ALTUĞRA: ” TADİLATLAR DEVAM EDECEK”

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Tadilat çalışmaları yarım kalan Kalp ve Damar Cerrahi Servisi’nin yangında zarar gören bölümünün tadilatına devam edileceğini açıklayan Altuğra, yanan anjiyo cihazından birinin ise tamir edildiğini ve hizmette olduğunu söyledi.

Acil Servis’in tadilatının çok kısa bir sürede tamamlanacağını da kaydeden Bakan Altuğra, ilerleyen süreçte yapılacak istihdamlarda eczacılara da yer verileceğini belirtti.

Başhekim Dr. Adil Özyılkan tarafından kapıda karşılanan Bakan Altuğra, Acil Servis, Tomografi Ünitesi, Laboratuvar ve Eczane bölümünde incelemelerde bulunarak, yetkililerden bilgi aldı.

Sağlık Bakanı Altuğra, Kalp ve Damar Cerrahi Servisi’nin yanan bölümünü de ziyaret ederek, tadilat çalışmalarının geldiği aşama hakkında bilgilendirildi.

Altuğra’ya incelemeleri sırasında, Başhekim Adil Özyılkan, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Deren Oygar, Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi Müdürü Cenk Soydan ve hastane yetkilileri eşlik etti.

ALTUĞRA: “LEFKOŞA DR. BURHAN NALBANTOĞLU DEVLET HASTANESİ AMİRAL KONUMUNDA”

Sağlık Bakanı Altuğra incelemelerinin ardından basına yaptığı açıklamada, hastanelerin, sağlık sisteminin altyapısını oluşturduğunu belirterek, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin de amiral hastanesi konumunda olduğunu vurguladı.

2020 yılında çıkan yangından dolayı hastanede ciddi mağduriyetler yaşandığını ifade eden Altuğra, Kalp ve Damar Cerrahi Servisi’nin yangında zarar görmesinin sağlık sistemine büyük bir mağduriyet getirdiğini kaydetti.

“YANAN ANJİYO CİHAZINDAN BİRİ TAMİR EDİLDİ”

Yanan bölümün ihalesi tamamlanıp, tadilatına başlanmasına rağmen döviz krizinden dolayı ihaleyi alan firmanın çekildiğini anlatan Altuğra, Planlama ve İnşaat Dairesi’nin belirleyeceği keşif bedeliyle tadilatın devam edeceği müjdesini verdi. Bakan Altuğra, yanan anjiyo cihazından birinin ise tamir edildiğini ve hizmetin devam ettiğini söyledi.

KKTC’nin hiçbir kurumunda aynı özelliklere sahip olmayan bir anjiyo cihazının da Acil Durum Hastanesi’nde halkın hizmetinde olduğunu belirten Altuğra, üstün özelliklere sahip bu anjiyo cihazının, anavatan Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC’ye hediye edildiğini vurguladı.

Tomografi cihazlarında da aynı bağışın söz konusu olduğunu ifade eden İzlem Gürçağ Altuğra, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde kasım ayında Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC’ye hediye edilen tomografi cihazının hizmette olduğunu kaydetti.

“10 GÜN İÇERİSİNDE TOMOGRAFİ RANDEVUSU VERİLEBİLİYOR”

Hastanede randevu talebinde bulunan kişilere 10 gün içerisinde tomografi randevusu verilebildiğine dikkat çeken Bakan Altuğra, üstün özelliklere sahip bir tomografi cihazının da Acil Durum Hastanesi’nde halkın hizmetinde olduğunu söyledi ve bu cihazın da Türkiye tarafından ülkeye hediye edildiğini belirtti.

“ACİL SERVİS’İN TADİLATI ÇOK KISA SÜREDE TAMAMLANACAK”

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki Acil Servis’in tadilatının devam ettiğini kaydeden Altuğra, günün koşullarına göre yapılanma ve tadilatın önemini vurguladı. Acil Servis’in tadilatının çok kısa bir sürede tamamlanacağını ifade eden Bakan Altuğra, servisin, yenilenmiş yüzüyle halka daha kaliteli sağlık hizmeti vereceği noktaya geleceğini kaydetti.

“İSTİHDAMLARDA ECZACILARA DA YER VERİLECEK”

Hastanedeki eczane bölümüne gerçekleştirdiği ziyarette eczacıların ihtiyaçlarını tespit ettiklerini dile getiren Altuğra, ilerleyen süreçte yapılacak istihdamlarda eczacılara da yer verileceğini açıkladı.

Sağlık Bakanı Altuğra, açıklamasını, “Halka yönelik hizmetlerimiz ardı ardına devam edecektir” sözleriyle tamamladı.

 

GİRNE BELEDİYESİ’NDEN KANSER TARAMA İNDİRİMİ

Girne Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, 40 yaş üzeri tüm erkeklerin faydalanabileceği indirimli taramadan yararlanmak için 21-30 Haziran tarihleri arasında Girne Belediyesi Sosyal İşler Şubesi’nde doldurulacak formun ardından, alınacak belge ile Kolan British Hospital’de özel fiyata checkup randevusu alınabilecek.

Bilgi ve iletişim için Girne Belediyesi Sosyal İşler Şubesi’ne 650 01 00 (dahili 1042) ve 0533 870 20 10 numaralı telefonlardan ulaşılabileceği bildirildi.

-Güngördü

Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü konuyla ilgili açıklamasında, bugünün en riskli iki hastalığı olan kalp krizi ve kanser hastalıklarının rutin kontrollerle kontrol altına alınarak, önlenebileceğini kaydetti.

İnsan sağlığının önemine işaret eden Güngördü, Kolan British Hospital yetkililerine, iş birlikleri için teşekkür ederek, tüm babaların babalar gününü kutladı ve herkese sağlıklı günler diledi.

ATUN: ”560 MİLYON TL NİN BÜTÇELENDİRİLMESİ YAPILACAK”

“KIB-TEK’in mali durumunu Kasım ayında Ekonomi Bakanlığı görevini aldığımızda kamuoyuyla paylaştık bunun sürdürülebilir olması için mali durumun sürdürülebilir olması şart, bunu da ortaya koyduk’ diyen Atun, “Ağır borçlu durumdan kurtulmak için yeniden yapılandırma şarttır’ ifadelerini kullandı.
“Borcun kamulaştırılmasında bir sorun yok”

“ Aksa’ya olan borcun kamulaştırılmasında bir sorun yoktur” diyen Atun, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu borcu elektrik kurumunun sırtından almak çok önemliydi. 560 milyon TL Türkiye’den geldi. Kaynağın geldiği tarihte daha TC kalemleri açılmamıştı. Bunun bütçesel işlemleri şu anda yapılıyor. Ödemenin yapıldığı dönemde aciliyetimiz vardı. Ticari bir şirketti muhatabımız. Bu aynı zamanda ulusal bir güvenlik meselesidir de. Aksa bize borcun ödenmemesi durumunda akaryakıt alamayacaklarını ve üretimi durduracaklarını bildirdi. Bu miktarı acilen ödememiz lazımdı. Bizim bu sorunu çözmemiz şarttı, bu yüzden bütçelendirmeyi beklemeden ödemeyi gerçekleştirdik.”
510 Milyon TL bütçelendirildi!

Aksa’ya 510 milyon TL borç kaldığını belirten Atun, bunun ek bütçede bütçelendirildiğini de kaydetti.

MECLİS GENEL KURULU İKİNCİ DENEMESİNDE TOPLANDI

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, saat 11.45 sıralarında ikinci denemesinde Meclis Başkanı Zorlu Töre başkanlığında toplandı.

Genel Kurul’da sunuşların ardından milletvekillerinin güncel konuşmalarına yer verilecek.

Genel Kurul’un dünkü toplantısı, stenografların ek mesaiye kalmama eylemi nedeniyle gündemindeki konular tamamlanmadan kapanmıştı.

GÜNEY KIBRIS ALTI SAVAŞ HELİKOPTERİ ALIYOR

Güney Kıbrıs’ta Meclis Savunma Komitesi, dünkü toplantısında Rum Milli Muhafız Ordusu’na (RMMO) Fransa’dan altı savaş helikopteri alınmasına imkan veren 53 milyon Euro’luk ek ödeneğe onay verdi.

Politis gazetesi, “Altı Fransız Savaş Helikopterinin Alınması Anlaşması Tamam” başlığı altında verdiği haberinde, Güney Kıbrıs’ın Fransa’dan altı savaş helikopteri alınması için gerekli olan ilk ödeneği dün onayladığı, Fransa’yla ilgili anlaşmanın ise önümüzdeki günlerde imzalanmasının beklendiğini yazdı.

Meclis Savunma Komitesi’nin dünkü toplantısında, Maliye Bakanlığı’ndan talep edilen ve Fransız “Airbus Helicopters” şirketinden altı savaş helikopteri alınması için ilk aşamada gerekli olan 53 milyon Euro’luk ek ödeneği onayladığını aktaran gazete, helikopterlerin toplam maliyetlerinin ise 140 milyon Euro olacağını vurguladı.

Gazete, 140 milyon Euro’nun 2026 yılına kadar taksitlerle ödeneceğini belirtirken, helikopterlerin, Güney Kıbrıs ile Fransa arasında Ağustos 2020 tarihinde imzalanan askeri iş birliği anlaşması çerçevesinde satın alınacaklarını aktardı.

Rum hükümetinin, 10 yıllık süre zarfında toplamda 12 (6+6) savaş helikopteri satın alacağını ifade eden gazete, Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Andreas Lukas’ın, geçtiğimiz hafta RMMO yetkilileriyle Paris’te gerçekleştirilen “Eurosatory 2022” uluslararası askeri fuarına katıldıklarını belirtti.

Rum heyetin fuar çerçevesinde satın alınacak helikopterleri de yakından inceleme fırsatı bulundunu belirten gazete, RMMO Komutanı Dimoktritos Zervakis’in fuar çerçevesinde Fransa Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Thierry Burkhard’la görüşerek, 2022-23 dönemi ikili savunma iş birlikleri konularını ele aldıklarını da aktardı.

– Rus helikopeterleri Sırbistan’a satılacak

Gazete haberinin devamında ise, Güney Kıbrıs’ın elinde bulunan 11 adet Rus Mi-35P tipi savaş helikopterinin ise Sırbistan’a satılmasının kararlaştırıldığını yazdı.

Haberde, Rus helikopterlerin eskimiş olması ve AB’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo yüzünden bakımlarının imkansız gözükmesi sebebiyle helikopterlerin, AB üyesi olmayan ve helikopterlerin bakımıyla ilgili sorun yaşamayacağını dile getiren Sırbistan’a satılmasının kararlaştırıldığı vurgulandı.

Habere göre, Fransız helikopterlerinin adaya gelmesi sonrasında eski Rus helikopterleri Sırbistan’a gönderilecek.

KARA SINIR KAPILARI İÇİN PROTOKOL İMZALANDI

 

-Başbakanlık ile EÖP arasında kara sınır kapılarının iyileştirilmesine yönelik protokol imzalandı

-Başbakan Üstel: “Ülkemiz için iyi bir dönem olacak

-Çağıner: “EÖP olarak Başbakanın ortaya koyduğu iradeyi takdir ediyoruz”

 

 

Başbakan Ünal Üstel, kara sınır kapılarının iyileştirilmesinin iyi bir çalışma olduğunu ve ülke için iyi bir dönem olacağını söyledi.

Başbakan Ünal Üstel’in talimatlarıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kara sınır kapılarında araç ve yaya geçişlerinde yaşanılan sıkışıklığı gidermeye yönelik başlatılan çalışmalar kısa sürede tamamlandı.

Başbakanlık ile Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kıbrıs Türk Sanayi Odası, Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği tarafından oluşturulan Ekonomik Örgütler Platformu (EÖP) arasında kara sınır kapılarındaki hizmetlerin çağdaş ölçülere uygun olarak yönetilmesi ve sürdürülmesi amacıyla protokol imzalandı.

Başbakan Ünal Üstel, Ekonomik Örgütler Platformu heyetini Meclis’te kabul ederek görüştü. Kabulün ardından protokol imzalandı.

 

“DEVLET-ÖZEL SEKTÖR DAYANIŞMASI”

 

Başbakan Ünal Üstel, protokol imzalanmadan önce yaptığı açıklamada, çağrılarına hızlı cevap veren ve hızlı çalışma başlatan Ekonomik Örgütler Platformu’na teşekkür etti.

Kara sınır kapılarıyla ilgili oluşturulan Meclis Komitesi’nin başına, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı döneminde bu konuda çalışma başlatan UBP Milletvekili Resmiye Canaltay’ın getirildiğini, Komite ve EÖP’ün kısa zamanda güzel bir çalışma yaptığını anlatan Başbakan Üstel, devlet-özel sektör dayanışmasının güzel bir örneğinin ortaya çıktığını söyledi.

Başbakan Üstel, Komite üyeleri ile birlikte kara sınır kapılarına yaptığı ziyaretlerde eksiklileri yerinde tespit ettiklerini ifade ederek, herkesin beklentisinin, kara sınır kapılarındaki geçişleri rahatlamak olduğunu kaydetti.

Resmiye Canaltay Başkanlığındaki Meclis Komitesine ve Ekonomik Örgütler Platformu’na çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başbakan Üstel, “Ülkemiz için iyi bir dönem olacak, iyi bir çalışma olacak, iyi bir ilk adım olacak” dedi.

Başbakan Üstel, ekonominin zor günlerden geçtiği bu günlerde kara sınır kapılarındaki geçişleri rahatlatmanın iç piyasaya katkı sağlayacağına ve devlet özel sektör dayanışmasının gelecek dönemde yeni projelere vesile olacağına inandığını belirtti.

 

“SENDİKALAR MECLİSİ ÇALIŞTIRMAMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR”

 

Başbakan Ünal Üstel, sendikaların, Ocak-Şubat ayları ek mesai ödenmemesini gerekçe göstererek iş bırakma eylemine de değinerek, ülke ekonomik olarak bu kadar zor günlerden geçerken ve önemli yasalar Meclis’te görüşülürken sendikaların Meclisi çalıştırmamasının anlaşılır bir yanı olmadığını söyledi.

Sendikaların üyelerinin haklarını korumasının doğal olduğunu ancak, ülkeye dinamizm getirecek önemli yasa tasarıları Meclis’te görüşülürken stenografların ek mesai yapmama eylemi nedeniyle Meclis toplantısının yarım kaldığını dile getiren Başbakan Üstel, “Sendikalar, Meclisi çalıştırmamak için elinden geleni yapıyor” diyerek herkesi daha sorumlu davranmaya davet etti.

 

ÇAĞINER: “BAŞBAKANIN ORTAYA KOYDUĞU İRADEYİ TAKDİR EDİYORUZ”

 

Ekonomik Örgütler Platformu heyeti adına konuşan Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner de, EÖP olarak Başbakan Üstel’in ortaya koyduğu iradeyi ve hükümetin karar sınır kapılarının iyileştirilme çabasını EÖP olarak takdir ettiklerini ifade ederek, EÖP’ü oluşturan dört birlik olarak böyle bir iyileştirmenin içerisinde yer alarak, taşın altına ellerini koyduklarını söyledi.

Çağıner, ülkeye yakışan bir şekilde ve hizmet verme kapasitesi artırılmış sınır kapıların oluşturulması amacıyla EÖP olarak bu işe başladıklarını belirterek, “Çok kısa süre içerisinde öncelikle teknolojik sıkıntıları çözüp, sonra da görsel anlamda iyileştirmeleri ve daha fazla ve daha rahat hizmet verebilecek kara sınır kapıları oluşturmak için çalışmalarımıza başladık” diye konuştu.

Fiziksel yapılandırmalar nedeniyle Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği’nin başı çektiğini, diğer birliklerin de vizyonlarını ortaya koyacağını ifade eden Çağıner, kısa sürede ülkeye yakışır şekilde kara sınır kapılarnın devreye sokulacağını söyledi. EÖP’ün, kara sınır kapılarında dört dörtlük hizmet verebilecek alt yapıyı yapmayı, Başbakan Üstel’in ortaya koyduğu iradeyi sahiplenerek devreye girdiğini belirten Çağıner, “Böylece ticaret hacmimizi artıracağımızı umuyoruz” dedi. Çağıner protokolün ülke için hayırlı olmasını diledi.

Protokole, Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Tugay Deniz, Kıbrıs Türk Sanayi Odası As Başkanı Mustafa Ersözlü, Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner imza koydu.

 

KAZA İLE İLGİLİ POLİSTEN AÇIKLAMA

Girne Dağyolu olarak bilinen Girne-Değirmenlik Anayolu’nda bugün 14.00 sıralarında TIR devrildi.

Polisten kazayla ilgili detayları paylaştı.

İşte polisten yapılan açıklama:

20.06.2022 tarihinde, saat 14:00 sıralarında, Girne-Değirmenlik Dağyolu’nun 2-3’üncü kilometreleri arasında, Mugatder BAYKAN(E-56) yönetimindeki TLD 539 plakalı TIR araç ile Değirmenlik istikametine doğru seyrettiği sırada, dikkatsizliği sonucu direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun solunda bulunan dağ yamacına çarpmış ve çarpmanın etkisiyle devrilerek tavanı üzerinde durmuştur. Kaza sonucu yaralanan araç sürücüsü Mugatder BAYKAN, kaldırıldığı Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki tedavisi halen sürüyor. Soruşturma devam etmektedir.

KIM MIN-JAE İÇİN FRANSA’DAN TALİP

Fenerbahçe’nin başarılı savunmacısı Kim Min-Jae’ye Ligue 1 ekiplerinden Rennes talip oldu. Fransız takımının teknik direktörü Bruno Genesio’nun Güney Koreli futbolcuyla Çin’de birlikte görev yaptığı belirtilirken, sarı-lacivertlilerin 20 milyon euronun altına Kim Min-Jae’yi satmak istemediği biliniyor.

Fransa Ligue 1 ekiplerinden Rennes, Fenerbahçe formasıyla geçen sezona damga vuran Kim Min-Jae’ye talip oldu.

RENNES’İN TRANSFER LİSTESİNDEKİ 2 STOPERDEN BİRİ

Sporx’in Fransız basınından aktardığı habere göre; Rennes’in Nayef Aguerd’in West Ham United’a satılmasının ardından stoper aradığı ifade edildi. Rennes’in kesin bir, şartlar sağlanırsa iki stoper takviyesi yapabileceği vurgulanırken, adaylardan birinin de Fenerbahçe’den Kim Min Jae olduğu aktarıldı.

Fransa'dan Kim Min-Jae'ye sürpriz talip! Fenerbahçe en az 20 milyon euro istiyor

NAPOLI, BENFİCA VE BRIGHTON’IN DA İLGİSİ VAR

Rennes’in teknik direktörü Bruno Genesio’nun Koreli savunma oyuncusuyla Çin’de birlikte görev yaptığı hatırlatılırken, Fransız ekibinin bu transferde işinin kolay olmayacağı kaydedildi. Fenerbahçe’nin, 2025 yılına kadar sözleşmesi bulunan başarılı savunma oyuncusu için 20 milyon eurodan fazla bonservis talebinin olduğunun altı çizildi. Rennes’in ayrıca, bu transfer için Napoli, Benfica ve Brighton ile yarıştığı öne sürüldü.

AŞIRI SÜRAT BİRİNCİ SIRADA

Polis, ülkede geçen hafta toplam 61 adet trafik kazası meydana geldiğini kaydetti.

Polis Basın Subaylığından yapılan yazılı açıklamada, 13-19 Haziran tarihlerini kapsayan sürede ülkede meydana gelen kazalarda 11 yaralanma 50 adet de hasar meydana geldiği belirtildi.

Açıklamada, dönem içerisinde meydana gelen trafik kaza sebepleri şöyle belirtildi:

“Süratli araç kullanmak 17, dikkatsiz sürüş yapmak 13, kavşakta durmamak 9, yakın takip 10 ve diğer etkenler 12.”

Kazalarda toplam hasar miktarı 1 milyon 423 bin 868 TL olarak belirtildi.

Kazaların ilçelere göre dağılımı şöyle:

“Lefkoşa : 28; Gazimağusa : 9; Girne : 20; Güzelyurt : 1; İskele : 3.”

Trafik kontrolleri sonucunda, toplam 8 bin 828 araç sürücüsü kontrol edildiği ve suç işlediği tespit edilen 804 araç sürücüsü hakkında yasal işlem başlatıldığı kaydedildi.

Suçların dağılımı ise aşağıdaki gibidir:

“Sürat 210, tehlikeli sürüş 6, dikkatsiz sürüş 22, seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak 62,sürüş ehliyetsiz araç kullanmak 9, alkollü araç kullanmak 22, seyir halinde iken cep telefonu ile konuşmak 119, emniyet kemersiz araç kullanmak 74, trafik levha ve işaretlerine uymamak 68, trafik ışıklarına uymamak 3, muayenesiz araç kullanmak 25, sigortasız veya kapsamı dışında araç kullanmak 26, “a” yol kullanma izinsiz araç kullanmak 1 , “b” özel işletme izinsiz araç kullanmak 3, koruyucu miğfer başlıksız motosiklet kullanmak 3 ve 151 diğer trafik suçlarından rapor edildi.”

JHONSON UKRAYNA’YI ZİYARET ETTİ

Rusya- Ukrayna savaşı devam ederken, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 2‘nci kez Ukrayna’nın başkenti Kiev‘e geldi. Liderler, ikili görüşmenin ardından ortak açıklamada bulundu. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy yaptığı açıklamada, “İngiltere, bu savaşta Ukrayna’ya verdiği desteğin sağlam ve kararlı olduğunu kanıtladı. Ülkemizin dostu Boris Johnson’ı tekrar Kiev’de gördüğüme sevindim” dedi.

İngiltere Başbakanı Johnson, Devlet Başkanı Zelenskiy’e 120 günde Ukrayna ordusundaki 10 bin askere eğitim verme önerisinde bulunduğunu belirterek, “Ukraynalı askerler, ulusunuzun egemenliğini savunmak için Birleşik Krallık füzelerini ateşliyor. Devlet Başkanı Zelenskiy’e bu savaşın denklemini değiştirebilecek büyük bir yeni askeri eğitim programı önerdim” ifadelerini kullandı.

Açıklanan yeni eğitim programında her askerin 3 hafta boyunca ön cephede savaş kazanma becerilerinin yanı sıra temel tıp eğitimi, siber güvenlik ve karşı patlayıcı taktikleri eğitimleri alması bekleniyor.

 

Görüşmede ayrıca liderlerin, İngiltere’nin eğitim teklifinin yanı sıra, Rusya’nın tahıl ablukasını sona erdirmede İngiltere’nin nasıl bir rol alabileceği konusu da tartıştığı öğrenildi. İngiltere Başbakanı Johnson en son 9 Nisan’da Ukrayna’yı ziyaret etmişti.

 

Bu kimin suçu?

Halil İbrahim Mengi cinayetinde karar verildi… Cemaliye Onyıldız… Bir engelli… Konuşamıyor, anlatamıyor, duymuyor… Mecburen yeğeninin yanına sığınmıştı… Kim sahip çıkacaktı ki ona? Tecavüze uğramıştı, fiziksel şiddet görmüştü ve o acısıyla saldırganı öldürmüştü… Cezası belli oldu 9 yıl! Peki, kim suçlu? Dün kararı okuyan, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun’un sözleri okkalı bir tokat gibiydi… Ne dedi Sayın Aksun: “Sanık duyamaz, konuşamaz, yazamaz, okuyamaz ve işaret dili bilmez. Engelle doğmak bir kaderse engeliyle atıl bırakılmak bir ayıptır ve bu ayıp en başta devlete aittir….” Peki, kim duydu, kim önemsedi ki bu ifadeleri? Bizim daha önemli gündemlerimiz var çünkü! Yapboz hükümetler, atamalar, hiç uygulanmayan o hükümet programları, siyasi iç kavgalar, muhalefetin seçim kaygılı şovları… Oysa bu memlekette konuşacağımız o kadar acı gerçekler var ki!
Engellilik konusu, bugün bir insan hakları meselesi olarak kabul ediliyor. Engellilerin haklarını insan hakları hukukunun ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiren ve engellilerin toplumsal yaşamın tüm alanlarına ayrımcılığa uğramaksızın ve diğer bireylerle eşit katılımlarının sağlanmasını benimseyen bu yaklaşım, ulusal ve uluslararası politika ve uygulamalara yön veriyor… Peki ya bizde?
Ne yazık ki bu topraklarda belki de en zoru bir engelli olarak hayata tutunmaya çalışmak… Sosyal devletin ‘s’ harfinden haberimiz yok bu ülkede! Bırakın onlara destek olmayı, yaşam hakkı sunmayı, ellerindeki hakları da alıyoruz… Hayatı yaşama hakkı gibi! Cemaliye Onyıldız o acı örneklerden sadece biri…Eğer engelliysen buralarda dar olur sana hayat! Tarifi imkânsız çaresizlikler ve sorunlarla boğuşmak zorunda kalırsın! Hem de yapayalnız! Sırtını rahatça dayayabileceğin bir devletin yokken! Yaşam güvencen olmadan! Hayatının kolaylaşması için kimse kılını kıpırdatmazken! Sosyal haklardan yoksun!
Umarım bir gün… Belki bir gün… Bu ülkeyi yönetmek için koltuklara oturanların kulakları Fadıl Aksun’un sözleri ile çınlar! Belki bir gün biraz daha vicdan ve merhametle sulanır yürekleri… Belki bir gün… Ülkemizi gerçek bir sosyal devlet yapma yönünde ciddi adımlar atarlar…. Belki… Kim bilir?

Ama şimdi siz kabuğunuzda kurultaylar, erken seçimler, siyasi kaygılar, peşkeşler, yandaşlar derdindeyken bu çığlıkları nasıl duyarsınız ki? Kim takar sosyal devleti! Benimki de laf belki de! Herkes kendi başının çaresine baksın değil mi? Burası KKTC! Engelsiz engelliler diyarı…Vicdan engelliler ülkesi…Üzgünüm… Hem de çok…

KIBRIS TÜRKÜ..

Akdeniz’in bittiği yerde zeytin ağaçları başlar.
Her evin havlısında mutfağa bakan kısımda yediveren bir ekşi ağacı vardır mutlaka.
Yaz akşamlarında gelen misafirleri giriş kapısında güzel kokusuyla bir yasemin çiçeği ve ona eşlik eden pembe kokulu gül, minik menekşe çiçekleriyle lazmarin çiçeği, renk renk sardalyalar karşılar, kerpiç evden içeriye girince serin yer isteyen ve kerpiç evin serinliğinde sündürmede ya da pencere ağzında yerini seven Feslikan çiçeği ağaç gibi büyümüştür teneke saksıda.
Evin raftısında bir demet kereviz, bir demet golyandro, bir demet nane, bir iki baş taze soğancık, domates, salatalık ve biberler dalından kesilerek salata için hazırdır.
Mutfağın tel vitrininde çakısdez, çörek ve sarı bidon içinde suda eskidikçe güzelleşen hellim eksik değildir.
Buzdolabında turunç macunu, alıç macunu ve ceviz macunu, limonatası..
Böyle sıralaycak olursak bu liste uzar ve gider.
Bugün günümüzde Kıbrıslıyım diye mangalda kül bırakmayan ve Kıbrıslılık üzerinden siyaset yapanlar çoğaldı.
Özellikle gençler üzerinden yapılan bu siyasi oyunlara gelinmemeli.
Kültürel değerleri korumak milletin görevidir.
Biz bu değerlerimize sahip çıkarsak Kıbrıs kültürü her zaman yaşar ve yaşatılır.
Bir milletin kültürünü yaşatması için bayrağı, devleti, toprağı olmalı.
Eğer ki bunlar olmazsa kültürünü devam ettiremez.
Kıbrıs Türkü yıllardır Kıbrıs’ta bir varoluş mücadelesi verdi ve vermeye devam ediyor.
Kıbrıs Türkünü sahibi olduğu adada hak ve çıkarlarını elinden almak isteyen Rum tarafına hizmet eden içimizdeki hainlere soruyorum, sen ne kadar Kıbrıslısın?
Görüyoruz ki toplumumuz içinde bazı kesimler Türkiye’ye karşı söylemlerde bulunuyor. Bu içi boş söylemlere karşı soruyorum?
Türkiye senin elinden yaşam hakkını mı çaldı? Kültürünü yaşatmana engel mi oldu?
Türkiye Kıbrıs Türkünün adadaki hak ve çıkarlarını korumaktan Kıbrıs Türküne her şart altında destek olmaktan her zaman yanında olmaktan başka bir şey yapmadı.
Ama Rum tarafı Kıbrıs Türkünün ürettiği mutfak kültürünün bir parçası olan Hellimi çaldı!
Kıbrıs Türkünün adadaki varlığını yok etmeye kalktı! Hak ve çıkarlarını gasp etmeye çalıştı ve daha devam ediyor vazgeçmedi vazgeçmeycek.
Bunu da Kıbrıs Türkü çok iyi bir şekilde biliyor.
Kıbrıs Türkü üreten ve mücahit bir halktır devletini, bayrağını, egemenliğini, toprağını koruduğu gibi kültürünü ve Kıbrıslılığnı da korur. Fedarasyoncuların korumasına ihtiyacı yoktur.
Sevgili gençler burada size seslenmek istiyorum, Kıbrıs’ın gerçek ve tek sahibi Türk milletidir.
“Kıbrıs Türküyüm’ demekten gurur duymalısınız. Atalarımız Kıbrıs’ın tamamına sahipken canları pahasına korudukları toprakların yarısını kaybettiler.
Size düşen görev savaşla alınan topraklara sahip çıkmaktır.
Bunun için de devletimize, cumhuriyetimize, bayrağımıza egemenliğimize sahip çıkmalıyız.
Milli değerlermize sahip çıkarsanız Kıbrıs Kültürünü yaşatabilirsiniz.
Aksi olursa Rum’a yama olur kendi topraklarınızda itilir kakılır ya 3. Sınıf vatandaş olarak yaşamayı kabul eder ya da Kıbrıs’tan göç edersiniz, başka milletlerin kültürü ve bayrağı altında yaşar gurbet ellerde vatan hasreti çekersiniz.
Bunları yaşamamak için KKTC ‘yi yaşatacağız.
Özetle “Milleti yaşat ki, devlet yaşasın,
Kültürü yaşat ki Millet yaşasın”

Erhürman ve Özersay, Sucuoğlu ile Meclis’te görüştü

HABER MERKEZİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, davet üzerine Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu ile görüşmek için Meclis’e geldiğini söyledi. Görüşme sonrası basına açıklama yapan Erhürman, “Gayrı resmi bir sohbet gerçekleştirdik. Hiçbir şekilde hükümet kurma çalışmaları kapsamında değildi. Ülkenin genel durumu ve ülkemiz demokrasisinin genel durumu ile ilgili karşılıklı bir değerlendirme yaptık.” şeklinde yanıt verdi.

Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay ise, “Memleketin ahvali ile genel bir görüşme yaptık. Dün telefonda başladığımız diyaloğun devamı niteliğinde oldu. Bu aşamada bir şey söylemek için çok erken.” dedi.

AP vekilleri, Türkiye’nin aydınlara uyguladığı baskısıya tepki gösterdi

Türkiye’de, bir aktivist ve girişimci olan Osman Kavala’yı, hükûmeti devirmeye teşebbüs suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin karar, çarşamba günü Strazburg’daki AP Genel Kurulunda acil bir oturuma katılan milletvekillerinin tepkisine neden oldu.

DISY ve EPP milletvekili Loucas Fourlas, Türkiye’deki yeni insan hakları ihlâline işaret ederek Erdoğan rejimi tarafından işlenen bariz bir ihlâl vakasını gündeme getirdi.

Fourlas, Kıbrıslı Türk gazeteci Şener Levent’in de Ankara’daki bir mahkeme tarafından Türkiye Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği gerekçesiyle gıyaben mahkûm edildiğine işaret etti.

Fourlas, Ukrayna krizi sırasında barışçıl rol üstlenen Türkiye’nin “işgalci, fetihçi ve insan hakları ihlalcisi” olduğunu vurguladı.

DİKO ve S&D milletvekili Kostas Mavrides, söz alarak, Avrupa Konseyi üyesi Türkiye için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) kararlarının bağlayıcı olduğunu, ancak Mahkemenin, Ankara’nın Kavala’nın serbest bırakılmasını isteyen 2020 nihaî kararını uygulamayı reddettiğini söyledi.

Mavrides, AHİM’in Türkiye’de siyasi lider ve insan hakları savunucusu olan Selahattin Demirtaş’ın hapsedilmesine veya temel hakları Türk devleti tarafından ihlal edilen Rum kökenli Kıbrıs vatandaşlarına ilişkin benzer kararlarının görmezden gelindiğini de sözlerine ekledi.

Ayrıca, Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki “Erdoğan baskıcı rejiminin müdahalesine” atıfta bulundu ve kısa süre önce editör Şener Levent’in 2017’de bir karikatür yayınladığı için ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil’in cezalandırılmasını örnek gösterdi.

AKEL ve Avrupa Parlamentosu Sol milletvekili Niyazi Kızılyürek, hem Osman Kavala’nın hem de Kıbrıslı Türk gazeteci Şener Levent’in hapis cezasına çarptırıldığını, çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bunu istediğini söyledi.

Kızılyürek, Nazım Hikmet’in durumu tanımlamak için yazdığı bir şiir olan “Mikrokozmos”u şöyle yorumladı: “… Türkiye Asya ve Avrupa’da bir ülke, İstanbul Türkiye’de bir şehir, Osman Kavala İstanbul’da bir adam. Ve size haberi getiriyorum: Türkiye’de, İstanbul’da, onu yolda durdular, yürüyen bir adam ve onu zincirlediler… Daha şaşırtıcı, daha güçlü, daha gizemli ve devasa bulduğumu bilmenizi isterim, bu adam, yolunda durduruldu ve zincirlendi”.

Diğer AP üyeleri, siyasi saikle yapılan bir yargılamaya atıfta bulundular ve Türkiye’de insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki sorunlara dikkat çektiler. Bazı vekiller söz konusu hareket tarzıyla mevcut Türk hükûmetinin AB üyelik yolunu kapattığını öne sürdü.

ABD’de binlerce kişi kürtaj hakkı için sokağa çıktı

New York’ta binlerce kişi, ABD Yüksek Mahkemesi’nin kürtaj hakkını anayasal olarak garanti altına alan yaklaşık 50 yıllık kararı bozmaya hazırlandığı iddiaları üzerine gösteri düzenledi.

kürtaj, Yüksek Mahkeme’nin ülke genelinde kürtaj hakkını koruyan 1973 tarihli Roe-Wade kararını iptal edeceğine yönelik taslağın basına sızmasıyla yeniden ülke gündemine oturdu.

Kürtaj hakkını garanti altına alan kararın Yüksek Mahkeme tarafından iptal edileceğine dair iddialar tepkilere neden oldu.

New York’ta binlerce kişi, kürtaj hakkını savunmak için sokağa çıktı ve Yüksek Mahkeme’nin olası iptal kararını protesto etti.

Gösterilere New York Başsavcısı Letitia James, komedyen Amy Schumer, ünlü oyuncu Cynthia Nixon gibi isimler de katıldı.

Amerikan Politico siyasi haber sitesi tarafından sızdırılan Yüksek Mahkeme karar taslağına Demokratların tepkisi de sert oldu.

Mahkemenin muhafazakar yargıçlarından Yargıç Samuel Alito tarafından kaleme alındığı ileri sürülen taslak görüş, 1973 tarihli “Roe-Wade kararı” olarak bilinen ve ABD’de kürtajın anayasal bir hak olmasına temel teşkil eden kararın açıkça yanlış olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirtiyor.

Sızdırılan Yüksek Mahkeme görüşünde, Roe-Wade kararının “açıkça yanlış”, “gerekçesinin son derece zayıf” ve “toplumsal anlamda zararlı sonuçları olduğu” ifade ediliyor. Söz konusu metinde ayrıca “kürtaj hakkının ülke tarihinde ve geleneklerinde köklü bir yerinin olmadığı” şeklindeki değerlendirmenin de yer aldığı belirtiliyor.

Mahkemenin temmuz başında söz konusu kürtaj görüşünü açıklaması beklenirken, basına sızan belge ABD medyasında geniş yankı buldu.

Mahkeme tarihinde ilk kez bu denli önemli bir kararla ilgili basına sızıntı olduğu belirtilirken, gerçekleşmesi halinde ABD Yüksek Mahkemesi ülkede Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasındaki en büyük ayrışma konularından birinde görüş değiştirmiş olacak.

Amerikan medyası, Yüksek Mahkemenin bu yönde açıklayacağı bir kararın ülkede deprem etkisi yaratacağına ve siyasi bölünmenin daha da artacağına vurgu yapıyor.

ABD Başkanı Joe Biden, sızıntının ardından “kürtaj temel haktır” açıklaması yaptı.

Texas başta olmak üzere birçok eyalette kürtajın yasaklanmasına yönelik mahkeme kararları çıktığını anımsatan Biden, bu kararların ardından danışmanlarına, kürtaj hakkının korunması konusunda talimat verdiğini belirtti.

Biden, açıklamasında Kongre üyelerine de çağrıda bulunarak “Mahkeme Roe kararını iptal ederse bir kadının seçim hakkını korumak da ülkemizin seçilmiş kişilerine ve kasım ayındaki seçimlerde seçmenlere düşer.” mesajı verdi.

9 üyeli Yüksek Mahkemedeki 3 yargıcın liberal, 6 yargıcın ise muhafazakar eğilimlere sahip olduğu biliniyor.

Kaynak: AA

İstanbul Sözleşmesi davasında reddi hâkim istemi kabul edilmedi

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin davada yürütmenin durdurulması istemine karşı oy kullanan, AKP döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Birinci Hukuk Müşaviri’yken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Danıştay’a atandığı için atanması tartışma yaratan Lütfiye Akbulut’a ilişkin reddi hâkim istemi reddedildi.

‘DELİLE DAYANMIYOR’
Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre, Hukukçu Dayanışması adına istemi gerçekleştiren avukat Doğan Erkan’ın talebi reddedildi. Kararda, “Ret sebebinin, Akbulut’un taraflı davranacağı gerekçesine dayandırıldığı ancak bu durumun herhangi bir somut gerekçesinin olmadığı, reddi hâkim istemine ilişkin yasada belirtilen hallerden hiçbirinin bulunmadığı” savunuldu. Bu nedenle istemin “Herhangi bir delile dayanmadığı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu” iddia edildi.

BAĞIMSIZLIK VURGUSU
Karara tepki gösteren Erkan, “hâkimin, genel anlamda toplumdan, özelde ise karara bağlamak durumunda olduğu ihtilafın taraflarından bağımsız olması, yasama ve yürütme organlarıyla uygunsuz bağlantılardan ve bu organların etkisinden bağımsız olması ve ayrıca makul bir şekilde gözlemlendiğinde de bunlardan bağımsız görünmesi gerektiği, tarafsız olarak karar veremeyeceği veya makul bir gözlemcide tarafsız olarak karar veremeyeceği izlenimi doğurabileceği durumlarda yargılamanın herhangi bir aşamasına katılmaktan kaçınması gerektiği” yönündeki etik değerlere işaret etti. Erkan, tüm bu kuralları bilmesi gereken Akbulut’un, “kendisini atayan cumhurbaşkanının kararına karşı açılan davaya bakmaktan kaçınması gerektiğini” vurguladı.

Akbulut’un, “anayasal hükümleri hiçe sayarak uluslararası bir insan hakları sözleşmesi aleyhine karar verdiğini” kaydeden Erkan, “AKP’li belediyenin hukuk müşavirliğinden Danıştay’a hâkim olarak atanan bir kişide, hâkimlik nosyonuna (kavram), hâkimliğin bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair ilkelere uygun davranma perspektifi olabileceğine inanmıyoruz. İnanabilmemiz için bu davada karar vermekten kaçınmalıydı. Kaçınmadığı gibi siyasi iradenin açık ya da örtülü, dışsal ya da içsel emrine uygun karar verdi. Reddi hâkim itirazımızı reddeden daireden, tarafsızlık ve bağımsızlık ölçütlerini taşımaya gerek duymayan bir karar çıktı” diye konuştu.

Akbulut, Erdoğan tarafından atanmasına yönelik sosyal medyada paylaşımda bulunan Erkan’ın da arasında olduğu bazı kişiler hakkında şikâyette bulunmuştu. Erkan ise “soruşturmanın açıkça siyasi” olduğunu vurgulamıştı.

Kaynak: İleri Haber

Gıda krizi: Yaklaşık 193 milyon insan kötü seviyede

Birleşmiş Milletler’in (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Roma merkezli kuruluşları FAO ile WFP, Avrupa Birliği (AB) ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Gıda Krizine Karşı Küresel Ağ (GNAFC) yıllık raporunu açıkladı.

“2022 Küresel Gıda Krizi” başlıklı rapora göre, çatışmalar, aşırı hava koşulları ve Covid-19 salgınının ekonomik etkileri sebebiyle 2021’de 53 ülkede/bölgede yaklaşık 193 milyon insan kriz ya da daha kötü seviyelerde akut gıda güvensizliği yaşadı.
Akut gıda güvensizliği çeken insan sayısının 2021’de yaklaşık 193 milyon olmasıyla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı, bunun 2020’den de yaklaşık 40 milyon kişi daha fazla olduğu kaydedildi.

Raporda, “Etiyopya, Güney Madagaskar, Güney Sudan ve Yemen’deki yarım milyondan fazla insan (570 bin kişi) akut gıda güvensizliği felaketinin en şiddetli aşamasında yer alırken, çöküşü önlemek için acil önlem alınması gerekiyor.” ifadesi kullanıldı.

Küresel Gıda Krizi raporunda, çatışmaların gıda güvensizliğinin ana itici unsuru olmaya devam ettiği vurgulandı. Söz konusu analizin Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaştan önce yapılmış olmasına rağmen savaşın, küresel gıda sistemlerinin birbirine bağlı doğasını ve kırılganlığını ortaya koyduğu belirtildi.

Raporda, “Halihazırda yüksek düzeyde akut açlıkla mücadele eden ülkeler, özellikle gıda ve tarımsal ithalata yüksek oranda bağımlı olmaları ve küresel gıda fiyat şoklarına karşı kırılganlıkları dolayısıyla Doğu Avrupa’daki savaşın risklerine karşı savunmasızdırlar.” değerlendirmesi de yer aldı.

BM raporunda, 2021’de akut gıda güvensizliğinin artmasının arkasındaki etkenler arasında çatışmanın, 24 ülkede/bölgede 139 milyon kişiyle ana itici unsur olduğuna işaret edildi.

Aşırı hava koşulları sebebiyle 8 ülkede/bölgede 23 milyondan fazla insanın, ekonomik şoklar nedeniyle de 21 ülkede/bölgede 30 milyondan fazla kişinin akut gıda güvensizliği yaşadığı kaydedildi.

Raporun sunumunda görüşlerine yer verilen FAO Genel Direktörü Çü Dongyü, raporun sonuçları itibarıyla akut gıda güvensizliğini toplu olarak ele alınması ihtiyacını ortaya koyduğunu belirterek, “Çatışma ve gıda güvensizliği arasındaki trajik bağ, bir kez daha aşikar ve endişe verici.” yorumunu yaptı.

WFP İcra Direktörü David Beasley de akut açlık seviyesinin eşi görülmemiş düzeye yükseldiğini ve küresel durumun kötüleşmeye devam ettiğini kaydetti.

Beasley, çatışma, iklim krizi, Covid-19, gıda ve yakıt maliyetleri ve son olarak Ukrayna’daki savaşın felaket üstüne felaket getirdiğini ifade ederek, küresel krizin önüne geçmek için acilen finansmana ihtiyaç duyduklarını bildirdi.

Kaynak: İleri Haber

Tatar, hükümet oluşumu için partilerle görüşecek

Cumhurbaşkanlığı’ndaki Ersin Tatar, yeni hükümetin oluşumunu en erken sürede tamamlamak üzere Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilerin heyetleriyle istişarede bulunacak.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Tatar bugün saat 15.30’da YDP, 16.00’da HP ve 16.30’da DP heyeti ile görüşecek.

Yarın ise saat 11.00’de CTP, 14.00’te UBP heyetleriyle görüşecek olan Tatar’ın, siyasi partilerin görüş ve düşüncelerini dinledikten sonra yeni hükümetin oluşumu ile ilgili görevlendirmede bulunacağı kaydedildi.

ABD’den İsveç ve Finlandiya’ya NATO üyeliği için güvenlik sigortası garantisi

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, İsveç’in olası bir NATO üyeliği için ABD’nin kendilerine güvenlik sigortası sözü verdiğini söyledi.

ABD’de Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve bir dizi senatörle görüşen Linde, ülkesinin devlet televizyonu SVT’ye açıklamalarda bulundu.

ABD’nin olası bir NATO başvurusu durumunda İsveç ve Finlandiya’ya güvenlik sigortası garantisi verdiğini aktaran Linde, “Finlandiya ve İsveç’in olası bir NATO üyeliği başvurusunda Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi bölgesinde olumlu bir güvenlik politikası durumunun olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle ABD, ülkemize ve Finlandiya’ya farklı türde güvenlik sigortası sağlamaya hazır. Tam ayrıntılara giremeyeceğim” dedi.

Linde, ABD’nin vereceği güvenlik sigortası hakkında ise “Rusya’nın İsveç’e olası bir tehdidinde ABD’nin İsveç’e güvenlik sağlayacağı ve yardım edeceği anlamına geliyor. Mesela ittifaksız bir ülke olan Ukrayna’da güvenlik sigortası devreye girmedi ve farklı destekler verildi. Bizim durumumuz Ukrayna ile kıyaslanmaz ama olası bir NATO üyeliği başvurusunda ABD güvenlik sigortası devreye girecek” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Papa Francis, Rusya – Ukrayna savaşından NATO’yu sorumlu tuttu

Papa Francis, Rusya – Ukrayna savaşının sorumlusu olarak NATO’yu işaret etti.

Katolik dünyasının ruhani liderinin, İtalya’nın önde gelen gazetelerinden Corriere Della Sera’a verdiği söyleşi dün yayımlandı.

85 yaşındaki Papa, “NATO’nun, Rusya’nın kapısında havlamasının” istilaya yol açmış olabileceğini söyledi.

İttifakın yakın ülkelerdeki varlığının Moskova’yı “kışkırttığını” söyleyemeyeceğini ifade eden Papa, bu durumun istilayı “belki de kolaylaştırdığını” savundu.

Papa Francis, “Ukrayna’da çatışmayı meydana getiren diğer devletler” dedi. Ancak herhangi bir devlet ismi vermedi. Papa ayrıca Ukrayna’daki durumu, “Suriye, Yemen ve Irak gibi uluslararası çıkarların körüklediği diğer çatışmalara” benzetti.

“Ukraynalılara silah tedarik etmek doğru mu?” sorusuna cevap veremeyeceğini belirten Papa, şöyle konuştu:

“Kesin olan şu ki bu topraklarda silahlar deneniyor. Savaşlar bunun için yapılıyor: Yaptığımız silahları test etmek için.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığıyla bilinen Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’le yapacağı toplantıyı, “muğlak” görüleceği gerekçesiyle iptal ettiğini duyuran Papa, bir telefon görüşmesinde Kirill’i, “Putin’in papaz yardımcısı” haline gelmemesini söyleyerek uyardığını ifade etti.

Katoliklerin lideri Putin’le görüşmek istediğini de dile getirdi. Savaşın başlamasından yaklaşık üç hafta sonra Rusya’ya mesaj göndererek Moskova’ya gitme arzusunu ilettiğini açıklayan Papa, şöyle konuştu:

“Elbette ki Kremlin liderinden onay gerekiyordu. Mesajımıza halen yanıt alamadık. Putin’in şu anda bu görüşmeyi yapmak istememesinden korksam da halen ısrar ediyoruz. Bu kadar vahşet nasıl durdurulamaz.”

Papa daha önce gündeme gelen Kiev ziyaretiyle alakalı da şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda Kiev’e gitmiyorum. Önce Moskova’ya gitmeliyim, önce Putin ile görüşmeliyim. Gitmem gerektiğini hissediyorum. Ben de bir rahibim, başka ne yapabilirim? Putin kapıyı açarsa elimden geleni yaparım.”

Kaynak: Independent Türkçe, Wall Street Journal, Politico, AA

Osman Kavala: Yüz binlerin özgürlük talebiyle sokağa çıkmalarını Soros’a veya başka bir dış aktöre bağlamak beyhude bir çaba

Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı Osman Kavala, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden avukatı aracılığıyla yazılı açıklama yaptı.

“Gezi protestolarının tarafımdan organize edilmediği yalın bir gerçektir” ifadelerini kullanan Kavala, “Yüz binlerce yurttaşımızın antidemokratik uygulamalara karşı adalet duygularıyla, özgürlük talebiyle sokağa çıkmalarını, Soros’a veya başka bir dış aktöre bağlamak beyhude bir çabadır” dedi.

Gezi davasının yargının içine düştüğü durumu gözler önüne serdiğine dikkat çeken Kavala, “Karar keyfidir siyasi baskı altında hukuk normları çiğnenerek alınmıştır” ifadelerini kullandı.

Kavala’nın yazılı açıklaması şöyle:

“25 Nisan 2022 tarihinde, demokrasi değerlerini benimsemiş, ülkelerini seven yurttaşlar yargı kullanılarak cezalandırıldılar. Heyetteki hakimlerden birinin karşı oy yazısında da ortaya konulduğu gibi, bu karar hukuka aykırı elde edilmiş ve suç işlendiğine dair makul şüphe içermeyen delillere dayanmaktadır. Karar keyfidir; siyasi baskı altında hukuk normları çiğnenerek alınmıştır.

Benim ‘Sorosçu’ olduğuma dair beyanlarla bu karara meşruluk kazandırılmaya çalışılıyor. Gezi protestolarının tarafımdan organize edilmediği yalın bir gerçektir. Yüz binlerce yurttaşımızın antidemokratik uygulamalara karşı adalet duygularıyla, özgürlük talebiyle sokağa çıkmalarını, Soros’a veya başka bir dış aktöre bağlamak beyhude bir çabadır. Gezi Davası, yargının içine düştüğü durumu gözler önüne serdi; böylece yargının bu şekilde kullanılmasının bütün yurttaşlar için ciddi bir tehlike oluşturduğu daha iyi anlaşılmış oldu.”

Kaynak: Independent Türkçe

Avrupa Parlamentosu, Frontex’in bütçesini ‘geri itmelerdeki rolü’ nedeniyle onaylamadı

AP’den yapılan açıklamaya göre, Strazburg’da gerçekleştirilen Genel Kurul oturumunda AB kurum ve kuruluşlarının 2020 yılı bütçe harcamaları görüşüldü.

AP milletvekilleri, AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex’in söz konusu dönemdeki bütçesini ibra etmedi.

Frontex’in harcamaları göçmenlerin geri itilmesi de dahil olmak üzere temel haklara ilişkin devam eden soruşturmalar ve yönetimsel sorunlar yüzünden onaylanmadı.

AP milletvekilleri, bu konularda hazırlanan soruşturma raporlarının tamamını görmeyi talep etti ve ibra kararını sonbahara erteledi.

Frontex’in bu konularla ilgili detaylı ve tatmin edici açıklama yapması ve uygulamalarını düzeltmesi gerekiyor.

AB’nin bütçesini onaylamak ve uygulanmasını takip etmek AP’nin görev alanına giriyor.

KURUMUN DİREKTÖRÜ GEÇEN HAFTA İSTİFA ETTİ
Akdeniz ve Ege’deki geri itme vakalarında rolü bulunduğu iddia edilen Frontex’in Direktörü Fabrice Leggeri geçen hafta istifa etmişti.

Frontex ve Leggeri, son yıllarda Akdeniz ve Ege’de AB ülkelerine gitmek isteyen kişilerin geri itildiğine yönelik haberlere sıkça konu oldu.

Son olarak dün “Lighthouse Reports”, “Der Spiegel”, “SRF Rundschau”, “Republik” ve “Le Monde” tarafından yürütülen ortak araştırmada, Frontex’in veri tabanında yüzlerce düzensiz göçmenin Ege’de geri itilmesine yönelik kayıtların yer aldığı belirtildi.

Ajansın, Mart 2020 ile Eylül 2021 arasında kadın ve çocukların da aralarında olduğu 957 sığınmacının denizde geri itilmesinde rol aldığı, bu vakaların Frontex’in “Jora” adlı veri tabanında “çıkış noktalarından ayrılmanın önlenmesi” şeklinde etiketlendiği kaydedildi.

AB Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF), Frontex hakkında Ege’de göçmenlerin geri itilmesi ile taciz ve görevi kötüye kullanma gibi suçlamalar nedeniyle soruşturma başlatmıştı.

OLAF’ın Frontex hakkında yürüttüğü soruşturmanın sonuç raporundan bulgular da geçen ay yine Avrupa basınında yer almıştı. Sonuç raporunda Frontex Başkanı Leggeri ve diğer üst düzey yetkililerin, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki geri itmelerini yalnızca bildikleri değil, aynı zamanda örtbas ettikleri iddia edilmişti.

Avrupa basınındaki birçok haberde, Frontex’in Yunanistan’ın düzensiz göçmenleri açık denize geri itmesine destek verdiği, uluslararası hukuka aykırı davrandığı, kurtarması gereken mülteci botlarını Türkiye sınırına püskürttüğü ileri sürülmüştü. Leggeri’nin, Yunanistan’ın düzensiz göçmenleri geri ittiğine ilişkin bir olayda delilleri sildirdiği savunulmuştu.

Frontex ve Yunanistan makamları, geri itmelerle ilgili iddiaları bugüne kadar reddetti.

Kaynak: Euronews, AA

Türkiye: TÜİK’e göre enflasyon yüzde 69,97, ENAG’a göre yüzde 156,86

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan ayı enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK’e göre geçen ay Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 7,25 artarken enflasyon yıllık bazda yüzde 69,97 yükseldi.

Geçen ay açıklanan Mart ayı enflasyon rakamları, yüzde 61,14 ile son 20 yılın yüksek seviyesine ulaşmıştı. Türkiye’de enflasyonun bundan önce en yüksek olduğu dönem yüzde 65 ile Mart 2002’ydi.

Yıllık en düşük artış yüzde 18,71 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla yüzde 26,23 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 27,73 ile eğitim ve yüzde 35,95 ile sağlık oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 105,86 ile ulaştırma, yüzde 89,10 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 77,64 ile ev eşyası oldu.

ENAG: Yıllık enflasyon yüzde 156,86
Öte yandan, ekonomist ve akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) yıllık enflasyonu yüzde 156,86 olarak hesapladı. ENAG’a göre aylık enflasyon ise yüzde 8,68 oldu. Bu oranlar saatlik ve günlük fiyat değişimleriyle hesaplandı.

En yüksek meteoroloji gözlem istasyonu Everest’e kuruldu

Çinli bilim insanları Everest Dağı’na en yüksek irtifadaki meteoroloji gözlem istasyonunu kurdu.

Yerel basındaki haberlere göre, buzul bilimci Yao Tandong önderliğindeki araştırma ekibi, yaptıkları tırmanışta istasyonu 8 bin 800 metre irtifaya konuşlandırdı.

Yeni istasyon, ABD ve İngiltere’den bilim insanlarının 2019’da 8 bin 430 metrede kurdukları “Balkon İstasyonu” adı verilen üniteyi geride bırakarak en yüksek irtifadaki meteoroloji istasyonu oldu.

12 kişilik ekip, 8 bin 300 metrede kurdukları geçici kamptan yerel saatle 3.00’te hareket ederek saat 13.00’te istasyonun kurulumunu tamamladı.

Dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest’teki buzul kalınlığını ölçecek hassas radar donanımına sahip istasyon, Asya’daki 10’dan fazla büyük nehre su sağlayan bölgenin iklimi ve buz örtüsünün durumuna dair veri sağlayacak.

ÇİN’İN “ZİRVE GÖREVİ”
Çinli bilim insanları, “Zirve Görevi” adını verdikleri araştırma projesi kapsamında Everest Dağı’nda 5 bin 200 ila 8 bin 800 metre irtifalarında 8 meteoroloji gözlem istasyonu kurmayı planlıyor. İstasyonlardan 4’ünün 7 bin metre irtifanın üzerinde olması hedefleniyor.
28 Nisan’da başlayan keşif görevine 16 araştırma grubu oluşturan 270’den fazla araştırmacı katılıyor.

Proje lideri Yao, Çin haber ajansı Xinhua’ya verdiği özel mülakatta, Everest Dağı’nın içinde yer aldığı Çinghay-Tibet Platosunun dünyanın en büyük nehirlerine kaynak olmasının yanı sıra “biyo-çeşitlilik açısından Dünya’nın bir minyatürü” niteliğinde olduğunu vurguladı.Dünyanın en yüksek noktası olan Everest Dağı’nın zirvesi, Çinli ve Nepalli bilim insanlarının 2020’de yaptıkları ortak çalışma sonunda 8 bin 848 metre 84 santimetre olarak ölçülmüştü.

KİTAP DAVASI KABUSA DÖNDÜ

HABER MERKEZİ

TÜRKİYE 15 GÜN SÜRE VERDİ
Kıbrıs’ın kuzeyinde diş hekimliği okuduktan sonra tam bursu olarak doktorasını tamamlayan Simge Alıcı, mezuniyetinin ardından Türkiye’deki güvenlik soruşturmasını geçerek kamu çalışanı olarak atandı ancak annesi ile birlikte tutuksuz yargılandığı ‘yasaklı kitap’ davasının bir türlü görülememesi yüzünden işe başlayamadı. Türkiye’de hekim kadrosuna alınan Alıcı’ya işe başlaması için 15 gün süre verildi.

YARGIÇ HASTA, 2 AY ERTELEME
Ülkede yasaklı kitap listesi olmamasına rağmen evinde bulunan kitaplar yüzünden tutuklanan ve ardından serbest bırakılan anne-kızın tüm belgelerine el konuldu. 25 Mart’ta görüşülmeye başlanacak olan dava, yargıcın hasta olması sebebiyle 6 Mayıs’a ertelenmişti. Bugün Kıbrıs’a konuşan Alıcı, “Bu ülkede yasaklı olan kitaplar değil, biziz. Yargılanmayı bekliyorum, Türkiye’ye gidip bana ihtiyacı olanlara yardım etmek için umutla bekliyorum” dedi.