RECEP TAYYİP ERDOĞAN: OKULLARIMIZIN GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLERİMİZİN EN BAŞINDADIR

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul saldırılarının ardından ilave güvenlik tedbirlerini devreye alacaklarını açıkladı. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda hukuki düzenleme yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Okul-kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi atacağımız adımlardan biri olacak” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Kabinenin 62. toplantısını tamamladıklarını belirten Erdoğan, toplantıda, ulaştırma ve adalet alanındaki güncel gelişmelerin yanı sıra özellikle geçen hafta okullarda yaşanan silahlı saldırıları ele aldıklarını aktardı.

Menfur saldırıların hayattan kopardığı öğrencilere ve kendini siper ederek şehit olan Ayla öğretmene Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, “Öğretmenimizin ve çocuklarının kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz, ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kişiden 14’ünün taburcu edildiğini, iki öğretmen ile üç öğrencinin tedavisinin halen devam ettiğini, yaralıların hayati tehlikesi bulunmadığını dile getirdi.

Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatın, 21 yaralının olduğunu anımsatan Erdoğan, “15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabb’imden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun. Maarif ordumuza da aynı şekilde geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Rabb’im bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha telin ediyorum.” diye konuştu.

“ÇOK ÖNEMLİ BULGULARA ULAŞILDI”

Saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı, Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini, tüm milleti yas ve kedere boğduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz dört bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan, saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek, kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri detaylıca inceleniyor. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık.”

“HER NİMETİN MAALESEF BİR YAN TESİRİ OLUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yabancısı olunan bir durumla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların Türkiye’ye de sirayet ettiğinin, gençleri de etkisi altına aldığının görüldüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere, dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler, sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyor.”

“NEDİR BU TELAŞINIZ, NEDİR BU ACELENİZ”

“Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız kimi siyasetçilerimiz kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir.” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kimse kusura bakmasın. Ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken, milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha, vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana, hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız, nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak, en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun, kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.

Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan, sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de iradeye de tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan, gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.”

Şiddet olaylarının asla tek boyutlu olmadığını belirten Erdoğan, bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket edilmesinin önem taşıdığını söyledi.

“Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak, tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız.” diyen Erdoğan, bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesinin birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi.

Önlerinde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi, buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şu gerçeğin hepimiz farkındayız. Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler, hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini iğfal ettiği, sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor.”

“SINIR KOYMA VE DİSİPLİNİN KAYBOLMASI ÇOCUKLARI TEHDİTLERE KARŞI KIRILGAN HALE GETİRİYOR”

“Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır.” ifadelerini kullanan Erdoğan, güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşılmasının mühim olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerinin kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, “İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul-kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim.” diye konuştu.

Özellikle aileye, ailenin özel konumuna dikkati çeken Erdoğan, ailenin kişinin ilk okulu olduğunu, eğitimin ve sosyalleşmenin ailede başladığını söyledi.

Erdoğan, adabımuaşeret kurallarının ailede öğretildiğini, bireyin, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrendiğini dile getirdi.

Ailenin kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mektep olduğunun altını çizen Erdoğan, “Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin, artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor.” dedi.

“ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN PSİKOSOSYAL DESTEK MEKANİZMALARINI GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılmasının önem taşıdığını belirtti.

Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacaklarını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız veli randevu sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek, duygu, değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik, uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz.”

“YAPIMLARDA FAİLLERİN GÜÇLÜ HATTA SAYGIN BİRİ OLARAK GÖSTERİLMESİ GENÇLERİMİZİN GERÇEKLİKLE BAĞINI ZEDELİYOR”

Şiddetin tırmanmasında bir diğer etkenin çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor.

Biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı.”

Milli ve manevi değerlere sahip çıkan her adımlarının bazı kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldığına dikkati çeken Erdoğan, “Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz, bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar, bize özgürlük dersi vermeye kalktılar.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, özgürlük kavramının arkasına siper alınarak, hükümetin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikalarının adeta yaylım ateşine tutulduğunu dile getirerek, “Özgürlüğün sorumluluk kavramı ile birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz, her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda, kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.” diye konuştu.

Reyting kaygısının, şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamayacağını vurgulayan Erdoğan, bu konuda en büyük görevin medya kuruluşlarına düştüğüne işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade, aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Biz, yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen, Şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız.” dedi.

“KİMLİK DOĞRULAMA VE BİLGİ PAYLAŞMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ GETİRECEĞİZ”

Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracaklarını belirten Erdoğan, genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceklerini kaydetti.

Erdoğan, bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken, bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceklerini söyledi.

Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğine işaret eden Erdoğan, bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabildiğini, bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımının gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, yaş doğrulama, kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınmasının önem arz ettiğini vurgulayarak, “Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanma, bunu sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz.” dedi.

Ateşli silahlar konusuna dikkati çeken Erdoğan, şunları ifade etti:

“Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz.”

“ETKİN VE CAYDIRICI ÖNLEMLERİ KARARLILIKLA HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Erdoğan, bugünkü Kabine toplantısında atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Devlet olarak bu alanların her birinde yeni, uygulanabilir, etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim, bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onların inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenabıallah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum.”

KKTC’de Hanehalkı Bütçe Anketi Başlıyor

KKTC istatistik Kurumu, 1 Mayıs 2026 ile 30 Nisan 2027 tarihlerini kapsayan dönemde örnek haneleri ziyaret ederek, hane halkı üyelerinin tüketim harcamalarına ve gelirlerine ilişkin veriler derleyecek.

KKTC İstatistik Kurumu’ndan verilen bilgiye göre, kurum, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısında meydana gelen değişimleri tespit etmek, resmi istatistik ihtiyaçlarını belirlemek ve kamu politikalarına ışık tutacak güvenilir veriler üretmek amacıyla belirli periyotlarda çeşitli araştırmalar düzenleniyor.

Kurum tarafından 2026 yılı içerisinde alan çalışması başlatılması planlanan “2026-2027 Hanehalkı Bütçe Anketi” ile ülkedeki hanehalklarının tüketim kalıplarında ve harcama alışkanlıklarında zaman içinde meydana gelen değişikliklerin belirlenmesi, böylece Tüketici Fiyatlan Endeksi (TUFE) hesaplamalarına temel tekil eden tüketim yapısının güncellenerek fiyat endekslerine yansıtılması amaçlanıyor. Hanehalklarının gelir düzeyleri ile güncel sosyo-ekonomik özelliklerinin tespit edilmesi de amaçlar arasında.

Alan uygulaması öncesinde görev alacak anketörlere, kurum personelleri ile birlikte Türkiye istatistik Kurumu’ndan (TOİK) gelen uzmanlar tarafından bugünden itiaren 4 gün sürecek kapsamlı eğitim verilecek. Eğitim kapsamında, anket uygulama yöntemleri, veri derleme süreçleri ve saha çalışma esasları hakkında bilgilendirme yapılacak.

Sayıştay Başkanlığı Hayati Güven Toplantı Salonu’nda yer alan toplantı  KKTC istatistik Kurumu Başkanı Sövüda Besimler’in açılış konuşmasıyla başladı.

Savaşan: Hayat pahalılığı düzenlemesi toplumsal uzlaşıyla yeniden şekillenecek

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin, toplumun tüm kesimlerinin görüşleri doğrultusunda yeniden ele alınmak üzere komiteye çekildiğini açıkladı.

Savaşan, hükümetin ilk aşamada Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayan üç aylık hayat pahalılığı artışını öngördüğünü, kalan dokuz aylık bölümün ise herhangi bir hak kaybı yaratmadan ilerleyen süreçte konsolide edilerek ödenmesinin planlandığını belirtti. Bu yaklaşımın bir kesinti değil, ekonomik dalgalanmaların etkisini dengelemeye yönelik bir tedbir olarak geliştirildiğini vurguladı.

Toplumun farklı kesimlerinden gelen değerlendirmeleri dikkate aldıklarını ifade eden Savaşan, Ünal Üstel başkanlığında hükümet ortakları ve paydaşlarla gerçekleştirilen kapsamlı istişareler sonucunda düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan komiteye geri çekilmesi yönünde karar alındığını kaydetti.

Karar aşamasında Başbakan Üstel başkanlığında hükümet yetkilileri, grup başkan vekilleri ve sendika temsilcilerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı yapıldığını belirten Savaşan, sendikaların da sürece yapıcı katkı koyma iradesi ortaya koyduğunu söyledi. “Yeni bir sayfa açıyoruz” diyen Savaşan, sürecin diyalog ve uzlaşı temelinde ilerleyeceğinin altını çizdi.

Savaşan, hayat pahalılığı konusunda hedeflenenin ekonomik gerçekler ve mevcut imkânlar çerçevesinde mağduriyet yaratmadan, geniş toplumsal kabul görecek bir model oluşturmak olduğunu ifade etti. Küresel gelişmelerin belirsizlik yarattığına dikkat çeken Savaşan, bu süreçte temkinli ve esnek bir yaklaşımın zorunlu olduğunu dile getirdi.

Yeni dönemde HP ile ilgili komite çalışmalarının; paydaşlar, hükümet ortakları ve muhalefet milletvekillerinin katkılarıyla daha kapsayıcı ve uygulanabilir bir zeminde yürütüleceğini belirten Savaşan, yaşanan tartışmaların geride bırakılacağını ve Meclis’in yasama ile denetim faaliyetlerine güçlü şekilde devam edeceğini söyledi.

Öte yandan Antalya Diplomasi Forumu’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Savaşan, Antalya Diplomasi Forumu’nun bu yıl, “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” temasıyla yapıldığını, küresel düzeyde artan belirsizlikler karşısında ortak akıl ve iş birliğinin önemine dikkat çekildiğini ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin forumda Cumhurbaşkanı, Başbakan, koalisyon ortakları, Dışişleri Bakanı ve ana muhalefet partisi başkanı düzeyinde temsil edilmesinin KKTC’nin uluslararası görünürlüğü açısından önemli olduğunu ifade etti.

Forum kapsamında Türkiye’den üst düzey yetkililer, bir çok devlet ve hükümet yetkilisi, büyükelçiler ve uluslararası aktörlerle bir çok görüşme yapıldığını belirten Savaşan, diplomasinin krizlerin çözümündeki rolünün forum boyunca güçlü şekilde öne çıktığını vurguladı.

Savaşan, forum kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarlarının her platformda savunulmaya devam edileceği konusunun hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan ve hükümet yetkilileri tarafından en üst düzeyde anlatıldığını sözlerine ekledi.

Savaşan: ADF’de Kapsayıcı bir uluslararası sistemin inşasına yönelik güçlü mesajlar öne çıktı

 

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkanvekili ve Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, partinin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında yürütülen temaslara ilişkin bilgi verdi.

Savaşan, paylaşımında; 150’den fazla ülkeden cumhurbaşkanı, başbakan, dışişleri bakanı ve çok sayıda üst düzey temsilcinin katıldığı foruma, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel başkanlığındaki heyetle katıldıklarını ve çeşitli temaslarda bulunduklarını belirtti.

Forumun bu yıl “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” temasıyla düzenlendiğini ifade eden Savaşan, yaklaşık 5 bin katılımcının yer aldığı organizasyonda; 20’yi aşkın cumhurbaşkanı ve başbakan, 50’den fazla bakan, çok sayıda büyükelçi ve yüzlerce üst düzey temsilcinin hazır bulunduğunu kaydetti. Küresel belirsizlikler karşısında çok taraflı iş birliği, diyalog ve diplomasinin öneminin vurgulandığını belirten Savaşan, daha adil ve kapsayıcı bir uluslararası sistemin inşasına yönelik güçlü mesajların öne çıktığını ifade etti.

Savaşan, temaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Ramil Hasan ile heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti.

Ayrıca, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yer aldığı oturumlar başta olmak üzere birçok paneli takip ettiklerini ifade eden Savaşan; AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AB Karma Parlamento Komisyonu Üyesi Meryem Göka, AK Parti Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Aslan ve AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş ile birlikte birçok ülkenin büyükelçileri ve basın mensuplarıyla da bir araya geldiklerini kaydetti.

Savaşan, söz konusu temaslar kapsamında devlet ve hükümet yetkilileriyle gerçekleştirilen görüşmelerle temsiliyet görevini en iyi şekilde yerine getirmeye gayret ettiklerini vurguladı.

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL’İN ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU 2026 DEĞERLENDİRMESİ

Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başbakan Üstel’in değerlendirmesi şöyle:

“Değerli kardeşlerim,

Bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026’na Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak en üst düzeyde katılım sağladık. Sayın Cumhurbaşkanımız, şahsım, hükümet ortaklarımız, ana muhalefet ve ilgili bakanlarımızla birlikte KKTC’yi temsilen Diplomasi Forumu’ndaydık.

Sayın Cumhurbaşkanımız, uluslararası medyaya açık bu platformda ayrıca konuşmacı olarak da yer aldı, bu da ülkemiz adına son derece önemlidir. Bizler de bu panele iştirak ettik.

Diğer yandan, KKTC Başbakanı olarak forum boyunca, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi kardeş ülkeler, TÜRKPA temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve farklı ülkelerden mevkidaşlarımızla bir araya gelerek verimli temaslar gerçekleştirdik. Bu görüşmelerin, dost ve kardeş ülkelerle ilişkilerimizin güçlendirilmesine ve yeni iş birliklerinin önünün açılmasına somut katkılar sağlayacağına inanıyorum.

KKTC’nin buna benzer platformlarda güçlü şekilde yer alması, davet alması ve kabul görmesi, devletimizin görünürlüğü, bilinirliği ve uluslararası ilişkilerinin geliştirilmesi adına son derece önemlidir.

150’den fazla ülkenin temsil edildiği bu büyük platform, Türkiye Cumhuriyeti’nin küresel diplomasi sahnesindeki etkin rolünü bir kez daha ortaya koymuştur. Antalya Diplomasi Forumu 2026, Türkiye’nin çok taraflı diplomasi kapasitesinin güçlü bir göstergesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasında ortaya koyduğu vizyon ise son derece nettir. Özellikle Kıbrıs meselesine ilişkin verdiği mesajlar; tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta ve güçlüdür.

Kıbrıs’ta artık federasyon tezlerinin bir karşılığı kalmadığı, çözümün ancak sahadaki iki ayrı halk ve iki ayrı devlet gerçeğinin kabulü ile mümkün olabileceği bir kez daha vurgulanmıştır.

Bu yaklaşım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak kararlılıkla savunduğumuz iki devletli çözüm vizyonunun en üst düzeyde teyididir.

Kıbrıs’ta iki halk vardır.

Ve iki ayrı devlet gerçeği vardır.

Bu gerçek kabul edilmeden kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm mümkün değildir.

Bizler de egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden, sonuçsuz müzakere süreçlerinin parçası olmayacağımızı bir kez daha açıkça ifade ediyoruz.

Uluslararası camiayı, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonları kaldırmaya ve halkımızın dünyada hak ettiği yeri almasının önünü açmaya davet ediyoruz.

Sonuç olarak, Antalya’da verilen mesajlar ve kurulan temasların, geleceğin şekillendirilmesinde önemli rol oynayacağını düşünüyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak bizler, uluslararası görünürlüğümüzü artırmaya, haklı davamızı kararlılıkla savunmaya ve dost ülkelerle ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.

Bu vesileyle, bizleri davet eden ve misafir eden başta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a teşekkür ediyor; böylesine önemli bir organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm kurum ve yetkilileri tebrik ediyorum.”

Recep Tayyip Erdoğan’ın ADF konuşması üç dilde kitaplaştırıldı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki konuşmasını Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak yayımladı; Erdoğan konuşmasında küresel sistemin krizine dikkat çekti.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) açılışında yaptığı konuşmasını, Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde yayımladı.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin küresel marka değerlerinden olan, barış diplomasisi açısından kritik öneme sahip ADF’ye bu yıl 150’den fazla ülkeden 20’yi aşkın devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, 40’tan fazlası dışişleri bakanı olmak üzere 50’nin üzerinde bakan, 75’i uluslararası kuruluş temsilcisi olmak üzere 460’ı aşkın üst düzey katılımcının yanı sıra aralarında akademisyen ve öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda konuk katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yarını Kurgulamak, Belirsizlikleri Yönetmek” temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşma, Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde kitaplaştırıldı.

Erdoğan, konuşmasında, mevcut uluslararası sistemin ahlaki ve varoluşsal bir kriz içinde olduğunu vurguladı.

Forumu sadece diplomatik bir temas noktası değil, küresel aklın ve vicdanın ortak kürsüsü olan bir “akıl platformu” olarak nitelendiren Erdoğan, özellikle Gazze’de yaşanan soykırımı, modern düzenin yapısal çürümesinin ve meşruiyet krizinin en bariz örneği olarak gösterdi.

Gardiyanoğlu: Balkanlar’da KKTC’nin sesi daha güçlü duyuruluyor

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Sadık Gardiyanoğlu, Türk Birliği Dayanışma Derneği (TÜRK-BİR) öncülüğünde Kuzey Makedonya ve Kosova’ya gerçekleştirdikleri temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gardiyanoğlu, söz konusu ziyaretlerin temel amacının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmak ve Balkan ülkeleri ile mevcut ilişkileri daha da güçlendirmek olduğunu belirtti.

Kuzey Makedonya temasları kapsamında, ülkedeki Türk siyasi temsilcilerinden Enes İbrahim ile bir araya geldiğini aktaran Gardiyanoğlu, görüşmede bölgedeki Türk varlığı, siyasi iş birlikleri ve KKTC’nin uluslararası konumunun ele alındığını ifade etti.

Ayrıca Makedonya Devlet Televizyonu ve Üsküp Radyosu’nun Türkçe yayınlarına katılarak KKTC’nin maruz kaldığı izolasyonlara dikkat çektiğini belirten Gardiyanoğlu, “Yeniden Birlik” web TV’ye verdiği mülakatta ise bu mücadelenin yalnızca KKTC’nin değil, tüm Türk dünyasının ortak meselesi olduğunu vurguladığını kaydetti.

Kosova temasları çerçevesinde ise, Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı Mamuşa’nın Belediye Başkanı Abdülhadi Krasniç ile görüştüğünü ifade eden Gardiyanoğlu, yerel yönetimler düzeyinde kurulabilecek iş birlikleri ve ortak projeler üzerine fikir alışverişinde bulunduklarını belirtti.

Öte yandan Kuzey Makedonya’da turizm alanında faaliyet gösteren ve ülkenin turizm politikalarında aktif rol üstlenen Makedonya Turizm Odası Başkanı Arkan Kerim ile de bir görüşme gerçekleştirdiğini aktaran Gardiyanoğlu, KKTC turizminin Balkanlar’da tanıtımı, karşılıklı turist akışı ve ortak projeler konusunda somut adımların değerlendirildiğini söyledi.

Gardiyanoğlu açıklamasında, Türkiye’nin KKTC için taşıdığı öneme de dikkat çekerek, “Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi bizim için vazgeçilmezdir. Siyasi, ekonomik ve diplomatik destek, KKTC’nin varoluş mücadelesinin en güçlü teminatıdır” ifadelerini kullandı.

Gerçekleştirilen temasların yalnızca diplomatik ziyaretler olmadığını, aynı zamanda KKTC’nin tanıtımı ve uluslararası alanda lobi faaliyetleri açısından önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Gardiyanoğlu, Balkanlar ile KKTC arasındaki mevcut güçlü bağların bu tür girişimlerle daha da ileriye taşınacağına inandığını sözlerine ekledi.

UBP Grup Toplantısı yarın yapılacak

Hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarısı kapsamında atılacak adımlar konusunda Ulusal Birlik Partisi’nin Grup Toplantısı yarın sabah yapılacak.

Ulusal Birlik Partisi Grup Başkanvekili ve Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, sürecin, koalisyon ortaklarının da katılımıyla gerçekleştirilecek genişletilmiş grup toplantısında netleştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

UBP Grup Başkanvekili ve Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, partisinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, gerçekleştirilmesi planlanan UBP Grup Toplantısı’nın toplantının yarın saat 09.30’a alındığını belirtti.

Savaşan, hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarısı kapsamında atılacak adımların toplumsal uzlaşı temelinde şekillendirilmesi amacıyla yürütülen istişare sürecinde sona yaklaşıldığını, bakanlar ve milletvekillerinden oluşan komitenin çalışmalarının son aşamaya geldiğini aktardı.

Sürecin, koalisyon ortaklarının da katılımıyla gerçekleştirilecek genişletilmiş grup toplantısında netleştirilmesinin hedeflendiğini de belirten Savaşan, temel amacın yaşanan gerginliklerin azaltılması ve Meclis çalışmalarının sağlıklı bir şekilde yeniden başlaması olduğunu ifade etti.

SAVAŞAN: ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, KÜRESEL İŞ BİRLİĞİ İRADESİNİ GÜÇLENDİRDİ

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, 2026 Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında değerlendirmelerde bulundu.

Savaşan, “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” temasıyla düzenlenen forumun, küresel düzeyde artan belirsizlikler karşısında ortak akıl ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Forumun, 150’den fazla ülkeden yaklaşık 5 bin katılımcıyı bir araya getirdiğini ifade eden Savaşan, etkinlikte 20’yi aşkın cumhurbaşkanı ve başbakanın yanı sıra çok sayıda bakan, büyükelçi ve üst düzey temsilcinin yer aldığını kaydetti.

Forumda çok taraflılığın güçlendirilmesi, uyuşmazlıkların çözümünde diyalog ve diplomasinin esas alınması, daha adil ve kapsayıcı bir uluslararası sistemin inşa edilmesi gibi konularda güçlü bir iradenin ortaya konduğunu vurgulayan Savaşan, alınan kararların somut eylemlere dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Savaşan, UBP heyeti olarak Genel Başkan ve Başbakan Ünal Üstel başkanlığında foruma katıldıklarını ve iki gün boyunca birçok panelde yer aldıklarını belirtti.

Temaslar kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Ramil Hasan ile heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade eden Savaşan, ayrıca AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala başta olmak üzere birçok üst düzey isimle bir araya geldiklerini aktardı.

Savaşan, görüşmeler kapsamında devlet ve hükümet yetkilileriyle yapılan temaslarla temsiliyet görevini en iyi şekilde yerine getirmeye gayret ettiklerini sözlerine ekledi.

ZERRİN ÜSTEL, FİLİSTİN İÇİN TEK YÜREK PLATFORMUNDA

EĞİTİMİN YENİDEN İNŞASI, GELECEĞİ KORUMAKTIR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel’in eşi Zerrin Üstel, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında düzenlenen “Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak” başlıklı yüksek düzeyli oturuma katıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleştirilen etkinlikte, Filistin’de savaşın yıkıcı etkileri nedeniyle kesintiye uğrayan eğitim süreçleri ele alındı. Uluslararası toplumun önde gelen isimlerini bir araya getiren oturumda, çocukların yeniden güvenli eğitim ortamlarına kavuşması ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

KKTC DAYANIŞMANIN GÜÇLÜ BİR PARÇASIDIR

Etkinliğin ardından bir değerlendirmede bulunan Zerrin Üstel, Filistin’de yaşanan insani dramın en ağır yükünü çocukların taşıdığına dikkat çekerek, eğitimin geleceğin teminatı olduğunu şu ifadelerle vurguladı:

“Filistin’de eğitim altyapısının büyük ölçüde zarar görmesi, geleceği büyük ölçüde tehdit etmektedir. Eğitim, bir halkın yeniden ayağa kalkmasının anahtarıdır. Bu nedenle çocukların kesintisiz ve güvenli şekilde eğitim alabilmesi için uluslararası toplumun daha güçlü bir dayanışma ortaya koyması şarttır.”

KKTC’nin her zaman mazlum halkların yanında olduğunu vurgulayan Üstel, Kıbrıs Türk halkının dayanışma ruhuna da  dikkat çekti ve “Kıbrıs Türk halkı olarak bizler, geçmişte yaşadığımız zorlukların bilinciyle hareket ediyoruz. Filistinli kardeşlerimizin yanında olmak, onların geleceğine katkı sağlamak insani bir sorumluluktur. Bu tür platformlar, ortak bir vicdanın ve küresel dayanışmanın güçlenmesine önemli katkılar sunmaktadır. Bizi böylesi bir programda güzel bir misafirperverlikle ağırlayan ve önemli bir konuda farkındalık yaratan Sayın Emine Erdoğan’a teşekkürlerimizi iletiyoruz” dedi.

Adem Şenel Tavla Turnuvası Tamamlandı

UBP Gönyeli Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Adem Şenel Tavla Turnuvası” bugün başarıyla tamamlandı. Yoğun katılımın olduğu turnuva, hem rekabet dolu anlara hem de anlamlı bir anmaya sahne oldu.

Gerçekleştirilen turnuva sonucunda dereceye giren isimler şu şekilde sıralandı: Birinci Ramazan Özpolat, ikinci Ömer Kuzu, üçüncü Mehmet Gürses ve dördüncü Hüseyin Kocaoğlan oldu.

Turnuva sonunda dereceye giren katılımcılara çeşitli hediyeler takdim edilirken, program kapsamında merhum Adem Şenel de saygı, rahmet ve özlemle anıldı.

UBP Gönyeli Gençlik Kolları yetkilileri, etkinliğe katılım sağlayan tüm misafirlere ve yarışmacılara teşekkür ederek, benzer organizasyonların devam edeceğini belirtti.

Üstel: “ADF’de Kıbrıs Türkü’nün yaşadıklarını dünyaya anlatıyoruz”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF), ülkesi açısından çok önemli ve kendileri için dünyaya açılan kapı olduğunu, Kıbrıs konusunu anlatma fırsatı bulduklarını söyledi.

Üstel, 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katılmak üzere geldiği Antalya’da AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

ADF’ye 5. kez katıldıklarını belirten Üstel, her katılımda dünyanın değişik ülkelerinin gerek başkanları, gerek başkan yardımcıları gerekse bakan ve diplomatlarıyla bir arada bulunma şansı elde ettiklerini dile getirdi.

Üstel, ADF’nin KKTC açısından çok önemli ve kendileri için dünyaya açılan kapı olduğunu vurgulayarak, forumda Kıbrıs konusunu anlatma fırsatı bulduklarının altını çizdi.

Kıbrıs Türkü’nün 1974 Barış Harekatı ile barışa kavuştuğuna işaret eden Üstel, “O günden bugüne kadar Rum hükümetinin baskılarıyla dünya bize ambargo uyguladı, izolasyon uyguladı ve her alanda bizi engelliyorlar. Bir tek bizim ana vatanımız, Türkiye’nin bize açtığı yollardan, açtığı kapılardan dünyaya ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Üstel, yaşadıkları problemleri ADF’de anlattıklarına ve yıllardır dünyaya duyurmaya çalıştıklarına dikkati çekerek, “Maalesef bizi, ana vatanımız Türkiye’den başka anlayan bir ülke olmadı ve o doğrultuda anlamaları için buradan (ADF’de) bu fırsatı değerlendirip bu gerçekleri anlatıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs konusuna değinmesinin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Üstel, bu konudaki destekleri için teşekkür etti.

“KKTC halkının arkasında Türkiye var”
Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) her fırsatta Kıbrıs Türkü’nü yok etmek için elinden gelen her şeyi yaptığını belirterek, Türkiye dışında dünyada kendilerine yönelik duyarsızlığın olduğunu dile getirdi.

GKRY’nin Orta Doğu’daki savaşlar sonrası Ada’yı “savaş adası”na çevirdiğine dikkati çeken Üstel, şöyle devam etti:

“Amerika orada, İngiliz orada, Fransız orada, Alman orada, İspanyol orada ve Hindistan da orada ve oradan KKTC’ye gözdağı vermeye çalışıyor ve bu gözdağı verilirken de birtakım savunma gösterileri yapılırken savunma silahlarını sergileyerek ve oraya getirilen Yunanistan’dan uçakları kullanarak Kıbrıs Türk tarafına gözdağı vermeye çalışıyor ama unutuyor ki KKTC halkının arkasında Türkiye var ve aynı şekilde karşılık veriyoruz.

Bizim de F-16’larımız Ercan Havalimanı’nda konaklıyor, savaş gemilerimiz limanlarda konaklıyor, savunma sistemlerimiz ve diğer savunma sistemleri hepsi faaliyet içerisinde ve Rum’un en ufak bir hareketi olduğu zaman hemen müdahale ve sessiz kalamayacağımızı da orada bulunan gerek barış kuvvetlerimiz gerekse güvenlik kuvvetlerimiz ve gerekse burada Genelkurmay Başkanımız ve Savunma Bakanımızın direktifleri doğrultusunda hareket ediyorlar.”

Üstel, Türkiye’nin sağladığı güvenlik ve savunma sistemleriyle rahat ve huzur içinde yaşadıklarını vurguladı.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğiyle girdiklerini ve “gözlemci üye” statüsünü kazandıklarını belirten Üstel, Türk dünyasında, her platformda Türkiye’nin desteğiyle yer aldıklarını sözlerine ekledi.

Savaşan: UBP Grup Toplantısı ADF nedeniyle ertelendi

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkanvekili ve Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, partisinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla 18 Nisan 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilmesi planlanan UBP Grup Toplantısı’nın ertelendiğini duyurdu.

Savaşan, Başbakan Ünal Üstel başkanlığındaki heyetin Antalya’da düzenlenen Diplomasi Forumu’nda devam eden temasları nedeniyle toplantının 20 Nisan Pazartesi günü saat 09.30’a alındığını belirtti.

Açıklamada, Başbakan Üstel’in yanı sıra Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na (ADF 2026) katılmak üzere Antalya’da bulunduğu ifade edildi.

150’den fazla ülkeden katılımın sağlandığı forumda, 20’nin üzerinde devlet ve hükümet başkanı ile 400’ü aşkın üst düzey temsilcinin yer aldığı, toplam katılımcı sayısının ise 5 bine yaklaştığı vurgulanan açıklamada, KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü artırmak amacıyla yoğun diplomatik temasların sürdürüldüğü kaydedildi.

Başbakan Üstel ve beraberindeki heyetin forumun ilk gününde başta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz olmak üzere birçok görüşme gerçekleştirdiği ve temasların geç saatlere kadar devam ettiği belirtildi.

Açıklamada, heyetin başlangıçta temaslarını 17 Nisan’da tamamlayarak aynı gün adaya dönmesinin ve saat 14.00’te UBP Grup Toplantısı’nı gerçekleştirerek hayat pahalılığı konusunu ele almasının planlandığı, ancak görüşme trafiğinin yoğunluğu ve bazı temasların ileri saatlere sarkması nedeniyle programın değiştiği ifade edildi.

Bu doğrultuda, Cumartesi günü yapılması öngörülen toplantının Pazartesi günü saat 09.30’a ertelendiği bildirildi.

Öte yandan, hayat pahalılığına ilişkin yasa kapsamında atılacak adımların toplumsal uzlaşı temelinde şekillendirilmesi amacıyla yürütülen istişare sürecinde sona yaklaşıldığı, bakanlar ve milletvekillerinden oluşan komitenin çalışmalarının son aşamaya geldiği aktarıldı.

Sürecin, koalisyon ortaklarının da katılımıyla gerçekleştirilecek genişletilmiş grup toplantısında netleştirilmesinin hedeflendiği belirtilirken, temel amacın yaşanan gerginliklerin azaltılması ve Meclis çalışmalarının sağlıklı bir şekilde yeniden başlaması olduğu ifade edildi.

ÖZTÜRKLER: ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI YORUMA AÇIK DEĞİL

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Anayasa Mahkemesi’nin kararnamelere ilişkin gerekçeli kararını BRT’de katıldığı Gündem 12 programında değerlendirdi. Öztürkler, Meclis’in Anayasa Mahkemesi kararlarına bağlı kalarak, hareket edeceğini vurguladı.

-“Anayasa Mahkemesi kararlarını uygularız”

Kararın ardından herhangi bir tereddüt olmadığını belirten Öztürkler, şu ifadeleri kullandı:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını uygularız. Tüm hukukçularımızla birlikte değerlendirmemizi yaptık. Ne yapacağımızı, nasıl hareket edeceğimizi biliyoruz. Burada CTP Milletvekili Ürün Solyalı rahat olsun.”

-“1992 uygulaması değişti”

Geçmişte farklı bir uygulama olduğunu hatırlatan Öztürkler, 1992 yılında alınan karara işaret etti:

“1992 yılındaki kararda, yasa gücündeki kararnameler 90 gün içerisinde yasallaşmasa bile yürürlükte kalır yönünde bir gerekçe vardı. Cumhuriyet Meclisi bugüne kadar bu doğrultuda hareket etti.”

Öztürkler, Anayasa Mahkemesi’nin son kararıyla birlikte bu yaklaşımın değiştiğini de söyledi.

-“Yasa gücündeki kararnameler 90 günde yasallaşmazsa yürürlükten kalkar”

Yeni kararın açık ve bağlayıcı olduğunu vurgulayan Öztürkler, süreci şöyle özetledi:

“Yasa gücündeki kararnameler 90 gün içerisinde Meclis’ten geçmeli, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmalı ve Resmi Gazete’de yayımlanmalıdır. Aksi halde yürürlükten kalkar.”

-“Meclis yeni karara göre hareket edecek”

Cumhuriyet Meclisi’nin, Anayasa Mahkemesi kararını esas alacağını belirten Öztürkler, şöyle konuştu:

“Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar yoruma bağlı değildir, kişiye göre değişmez. Meclis Başkanı olarak bu kararların arkasında duracağız.”

-“Süresi dolan kararnameler gündemden çıkarılıyor”

Mevcut durumda 90 günü aşan kararnameler bulunduğunu açıklayan Öztürkler, bu düzenlemeler için adım atılacağını söyledi, “90 günü geçen yasa gücündeki kararnamelerin komite gündeminden çıkarılması için çalışmalar yapılacaktır” dedi.

Süresi dolmamış kararnameler için de hükümete çağrıda bulunan Öztürkler, sürecin net olduğunu vurguladı.

Meclis Başkanı Öztürkler, “90 günü dolmayan kararnamelerle ilgili hükümete gerekli uyarılar yapılacaktır. Bu konunun yorumlanacak bir tarafı yoktur.” dedi.

Tokayev’in reform hamlesi Kazakistan’ı güçlendiriyor

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in anayasal reformları, ülkenin iç dengelerini güçlendirirken küresel ölçekte daha iddialı bir liderlik profilini beraberinde getiriyor. Sürecin yansımaları Antalya Diplomasi Forumu’nda da gündemde olacak.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev son dönemde hayata geçirdiği anayasal reformlar ve devlet yönetiminde kurumsal yapıyı tahkim eden adımlarla iç dengelerini güçlendirerek, bölgesel ve küresel ölçekte daha özgüvenli bir liderlik profili ortaya koydu.

Hukukun üstünlüğünü esas alan, devlet-millet bağını kuvvetlendiren ve yönetişim kapasitesini artırmayı hedefleyen yeni anayasa süreci, Kazakistan’ı istikrar ve kalkınma ekseninde yeni bir safhaya taşıdı.

DEVLET YAPISI KURUMSALLAŞIYOR

Hayata geçirilen anayasa değişiklikleri; devlet yapısının kurumsallaşmasını, yönetimde şeffaflık ve hesap verebilirliğin artmasını ve millet-devlet ilişkilerinin daha sağlam bir zemine oturmasını hedeflemektedir. Bu yönüyle söz konusu reformlar aynı zamanda Türk dünyasında modern devlet anlayışının gelişimi açısından da dikkat çekici bir örnek teşkil ediyor.

Nitekim Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında şekillenen ortak vizyon, Tokayev’in liderliğinde daha da somut hale gelmektedir. Ortak alfabe, ekonomik entegrasyon, ulaştırma koridorları ve kültürel etkileşim gibi başlıklarda atılan adımlar, Türk dünyasının güçlü devlet yapıları ve sağlam kurumsal temeller üzerine inşa edilen bir gelecek vizyonuna doğru ilerlediğinin güçlü bir tezahürüdür.

Türk kamuoyunda olumlu bir karşılık buldu

Ayrıca; Tokayev’in öncülüğünde yapılan anayasa değişikliği , Türkiye’de de dikkatle takip edilmekte ve Türk kamuoyunda olumlu bir karşılık bulmaktadır.

Türkiye kamuoyu, söz konusu değişiklikleri devletin kurumsal kapasitesini artırmaya yönelik stratejik bir adım olarak değerlendirmiştir. Özellikle yönetimde şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçler dengesi gibi unsurların öne çıkarılması, Türkiye’deki siyaset ve akademi çevrelerinde reformların modern devlet anlayışıyla uyumlu olduğu yönünde yorumlanmıştır.

Antalya Diplomasi Forumu’nda bu yıl dikkatler, anayasal reform süreciyle yeni bir döneme giren Kazakistan ve bu dönüşümün mimarı olan Cumhurbaşkanı Tokayev üzerinde yoğunlaşacaktır.

GÖZLER Antalya Diplomasi Forum’nda

Bu güçlü dönüşüm iradesiyle Tokayev, Antalya Diplomasi Forum’na daha kararlı, daha net bir vizyonla katılım sağlayacaktır. Forum marjında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştireceği ikili görüşmeler, iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığın daha da derinleşeceğinin de işareti niteliğindedir. Türkiye ile Kazakistan arasında tarihsel köklere dayanan bağlar, bugün ortak gelecek perspektifiyle yeniden anlam kazanmakta; siyasal, ekonomik ve kültürel alanlarda çok boyutlu bir iş birliği zemini güçlenmektedir.

Cumhurbaşkanı Tokayev, gerçekleştirdiği reformlarla yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmekle kalmamakta; aynı zamanda Kazakistan’ı yarının dünyasına hazırlayan stratejik bir liderlik sergilemektedir.

Güçlenen devlet yapısı, artan toplumsal güven ve netleşen vizyon ile Kazakistan, emin adımlarla geleceğe yürürken; Tokayev de bu yürüyüşün kararlı ve dirayetli öncüsü olarak öne çıkmaktadır.

Bu çerçevede Antalya’da gerçekleşecek temaslar, aynı zamanda Türk dünyasının müşterek geleceğini de şekillendirecek nitelikte önemli bir dönüm noktası olacaktır.

ÜSTEL İLE YILMAZ BİR ARAYA GELDİ: KIBRIS’TA ORTAK MÜCADELE SÜRECEK

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Antalya Diplomasi Forumu temasları çerçevesinde bir araya geldi.

Görüşmede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki stratejik ve ekonomik iş birlikleri başta olmak üzere, bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde ele alındı.

Kıbrıs meselesine ilişkin olarak, KKTC ile Türkiye arasındaki ortak duruş bir kez daha vurgulanırken; Kıbrıs Türk halkının haklı davasında, Anavatan Türkiye ile omuz omuza yürütülen mücadelenin diplomasi alanında da kararlılıkla sürdürüleceği teyit edildi.

Doğu Akdeniz’de artan gerilimler ve Rum tarafının izlediği politikaların Ada’daki hassas dengeleri riske attığı bir dönemde, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve istikrarı için gerekli tüm adımların atılacağı ifade edildi.

Başbakan Üstel, görüşmede ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumun açılışında dile getirdiği “Adada iki halk ve iki devlet olduğu gerçeği artık kabul edilmelidir” yönündeki değerlendirmelerine atıfta bulunarak, Türkiye ile yürütülen milli davada aynı çizgide kararlılıkla ilerlenmeye devam edildiğinin altını çizdi.

Görüşmeye, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ile Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri ve Grup Başkanvekili Ahmet Savaşan da katıldı

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL, TÜRKPA GENEL SEKRETERİ RAMİL HASAN İLE BİR ARAYA GELDİ

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, Genel Sekreter Ramil Hasan ile bir araya geldi.

Gerçekleştirilen ziyarette konuşan Başbakan Üstel, Azerbaycan’da bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını belirterek, gördükleri ilgi ve misafirperverlikten dolayı teşekkür etti. Üstel, “Sanki kendi ülkemize gelmişiz gibi aynı heyecanı, aynı coşkuyu ve aynı sıcak karşılamayı görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağların kardeşlik temelinde güçlenerek devam ettiğini vurgulayan Üstel, Türk dünyasıyla kurulan ilişkilerin her geçen gün daha da kurumsallaştığını ifade etti.

Başbakan Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ilk kez Başbakan düzeyinde temsil edildiğini hatırlatarak, bu gelişmenin tarihi bir adım olduğunu belirtti. Üstel, “Devletimiz; adıyla, bayrağıyla ve makamlarıyla bu platformda yer almış, diğer başbakanlara tanınan konuşma hakkı aynı şekilde tarafımıza da verilmiştir. Bu durumdan büyük bir onur duyduk” dedi.

Gelinen noktada KKTC’nin gözlemci statüden çıkarak tam üyeliğe geçmesinin zamanı geldiğini ifade eden Üstel, Türk dünyasıyla ilişkilerin daha ileri bir aşamaya taşınması gerektiğine dikkat çekti.

HASİPOĞLU: “İHTİYAT SANDIĞI’NDA 4 YILDA %587’LİK BÜYÜME İLE, İŞTİRAKÇİMİZİ ENFLASYONA EZDİRMEDİK”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT Haber’de Pembe Paşaoğluları’nın hazırladığı programa telefon bağlantısı ile katılarak İhtiyat Sandığı faiz oranının %37’ye düşürülmesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Hasipoğlu, İhtiyat Sandığı fonunun son dört yılda güçlü bir büyüme kaydettiğini vurgulayarak, “İştirakçimizi enflasyon karşısında ezdirmedik. Hükümetimiz döneminde fonun aktif büyüklüğü TL bazında %587 artarak 40 milyar TL’ye, dolar bazında ise %102 artarak 450 milyon dolardan 902 milyon dolara ulaştı” dedi.
Fonun yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, İhtiyat Sandığı’nın iştirakçilerin emeği ve birikimi olduğunu belirterek, bu kaynağın etkin ve ekonomik akla uygun şekilde yönetildiğini ifade etti. 31 Mart 2026 itibarıyla fonun toplam büyüklüğünün 40 milyar TL’ye ulaştığını kaydeden Hasipoğlu, bu rakamın yaklaşık 902 milyon dolara karşılık geldiğini söyledi.
“TL’DE KALMADIK, YATIRIMLARI ÇEŞİTLENDİRDİK”
Son dört yılda izlenen yatırım politikalarına dikkat çeken Hasipoğlu, yalnızca TL’de kalınmadığını, döviz, eurobond ve altın gibi araçlara yönelerek fonun değerinin artırıldığını belirtti. 2021 yılında 5 milyar 838 milyon TL (450 milyon dolar) olan fon büyüklüğünün bugün 40 milyar TL’ye yükseldiğini ifade eden Hasipoğlu, geçmiş dönemlerde TL’de kalınmasının ciddi değer kaybına yol açtığını hatırlattı.
Hasipoğlu, “2015 yılında 731 milyon dolar olan aktif büyüklük, 2021 sonunda 450 milyon dolara düşmüştü. Yaklaşık 250 milyon dolarlık kayıp yaşanmıştı. Bu kaybı telafi ederek bugün 902 milyon dolara ulaştık” dedi.
PORTFÖY DAĞILIMI VE MALİYE ALACAKLARI
Fonun mevcut yapısına ilişkin de bilgi veren Hasipoğlu, 40 milyar TL’lik büyüklüğün 26 milyar TL’sinin nakit, 2 milyar TL’sinin gayrimenkul olduğunu, Maliye’den ise yaklaşık 14 milyar TL alacak bulunduğunu açıkladı. Bu alacakların bir kısmının uzun yıllara dayandığını belirten Hasipoğlu, Maliye’nin elindeki gayrimenkullerin İhtiyat Sandığı’na devriyle mahsuplaşma sürecinin başlatılacağını ifade etti.
FAİZ ORANI NEDEN %37’YE DÜŞTÜ?
Faiz oranındaki düzenlemeye de açıklık getiren Hasipoğlu, 2025 yılında enflasyonun %39,45 olduğunu, buna karşılık iştirakçilere ortalama %43,12 faiz verildiğini belirtti.
“Enflasyonun üzerinde faiz verdik” diyen Hasipoğlu, 1 Aralık 2025 – 31 Mart 2026 döneminde portföy faiz ortalamasının %33 olmasına rağmen iştirakçilere %40 faiz sağlandığını, 1 Nisan 2026 itibarıyla ise bu oranın %37 olarak belirlendiğini kaydetti.
Hasipoğlu, “Bu oran ne enflasyonun altındadır ne de portföy getirisinin altındadır. Aksine, yine kazancımızın üzerinde bir faiz vererek iştirakçimizi koruyoruz” dedi.
“TEMKİNLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİM”
Ekonomik gelişmelerin yakından takip edildiğini vurgulayan Hasipoğlu, Merkez Bankası verileri doğrultusunda özellikle altın, döviz ve eurobond yatırımlarının güçlü getiriler sağladığını ifade etti. Küresel gelişmelerin ve savaşların ekonomik etkilerine de dikkat çeken Hasipoğlu, temkinli ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini söyledi.
Hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarısının gündemde olduğunu hatırlatan Hasipoğlu, pay dağıtımı konusunun da değerlendirildiğini ancak mevcut koşullarda önceliğin fonun güçlendirilmesi olduğunu belirtti.
Hasipoğlu, “İştirakçimizin geleceğini riske atmadık, atmayacağız. Ekonomik göstergeleri titizlikle takip ederek, 4 yılda 450 milyon dolardan 902 milyon dolara ulaşan güçlü bir yapı oluşturduk” ifadelerini kullandı.

SPORDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM HIZLANDI: YENİ SİSTEMDE KRİTİK AŞAMA TAMAMLANDI

Spor Dairesi Müdürü Mustafa Sütçü, spor alanında dijitalleşme hedefiyle geliştirilen Spor Bilgi Yönetim Sistemi’nde önemli bir eşiğin aşıldığını duyurdu.
Yapılan açıklamaya göre sistem, artık kullanıcıların aktif şekilde dahil olabildiği bir aşamaya ulaştı. Sporcular, antrenörler ve hakemler bireysel giriş yaparak hesap oluşturabilecek, tüm bilgilerini doğrudan yönetebilecek.
Sütçü, yeni sistemle birlikte başvuru işlemlerinden bilgi güncellemelerine kadar birçok sürecin tek platform üzerinden hızlı ve güvenli şekilde yürütülebileceğini belirtti. Bu sayede işlemlerin daha şeffaf, düzenli ve pratik hale gelmesi hedefleniyor.
Ayrıca sistemin, sporcuların kariyer verilerinin kayıt altına alınması, performanslarının takip edilmesi ve gelişim süreçlerinin izlenmesi açısından önemli bir altyapı sunacağı vurgulandı. Federasyonlar ve spor kuruluşları da ihtiyaç duydukları bilgilere tek merkezden hızlıca erişebilecek.
Spor yönetiminde yeni bir dönemin kapısını aralayan sistemin, ilerleyen süreçte আরও geliştirilerek tüm paydaşları kapsayan entegre bir yapıya dönüşmesi planlanıyor.

“KIBRIS MESELESİNDE ADİL, KALICI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÇÖZÜME VARILMASININ ZAMANI ÇOKTAN GELDİ”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs meselesinde ise adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılmasının zamanının çoktan geldiğini kaydetti.

Erdoğan, Kıbrıslı Türklerin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiğini de vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurul Toplantısı için İstanbul’da bulunan meclis başkanları ile delegasyon temsilcileri onuruna Dolmabahçe Sarayı’nda verdiği akşam yemeğindeki konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1963’ten bu yana gündemlerinde olan Kıbrıs meselesinde ise adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılmasının zamanının çoktan geldiğini kaydederek, “Buradan bir kez daha Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiği çağrısında bulunuyor, sizlerden de bu konuda destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum.” dedi.

ÖZTÜRKLER: ERDOĞAN’IN İZOLASYONLARIN SONA ERMESİ GEREKTİĞİ VURGUSUNU MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs TV’de Eda Alisinanoğlu’nun sunduğu “Kıbrıs’ta Sabah” programına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Öztürkler, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu kapsamında yaptığı konuşmada Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların sona ermesi gerektiğine işaret etmesinin, Kıbrıs Türk tarafında memnuniyetle karşılandığını belirtti.
Erdoğan’ın Kıbrıs meselesinde adil ve sürdürülebilir bir çözüm ihtiyacına dikkat çekmesinin, Kıbrıs Türk halkının uzun süredir dile getirdiği beklentilerin uluslararası platformlarda görünür hâle gelmesine katkı sağladığını ifade ederek, teşekkürlerini sundu.
Rum tarafında son dönemde EOKA’ya yönelik olumlu bir algı oluşturma çabalarının dikkat çektiğini söyleyen Öztürkler, bu durumun Kıbrıs Türk toplumunda geçmişte yaşanan acılar nedeniyle rahatsızlık yarattığını aktardı.

Bazı Avrupa kurumlarının bu süreçteki tutumunun tartışma konusu olduğunu belirten Öztürkler, AB tarafından desteklenen milliyetçi söylemlerin çözüm arayışlarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Öztürkler, Avrupa Birliği ile ilişkilerin önemine vurgu yaparken, bu ilişkilerin sağlıklı ilerleyebilmesi için AB’nin Kıbrıs Türk halkının statüsünü, egemenliğini ve adadaki Türk varlığının tarihsel gerçekliğini göz ardı etmemesi gerektiğini ifade etti.
Öztürkler, Rum tarafının KKTC’ye yönelik tek taraflı yaklaşımlarını sürdürdüğü sürece, AB’nin adadaki dengeyi gözeten bir politika üretmekte zorlanacağını belirtti.
Bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Öztürkler, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan gerilimin ateşkesle durmasına rağmen belirsizliğin devam ettiğini söyledi.
Pakistan’da yürütülen müzakerelerde ilerleme sağlanamamasının, bölgedeki tansiyonun sürdüğüne işaret eden Öztürkler, Lübnan–İsrail hattındaki çatışmaların da bölgesel dengeleri etkilediğini, enerji akışının kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda hâlâ tam bir uzlaşı sağlanamadığını ifade etti.
Küresel enerji tedarikindeki aksaklıkların ekonomik etkilerinin uzun vadeli olabileceğini belirten Öztürkler, küçük ölçekli ekonomilerin bu süreçten daha fazla etkilenebileceğini söyledi.
Türkiye ile ekonomik iş birliğinin bu dönemde önemli bir avantaj oluşturduğunu dile getiren Öztürkler, tüm paydaşlara önemli görevler düştüğünü söyledi.
İç siyasi gündeme ilişkin de konuşan Öztürkler, Cumhuriyet Meclisi çalışmalarına verilen aranın ardından hükümet, sendikalar ve muhalefet arasında yürütülen temasların sürdüğünü aktardı.
Gerginliğin azaltılması ve uzlaşı zemininin güçlendirilmesi yönünde çabaların devam ettiğini belirten Öztürkler, Meclis’in yasama faaliyetlerine yeniden başlamasının tüm tarafların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti

DALMAN AYDIN AÇIKLADI: KIB-TEK’TEN TEKNECİK’E 2 DİZEL JENERATÖR İÇİN İHALE ADIMI

KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın, artan elektrik ihtiyacına yanıt vermek amacıyla kurumun kendi kaynaklarıyla 2 dizel jeneratör alımı için ihale sürecini başlattıklarını açıkladı.
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Genel Müdürü Dalman Aydın, Teknecik Elektrik Santrali’ne kurulmak üzere 2 dizel jeneratör alımıyla ilgili BRT’ye açıklamada bulundu.

Kurumun kendi kaynakları ile yatırım sürecini başlattıklarını belirten Dalman Aydın, “Teknik çalışmaları sonlandırıp 4 adet altyapılı 2 adet dizel jeneratör alımı ihale sürecini başlatarak ihale komisyonuna gönderdik” dedi.

Aydın, “Yaklaşık iki ay sonunda bu ihalenin sonlanmasını ve yapımın başlamasını hedeflemekteyiz. Bu sürecin önümüzdeki yıl içerisinde tamamlanması öngörülmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Yatırımların 11 yıldır yapılmamasının geride kalmış bir üretim planlaması olduğunu belirten Aydın, “Bunu; Türkiye’nin kısa vadede bize göndermiş olduğu mobil santrallerle bir nebze kapattık ve ihtiyaçları karşılayabildik. Artık yatırımların hızlı şekilde devam edip sonlanması gerekiyor. Bizler de bu dönemde böyle bir yatırımı başlattık” dedi.

Kıb-Tek’in uzun süredir çok iyi olmayan bir mali yapıda bulunduğunu kaydeden Aydın, göreve geldikleri günden bu yana yaklaşık 100 milyon doların üzerinde borç ödediklerini ve şu anda kurumu kendi mali bütçesiyle döndürülebilir bir yapıya kavuşturduklarını da anlattı.

ELEKTRİKLİ BİSİKLET SİSTEMİ İÇİN İHALE TAMAMLANDI, SÖZLEŞME İMZALANDI

Gönyeli–Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, elektrikli bisiklet sistemi için yürütülen ihale sürecinin tamamlandığını ve sözleşmenin imzalandığını açıkladı.

Başkan Amcaoğlu, ihaleyi kazanan Tazı Mobility Teknoloji Ltd. Şti. ile birlikte projenin hayata geçirileceğini belirterek, sistemin kısa süre içerisinde vatandaşların kullanımına sunulacağını ifade etti.

Proje kapsamında kentin farklı noktalarına ilk etapta 100 elektrikli bisiklet yerleştirileceğini kaydeden Amcaoğlu, bu adımla birlikte ulaşımda alternatif bir model oluşturulacağını ve çevreye duyarlı bir yaklaşımın kent yaşamına kazandırılacağını vurguladı.

Bisiklet duraklarının kurulumu, saha yerleşimleri ve teknik altyapı çalışmalarının eş zamanlı olarak devam ettiğini belirten Amcaoğlu, iklim dostu sistemin kısa süre içerisinde hizmete girmesinin planlandığını söyledi.

Atılan bu adımın daha temiz bir çevre ve daha yaşanabilir bir kent hedefi doğrultusunda önemli bir katkı sağlayacağını ifade eden Amcaoğlu, kullanım süreci ve detaylara ilişkin bilgilendirmelerin önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.

Gönyeli–Alayköy Belediyesi’nin yaşamı kolaylaştıran, çevreyi koruyan ve geleceği düşünen projeleri kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceği vurgulandı.

ÖZTÜRKLER’DEN 23 NİSAN MESAJI: KIBRIS TÜRK HALKININ GELECEĞİ SİZSİNİZ

Cumhuriyet Meclisi’nde düzenlenen 23 Nisan etkinliğinde konuşan Ziya Öztürkler, çocuklara seslenerek “Kıbrıs Türk halkının geleceği siz değerli çocuklarsınız” dedi.

ÖĞRENCİLERDEN RENKLİ GÖSTERİLER

Cumhurbaşkanlığı’ndaki etkinliğin ardından Meclis’e geçen öğrenciler, hazırladıkları dans ve çeşitli sahne gösterileriyle büyük beğeni topladı. Salon renkli görüntülere sahne oldu.

ÖZTÜRKLER’DEN ANLAMLI MESAJ

Etkinlikte konuşan Ziya Öztürkler, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasının egemenlik, özgürlük ve geleceğe verilen önemin simgesi olduğunu söyledi.

Öztürkler, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu özel günü çocuklara armağan ederek geleceği işaret ettiğini vurguladı.

“GELECEĞİMİZ SİZSİNİZ”

Çocuklara hitaben konuşan Öztürkler, “Bizler de Cumhuriyet Meclisi olarak sizlere güveniyoruz, inanıyoruz. Kıbrıs Türk halkının geleceği siz değerli çocuklarsınız” ifadelerini kullandı.

ÖĞRETMENLERE TEŞEKKÜR

Konuşmasında öğretmenlere de teşekkür eden Öztürkler, eğitim camiasının çocukları güvenle geleceğe hazırlamak için büyük emek verdiğini belirtti.

İhtiyat Sandığı Dairesi iştirakçi hesaplarına uygulanacak faiz oranları Resmi Gazete’de

Bakanlar Kurulu’nun, İhtiyat Sandığı Dairesi iştirakçi hesaplarına uygulanacak faiz oranlarına ilişkin kararı Resmi Gazete’de yayınlandı.

Buna göre, Bakanlar Kurulu, değiştirilmiş şekliyle 34/1993 sayılı İhtiyat Sandığı Yasası’nın 12’nci maddesinin (4)’üncü fıkrasının (B) bendi uyarınca, 1 Nisan 2026 tarihinden itibaren iştirak sahiplerinin hesaplarına uygulanacak olan yıllık faiz oranının yüzde 37’ye düşürülmesini, cari faiz oranının yüzde 30 olarak devam etmesini ve avans cari faiz oranının da yüzde 5 olarak sabit tutulmasını onayladı.

GÜZELYURT’TA TARİHİ TREN İSTASYONU BELEDİYEYE DEVREDİLDİ

Maliye Bakanlığı’na bağlı Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi kontrolünde bulunan Güzelyurt’taki eski tren istasyonu, imzalanan protokol kapsamında Güzelyurt Belediyesi’nin kullanımına devredildi.

Devir protokolü bugün Maliye Bakanlığı’nda düzenlenen törenle imzalandı.

Protokole Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova ile Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar imza koyarken, Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi Müdürü Yusuf Kenan Yeşilleme de sürece eşlik etti.

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova ile Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar’ın bugün Maliye Bakanlığı’nda imza koyduğu anlaşma doğrultusunda, tarihi yapı belediye himayesine geçti.

Bakanlar Kurulu’nun 10 Mart 2026 tarihli ve Ü(K-I) 429-2026 sayılı kararıyla alınan bu adım, Güzelyurt’taki eski tren istasyonu korunarak topluma kazandırılmasını hedefliyor.

Proje kapsamında alanın, hem sosyal aktivitelerin gerçekleştirileceği hem de tarihsel değerlerin sergileneceği bir merkez olarak düzenlenmesi planlanıyor.

BAKAN HASİPOĞLU ELEKTRİK MÜTEAHHİTLERİ BİRLİĞİ YETKİLİLERİ İLE BİRARAYA GELDİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Türk Elektrik Müteahhitleri Birliği Yönetim Kurulu üyelerini kabul ederek bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, elektrik müteahhitlik faaliyetleri kapsamında iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile kayıt dışı kişiler tarafından yürütülen elektrik işlerinin yol açtığı sorunlar ele alındı ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.

Bakan Hasipoğlu görüşmede yaptığı değerlendirmede, iş sağlığı ve güvenliğinin devletin en temel önceliklerinden biri olduğunu vurgulayarak, elektrik alanında yabancı kişilere eğitim, ve sertifika verilmesi konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanlığı ,Eğitim Bakanlığı ve Kıbrıs Türk Elektrik Müteahhitleri Birliği arasında oluşturulacak bir komite kurulmasının kararlaştırıldığını söyledi.

Hasipoğlu, “Elektrik gibi yüksek risk içeren bir sektörde standart dışı ve denetimsiz çalışmaların kabul edilmesi mümkün değildir. Bu süreçte sektör temsilcileriyle iş birliği içinde hareket etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Üstel: “AB kurumlarını, Kıbrıs Türk halkının haklarına, iradesine ve eşit statüsüne saygı göstermeye davet ediyoruz”

Başbakan Ünal Üstel, Avrupa Birliği kurumlarını, Kıbrıs Türk halkının haklarına, iradesine ve eşit statüsüne saygı göstermeye davet etti.

Üstel, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilen son Türkiye raporunda Kıbrıs Türk halkına ilişkin değerlendirmelere yönelik yazılı açıklamada bulundu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki haklı duruşunu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğini vurgulayan Üstel, “Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan, gerçekleri çarpıtan ve taraflı yaklaşımlar içeren bu tür raporları kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

 “Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği bir müdahale değil, garantörlük sorumluluğunun doğal bir sonucudur”

Başbakan Üstel, raporda yer alan değerlendirmelerin Kıbrıs Türk tarafınca büyük bir hayret ve esefle karşılandığını kaydetti.

Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine “adanın meşru bir topluluğu çerçevesinde hareket alanı tanıması gerektiği” ifadesini eleştiren Üstel, “Bu ifade, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının iradesine müdahale ettiği yönünde açık bir ima içermektedir. Bu yaklaşım ne tarihi gerçeklerle örtüşmektedir ne de kabul edilebilir bir nitelik taşımaktadır.” dedi. 

Kıbrıs Türk halkının kendi devletine, demokratik kurumlarına ve özgür iradesine sahip bir halk olduğunu söyleyen Üstel, “Halkımız seçimlerini özgürce yapmakta, demokratik haklarını hiçbir baskı altında kalmadan kullanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ise bir müdahale değil, tarihi ve kültürel bağların yanı sıra garantörlük sorumluluğunun doğal bir sonucudur.” ifadelerini kullandı.

-“Halk iradesine saygı ilkesinden uzak bir yaklaşım”

Rapordaki Kıbrıs Türk halkını yalnızca “toplum” düzeyine indirgemeye yönelik yaklaşımı da reddeden Üstel, “Kıbrıs Türk halkı, kendi devlet çatısı altında örgütlenmiş, siyasi iradesini özgürce ortaya koyan ayrı ve eşit bir halktır.” dedi.

Üstel, şunları kaydetti:

“Öte yandan raporda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in girişimlerine atıf yapılarak çözüm müzakerelerinin kaldığı yerden başlatılmasına yönelik beklentilerin dile getirilmesi ve Avrupa Komisyonu’na özel temsilci atanması çağrısı yapılması, Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki haklı duruşu göz ardı edilerek ele alınmıştır. Ayrıca, Kıbrıs Türk halkının demokratik tercihleri üzerinden yapılan değerlendirmeler, halk iradesine saygı ilkesinden uzak bir yaklaşım sergilemektedir.

Raporda Türkiye’nin rolüne ilişkin olarak dile getirilen, ara bölgenin statüsü ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün yetkilerine saygı gösterilmesi yönündeki ifadeler ile Türkiye’ye yönelik tek taraflı suçlamalar da gerçeklikten uzaktır. Ara bölgede yaşandığı iddia edilen olayların tek taraflı anlatımlarla rapora yansıtılması, tarafsızlık ilkesine gölge düşürmektedir.

Ayrıca, ara bölgenin askerden arındırılması, Pile’de yürütülen projeler ve sahadaki uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde Kıbrıs Türk tarafının hak ve ihtiyaçlarının yok sayılması kabul edilemezdir. Bu konularda varılan uzlaşıların uygulanmasına yönelik sorumluluk tek taraflı değildir.”

– “Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan bu tür raporları kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz”

Raporda Türkiye’ye asker çekme çağrısı yapılması ve adadaki mevcut gerçekliklerin “işgal” söylemi üzerinden değerlendirilmesinin 1963’ten bu yana Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı saldırılar ve güvenlik ihtiyaçları tamamen görmezden gelinerek hazırlandığını kaydeden Üstel, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin kendileri için tartışma konusu olmadığını vurguladı.

Demografik yapı iddiaları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin statüsüne yönelik eleştiriler ve özellikle Maraş konusunda dile getirilen ifadeleri, “siyasi saiklerle hazırlanmış, tek taraflı ve gerçeklikten uzak değerlendirmeler” olarak niteleyen Üstel, Maraş açılımının mülkiyet haklarına saygı temelinde ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürütülen bir süreç olduğunu kaydetti. Üstel, “Bu süreç, Maraş’ın insanlığa açılım sürecidir. Bu sürecin ‘trajedi istismarı’ olarak nitelendirilmesi kabul edilemez.” dedi.

Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği’nin geçmişte sergilediği tutumun bugün ortaya çıkan tablonun en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Başbakan Üstel, söyle devam etti:

“Annan Planı sürecinde Kıbrıs Türk halkı çözüm iradesini güçlü şekilde ortaya koyarken, Rum tarafının ‘hayır’ demesi ve çözüm umutlarını ortadan kaldırmasına karşın Avrupa Birliği’nin Rum yönetimini adanın tek ve meşru hükümeti olarak kabul ederek birliğe dahil etmesi, çözüm dengelerini kökten bozmuştur.

Bu adım, özellikle Rum tarafının çözüme duyabileceği ihtiyacı ortadan kaldırmış, Rum yönetimlerinin müzakere masalarında maksimalist bir anlayışla hareket etmesine zemin hazırlamış ve Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm umutlarını ciddi şekilde zayıflatmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki haklı duruşumuzu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan, gerçekleri çarpıtan ve taraflı yaklaşımlar içeren bu tür raporları kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz.”

Başbakan Üstel, Avrupa Birliği kurumlarını, Kıbrıs meselesine daha adil, dengeli ve gerçekçi bir perspektifle yaklaşmaya; Kıbrıs Türk halkının haklarına, iradesine ve eşit statüsüne saygı göstermeye davet etti.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları Lefkoşa’da kortejle başladı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara armağan ettiğini hatırlattı, “Bu ülkede yaşamaktan, Kıbrıslı Türk olmaktan gurur duyun. Biliniz ki bu ülke de, bu topraklar da sizindir” ifadelerini kullandı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından organize edilen etkinlikler, bugün Lefkoşa’da düzenlenen kortejle başladı.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Bandosu eşliğinde, Lefkoşa’daki ilkokul öğrencilerinin katılımıyla düzenlenen ve Metehan’dan başlayarak Cumhurbaşkanlığı ile Cumhuriyet Meclisi güzergâhında devam eden yürüyüşe, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile Bakanlık yetkilileri ve öğretmenler katıldı.

– Öğrenciler Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı ziyaret etti

Kortejin ilk durağı Cumhurbaşkanlığı oldu. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da katıldığı etkinlikte saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Programda günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapılırken, çeşitli gösteriler sunuldu.

– Erhürman

Etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, çocuklara “hoş geldiniz” diyerek seslendi.

23 Nisan’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gün olduğunu ve bunun çok büyük önem taşıdığını vurgulayan Erhürman, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü en çok değer verdiği çocuklara armağan ettiğini belirtti.

“Sizler hepimizin en kıymetlilerisiniz” diyen Erhürman, “Bilin ki bu ülke de sizindir, buraları da sizindir. Biraz sonra ziyaret edeceğiniz Meclis de sizindir. Şu anda ev sahibi sizsiniz. Biz size misafirliğe geldik, siz de bizi kabul ettiniz. Çok teşekkür ederim” dedi.

Ülkenin çok güzel olduğunu ve ağacına, ormanına, toprağına, denizine hep birlikte sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Erhürman, küçük bir ülke olunmasına rağmen birlik içinde her şeyin başarılabileceğini vurguladı. Erhürman, “Bu ülkede yaşamaktan, Kıbrıslı Türk olmaktan her zaman gurur duyun” diye konuştu.

Öğrencilerle bir “anlaşma” yaparak günlük teknoloji kullanımını sınırlamaları yönünde tavsiyelerde de bulunan Erhürman, öğrencilere; daha fazla kitap okumaları, spor yapmaları, ülkeyi tanımaları ve oyun oynamaları çağrısı yaptı. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “Sizi çok seviyorum. Hepinizin bayramı kutlu olsun” diyerek konuşmasını tamamladı.

-Yıltaş

Cumhurbaşkanlığı’ndaki etkinlikte günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı, Necat British College Primary School Lefkoşa öğrencisi Nehir Sertel Yıltaş yaptı.

Yıltaş konuşmasında, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla egemenliğin millete ait olduğunun ilan edildiğini söyledi.

“Bu tarih bağımsızlık ve özgürlük yolunda atılmış en büyük adımlardan biridir” diyen Yıltaş, Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesinin günü daha da anlamlı kıldığını belirtti.

Çocukların ülkenin geleceği olduğunu kaydeden Yıltaş, 23 Nisan’ın umut, barış ve kardeşlik anlamı taşıdığını ifade ederek, vatanın korunması, çalışılması ve daha aydınlık yarınlara taşınmasının önemine dikkat çekti.

Farklı ülkelerden çocuklarla birlikte kutlanan bayramın barışın simgesi olduğunu da dile getiren Yıltaş, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanları anarak; “Ne mutlu bizlere ki böyle anlamlı bir bayramın sahibiyiz. Yaşasın 23 Nisan, yaşasın çocuklar” dedi.

Ardından, Necati Taşkın İlkokulu öğrencisi Mehmet Efe Kubat, “23 Nisan’ın Işığı” adlı şiiri okudu.

Cumhurbaşkanlığı’ndaki etkinlik, Arabahmet İlkokulu’nun halk dansları, Şht. Yalçın İlkokulu’nun modern dans, Şht. Ertuğrul İlkokulu’nun bando ve Yakın Doğu İlkokulu’nun Kiwido dans gösterileriyle sona erdi.

Etkinlik sonunda Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, çocuklarla bir araya gelerek fotoğraf çektirdi.

Çavuş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki silahlı saldırılardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırı nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Çavuş, yayımladığı taziye mesajında, “önceki gün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, dün ise Kahramanmaraş’taki Aysel Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıların haberi derin bir teessürle öğrenilmiş olup, hepimizi derinden sarsmıştır.” ifadelerine yer verdi.

Çavuş, bu menfur olaylarda hayatını kaybeden öğretmenlere ve masum öğrencilere Allah’tan rahmet diledi; kederli ailelerine, yakınlarına ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti halkına en içten taziyelerini sunduğunu ifade etti.