Ramazan Ayı Dolayısıyla Üstel’den Anlamlı Mesaj





“Vatandaş izliyor; verilen mesajın iyi olması gerekir”
Meclis’teki gerilim ve tartışmaların kamuoyunda geniş yankı bulduğunu vurgulayan Oğuz, Meclis’i “ayna” olarak nitelendirdi. Oğuz, Meclis kürsüsünden verilen mesajların vatandaş tarafından yakından takip edildiğini, söylem ve davranışların topluma örnek teşkil ettiğini belirterek, parti ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerinin Meclis içtüzüğü ve kurallara riayet etmesi gerektiğini söyledi.
Oğuz, toplumda zaman zaman “Meclis’te bağırıp çağırıp sonra normal hayata dönülmesi” gibi görüntülere dönük eleştirilerin de oluştuğuna işaret ederek, siyaset kurumunun güvenilirliği açısından “çerçevenin dışına çıkmama” uyarısında bulundu. Meclis’in açılışının gecikmesi, oturum yönetimi ve tartışmaların seyrine ilişkin değerlendirmelerinde de Oğuz, “vatandaşa verilen mesaj”ın önemine vurgu yaptı.
Meclis’te “fiber protokol” gerilimi: “Ek protokole ihtiyaç kesin”
Programın ana gündem maddelerinden biri, Meclis’te ele alınan fiber optik altyapı protokolü yasa tasarısı oldu. Oğuz, protokol görüşmeleri sürerken yaşanan tartışmaların bir boyutunun da “ek protokol ihtiyacı” tartışması olduğunu ifade etti.
Oğuz, hükümetin ve ilgili tarafların daha önce de “ek protokole ihtiyaç olduğu” yönünde görüş belirttiğini; bu kapsamda görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Türk Telekom yetkilileriyle toplantılar yapıldığını, sürecin sürdüğünü kaydeden Oğuz, “Ek protokol şart” ifadesini kullandı.
Bakan Oğuz, Meclis’te yasaların tartışılmasının doğal olduğunu, muhalefetin de istemediği düzenlemelerde süreci uzatabildiğini; ancak tartışmaların “organize biçimde Meclis’in çalıştırılmaması” gibi bir noktaya evrilmesinin, vatandaş nezdinde “dün öyleydiniz bugün böyle” algısı doğurabildiğini savundu.
Fiber altyapı ve günlük hayata etkisi: “Bilişim çağında bu hizmeti hak ediyoruz”
Fiber altyapı tartışmasını, yalnızca teknik bir konu değil “ülkenin geleceği” açısından stratejik bir başlık olarak gördüğünü dile getiren Oğuz, internetin artık elektrik ve telefon gibi temel bir ihtiyaç haline geldiğini belirtti. Oğuz, günlük yaşamın dijitalleştiğine, internet kesintisinin dahi bireyleri psikolojik olarak etkilediğine dikkat çekerek, “Bilişim çağında hizmetin üst kalitede olması” gerektiğini vurguladı.
Oğuz’un değerlendirmesine göre, yapılacak altyapı hamlesi yalnızca daha hızlı internet anlamına gelmiyor; aynı zamanda teknoloji, bilimsel gelişme, rekabetçilik ve ekonomik kazanım başlıklarını da tetikleyebilecek bir zemin oluşturuyor. Oğuz, bu çerçevede “ülke insanının hak ettiği hizmeti alması gerektiğini” söyledi.
“10 yıllık işi 1-2 yıla çekmek ülkeye 8 yıl kazandırır”
Oğuz, mevcut imkânlarla altyapı geliştirme sürecinin uzun yıllara yayılabildiğini, ancak yeni bir yatırımla sürenin ciddi şekilde kısalabileceğini savundu. Konuyu bir örnek üzerinden anlatan Oğuz, “10 yıllık hizmeti 1-2 yıla çekmek… ülkeye 8 yıl kazandırır” dedi; bu kazanımın da ülkeyi “başka evrelere, başka gelişmelere” taşıyacağını ifade etti.
Bakan Oğuz, bu yaklaşımı “bağımlılık” tartışmalarının ötesinde, “alternatif yaratma” ve “ülkeye yatırım çekme” arayışı olarak değerlendirdi. “Formül geldiğinde istemeyiz” yaklaşımının ülkeye kazandırmayacağını savunan Oğuz, yönetenlerin “halkın ihtiyaç duyduğu gereksinimi sağlamak zorunda olduğunu” dile getirdi.
“Telekomünikasyon Dairesi stratejik kurum; yetki devri söz konusu değil”
Fiber protokolüne ilişkin eleştirilerin önemli bir kısmının, “yetki devri” endişesi üzerinden şekillendiğine dikkat çeken Oğuz, bu noktada net bir ifade kullandı: Telekomünikasyon Dairesi’nin yetkisinin alınması ya da devredilmesi söz konusu değil.
Telekomünikasyonun devlet açısından “stratejik” bir alan olduğunun altını çizen Oğuz, bunu elektrik gibi temel ve kritik kurumlarla birlikte değerlendirdi; devlet verilerinin güvenliği açısından da bu kurumların önemine işaret etti.
Oğuz, buna karşın protokolün bazı başlıklarında “daha detaylı netleştirme” ihtiyacı bulunduğunu, bunun da ek protokol ile sağlanacağını belirtti. Parti içinde de konunun değerlendirildiğini söyleyen Oğuz, ek protokol gerekliliğinin kabul gördüğünü ve görüşmelerin bu doğrultuda yürüdüğünü kaydetti.
“Peşkeş” tartışması: “Kurum bir kişinin özel mülkü değil”
Programda, kamuoyunda dile getirilen “peşkeş” eleştirileri de gündeme geldi. Oğuz, bu eleştirilerin “tekerleme” haline geldiğini savunarak, protokolün bir “kişiye” değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kurumu üzerinden yürütülen bir çalışma olduğuna dikkat çekti. Türk Telekom’un bir kişinin özel mülkü olmadığına vurgu yapan Oğuz, tartışmaların “yatırım ve hizmet” perspektifiyle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Oğuz, yatırım süreçlerinde karşılıklı şartların olmasının doğal olduğunu; “yatırım yap ama hiçbir şartın olmasın” yaklaşımının gerçekçi olmadığını söyledi. Hizmet alanın da hizmet verenin de şartları bulunduğunu belirten Oğuz, protokolün bu karşılıklı ilişki çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

KKTC Din İşleri Başkanlığı, Ramazan ayının yalnızca bir zaman dilimi olmadığını; ibadet şuurunun tazelendiği, sabır ve tevekkülün güçlendiği bir ay olduğunu vurguladı.
KKTC Din İşleri Başkanlığı Ramazan ayı nedeniyle tebrik mesajı yayımladı.
Mesajda, rahmet ve bereket mevsimine yeniden kavuşmanın heyecanı ve huzurunun yaşandığı belirtilerek, ilk teravih namazı ve ilk sahurla birlikte Ramazan ayına ulaşmanın mutluluğunun paylaşıldığı ifade edildi.
Kur’an-ı Kerim’in bu ayda nazil olmaya başlamasının Ramazan’ı daha da kıymetli kıldığı kaydedilen mesajda, Ramazan’ın tefekkür, şükür, sabır ve yardımlaşma ayı olduğuna işaret edildi; ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın ve paylaşma bilincinin artırılmasının önemine dikkat çekildi.
Mesajda ayrıca, bu manevi iklimde sadece bedenen değil; dil, kalp ve zihinle de arınmaya yönelmenin gerekliliği ifade edilerek, kırgınlıkların giderildiği, sevgi ve hoşgörünün yayıldığı bir Ramazan temennisinde bulunuldu.
Türk milletinin ve tüm İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’i tebrik edilen mesajda , Ramazan ayının başta mazlum coğrafyalar olmak üzere tüm insanlığa huzur, barış ve adalet getirmesi dilendi.



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkan Vekili Sunat Atun, Fiber Optik Protokolü’nün görüşüldüğü Cumhuriyet Meclis Genel Kurulu oturumunun kapatılmasına tepki gösterdi.
Atun, oturumun kapatılmasına sebebiyet veren Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) anti-demokratik bir tavır sergilediğini ifade ederek, “Yine klasik bir CTP senaryosu izledik.” dedi.
Meclis çalışmalarının bu şekilde engellenmesinin Meclis’in asayişine ve ülke demokrasisine zarar verdiğini kaydeden Atun, kaybedilen zamanın ülkeye bir yararı olmayacağını söyledi, pazartesi günü protokolün yeniden gündemde olacağını belirtti.
– “CTP, bu davranışları alışkanlık haline getirdi”
Atun, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) oturumun kapatılmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, 19 saat süren bileşimin muhalefetin denetim görevi çerçevesinde “doğal” olduğunu ve hükümet ve UBP Grubu olarak bu süreci İçtüzük’ün öngördüğü kurallar çerçevesinde yürüttüklerini ifade etti.
Ancak oturumun sonunda CTP’nin tavrının “son derece anti-demokratik” olduğunu söyleyen Atun, bu tavırları CTP’nin alışkanlık haline getirdiğini savunarak, daha önce Meclis Başkanlığı oylama süreçlerinde de benzer olayların yaşandığını kaydetti; “Kendileri istediklerinde demokratik teamüllerin dışına çıkabiliyorlar, asayişi bozmaktan çekinmiyorlar.” dedi.
– Meclis tarihinde görülmedik bir olaya imza attılar”
“Bugün CTP’nin Meclis tarihinde görülmedik bir olaya imza attığını” belirten Atun, CTP’nin Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in Cumhurbaşkanı’na vekalet etmesi nedeniyle oturumun kendi vekilleri olan Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe tarafından yönetilmesini fırsat bilerek, “demokratik tahammüllere aykırı bir senaryo uyguladığını” söyledi; “Yine klasik bir CTP senaryosu izledik.” dedi.
CTP’nin, hükümetin protokolün onaylanması için gerekli vekil sayısına sahip olduğunu anlamasının ardından “hiç yakışmayacak şekilde” iç tüzüğün ihlal edildiğini ve kendi ihlalleri gerekçesiyle oturumu kapattıklarını söyleyen Atun, hükümetin oturum boyunca “yapıcı” bir tutum sergilediğini ve uzun konuşmaları sabırla dinlediklerini dile getirerek, muhalefetin de İçtüzük çerçevesinde sürecin devamını sağlaması gerektiğini kaydetti.
Günün sonunda milletvekillerinin halka karşı sorumlu olduğunu söyleyen Atun, seçmenin milletvekillerinden yasalar ve İçtüzük kuralları çerçevesinde hareket etmelerini beklediğini, ancak “CTP’nin her zaman olduğu gibi Meclis’i çalıştırmamayı önceliklendirdiğini” savundu.
– “İradeye saygı göstermeyip, demokratik tüm teamülleri katleder bir şekilde oturumu kapatmak onlara yakışmadı”
Bileşimin kapatılmasına gerekçe olarak gösterilen olayla ilgili de konuşan Atun, bunun yerine oturumu yöneten Meclis Başkan Yardımcısı’nın bileşimi kapatmak yerine bayrak asan milletvekilini uyarabileceğini savundu. Atun, bunun yanında, Başkan Yardımcısı’nın Meclis İdare Amiri’nden bayrağın alınmasını isteyebileceğini ya da oturuma ara vererek süreci yatıştırabileceğini, ancak bunları tercih etmediğini söyledi.
Atun, meclis çalışmalarının bu şekilde engellenmesinin meclisin asayişine ve ülke demokrasisine zarar verdiğini vurguladı ve şunları kaydetti:
“Bugün halk Ulusal Birlik Partisi’ne oy vermişse, UBP ve koalisyon ortaklarını iktidara taşımışsa buna saygı gösterilmesi gerekiyor. İradeye saygı göstermeyip, demokratik tüm teamülleri katleder bir şekilde oturumu kapatmak onlara yakışmadı. Ancak bu onların kendilerine yakıştırdığı bir durum.
Bundan sonra muhalefet oylama yapılmasının önüne geçebilmek için her türlü anarşik yöntemi mi deneyecek? Demokrasi ve hoşgörünün en önemli özelliklerinin olan Kıbrıs Türk halkında yeni bir kültür mü doğuyor?”
– “Onay anlaşmasında değişiklik yapılamaz… Ya kabul edilir ya reddedilir”
Fiber Optik Protokolü’nün bir “onay yasası” olarak Meclis gündeminde olduğunu hatırlatan Atun, uluslararası anlaşmaların onay sürecinde maddelerinde değişiklik yapılamadığını, anlaşmanın “ya kabul ya reddedildiğini” ifade etti. Atun, hükümetin imza koyduğu bu protokolün onayının da Meclis’te demokrasi kuralları içinde oylanarak tamamlanacağını söyledi.
Muhalefetin bileşimi kapatarak “zaman kazanmaya” çalıştığını öne süren Atun, bunun ülkeye bir şey kazandırmayacağını savundu. Atun, anayasal ya da hukuki itiraz gerekçesi bulunduğu düşünülüyorsa, bunun için anayasa ve hukuk çerçevesinde itiraz yolunun açık olduğunu kaydetti.
Atun, Fiber Optik Protokolü’nün pazartesi günü yeniden gündeme geleceğini de belirterek, “Halk bizi bu nedenle seçti. Görevimizi yapacağız.” dedi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkan Vekili Sunat Atun, Fiber Optik Protokolü’nün görüşüldüğü Cumhuriyet Meclis Genel Kurulu oturumunun kapatılmasına tepki gösterdi.
Atun, oturumun kapatılmasına sebebiyet veren Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) anti-demokratik bir tavır sergilediğini ifade ederek, “Yine klasik bir CTP senaryosu izledik.” dedi.
Meclis çalışmalarının bu şekilde engellenmesinin Meclis’in asayişine ve ülke demokrasisine zarar verdiğini kaydeden Atun, kaybedilen zamanın ülkeye bir yararı olmayacağını söyledi, pazartesi günü protokolün yeniden gündemde olacağını belirtti.
“CTP, BU DAVRANIŞLARI ALIŞKANLIK HALİNE GETİRDİ”
Atun, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) oturumun kapatılmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, 19 saat süren bileşimin muhalefetin denetim görevi çerçevesinde “doğal” olduğunu ve hükümet ve UBP Grubu olarak bu süreci İçtüzük’ün öngördüğü kurallar çerçevesinde yürüttüklerini ifade etti.
Ancak oturumun sonunda CTP’nin tavrının “son derece anti-demokratik” olduğunu söyleyen Atun, bu tavırları CTP’nin alışkanlık haline getirdiğini savunarak, daha önce Meclis Başkanlığı oylama süreçlerinde de benzer olayların yaşandığını kaydetti; “Kendileri istediklerinde demokratik teamüllerin dışına çıkabiliyorlar, asayişi bozmaktan çekinmiyorlar.” dedi.
MECLİS TARİHİNDE GÖRÜLMEDİK BİR OLAYA İMZA ATTILAR”
“Bugün CTP’nin Meclis tarihinde görülmedik bir olaya imza attığını” belirten Atun, CTP’nin Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in Cumhurbaşkanı’na vekalet etmesi nedeniyle oturumun kendi vekilleri olan Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe tarafından yönetilmesini fırsat bilerek, “demokratik tahammüllere aykırı bir senaryo uyguladığını” söyledi; “Yine klasik bir CTP senaryosu izledik.” dedi.
CTP’nin, hükümetin protokolün onaylanması için gerekli vekil sayısına sahip olduğunu anlamasının ardından “hiç yakışmayacak şekilde” iç tüzüğün ihlal edildiğini ve kendi ihlalleri gerekçesiyle oturumu kapattıklarını söyleyen Atun, hükümetin oturum boyunca “yapıcı” bir tutum sergilediğini ve uzun konuşmaları sabırla dinlediklerini dile getirerek, muhalefetin de İçtüzük çerçevesinde sürecin devamını sağlaması gerektiğini kaydetti.
Günün sonunda milletvekillerinin halka karşı sorumlu olduğunu söyleyen Atun, seçmenin milletvekillerinden yasalar ve İçtüzük kuralları çerçevesinde hareket etmelerini beklediğini, ancak “CTP’nin her zaman olduğu gibi Meclis’i çalıştırmamayı önceliklendirdiğini” savundu.
“İRADEYE SAYGI GÖSTERMEYİP, DEMOKRATİK TÜM TEAMÜLLERİ KATLEDER BİR ŞEKİLDE OTURUMU KAPATMAK ONLARA YAKIŞMADI”
Bileşimin kapatılmasına gerekçe olarak gösterilen olayla ilgili de konuşan Atun, bunun yerine oturumu yöneten Meclis Başkan Yardımcısı’nın bileşimi kapatmak yerine bayrak asan milletvekilini uyarabileceğini savundu. Atun, bunun yanında, Başkan Yardımcısı’nın Meclis İdare Amiri’nden bayrağın alınmasını isteyebileceğini ya da oturuma ara vererek süreci yatıştırabileceğini, ancak bunları tercih etmediğini söyledi.
Atun, meclis çalışmalarının bu şekilde engellenmesinin meclisin asayişine ve ülke demokrasisine zarar verdiğini vurguladı ve şunları kaydetti:
“Bugün halk Ulusal Birlik Partisi’ne oy vermişse, UBP ve koalisyon ortaklarını iktidara taşımışsa buna saygı gösterilmesi gerekiyor. İradeye saygı göstermeyip, demokratik tüm teamülleri katleder bir şekilde oturumu kapatmak onlara yakışmadı. Ancak bu onların kendilerine yakıştırdığı bir durum.
Bundan sonra muhalefet oylama yapılmasının önüne geçebilmek için her türlü anarşik yöntemi mi deneyecek? Demokrasi ve hoşgörünün en önemli özelliklerinin olan Kıbrıs Türk halkında yeni bir kültür mü doğuyor?”
“ONAY ANLAŞMASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILAMAZ… YA KABUL EDİLİR YA REDDEDİLİR”
Fiber Optik Protokolü’nün bir “onay yasası” olarak Meclis gündeminde olduğunu hatırlatan Atun, uluslararası anlaşmaların onay sürecinde maddelerinde değişiklik yapılamadığını, anlaşmanın “ya kabul ya reddedildiğini” ifade etti. Atun, hükümetin imza koyduğu bu protokolün onayının da Meclis’te demokrasi kuralları içinde oylanarak tamamlanacağını söyledi.
Muhalefetin bileşimi kapatarak “zaman kazanmaya” çalıştığını öne süren Atun, bunun ülkeye bir şey kazandırmayacağını savundu. Atun, anayasal ya da hukuki itiraz gerekçesi bulunduğu düşünülüyorsa, bunun için anayasa ve hukuk çerçevesinde itiraz yolunun açık olduğunu kaydetti.
Atun, Fiber Optik Protokolü’nün pazartesi günü yeniden gündeme geleceğini de belirterek, “Halk bizi bu nedenle seçti. Görevimizi yapacağız.” dedi.

Hükümetimiz, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda son iki gündür yaşanan gelişmelere ilişkin aşağıdaki açıklamayı yapma gereği duymuştur.
Bilindiği üzere Meclisimiz, fiber optik protokolü onay yasasını görüşmek üzere iki gündür 18 saati aşkın bir süre boyunca çalışmalarını hükümetin yeterli nisabı ile sürdürmüştür.
Bu süreç boyunca hükümetimiz, büyük bir sabır ve olgunlukla görüşülen konulara yönelik tüm eleştirileri dinlemiş, not etmiş ve değerlendirmiştir. Demokratik tartışma zemininin korunması adına gereken her türlü hassasiyet de gösterilmiştir.
Ancak demokratik olgunlukla tartışma yürütmek yerine, fikirsel mücadeleyi Meclis İç Tüzüğü’nü zorlayarak ve ihlal ederek sürdürmeyi tercih eden bir ana muhalefet partisi anlayışla karşı karşıya kalınmıştır.
Başından itibaren planlı bir şekilde, İç Tüzük’e aykırı olduğu bilinmesine rağmen; Meclis Başkanının Cumhurbaşkanına vekalet etmesini fırsat bilen CTp, grup başkan vekilleri aracılığıyla Meclis kürsüsüne siyah bayrak astırmış ve bunun akabinde meclis başkanına verilen talimatla ara verilmesi gereken oturum planlı şekilde kapattırılmıştır.
Bu girişim, Meclis tarihine kara bir leke olarak geçecek niteliktedir.
Hükümet olarak yeterli nisap mevcutken, Meclis’in açık kalması ve çalışmaların sürdürülmesi yönünde açık bir irade ortaya koymamıza rağmen, Genel Kurul pazartesi gününe kadar tatil edilmiştir.
Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bugün Meclis’i kapatmak ve çalıştırmamak adına en az üç kez girişimde bulunduğu kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşmiştir..
Meclis iç tüzüğünü ayaklar altına alınan bu anti demokratik tavrı, kınıyoruz. Bu durum, asla demokratik teamüllerle bağdaşmamaktadır.
Hükümetimiz, Meclis’in çalışmasından, yasaların demokratik zemin içinde tartışılmasından ve kararların hukuk çerçevesinde alınmasından yanadır.
Ancak Meclis’i çalıştırmamak adına bilinçli şekilde yapılan İç Tüzük ihlallerini kabul etmemiz mümkün değildir.

Bakanlar Kurulu, Ercan Havalimanı Hava Trafik Şube Amirliği’nde başlatılan grevin 60 gün süreyle ertelenmesini kararlaştırdı. Karar, Resmî Gazete’de yayımlandı.
Kararda, grevin kamu güvenliği ve kamu hizmetlerinin sürekliliği açısından sakınca oluşturduğu belirtildi. Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası’nın ilgili maddeleri uyarınca alınan kararla, Sivil Havacılık Hizmetleri ile Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası’nın Ercan Havalimanı’ndaki tüm birimlerde başlattığı grev 17 Şubat 2026 tarihinden itibaren ertelendi.


Serbest piyasada Amerikan Doları 43,73 TL, Euro 51,82 TL, İngiliz Sterlini ise 59,55 TL’den işlem görüyor.
Saat 08.48 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,71 TL, satış fiyatı 43,73 TL.
Euro’nun alış fiyatı 51,80 TL, satış fiyatı 51,84 TL, İngiliz Sterlini ise 59,53 TL’den alınıp 59,57 TL’den satılıyor.

Meteoroloji Dairesi, KKTC’nin bugünden itibaren alçak basınç sistemiyle serin ve nemli havanın etkisi altında kalacağını, bugün ve Çarşamba günleri ise üst atmosferdeki soğuk havanın yağışlara neden olacağını bildirdi.
Meteoroloji Dairesi’nin haftalık değerlendirmesine göre, hafta genelinde parçalı bulutlu bir hava hakim olacak; yarın ve çarşamba günü sağanak ve gök gürültülü sağanaklar görülecek. Haftanın ilerleyen günlerinde hava parçalı ve az bulutlu seyredecek.
En yüksek hava sıcaklığı iç kesimler ve sahillerde 19–21, çarşamba ve perşembe günü ise 16–18 derece santigrat dolaylarında olacak.
Rüzgâr, periyodun ilk günlerinde güney ve batı yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli; Çarşamba günü yer yer fırtına şeklinde; diğer günlerde ise kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esecek.

ARIKLI HÜKÜMET ADINA CTP’YE SORDU
2015 yılında, İsmet Akim’in Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dönemde Sayıştayı hangi gerekçeyle kuruma sokmadınız?
Kamu adına yapılması gereken mali denetimi neden yaptırmadınız?
Bu soruların açık ve net şekilde yanıtlanmasını bekliyoruz.

Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK), yemlik arpanın 18 Şubat Çarşamba günü ülkeye ulaşmasının beklendiğini açıkladı.
TÜK Açıklaması şöyle:
“Kurumumuz tarafından yürütülen yemlik arpa temin çalışmaları kapsamında 05/02/2026 tarihinde ödemesi gerçekleştirilmiş olan yemlik arpa alımına ilişkin süreçte, Kurumumuzun kontrolü dışında gelişen olumsuz hava koşulları nedeniyle bazı gecikmeler yaşanmıştır. Özellikle son dönemde etkili olan yoğun yağışlar, fırtına ve buna bağlı olarak gemi seferlerinde meydana gelen aksamalar, tedarik sürecini olumsuz yönde etkilemiştir.
Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile Toprak Ürünleri Kurumu tarafından sürecin en kısa sürede tamamlanması amacıyla gerekli tüm girişimler ivedilikle başlatılmış, ilgili firma ve taşıyıcılarla sürekli temas halinde olunmuştur. Yapılan yoğun çalışmalar ve koordinasyon sonucunda tedarik sürecindeki aksaklıklar giderilmiş ve sorunlar büyük ölçüde aşılmıştır.
Bu kapsamda, yemlik arpanın 18/02/2026 Çarşamba günü ülkemize ulaşması planlanmakta olup, limana varışın ardından gerekli gümrük, kontrol ve dağıtım işlemleri de hızla tamamlanarak ürünlerin üreticilerimize ve sektör paydaşlarımıza ulaştırılması sağlanacaktır.”

Başbakan Ünal Üstel, Fiber Optik Yasası üzerinden muhalefete sert sözlerle yüklendi. Yasanın bir “onay yasası” olmadığını vurgulayan Üstel, bunun ülke için yeni bir çağın başlangıcı niteliğinde stratejik bir adım olduğunu söyledi.
“Fiber Optik Yasası sadece bir onay yasası değil; ülkemizde yeni bir çığır açacak stratejik bir adımdır. Bu projeyi Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte, ülkemizin geleceği için hayata geçiriyoruz” diyen Üstel, dijital altyapının güçlendirilmesinin gençlerin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Başbakan, “Gençlerimizin önünü açmak ve adamızı dijital çağa taşımak için hızlı interneti halkımıza kazandırıyoruz. Hükümet ortaklarımızla bu çerçevenin arkasındayız; bu projeyi mutlaka hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.
“CTP Yine Toptan Reddeden Tutumda”
Muhalefetin büyük projelere sistematik biçimde karşı çıktığını savunan Üstel, geçmişteki su projesini hatırlattı:
“Bugün bu ülkede susuzluk çekilmiyorsa, Türkiye ile imzaladığımız ve CTP’nin yine karşı olduğu su projesi sayesindedir.”
Belediyeler Reformuna da CTP Karşı Çıkmıştı
Başbakan, belediyeler reformuna da değinerek muhalefetin o dönemdeki tutumunu eleştirdi:
“Bugün belediyelerimiz daha güçlü ve daha etkin hizmet veriyorsa, bu sabahlara kadar savunduğumuz ve CTP’nin karşı çıktığı reform sayesindedir.”
Üstel, hükümetin temel önceliğinin hizmet olduğunu belirterek, hukuka olan bağlılığın altını çizdi:
“Burası bir hukuk devletidir; hukuka da adalete de inancımız tamdır.”
Son olarak, hükümet ortakları olan Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi adına konuşan Üstel, “Tek hedefimiz halka hizmettir” mesajını verdi.
“Meclis’e de Cumhurbaşkanlığı’na da CTP Karşı Çıktı”
Üstel, açıklamasının sonunda CTP’nin yalnızca projelere değil, geçmişte devletin temel kurumlarına ilişkin adımlara da karşı çıktığını savundu. “Yeni Meclis’e de Cumhurbaşkanlığı yapımına da karşı çıktılar. Ancak biz her zaman millet iradesinin ve devletimizin kurumsal yapısının yanında olduk” diyen Üstel, hükümetin kararlılıkla yoluna devam edeceğini ifade etti.
“Biz polemik üretmeye değil, eser üretmeye geldik. Engellemelere rağmen ülkemizin geleceği için çalışmayı sürdürecek; halkımıza verdiğimiz sözleri birer birer yerine getireceğiz” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Başbakan Ünal Üstel, Fiber Optik Yasası üzerinden muhalefete sert sözlerle yüklendi. Yasanın bir “onay yasası” olmadığını vurgulayan Üstel, bunun ülke için yeni bir çağın başlangıcı niteliğinde stratejik bir adım olduğunu söyledi.
“Fiber Optik Yasası sadece bir onay yasası değil; ülkemizde yeni bir çığır açacak stratejik bir adımdır. Bu projeyi Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte, ülkemizin geleceği için hayata geçiriyoruz” diyen Üstel, dijital altyapının güçlendirilmesinin gençlerin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Başbakan, “Gençlerimizin önünü açmak ve adamızı dijital çağa taşımak için hızlı interneti halkımıza kazandırıyoruz. Hükümet ortaklarımızla bu çerçevenin arkasındayız; bu projeyi mutlaka hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.
“CTP Yine Toptan Reddeden Tutumda”
Muhalefetin büyük projelere sistematik biçimde karşı çıktığını savunan Üstel, geçmişteki su projesini hatırlattı:
“Bugün bu ülkede susuzluk çekilmiyorsa, Türkiye ile imzaladığımız ve CTP’nin yine karşı olduğu su projesi sayesindedir.”
Belediyeler Reformuna da CTP Karşı Çıkmıştı
Başbakan, belediyeler reformuna da değinerek muhalefetin o dönemdeki tutumunu eleştirdi:
“Bugün belediyelerimiz daha güçlü ve daha etkin hizmet veriyorsa, bu sabahlara kadar savunduğumuz ve CTP’nin karşı çıktığı reform sayesindedir.”
Üstel, hükümetin temel önceliğinin hizmet olduğunu belirterek, hukuka olan bağlılığın altını çizdi:
“Burası bir hukuk devletidir; hukuka da adalete de inancımız tamdır.”
Son olarak, hükümet ortakları olan Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi adına konuşan Üstel, “Tek hedefimiz halka hizmettir” mesajını verdi.
“Meclis’e de Cumhurbaşkanlığı’na da CTP Karşı Çıktı”
Üstel, açıklamasının sonunda CTP’nin yalnızca projelere değil, geçmişte devletin temel kurumlarına ilişkin adımlara da karşı çıktığını savundu. “Yeni Meclis’e de Cumhurbaşkanlığı yapımına da karşı çıktılar. Ancak biz her zaman millet iradesinin ve devletimizin kurumsal yapısının yanında olduk” diyen Üstel, hükümetin kararlılıkla yoluna devam edeceğini ifade etti.
“Biz polemik üretmeye değil, eser üretmeye geldik. Engellemelere rağmen ülkemizin geleceği için çalışmayı sürdürecek; halkımıza verdiğimiz sözleri birer birer yerine getireceğiz” sözleriyle açıklamasını tamamladı.


Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Dış Basın Birliği’nin 34. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, birliğin ülkenin uluslararası görünürlüğüne sağladığı katkılara dikkat çekti.
Dinçyürek mesajında, Dış Basın Birliği’nin yalnızca bir meslek örgütü olmadığını, aynı zamanda ülkenin sesi ve hafızası niteliğinde önemli bir misyon üstlendiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:
“ Dış Basın Birliği’nin yıllardır sürdürdüğü özverili çalışmalar, ülkemizin uluslararası platformlarda doğru ve etkin şekilde temsil edilmesine büyük katkı sağlamaktadır. Birliğimiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklı sesini dünyaya duyuran önemli iletişim köprülerinden biridir.
34 yıldır kararlılıkla sürdürülen bu görev, KKTC’nin uluslararası alandaki görünürlüğünü pekiştiren son derece önemli bir katkı niteliğindedir.
Bu anlamlı yıl dönümünde, Dış Basın Birliği yönetimini ve tüm üyelerini tebrik ediyor; çalışmalarında başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Piyangolar Birimi tarafından gerçekleştirilen 15 Şubat 2026 tarihli Devlet Piyangosu çekildi. Çekilişte 3 Milyon TL’lik büyük ikramiye “02553” numaralı bilete isabet ederek devretti.
8 Mart çekilişinde büyük ikramiye 6 Milyon TL
8 Mart 2026 tarihinde gerçekleşecek olan bir sonraki çekilişte büyük ikramiye 6 Milyon TL olacak. Çıkana kadar çekiliş konseptli çekilişin bilet fiyatı 300 TL olarak, 16 Şubat 2025 Pazartesi tarihinden itibaren satışa sunulacak.
Resmi sitemizden biletlerinizi kontrol etmeden atmayınız
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Spor Dairesi Piyangolar Birimi’nin resmi web sitesi olan piyangolar.gov.ct.tr adresinden tüm çekiliş sonuçlarına ve güncel haberlere ulaşabilirsiniz. Resmi adresimizden biletlerinizi kontrol etmeden atmayınız.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, küçükbaş süt fiyatlarında yapılan düzenlemeye ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada bakanlığın üreticilerin talepleri doğrultusunda her türlü öneriyi dikkate alarak desteklemeye devam edeceği vurgulandı.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Küçükbaş Hayvan Üreticilerine yönelik destek konusunda açıklama yaptı.
Açıklamada Bakanlığın tüm üretici kesimler ile ayırım gözetmeksizin iletişim içinde olmayı ön planda tuttuğu ve katılımcı işbirliğinden yana olduğu ancak, murat edilen istişare ortamının Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği yöneticileri tarafından sabote edildiği kaydedildi.
“Bakanlığımız üreticilerimizin talepleri doğrultusunda her türlü öneriyi dikkate alarak desteklemeye devam edecektir” denilen açıklamada Başbakan Ünal Üstel ve hükümetin tam desteği ile Tarım sektörünü desteklemeye devam edeceği vurgulandı.
Süt Fiyatlarının 1 Ocak 2026 itibarı ile güncellendiği, Küçükbaş süt fiyatlarının da, süt üzerinden verilen destek miktarının da artırıldığı belirtilerek detaylı tablonun paylaşıldığı açıklamada, Küçükbaş Hayvan başı verilen Kulak Parası desteğinin 2026 yılı için hayvan başına 2500 TL olarak belirlendiği ve her yıl olduğu gibi 2 defada ödeneceği aktarıldı.
Küçükbaş Hayvan Üreticilerinin maliyetlerini düşürmek ve üretime destek vermek amacı ile Hibe arpa desteği verilmesinin de kararlaştırıldığı kaydedilen Tarım Bakanlığı açıklamasında şu ifadelere yer verildi;
“31 Ocak 2026 tarihinde sona eren Küçükbaş faiz destekli yani faizsiz kredili yemlik arpa verilmesi, arpa tedarikinde yaşanan gecikme de dikkate alınarak teslim alma süresi 28 Şubat 2026 tarihine kadar uzatılmış böylelikle üreticilerin hakedişlerine göre arpa alımları garanti altına alınmıştır. Yine Faizsiz kredili yemlik arpa geri ödemeleri 31 Nisan 2026’dan 31 Mayıs 2026 tarihine kadar uzatılmıştır.
İthal Edilen Damızlık Küçükbaş hayvanlara Hayvan başı destek ödemesi
bilindiği üzere Küçükbaş Hayvan Destek ödemeleri (Kulak Parası) dönemsel hayvan varlığı üzerinden ve anaç (12 aylık ve üzeri) hayvanlara ödenmektedir. İthal edilen Küçükbaş hayvanların yaşları ve beyan tarihi 31 Aralık 2025 veya uzatılmış şekli ile 31 Ocak 2026 tarihi itibarı ile ödemeye esas teşkil eden 12 aylık yaş sınırını bulmamaktadır. Bu bakımdan bahsekonu ithal Damızlık küçükbaşlar için Hayvan başı destek ödemesi Haziran ayı beyanlarından itibaren yaşlarının ödemeye esas teşkil etmesini mütekip ödenecektir. Bu uygulamanın ithal edilen hayvanlara uygulanması mevcut sistemde sıkıntılar doğuracağı gibi üreticilerimiz arasında da haksızlığa sebebiyet verebilecek bir uygulama olduğundan, bundan kaçınılmıştır.”
Tarım ve Doğal Kaynaklar bakanlığının üretime ve üreticilere her zaman olduğu gibi destek vermeye devam edeceği vurgulanan açıklamada gerginlik yaratacak ve/veya Bakanlık ve bürokratlarına asılsız itham ve suçlamalar ile itibarsızlaştırılmasına müsamaha gösterilmeyeceği kaydedildi.

Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD), lise öğrencilerine yönelik üç günlük Atölyeler Haftası yıl da lise öğrencilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirdi.
ARUCAD’dan verilen bilgiye göre, sömestr tatilinde gelenekselleşen ve gençlerin yeteneklerini keşfedip geliştirebilecekleri deneyim imkanı bulduğu etkinlik kapsamında 11 kurs ve 12 atölye çalışması yapıldı. Üç günlük programın sonunda kurslara düzenli katılım gösteren öğrencilere sertifikaları takdim edildi.

Başbakan Ünal Üstel, İskele bölgesinde yer alan Zehra Çırakoğlu Civisil Stadı ile Şehit Eren Bülbül Stadı’nda incelemelerde bulunarak açıklamalarda bulundu.
Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması:
Sevgili kardeşlerim,
Bu hafta sonu İskele’deydik. Zehra Çırakoğlu Civisil Stadı ile Şehit Eren Bülbül Stadı’nda incelemelerde bulunduk, son durum hakkında yetkililerden bilgi aldık. Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyorum:
20 yıldır biriken sorunları, yarım kalan projeleri tek tek çözerek ilerliyoruz.
Civisil Stadı’nı adeta baştan yarattık. Altyapısıyla, zeminiyle, donanımıyla yepyeni bir spor sahasını gençliğimize ve sporseverlere kazandırdık. Şehit Eren Bülbül Stadı çağın ihtiyaçlarına uygun hale geldi.
Çünkü gençlerimizin modern ve güvenli spor alanlarında faaliyet göstermesi bizim için bir sorumluluktur.
Bu yatırımlarla İskele’de 20 yıllık saha sorununu da çözmüş olduk. Yalnızca İskele’de değil; adanın her köşesinde spor yatırımlarımız devam ediyor. Özetle, İstikrar sürüyor, sporun da yüzü gülüyor.
Sevgili kardeşlerim,
Son dört yıllık süre içerisinde spor yatırımlarının yanında gençlerimize yönelik çok sayıda projeyi de hayata geçirdik.
Gençlerimizin, Ev sahibi olabilmesi, İş sahibi olabilmesi, Yatırım yapabilecek arsalara erişebilmesi, Kendi evlerini yapabilmesi ya da satın alabilmesi veya iş kurmaları adına tarihi kredi paketlerini de devreye koyduk.
Gençlerimize yalnızca söz vermedik; imkan sunduk, kapı açtık, yol açtık.
Diğer yandan Eğitimde de tarihimizin en büyük seferberliğini başlattık. Okullar yapmaya devam ediyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük okul yenileme ve güçlendirme projeleri yine bu dönemde başlatıldı ve devam ediyor.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin güvenli okullarda eğitim alması için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Yarım bırakmadan ilerliyoruz. Çünkü siyasi istikrar var. İstikrar sürüyor, yatırımlar tamamlanıyor.
Spor yatırımlarında da tarihi bir dönüşüm yaşıyoruz. Göreve geldiğimizde yaklaşık 30 milyon TL civarında olan spor bütçesini bu yıl 1 milyar TL’nin üzerine çıkarıyoruz.
Bizim hükümet dönemimizde ülkemiz tesisleşmede en güçlü dönemini yaşıyor. Yeni sahalar, yeni kapalı salonlar, modern altyapılar birer birer hayata geçiyor.
Ve buradan yeni bir yatırımı daha sizlere hatırlatmak istiyorum:
Lefkoşa’ya yeni bir kapalı spor salonu ve yeni, modern bir stadyum projesini başlatıyoruz.
Değerli kardeşlerim;
Biz hiçbir sorunu halı altına süpürmüyoruz. Yarım kalanı yarım bırakmıyoruz. Başladığımızı da bitiriyoruz. Mazeret değil çare üretiyoruz. Kaynak buluyoruz, kaynak yaratıyoruz.
Bazen kendi imkanlarımızla, bazen de Türkiye Cumhuriyeti ile imzaladığımız mali iş birliği protokolleri kapsamında projelerimizi hayata geçiriyoruz. Yatırımlarımıza büyük destek veren Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Lefkoşa Büyükelçiliğimize ve KEİ Ofis’e de teşekkür ediyorum.
Amacımız nettir: Gençlerimizin daha güçlü, daha donanımlı, daha umutlu bir geleceğe taşımak.
İstikrarla yola devam ediyoruz.
İstikrar sürüyor, sporun yüzü gülüyor. İstikrar sürüyor, yatırımlar tamamlanıyor.
Bu vesileyle, Zehra Çırakoğlu Civisil Stadı’nın ve Şehit Eren Bülbül Stadı’nın İskele’ye ve tüm Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hayırlı olmasını diliyorum.
Gençlerimizin yanında olmaya, onların geleceğine yatırım yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Türkiye tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) armağan edilen Millet Camisi’nde ramazan hazırlıkları tamamlandı.
Yakın zamanda ibadete açılan Millet Camisi, ramazanda teravih namazları ve mukabeleler ile Müslümanları ağırlayacak.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sınırında bulunan Millet Camisi, Türk İslam geleneğinden ilham alınan mimarisi, 2 bin 250 kişilik kapasitesi ve ihtişamıyla Lefkoşa’nın yeni sembolü olmaya aday.
KKTC Din İşleri Başkanı Hakan Moral, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, “KKTC’den, Ramazan-ı Şerif ayı öncesi yeni cami olan Millet Camimizde bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle tüm halkımızın, tüm İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’inin hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi, Cumhuriyet Meclisi, Yüksek Mahkeme, Millet Bahçesi ve içerisinde bulunan Millet Camisi’nin açıldığını hatırlatan Moral, “Ramazan-ı Şerif ayında Kıbrıs Adası’nda tüm camilerimizin hazır olduğu gibi Millet Camimiz de hazır. İçerisinde teravih namazlarıyla, ramazana has mukabeleleriyle inşallah bu görevi ifa etmeye çalışacağız.” diye konuştu.
Moral, ramazan ayının bir anlamda da “gönül imarı” olması gerektiğine işaret ederek “Bu anlamda da inşallah halkımızı bu gönül imarına, Ramazan-ı Şerif’i bir mektep olarak düşündüğümüz zaman, bütün camilerimizde olduğu gibi, Lefkoşa Metehan sınır bölgesinde bulunan Millet Camimize bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Camilerin “mühür” anlamı taşıdığını vurgulayan Moral, “Bir beldenin, İslam beldesi olduğu anlamını taşıdığı için sınır bölgesinde olması da hassas bir konu. Güney Rum kesiminden gelen ziyaretçilerimiz, turistlerimizin ilk karşılaştığı cami. Minareleriyle, heybetiyle bize bunu andırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Moral, Türkiye’ye teşekkür ederek “Devlet büyüklerimize, Türkiye devletimize, milletimize Allah zeval vermesin diye dua ediyoruz.” dedi.
“Nasıl İstanbul’a gidildiği zaman Sultanahmet’te, Ayasofya’da namaz kılma ihtiyacımız sadece namazdan ibaret değil, oranın ihtişamını, İslam’ın mührünü, İslam’ın sağlam bir beldesi olduğunu ifade ediyor, o duyguları bizi depreştiriyorsa aynı burası da böyle.” ifadesini kullanan Moral, caminin her açıdan modern sistemlerle hizmete hazırlandığına işaret etti.
Moral, camilerin bütün insanları veya Müslümanları bir araya toplayan, “cem eden” anlamını taşıdığı için İslam’da bir prensip olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Peygamberimizin bir işaret buyurduğu nokta var ki, bizi yakinen çok ilgilendiriyor; toplulukta rahmet vardır. Evde kılacağımız namazla, evde yapacağımız duayla, şuradaki birliktelikten, cemaatten, beraber oluştan alacağımız hisse, sevap ölçülemez. O anlamda biz inşallah bu güzel ortamda, modern bir ortamda da bu güzelliği, bereketi Ramazan-ı Şerif ayıyla beraber başlatıp devam ettirmek ve yaşamak istiyoruz.”

Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) işbirliğinde Diyarbakır’da acenteler toplantısı yapıldı. Etkinliğe Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da katılarak acentelerle bir araya geldi.
Bakanlıktan verilen bilgiye göre, bu çerçevede, KKTC’den giden acenteler ile Diyarbakır bölgesinde faaliyet gösteren acentelerin ortak çalışma fırsatı yaratılması ve 2026 dönemi için karşılıklı işbirliği yapılması hedefleniyor.
Karşılıklı kültür turlarının artırılması için yapılan bu etkinlik çerçevesinde Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, beraberinde; Mersin Turizm Koordinatörü Kazım Türkkan, KITSAB Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Akançay, KITSAB Asbaşkanı Doğan Yalkı, TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, TÜRSAB Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Akyıl ile birlikte Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu’nu ziyaret etti.
Ziyarette, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki kardeşlik bağlarının turizm başta olmak üzere her alanda güçlendirilmesi için istişarelerde bulunuldu.
-Ataoğlu
Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Diyarbakır’da yaptığı açıklamada, Ada Kıbrıs projesinin Türkiye genelinde büyük etki ettiğini, bu nedenle turizm paydaşları ile Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde etkin tanıtımlar gerçekleştirmeye başladıklarını söyledi.
Ataoğlu şunları kaydetti:
“Bakanlık olarak, TÜRSAB ve KITSAB iş birliğinde Türkiye’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti turizminin tanıtımına yönelik yeni bir proje başlatmış bulunuyoruz. Projenin ilk durağı olan Diyarbakır’da düzenlenen turizm etkinliği ile, Ercan Havalimanı’na doğrudan uçuş bağlantısı bulunan şehirlerde KKTC’nin turizm potansiyelini daha güçlü şekilde anlatmayı ve bölgedeki seyahat acenteleriyle somut iş birliği fırsatları geliştirmeyi hedefliyoruz.”
Ataoğlu, Diyarbakır programı çerçevesinde Diyarbakır Valiliğinin ziyaret edilerek, yerel paydaşlarla karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğu, turizm hareketliliğinin artırılmasına yönelik ortak adımların ele alındığını belirterek, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu’na nazik karşılama ve ev sahipliğinden ötürü teşekkürlerini iletti.
“Başlattığımız bu tanıtım ve iş birliği hamlesi yalnızca Diyarbakır ile sınırlı kalmayacak; ilerleyen süreçte Trabzon ve Kapadokya başta olmak üzere, Türkiye’de doğrudan uçuş olan diğer şehirlerde de devam edecektir” diyen Ataoğlu, amaçlarının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yılın her dönemine yayılan turizm çeşitliliğini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve iki ülke turizm sektörü arasındaki bağları daha da güçlendirmek olduğunu vurguladı.
Ataoğlu, “Turizmde karşılıklı kazanım anlayışıyla yürüttüğümüz bu çalışmaların, hem sektör temsilcilerimize yeni iş fırsatları yaratacağına hem de ülkemizin tanıtımına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürdüreceğimiz bu etkinliklerle iş birliklerini kalıcı hale getirmeye kararlıyız.” Şeklinde konuştu.

Fransa’nın başkenti Paris’teki dünyaca ünlü Louvre Müzesi’nde yaşanan ciddi su sızıntısı nedeniyle müzenin farklı bölümleri ziyarete kapatıldı.
Fransız BFMTV kanalının haberine göre, Louvre Müzesi’nin 707 numaralı Duchatel bölümünde gece ciddi su sızıntısı tespit edildi.
Müzenin teknik ekiplerince “acil durum” olarak nitelendirilen su sızıntısı nedeniyle müzenin 706, 707 ve 708 numaralı bölümleri ziyarete kapatıldı.
Üst kattan gelen su sızıntısının, kanalizasyon sorunu nedeniyle oluştuğu tahmin ediliyor.
Müzede acilen iskele kurulurken, bu alandaki tavanın ciddi şekilde zarar gördüğü düşünülüyor.
Su sızıntısının tespit edildiği bölümde, 15. ve 16. yüzyıla ait çok sayıda eser bulunuyor.
İsmi açıklanmayan bir kaynak, birçok eserin hasar gördüğünü belirtti.
Müzenin Mısır antik dönemine ait eserlerin olduğu kütüphanesinde de 26 Kasım 2025’te su sızıntısı yaşanırken, farklı kitap ve belgeler hasar görmüştü.


Fransız meteoroloji servisi Meteo-France, ülkede sert rüzgar, sel ve çığ riski nedeniyle 5 vilayet için kırmızı, 29 vilayet için ise turuncu alarm verildiğini duyurdu.
Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, araçlarının üzerine ağaç düşmesi sonucu Landes vilayetinde bir kişinin hayatını kaybettiğini, Castelsarrasin kentinde ise bir kişinin ağır yaralandığını belirtti. Nunez, bölge sakinlerini dikkatli olmaya ve güvenlik talimatlarına uymaya çağırdı. Fransa’nın elektrik altyapısı ve bakımından sorumlu kuruluşu Enedis’ten yapılan açıklamada, Nils Fırtınası nedeniyle ülkede 850 bin hanede elektrik kesintisi yaşandığı kaydedildi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs TV’de katıldığı ‘Gün Ortası’ adlı programda Kıbrıs meselesine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Bakan Ertuğruloğlu, masada eşitlik görüntüsü verildiğini ancak masadan kalkıldığında Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı”, Türk tarafının ise yalnızca “toplum lideri” olarak görüldüğünü dile getirdi.
2017’de Crans Montana’da gerçekleştirilen görüşmelerin federasyon modelinin son denemesi olduğunu belirten Ertuğruloğlu, sürecin çökmesiyle yeni bir döneme girildiğini söyledi.
Türk tarafının o tarihten bu yana iki egemen eşit devlet ve eşit uluslararası statü hedefini benimsediğini ifade eden Ertuğruloğlu, toplumlar arası görüşmelerde gerçek bir eşitliğin hiçbir zaman sağlanmadığını savundu.
Crans Montana sonrası toplumlar arası görüşmelerin sona erdiğini belirten Ertuğruloğlu, artık devletler arası müzakere yapılması gerektiğini söyledi.
Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı’nın anayasal olarak müzakerecilik görevi bulunmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, bu rolün yalnızca Birleşmiş Milletler’in oluşturduğu müzakere düzeni nedeniyle ortaya çıktığını kaydetti.
Bu düzenin artık ortadan kalktığını savunan Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı’nın müzakereci olacaksa bunun ancak Meclis kararıyla mümkün olabileceğini dile getirdi.
İki devletin müzakere etmesi gerektiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, hâlâ toplumlar arası görüşmeler varmış gibi Cumhurbaşkanı’nın “toplum lideri” sıfatıyla sürece dahil edilmesini eleştirdi.
Bakan Ertuğruloğlu, “Başkanlık sistemi olsaydı bu durum tartışılmayabilirdi. Ancak biz parlamenter sistemdeyiz ve her şey en baştaki statü meselesinde kilitleniyor” ifadelerini kullandı.