ÇÖPE ATTIĞI 180 MİLYON DOLARLIK BİTCOİN’İ BULMAK İÇİN 13 MİLYON DOLAR HARCAYACAK

James Howell yaklaşık 10 yıl önce yaptığı bir temizlik sırasında bilgisayarının sabit disk sürücüsünü çöpe attı. Bilgisayarında kayıtlı olan Bitcoinleri tamamen unutmuştu.

Şimdi Howell 180 milyon doların üzerinde değeri olduğu sanılan Bitcoinlerin olduğu sabit diske ulaşmak için Newport’taki bir çöp sahasının kazılmasına milyonlarca dolar harcamayı planlıyor.

Howell, sabit disk sürücüsüne ulaşması durumunda Bitcoinlerin mevcut değerinin yüzde 10’unu Newport’un bir kripto para birimi merkezine dönüşmesi için harcayacağını söylüyor.

Ancak Newport belediyesi, çöp sahasının kazılmasının ekolojik bir risk olduğunu belirtiyor.

Newport belediyesi sabit disk için çöp sahasının kazılması ve on yıllardır buraya doldurulan binlerce tonluk sıkıştırılmış çöpün çıkarılması için muazzam bir emek gücüne ihtiyaç duyulacağını da savunuyor.

Bilgisayar mühendisi olan James Howell, kripto para birimlerinin ilk günlerinde 8 bin Bitcoin satın almış, ancak 2013’te bunların varlığını unutarak sabit diskini çöpe atmıştı.

Bitcoin’in değeri sürekli bir dalgalanma halinde. Ocak 2021’de Howells’ın kayıp Bitcoinlerinin değeri 256 milyon dolar civarındayken, bu yılki değer kayıplarından sonra şu anda 180 milyon dolar dolaylarında.

James Howell, çöp sahasının çevreye zarar vermeden kazılması için gereken maddi imkânlara ve uzmanlığa sahip olduğunu söylüyor.

Ancak sabit diskin bulunması işin yalnızca bir parçası. Sürücüye ulaşılsa bile yeniden çalışır duruma getirilip getirilemeyeceği konusunda hiçbir garanti yok.

37 yaşındaki bilgisayar mühendisi, kayıp Bitcoinlerine ulaşması durumunda Newport’taki çöp sahasına enerji üretim tesisi, belki birkaç adet de rüzgâr türbini kurmayı planladıklarını söylüyor.

James Howell, “Halkın mülkiyetinde olan, temiz enerjiyle Newport halkı için Bitcoin madenciliği yapacak bir tesis kurmak istiyoruz,” diyor.

Howell’ın diğer planları arasında kentteki her vatandaşa 60 dolarlık Bitcoin hediye etmek ve tüm dükkânlarda kripto terminalleri kurmak gibi şeyler de var.

Ancak geçmişte defalarca Howell’ın taleplerini reddettiklerini söyleyen Newport belediyesi şimdi de ikna olmuş gibi görünmüyor:

“Çöp sahasını işletirken uymamız gereken bir takım kanun ve kaideler var. Bunlardan biri de çöp sahasının ve etrafının ekolojik bir risk teşkil etmesinin önüne geçmek.

“Howell’ın planları bizim kabul edemeyeceğimiz kadar büyük bir ekolojik risk içeriyor. Zaten ruhsatımızın koşulları da buna izin vermemize imkân tanımıyor.”

ALMANYA’DA AŞININ GEÇERLİLİK SÜRESİ ÜÇ AYA İNİYOR

Alman hükümetinin yasa taslağında “taze aşılı” kavramı dikkat çekti. Ekim’de yürürlüğe girmesi öngörülen yasada aşılılara yönelik muafiyetlerden yararlanabilmek için son doz üzerinden 3 ay geçmemiş olması gerekiyor.

PELOSİ’NİN ZİYARETİNİN ARDINDAN ÇİN ASKERİ TATBİKATLARA HIZ VERİYOR

Çin, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaretin ardından ada çevresindeki denizlerde askeri tatbikatlara hız veriyor.

Pelosi, “Sizi asla yalnız bırakmayacağız” diyerek kısa ama tartışmalı ziyaretin ardından Çarşamba günü Tayvan’dan ayrıldı.

Çin, Tayvan’ı topraklarının parçası olarak görüyor.

Pelosi’nin adaya gelişinden kısa bir süre sonra Çin ordusu, Tayvan yakınlarında hava ve deniz tatbikatları ve füze denemeleri yapacağını açıkladı.

Pekin, adanın çevresindeki 6 bölgede Perşembe ile Pazar günleri arasında dört gün sürecek askeri tatbikat yapacağını da ilan etti.

Tayvan şimdiye kadar Çin’e ait 27 savaş uçağının hava sahasına girdiğini açıkladı.

Tayvan savunma bakanlığı Çarşamba günü onları uyarmak için jetlerini kaldırdığını söyledi.

Reuters haber ajansı, insansız hava araçları olduğu düşünülen tanımlanamayan hava araçlarının Çin’e sadece birkaç kilometre mesafedeki Tayvan’a bağlı Kinmen adaları üzerinde uçtuğunu da ekledi. Ordunun hava aracını uzaklaştırmak için işaret fişeği attığını ve teyakkuzda kaldığını bildirdi.

Çin, tatbikatların dünyanın en işlek su yollarından bazılarında gerçekleştirileceğini ve “uzun menzilli atışları” içereceğini söyledi.

Tayvan, tatbikatlardan kaçınmaları için gemilerden alternatif rotalar bulmasını istedi ve komşu Japonya ve Filipinler ile alternatif uçuş rotaları bulmak için görüşüyor.

Cumhurbaşkanı Tsai Ing-wen, ülkenin “kasıtlı olarak artan askeri tehditlerle” karşı karşıya olduğunu söyledi.

G7 ülkelerinin (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD) dışişleri bakanları, Çin’in adımlarının bölgeyi istikrarsızlaştırma riski taşıdığını belirten ortak bir bildiri yayınladılar.

Bildiride, “Bir ziyareti Tayvan Boğazı’ndaki saldırgan askeri faaliyetler için bahane olarak kullanmanın gerekçesi yoktur. Ülkelerimizdeki parlamenterlerin uluslararası olarak seyahat etmesi normal ve rutindir” denildi.

Son 25 yılda Tayvan’ı ziyaret eden en kıdemli ABD’li politikacı olan Pelosi, geziyi daha geniş bir Asya turunun parçası olarak yaptı. Çin onu adaya gitmemesi konusunda uyarmıştı.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD’yi “demokrasi kisvesi altında Çin’in egemenliğini ihlâl etmekle” suçlayarak, “Ateşle oynayanların sonu iyi olmayacak ve Çin’i rencide edenler cezalandırılacak” dedi.

Pelosi ziyaretinden sonra yaptığı açıklamada, Çin’in “dünya liderlerinin veya herhangi birinin gelişen demokrasisine saygı göstermek, başarılarını vurgulamak ve devam eden işbirliğine olan bağlılığı teyit etmek için Tayvan’a seyahat etmesini engelleyemeyeceğini” söyledi.

Pelosi, Tayvan’dan ayrıldıktan sonra, Ulusal Meclis Başkanı Kim Jin-pyo ile görüşeceği Güney Kore’ye gitti.

Görüşmelerin bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği ile iklim değişikliği konularında olması bekleniyor.

Demokrat Partili üst düzey siyasetçinin ziyareti, ABD Başkanı Joe Biden tarafından onaylanmadı.

Biden, iki ülke arasındaki artan gerilimler nedeniyle ordunun Pelosi’nin ziyaretinin “şu anda iyi bir fikir olmadığını” söylediğini belirtmişti.

ABD, Tayvan politikasında hassas bir denge üzerinde yürüyor. Bir yandan, sadece Çin hükümetini tanıyan ve diplomatik ilişkilerini Taipei yerine Pekin ile kuran “Tek Çin” politikasına uyuyor.

Öte yandan ada ile Tayvan’ın kendini savunması için silah satmayı da içeren gayri resmi bir ilişki sürdürüyor.

PİYASALARDA SON DURUM

Sterlin Euro Dolar? (04.08.2022) Sterlin, EuroDolar kaç TL?

Döviz kurları güne nasıl başladı? Serbest piyasada döviz kurlarında son durum.

KUR       ALIŞ       SATIŞ

USD      17.9000                18.0200

EUR      18.2000                18.3300

GBP      21.7600                21.9200

“MAYMUN ÇİÇEĞİ KONUSUNDA ACİL ÖNLEM ALINMAZSA EKONOMİDEKİ YARA DERİNLEŞİR”

UBP Lefkoşa Milletvekili Dr. Ahmet Savaşan Dünya Sağlık Örgütü’nün, Maymun Çiçeği salgını nedeniyle “küresel acil durum” ilan ettiğine dikkat çekerek, Güney Kıbrıs’ta ilk vakanın görünmesinin ardından Kuzey’e de kısa sürede ulaşacağı ön görülen virüsle mücadele konusunda bir an önce etkin önlem alınması gerektiğini vurguladı. Dr. Savaşan, gereken önlemlerin zamanında alınmaması halinde turizm, yükseköğrenim ve inşaat sektörlerinin pandemi benzeri bir yara alabileceği uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Turizmi Konseyi Başkan Yardımcısı, Milletvekili Dr. Ahmet Savaşan katıldığı bir televizyon programında Dünya genelinde 70’den fazla ülkede, 14 binin üzerinde Maymun Çiçeği vakası görülmesiyle birlikte küresel acil durum ilan edildiğine dikkat çekerek, “uzmanlar, virüsün, enfeksiyonlu kişilerle yakın temasla, beden sıvıları yoluyla ve bu sıvıların bulaştığı kıyafet, yorgan ya da çarşaf gibi eşyalarla temasla yayılabildiğini açıklıyor. Ülkemizde en erken zamanda aşı tedariki, test kapasitesinin arttırılması ve halkın salgın sırasında nasıl güvende kalacağı konusunda eğitim verilmesinin koordine edilmelidir. Aksi halde KKTC ekonomisi çok ağır bir darbe daha alma tehdidiyle karşı karşıya kalabilir” ifadelerini kullandı.

Refah seviyesinin artırılması için yapılması gereken çok iş var…

UBP başkanlığındaki hükümetin Covid-19 pandemisinin yönetilmesi konusunda halkın sağlığını korumada dünyaya kıyasla elde ettiği başarıyı, ekonominin tekrardan ayağa kaldırılması noktasında da yaratabilmek için Ünal Üstel başkanlığında kurulan UBP-DP-YDP hükümetinin Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteği ile çalıştığını belirten Ahmet Savaşan, “salgının ortaya çıkardığı ağır ekonomik yaraların sarılması ve ülke insanının 2019 seviyelerine gelebilmesi için hükümetimiz var gücüyle çalışıyor. Henüz istenen sonuçları alamadığımız ortadadır. İnsanımızın refah seviyesinin artırılması için yapılması gereken daha çok iş var. Bunun için başta hükümetimize, biz iktidar milletvekillerine ve elbette muhalefete de çok önemli görev düşüyor” dedi.

ABD’de 3 eyalette olağanüstü hal ilan edildi…

California, New York ve Illinois’in Maymun Çiçeği salgını nedeniyle olağanüstü hal ilan ettiğini belirten Ahmet Savaşan, “bilimsel açıklamalar, Dünya Sağlık Örgütü ve birçok uzmanın, Maymun Çiçeği salgınının Corona gibi küresel bir pandemiye dönüşmesini beklemediğini gösteriyor. Buna karşın riskli gruplarının belirlenmesi, hızlı tanı olanaklarının yaygınlaştırılması ve halkın bu konuda aydınlatılması konularında geç kalınması halinde gerek halk sağlığı gerekse de ekonominin sağlığının büyük yaralar alabileceğini unutmamak gerekiyor. Sağlık Bakanlığımızın iki dilde hazırladığı Maymun Çiçeği Virüsü Rehberi, bu anlamda olumlu bir ilk adımdır. Ama gereken diğer adımlar da geç kalmadan atmalı ve bu salgının önemi göz ardı edilmemelidir” dedi.

 

“EV DÜNYA KUPASI OLACAK AMA 100. YIL BİR KERE OLUR”

Güney Amerika’nın komşu dört ülkesi Arjantin, Uruguay, Şili ve Paraguay 2030 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak için ortak başvuru yaptı.

Güney Amerika Futbol Konfederasyonu (Conmebol) Başkanı Alejandro Dominguez ortak basın toplantısında “Bu bir kıtanın rüyası” dedi.

Dominguez “Daha nice Dünya Kupası olacak ama 100. yıl bir kere olur. Onun için turnuvanın buraya gelmesi lazım” dedi.

Uruguay, 1930 yılında ilk Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmış ve finalde Arjantin’i yenerek şampiyon olmuştu.

1930 Dünya Kupası ev sahipliği ortak başvurusunun duyurulduğu basın toplantısı da, 92 önce final maçının yapıldığı Montevideo’daki Centenario Stadyumu’nda yapıldı.

Ortak başvurularını açıklayan Güney Amerika ülkelerinden Şili 1962’de, Arjantin de 1978’de Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmıştı.

Uruguay Futbol Federasyonu Başkanı Ignacio Alonso “Dünya Kupası’nın 100 yıl sonra, bütün bu hikayenin başladığı yere dönmesi en doğrusu” diye konuştu.

İspanya ve Portekiz de birlikte 2030 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak istiyor.

2022 Dünya Kupası Katar’da yapılacak.

2026’daki turnuvanın ev sahipleri ise ABD, Kanada ve Meksika.

FIFA’nın 2030 Dünya Kupası’nın ev sahibini ya da sahiplerini 2024’de belirlemesi bekleniyor.

İngiltere ve İrlanda Futbol Federasyonları Şubat ayında 2030 Dünya Kupası için ortak adaylık başvurusu yapmaktan vazgeçmiş, onun yerine 2028 Avrupa Kupası’na ev sahipliği yapma yarışına odaklanmaya karar vermişlerdi.

ALMANYA İŞÇİ EKSİKLİĞİNDEN ŞİKAYETÇİ

Almanya’da havalimanlarındaki personel açığı nedeniyle yaz sezonunda yaşanan sorunlara çözüm olarak Türkiye’den getirilmesi hedeflenen elemanlarla ilgili planda pürüzler çıktığının ve çoğu havalimanının işçi alımından vazgeçtiğinin anlaşılmasından sonra, kalifiye işgücü açığıyla ilgili tartışmalar sürüyor.

Almanya Sanayi ve Ticaret Odası tarafından yapılan bir ankete göre, sadece havaalanı elemanı değil, sağlık, bakım, inşaat, imalat, bilişim, gastronomi ve konaklama sektörleri başta olmak üzere hemen tüm alanlarda büyük bir eleman eksikliği söz konusu.

Uzmanlar istihdam açığına karşı acilen bürokratik engellerin kaldırılarak, esnek bir göç politikası uygulanması gerektiğini, aksi halde Almanya’nın refah düzeyini kaybedeceğini savunuyor.

Havalimanlarında çalışmak üzere Türkiye’den geçici olarak 2 bin kalifiye eleman getirilmesi planının, bürokratik ve lojistik sorunlar nedeniyle geciktiği, ayrıca gelmek isteyenlerin başvuru sürecinde de engeller oluştuğu, bu nedenlerle planın gerçekleşmesinin zorlaştığı ortaya çıkmıştı.

Almanya’nın yurtdışından eleman ihtiyacı yılda 500 bin

Yapılan ankete göre, Almanya’da işverenlerin yüzde 56’sı eleman eksikliğinden şikayet ediyor ve bunu en büyük ticari risklerden biri olarak tanımlıyor.

Federal İş Dairesi listesinde şu anda eleman sıkıntı olan 148 meslek grubu bulunuyor. Daire, yaşlı bakımı başta olmak üzere çeşitli alanlarda eksiği kapatabilmek için yurtdışından yılda en az 500 bin yeni kalifiye işçinin gelmesi gerektiğini ifade ediyor. Toplumun yaşlanması, emekli olanların sayısının artması ve sosyal-ekolojik değişimin yol açtığı nitelikli eleman açığı sorunu Almanya’nın yıllardır gündeminde.

Çeşitli uzmanlar kalifiye iş gücü açığının 1 milyon 200 binle 2 milyon arasında olduğundan yola çıkıyor. Hatta Esnaf ve Zanaatkar Odaları Birliği, bundan kısa bir süre önce Almanya’nın en az 2,5 milyon kalifiye işçi açığı bulunduğunu belirterek, “gençlerin meslek eğitimi almamasından” şikayet etmişti. Eleman eksikliği, özellikle hasta ve yaşlı bakımı ile genel olarak sağlık sektörünü hissedilir oranda olumsuz yönde etkiliyor. Ancak kamyon şoförü, çocuk yuvası bakıcısı, duvar ustası, elektrik mühendisi ile bilişim teknolojisi çalışanı gibi birbirinden değişik alanlarda aranan uzman eleman sayısı iş arayanların sayısının çok üstünde.

Kalifiye eleman ihtiyacı nedeniyle Almanya ekonomisi yılda yaklaşık 30 milyar Euro kayba uğruyor.

Demografik hesaplamalar, 2030 yılına kadar Almanya’daki 20 ila 65 yaş istihdamının 3,9 milyon azalarak 45,9 milyona düşeceğini gösteriyor. 2050’li yıllara gelindiğinde her üç kişiden birinin 67 yaş üzerinde, yani emeklilik yaşında olacağı, önlem alınmazsa nüfustaki dengesizliğin bakım giderlerinin finansmanını çökerteceği ve toplumun refahının tehlikeye gireceği belirtiliyor.

ABD-ÇİN DONANMALARI HAREKETE GEÇTİ

Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Hint-Pasifik temasları çerçevesinde Tayvan’ı da ziyareti bölgedeki gerilimi artırdı. Ziyaret, Çin ve Amerikan donanmalarını da hareketlendirdi.

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin, Pasifik turu kapsamında yaptığı sürpriz Tayvan ziyareti sona erdi.

Pelosi ve beraberindeki 5 kişilik kongre heyetini taşıyan uçak, Taipei’deki Songşan Havaalanı’ndan ayrılarak Güney Kore’ye hareket etti.

Temsilciler Meclisi Başkanı, Ada’dan ayrılırken Twitter’da paylaştığı mesajında, “Kimsenin kuşkusu olmasın: ABD’nin Tayvan halkına bağlılığı sarsılmaz şekilde sürüyor ve gelecek on yıllarda da sürecek.” ifadelerini kullandı.

Pelosi, iki haftadır hakkında spekülasyon yapılan, ABD ile Çin arasında gerilime sebep olan ziyaretinde Tayvan lideri Tsai Ing-wen, Meclis Başkan Yardımcısı Tsai Chi-chang ve diğer üst düzey yetkililerle, iş dünyası temsilcileri ve insan hakları aktivistleri ile görüşmeler yaptı.

“Çin, Tayvan’a ziyareti engelleyemez”

Görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenleyen Pelosi, Pekin yönetiminin ziyaretine verdiği sert tepkilere ilişkin soruya, “Umarım şu açıkça anlaşılmıştır ki Çin Tayvan’ın bazı toplantılara gitmesini, katılmasını önlemeye çalışıyorsa da insanların Tayvan’a gelmesini engelleyemeyeceğini anladı.” sözleriyle yanıt verdi.

Tayvan’ın demokrasiyi ve insana saygıyı geliştirmeye yönelik çabalarının bölge için örnek teşkil ettiğini vurgulayan Pelosi, “Çin ana karasındakinin aksine burada demokrasi, irade ve iyi niyet sayesinde, bir kez daha rüştünü ispat ediyor. Tek ülke, iki sistem anlayışı içinde Hong Kong’da yaşananlar daha fazla kanıta ihtiyaç bırakmıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Mikroçip üreticileriyle öğle yemeğinde bir araya geldi

Pelosi’nin Tsai’nin onuruna verdiği öğle yemeğinde, dünyanın en büyük mikroçip üreticisi olan, Tayvan şirketi TSMC’nin (Tayvan Yarı İletken İmalat Şirketi) kurucusu Morris Chang ve Yönetim Kurulu Başkanı Mark Liu da davetliler arasında yer aldı.

Sektör temsilcilerine, ABD Temsilciler Meclisi’nin 28 Temmuz’da onayladığı, mikroçip sektörüne 280 milyar dolarlık teşvik verilmesini öngören yasa tasarısı hakkında bilgi veren Pelosi, Tayvan şirketlerine ABD’de yatırım yapma çağrısında bulundu.

Bilgisayarlardan akıllı telefonlara, uçaklardan elektrikli araçlara kadar birçok aygıt ve teknoloji temelini oluşturan mikroçiplerin 3’te 2’sinden fazlasını üreten Tayvan, sektörün lokomotifi konumunda bulunuyor.

İnsan hakları aktivistleriyle buluştu

Pelosi, öğleden sonraki programında ise Taipei’deki Jing-Mei İnsan Hakları Anıtı ve Kültür Parkı’nda Çin ve Hong Kong’dan insan hakları aktivistleri ile bir araya geldi.

ABD’nin adadaki gayrıresmi diplomatik misyonu niteliğinde Tayvan Amerikan Enstitüsü’nün düzenlediği etkinlikte Pelosi, 2019’da Tayvan’a iltica eden Hong Konglu kitabevi sahibi Lam Wing-kee ve Pekin’de 1989’da Tiananmın Meydanı’ndaki protestolardaki öğrenci liderlerinden Wuer Kaixi ile konuştu. Ayrıca 2017’de Çin’de tutuklanan Tayvanlı sivil toplum örgütü çalışanı Lee Ming-che ile baş başa görüştü.

Pelosi ve heyetini taşıyan uçak dün gece Tayvan’a ulaşmıştı. İki haftadır hakkında spekülasyon yapılan, ABD ile Çin arasında gerilime sebep olan ziyaret, Pekin’in tepkisini çekmişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Pelosi’nin uçağının Tayvan’a inmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, ziyareti kınadığını bildirmiş, Savunma Bakanlığı da ada çevresinde “bir dizi askeri tatbikat” düzenleyeceğini duyurmuştu.

Pelosi, 25 yıl aradan sonra Ada’yı ziyaret eden ilk ABD Temsilciler Meclisi Başkanı oldu. Daha önce 1997’de Newt Gingrich, bu görevi yürütürken Tayvan’ı ziyaret etmişti.

Ziyarette Pelosi’ye, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Gregory Meeks, Gazi İşleri Komitesi Başkanı Mark Takano, Yollar ve Araçlar Komitesi Başkan Yardımcısı Suzan DelBene, İstihbarat Daimi Özel Komitesi üyesi Raja Krishnamoorthi ve Silahlı Kuvvetler Komitesi ile Dış İlişkiler Komitesi üyesi Andy Kim eşlik ediyor.

Pelosi ve beraberindeki Pasifik turunun sonraki duraklarında Güney Kore ve Japonya’yı ziyaret edecek.

ÇAVUŞOĞLU, KTÖS VE KTOEÖS İLE BİR ARAYA GELDİ

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu KTÖS ve KTOEÖS ile bir araya geldi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve daire müdürleri ile yaklaşık iki saat toplantı yapan sendika temsilcileri çıkışta açıklama yaptı.

KTÖS Başkanı Mustafa Baybora yaptığı açıklamada, eğitimde yapılması gereken değişikliklerle ilgili komite kurulmasını önerdiklerini belirtti.

Baybora, iki öğretmen sendikasının Eğitim Bakanı Çavuşoğlu ile yaptığı toplantıda eğitimde yapılması gereken değişikliklerle ilgili komite kurulmasını önerdiklerini belirtti.

Baybora, toplantıda kamusal nitelikli eğitimin ilerlemesi adına birlikte çalışma yapılması için prensip kararı aldıklarını kaydetti.

ALZHEİMER DERNEĞİ SAĞLIK BAKANLIĞINA TALEPLERİNİ İLETTİ

Alzheimer Derneği, Sağlık Bakanından alzheimer/demans hastalarının insan onuruna yaraşır bakım ve destek görmeleri yönünde adım atılması talebinde bulunuldu.

Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu üyeleri, geçtiğimiz gün yaptıkları ziyarette Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra’ya alzheimer hastalarının yaşadığı sıkıntıları aktardı. Alzheimer Derneği Başkanı İzlem Sönmez’e, Yönetim Kurulu üyeleri; İrşen Ann Tuncerler, Sevgi Naci Erdem ve Doç. Dr. Bahar Kaymakamzade eşlik etti. Alzheimer Derneği, kuruluşu ve çalışmaları hakkında Bakan Altuğra’yı bilgilendirdi ve aşağıda belirtilen konularla ilgili olarak taleplerini iletti.

Alzheimer Derneği tarafından Sağlık Bakanlığı’na iletilen talepler şöyle:

“ULUSAL BİR DEMANS / ALZHEİMER PLANI HAZIRLANMASI ELZEMDİR
2050 yılında dünyada 115 milyona yakın alzheimer hastası olması öngörülmektedir. Ülkemizde de Alzheimer tanısı alan kişilerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Birçok konuda olduğu gibi alzheimer ve demans hastalığına ilişkin elimizde net bir veri bulunmamaktadır. Bakanla yapılan gorüşmede, Alzheimer ve demans hastalarının sayısı, bölge ve cinsiyet dağılımı gibi konularda veri sağlanması için bir komite oluşturulması ve bu hastalara özgü bütünlüklü ve kapsayıcı bir ulusal sağlık planı hazırlanıp yaşanan mağduriyetlerin azaltılması ile alzheimer/demans hastalarının da toplum içerisinde insan onuruna yaraşır bakım ve destek görmeleri yönünde adım atılması talebinde bulunuldu.

SON EVREDEKİ YATAĞA BAĞIMLI OLAN HASTALAR İÇİN “ÜCRETSİZ EVDE BAKIM HİZMETİ İSTİYORUZ”
Ziyarette ayrıca, 2019 yılında yapılan araştırmadan çıkan sonuçlar Bakan’ın bilgisine getirildi. Alzheimer Derneği tarafından yapılan bu araştırmada katılımcıların, %55.4’ü Alzheimer hastalarına sağlanan hizmetlerin yetersiz olduğunu, ‘Alzheimer hastalığı ile ilgili devlet tarafından sağlanmasını istediğiniz hizmetler nelerdir’ sorusuna ise katılımcıların %41.6’sı ücretsiz evde bakım hizmeti istediğini, katılımcıların %29.7’si de ‘Alzheimer ve demans hastalarına özel bakım evleri ve tesislerin kurulması gerektiğini’ belirtmişlerdi.

Dernek Başkanı Sönmez: “Alzheimer hastalığı uzun yıllar sürebilen ve iyileşme göstermeyen hatta hastaları yatağa bağımlı hale getiren bir rahatsızlıktır. Özellikle ileri evredeki hastalar için evde bakım hizmeti sunulması elzemdir. Üyelerimiz, hastalarına bakım verecek olan kişilerin bu konuda eğitimlerinin olmayışı ve bakım fiyatlarının fahiş olmasından ötürü sıkıntı yaşamaktadır” dedi ve ücretsiz evde bakım hizmeti talebini yineledi.

Bakan Altuğra ise evde bakım hizmetlerinin geliştirilmesi için çalışma başlattığını , pilot bölge olarak Alsancak bölgesini seçtiğini ve Alzheimer Derneği ile de işbirliği yaparak evde bakıma ihtiyaç duyan Alzheimer hastalarını tespit etmek ve gereken bakımı sağlayabilmek için girişim başlatacağını belirtti.

Dernek Başkanı Sönmez: ‘Özellikle ilk ve orta evredeki, hastaların sosyalleşebileceği tesislerin açılması gerekir’.

İlk ve orta evredeki alzheimer ve demans hastalarının sosyalleşebileceği, toplumdan soyutlanmayacağı “Gündüz Yaşam Evleri”ne ihtiyaç vardır. Gündüz Bakım evleri, Alzheimer ve demans hastalarının bir araya geldiği, keyifli ve kaliteli zaman geçirdigi, zihinsel rehabilitasyon çalışmaları ile yaşam kalitelerinin artırılarak hastalığın bir sonraki evreye geçmesini geciktirmektedir. Böylesi tesisler sayesinde, hastalara bakım veren kişiler de kendilerine zaman ayırabilecek ve toplumdan soyutlanmayacaktır. Ülkemizdeki tek yaşam evi Değirmenlik Belediyesi’ne bağlı olarak kurulan Değirmenlik Belediyesi Gündüz Bakım Merkezi’dir.

Talebimiz bu tür tesislerin Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yaygınlaşması, belediyelerin bu tür tesisler açması için teşvik edilmesidir.
Demans ve Alzheimer hastalarını kapsayıcı ve bütünlüklü bir ulusal demans planı çıkarılması hastalar ve hastalara bakım verenler için elzemdir. Alzheimer Derneği olarak hasta ve hasta yakınlarının menfaatleri doğrultusunda her türlü katkıyı koymaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurgularız.”

BEKLENEN PROJENİN ÖNÜMÜZDEKİ AY TAMAMLANMASI HEDEFLENİYOR…

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz, Boğaziçi köyü organize hayvancılık bölgesinde yapılan çalışmaları yerinde inceledi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz, Boğaziçi köyü organize hayvancılık bölgesi su deposu, şebeke ve isale işleri projesi ile ilgili yapılan iş sözleşmesi kapsamında yürütülmekte olan çalışmaları yerinde inceledi. Bakan Oğuz’a Hayvancılık Dairesi ve Su İşleri Dairesi  personeli eşlik ederek, projenin son durumu ile ilgili bilgilendirmede bulundu.

Proje için belirlenen KDV dahil toplam 969.988,37 TL maliyetin, Hayvancılık Dairesi’nin yürüttüğü ‘Hayvancılığın ve Organize Hayvan Barınaklarının Geliştirilmesi Projesi’ ödeneğinden karşılanması ve geri kalan kazı, kumlama ve döşeme işçiliğinin ise İskele Belediyesi  tarafından tamamlanması öngörülüyor.

Proje çerçevesinde 500 tonluk betonarme su deposu tamamlanırken, geriye kalan 3 bin 155 metre kazı işi, 4 bin 619 metre boru döşeme işi ve 52 adet ağıla su bağlantısı çalışmaları devam ediyor. Proje, Su İşleri Dairesi’nin kontrolörlüğünde  devam etmekte olup İskele Belediyesi tarafından önümüzdeki ayda tamamlanması hedefleniyor.

Projenin tamamlanmasıyla birlikte, uzun yıllardır su sıkıntısı yaşayan Boğaziçi köyü organize hayvancılık bölgesine kullanma ve içme suyu sağlanmış olacak.

AVUKAT VE POLİS ÇAVUŞU TUTUKLANDI

Avukat B.C., Polis S.S ve olayla ilgili zanlı M.S. görevi kötüye kullanma, Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçlarından tutuklandı.

Polis, mahkemede Enver Bahçeciler’in davasına etki edebilecek belgeleri Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı programdan alarak avukat B.C’ye verdiği gerekçesiyle polis çavuşu S.S, avukat ve olayla ilgili olan zanlı M.S’nin tutuklandığını anlattı.

Görevi Kötüye Kullanma, Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket, Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçundan tutuklanan zanlılar S.S., B.C. ve M. S. mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede bilgi veren polis çavuşu Salih Keskinel, yaşananları aktardı. Polis, polis çavuşu S.S.’nin Görevi Kötüye Kullanma, Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçuna, avukat B. C. ve zanlı M. S.’nin ise Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçuyla yargılandığını belirtti.

Polis, 3 Şubat 2022 tarihinde Lefke Polis Karakolu’nda görevli polis çavuşu S.S.’nin Görevini Kötüye Kullanarak, Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı SAID isimli programdan, H. K., Ç.M. ve M. Ş.’nin hakkında geçmişte düşülen kayıtların neler olduğunu tespit ederken, Merkezi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Enver Bahçeciler’in davasında kullanmak amacıyla Güzelyurt’ta sakin M. S.’ın avukatı B.C.’na verdiğini anlattı.

Polis, 2 Ağustos 2022 tarihinde zanlı B. C.’nin ofisinde yapılan aramada, H. K., Ç. M. ve M.Ş.’nin Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı SAID isimli programdan alındığına inanılan ve programdaki sırasıyla birebir örtüşen kayıtların başlıklarının, el yazısıyla yazıldığı kâğıdın emare alındığını belirtti.

Aynı gün tüm zanlıların tutuklandığını ve B.C’nin bilgileri nereden aldığını hatırlamadığını söylediğini anlatan Polis, zanlı M.S.’nin konu bilgileri yeğeni olan S. S.’den aldığını söylediğini belirtti.

Polis, aranan bir şahıs olduğunu ve aranan emarelere müdahale edebileceklerini söyleyerek, aleyhlerinde 2 gün tutukluluk talep etti. Zanlıların avukatları bu duruma itiraz etmedi.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Kıdemli Yargıç Mine Ozankaya, zanlıların 2 gün tutuklu kalmasına emir verdi.

 

PASAPORT SIKINTISI EYLÜL AYINDA ÇÖZÜLÜYOR

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, küresel çip krizi ile başlayan pasaport sıkıntısının aşılması için hem Türkiye Cumhuriyeti hem de yabancı firmalar üzerinden çok yönlü bir hareket alanı ile sorunun çözümü için gerekli tüm adımların atıldığını belirtti.

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, küresel çip krizi ile başlayan pasaport sıkıntısının aşılması için hem Türkiye Cumhuriyeti hem de yabancı firmalar üzerinden çok yönlü bir hareket alanı ile sorunun çözümü için gerekli tüm adımların atıldığını belirterek, “Pasaport sıkıntımız Eylül’ün 1-2 haftasından sonra tamamen çözülmüş olacaktır” dedi.

Öztürkler, Bakanlık projeleri hakkında bilgi vermek üzere katıldığı programda, elde sınırlı pasaport olduğundan acil ve elzem durumlardaki insanlara pasaport vermede öncelik tanındığını belirtti ve bu geçici dönem için halktan özür diledi.

Bu süreçte vatandaşların mağdur olmamaları adına iki önemli adım attıklarını da açıklayan Bakan Öztürkler, Sakinlerin Kaydı Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle, resimli çipli kimlik kartına sahip olan tüm çocukların, Türkiye Cumhuriyeti’ne gidişlerde pasaporta ihtiyaç duymadan KKTC kimlikleri ile seyahat edebileceklerini ve 12 yaş altındaki çocukların da doğum anından itibaren, sadece 12 TL gibi bir ücretle kimlik alabileceklerini ifade etti.

Öztürkler, yapılan çalışmalar sonucunda bir diğer önemli adımın ise KKTC vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti’ne araçları ile yapacakları seyahatlerde pasaport yerine, çipli kimlik kartlarını kullanılabilmelerin önünün açıldığını ve bu konunun da çözüme kavuştuğunu belirtti.

Öztürkler: “Verimliliği artırmak ve önemli projeleri hayata geçirmek için çalışıyoruz” 

Öztürkler, Covid-19, ekonomik krizler, Rusya-Ukrayna Savaşı ve son olarak da Tayvan gerginliği gibi çok yönlü sorunlardan dünya gibi ülkenin de etkilendiğini kaydederek, bu zor günleri en az zararla atlatmak, devletin hizmet ağından vatandaşların hak ettiği şekilde yararlanmasını sağlamak, verimliliği artırmak ve önemli projeleri hayata geçirmek hedefiyle hareket ettiklerini söyledi

“İskele atık su arıtma ve kanalizasyon projesi kısa sürede hazırlandı”

Öztürkler, yakın tarihte ülke gündeminde de çevre felaketi olarak yer alan İskele Long Beach Sahili’nden denize akan lağım suları konusunda yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

İskele Long Beach Sahili’ne atık suların akmasını önlemek üzere başlattıkları çalışmalar sonucunda bölgesel bir komite kurulduğunu ifade eden Öztürkler, komitenin çalışmalarını kısa sürede tamamlayarak, tüm paydaşların katkısıyla “İskele Atık Su Arıtma ve Kanalizasyon Projesi”nin hazır hale getirildiğini açıkladı.

İskele Long Beach Sahili kanalizasyon ve atık su arıtma tesisi projesinin bugün gerçekleştirilecek olan Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme olacağını belirten Öztürkler, “bu önemli projenin oluşmasına, teknik detaylarıyla tamamlanmasına katkı koyan; İskele Belediyesi, İskele Kaymakamlığı, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, Çevre Dairesi, bölge iş insanlarımıza, bölge müteahhitlerimize ve tüm emek veren personele bir kez daha teşekkür etmek istiyorum” dedi.

“Deport edilen Mark Douglas ülkesine iade edildi”

Ülke huzuru ve güvenliği açısından Polis Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı’nın işbirliği ile yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren bakan Ziya Öztürkler, ülke güvenliği ve huzuru konusunda hassas oluğunu göreve geldiği ilk günden itibaren defaatle ifade ettiğini belirtti.

Polis Genel Müdürlüğü ve Güvenlik Kuvvetleri raporları doğrultusunda adımlar attıklarını kaydeden Öztürkler, “Ülke içerisinde suça karışmış, kaçak olarak yaşamakta olan yabancıların tespit edilerek deport edilmesi konusunda geride kalan 4 ayda 600’den fazla kişinin deport edildiğine dikkat çeken Öztürkler, esas olanın kendi ülkelerinde suça karışmış, mafyalaşmış, çeteleşmiş sakıncalı kişilerin adaya girişlerinin engellenmesi olduğunu, bu aşamada da konu üzerinde Polis Genel Müdürlüğü ile istişare içerisinde çalıştıklarını ifade etti.

Ülke gündemini bir müddet meşgul eden Avusturalya asıllı Mark Douglas Buddle’nin deport edilmesi hakkında çok konuşmadığını, konunun çok yönlü takipçisi olduklarını ifade eden Öztürkler, “Avusturalya asıllı adı geçen şahısla ilgili Polis Genel Müdürlüğü ve Güvenlik Kuvvetlerimizin raporları çerçevesinde deport edilen bu kişi, önce mavi bültenle aranmaktaydı. Daha sonra bu durum kırmızı bültene dönmüştür. Dün akşam 23.00 sularında da bu şahıs ülkesine resmen iade edilmiştir” dedi.

Bu konuda Polis Genel Müdürlüğümüze düşen görevler de vardır diyen Öztürkler, Douglas konusu ile ilgili ülkede kökü kokularında geldiğini ifade ederek, “Polisimizin bu hususta gerekli soruşturmaları da yaparak süreci devam ettireceğine inancım tamdır” şeklinde konuştu.

“Mahkumların topluma kazandırılması çalışmalarında yeni cezaevinin imkan ve olanakları çok önemli katkılar sağlayacaktır”

Yeni cezaevi konusunda da bilgi veren Öztürkler, temmuz ayı içerisinde kademeli şekilde taşınma işlemlerinin başladığını, yeni gardiyan alımları ile de sürecin eş güdümlü devam ettirileceğini ifade etti.

Mahkumların topluma kazandırılması konusunda yeni cezaevinin imkan ve olanaklarının çok önemli katkılar sağlayacağının altını çizen Öztürkler, mahkumların rehabilitesinde, çok kapsamlı iyileştirme programlarını hayata geçireceklerini, “Mesleğim Hazır, Aynı Dili Konuşuyoruz, Şiddetsiz İletişim Mümkün” ve buna benzer en az altı başlıkta programlar hazırlandığını açıkladı.

Öztürkler, mahkumların toplumla yeniden bütünleşmelerini sağlayacak koşulları sadece bina olarak değil, faaliyet, eğitim ve iyileştirme programlarıyla planladıklarını da ifade ederek, bu kapsamlı programı gelecek günlerde basın ile de paylaşacağını ifade etti.

 

İSTİNAFI REDDEDİLDİ

Alayköy’de, öz kızına 15 yaşından 17 yaşına kadar iki yıl boyunca tecavüz etmekten suçlu bulunan H.D’nin istinafı reddedildi, 30 yıl hapis cezası aldı.

Alayköy’de, öz kızına 15 yaşından 17 yaşına kadar iki yıl boyunca tecavüz etmekten suçlu bulunan H.D’nin istinafı reddedildi, 30 yıl hapis cezası aldı.

Şubat 2016 ile 6 Ekim 2018 tarihleri arasında H.D’nin özkızına, Alayköy’deki boş arazi ve ikametgahının yatak odasında birçok kez cinsel taciz ve cinsel tecavüzde bulunduğu ortaya çıkmıştı.

Mahkemede yer alan detaylarda, kız çocuğunun telefonuna taciz anlarında kaydettiği ses kayıtları da emare olarak alındığı belirtilmişti.

METEOROLOJİ DAİRESİ MÜDÜRÜ’NDEN AÇIKLAMA

Meteoroloji Dairesi Müdürü Raif İlker Buran, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, hava sıcaklığının 41 dereceyi geçmediğini ancak nemin hissedilen sıcaklığı 43-46 derece dolaylarına çıkardığını söyledi.

Meteoroloji Dairesi Müdürü Raif İlker Buran, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, hava sıcaklığının 41 dereceyi geçmediğini ancak nemin hissedilen sıcaklığı 43-46 derece dolaylarına çıkardığını söyledi.

Geçtiğimiz yıllarda Lefkoşa’da sıcaklığın 46,6 derece ölçüldüğünü, bugünse Lefkoşa’da ölçülen sıcaklığın 37,3 derece olduğunu kaydeden Buran, “Olağanüstü bir sıcaklık yok, bizi bunaltan nem…” dedi.  Buran, yüksek nem nedeniyle sıcakların bunaltmaya devam edeceğini söyledi.

Öte yandan Meteoroloji Dairesi’nin 4- 10 Ağustos tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre, hava genellikle açık ve az bulutlu, yarın, Cuma ve cumartesi sabah saatleri yer yer sisli olacak. En yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde 38-41, sahillerde 33-36 derece dolaylarında olacak.

Rüzgar genellikle güney ve batı yönlerden orta kuvvette esecek.

BAŞBAKAN AZERBAYCAN KADIN GİRİŞİMCİLERİ KABUL ETTİ

Başbakan Ünal Üstel, Sakina Babayeva başkanlığındaki Azerbaycan Kadın Girişimciler Birliği heyetini kabul ederek görüştü.

Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği (GİKAD) Başkanı İçim Çağıner Kavuklu ve GİKAD Yönetim Kurulu üyelerinin de yer aldığı kabulde, konuk kadın girişimciler ve GİKAD Başkanı Çağıner, Başbakan Üstel’e faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

RUMLAR BİZİ YOK SAYMAYA ÇALIŞIYOR

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Kamacıoğlu, hellimin konusu ile ilgili BRT’de Manşet + programında değerlendirmelerde bulundu.

Ali Kamacıoğlu, AB tarafından belirlenen kriterlerde Haziran 2024 yılına kadar hellimdeki keçi-koyun sütü oranının yüzde 50’lere çıkarılması gerektiğini anımsatarak, bu noktada hem KKTC’de hem de Güney Kıbrıs’ta küçükbaş hayvan sütü sıkıntısı bulunduğunu belirtti.

Kamacıoğlu, Rum tarafının kendilerini yok sayarak tek taraflı hareket etmeye çalıştığına da dikkati çekti.

Güney Kıbrıs’ta kendilerinden habersiz bir toplantı yapıldığını ve hellimin tescili konusunda yeni düzenlemeler yapılmak istendiğini aktaran Kamacığolu, 2024 yılına kadar belirlenen sürenin 2029 yılına kadar uzatılmasının amaçlandığını kaydetti.

Kamacıoğlu, bu konuyla ilgili olarak, Brüksel’de Hellim Koordinasyon Kurulu ile bağlantılı bir avukatları olduğunu ve bu avukat vasıtasıyla da bu konunun kendilerinden habersiz ilerlediğini ve böyle bir duruma karşı olduklarını bir yazı ile Brüksel’deki yetkililere iletmeyi planladıklarını söyledi.

Hellim için başka pazar arayışları içerisinde de olduklarına dikkati çeken Kamacıoğlu, Kasım ayı sonunda Türkiye İhracatçılar Meclisi ile birlikte Moskova’da ticari bir ziyaret düzenleyerek Rusya pazarına girmeye çalışacaklarını ifade etti.

Kamacıoğlu, “buradaki ana argümanımız, hellim üreticilerimizi Rusya’ya götürüp, Rusya pazarına girebilmektir. Bu savaşı avantaja çevirmek anlamında. Şu anda Rusya Avrupa’dan ürün almakta sıkıntı çekiyor. Onların dezavantajını biz avantaja çevirip buradaki hellimcilerimizinm birkaç Rus firmasıyla bağlantıya geçmesiyle Rus pazarına girebilirsek çok ilginç bir Pazar olabilir bizim için…” dedi.

TÖRE, AZERBAYCAN KADIN GİRİŞİMCİLER BİRLİĞİNİ KABUL ETTİ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde temaslar yapan Azerbaycan Kadın Girişimciler Birliği Yönetim Kurulu heyetini kabul etti.

Kabulde Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği Yönetim Kurulundan bazı üyeler de yer aldı.

Meclis Zalihe Çavuşoğlu Toplantı Salonunda yer alan kabulde konuşan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Azerbaycan, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarının sonsuza kadar gönderde dalgalanmasını istediklerini ifade ederek, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucularından Mehmet Emin Resulzade’nin “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözünü anımsattı.

Azerbaycan tarihini çok iyi bildiğini ifade eden Başkan Töre, Azerbaycan’ın Karabağ zaferini gönülden kutladığını dile getirdi.

Türk Devletleri Konseyi’nde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin asil üye olmasının en büyük beklentilerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Töre, Türk Devletlerinin birliğinin önemine değindi.
Heyetin ülkedeki kadın girişimci ve iş kadınları ile işbirliği olanaklarının geliştirilmesini dileyen Töre “Gönüllerimiz ve davamız bir “ dedi.

Azerbaycan Kadın Girişimciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sakine Babayeva da konuşmasında dayanışma ve birlikteliğin sadece bugün olmadığını geçmişe dayanan köklü bağlarla birliktelik olduğunu ifade etti.

Artık bir millet iki devlet değil, bir millet üç devlet olarak gördüklerini ifade eden Babayeva, Kıbrıslı Türk kadınlarla dayanışmalarının devam edeceğini söyledi.

Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı İçim Kavuklu da konuşmasında derneğin amaçları arasında bulunan dost ve kardeş ülkeler ile işbirliklerinin geliştirilmesi olduğuna değinerek, Azerbaycan’dan gelen heyet ile yapılacak ortak çalışmaların bu anlamda kendileri için büyük önem taşıdığını kaydetti.

UYUŞTURUCU BARONU ÜLKESİNDE GÖZALTINA ALINDI

Avustralya’nın en büyük çetelerinden birinin lideri olan ve uyuşturucu trafiği için çete oluşturduğu gerekçesiyle Interpol tarafından aranan Mark D. Buddle, ülkesinde yargılanmak üzere Türkiye tarafından  Avustralya’ya iade edildi.

“Comancheros” adlı çetenin lideri ve “Avustralya’nın en çok aranan adamı” olarak tanımlanan Mark Buddle, bugün Avustralya’da Darwin Havalimanı’nda gözaltına alındı.

-Uyuşturucu getirmekle suçlanacak… Cevaplamadığı iddialar var

Buddle, bir cinayet soruşturmasında adının geçmesinin ardından 2016 yılında Orta Doğu’ya kaçmıştı.

Avustralya yerel basınında çıkan haberlere göre, 37 yaşındaki Buddle, Avustralya ile iade anlaşması olmayan Kuzey Kıbrıs’a yerleşmeden önce bir süre Dubai’de yaşadı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Buddle’ın varlığının “kamu düzeni ve güvenliği açısından sakıncalı” olduğu için Temmuz ayı başlarında KKTC’den sınır dışı edildiği belirtildi. Buddle daha sonra iade anlaşması olan Türkiye’ye gitti.

Buddle, 2021’de Melbourne’e piyasa değeri 40 milyon Avustralya Doları (27 milyon ABD Doları, 22 milyon Sterlin) olan kokain ithal etmekle suçlanıyor.

Buddle, her biri ömür boyu hapis cezası gerektiren iki ayrı suçlamayla karşı karşıya.

Avustralya Federal Polisi, Buddle’ın sevkiyatını ABD’deki memurları ve FBI tarafından gizlice izlenen bir uygulama kullanarak düzenlediğini söyledi.

Polis, Buddle’ın 2010 yılında Sydney’de bir güvenlik görevlisinin vurularak öldürülmesiyle ilişkili olduğunu da belirtti.

MALİYE BAKANLIĞI’NDAN KTAMS’IN TALEBİNE OLUMLU CEVAP

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası,  Göç Yasası mağduriyetleriyle ilgili Maliye Bakanı’ndan takvimlendirme talebinde bulundu. Sendikadan yapılan açıklama şu şekilde;

Sendikalarımız bugün Maliye Bakanı Sn. Alişan Şan ve bürokratları ile görüşerek aşağıdaki talepleri kendisine iletti. Maliye Bakanı özellikle takvimlendirme konusunda bürokratları ile çalışma yaparak sendikalarımıza cevap vereceğini söyledi.

Sendikalarımızın konunun takipçisi olacağını ve sonuç alınıncaya kadar mücadele edeceğini vurgularız.

Maliye Bakanlığına İletilen Taleplerimiz

  1. Asgari Ücretin düzenlenmesi

Asgari ücret vergiden muaf olacak şekilde gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır. Asgari ücret belirleme kriterleri güncellenmeli ve Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısı değiştirilmelidir. Ayrıca, özel sektörde çalışanların, patronların insafına terk edilerek sömürülmesinin önüne geçilmesi için özel sektörde sendikalaşmayı sağlayacak yasal düzenleme bir an önce Meclise gönderilmelidir.

  1. 2011 Sonrası Kamuya Girenlerin Maaşlarına belirlenecek bir takvimlendirme çerçevesinde ek artış yapılarak maaşlarda eşitlik sağlanmalıdır.

47/2010 sayılı yasayı getirenler kamu çalışanlarını bir günde %35’e varan oranda fakirleştirerek tarihe geçtiler. “Göç Yasası” olarak bilinen “47/2010 Sayılı Kamu Çalışanlarının Aylık Maaş –Ücret ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası” altında çalışanların maaşlarla ilgili mağduriyetlerinin giderilmesi için belirlenecek takvimlendirme çerçevesinde yapılacak artışlarla süreç içerisinde   maaşlar eşitlenmelidir.

  1. Gelir vergisi dilimleri ve indirimleri

Her yılın Ocak ayında gelir vergisi vergi dilimleri ve indirimlerinin güncellenmesi gerekmektedir. Geçtiğimiz iki yılda Türk Lirası’nın değer kaybı ve enflasyon tavan yapmıştır. Gelir vergisi vergi dilimleri ve indirimlerini ekonomik akla ve ekonomik gerçeklere uygun olarak güncellemekte geç bile kalınmıştır.

2022 yılı Haziran ayı hayat pahalılığı oranı 56.76 olarak açıklanmıştır. Ekonomistler, 2022 yılı Aralık ayında bu oranın %110 civarı olacağını tahmin etmektedir. Tüm bu gerçekler ışığında 2023 yılına ait kişisel indirim miktarının en az 210,000 TL olması gerekmektedir. Yine aynı gerçekler ışığında, gelir vergisi dilimlerinin aşağıdaki gibi düzenlenmesi elzemdir.

2023 YILINA AİT YILLIK MATRAH VE VERGİ ORANLARI

BİRİM MATRAH KÜM. MATRAH ORAN BİRİM VERGİ KÜM.VERGİ
40.000,00 40.000,00 %10 4.000,00 4.000,00
40.000,00 80.000,00 %20 8.000,00 12.000,00
72.000,00 152.000,00 %25 12.500,00 24.500,00
88.000,00 240.000,00 %30 26.400,00 50.900,00
240.000,00 den sonrası için %37
Yıllık Kişisel İndirim : 210,000.00 TL

 

2023 YILINA AİT AYLIK MATRAH VE VERGİ ORANLARI

Yıllık Maaş Sayısı: 13

BİRİM MATRAH KÜM.MATRAH ORAN BİRİM VERGİ KÜM.VERGİ
3.076,9 3.076,9 %10 307,69 307,69
3.076,9 6.153,85 %20 615,38 923,07
5.538,5 11.692,3 %25 1.384,61 2.307,68
6.769,5 18.461,54 %30 2.030,85 4.338,53
18.461,54 den sonrası için %37
Aylık Kişisel İndirim: 16,153.85 TL

BİDEN, COVİD’İ ATLATAMADI

Geçen hafta Covid-19’u atlattığı açıklanan ABD Başkanı Joe Biden’ın belirtilerin yeniden nüksetmesiyle yeniden karantinaya girdiği bildirildi.

Geçen hafta Covid-19’u atlattığı açıklanan ABD Başkanı Joe Biden’ın belirtilerin yeniden nüksetmesiyle yeniden karantinaya girdiği bildirildi.

Doktoru Kevin OConnor, Biden’ın Covid-19 belirtilerinin yeniden görülmesiyle karantinaya döndüğünü ve sürekli kontrol altında tutulduğunu belirtti. Başkanın durumunun iyi olduğunu ancak öksürük şikayetinin devam ettiğini kaydeden doktor, Biden’ın ateşinin, solunumunun ve oksijen düzeyinin tamamen normal olduğunu aktardı.

Beyaz Saray kurallarına göre ABD tarihinin en yaşlı başkanı olan 79 yaşındaki Biden, yarına kadar karantinada kalmaya devam edecek.

ABD Başkanı’nın 21 Temmuz’da Covid’e yakalandığı açıklanmıştı. Geçen hafta başkanın Covid testinin negatif çıktığı bildirilmişti.

TÜK’LE İLGİLİ KARARNAME YARINDAN İTİBAREN YÜRÜRLÜKTE

Yasa gücündeki kararnameyle  5 aylık süre için arpa, buğday, mısır, hayvan yemi ve hammaddesiyle bunlara ilişkin deniz taşımacılığı Kamu İhale Yasası dışında tutulacak.

Toprak Ürünleri Kurumu’na  (TÜK) Bakanlar Kurulu kararıyla arpa, buğday, mısır, hayvan yemi ve hammaddesi alımı konusunda yetki veriliyor. Bu ürünlerin alımı  gibi deniz yoluyla taşınması da 2023 yılının ocak ayına kadar Kamu İhale Yasası dışında tutulacak.

Kuraklık, TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle 5 aylık süre için acil ve özel durumlarda Bakanlar Kurulu onayıyla TÜK’e doğrudan alım yetkisi verilecek. TÜK’ün yapacağı spot alımlarında beş aylık süre için Kamu İhale Yasası kurallarının uygulanmamasına ilişkin yasa gücünde kararname Resmi Gazetede yayımlandı

Kararnamenin açıklanan amacında, TÜK’ün spot alımları hızlı şeklide gerçekleştirebilmesi, hizmet sunumunu aksatmaması ve halkı mağdur etmemesi var.

Yarın yürürlüğe girecek kararname 3 Ocak 2023’e kadar uygulanacak.

17 BUÇUK KİLO KOKAİN ELE GEÇİRİLDİ

Güney Kıbrıs’ta, İngiliz Üsleri kontrolünde bulunan topraklar içinde yer alan “Asomatos” bölgesinde, dün 17 buçuk kilo kokain ele geçirildiği haber verildi.

Fileleftheros gazetesi, “Muzlarla Birlikte 17 Buçuk Kilo Kokain” başlıklı haberinde, olayla ilgili olarak 40 ve 46 yaşlarında iki kişinin tutuklanarak gözaltına alındığını yazdı.

Uyuşturucu maddenin, muzlarla dolu konteynerler içinde Ekvador’dan yola çıktığını ve Limasol Limanı’na vardıktan sonra bir meyve ithalat deposuna nakledildiğini kaydeden gazete, Yunanistan polisinin Rum polisine bilgi vermesi üzerine konteynerin takibe alındığını ve dün sabaha karşı tutuklamaların gerçekleştiğini belirtti.

Gazete, Ekvador’dan yola çıkan uyuşturucunun ilk önce bir başka ülkeye ve ardından Pire Limanı’na nakledildiğini, son varış noktasının ise Limasol Limanı olduğunu belirtti.

Büyük miktarda uyuşturucu maddeyle ilgili olarak 19 Temmuz’da Yunanistan polisi tarafından Rum polisine bilgi verildiğini belirten gazete, son varış noktası Güney Kıbrıs olan uyuşturucunun, Yunanistan polisi tarafından konteynerde tespit edildiğini kaydetti.

Yunanistan polisiyle istişarede bulunulduktan sonra, uyuşturucunun Güney Kıbrıs’ta kontrollü bir şekilde teslim alınmasına karar verildiğini belirten gazete, uyuşturucunun bulunduğu konteynerin 26 Temmuz’da Limasol Limanı’na ulaştığını yazdı.

Habere göre, uyuşturucu madde burada gümrük makamlarının da yardımıyla kontrollü bir şekilde teslim alındığı ve uyuşturucular taklitleriyle değiştirildi; konteyner 27 Temmuz’da ise “Asomatos” bölgesinde bulunan meyde deposuna nakledildi.

Bölgenin sürekli kontrol altında tutulduğunu ve 2 Ağustos sabaha yakın 40 ve 46 yaşlarındaki kişilerin uyuşturucuyu almak için depoya geldiğini yazan gazete, Narkotikle Mücadele Birimi’nin önceden bildiği isimler olan şahısların dün İngiliz Üsleri Mahkemesi’nde yargıç karşısına çıkarıldığını ve iki gün gözaltında kalmalarına karar verildiğini ekledi.

ÇATALKÖY’DE ACI KAYIP!

Çatalköy’ün sevilen isimlerinden biri olan Abdullah Taşkın hayata gözlerini yumdu.

Taşkın’ın vefatı başta ailesi olmak üzere sevenlerini yasa boğdu.

Abdullah Taşkın’ın cenazesi bugün Çatalköy Cami’sinde kılınacak öğle namazından sonra Çatalköy Kabristanlığına defnedilecek.

Gündem Kıbrıs olarak Taşkın ailesine başsağlığı diliyoruz…

BAKANLAR KURULU’NDAN TÜK KARARI

Bakanlar Kurulu, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı 2022 Mali Yılı Bütçesi’nden 36 milyon TL’lik kaynağı Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) aktarılmasına karar verdi.

Bakanlar Kurulu, ayrıca TÜK’ün elindeki yerli arpayla ithal edeceği arpa fiyatları arasında oluşacak fiyattan kilogramda 1,5 TL sübvanseye düşüldükten sonra oluşacak fiyat üzerinden arpa satışı yapılmasını da kararlaştırdı. Söz konusu uygulama 2 iki ay süreyle veya 24 bin ton arpayla sınırlı olacak.

BAKAN ALTUĞRA: SAĞLIKTA DİJİTALLEŞME KAÇINILMAZ

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, TC Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci ile görüşerek sağlıkta dijitalleşme alanında yapılan çalışmalar ve uygulanan sistemle ilgili gelişmeler konusunda bilgiler aldı.

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Ankara’da temaslıları çerçevesinde TC Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci ile biraraya geldi.

TC Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleşen görüşmede, Dr. Şuayip Birinci Sağlık Sisteminde Dijitalleşme ve Bilgi İşlem konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Birinci, sağlıkta dijitalleşme alanında yapılan çalışmalar ve uygulanan sistemle ilgili gelişmeleri aktardı.

Altuğra, djitalleşmenin sağlık hizmetleri için artık kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. Bugün görmekteyiz ki TC Sağlık Bakanlığı’nın stratejik planlarında bu alanla ilgili politikalar geliştirmesi, yapılan çalışmaları hem ülke hem de sağlık hizmetleri alanına ciddi faydalar sağlamaktadır.

Bu uygulamaların KKTC’de de geliştirilmesi ve daha aktif kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla sayın bakan yardımcısının  sağlık sisteminde dijitalleşme ve bilgi işlem konulu bu değerli takdimi ilerleyen günlerde KKTC Sağlık politikaları arasında yer alabilecek ve kendilerinden destek alabileceğimiz önemli bir unsurdur açıklamasında bulundu.

Birinci ile görüşmesinin ardından Bakan Altuğra’ya , TC Sağlık Bakanlığı Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi ( SAKOM) da düzenlenen  toplantıda Acil Sağlık Hizmetleri iş akışı ile ilgili sunum gerçekleştirildi.

Sunumda hasta/ yaralıya ulaşım,  olay yerinde müdahale ve nakil, Acil Sağlık İstasyonları, özel donanımlı ambulanslar, 112 ortak çağrı merkezleri, USHAŞ ( Ushaş uluslararası Sağlık Hizmetleri ) sunumu gerçekleştirildi.

Bakan Altuğra, Türkiye Cumhuriyeti’nde güçlü bir sağlık sistemi olduğunu, bu konuda işbirliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

ÇAVUŞOĞLU: AZ ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİ ÇALIŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUM

Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, “Öğretmenlerin haklarına dokunmayacağım ancak istismarı önleme de benim vazifem” dedi, “Az çalışan öğretmenleri çalıştırmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

Dünkü eylemde bazı öğretmenlerin “haddini ve maksadını” aştığını savunan Çavuşoğlu,“Bazı öğretmenler ataç açıp, fişin içerisine sokup, bakanlığın otomatiğini attırdılar. Bu tip davrananlarla ilgili polisiye süreç de devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, “Öğretmenlerin haklarına dokunmayacağım ancak istismarı önleme de benim vazifem” dedi, “Az çalışan öğretmenleri çalıştırmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, Öğretmenler Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle ilgili sendikaların eylemini değerlendirdi, BRT’de konuştu.

“Ataç açıp, fişin içerisine sokup, bakanlığın otomatiğini attırdılar”

Çavuşoğlu’nun açıklamaları özetle şöyle: Dün yapılan eylemler maksadının dışında görüntülere neden oldu. Normal şartlarda eylem bir hak, ama eylemlerin kendi mesleklerine uygun yapmaları beklenir.

Aşağıya indiğimde, öğretmenler beni konuşturmama üzerine kurdukları düzenle, konuşmam duyulmasın diye gayret ettiler. Tebessüm ve hoşgörüyle karşıladım. Eylem şeklini benimsemesem bile, öğretmenlerin dışarıya çıkarılma şekli zorlamayla olacağı için bu şeklin daha kötü olacağını düşünerek, slogan atmalarına, düdük çalmalarına razı oldum. Ancak orada bazı öğretmen arkadaşlar orada haddini de aşarak, maksadını da aşarak, ataç açıp, fişin içerisine sokup, bakanlığın otomatiğini artırdılar. Bu tip davrananlarla ilgili polisiye süreç de devam edecek.

“Merkezi denetim yok, bireysel denetimin olmadığı bir ülkedeyiz”

“Öğretmenler, ‘yalan söylüyorsunuz’ gibi ifadeler kullandılar. 56 yaşındayım, bir şey söylersem yalan yoktur. İki sendikayı zora sokmak istemiyorum. Hepsiyle yaptığım görüşmelerde bu düzenin böyle devam edemeyeceğini izahat ettim. Tasarı oluştukça onlara verdim. Kendileriyle görüşmediğim ifadeleri doğru değil. Yasada yapmamız gereken 3-4 konu var. Dünyada öğretmenlerin çalışma saatleri belli. Hizmet içi kurslara katılımı zorunlu hale getirdik, şikayetlerden biri bu. Okullarda ciddi sıkıntı var. Aktarma konusunda sorunlar yaşanıyor. Müdür muavinlerine 4 saat derse girmesini istiyoruz. Atölye şefleri hiç derse girmezdi, zorunlu hale getirdik. Rehber öğretmenlerle ilgili 8 saat derse girme zorunluluğu getiriyoruz. Rehber öğretmen sınıflara kendi branşlarıyla ilgili derse girer. Bunun dışında yapılan bir şey yok. Matematik ya da İngilizce dersi verecek algısı var bu yanlış. Sendikalar bunları biliyor. Bilmezmiş gibi yapmasınlar. Bu memlekette eğitimin sorunları masaya yatacak. Saat 13.00’de okul bitiyor ama eğitim durmuyor. Merkezi denetim yok, bireysel denetimin olmadığı bir ülkedeyiz.”

“AÖA’yı kapatacağımız iddiaları doğru değil”

“AÖA’yı kapatacağımı iddia ediyorlar, bu doğru değil. Yasayı değiştiriyoruz, değiştirirken okul öncesini bölüm şekline çevireceğiz. Tadilat işlemesin diye şimdiden düzenleme yapıyoruz. Olumsuz bir bakış açısı edinmemiz toplumu yanıltma maksatlı. AÖA’da yasa düzenlenecek, güncellenecek, uluslararası yayın yapabilecek kapasiteye ulaştırılacak. Belki de hizmet içi merkez, araştırma merkezi olacak.”

“Sendikaların söylediği konular mesnetsiz”

“Öğretmen kadrolarının azaltıldığı söylemleri de doğru değil. Kadro artırımı bu yıl yaklaşık 600’dür. İhtiyaç olursa kadro artırımı kullanılır. Sendikaların söylediği konular mesnetsiz. Az çalışan öğretmenleri çalıştırmaya çalışıyorum.