Archives 2026

Üreticiye Nefes Aldıran Yeni Düzenleme: Süt Fiyatları Artırıldı, Yem ve Kaba Ot Desteği Devrede

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla inek, koyun ve keçi sütü için uygulanan alım fiyatları ile devlet desteklerini yeniden düzenlemiştir. Yapılan güncellemelerle üreticinin eline geçen net fiyatlar artırılmış, üretimin sürdürülebilirliği ve hayvancılık sektörünün korunması hedeflenmiştir.

Bu kapsamda, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere soğuk inek sütü üretici alış fiyatı 20,65 TL’den 24,65 TL’ye çıkarılarak 4 TL artırılmış; destek primi ise 2,80 TL’den 70 kuruş artırılarak 3,50 TL/lt olarak belirlenmiştir. Buna göre üreticilerimize 1 litre soğuk inek sütü için toplam 28,15 TL ödeme yapılacaktır.

Soğuk koyun sütü üretici alış fiyatı 38,88 TL’den 48,00 TL’ye çıkarılarak 9.12TL artırılmış; destek primi de 10 TL’den 2 TL artırılarak 12 TL olmuştur. Böylece üreticilerimiz 1 litre soğuk koyun sütü için toplam 60,00 TL alacaktır.

Soğuk keçi sütü üretici alış fiyatı ise 29,42 TL’den 37,00 TL’ye çıkarılarak 7,58 TL artırılmış; destek primi de 10 TL’den 2 TL artırılarak 12 TL olmuştur. Buna göre üreticilerimize 1 litre soğuk keçi sütü için toplam 49,00 TL ödeme yapılacaktır.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ayrıca, SÜTEK’e günlük 5.000 litreye kadar süt teslim eden tüm hayvancılarımıza yönelik olarak, 1 Şubat – 15 Mart 2026 dönemini kapsayacak şekilde litre başına 2 TL balya ve kaba ot desteği ödemesi yapılacağını duyurmuştur. Bu destekle üreticilerimizin artan yem maliyetleri karşısında rahatlatılması ve hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Öte yandan, küçükbaş üreticilerimizden faiz destekli olarak müracaatlarını onaylatan ve zorunlu arpa alımı yapılan üreticilerimizin mağduriyet yaşamamaları amacıyla, 31 Aralık 2025 tarihine kadar kredisi onaylanmış olan üreticilerimize yemlik arpalar, eski fiyat olan 7,25 TL’den olmak üzere, önümüzdeki hafta içerisinde program çerçevesinde dağıtılacaktır.

Ayrıca üreticilerimizin artan giderleri ve yaşanan kuraklık dikkate alınarak, SÜTEK’e günlük 5.000 litreye kadar süt veren üreticilerimize 1 Şubat 2026 – 15 Mart 2026 tarihleri arasında litre başına kaba yem desteği de verilecektir.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, hayvancılık sektörünün güçlendirilmesi, üreticinin korunması ve üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla desteklerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

TÜK YÖNETİM KURULU’NDA DEĞİŞİKLİK!

Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) Yönetim Kurulu Başkanı Yenal Garabli görevden alındı, yerine Murat Tuna Muştu atandı.
Bakanlar Kurulu, Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) Yönetim Kurulu’na başkan olarak atanan Yenal Garabli’nin görevden alınmasına yerine ise Murat Tuna Muştu’nun atanmasına karar verdi.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Yönetim Kurulu’nda Maliye Bakanlığı’nın temsilen üye olarak atanan ve görev düresi dolan Mehmet Amca’nın da yeniden üye olarak atanmasına karar verildi.
Yenal Garabli, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sert açıklamayla Toprak Ürünleri Kurumu’ndaki görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.

Çoklu uzatma kablosu yangın çıkardı!

Lefkoşa’da Köşklüçiftlik bölgesinde Kemal Zeytinoğlu Sokak üzerinde bulunan bir şahsa ait ikametgahın yatak odası içerisinde çoklu uzatma kablosu üzerinde takılı elektrik fişlerin muhtemelen aşırı yüklenmesi sonucu yangın meydana geldi.

Lefkoşa’da Köşklüçiftlik bölgesinde Kemal Zeytinoğlu Sokak üzerinde bulunan bir şahsa ait ikametgahın yatak odası içerisinde bugün saat 16.55 sıralarında yatak üzerinde bırakılan çoklu uzatma kablosu üzerinde takılı elektrik fişlerin muhtemelen aşırı yüklenmesi sonucu yangın meydana geldi.

Yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Polis Basın Subaylığı’ndan verilen bilgiye göre, yangın sonucu oda içerisinde bulunan eşyalar tamamen yanarak, diğer odalar ise islenmek suretiyle zarar gördü.

Soruşturma devam ediyor.

 

Sağlık Bakanlığı’ndan SMA Mama Açıklaması: Şüpheli Lotlar Toplatıldı

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, Nestlé firması tarafından bazı SMA bebek ve devam mamalarına yönelik toksin şüphesi nedeniyle başlatılan gönüllü geri çağırma sürecine ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, Nestlé’nin 5 Ocak 2026 tarihinde dünya genelinde satışı yapılan bazı ürünler için yayımladığı ilk ürün ve lot listesinin ardından gerekli denetim ve kontrollerin derhal başlatıldığı belirtildi. Yapılan ilk incelemelerde, bildirilen lot numaralarına ait ürünlere ne perakende satış noktalarında ne de ana tedarikçi firmada rastlanmadığı kaydedildi.

Ancak üretici firmanın olası risk ihtimalini göz önünde bulundurarak şüpheli lot numaralarının yer aldığı listeyi genişletmesi üzerine yayımlanan ikinci güncel listede bulunan bazı ürünlerin, yapılan denetimler sonucunda ülkede bulunduğu tespit edildi.

Bu kapsamda piyasada yeniden gerçekleştirilen kontrollerde raflarda sınırlı sayıda tespit edilen söz konusu lotlara ait ürünlerin derhal toplatıldığı, ayrıca ana tedarikçi firmada bulunan ve genişletilmiş listede yer alan ürünlerin satışının durdurulduğu ifade edildi.

Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, ana üretici firmanın kamuoyuna yaptığı açıklamalar doğrultusunda sürecin yakından takip edildiğini ve güncel bilgilerin kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmaya devam edileceğini bildirdi.

Başbakan Üstel: Kıbrıs Türk Halkının Egemen Eşitliği Yok Sayılamaz

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL,  GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ’NİN AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ DÖNEM BAŞKANLIĞI HAKKINDA AÇIKLAMA YAPTI

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs Türk halkının iradesi ve Kıbrıs’ta yaşanan tarihsel gerçekler yok sayılarak, “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla Avrupa Birliği Konseyi (Council of the European Union) Dönem Başkanlığını üstlenmesi; Kıbrıs meselesinde onlarca yıldır süregelen adaletsizliğin ve çifte standardın en güncel tezahürüdür.

1963 yılında Rum liderliğinin, ortaklık devletinin temelini oluşturan Anayasa’yı tek taraflı biçimde değiştirme girişimleri ve bu doğrultuda Rum paramiliter unsurlar ile EOKA geçmişi bulunan silahlı gruplar eliyle Kıbrıs Türk halkına karşı başlatılan saldırılar sonucunda, Kıbrıs Türkleri can güvenliği ortadan kaldırılarak devletin kurumsal yapılarından fiilen dışlanmış, eşit kurucu ortaklık hakları gasp edilmiştir. Bu süreç, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllara yayılan ağır bir haksızlığa maruz bırakılmasının başlangıcı olmuştur.

Buna rağmen Rum tarafı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının bağlamı ve ruhu çarpıtılarak, adanın tek meşru idaresiymiş gibi uluslararası alanda muhatap kabul edilmiştir. Kıbrıs Türk halkı ise siyasi, ekonomik ve sosyal izolasyonlarla yok sayılmıştır. Müzakere süreçlerinin başarısız olmasının temel nedeni, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul etmeyen uzlaşmaz tutumudur.

2004 yılında Annan Planı’na Kıbrıs Türk halkının açık biçimde “evet” demesine rağmen, Rum tarafının “hayır” oyu ödüllendirilmiş; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne üye yapılırken, Kıbrıs Türk halkı ambargo ve izolasyonlarla cezalandırılmıştır. Avrupa Birliği, Kıbrıs Türk halkına verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmemiştir.

Son dönemde Rum tarafının, bazı bölgesel ve uluslararası odakların desteğiyle silahlanma faaliyetlerini hızlandırdığı; askeri anlaşmalar ve ittifaklarla güç biriktirdiği açıkça görülmektedir. Gazimağusa ve Girne’ye yönelik saldırgan söylemler, hedefin doğrudan Kıbrıs Türk halkı olduğunu göstermekte; güneyde yükselen ırkçı ve Türk düşmanı çevreler adada barış ve istikrarı tehdit etmektedir.

Bu tablo karşısında Avrupa Birliği’nin sessiz kalması ve Rum tarafını siyasi olarak ödüllendirmeye devam etmesi, Birliğin savunduğunu iddia ettiği hukuk ve adalet ilkeleriyle açık bir çelişki içindedir. Rum Yönetimi’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesi, Kıbrıs Türk halkına yönelik tarihi bir haksızlığın sürdürülmesi anlamına gelmektedir.

 

Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, eşit uluslararası statüsü ve güvenliği tartışma konusu yapılamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan Türkiye ile tam bir dayanışma içinde, kararlılıkla yoluna devam edecektir. Kıbrıs Türk halkının devletiyle, iradesiyle ve onuruyla var olma hakkı asla göz ardı edilemez.

Uluslararası toplumu ve özellikle Avrupa Birliği kurumlarını, Kıbrıs meselesinde tarihi sorumluluklarıyla yüzleşmeye davet ediyorum. Adada adil ve kalıcı bir düzen, ancak iki tarafın egemen eşitliğinin ve güvenliğinin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Kıbrıs Türk halkının yok sayıldığı hiçbir yaklaşımın başarı şansı yoktur

Kıbrıs Türk halkı kendi geleceğini belirleme hakkından vazgeçmeyecektir. Bu irade açıktır, nettir ve geri dönüşü yoktur.”

Güzelyurt Meslek Edindirme Merkez Binası cumartesi günü açılıyor

Güzelyurt Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilen GÜZ-MEK (Güzelyurt Meslek Edindirme Merkezi) binası, 10 Ocak Cumartesi günü saat 10.00’da düzenlenecek törenle hizmete açılacak.

Güzelyurt Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, açılışa Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu da katılacak.

Güzelyurt Belediyesi’ne ait eski kreş binası, kapsamlı bir tadilat sürecinin ardından meslek edindirme merkezi olarak yeniden kente kazandırıldı. GÜZ-MEK projesiyle özellikle kadınların meslek edinmesi, üretime katılması ve aile ekonomilerine katkı sağlaması hedefleniyor.

Dikiş-nakış, örgü bebek yapımı, boncuk takı tasarımı, seramik yapımı, bilgisayar dersleri gibi mesleki yetkinlik kazanmak isteyen herkes bu binayı kullanabilecek.

GÜZ-MEK Meslek Edindirme Merkez Binası’nın Güzelyurt’ta hem sosyal hem de ekonomik kalkınmaya önemli katkılar sağlaması hedefleniyor.

-Özçınar

Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, eski kreş binasının yenilenerek meslek edindirme merkezi haline getirildiğini belirterek, GÜZ-MEK Eğitim Merkezi’nin Güzelyurt’ta önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini ifade etti. Özçınar, merkezin kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımını artıracağını vurguladı.

Merkezde kullanılacak tüm malzemelerin Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından hibe edildiğini aktaran Başkan Özçınar, katkılarından dolayı kardeş belediye Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.

Öztürkler, Hristodulidis’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarını eleştirdi

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarına tepki gösterdi.

AB Dönem Başkanlığı’nın Güney Kıbrıs’a devredildiği törende Rum Yönetimi tarafından Türkiye’nin adada “işgalci” olarak gösterilmesini eleştiren Öztürkler, bu yaklaşımın siyasi manipülasyon olduğunu dile getirdi.

Öztürkler, adada bugün huzur ve güven ortamının sağlanmasının tek sebebinin Türk askeri olduğunu, çözümsüzlüğün sorumlusunun ise Rum yönetiminin yıllardır süren uzlaşmaz tutumu olduğunu belirtti.

Törende Maraş’a ait görsellerin kullanılmasının da tepki çektiğini söyleyen Öztürkler, bu tür sembolik hamlelerin AB’nin tarafsızlık iddiasıyla çeliştiğini ifade etti. Vakıf malı olan Maraş’ın AB liderleri önünde Rumlar tarafından siyasi propaganda malzemesi yapılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Maraş’ın bugün bu halde olmasının sorumlusunun, yıllarca bölgenin açılmasına engel olan Rum Yönetimi olduğunu söyleyen Öztürkler, Türkiye ile KKTC hükümetinin Maraş konusunda gerekli açılımları hayata geçirdiğini belirtti.

Öztürkler, törende Kıbrıs Türk halkının 1963’ten itibaren yaşadığı kayıpların, acıların ve toplu saldırıların görmezden gelindiğini ifade ederek, “Eğer bir şey gösterilecekse, Rumların Kıbrıslı Türklere uyguladığı zulüm ve insanlık dışı saldırılar gösterilmeliydi” dedi.

AB’nin bu tarihi gerçekleri yok sayarak Rum tarafının söylemlerini sahiplenmesinin, birliğin çifte standart uyguladığının en açık göstergesi olduğunu söyleyen Öztürkler, AB’nin Güney Kıbrıs’ın söylemlerini sorgulamadan sahiplenmesinin çözüm sürecine katkı sağlamadığını, aksine taraflar arasındaki güveni zedelediğini kaydetti.

Hakan Fidan: SDG, artık teröre veda etmeli

Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Gelinen noktada SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Bu uzlaşmaz tavır Suriye’nin ve bölgemizin gerçeklerine aykırıdır. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.

Üstel: KKTC devleti güçlüdür ve görev başındadır

Başbakan Ünal Üstel, son günlerde yaşanan güvenlik olayları ile ilgili açıklama yaptı…

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

 

“Son günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan bazı güvenlik olaylarını bahane ederek, sorumluluğu çarpıtan ve meseleyi bilinçli şekilde “Ankara”ya bağlamaya çalışan söylemler, gerçeği yansıtmayan açık bir algı operasyonudur. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu yaklaşım, toplumsal huzura zarar vermektedir.

Güvenlik ve asayiş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin kendi anayasal düzeni içinde, öncelikli ve tartışmasız biçimde kendi sorumluluğundadır. Bu sorumluluğu başka adreslere yönlendirme çabası, siyasi hesap üretmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Devletin temel görevi, bu tür olayların yaşanmaması için gerekli tüm önleyici tedbirleri almak ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktır.

Güvenlik Küvetleri Komutanlığımız ve Polis Teşkilatımız, yaşanan olaylarda gecikmeden ve taviz vermeden müdahale etmiş; failleri kısa sürede yakalayarak adalete teslim etmiştir. Bu durum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin güçlü, kararlı ve görev başında olduğunun açık göstergesidir.

Hükümet olarak, güvenliği siyasi polemik konusu yaptırmayacağız. Yapanlara da fırsat vermeyeceğiz. Suçla mücadelede caydırıcılığı artıran yasal düzenlemeler Meclis’e sevk edilmiştir; suçla mücadele için daha etkin yaşlar yakında meclise sevk edilecek olup kamu düzenini tehdit eden her unsur karşısında daha güçlü adımlar atılacaktır.

Devlet kurumlarını hedef alan, güvenlik güçlerimizin emeğini gölgeleyen ve toplumda korku yaratmaya çalışan açıklamalara müsamaha gösterilmeyecektir. Devlet ciddiyeti, algı üretmekle değil; hukuk ve kararlılıkla sağlanır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devleti vardır, güçlüdür ve tüm kurumlarıyla görev başındadır. Halkımızın huzur ve güvenliği, hiçbir siyasi hesap uğruna tartışmaya açılmayacaktır. Güvenlik birimlerimize olan güvenimiz tamdır.”

ÖZTÜRKLER’DEN AB VE ZELENSKİY’E NET MESAJ: TARİHİ OKUYUN

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, BRT’de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Rum Yönetimi Lideri Hristolidis ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Türkiye’yi “işgalci” olarak nitelendiren açıklamalarına sert tepki gösterdi.

Öztürkler, Zelenskiy’nin bu ifadelerinin diplomatik nezaketle bağdaşmadığını, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına yıllardır kesintisiz destek verdiğini ve bölgesel barış için kritik bir rol üstlendiğini belirterek, tarihi gerçekleri daha iyi okuması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin yalnızca Kıbrıs’ta değil, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada istikrar sağlayan bir aktör olduğunu vurgulayan Öztürkler, Zelenskiy’nin bu çıkışının özellikle Tahıl Koridoru Anlaşması’nda Türkiye’nin oynadığı hayati rol göz önüne alındığında “gerçeklerle bağdaşmadığını” ifade etti.

Türkiye’nin savaşın en kritik dönemlerinde dahi tarafları masaya oturtarak küresel bir gıda krizinin önüne geçtiğini hatırlatan Öztürkler, Rus ve Ukrayna yetkililerini aynı masaya oturtan ve esir takasını gerçekleştiren liderin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu unutmaması gerektiğini söyledi.

AB Dönem Başkanlığı’nın Güney Kıbrıs’a devredildiği törende Türkiye’nin adada “işgalci” olarak gösterilmesini de eleştiren Öztürkler, bu yaklaşımın siyasi manipülasyon olduğunu dile getirdi.

Öztürkler, adada bugün huzur ve güven ortamının sağlanmasının tek sebebinin Türk askeri olduğunu, çözümsüzlüğün sorumlusunun ise Rum yönetiminin yıllardır süren uzlaşmaz tutumu olduğunu belirtti.

Törende Maraş’a ait görsellerin kullanılmasının da tepki çektiğini söyleyen Öztürkler, bu tür sembolik hamlelerin AB’nin tarafsızlık iddiasıyla çeliştiğini ifade etti. Vakıf malı olan Maraş’ın AB liderleri önünde Rumlar tarafından siyasi propaganda malzemesi yapılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Maraş’ın bugün bu halde olmasının sorumlusunun, yıllarca bölgenin açılmasına engel olan Rum yönetimi olduğunu söyleyen Öztürkler, Türkiye ile KKTC hükümetinin Maraş konusunda gerekli açılımları hayata geçirdiğini belirtti.

Meclis Başkanı Öztürkler, törende Kıbrıs Türk halkının 1963’ten itibaren yaşadığı kayıpların, acıların ve toplu saldırıların görmezden gelindiğini ifade ederek, “Eğer bir şey gösterilecekse, Rumların Kıbrıslı Türklere uyguladığı zulüm ve insanlık dışı saldırılar gösterilmeliydi” dedi.

AB’nin bu tarihi gerçekleri yok sayarak Rum tarafının söylemlerini sahiplenmesinin, Birliğin çifte standart uyguladığının en açık göstergesi olduğunu söyleyen Öztürkler, AB’nin Güney Kıbrıs’ın söylemlerini sorgulamadan sahiplenmesinin çözüm sürecine katkı sağlamadığını, aksine taraflar arasındaki güveni zedelediğini belirtti

Kıbrıs Vakıflar İdaresi yetkilileri Ankara’da ziyaretlerde bulundu

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer ve beraberindeki heyet, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ziyaret ederek , TC Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ile bir araya geldi.

Vakıflar İdaresi’nden verilen bilgiye göre, görüşmelerde, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki vakıf hizmetlerinin daha etkin, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik iş birliği imkanları ele alındı. İki kurum arasındaki mevcut iş birliğinin güçlendirilmesi ve yeni çalışma alanlarının oluşturulması konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.

Ziyaret kapsamında, arşiv, emlak ve dijital dönüşüm başta olmak üzere ilgili birimlerle ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirildi. Bu toplantılarda, söz konusu alanlarda yürütülen çalışmalar ele alınırken, karşılıklı tecrübe paylaşımı yapıldı ve ortak uygulamaların hayata geçirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Toplantıların ana gündem maddeleri arasında emlak yönetimi sistemlerinin iyileştirilmesi, arşivleme süreçlerinin modernize edilmesi ve dijital dönüşüm çalışmaları yer aldı. Bu kapsamda, Kıbrıs’taki vakıf emlaklarına ait dijital ortama aktarılan envanter bilgilerinin sistematik, güvenli ve erişilebilir bir arşivleme sistemiyle yönetilmesi konusu ayrıntılı şekilde ele alındı. Kurumsal hafızanın güçlendirilmesi ve vakıf emlaklarının daha etkin yönetilmesine katkı sağlayacak uygulamalar üzerinde duruldu.

Ayrıca, dijital süreçlerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla bilgisayar altyapısının iyileştirilmesi, yazılım ve donanım kapasitelerinin geliştirilmesi ile teknik destek ve tecrübe paylaşımı konularında görüş alışverişinde bulunuldu.

Görüşmelerde ele alınan bir diğer başlık ise Ramazan ayı etkinliklerinin planlanması oldu. Ramazan ayının maneviyatına uygun olarak gerçekleştirilecek sosyal, kültürel ve hayır faaliyetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi ve vakıf geleneğinin toplumsal dayanışmaya katkısının artırılması yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer, nazik ev sahipliği ve yapıcı görüşmeler dolayısıyla TC Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu’ya teşekkür ederek, ziyaretin iki kurum arasındaki iş birliğini daha da güçlendireceğini ifade etti.

Turizm Bakanlığı Charter Seferlere Teşvik Ödemesi Yapacak

Turizm Bakanlığı’nın KKTC’ye turist getiren uçak şirketleri, tur operatörleri ile KITSAB (Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği) üyesi turizm ve seyahat acentelerine yapacağı teşvik ödemeleriyle ilgili kurallar belirlendi.

Bakanlar Kurulu’nun “charter seferleri” kapsayan teşviklerle ilgili olarak aldığı karar (Ü(K-I)2383-2025) 7 Ocak tarihli 5 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Sekiz maddeyle açıklanan karara göre, Almanya’dan yapılacak her gidiş-dönüş charter sefer için 5 bin Euro; başka ülkelerden yapılacak seferler için ise 7 bin Euro teşvik verileceği vurgulandı. Türkiye’den yapılacak charter seferler teşvik kapsamı dışında tutuldu.

Bakanlar Kurulu’nun teşviklerle ilgili kararında 01 Ocak 2026-31 Aralık 2026 tarihleri arasında geçerli olacak charter uçuş teşviklerinin %100’ü; “Charter Teşviklendirme Esasları uyarınca Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Turizm Geliştirme ve Tanıtma Fonu’nun 2026 Mali Yılı Bütçesi’nden karşılanacak.

ABD’li Senatör Graham, Trump’ın Rusya’ya karşı yaptırım tasarısını onayladığını bildirdi

ABD’li Senatör Lindsey Graham, çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’ın “ucuz Rus petrolünün satın alınmasına” yaptırım uygulayacak tasarıyı onayladığını bildirdi.

Senatör Graham, Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaşım yaptı.

Graham, “Çok verimli bir görüşmenin ardından (Trump), aylardır Senatör Blumenthal ve diğer birçok kişiyle birlikte üzerinde çalıştığım iki partili Rusya yaptırım tasarısını onayladı.” ifadesini kullandı.

Tasarının, Trump’ın “ucuz Rus petrolü satın alan ülkeleri cezalandırmasına” fırsatı sunacağını kaydeden Graham, tasarının “Ukrayna’nın barış için tavizler verdiği” bir döneme denk geldiğine dikkati çekerek, “Zamanlaması çok iyi.” dedi.

Graham, “Bu tasarı, Başkan Trump’a Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelere karşı muazzam bir kaldıraç sağlayacak ve Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında Moskova’ya finansman sağlayan ucuz Rus petrolünü satın almayı bırakmaları için onları teşvik edecek.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD basınında, tasarının Senato’da gelecek hafta oylanmasının beklendiği aktarıldı.

 

Dursun Oğuz: Cezalar artırılacak, caydırıcılık güçlendirilecek

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, iki kişinin yaralandığı silahlı saldırının, son bir yıldır özellikle Türkiye bağlantılı organize suç örgütlerinin iş insanları ve oto galerilerine yönelik tehdit ve şantaj girişimleriyle ilişkili olduğunu belirterek, polisin bu yapılarla ilgili yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Salı günü meydana gelen ve iki vatandaşın yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı olayına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Oğuz, yaşananların toplumda ciddi bir huzursuzluğa yol açtığını belirterek, yaralanan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

“Maalesef geçtiğimiz gün istemediğimiz bir olay daha meydana geldi. İki vatandaşımızın yaralandığı bir saldırı yaşandı. Bu elbette yalnızca olayın yaşandığı yerle sınırlı kalmamış, tüm ülkede endişe ve huzursuzluk yaratmıştır” diyen Oğuz, devletin bu tür olaylara karşı sıfır toleransla hareket ettiğini vurguladı.

Yaklaşık son bir yıl içerisinde, yurt dışı kaynaklı özellikle Türkiye Cumhuriyeti bağlantılı bazı organize suç örgütlerinin ülkedeki  iş insanlarını, iş çevrelerini ve son aylarda özellikle oto galerileri hedef alan tehdit ve şantaj girişimlerinde bulunduğuna dikkat çeken Oğuz, söz konusu tehditlerle ilgili gerek basına yansıyan gerekse bireysel başvurular doğrultusunda polis teşkilatı tarafından yoğun ve titiz çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ÜST DÜZEY GÜVENLİK İŞ BİRLİĞİ

İçişleri Bakanı Oğuz, bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti ile güvenlik alanında çok yakın ve etkin bir iş birliği yürütüldüğünü vurgulayarak, Sayın Başbakan ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı arasında doğrudan görüşmeler gerçekleştirildiğini, ardından İçişleri Bakanlığı olarak Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na resmi bir ziyaret yapıldığını aktardı.

Bu ziyaret kapsamında Polis Genel Müdürlüğü ve ilgili yetkililerle birlikte gerekli koordinasyonun sağlandığını belirten Oğuz, “Çünkü karşı karşıya olduğumuz tehditler yalnızca bireysel suçlar değil, ülke huzurunu ve güvenliğini hedef alan ciddi girişimlerdir. Bu tehditlerin önlenmesi, bertaraf edilmesi ve kökten ortadan kaldırılması için neler yapılabileceğini tüm boyutlarıyla ele aldık” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında yürürlükte olan güvenlik anlaşması çerçevesinde anlık bilgi paylaşımı yapıldığını hatırlatan Oğuz, son yaşanan olaylarda da iki ülkenin emniyet birimleri arasında çok hızlı bir şekilde bilgi alışverişi sağlandığını ifade etti.

“AYDINLATILMAYAN TEK BİR DOSYA YOK”

Polis Teşkilatı ve Polis Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarına özel bir parantez açan Oğuz, güvenlik güçlerinin son derece üstün bir çaba ortaya koyduğunu söyledi. “Bugüne kadar yaşanan tehdit, kurşunlama ve benzeri tüm olayların tamamı aydınlatılmıştır. Bu tür suçlarla ilgili aydınlatılmamış tek bir dosyamız yoktur” diyen Oğuz, daha önce iş insanlarını hedef alan 8 ayrı organize olayın çözüldüğünü ve bu olaylar kapsamında 14 zanlının tutuklandığını açıkladı.

Oto galerileri hedef alan saldırılarla ilgili ise şu ana kadar 4 olayda toplam 15 zanlının yakalandığını, hukuki süreçlerin devam ettiğini kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan iletişim ağı ve güvenlik listeleri doğrultusunda da belirli şahısların ülkeye girişinin engellendiğini belirten Oğuz, teknolojik unsurların da artırıldığını söyledi.

Yüz tanıma kameralarıyla ilgili Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü’nün son bir ay içinde iki kez Kuzey Kıbrıs’a gelerek çalışmalarını sürdürdüğünü, her konuda mutabakat sağlandığını ve kurulum sürecinin en kısa sürede başlatılacağını açıkladı.

“GİRNE LİMANI’NA X-RAY CİHAZI GELİYOR”

Silah girişlerinin önemli bir kısmının tırlar aracılığıyla yapıldığının tespit edildiğini belirten Oğuz, özellikle Girne Limanı’nda ciddi bir boşluğun giderildiğini söyledi. Maliye Bakanlığı ve Gümrük Dairesi tarafından yürütülen çalışmalarla Girne Limanı’na X-ray cihazı kurulacağını belirten Oğuz, cihazın önümüzdeki bir iki hafta içinde devreye alınacağını kaydetti.

Gazimağusa Limanı’nda halihazırda kullanılan X-ray sisteminin benzerinin Girne Limanı’nda da uygulanmasıyla, araç ve tır kontrollerinin çok daha etkin yapılacağını ifade eden Oğuz, limanlara termal kameraların da en kısa sürede yerleştirileceğini belirtti.

“17 YAŞINDAKİ BİR GENCİN KULLANILMASI KABUL EDİLEMEZ”

Son olayda 17 yaşındaki bir gencin kullanılmış olmasının toplumda derin bir üzüntü yarattığını dile getiren Oğuz, bunun sadece güvenlik değil aynı zamanda ciddi bir sosyal ve toplumsal sorun olduğunu söyledi.

“Kalem tutması gereken bir yaşta bir gencin eline silah verilmesi kabul edilemez. Bu durum hem toplum vicdanını yaralamış hem de ülke algısına zarar vermiştir. Bu tür yapılar gençleri bir araç olarak kullanmaktadır ve biz bununla mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

“CEZALAR ARTIRILACAK, CAYDIRICILIK GÜÇLENDİRİLECEK”

Hukuksal anlamda polisin elinin yasalarla güçlenmesine yönelik adımların da gündemde olduğunu vurgulayan Oğuz, Başbakan Ünal Üstel’in koordinasyonunda yapılan İç Güvenlik İstişare Toplantısı’nda bu konunun ayrıntılı şekilde ele alındığını söyledi.

“Kamuoyunda bazı tepkiler olsa dahi, cezaların artırılması konusunda hükümetimiz tereddüt etmeyecektir” diyen Oğuz, son kurşunlama olaylarında faillerin 8,5 yıl ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, suçun niteliğine göre cezaların daha da artabildiğini ifade etti.

“BURADA BİR DEVLET VARDIR”

Açıklamasının sonunda net bir mesaj veren Oğuz, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ‘gelirim, suç işlerim ve cezasız kalırım’ denilecek bir ülke değildir. Burada bir devlet vardır, bir yönetim vardır ve güçlü bir irade vardır” dedi.

SINIR KAPILARI VE MUHACERETTE DENETİM

Ülke güvenliği açısından riskli görülen kişilerin “inad yolcu” kapsamına alınarak ülkeye girişlerinin engellendiğini belirten Oğuz, 18–30 yaş risk değerlendirmesi çerçevesinde 676 kişiden 78’inin ülkeye alınmadığını açıkladı. 2025 yılı genelinde ise transit vizesi bulunsa dahi toplam 5 bin 230 kişinin ülkeye girişine izin verilmediğini belirtti.

Amaçlarının keyfi bir uygulama olmadığını vurgulayan Oğuz, muhaceret polisinin istihbarat destekli değerlendirmeleri doğrultusunda güvenlik riski taşıyan kişilerin ülkeye girişinin önlendiğini ve bu uygulamaların caydırıcılık açısından önemli olduğunu ifade etti.

ASGARİ ÜCRETLE İLGİLİ ÜÇÜNCÜ TOPLANTI CUMA GÜNÜ YAPILACAK

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemeye yönelik çalışmalar kapsamında yarın üçüncü kez toplanacak.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılının ilk asgari ücretini belirlemeye yönelik çalışmalar kapsamında dün ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda, komisyonun cuma günü saat 13.00’te yeniden toplanması kararlaştırıldı.

Komisyon, asgari ücret belirleme çalışmaları kapsamındaki ilk toplantısını 26 Aralık Cuma günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapmıştı.

Asgari ücret, 1 Temmuz’dan bu yana brüt 51 bin 202 TL, net 44 bin 546 TL olarak uygulanıyor.

Trump: 2027’de savunma bütçemiz 1,5 trilyon dolar olmalı

ABD Başkanı Donald Trump 2027 yılındaki savunma bütçelerinin 1,5 trilyon olması gerektiğini ifade ederek, “Bu, uzun zamandır hak ettiğimiz hayalimizdeki orduyu kurmamızı sağlayacak ve düşmanımız kim olursa olsun güvende olmamızı sağlayacaktır.” dedi.

Trump, ABD merkezli Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Amerikan ordusunun bütçesine ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamasında Trump, “Senatörler, Kongre üyeleri ve diğer siyasi temsilcilerle uzun ve zorlu müzakerelerin ardından, ülkemizin iyiliği için özellikle bu çok çalkantılı ve tehlikeli zamanlarda, 2027 yılı askeri bütçemizin 1 trilyon dolar değil, 1,5 trilyon dolar olması gerektiğine karar verdim.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu bütçe farkının gümrük tarifelerinden elde edilecek gelirlerden karşılanacağını savunan Trump, “Bu, uzun zamandır hak ettiğimiz hayalimizdeki orduyu kurmamızı sağlayacak ve düşmanımız kim olursa olsun güvende olmamızı sağlayacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Trump, söz konusu savunma bütçesine ulaşmaları durumunda “benzersiz bir askeri güç oluşturabileceklerini” dile getirdi.

Dünyada en yüksek savunma harcamasını yapan ülke olan ABD, 2026 mali yılı için 901 milyar dolarlık savunma bütçesini kabul etmişti.

Trump, Venezuela’nın petrol anlaşmasından elde edeceği gelirle ABD ürünleri satın alacağını belirtti

Trump, ABD merkezli Truth Social hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu.

ABD Başkanı Trump, “Venezuela’nın, yeni petrol anlaşmamızdan elde edeceği parayla, yalnızca Amerikan yapımı ürünler satın alacağını az önce öğrendim.” ifadelerini kullandı.

Diğer şeylerin yanı sıra Amerikan tarım ürünleri, Amerikan yapımı ilaçlar, tıbbi cihazlar ile Venezuela’nın elektrik şebekesini ve enerji tesislerini iyileştirmek için ekipmanların bu alımlar arasında yer alacağını belirten Trump, “Başka bir deyişle Venezuela, ABD ile ana ortağı olarak iş yapmayı taahhüt ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, bunu akıllıca bir seçim olarak nitelendirerek, hem Venezuela halkı hem de ABD için çok iyi bir şey olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoymasıyla sonuçlanan Venezuela’ya askeri müdahalesi sonrası ülkede kurulan geçici yönetimin, 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD’ye teslim edeceğini duyurmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, bunun Trump yönetiminin Venezuela’daki geçici yönetimle yaptığı bir anlaşma olduğunu belirtmişti.

ABD hükümetinin Venezuela petrolünü küresel piyasada pazarlamaya başladığını belirten Leavitt, Venezuela petrolü ve ürünlerinin satışından elde edilen gelirlerin ABD kontrolündeki hesaplarda toplanacağını aktarmıştı.

Petrol fiyatları, Venezuela arzı ve ABD stok düşüşü odağında yükseldi

Petrol fiyatları, Venezuela arzına ilişkin endişelerle yaşanan iki günlük sert düşüşün ardından Asya seansında toparlandı; ABD petrol stoklarındaki beklenenden büyük düşüş ve jeopolitik riskler fiyatları destekledi

Petrol fiyatları Perşembe günü Asya seansında yükseldi. Artan Venezuela arzına ilişkin endişelerin neden olduğu iki günlük sert düşüşlerin ardından bir miktar toparlandı.

ABD petrol stoklarında beklenenden daha büyük haftalık düşüş gösteren veriler de ham petrol fiyatlarını destekledi. Bununla birlikte, Rusya ve Ukrayna arasındaki süregelen çatışmalar da risk priminin bir kısmını korudu.

Mart vadeli Brent petrol vadeli işlemleri %0,7 artışla varil başına 60,38 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol vadeli işlemleri Türkiye saatiyle 04.25’te %0,7 artışla varil başına 56,28 dolara yükseldi. Her iki gösterge de art arda iki seans boyunca %1’in üzerinde değer kaybetti.

TRUMP’IN 3 MİLYAR DOLARLIK SATIŞI İŞARET ETMESİNİN ARDINDAN ABD-VENEZUELA ARZ ANLAŞMASI ODAKTA

Petrol piyasaları, ABD ile Venezuela arasındaki yeni anlaşmanın küresel arzları nasıl etkileyeceğine odaklandı.

ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yakalamasından günler sonra Venezuela’nın Washington’a 30 ila 50 milyon varil arasında, yaklaşık 3 milyar dolar değerinde petrol vereceğini söyledi.

Trump’ın, Chevron Corp (NYSE:CVX) şirketinin bu çabanın ön saflarında yer almasıyla birlikte, bir dizi ABD petrol şirketini Venezuela’da üretim kurmaya davet ettiği görüldü. Reuters, Chevron’un Latin Amerika ülkesinde faaliyet gösterme lisansını genişletmek için müzakere ettiğini bildirdi.

Şirket şu anda Venezuela’da faaliyet gösteren tek ABD petrol devi olup, ülkeye karşı uygulanan sıkı yaptırımlardan muaf tutan özel bir hükümet yetkisine sahip.

Piyasalar, Venezuela üretimindeki keskin bir artışın küresel arzları daha da artıracağından endişe ediyor. Bu düşünce, 2026’da petrol arz fazlasına ilişkin süregelen endişeler arasında ortaya çıkıyor.

Ancak analistler, ABD müdahalesinden sonra ülkedeki artan siyasi istikrarsızlık göz önüne alındığında, Venezuela arzlarındaki herhangi bir artışın muhtemelen zaman alacağını belirtti.

Financial Times’ın bir raporunda, ABD petrol şirketlerinin Venezuela’ya yatırım yapmadan önce Washington’dan “ciddi garantiler” aradığı belirtildi.

ABD petrol stokları beklenenden daha fazla azaldı

Çarşamba günü açıklanan hükümet verileri, 2 Ocak haftasında ABD petrol stoklarının 3,8 milyon varil azaldığını gösterdi. Bu düşüş, 1,2 milyon varillik beklentinin üzerinde gerçekleşti.

Düşüş ayrıca önceki haftada görülen 1,9 milyon varillik düşüşün neredeyse iki katı oldu ve dünyanın en büyük yakıt tüketicisindeki talebin güçlü kalmaya devam ettiğine dair güveni artırdı.

Bu hafta odak noktası, özellikle Cuma günü açıklanacak olan Aralık ayı tarım dışı istihdam verileri olmak üzere bir dizi önemli ABD ekonomik verisi üzerinde. Bu verinin faiz oranı beklentilerini etkilemesi muhtemel.

8 Ocak 2026 Döviz Kurları

Serbest piyasada Amerikan Doları 43,05 TL, Euro 50,40 TL, İngiliz Sterlini ise 58,06 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.19 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,04 TL, satış fiyatı 43,07 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,36 TL, satış fiyatı 50,43 TL, İngiliz Sterlini ise 58,03 TL’den alınıp 58,09 TL’den satılıyor.

Bu geceden hafta başına kadar yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, havanın bu gece saatlerinden pazartesi gününe kadar yağmurlu olmasının beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 8-14 Ocak tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre, periyodun ilk günlerinde hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde 19-22 derece, diğer günlerde ise 15-18 derece dolaylarında seyredecek.

Belirtilen sürede bölge genellikle alçak basınç sistemi ve buna bağlı cephe sisteminin etkisi altında kalacak.

Hava bugün; parçalı ve çok bulutlu gece saatlerinde yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmurlu, sabah saatleri ise yer yer sisli; cuma gününden pazartesi gününe kadar yer yer yağmurlu, sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmurlu olacak. Salı’dan itibaren ise havanın parçalı ve az bulutlu olması bekleniyor.

Rüzgâr periyodun ilk günleri kuzeyli yönlerden, diğer günlerde ise güney ve batı yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli, cuma günü ise yer yer fırtına şeklinde esecek.

HACER ÇERKEZ’İ KAYBETTİK

İş dünyasının tanınmış isimlerinden Günay Çerkez’in eşi Hacer Çerkez yaşamını yitirdi.Ekonomi ve sosyal sorumluluk alanlarında ülkeye önemli katkılarda bulunmuş, SOS Çocuk Köyü kurucularından, eski yönetim kurulu başkanı Hacer Çerkez’in vefatı ailesi, yakınları ve sevenleri arasında derin üzüntü yarattı.Hacer Çerkez, 9 Ocak Cuma günü Girne Nurettin Ersin Paşa Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Ozanköy’de toprağa verilecek.

Üstel: Erken seçim yok; zamanı değil. Bizim daha çok işimiz var

Başbakan Ünal Üstel, erken seçim zamanı olmadığını, hükümetin hizmet aşkıyla görevinin başında olduğunu belirterek, “Neden erken seçim yok? Zamanı değil. Bizim daha çok işimiz ve halka sözlerimiz var.” dedi.

Koalisyon ortaklarıyla birlikte siyasi istikrarı sağlayarak, 10-15 yıl bekleyen, tamamlanamayan projeleri ve alt yapıları gerçekleştirdiklerini vurgulayan Üstel, “Bu siyasi istikrar sayesinde geçmişte kısa süreli hükümetlerin yapamadıkları halkımızın ihtiyacı olan proje, yasa ve reformları gerçekleştirdik.” diye konuştu.

Erken seçimin olmayacağını yineleyen Üstel, “Her şeyin zamanı var. Bu zaman içerisinde halkımızın ihtiyaçlarını birer birer gerçekleştireceğiz” dedi.

Ülkenin ilk Koruyucu Ruh Sağlığı Merkezi Gazimağusa’da Maraş bölgesinde eski sağlık merkezi binasında açıldı. Açılış törenine Başbakan Ünal Üstel ile Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek de katılıp, birer konuşma yaptı.

-Üstel

Başbakan Ünal Üstel, dördüncü yılına giren hükümetin önce siyasi istikrarı sağlayıp, halkın ihtiyaçları doğrultusunda projeleri hayata geçirdiğini belirterek, 2012’den yarım kalan projeleri dahi tamamladıklarını söyledi.

İktidara geldiklerinde verdikleri sözleri bir bir yerine getirdiklerini ifade eden Üstel, “Dördüncü seneye giriyoruz. Alt yapı ve üst yapı dahil yarım proje kalmadı. Popülizm yapılıyor. Biz konuşmuyoruz, iş yapıyoruz.” dedi.

Hizmet aşkıyla görevde olduklarını söyleyen Üstel, “Birikmiş problemleri masaya yatırıp önceliğine göre çözüyoruz.” şeklinde devam etti.

Hiçbir zaman oy uğruna popülizm yapmadıklarını, gerçekleri söylediklerini ifade eden Üstel, erken seçimin zamanı olmadığını söyledi. Üstel, “Erken seçim olacaksa bu açılışları kim yapacak? Bizim daha  yapacak çok işimiz var. Halkımıza verdiğimiz sözlerimiz var. Halkımıza daha çok hizmet için zamanımız var. Bunu en iyi şekilde değerlendireceğiz.” dedi.

2025’i sağlıkta atılım yılı ilan ettiklerini ve bunu ispatladıklarını söyleyen Üstel, eşi emsali olmayan Ruh Sağlığı Merkezi’ni de halkla buluşturduklarını belirtti.

Başbakan Üstel, sağlıkta sorunların olduğunu ancak hükümete geldiklerinde diz boyu olan sorunların çok küçüldüğünü, sorunları daha da küçülteceklerini söyledi.

Güney Kıbrıs’în tehditlerine, İsrail ve Yunanistan ile yaptığı anlaşmalara ve iş birliğine dikkati çeken Başbakan Üstel, Kıbrıs Türkü’nün arkasında ana vatan Türkiye Cumhuriyeti’nin olduğunu vurguladı.

Rum tarafının İsrail ve Yunanistan ile iş birliği yaparak, gözdağı vermeye çalıştığını söyleyen Üstel, “Ne yaparlarsa yapsınlar biz ana vatan Türkiye ile el ele, kol kola hareket edeceğiz. Bu tehditler bize vız gelir.” diye konuştu.

Adaya barışın 1974’te Mutlu Barış Harekatı ile geldiğini söyleyen Üstel, “Bizim isteğimiz iki egemen devlet olarak çözüm ve anlaşmadır.” dedi.

Lefkoşa’da dün bir galeriye gerçekleşen kurşunlama olayına da değinen Başbakan Üstel galeri sahibi ile yaralananlara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Ülkeye girişlerde 18-25 yaş arasındaki kişilerin muhaceret  tarafından iyice sorgulandığını belirten Üstel, olayın failinin 16 yaşında olduğuna dikkati çekti. Muhaceret sorgulamalarında bugüne kadar 18-25 yaş grubundan 80 kişinin limanlardan geri gönderildiğini belirterek, “18 yaş sınırını daha da aşağı indirmemiz gerekecek” dedi.

Halkın iç huzurunu sağlamak için ne gerekirse yapılacağını ve kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağını belirten Üstel, kurşunlama olayının zanlısının 24 saat geçmeden yakalanmasının da polis teşkilatının suçlulara göz  açtırmadığının göstergesi olduğunu söyledi.

Üstel, kurşunlama olayına öncülük edenlerin de peşinde olduklarını sözlerine ekledi.

-Dinçyürek,

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek de açılışta yaptığı konuşmada, bugün ülkede bir ilki gerçekleştirerek Koruyucu Ruh Sağlığı Merkezi’ni hayata geçirdiklerini ifade etti.

Dinçyürek, merkezin insan odaklı olduğuna vurgu yaparak, merkezin erken tanı, hastalığı önleme, hasta takibi ve koruyucu önlemler gibi alanlarda önemli hizmetler vereceğini ifade etti. 

Hakan Dinçyürek, merkezden elde edecekleri verilerle Girne ve Güzelyurt’ta da koruyucu ruh sağlığı merkezi açma hedefinde olduklarının altını çizdi.

Başbakan Ünal Üstel önderliğinde sağlık alanında bir çok proje gerçekleştirildiğini söyleyen Dinçyürek, “4 büyük ilçemizde 4 büyük hastane yapılıyor. Bu bir ilk.” dedi.

Dipkarpaz’dan Lefke’ye bütün sağlık merkezlerinin yenilendiğini, tıbbi cihaz ve kadro takviyesi yapıldığını söyledi. Dinçyürek, Gaziköy ve Dörtyol’da sağlık odası kurduklarını, Gaziköy’e 10 yıl aradan sonra doktor geldiğini belirtti.

Haftaya Tatlısu Sağlık Merkezi’nin de açılacağını söyleyen Dinçyürek, Dikmen’deki sağlık ocağının yapımıyla ilgili prosedürün tamamlandığını bu ay içinde  temelinin atılacağını kaydetti.

Dinçyürek, Devlet Laboratuvarı’nın yapımın da yılın ilk altı ayında tamamlanacağını belirtti.

ÖZTÜRKLER: AB DÖNEM BAŞKANLIĞI AÇILIŞI, ADA’DAKİ AYRIMCILIĞIN EN GÜNCEL ÖRNEĞİDİR

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türk Dünyası Gençlik Vakfı Başkanı Ramazan İzol ve beraberindeki heyeti kabul ederek, Türk Dünyası ile kurulan ilişkilerin KKTC açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.

Öztürkler, kabulde yaptığı konuşmada, Türk Dünyası’nın Kıbrıs Türk halkı için yalnızca kültürel bir bağ değil, aynı zamanda uluslararası alanda görünürlüğü artıran güçlü bir dayanışma zemini olduğunu vurguladı.

Öztürkler, Türk Dünyası ile yürütülen temasların özellikle gençlik politikaları açısından yeni fırsatlar sunduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk gençliğinin Türk Dünyası gençleriyle ortak projelerde buluşmasının, hem kimlik bilincini güçlendireceğini hem de KKTC’nin uluslararası platformlarda daha etkin bir şekilde temsil edilmesine katkı sağlayacağını ifade eden Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda maruz bırakıldığı haksızlıklara da değindi.

Öztürkler, Güney Kıbrıs’da bugün gerçekleştirilen AB dönem başkanlığı resmi açılış töreninin, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türklerini yok sayan yaklaşımının ve adadaki ayrımcılığın en güncel örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Meclis Başkanı Öztürkler, Kıbrıs Türklerinin yıllardır izolasyonlar ve siyasi engellemelerle karşı karşıya bırakıldığını, buna karşın Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak AB çatısı altında temsil edilmesinin kabul edilemez bir çifte standart olduğunu vurguladı.

Öztürkler, bu yaklaşımın Ada’daki çözüm çabalarına zarar verdiğini ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saydığını ifade etti.
Bu durumun, AB’nin adadaki iki halk arasındaki dengeyi gözetmekten uzak, taraflı tutumunu bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Öztürkler, Türk Dünyası ile dayanışmanın bu çifte standartlara karşı en güçlü duruş olduğunu belirtti.

Kabulde söz alan Türk Dünyası Gençlik Vakfı Başkanı Ramazan İzol da, KKTC’nin Türk Dünyası için özel bir konumda bulunduğunu belirterek, gençlik alanında ortak çalışmalar yürütmeye hazır olduklarını dile getirdi.

Konuşmaların ardından karşılıklı hediye teatisinde bulunuldu.

Haftalık trafik raporu: 59 kaza, 18 yaralı

KKTC’de geçen hafta 59 trafik kazası meydana geldi, 18 kişi yaralandı.

Polis Genel Müdürlüğü’nün 29 Aralık-4 Ocak tarihlerini kapsayan raporuna göre, belirtilen sürede ülkede 59 trafik kazası meydana gelirken, bu kazaların 11’si yaralanmayla ve 48’i hasarla sonuçlandı. Yaralanma ile neticelenen kazalarda 18 kişi yaralandı.

Trafik kaza sebepleri; süratli araç kullanmak 16, dikkatsiz sürüş 14, kavşakta durmamak 13, yakın takip 10 ve diğer etkenler 6 olarak açıklandı.

Kazalar sonucu toplam hasar miktarı 3 milyon 122 bin 17 TL olarak hesaplanırken, kazaların ilçelere göre dağılımı ise şöyle aktarıldı:

“Lefkoşa 19, Gazimağusa 18, Girne 13, Güzelyurt 3 ve İskele 6.”

-Denetimlerde bin 805 rapor, 211 araca men, 11 sürücüye tutuklama

Öte yandan, polisin aynı dönemde gerçekleştirdiği trafik denetimlerinde ise, bin 805 araç sürücüsü ceza aldı, 211 araç trafikten men edildi ve 11 sürücü ise tutuklandı.

Rapor edilen sürücülerin suçlarının dağılımı ise şöyle:

“Sürat 764, seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak 131, muayenesiz araç kullanmak 80, trafik levha ve işaretlerine uymamak 118, sürüş esnasında cep telefonu kullanmak 19, mobil araç ile tespit edilen sürat suçları 61, alkollü içki tesiri altında araç kullanmak 61, emniyet kemeri takmadan araç kullanmak 42, aracın camlarına görüşü engelleyici cam filmi yapıştırmak 57, sigortasız veya kapsamı dışında araç kullanmak 40, dikkatsiz sürüş 33, tehlikeli sürüş 10, trafik ışıklarına uymamak 6, ışık kurallarına uymamak veya yetersiz ışıkla araç kullanmak 11, yolcu taşıma ‘T’ işletme izinsiz araç kullanmak 7, sürüş ehliyetsiz araç kullanmak 14, koruyucu başlık takmadan motosiklet kullanmak 1 ve 411 diğer trafik suçları.”

Cevdet Yılmaz 15–16 Ocak’ta KKTC’ye geliyor

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 15–16 Ocak tarihlerinde KKTC’de temaslarda bulunacağı açıklandı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 15–16 Ocak tarihlerinde KKTC’de bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.

Ziyaret bilgisi, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı tarafından Kıbrıs Postası TV’de katıldığı programda canlı yayında paylaşıldı. Arıklı, Yılmaz’ın söz konusu tarihlerde ülkede olacağını kamuoyuna duyurdu.

Cevdet Yılmaz’ın ziyareti kapsamında çeşitli temaslar ve görüşmeler gerçekleştirmesinin yanı sıra, bazı lansman etkinliklerine de katılmasının planlandığı öğrenildi.

Hayatını kaybeden Kenan Atakol için Cumhuriyet Meclisi’nde tören düzenlendi

Hayatını kaybeden eski bakan ve milletvekili Kenan Atakol için bugün Cumhuriyet Meclisi’nde tören düzenlendi.

Cumhuriyet Meclisi’nde saat 09.30’da başlayan törene, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Beşinci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, bakanlar, milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ile Kenan Atakol’un ailesi katıldı.

Saygı duruşuyla başlayan tören, merhum Kenan Atakol’un özgeçmişinin okunmasıyla devam etti. Törende, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ve Kenan Atakol’un kızı Tüge Atakol konuşma yaptı.  Tören, konuşmaların ardından Atakol’un naaşı önünde protokol sırasına göre saygı duruşu ve geçişinin yapılması ile son buldu.  

Atakol, öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karaoğlanoğlu Kabristanlığına defnedilecek.

-Erhürman: “Ülkenin en uzun süre Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten siyasetçisi olarak tarihe kaydoldu”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman  yaptığı konuşmada, Kenan Atakol’un Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin devlet hayatında derin izler bırakmış bir ismi olduğunu vurguladı.

Atakol’un ODTÜ mezunu bir inşaat mühendisi, ABD’de yüksek lisans ve doktora yapmış ve Pennsylvania State University’de ders veren bir kişi olduğunu anımsatan Erhürman, “Ancak bence onu asıl tanımlayan bu akademik birikimini, bilgisini ülkesinin hizmetine, halkının hizmetine kararlılıkla sunmuş olmasıdır.” dedi.

Erhürman, Atakol’un 1970’li yıllardan itibaren Kıbrıs Türk halkının iradesiyle milletvekilliği görevini üstlendiğini, pek çok bakanlıkta görevde bulunduğunu ve ülkenin en uzun süre Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten siyasetçisi olarak da tarihe kaydolduğunu ifade etti.

Özellikle Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı yıllarda Kıbrıs Türk halkının hak ve eşitlik mücadelesini uluslararası alanda sabırla, bilgiyle ve disiplinle savunduğunu vurgulayan Erhürman, müzakere masalarında ayrıntılara hâkimiyeti, dosyalarına olan titizliği ve sakin üslubu ile tanındığını belirtti.

Atakol’un sözünün ölçülü, yaklaşımının ise rasyonel olduğunu söyleyen Erhürman, popülizmi değil, devleti ve halkı önceleyen bir anlayışa sahip olduğunu vurguladı.

Erhürman, Atakol’ün genç bürokrat ve siyasetçilere tecrübesini aktarmaktan çekinmediğini belirterek, öğretici bir yönü olduğuna işaret etti.

Atakol’un  siyasette olmadığı dönemde, çevre ve toplum konularına duyarlılığını sürdürdüğünü, sivil toplum çalışmalarına katıldığını belirten Erhürman, Atakol’un ardında ülkeye adanmış uzun bir hizmet hayatı, titizlikle tutulmuş notlar, yetiştirilmiş insanlar, sevgi dolu bir aile ve saygın bir isim kaldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erhürman, Atakol’un son röportajlarında altını çizdiği iki konu olduğunu da vurgulayarak, bunların çevreye olan duyarlılık ve siyasette kalite olduğunu dile getirdi.

Erhürman, konuşmasını Kenan Atakol’a tanrıdan rahmet, ailesi ile sevenlere de sabır ve başsağlığı dilekleriyle tamamladı.

-Öztürkler: “Atakol Kıbrıs Türk siyasetinin en önemli devlet adamlarından biridir”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler de konuşmasında, Kenan Atakol’un Kıbrıs Türk siyasetinin en önemli devlet adamlarından biri olduğunu ifade etti.

Atakol’un devletin kuruluş aşamasında ve kurumsal yapının oluşmasında yer alan biri olduğunu anımsatarak, “Kıbrıs Türk halkının sesinin dünyaya duyurulmasında, uluslararası anlamda birçok görevde bulunmuş ve devletini layıkıyla temsil etmiş önemli bir devlet adamıydı.” şeklinde konuştu.

Öztürkler, Atakol’un kendilerine bırakmış olduğu birçok miras olduğuna da dikkat çekerek, “Dürüstlüğü, çalışkanlığı, liyakati, almış olduğu eğitimi, insan sevgisi ve dik duruşu bir ödev olarak kabul ediyoruz.” dedi.

Konuşmasında, Atakol’a rahmet dileyen Öztürkler, tüm aile üyelerine de başsağlığı temennisinde bulundu.

-Tüge Atakol: “Hayallerinin peşinden hep cesurca koştu”

Merhum Kenan Atakol’un kızı Tüge Atakol da törende yaptığı konuşmasında, babasının çocukluğu hakkında bilgi vererek, “Babam Baf’ın Yayla köyünden üniversiteye giden ilk çocuktur. Çok zekiydi ve çok çalışkandı. Hayallerinin peşinden hep cesurca koştu.” dedi.

Kenan Atakol’un eğitime verdiği öneme işaret eden Tüge Atakol, babasının ortaokula gidebilmek için 3 yıl boyunca Yayla köyünden Poli’ye her gün 27 kilometre bisiklet sürerek gittiğini dile getirdi.

Tüge Atakol, babasının Amerika’da güvenceli bir geleceği bırakarak, ailesiyle birlikte 1972 yılında sıkıntılı ve belirsizliklerle dolu Kıbrıs’a geri döndüğünü anlatarak, “Annemle beraber benim ve kardeşimin Kıbrıs’ta büyümemizi istiyorlardı. Ailesi babamın en büyük mutluluğuydu.” dedi.

Babasının her zaman kendisini ve kardeşini desteklediğini söyleyen Tüge Atakol, kendilerine duruşuyla, dürüstlüğüyle, çevreye ve insana duyduğu sevgi ve saygısıyla örnek olduğunu işaret etti.

Tüge Atakol, babasının kendilerini çevre bilinci ve sevgisiyle yetiştirdiğini de vurgulayarak, “Çevre Koruma Vakfı çalışmaları çerçevesinde ilkokulları gezip öğrencilere çevre konularında çok kez sunumlar yaptı. Babamın bu tutkusu bana ve kız kardeşime de işledi.” şeklinde konuştu.

Tüge Atakol, konuşmasını “Onun kızları olarak bu dünyaya gelmiş olmak ve onun adını taşıyor olmak bizim için çok büyük bir onurdur.” ifadesiyle tamamladı.

Hasipoğlu: Asgari Ücrette Uzlaşıya Yakınız, Cuma Günü Yeniden Toplanıyoruz

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun bugün gerçekleştirdiği toplantının ardından basına açıklamalarda bulundu. Hasipoğlu, taraflar arasında uzlaşıya yaklaşıldığını ancak henüz netleşme olmadığını belirterek, sürecin Cuma günü saat 13.00’te yapılacak toplantıyla sonuçlandırılmasının hedeflendiğini söyledi.

Toplantıda görüş alışverişinde bulunulduğunu ifade eden Hasipoğlu, “Fikir tartışmaları yaptık. Şu an için uzlaşı sağlanmış değil ancak çok da uzak noktalarda değiliz” dedi.

“GİZLİLİK ESASI VAR”

Yasanın kendilerine gizlilik yükümlülüğü getirdiğine dikkat çeken Hasipoğlu, sürecin hassasiyetine vurgu yaparak, “Konunun hassasiyeti ve süreci hızlıca neticelendirmek amacıyla Cuma günü saat 13.00’te yeniden toplanma kararı aldık” ifadelerini kullandı.

İŞÇİ VE İŞVEREN TEMSİLCİLERİNE TEŞEKKÜR

Toplantı ortamının yapıcı geçtiğini kaydeden Hasipoğlu, işçi ve işveren temsilcilerine teşekkür ederek, “Bu ülkenin sorunlarını ve sistemsel meseleleri masaya yatırdık. Hep birlikte çözmek için çalışacağız” dedi.

“SÜRECİ UZATMA NİYETİMİZ YOK”

Asgari ücret bekleyen çalışanlara da değinen Hasipoğlu, sürecin uzatılmayacağını vurguladı: “Günün sonunda evine ekmek götürmeyi bekleyen emekçimiz var. Cuma günü bu işi nihayetlendirme iradesiyle yeniden toplanacağız.”

HAYAT PAHALILIĞI TEK KRİTER DEĞİL

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hasipoğlu, hayat pahalılığının tek kriter olmadığını belirterek, “Yasada belirlenen altı kriterden biridir. Bir ailenin geçimini idame ettirmesi için gereken tüm kalemleri ele aldık” dedi.

RAKAM AÇIKLANMADI

“Asgari ücretin en az yüzde 21,66 oranında hissedilip hissedilmeyeceği” sorusuna ise Hasipoğlu, toplantı sonuçlanana kadar rakam açıklanmayacağını belirterek, “Üç taraf da bu konuda mutabık kaldı” yanıtını verdi.

Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun ikinci toplantısı başladı

Asgari Ücret Saptama Komisyonu, 2026 yılının ilk asgari ücretini belirlemek amacıyla bugün ikinci toplantısını yapıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Toplantı Salonu’nda saat 10.25’te başlayan toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, işçi tarafını temsilen Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu ve işveren tarafını temsilen Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası temsilcisi Cengiz Alp katıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, toplantının başında yaptığı konuşmada hayatını kaybeden eski Bakan ve Milletvekili Kenan Atakol’a Allah’tan rahmet diledi.

İstatistik Kurumu tarafından belirlenen Hayat Pahalılığı oranını, toplantının gündemine aldıklarını kaydeden Hasipoğlu, “Bugünkü toplantıda bu rakamları konuşacağız.” dedi.

Asgari ücretin tespiti için çeşitli unsurların etkili olduğunu dile getiren Hasipoğlu, enflasyon ve hayat pahalılığının bu unsurlardan biri olduğunu belirtti.

Hasipoğlu, “Bakanlık olarak hedefimiz, işveren ve işçi kesimiyle buradan uzlaşıyla çıkmaktır. Bugün bunu başarırsak çıkıp rakamı açıklarız, eğer uzlaşamazsak kısa bir süre sonra üçüncü toplantımızı gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Asgari ücret, 1 Temmuz’dan bu yana brüt 51 bin 202, net 44 bin 546 TL olarak uygulanıyor.

WP: ABD, Venezuela’ya askeri müdahalesinde yaklaşık 75 kişinin öldüğünü değerlendiriyor

ABD’nin, Venezuela’ya askeri müdahalesinde, Venezuelalı ve Kübalı güvenlik güçlerinin yanı sıra sivillerin de arasında bulunduğu yaklaşık 75 kişinin öldürüldüğünü değerlendirdiği öne sürüldü.

Washington Post’a (WP) konuşan yetkililer, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesine ilişkin iddialarda bulundu.

ABD hükümetinin, söz konusu askeri müdahalede yaklaşık 75 kişinin öldüğünü değerlendirdiğini öne süren yetkililer, bu kişiler arasında Venezuela ve Küba’dan güvenlik güçlerinin yanı sıra sivillerin de olduğuna işaret etti.

Bir yetkili müdahalede 67 kişinin öldürüldüğünü iddia ederken, diğer yetkili ise 75 ila 80 kişinin öldüğü değerlendirmesini paylaştı.

7 ABD askeri yaralandı

Fox News’a konuşan kaynaklar ise Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonmasıyla sonuçlanan askeri müdahalede 7 ABD askerinin yaralandığını aktardı.

Yetkililer 5 askerin göreve döndüğü bilgisini paylaşırken, 2 askerin ise tedavisinin sürdüğünü belirtti.

Venezuela, ABD’nin askeri müdahalesi sonucu ölen askerler için 7 günlük yas ilan etti

Öte yandan, Venezuela Yüksek Mahkemesi (TSJ) kararı ve ordunun desteğiyle geçici devlet başkanlığı görevini üstlenen Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodriguez’in konuşması, başkent Caracas’ta devlet televizyonu VTV’den canlı yayınlandı.

ABD’nin müdahalesiyle ölen genç askerler için 7 günlük ulusal yas ilan edildiğini açıklayan Rodriguez, şu ifadeleri kullandı:

“Bu gençler, Venezuela’yı ve Başkan Nicolas Maduro’yu savunurken hayatlarını feda ettiler. Onlara minnet borçluyuz. Hareketsiz bedenlerin görüntüleri içimi acıttı ancak biliyorum ki, onlar bu cumhuriyetin en yüce değerleri uğruna kendilerini feda ettiler.”

ABD’nin, Venezuela’ya askeri müdahalesinde 32 Kübalı asker ile 24 Venezuelalı güvenlik gücünün hayatını kaybettiği ifade edilmişti.

Ne olmuştu?

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 3 Ocak’ta yerel saatle 02.00 civarında patlama ve uçak sesleri duyulmuştu.

Venezuela yönetimi, patlamaların ardından ABD’yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi de Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıklamıştı.

Venezuela yönetimi, ABD’nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulunmuş, bazı ülkeler saldırıyı eleştirirken, açıklamalarıyla ABD’ye destek verenler de olmuştu.

 

Trump, Venezuela’daki geçici yönetimin ABD’ye 30 ila 50 milyon varil petrol vereceğini duyurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’daki geçici yönetimin ABD’ye 30 ila 50 milyon varil petrol teslim edeceğini belirtti.

Trump, ABD merkezli Truth Social şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu.

ABD Başkanı Trump, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoymasıyla sonuçlanan Venezuela’ya askeri müdahalesi sonrası ülkede kurulan geçici yönetimin, 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD’ye teslim edeceğini ifade etti.

Söz konusu petrolün piyasa fiyatından satılacağını ve paranın “ABD Başkanı olarak kendisinin kontrolünde olacağını” aktaran Trump, “böylece paranın hem Venezuela halkının hem de ABD halkının yararına kullanılacağını” vurguladı.

Ne olmuştu?

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 3 Ocak’ta yerel saatle 02.00 civarında patlama ve uçak sesleri duyulmuştu.

Venezuela yönetimi, patlamaların ardından ABD’yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi de Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıklamıştı.

Venezuela yönetimi, ABD’nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulunmuş, bazı ülkeler saldırıyı eleştirirken, açıklamalarıyla ABD’ye destek verenler de olmuştu.

Beyaz Saray: ABD, Grönland’a sahip olmak için “orduyu kullanmak dahil” tüm seçenekleri değerlendiriyor

Beyaz Saray, Donald Trump yönetiminin Grönland’a sahip olmak için “ABD ordusunu kullanmak da dahil” çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini açıkladı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, AA muhabirinin sorusuna verdiği yazılı yanıtta, Trump yönetiminin Grönland ile ilgili yaklaşımını değerlendirdi.

Leavitt, yanıtında, “Başkan Trump, Grönland’a sahip olmanın ABD’nin ulusal güvenlik önceliği olduğunu ve Kuzey Kutbu bölgesindeki düşmanlarımızı caydırmak için hayati önem taşıdığını açıkça belirtmiştir. Başkan ve ekibi, bu önemli dış politika hedefini gerçekleştirmek için çeşitli seçenekleri tartışıyor ve ABD ordusunu kullanmak da her zaman Başkomutan’ın elinde olan bir seçenek.” ifadelerini kullandı.

Leavitt’in yanıtı, Başkan Donald Trump’ın stratejik amaçlarla adaya sahip olma arzusu konusundaki son açıklamasının ardından geldi.

Trump önceki günkü açıklamasında ulusal güvenlik gerekçesiyle Grönland’e sahip olmaları gerektiğini ve bunun özellikle Rusya ile Çin’e karşı bir güvenlik önceliği olduğunu ifade etmişti.