti. Çavuş, yayılımın en büyük nedeninin yoğun insan ve hayvan hareketliliği olduğunu vurguladı.

“Boğaziçi Bölgesi Tamamen Karantina Altına Alındı”
Çavuş, 13 Aralık Pazar günü bir üreticinin veteriner başvurusu sonrası sürecin başlatıldığını ve numunelerin aynı gün Ankara’daki Şap Enstitüsü’ne gönderildiğini açıkladı. Çavuş, test sonuçları beklenmeden teknik komitenin oluşturulduğunu ve AB standartlarında karantina kararlarının alındığını söyledi. Çavuş, Boğaziçi bölgesinin birinci zon olarak karantina altına alındığını, üç kilometrelik alanın ikinci zon, tüm ülkenin ise üçüncü zon ilan edildiğini belirtti. Çavuş, Boğaziçi’ndeki tüm hayvan hareketlerinin tamamen durdurulduğunu ifade etti.

“Sadece Dört Hayvanda Pozitif Sonuç Çıktı”
Tarım Bakanı Çavuş, yapılan testler sonucunda yalnızca dört hayvanda pozitif bulgu tespit edildiğini, doğrulama testlerinde ise üç hayvanın kesin pozitif olduğunu açıkladı. Çavuş, bu sonucun erken müdahalenin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini belirterek, sürecin yakından takip edildiğini söyledi. Çavuş, hayvan hareketlerinin izne bağlandığını ve giriş çıkışların tamamen kontrol altına alındığını ifade etti.

“500 Bin Doz Aşı Bu Akşam Ülkeye Geliyor”
Çavuş, olası pozitif sonuçlara karşı önceden yapılan girişimler sayesinde 500 bin doz aşının ülkeye getirileceğini duyurdu. Çavuş, 35 ekipten oluşan bir organizasyonla en geç altı gün içinde tüm büyükbaş hayvanların aşılanacağını söyledi. Çavuş, aşılama sürecinin dıştan içe doğru yapılacağını, ardından küçükbaş hayvanların da hızla aşılanacağını belirtti. Çavuş, kullanılan aşının altı ay koruyuculuğu olan altı pidi şift aşısı olduğunu açıkladı.

“Et ve Süt Tüketiminde Herhangi Bir Risk Yoktur”
Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş, şap hastalığının insan sağlığına hiçbir zararı olmadığını vurguladı. Çavuş, mezbahalarda veteriner kontrolü olmadan kesim yapılmadığını, karantina bölgelerinden hayvan kabul edilmediğini söyledi. Çavuş, süt ve süt ürünlerinde de herhangi bir risk bulunmadığını, virüsün 72 derecede 15 saniyede yok olduğunu ifade etti. Çavuş, vatandaşlara panik yapılmaması çağrısında bulundu ve alınan tüm önlemlerin hayvan sağlığını ve üreticinin ekonomik kaybını önlemeye yönelik olduğunu belirtti.

Çavuş: “Bazı hayvanda testler pozitif çıktı. Aşılama yarın başlıyor”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, ülkede bazı hayvanlarda şap hastalığına rastlandığını ve bu hastalığın yayılmamasına yönelik gerekli tüm tedbirlerin alındığını, 500 bin doz aşının da bu gece ülkeye geleceğini ve pandemi sürecindeki gibi aşılama sürecinin yarın başlayacağını söyledi.
Çavuş, şap hastalığının insana bir zararı olmadığını ancak hayvana zararı olduğu gibi üreticiye de ekonomik zararı olduğuna işaret ederek, virüsün taşınabilir ve çok kolay yayıldığını, bu yüzden çok hızlı bir şekilde gereken adımları attıklarını kaydetti.
Hastalığın tespit edildiği bölgede hayvan hareketliliğinin durdurulduğunu, gereken önlemlerin alındığını, dezenfekte çalışmalarının yapıldığını belirten Çavuş, tarım alanında çalışan tüm araçların ilaçlanmasının mecburi olduğunu, uymayanların cezalandırılacağı konusunda uyardı.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, hayvanlarda olası şap hastalığı ile ilgili basın toplantısı düzenlendi.
Ülkede panik yaratmadan hızlı önlemlerle bu süreci atlatmak için mücadele ettiklerini, tüketicilerin rahat olmasını isteyen Çavuş, panikle atılacak adımların ilk etapta et bolluğuna ancak daha sonra et krizine sebep olacağı uyarısında bulundu.

Veterinerlerden şap açıklaması: “Hastalık yerli et ve süt ürünü tüketilmesi için risk taşımaz.. Paniğe sürükleyecek paylaşımlara kulak asmayın”

Kıbrıs Türk Veteriner Hekimler Birliği, şap hastalığının yerli et ve süt ürünü tüketilmesi için risk taşımadığını bildirdi.

Hastalıkla ilgili en sağlıklı bilginin veteriner hekimlerden ve resmi makamlardan sağlanabileceğini hatırlatan Veteriner Hekimler Birliği, paniğe sürükleyici haber veya paylaşımlara kulak asılmaması, bilgisiz kişi ve kurumlara güvenip inanılmaması yönünde halka çağrı yaptı.

Kıbrıs Türk Veteriner Hekimler Birliği, büyük ve küçükbaş hayvanların, ağız, tırnak ve meme bölgesinde su kabarcıkları ve yaralara neden olan, et ve süt verimini düşürerek ekonomik kayıplara da yol açan bulaş oranı yüksek viral bir hastalık olan şapla ilgili açıklama yaptı.

Açıklamaya göre, Veteriner Dairesi’ne gelen ihbar sonucu Boğaziçi köyünde tespit edilen şap hastalığı, 2025’in Ocak ayında Avrupa’nın bazı ülkelerinde de görüldü. Hastalık, yıl ortasından bu yana Türkiye’de de ciddi ekonomik zarara yol açıyor.

Birlik hastalıkla ilgili şu bilgileri paylaştı:

-Viral bir enfeksiyon

“Şap hastalığı, çift tırnaklı hayvanlarda akut seyreden, çok bulaşıcı ve hızlı yayılan viral bir enfeksiyon. Hastalığın bulaşma oranı yüksekolup  bu oran hassas hayvan topluluklarında yüzde 100’e kadar ulaşabiliyor.

-Isıya dayanıksız

Hastalık etkeni virüs, ısıya dayanıksız. 37 derecede 12 saatte, 60-65 derecede yarım saatte, 85 derecede birkaç dakikada etkisiz hale gelen virüs, düşük derecelerde ve ani donma ve çözülmelere karşı oldukça dayanıklı. Enfekte karkaslarda +4 derecede 24-48 saatte etkisiz hale geliyor.

Virüs, hayvan yapağısında, deri üzerinde, balyada, yem tanelerinde, toprakta, 25 haftaya kadar değişen sürelerde bulaşma riskini devam ettirir. Kimyasal etkenlere dayanıksız olan virüs, kısa süre içinde inaktive olabilir.

-Yayılma

Hastalığın en belirgin yayılma yolu; virüsün solunum sistemiyle alınmasıdır. Enfekte veya kuluçka dönemindeki hayvanlar; solunum, deri, ağız ve burun akıntısı, süt ve spermayla virüsü saçar.

Hastalık ayrıca etkenle temas eden hayvan ürünleri, araç ve aletler, insan, yabani hayvanlar, kuşlar, rüzgar ve nakil araçlarıyla de bulaşabilir.

Büyükbaş hayvanlarda gelişen ilk klinik bulgular; ateş, iştahsızlık, depresyon ve süt veriminde düşmedir.

Ardından 24 saat içerisinde hayvanda salya akışı başlar, dil-dişetinde su dolu kesecik şeklinde veziküller olur. Aynı lezyonlara sonrasında ayak tırnakları arasında, meme derisinde, ağız ve burun mukozasında rastlanabilir.

Bu veziküllerin yırtılması ile geniş ülseratif yaralar şekillenebilir. Dildeki lezyonların genellikle birkaç günde iyileşmesine karşın, ayaklardaki ve burun bölgesindeki lezyonlar çoğunlukla ikincil bakteriyel enfeksiyonlara maruz kalırlar ki solunum sistemi problemleri ve meme ağrısı (mastitis) görülebilir.

Hastalık, koyun ve keçilerde daha hafif seyirlidir, koyunlarda genellikle topallık ile karakterizedir ve topallık süreklilik gösterir. Ağızdaki lezyonlar sığırlardaki lezyonlardan daha küçük ve daha kısa sürelidir. Genellikle hastalığın yol açtığı ekonomik kayıplar sığırlarınkinden daha düşüktür.

Şap hastalığının ölüm oranı düşük olmakla birlikte, genç hayvanlarda ölümle sonuçlanan myokarditis olguları görülebilir. Hastalığın bulaşma oranı ise yüksek olurken, et ve süt verimlerindeki hızlı düşüşe bağlı ekonomik kayıplar büyük önem taşır.

-Tanı

Hastalıkta kesin tanı, görülen ve yorumlanan lezyonlar ile virolojik ve serolojik testler ile yapılır.”

-Önlemler

Boğaziçi köyündeki süreçle ilgili bilgi verilen Kıbrıs Türk Veteriner Birliği açıklamasına göre,  yetkili makamlarca, karantina, aşılama, dezenfeksiyon, çiftlik ve bireysel biyogüvenlik önlemleri, hayvan kesimleri ve hayvan hareketleri kontrol ve kısıtlamaları için gerekli tüm önlemlerin alınması ve uygulanması kararlaştırıldı.

Açıklamaya göre, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Veteriner Dairesi’nin aldığı önlemlere ve uygulama şekillerine en başta veteriner hekimlerin uyması gerekiyor.

Ayrıca hayvancılık işletmesi sahipleri ve çalışanlar, canlı hayvan taşıyıcıları, çiftliklerden süt taşıyan kişiler, çiftliklere yem ve yem hammaddesi taşıyan kişiler, özel, belediye ve resmi kurumların dezenfeksiyon faaliyetini yürüten personeller belirtilen kurallara uymalı.

-Öneriler

Veteriner Dairesi koordinasyonunda hastalık çıkan işletmenin bulunduğu köyden damızlık ve kasaplık canlı hayvan hareketleri durduruldu, karantina tedbirleri kapsamında insan ve hayvansal ürün hareketlerinin kontrollü şekilde yapılması sağlandı.

Açıklamda hastalıkla mücadele önerileri şöyle sıralandı:

“Ülke çapında tüm büyükbaş ve küçükbaş damızlık hayvan hareketleri en az 1 ay boyunca durdurulmalı, tüm üretici ve canlı hayvan taşıyıcılarının bu kurallara uyması sağlanmalı.

Kasaplık hayvan hareketleri işletmelerden doğruca mezbahaya gidecek şekilde sağlanmalı ve tüm canlı hayvan taşıyıcılarının bu taşıma ve dezenfeksiyon kurallarına uyması sağlanmalı.

Mezbahalar, hayvancılık işletmeleri ve süt ürünü üretim tesislerinin girişleri ile bölge belediyelerinin Veteriner Dairesi’nin belirlemiş olduğu güzergahlar üzerinde dezenfeksiyon istasyonları kurması ve canlı hayvan ve hayvansal ürün taşıyan her aracın dezenfekte edilerek belgelendirilmesi sağlanmalı.

Yem fabrikaları ve süt ürünü üretim tesisleri girişlerinde, tesise giren ve çıkan tüm araçlar için dezenfeksiyon istasyonları kurulmalı.

Hayvancılık işletmelerine girişlerde ve çıkışlarda tüm personellerin hijyen kurallarına uymaları ve dezenfeksiyon işlemlerini yapmaları ve mümkün olduğunca gereksiz insan hareketi ile ilgisiz kişilerin işletmelere giriş ve çıkışlarının engellenmesi gerek.

Polis Genel Müdürlüğü Trafik Şubesi’nin yollarda, canlı hayvan, hayvansal ürün, yem ve yem hammaddesi taşıyan araçları denetlemesi sağlanmalı, tespit edilen aykırılıklara karşı idari önlem ve para cezası şahıs ayrımı yapmadan uygulanmalı.

Hayvancılık işletmelerinde, hastalıktan şüphelenildiği anda zaman kaybetmeden ilgili Kaza Veteriner Dairesi’ne bilgi verilmesi gerek.

Tüm hayvancılık işletmelerinde ölen hayvanların hiçbir surette insan, hayvan ve çevre sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde bertarafının sağlanması için üreticiler ilgili bölge belediyelerine başvurmalı.

Hayvancılık işletmelerinde hastalıktan şüphelenildiği anda ilgili hayvanların sağlıklı hayvanlardan ayrı bölümlerde izole edilerek barındırılması sağlanmalı.

Veteriner Dairesi’nden ruhsatlı mezbahalar dışında kalan kötü kondisyonlu ve gayri hijyenik şartlarda hayvan kesimi yapılan mezbahaların ivedi bir şekilde kalıcı olarak kapatılarak, kalan mezbahalar üzerinde Veteriner Dairesi’nin daha etkin bir denetim ve kontrol mekanizmasının kurulması sağlanmalı.

Süt işleyen ürün üretim tesislerine ulaşan tüm sütlerin 72 derecede 15 saniye boyunca pastörizasyon işlemine tabii tutulduktan sonra işleme alınması gerekiyor.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı aşılama prosedürüne tüm hayvancıların uyması sağlanmalı, bu süreçte ilgili tüm resmi ve özel paydaşlar sürece olumlu katkı koymalı.”

“Girne Belgeseli” ikinci gösterimi yapıldı

Girne Belediyesi katkılarıyla hazırlanan “Girne Belgeseli”, ikinci kez izleyiciyle buluştu.

Girne Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, yapımcılığını Ali Atamer, yönetmenliğini ise Derya Atamer’in üstlendiği belgeselin ikinci gösterimi, 13 Aralık Cumartesi günü saat 17.00’de Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD) ana kampüsünde yer alan konferans salonunda yapıldı.

Ücretsiz olarak gösterilen belgesel, Girne’nin hafızasını, kültürünü ve geçmişten bugüne uzanan yaşamını ele alıyor.

Gönyeli-Alayköy Belediyesi şap hastalığına karşı tedbir aldı: Dezenfeksiyon çalışmaları başlatıldı

Boğaziçi Köyü’nde şap hastalığı semptomlarının görülmesinin ardından Gönyeli, Alayköy, Yılmazköy ve Kanlıköy Ağıllar Bölgesi girişlerinde dezenfeksiyon çalışmaları başlatıldı; hayvan hareketlerinin kısıtlanması istendi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın Boğaziçi Köyü’nde koyun, keçi ve sığırları etkileyen şap hastalığı semptomlarının gözlemlendiğini açıklamasının ardından, Gönyeli-Alayköy Belediyesi bölgede tedbir amaçlı çalışmalar başlattı.

Belediyeden yapılan basın açıklamasında, Gönyeli, Alayköy, Yılmazköy ve Kanlıköy Ağıllar Bölgesi girişlerinde hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla dezenfeksiyon çalışmaları yürütüldüğü bildirildi.

Açıklamada, vatandaşlardan hayvan hareketlerini geçici olarak kısıtlamaları ve şap hastalığı şüphesi bulunan durumları gecikmeden Veteriner Dairesi’ne bildirmeleri istendi.

Gönyeli-Alayköy Belediyesi, bölgedeki hayvan üretici ve yetiştiricilerinin alınan önlemlere göstereceği hassasiyetin, hastalığın yayılmasının önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak kamuoyunu bilgilendirdi.

Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Köseoğlu, “Yeterlik Sınavları” ile ilgili basın açıklaması yaptı

Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Ömer A. Köseoğlu, hafta sonu yapılan ve 3 bin 74 kişinin katıldığı Kamu Yeterlik Sınavlarının sorunsuz geçtiğini kaydetti.

Köseoğlu, sınavlarla ilgili yazılı açıklamasında, 13-14 Aralık tarihlerinde, Lefkoşa’da, 3 büyük okulun sınav merkezi olarak kullanıldığı sınavların başarıyla tamamlanmasında payı olan gözetmen, daire personeli ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu polis mensuplarına da katkılarından dolayı teşekkür etti.

Köseoğlu, sınavlara toplamda 3 bin 781 kişinin başvuru yapmış olmasına rağmen 3 bin 74 kişinin katıldığını ve sınavlara katılım oranının yüzde 81,30 olarak gerçekleştiğini kaydetti.

707 kişinin sınavlara katılmadığını ve son yıllarda kayıt yaptırıp sınava katılmayan aday sayısında büyük artışlar gözlemlendiğini belirten Köseoğlu, bunun; sınav harçlarının yasal düzenlemelerin yetersiz olması nedeniyle çok düşük kalmasının neden olduğunu belirtti.

Köseoğlu, 13 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirilen ve 1466 kişinin katıldığı Orta Düzey Yeterlik Sınavında başarı oranının yüzde 34.72 ve en yüksek notun 92 olduğunu kaydetti.

14 Aralık Pazar günü gerçekleştirilen ve 106 kişinin katıldığı Üst Düzey Yeterlik Sınavında, başarı oranı yüzde 31.13, en yüksek notun 82 olduğunu belirten Köseoğlu, 1470 kişinin katıldığı Alt Düzey Yeterlik Sınavında ise başarı oranının yüzde 35.58, en yüksek notun ise 98 olduğunu belirtti.

Köseoğlu, şöyle devam etti:

“Yapılan sınavlar sonrası resmi web sayfamızdan (khk.gov.ct.tr) açıklanan sonuçlar geçici sonuçlar olup, kesin sonuçlar üç (3) iş günü boyunca alınacak itirazların değerlendirilmesi sonrası kesinleştirilecektir. Yeterlik sınavlarında 60 ve üzeri puan alan adaylara başarı belgeleri sonuçların kesinleşmesiyle birlikte, Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı tarafından dağıtılmaya başlanacaktır.

Adaylar, basınımız ve tüm ilgililer sınav sonuçlarına Kamu Hizmeti Komisyonu’na ait resmi web sayfamızdan (khk.gov.ct.tr) ulaşabilir.”

Meclis’te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi görüşülüyor…

Cumhuriyet Meclis Genel Kurulu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 19 milyar 523 milyon 986 bin TL’lik bütçesi görüşülüyor.

Bakanlık bütçesine ilişkin ilk sözü alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, milletvekillerinin soruları öncesinde bakanlığın çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının geniş bir çalışma alanı olduğuna dikkat çeken Hasipoğlu, komitede Sınırüstü bölgesinde özel vakfa ait bir yaşlı bakım evinin bakanlık bünyesine alınabilmesi için 40 milyonluk ek bütçe taleplerinin  onaylandığını hatırlattı.

Hasipoğlu, bütçe dışında Bakanlığın Sigorta ve İhtiyat Sandığı fonları olduğuna vurgu yaparak, toplamda 107 milyarlık bir bütçeye sahip olunduğunu vurguladı.

25-26 Aralık’ta Başbakan Ünal Üstel’in duyurduğu gibi kamu çalışanlarının 13. maaşlarının ödeneceğini söyleyen Hasipoğlu, bunun yanında 26 Aralık’ta asgari ücret görüşmelerinin başlatılacağını kaydetti.

Sosyal Sigortalar kapsamında 240 milyon TL’lik prim desteği verildiğine dikkat çeken Hasipoğlu, bu primler hakkında bilgi vererek, Şubat 2025’e kadar tarım, hayvancılık, üretim, imalat ve otelcilik sektörlerinde çalışanlar için yüzde 70, diğer sektörler için yüzde 50 prim desteği verildiğini kaydetti.

Yeni iş kuracak olan kadınlara yüzde 100, erkeklere yüzde 80 destek sağlandığını da anımsatan Hasipoğlu, DAÜ çalışanlarına da desteğin devam ettiğini söyledi. Bakan Hasipoğlu, “Prim desteğinden aktif olarak 8 bin 500 iş yeri, 86 bin çalışan faydalanıyor.” dedi.

İhtiyat Sandığı hakkında da konuşan Bakan Hasipoğlu, 35 milyar aktif büyüklüğün 20 milyarının mevduat,  2 buçuk milyarının menkul ve gayrimenkuller oluşturduğunu kaydetti, Maliye’den alınacaklar olduğunu belirtti. Hasipoğlu, fon büyüklüğünün 2 buçuk senede dolar bazında 460 milyon dolardan 760 milyon dolara çıktığını söyledi; sebebinin, paranın TL’de tutulmaması, döviz, eurobond alınarak, altına yatırım yapılması olduğunu ifade etti.

Ercan Havalimanı yıl sonuna kadar 5,5 milyon yolcuya hizmet verecek

Ercan Havalimanı Ocak–Kasım 2025 döneminde, 5 milyon 295 bin 93 yolcu ağırladı ve 34 bin 345 uçağa hizmet verdi.

T&T Havalimanı İşletmeciliğinden Genel Müdürü Serhat Özçelik tarafından yapılan açıklamada, Ercan Havalimanı’nda mevcut veriler dikkate alındığı 2025 yılı sonuna kadar ağırlanan yolcu sayısının, 5,5 milyonun üzerinde bir sayıya ulaşılacağı belirtildi.

Açıklamaya göre, Ocak-Kasım 2024 ile Ocak-Kasım 2025 tarihleri karşılaştırıldığı zaman bu 11 aylık dönemde yolcu sayısında yüzde 20,16, uçak sayısında ise yüzde 22,96 artış oldu.

2024’ün ilk on bir ayında Ercan Havalimanı’nı 4 milyon 406 bin 672 yolcu kullanırken, 2025’te bu sayı aynı dönem süresince 5 milyon 295 bin 93’e yükseldi.

Uçak sayısında ise 2024’ün ilk on bir ayında Ercan Havalimanı’nı 27 bin 931 uçak kullanırken, 2025’in il on bir ayında bu sayı 34 bin 345 oldu.

Fidan: Barışı, istikrarı ve refahı diplomatik araçlarımızla inşa etmek zorundayız

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 16’ncı Büyükelçiler Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, “Uluslararası sistemin tıkandığı ve çözüm mekanizmalarının felç olduğu bu ortamda, barışı, istikrarı ve refahı diplomatik araçlarımızla bizzat biz inşa etmek zorundayız.” dedi.

Fidan, “Barış, İstikrar ve Refah Üreten Dış Politika” temasıyla Ankara’da bir otelde düzenlenen 16’ncı Büyükelçiler Konferansının açılışında konuştu.

Büyükelçilerle bir araya gelmenin, merkezdeki vizyon ve iradenin sahadaki tecrübeyle bütünleşerek ortak aklı ortaya koyduğu bir zemin oluşturduğunu belirten Fidan, konferansın düşünmeye ve büyük resme odaklanmaya imkan tanıdığını vurguladı.

Fidan, Dışişleri Bakanlığının geçmişten bugüne devlet teşkilatı içinde müstesna bir konumda olduğunun altını çizerek, kadim devlet geleneğinin temsilcileri olduklarını söyledi.

Hariciye teşkilatının, devletin bekası ile milletin refahı için daima kritik roller üstlendiğinin altını çizen Fidan, “Bugün de gücümüzü milli iradenin tecellisiyle çeyrek asırdır ülkemize liderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) güçlü duruşundan alıyor, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu kararlılıkla inşa ediyoruz.” diye konuştu.

Fidan, Türkiye’nin diplomasi geleneği ve kurumsal hafızası bakımından az sayıdaki köklü ülkeler arasında yer aldığını, güçlü Türk diplomasisinin karşılaşılan sınamaların üstesinden başarıyla gelebilecek kudrette olduğunu dile getirdi.

“ÇAĞIN ÖNGÖRÜLEMEZ YAPISI DİPLOMATLARIN ROLÜNÜ HAYATİ KILIYOR”

Vazifelerinin devletin menfaatlerini korumak ve uluslararası alanda hak ettiği yeri almasını sağlamak olduğunu aktaran Fidan, sahada attıkları adımların, bölgesel ve küresel denklemde somut yansımalarını gördüklerini kaydetti.

Fidan, konferansın bu yılki temasının edilgenliği reddeden, uluslararası sistemin açıklarını kapatmaya talip, düzen kurucu dış politika anlayışının bir yansıması olduğunu belirterek, “Uluslararası sistemin tıkandığı ve çözüm mekanizmalarının felç olduğu bu ortamda, barışı, istikrarı ve refahı diplomatik araçlarımızla bizzat biz inşa etmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Fidan, iletişim teknolojilerinin hızlandığı bir çağda klasik diplomata ve diplomasiye hala ihtiyaç olup olmadığının tartışıldığını hatırlatarak, çağın belirsiz ve öngörülemez yapısının diplomatların rolünü hiç olmadığı kadar “hayati” kıldığını vurguladı.

Enformasyon ile nitelikli bilgi arasındaki farkın derinleştiğini aktaran Fidan, bilgi kirliliğinin içinden milli menfaatleri ilgilendiren nitelikli bilgiyi tespit ederek stratejik analiz yapmanın hayati hale geldiğini söyledi.

Fidan, dış misyonların bulunduğu başkentlerde “ne konuşulduğunu değil, ne kastedildiğini” yetenekli diplomatların anlayabileceğine işaret etti.

Dış politikadaki olağanüstü gündem çeşitliliği nedeniyle diplomatların rolünün her zamankinden daha hayati olduğunu yineleyen Fidan, diplomatik kariyer memurlarının arabuluculuktan kriz yönetimine kadar geniş bir yelpazede görevlerini icra ettiğini hatırlattı.

“SAYGIN VE LİDER BİR TÜRKİYE İNŞA EDİYORUZ”

Türkiye eksenli, bağımsız ve milli bir vizyonun esas olduğunu vurgulayan Fidan, şöyle devam etti:

“360 derece perspektifiyle yürüttüğümüz dış politikamız, işte bu güçlü vizyonun hem mimarı hem de taşıyıcısıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere istikametini çizdiği, Türkiye Yüzyılı hedefiyle yakın coğrafyasında güvenlik ve refah üreten, bölgesel ve küresel düzeyde düzen kurucu rolünü pekiştiren, uluslararası ticarette pazar payını ve rekabetçiliğini artırmış ve uluslararası sisteme kendi özgün siyasi ve kültürel katkısını sunabilen, saygın ve lider bir Türkiye inşa ediyoruz.”

Fidan, güçlü Türkiye vizyonunu Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde somut icraata dönüştürmek için çabaladıklarının altını çizerek, “Bugün Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Orta Asya’ya Türkiye’nin tutumunun kurulan denklemlerde dikkate alınması, bir Türkiye Vizyonu’ndan bahsedilmesi tesadüf değildir. Bu, gece gündüz demeden sebatla çalışan Hariciye teşkilatımızın ve arkanızdaki güçlü siyasi iradenin eseridir.” şeklinde konuştu.

Türk diplomasisinin zaman ve mesafe tanımayacağını dile getiren Fidan, uluslararası düzenle, bölgesel krizlerle ve insanlığın geleceğiyle ilgili her konuda Türkiye’nin her zaman söyleyecek özgün bir sözü ve doktrini bulunacağını kaydetti.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ DEVLET İÇİNDEKİ ROLÜ

Fidan, uluslararası ilişkiler literatürünün, içinde bulunulan dönemi tanımlamakta zaman zaman yetersiz kaldığına dikkati çekerek, mevcut durumun kimileri tarafından “İkinci Soğuk Savaş”, kimileri tarafından da “çok kutuplu düzensizlik” olarak tanımlandığını aktardı.

Dışişleri Bakanlığının çalışma prensiplerini ve devlet içindeki rolünü üç temel sütun üzerine yeniden inşa etiklerini kaydeden Fidan, bu temellerden ilkinin Türkiye’nin dış politikadaki muhtelif güç unsurlarının ve ilişkilerinin stratejik envanterini tutmak olduğunu belirtti.

Fidan, hangi sahada hangi araçların mevcut olduğunu anlık olarak bilen ve yöneten bir “veri merkezi” gibi çalıştıklarını, bu sayede sağlıklı politikalar üretebildiklerini aktardı.

Bakan Fidan, bu minvalde, büyükelçilerin sahadan süzerek merkeze sunduğu değerlendirmelerin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Bakanlığın devlet içindeki rollerinden ikincisinin “pozisyon üretmek” olduğuna işaret eden Fidan, bakanlığın krizler ortaya çıkmadan önce senaryolara çalışarak Türkiye’nin o konuda nerede durması gerektiğini ve milli menfaatlerin hangi yönde ağır bastığını belirlediklerini açıkladı.

Fidan, “Başkalarının ürettiği kavramlarla, başkalarının çizdiği sınırlar içinde siyaset oluşturma devri çoktan kapanmıştır. Sizlerden beklentim açık ve nettir: Günlük mesainin yoğunluğunda büyük resmi hiçbir zaman için gözden kaçırmayın. Stratejik öngörülerinizi ve yaratıcı fikirlerinizi bizlerle paylaşmaktan çekinmeyin.” dedi.

Bakanlığın, dış ilişkilerin tamamının eşgüdümünden ve koordinasyonundan sorumlu olduğunu hatırlatan Fidan, “Bu anlayış doğrultusunda, ülkemizin, güvenlik, savunma, istihbarat, teknoloji, ekonomi, ticaret, enerji, ulaştırma, sağlık, kültür, turizm dahil, tüm hedeflerini bütüncül olarak ele almaktayız. Bu sahaların tamamında dış ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla uygulama ve koordine etme sorumluluğumuzu ilgili kurum ve kuruluşlarımızla yakın ve etkin bir eşgüdüm içinde yerine getirmekteyiz. Bir başka ifadeyle, tüm devlet kurumlarımızın enerjisini tek bir noktaya odaklayan mercek görevini üstlenmekteyiz. Bu görevi daha da etkin kılacak çalışmaları sizler her gün yürütüyorsunuz, yürütmeye de devam edeceksiniz.” diye konuştu.

TÜRKİYE, GAZZE’DE ATEŞKESİN SAĞLANMASINDA “BAŞAT ROL” OYNADI

Bakan Fidan, bütüncül kapasiteyi, stratejik aklı, küresel vicdanı ve bölgesel istikrarı sınayan en kritik cephelerde bilfiil seferber ettiklerini aktardı.

Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananların insanlık tarihine “kara bir leke” olarak geçtiğini ifade eden Fidan, ancak bunun aynı zamanda küresel bir uyanışa vesile olduğunu belirtti.

Fidan, İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım karşısında, Türkiye’nin küresel vicdanın sesi olduğuna dikkati çekerek, “Filistin meselesinde en başından beri izlediğimiz ilkeli tutum, ateşkesin sağlanmasında başat rol oynadı.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bu konudaki çabalarının uluslararası kamuoyu nezdinde büyük yankı bulduğuna değinen Fidan, “Artık Batı başkentlerinde dahi iki devletli çözüm kabul görüyorsa, bunda diplomasimizin ısrarlı ve ilkeli duruşunun payı büyüktür.” şeklinde konuştu.

Fidan, Filistin’de kalıcı barışın sağlanması için halen zamana ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Bu bilinçle, iki devletli çözüm vizyonunu hayata geçirmek için sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Rusya-Ukrayna Savaşına da değinen Fidan, “Savaşın başladığı ilk günden bu yana, ilkemiz net oldu: ‘Savaşın kazananı, adil bir barışın ise kaybedeni olmaz.’ Bu inançla, savaşın diplomasi masasında sona ermesi için en yoğun gayreti gösteren ülke olduk. İstanbul, halen tarafların teknik düzeyde bir araya gelebildiği ve barışın parametrelerini tartışabildiği yegâne platform olma özelliğini korumaktadır.” diye konuştu.

Fidan, bu durumun Türk diplomasisine duyulan güvenin bir tezahürü olduğunu belirterek, Türkiye’nin, savaşın diplomatik yollarla bitirilmesi için her türlü inisiyatifi almaya, kolaylaştırıcı rol oynamaya ve barış masasını yeniden kurmaya hazır olduğunu vurguladı.

SURİYE’DEKİ DURUM

Rejimin devrilmesinin sene-i devriyesinde Suriye’nin, Türk diplomasinin tarihin doğru tarafında durduğu ve alnının akıyla çıktığı başka bir örnek olduğunu ifade eden Fidan, şöyle devam etti:

“Geriye dönüp baktığımızda, son 15 yılda Suriye sahasında tarihin en zorlu sınavlarından birini verdik. Bunun siyasi ve ekonomik maliyetini ödedik, ancak insanlık onurundan taviz vermedik. Bu süreçte yalnız bırakıldığımız, birçok ülkenin terör örgütleriyle taktiksel işbirliklerine girdiği dönemler oldu. Ancak biz rotamızdan şaşmadık. Ve nihayetinde tarih kendi hükmünü verdi. 8 Aralık 2024, Suriye halkı için yeni bir umut sayfasının açıldığı bir milat oldu. Ancak Suriye’de işimiz aslında yeni başlıyor. Biz inanıyoruz ki dış müdahalelerden arınmış, istikrarlı bir Suriye, bölgemiz için büyük bir artı değer olacaktır. Türkiye, bu süreçte dost ve kardeş Suriye halkının yanında olmaya kararlılıkla devam edecektir.”

Fidan, tüm bu başarıların merkezdeki ve sahadaki ekibin ve büyükelçilerin özverili çalışmaları sayesinde gerçekleştiğini kaydederek, “Ancak mevcut başarılarla yetinemeyiz. Dünya giderek daha çetin bir rekabetin içine giriyor. Diplomaside elde ettiğimiz her başarının ardından, önümüzde aşılması gereken yeni bir eşik, daha zorlu bir sınav beliriyor.” ifadelerini kullandı.

Mevcut uluslararası sistemin çeşitli alanlarda kilitlendiğini dile getiren Fidan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) reform ihtiyacından küresel ticaret sistemindeki adaletsizliklere kadar pek çok alanda tıkanıklıklar olduğunu hatırlattı.

Fidan, bu düğümlerin çözümünde özgün fikirler üreten, sorunlara bölgesel ve yaratıcı çözümler sunan ülkelerin ön plana çıktığına işaret ederek, “Kendimizi sürekli rekabetçi bir konumda tutabilmemizin yolu, inisiyatif geliştirebilme kapasitemizden geçiyor.” şeklinde konuştu.

Uluslararası sistemdeki mevcut kilitlenmeleri açmanın yollarını ararken, büyükelçilere de önemli görevler düştüğünü aktaran Fidan, “Her an kendinize şu soruları sormanız önem taşıyor: Bu tıkanıklığı nasıl aşabiliriz? Ülkemizin menfaatlerini ilerletmek için daha fazla ne yapabiliriz? Uzun erimli stratejik ortaklıklar kurmak için nasıl yaratıcı fikirler geliştirebiliriz? Bu bağlamda, öneri getiren, ufuk açan, proaktif bir yaklaşımı teşvik ediyor ve bekliyoruz.” dedi.

TÜRKİYE’NİN DİPLOMASİ MİMARİSİ

Fidan, Türkiye’nin diplomasi mimarisinin bir diğer boyutunun da söylem olduğunu, güçlü bir vizyona sahip olunsa dahi bunun doğru ve sürekli güncellenen bir söylemle tahkim edilmesi gerektiğini söyledi.

Algıların, çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiği bir çağda haklı olmanın yetmediği tespitini yapan Fidan, haklılığın “doğru anlatılması” ve kitlelerle ulaştırması zorunluluğuna dikkati çekti.

Fidan, bu çerçevede büyükelçilerden beklentilerin, görev yaptıkları ülkelerde Türkiye’nin haklı tezlerini ve vizyonunu, bulundukları coğrafyanın diline ve kodlarına en uygun şekilde tercüme ederek zihinlerde kalıcı bir etki bırakmaya devam etmek olduğunu belirtti.

Fidan, son yıllarda başarılanların kendilerine bulunulan çağın, bölgesel ortaklıklar ve “sahiplenme” yaklaşımı üzerinden ilerlendiğini gösterdiğini aktararak, iddia sahibi olmanın, sadece söz söylemek değil, zamanın ruhuna hükmetmek olduğuna değindi.

Konjonktürün dinamik olması durumunda, Türk diplomasisinin de o denli çevik olmak zorunda olduğunun altını çizen Fidan, geleceği şekillendirmek isteyenlerin olayların arkasından sürüklenen değil, bu dinamizmin mantığını ve doğasını çözüp, o dinamizmi bizzat yöneten ve yönlendiren bir akılla hareket etmesi gerektiğini bildirdi.

TÜRK DİPLOMASİ GELENEĞİ

Fidan, Türkiye’nin, bu noktada artan küresel düzensizliğe karşı, düzen kurucu vasfa sahip az sayıda aktörden biri olarak sahneye çıktığını dile getirerek, başka bir devletin sistemini felç edecek bu krizlerin 4-5 tanesini aynı anda yönetebilme kapasitesine sahip olunduğu vurgusunu yaptı.

Bunun hem tarihin Türkiye’ye yüklediği misyonun hem de uluslararası ilişkilerin mevcut koşullarının doğal bir sonucu olduğunu söyleyen Fidan, Ankara’nın “kadimden moderne tevarüs eden devlet aklıyla” krizleri yalnızca göğüslemediğini, aynı zamanda fırsata tahvil ettiğini belirtti.

Fidan, bu çerçevede, tarih boyunca Türkiye’nin inisiyatif geliştirme kapasitesinin yeni bir olgu olmadığını, çevredeki her krizin, aynı zamanda Türk hariciyesinin çözüm kapasitesini ve vizyonunu harekete geçiren bir imtihan sahası olduğunu anlattı.

Yenilikçi diplomasi anlayışı çerçevesinde, bölgenin ihtiyaçlarına yönelik yaratıcı platformlar geliştirilmeye devam edildiğini aktaran Fidan, “Temmuz ayında İstanbul’da ilk toplantısını düzenlediğimiz, ikinci toplantısını Ocak ayında düzenleyeceğimiz Balkan Barış Platformu, bunlardan biridir.” diye konuştu.

Fidan, Türk dünyasında da yeni bir dayanışma çağının inşa edildiğine işaret ederek, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Dönem Başkanlığı’nın 2026’da Türkiye’de düzenlenecek zirveyle Azerbaycan’dan devralınacağı bilgisini paylaştı.

Ankara’nın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanlığını yürüttüğünü hatırlatan Fidan, özellikle Filistin meselesi bağlamında, İslam aleminin ortak vicdanını harekete geçirmek için yoğun mesai harcandığını dile getirdi.

Fidan, Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarda da etkin ve yönlendirici roller üstlendiğinin altını çizerek, BM’de “mazlumların sesi olmaya” devam edildiğini kaydetti.

Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nin reform ihtiyacını en yüksek seviyede dile getirdiğini hatırlatan Fidan, Karadeniz’den Balkanlar’a, Afrika Boynuzu’ndan Güney Asya’ya, arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olunduğu mesajını verdi.

Fidan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) yeniden işlevsel hale getirilmesinin desteklendiğini aktararak, “Bugün de aramızda bulunan Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’nun AGİT Genel Sekreterliği görevine seçilmesi, Türk diplomasisinin yetiştirdiği kadroların uluslararası camiada ulaştığı itibarı göstermektedir.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’NİN NATO’DAKİ KONUMU

NATO ittifakındaki konumun hayati önemde olduğunu vurgulayan Fidan, Ankara’nın 2026 yılında NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını söyledi.

Fidan, bu zirvenin Soğuk Savaş sonrasında en büyük dönüşümlerden birini yaşayan ittifakın birlik ve dayanışması açısından tarihi bir buluşma olacağını belirterek, hazırlıkların titizlikle sürdürüldüğünü aktardı.

Başarının rehavete değil, daha büyük bir gayrete sevk etmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, çıtanın kendileri tarafından yükseltildiğini ve bunun gereğini yerine getirecek olanın da yine kendileri olduğunu ifade etti.

Fidan, değişen dünyada rekabetçi kalabilmek için Bakanlığın da kendi içinde bir reform ve yenilenme sürecini kesintisiz sürdürmesi gerektiğinin ve çizilen küresel ufuk ve stratejik hedeflerin, ancak bu yükü taşıyabilecek güçlü bir kurumsal omurga ile hayata geçirilebileceğinin altını çizdi.

Bu dönemde, diplomasinin kurumsal mimarisini ve vizyonunu, çağın ruhuna uygun, çok daha kapsamlı bir yapıya kavuşturmak mecburiyetinde olunduğunu aktaran Fidan, bu doğrultuda, bakanlığın hem nitelik hem de nicelik olarak geliştirildiğini söyledi.

Yarın akşam yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, yarın akşam saatlerinden itibaren yer yer hafif sağanak yağmur ve çarşamba gününden sonra hava sıcaklığının dört derece artmasının beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 16 – 22 Aralık tarihlerini kapsayan haftalık hava tahmin raporuna göre hava sıcaklığı yarın ve çarşamba günü iç kesimlerde ve sahillerde 16 – 19; diğer günlerde ise 20 – 23 derece dolaylarında seyredecek.

Hava yarın parçalı bulutlu akşam saatlerinden itibaren yer yer hafif sağanak yağmurlu, çarşamba ile perşembe az bulutlu, cuma ile cumartesi parçalı bulutlu, pazar ile pazartesi parçalı ve çok bulutlu olacak.

Bölge periyodun ilk iki günü alçak basınç sistemi, diğer günlerde ise yüksek basınç sistemi ile soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Rüzgar ise periyodun ilk günleri kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, diğer günlerde ise kuzey ve batı yönlerden orta kuvvette esecek.

Avustralya’dan Bondi Plajı saldırısı sonrası silah yasalarını sıkılaştırma hamlesi

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, New South Wales (NSW) eyaletine bağlı Sydney kentindeki plajda düzenlenen, 15 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırının ardından silah yasalarının sıkılaştırılacağını açıkladı.

Albanese, düzenlediği basın toplantısında dün meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hükümetin gerekeni yapacağı mesajını veren Albanese, silah yasalarının daha da sıkılaştırılacağını belirtti. Albanese, “Bir kişi tarafından kullanılan ya da ruhsatlanan silah sayısının kısıtlanması dahil daha sıkı silah yasalarını ulusal kabine gündemine ekleyeceğim.” dedi.

Albanese, insanların durumunun zamanla “değişebileceğini”, bu nedenle ruhsatların “daimi olmaması” gerektiğini söyleyerek bazı yasalar federal, bazıları eyalet düzeyinde uygulansa da bu konuda hemfikir olmak için çabalayacaklarını kaydetti.

Dün, saldırıyı düzenleyen saldırganlardan 50 yaşındaki babanın ruhsatlı silah sahibi olduğu, kendisine ait ruhsatlı 6 silahın bulunduğu ve olay yerinde de 6 silah ele geçirildiği açıklanmıştı.

– Avustralya’daki silahlı saldırı

Avustralya’nın New South Wales eyaletine bağlı Sydney kentindeki Bondi Plajı’nda silahlı saldırı düzenlenmişti.

Şüphelilerden birinin öldüğü açıklanırken, yaralı diğer şüphelinin gözaltına alındığı aktarılmıştı.

Polis, 15 kişinin hayatını kaybettiği ve 42 kişinin yaralandığı silahlı saldırıda, saldırganların baba-oğul olduğunu açıklamıştı.

Avustralya Başbakanı Albanese, düzenlediği basın toplantısında, saldırının Yahudi Avustralyalılara yönelik olduğunu belirtmişti.

Avustralya’da Müslüman toplumun temsilcileri saldırıyı kınayarak, saldırıdan etkilenenler ve yakınlarıyla dayanışma içinde olduklarını ifade etmişti.

Silahlı saldırıya cesurca müdahale ederek şüphelilerden birinin elinden silahını alan Ahmed el-Ahmed, Avustralya basınında gündem olmuştu.

ABD’li yönetmen Reiner ve eşi, evlerinde bıçaklanmış halde ölü bulundu

ABD’li yönetmen Rob Reiner ve eşi Michele Reiner’ın evlerinde bıçaklanmış halde ölü bulunduğu bildirildi.

ABD’nin California eyaletinin Los Angeles kentinde itfaiye yetkilileri, ihbar üzerine Reiner çiftinin evinde acil bir duruma müdahale edildiğini açıkladı.

İtfaiye yetkilileri, çiftin evinde 78 yaşındaki bir erkek ve 68 yaşındaki bir kadının ölü bulunduğunu belirtti.

The Associated Press ajansına konuşan emniyet yetkilileri ise ölen kişilerin Reiner çifti olduğunu ifade etti.

Emniyet yetkilileri, çiftin bıçaklanarak öldürüldüğünü ve olayla ilgili olarak bir aile üyesinin sorgulandığını kaydetti.

Yetkililer, dedektiflerin olayı cinayet kapsamında değerlendirdiğini aktardı.

Ünlü yönetmen Reiner, “Harry Sally ile Tanışınca”, “Birkaç İyi Adam” ve “Prenses Gelin” gibi filmleriyle tanınıyordu.

En fazla yağış Koruçam’da kaydedildi

Meteoroloji Dairesi bu sabah itibarıyla son 24 saatte en fazla yağışın metrekareye 22 kilogramla Koruçam’da kaydedildiğini açıkladı.

Meteoroloji Dairesi yazılı açıklamasında ülke genelinde meydana gelen yağış miktarlarını açıkladı.

Açıklamaya göre, Doğancı’da metrekareye 8, Yeşilırmak’ta 6, Lefke, Güzelyurt, Zümrütköy ve Bostancı’da 4, Taşpınar ve Gaziveren’de 3, Akdeniz, Gemikonağı ve Kozanköy’de 2 kilogram yağış kaydedildi.

Diğer yağış alan bölgelere 0,1 ile 1 kilogram arası yağış düştü.