Archives 2026

3’üncü Cumhurbaşkanı Eroğlu, Denktaş’ı andı: “Kıbrıs Türk halkı onu asla unutmayacak”

3’üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk halkının güvenlik ve egemenlik mücadelesi önderi Rauf Raif Denktaş’ı 14’üncü ölüm yıl dönümünde saygı, rahmet ve özlemle andıklarını ifade etti.

Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının Rauf Raif Denktaş’ı asla unutmayacağını vurguladı.

– “Azınlık olmayı reddetti, egemenlikten vazgeçmedi, devlet kurma iradesini ömrü boyunca savundu”

Derviş Eroğlu, anma mesajında, yalnızca Kıbrıs Türk halkının siyasi lideri değil; iradesi, direnci ve tarih sahnesinde güvenlik içinde var olma kararlılığı olan Rauf Denktaş’ın Kıbrıs Türkü’nün azınlık olmayı reddeden duruşunu, egemenlikten vazgeçmeyen mücadelesini ve devlet kurma iradesini ömrü boyunca savunduğunu söyledi.

Başbakan olduğu 1985–2003 döneminde Denktaş’la yaklaşık 15 yıl birlikte çalıştığını belirten Eroğlu, şunları kaydetti:

“Bu süreçte Rauf Denktaş’ın, uluslararası baskılara, adaletsiz dayatmalara ve siyasi kuşatmalara karşı nasıl dimdik durduğuna, Kıbrıs Türk halkının temel hak ve çıkarlarını asla pazarlık konusu yapmadığına yakından tanıklık ettim.

Rauf Denktaş, Kıbrıs meselesinin bir toprak ya da yönetim paylaşımı sorunu değil, bir egemenlik ve varoluş meselesi olduğunu her platformda kararlılıkla dile getirmiştir. Federasyon adı altında Kıbrıs Türk halkını yeniden Rum çoğunluğun insafına bırakacak hiçbir modeli kabul etmemiş; iki halkın, iki devletin ve egemen eşitliğin altını ısrarla çizmiştir.

Denktaş için Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün devamı Kıbrıs Türkü için kırmızı çizgiydi. Tarihe tanıklık eden Denktaş Bey bizi koruyan, kollayan, bundan sonra da kollayacak olan yegane unsurun Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü olduğunu çok iyi biliyor, bizlerle sohbetlerinde de bu konuda asla geri adım atılamayacağının altını çiziyordu.”

-“Denktaş’ın yıllar önce yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koydu”

Bugün Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmelere de işaret eden 3’üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şunları da belirtti:

 “Denktaş’ın yıllar önce yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.  Kıbrıs Türk halkının güvenliği, özgürlüğü ve geleceği; ancak kendi devletine, kendi egemenliğine sahip çıkmasıyla mümkündür.  Rauf Raif Denktaş’tan devraldığımız en büyük miras; devletimize, Türkiye’ye sahip çıkmak, egemenliğimizi korumak ve Kıbrıs Türk halkının onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmektir. Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı 14’üncü ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; Kıbrıs Türk halkının onu asla unutmayacağını vurguluyorum.”

Berova: “Halkının gönlünde müstesna bir yer edindi”

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın; mücahit, lider ve devlet adamı kimliğiyle halkının gönlünde müstesna bir yer edindiğini vurguladı.

Maliye Bakanı Berova, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı vefatının 14’üncü yıldönümü dolayısyla mesaj yayımladı.

Berova, yayımladığı mesajda, “Ömrünü Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine ve haklı davasına adayan, liderliği ve mücadeleci kişiliğiyle tarihimize yön veren Merhum Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum” dedi.

Berova mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Hayatının her dönemini Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine adamış olan Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş; mücahit, lider ve devlet adamı kimliğiyle halkının gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. İngiliz İdaresi döneminden başlayarak devletleşme sürecine uzanan zorlu yolda sergilediği kararlı duruş, Kıbrıs Türk halkının kaderini belirleyen en önemli unsurlardan biri olmuştur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni halkına emanet eden Denktaş, uluslararası alanda da saygı gören liderlik vasıflarıyla tarihteki yerini daima koruyacaktır. Mütevazı kişiliği, halkıyla kurduğu güçlü bağ ve Anavatan Türkiye ile Kıbrıs Türkü’nün hakları söz konusu olduğunda gösterdiği cesur duruş, onun ‘Bu bağımsızlık yoludur, egemenlik yoludur, vatan yoludur, devlet yoludur, Türklük yoludur, Türkiye yoludur’ sözünde ifadesini bulan anlayışının bir yansımasıdır.

Zor ve kritik dönemlerde sergilediği siyasi öngörü, kararlılık ve devlet adamlığı vasfı ile bizlere güçlü bir devlet mirası bırakan Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş, her zaman saygı ve minnetle hatırlanacaktır.

Vefatının 14’üncü yılında Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı rahmet, minnet ve şükranla anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Mekânı cennet olsun.”

Özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük 42’nci ölüm yıl dönümünde anılacak

Kıbrıs Türk halkının varoluş ve özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük, 42’nci ölüm yıl dönümü olan 15 Ocak Perşembe günü anılacak.

Milli Günleri Kutlama Merkez Komitesi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Küçük için ilk tören Dr. Fazıl Küçük Anıtı’nda yer alacak.

Saat 10.26’da protokol sırasına göre çelenklerin Anıta sunulmasıyla başlayacak törende, saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekilecek, ardından yarıya indirilecek.

Tören, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürmen’ın Anıt Özel Defteri’ni imzalaması ve sonrasında yapacağı konuşmayla sona erecek.

-AKM’de Anma Programı

Dr. Fazıl Küçük’ü Anma Programı ise Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) saat 11.15’te yapılacak.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayacak program, Dr. Fazıl Küçük’ün torunu Sevim Küçük’ün konuşmasıyla devam edecek tören Meral Vedat Ertüngü Lisesi korosu ve Oratoryo ile tamamlanacak.

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, 14. ölüm yıl dönümünde tören ve etkinliklerle anılacak

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, ölümünün 14’üncü yıl dönümü nedeniyle yarın tören ve etkinliklerle anılacak.

Milli Günleri Kutlama Merkez Komitesi Başkanı Asu Muhtaroğlu’nun yaptığı açıklamaya göre, ilk tören Rauf Raif Denktaş Anıt Mezarı’nda saat 10.08’de başlayacak.

Protokol sırasına göre çelenklerin anıta sunulmasıyla başlayacak tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam edecek. Tören Anıt Özel Defteri’nin imzalanması ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın konuşmasıyla tamamlanacak.

Rauf Raif Denktaş’ı anma etkinlikleri saat 10.45’te Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törenle devam edecek. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayacak törende, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş konuşma yapacak.

Anma töreni, Lefkoşa Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi korosu ve oratoryo ile son bulacak.

Meclis Genel Kurulu toplandı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Ziya Öztürkler başkanlığında toplandı.

Başkanlığın genel kurula sunuşları ile saat 12.30’da başlayan genel kurulda, “Komitelerden Gelen Tasarı ve Öneriler ile Görüşülecek Diğer İşler” kısmında “Konut Edindirme (Değişiklik) Yasa Tasarısının” genel kurulda üçüncü görüşmesi yapıldı ve oyçokluğuyla kabul edildi.

Genel kurul, “Seçimler ve Oylaması Yapılacak İşler” kısmında da, “Yukarı Girnede V/H XII.20E2+28E1 Blok F Parsel 388 İçerisinden Geçen Yolun İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısının (G.K.T.No:12/4/2025) üçüncü görüşmesi” ile “Serdarlı Köyünde 740 Koçan Numarası ile Kayıtlı XIII.64 Parsel 78(Yeni 119/9) Numaralı Evkaf Delegelerine Ait Mazbut Emlakten Eski Parsel 93/1/2+77/1/1 (Yeni 119/7) Numaralı Emlake Geçit Hakkı Olarak Verilen Arazinin İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısının (G.K.T.No:11/4/2025) üçüncü görüşmesini” yaptı ve tasarıları onayladı.

Sunuşlar kısmında ise ilk olarak Cumhuriyet Meclisi Danışma Kurulunun gelecek toplantısına yönelik karar okunarak, 19-20 Ocak genel kurul birleşimlerinin, Adıyaman’daki davaya katılım sağlanması amacıyla ertelenmesi kararı oybirliği ile kabul edildi.

Bu kısımda ikinci olarak “Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasa Tasarısı” ivedilikle genel kurulda görüşülmesi kararı oybirliğiyle kabul edildi.

Hüseyin Çavuş: “Denktaş, varoluş mücadelemizin simgesidir”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın vefatının 14. yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayımladı.

Çavuş, mesajında Denktaş’ı saygı, rahmet ve minnetle andığını belirterek, onun Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin simgesi, bağımsızlık ve egemenlik iradesinin mimarı olduğunu vurguladı.

Denktaş’ın ömrünü halkının onurlu geleceğine adadığını ifade eden Çavuş, “En zor şartlar altında dahi inancından, davasından ve milletine olan bağlılığından asla taviz vermemiştir. Onun kararlılığı, dirayeti ve sarsılmaz iradesi bugün de bizlere yol göstermeye devam etmektedir” dedi.

Çavuş, Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının kimliğini, haklarını ve egemenlik hakkını uluslararası platformlarda yılmadan savunduğunu, güçlü devlet anlayışı ve ileri görüşlülüğüyle tarihe yön veren bir lider olduğunu belirtti. Anavatan Türkiye ile kurduğu sağlam bağın ve ortak kader bilincinin halkın güvenliği ve geleceği açısından hayati öneme sahip olduğunu kaydetti.

“Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında özgür ve egemen bir şekilde yaşıyorsak, bu Denktaş ve dava arkadaşlarının ödün vermeyen mücadelesi sayesinde mümkündür” diyen Çavuş, Kurucu Cumhurbaşkanı’nın bıraktığı en büyük mirasın devlete sahip çıkma bilinci, milli duruş ve bağımsız yaşama iradesi olduğunu vurguladı.

Bu mirası korumanın ve gelecek nesillere aktarmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Çavuş, Denktaş’ın inancı, cesareti ve liderliğinin Kıbrıs Türk halkının yolunu aydınlatmaya devam edeceğini söyledi.

Bakan Hüseyin Çavuş, mesajını “Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı bir kez daha saygı, rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun” sözleriyle tamamladı.

Devlet Üretme Çiftlikleri’nde kasaplık hayvan satışı yapılacak

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Devlet Üretme Çiftlikleri Dairesi, kasaplık hayvan satışıyla ilgili duyuru yaptı. Buna göre, Şht. Tğm. Doğuş Uran Devlet Üretme Çiftliği ile Ercan Devlet Üretme Çiftliği’nde bulunan kasaplık hayvanlar, kapalı zarf usulüyle ve canlı ağırlık üzerinden satışa sunulacak.

Yapılan duyuruda;

  • Şht. Tğm. Doğuş Uran Devlet Üretme Çiftliği’nde 50 baş kasaplık kuzu,
  • Ercan Devlet Üretme Çiftliği’nde ise 25 baş kasaplık oğlak, 50 baş kasaplık keçi ve 4 baş kasaplık teke satışa çıkarılacak.

Taban fiyatlar canlı ağırlık üzerinden; kuzu için kilogramı 299 TL, oğlak için 270 TL, keçi ve teke için ise 180 TL olarak belirlendi. Tekliflerin KDV hariç olarak verileceği, idarenin herhangi bir teklifi kabul etmek zorunda olmadığı bildirildi.

Ödemelerin peşin (nakit) ya da banka teminatlı çek ile yapılacağı, satışa sunulan hayvanların ilgili çiftliklerde görülebileceği kaydedildi.

Teklifler, en geç 15 Ocak 2026 Perşembe günü saat 11.00’e kadar Şht. Tğm. Doğuş Uran Devlet Üretme Çiftliği’ndeki teklif kutusuna bırakılacak. Bu saatten sonra gelen teklifler değerlendirmeye alınmayacak.

İhaleyi kazananların, hayvanları en geç 23 Ocak 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar teslim almaları gerekiyor. Bu süre içinde hayvanların alınmaması halinde ihale kararının iptal edileceği belirtildi.

Kayatürk: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya devam edecek

TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Başkanı, AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk ve Komisyon üyeleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Avrupa Birliği Uyum Yasa Tasarılarını görüşmek üzere oluşturulan geçici ve özel komite ile birlikte temaslarda bulunuyor.

Her iki komitenin üyeleri, toplantı öncesinde Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler tarafından kabul edildi.

Öztürkler konuşmasında, AB gibi stratejik bir konuda iki Meclis’in aynı çatı altında buluşarak bilgi ve tecrübe paylaşmasının önemine dikkat çekti. Öztürkler, Avrupa Birliği’nde Güney Kıbrıs Dönemi Başlarken TBMM’nin, KKTC’nin yanında güçlü duruş sergilemesi çok önemlidir” dedi.

KKTC’nin AB uyum sürecinde TBMM’nin birikiminden yararlanmasının, hem yasaların uyumlaştırılması hem de uluslararası alanda daha güçlü bir duruş sergilenmesi açısından kritik olduğunu vurguladı.

KKTC’nin Türkiye tarafından milli dava olarak görülmesinin kendileri için büyük önem taşıdığını belirten Öztürkler, AB uyum yasaları kapsamında Kıbrıs Türk halkını daha çağdaş normlara taşıyacak düzenlemeler için çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

TBMM’nin KKTC’ye verdiği siyasi desteğin, Kıbrıs Türk halkının uluslararası alandaki haklı mücadelesine güç kattığını belirten Öztürkler, Güney Kıbrıs’ın tek taraflı AB üyeliğinin ve son dönemde devraldığı dönem başkanlığının çifte standartların açık göstergesi olduğunu söyledi, Güney Kıbrıs’ın AB’ye kabul edilmesini büyük bir hata olarak nitelendirdi.

Bazı çevrelerin Türkiye’yi “işgalci” gibi göstermeye çalıştığını ancak bunun gerçeği yansıtmadığını ifade eden Öztürkler Rum liderliğinin AB platformlarını propaganda amacıyla kullandığını, tarihi gerçekleri çarpıtarak Türk tarafını haksız göstermeye çalıştığını belirtti.

1960 ortaklık devletinden dışlanma, 1974 öncesi saldırılar ve Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu gibi tarihsel olguların görmezden gelinmesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden Öztürkler, dünyayı gerçekleri görmeye davet etti.

Güney Kıbrıs’ın silahlanma faaliyetlerinin adanın jeopolitik dengelerini olumsuz etkilediğini belirten Öztürkler, Türkiye ile tam bir eşgüdüm içinde hareket ettiklerini vurguladı.

Kayatürk

TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk de, KKTC’nin Türkiye için yalnızca dost ve kardeş bir ülke değil, aynı zamanda “tarihsel bir sorumluluğun, ortak kaderin ve milli davanın ayrılmaz bir parçası” olduğunu söyledi.

Kıbrıs’ta adil ve sürdürülebilir bir çözümün ancak Ada’daki gerçekler dikkate alınarak sağlanabileceğini belirten Kayatürk, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya devam edeceğini ifade etti.

KKTC’nin uluslararası alanda daha saygın bir konuma ulaşması için ortak çalışmaların süreceğini vurgulayan Kayatürk, TBMM ile KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin milli dava doğrultusunda eşgüdüm içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

Parlamenterler arasındaki diyaloğun karşılıklı ziyaretlerle canlı tutulması gerektiğini söyleyen Kayatürk, diğer Türk Devletleri parlamentolarıyla da benzer dostluk grupları kurulması yönünde çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Türkiye’nin KKTC’ye desteğini her koşulda sürdüreceğini belirten Kayatürk, uluslararası topluma Kıbrıs Türk halkının haklı davasını anlatmaya devam edeceklerini ifade etti.

Çavuşoğlu’ndan muhalefete sert tepki: “Geçmişlerini inkâr ediyorlar”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenler Yasası’na ilişkin iptal kararı sonrasında muhalefet partisi ve bazı sendikalar tarafından yapılan açıklamalara sert tepki gösterdi. Çavuşoğlu, eleştirilerin geçmişteki uygulamalarla çeliştiğini belirterek, muhalefeti tutarsızlıkla suçladı.

Bakan Çavuşoğlu, özellikle Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) “hukuksuzluk” iddialarının, kendi hükümet dönemlerinde yürürlükte olan yasal düzenlemelerle açıkça çeliştiğini söyledi.

Çavuşoğlu, bugün eleştirilen “geçici öğretmenlikten kadroya geçiş” uygulamasının, muhalefetin iktidarda olduğu dönemlerde yasada açıkça yer alan ve fiilen uygulanan bir hak olduğunu vurguladı. 25/1985 tarihli Öğretmenler Yasası’nın 16. maddesine işaret eden Çavuşoğlu, bu maddeye bağlı olarak öğretmen ihtiyacını karşılamak için geçici öğretmenlik sisteminin uygulandığını ve devamında kadrolama yapıldığını hatırlattı.

1994 ve 1999 yıllarında yapılan değişikliklerle, lise, ön lisans ve üniversite mezunlarının belirli şartları yerine getirmeleri halinde öğretmen kadrolarına atanabildiğini kaydeden Çavuşoğlu, bu kapsamda farklı branşlardan birçok kişinin öğretmen kadrosuna girdiğini ve üst düzey görevlere kadar yükseldiğini belirtti.

Örnek olarak, CTP hükümeti döneminde yerbilimleri mezunu olan Erdoğan Sorakın’ın bu yasa maddesi kapsamında geçici öğretmen atanıp kadroya geçtiğini ve daha sonra müsteşarlığa kadar yükseldiğini hatırlatan Çavuşoğlu, KTÖS Başkanı Mustafa Baybora’nın da aynı maddeye dayanarak kadrolandığını ifade etti.

Bu noktada üç soru yönelten Çavuşoğlu şunları sordu:

  • 1987’den beri bu yöntemle kadroya geçen yüzlerce öğretmeni hukuksuz sayan bir sendika, bu yolla atanmış bir kişiyi nasıl sendika başkanı yapmıştır?
  • Uygulamayı hukuksuz gören CTP, bu yöntemle kadrolanan Erdoğan Sorakın’ı nasıl müsteşar yapmıştır?
  • 2004 yılında bu maddeyle atanan Mustafa Baybora öğretmenlikten ve sendika başkanlığından istifa edecek midir?

Bakan Çavuşoğlu, hükümetleri döneminde 2023 yılında yapılan değişiklikle lise ve ön lisans mezunlarının geçici öğretmen olarak istihdamına son verildiğini, geçici öğretmenlik uygulamasının 2028 yılıyla kesin biçimde sınırlandırıldığını ve bu tarihten sonra tamamen kaldırılmasının yasa hükmü haline getirildiğini vurguladı. Ayrıca öğretmen ihtiyacının kalıcı ve nitelikli biçimde karşılanması için Atatürk Öğretmen Akademisi’ne alınan öğrenci sayısının iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Çavuşoğlu, geçmişte CTP’nin yer aldığı birçok hükümet döneminde geçici öğretmenlik uygulamasının yasa kapsamında sürdüğünü, lise ve ön lisans mezunlarının istihdamının engellenmediğini ve pedagojik yeterlilik şartının getirilmediğini hatırlattı.

“Bugün bu uygulamayı hukuksuz ilan edenler, kendi dönemlerinde neden değiştirmediler, neden Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadılar?” diye soran Çavuşoğlu, muhalefeti kamuoyunu yanıltmaya çalışmakla suçladı.

Bakan Çavuşoğlu, Anayasa Mahkemesi kararına tam saygı duyduklarını vurgulayarak, tartışmanın yargı kararına değil, muhalefetin geçmişte bizzat uyguladığı düzenlemeleri bugün yok saymasına yönelik olduğunu ifade etti.

Son olarak, bakanlık olarak en büyük kaygılarının yıllardır kadroya girmeyi bekleyen geçici öğretmenlerin mağduriyeti olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Hükümetimiz, öğretmen adaylarının mağduriyetini önlemek için hukuka uygun gerekli her türlü adımı atacaktır” dedi.

Asgari ücrete devlet desteği: Şubat’ta asgari ücretlinin eline 58 bin 738 TL geçecek

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT ekranlarında yayınlanan Manşet+ programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hasipoğlu, 2026 yılının ilk asgari ücretinin belirlenme sürecini anlatarak, asgari ücretin oy çokluğuyla belirlendiğini söyledi.

Hasipoğlu, asgari ücretin belirlenmesinde yasal kriterlerin dikkate alındığını, İstatistik Kurumu tarafından gönderilen yüzde 18,39 oranının resmi asgari ücret artış oranı olarak kabul edildiğini ifade etti. Hasipoğlu, Yüksek İdare Mahkemesi’nin önceki kararlarının bu süreçte yol gösterici olduğunu belirtti.

Hasipoğlu, net 52 bin 738 TL, brüt 60 bin 618 TL olarak belirlenen asgari ücretin yaklaşık 1.215 Euro ve 1.410 dolar seviyesinde olduğunu kaydetti. Hasipoğlu, bu rakamın Avrupa ülkeleri arasında asgari ücret sıralamasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni üst sıralara taşıdığını söyledi.

Hasipoğlu: “İşçimizi hayat pahalılığı altında ezdirmiyoruz”
Oğuzhan Hasipoğlu, hükümetin yalnızca resmi artış oranıyla yetinmediğini, asgari ücretlilere ek destek sağlandığını açıkladı. Hasipoğlu, İstihdamı Destekleme Fonu üzerinden asgari ücretli çalışanlara toplam 12 bin TL nakdi katkı verileceğini söyledi.
Hasipoğlu, bu desteğin aylık 2 bin TL olarak ödeneceğini, ilk 6 bin TL’nin peşin yatırılacağını belirtti. Hasipoğlu, Şubat ayında maaşını alacak bir asgari ücretlinin eline 58 bin 738 TL geçeceğini ifade etti.
Hasipoğlu, bu uygulamayla birlikte asgari ücret artışının fiilen yüzde 22,90 seviyesine ulaştığını vurguladı. Hasipoğlu, bu oranın kamu çalışanlarına verilen yüzde 21,66 artışın da üzerinde olduğunu söyledi.

Hasipoğlu: “Bu farkı işverene yüklemedik, devlet olarak üstlendik”
Hasipoğlu, yapılan düzenlemenin işvereni zor durumda bırakmamak amacıyla planlandığını ifade etti. Hasipoğlu, ek ödemenin işveren tarafından değil, doğrudan devlet tarafından karşılandığını belirtti.
Hasipoğlu, asgari ücret artışlarının piyasada fiyat artışlarını tetiklediğine dikkat çekerek, bu dönemde aşırı bir fiyat patlamasının gözlemlenmediğini söyledi. Hasipoğlu, dijital etiket ve fiyat denetimi uygulamalarının da piyasada denge unsuru oluşturduğunu kaydetti.

Hasipoğlu, vatandaşların fiyatları euro bazında da karşılaştırabildiğini ve bunun doğal bir denetim mekanizması yarattığını ifade etti.

Hasipoğlu: “Artık maaşlar elden değil banka üzerinden ödenecek”
Çalışma hayatına ilişkin yapısal düzenlemelere de değinen Hasipoğlu, Meclis gündeminde yer alan yasa çalışmaları hakkında bilgi verdi. Hasipoğlu, elden maaş ödemelerinin kaldırılacağını ve tüm maaşların banka hesapları üzerinden yatırılacağını söyledi.
Hasipoğlu, meslek kodları ve ücret skalalarıyla ilgili yeni bir sistem üzerinde çalışıldığını açıkladı. Hasipoğlu, her meslek için asgari ücretin üzerinde belirli maaş aralıklarının tanımlanacağını, böylece fiilen yüksek maaş alıp sigortada asgari ücret gösterilmesinin önüne geçileceğini belirtti. Hasipoğlu, bu düzenlemenin emeklilik maaşlarındaki adaletsizlikleri ortadan kaldıracağını ifade etti.

Hasipoğlu: “Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü kırmızı çizgimizdir”
Programda Kıbrıs meselesine de değinen Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği dönem başkanlığını sert sözlerle eleştirdi. Hasipoğlu, Rum yönetiminin zihniyetinin değişmediğini ve ELAM çizgisinin yönetimde hâkim olduğunu savundu.

Hasipoğlu, Avrupa Birliği’nin Rum tarafını ödüllendirdiğini, Kıbrıslı Türklerin ise yok sayıldığını söyledi. Hasipoğlu, Annan Planı sonrasında verilen sözlerin tutulmadığını, doğrudan ticaret tüzüğünün yıllardır uygulanmadığını ifade etti.
Birleşmiş Milletler’in yapısını da eleştiren Hasipoğlu, uluslararası hukukun güçlünün hukuku haline geldiğini savundu. Hasipoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantörlüğünün Ulusal Birlik Partisi için vazgeçilmez olduğunu vurguladı.
Hasipoğlu, “Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek, bölgedeki tüm gelişmelerin bu gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Üstel: Halkın ihtiyacı olan projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz

Güzelyurt Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilen Güzelyurt Meslek Edindirme Merkezi, düzenlenen törenle açıldı.

Açılış töreninde konuşan Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Osmanlı döneminden kalan tarihi bir yapının korunarak yeniden işlev kazandırıldığını belirterek, merkezin önemli bir eğitim ve üretim alanı olacağını söyledi. Yerel kalkınmanın önemine dikkat çeken Özçınar, merkezde üretilecek ürünlerin, devam eden projeleri kapsamında Kıbrıs Müzesi mağazalarında satışa sunulacağını ifade etti.

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise belediyelerin kültürel, sosyal, kadınlar ve gençlere yönelik projeler üretmesinin önemine vurgu yaptı. Dutlulu, bu anlamlı projeye katkı koymaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Manisa ile Güzelyurt arasındaki iş birliğinin artarak devam edeceğini kaydetti.

Törende konuşan Başbakan Ünal Üstel, Manisa ve Güzelyurt Belediyeleri arasındaki iş birliğiyle yeni bir projenin daha hayata geçirilmesinden mutluluk duyduklarını söyledi. Üstel, merkezde üretilecek kültürel ürünlerin ekonomiye katma değer sağlayacağını ve turistlerle buluşacağını belirtti. Hükümet olarak kadın girişimciliğine büyük önem verdiklerini ifade eden Üstel, Güzelyurt’ta açılan merkezin bu anlayışın en güzel örneklerinden biri olduğunu vurguladı.

Başbakan Üstel ayrıca Belediyeler Reformu ve Belediyeler Yasası ile belediyelerin mali kaynaklarının artırıldığını, yerel yönetimlerin halka hizmet sunma noktasında daha güçlü hale geldiğini söyledi. Güzelyurt’a yönelik projelerin süreceğini de kaydetti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ise ülkedeki önemli sorunlardan birinin meslek edindirme olduğunu belirterek, mesleki eğitime gereken önemin verilmesi gerektiğini ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu alandaki çalışmalarına dikkat çeken Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının üretim kültürüne sahip çıkan ve kadınların meslek edinmesine katkı sağlayan projeden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Güzelyurt’a yapılan yatırımların bölgeye verilen önemin göstergesi olduğunu kaydetti.

Konuşmaların ardından, Manisa Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek ile Şehzadeler Belediyesi Başkanı merhume Gülşah Durbay anısına merkezin bahçesine dikilen zeytin ağaçlarına su verildi. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından merkez gezildi.

Kadınların meslek edinmesi, üretime katılması ve aile ekonomisine katkı sağlaması amacıyla kente kazandırılan merkezde; dikiş-nakış, örgü bebek yapımı, boncuk takı tasarımı, seramik üretimi ve bilgisayar dersleri gibi alanlarda eğitimler verilecek.

Brent petrolün varili 63,15 dolar

Brent petrolün varili, uluslararası vadeli piyasalarda 63,15 dolardan işlem görüyor.

Cuma günü 63,65 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 62,74 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.26 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,6 artarak 63,15 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 59,04 dolardan alıcı buldu.

Petrol fiyatları, ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerin güçlü seyrini koruması ve ABD’nin Latin Amerika merkezli adımlarının küresel arz endişelerini artırmasıyla yükseldi.

Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentilerin sürmesi, dolar üzerinde baskı oluşturarak emtia fiyatlarını desteklerken Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları piyasalardaki belirsizliği artırdı. Powell, ABD Adalet Bakanlığının Fed binalarının yenilenmesine ilişkin süreç kapsamında kendisine yönelik bir cezai iddianame tehdidinde bulunduğunu açıkladı. Söz konusu tehdidin, Fed’in para politikası kararlarıyla bağlantılı olduğunu savundu.

Faiz oranlarının siyasi baskıdan bağımsız şekilde, ekonomik koşullar ve verilere dayanarak belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Powell’ın açıklamaları, Fed’in bağımsızlığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Öte yandan, ABD’nin Venezuela ve Küba merkezli adımlarının küresel petrol arzına yönelik risk algısını artırması da petrol fiyatlarındaki yükselişte etkili oldu.

ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela’da düzenlediği askeri operasyon, küresel petrol piyasalarında arz güvenliğine yönelik endişeleri canlı tutuyor. ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’yı ve ülkenin petrol varlıklarını ABD yönetiminin “yöneteceğini” açıkladı. Trump, daha sonra Truth Social hesabından kendisini “Venezuela’nın geçici başkanı” olarak gösteren bir görsel paylaştı.

Trump yönetiminin Venezuela’nın petrol sektörüne yönelik söylemleri piyasalarda belirsizliği artırırken Trump, petrol ve doğal gaz şirketlerinin ülkede en az 100 milyar dolarlık yatırım yapacağını öne sürdü. Ancak ExxonMobil Üst Yöneticisi Darren Woods, geçmişte yaşanan kamulaştırmaları hatırlatarak Venezuela’yı “yatırım yapılamaz” olarak nitelendirdi. Woods, şirketin ülkedeki varlıklarına iki kez el konulduğunu ifade etti.

Trump ise ExxonMobil’in bu tutumundan rahatsızlık duyduğunu belirterek, şirketin gelecekte ABD destekli projelerin dışında bırakılabileceğini söyledi.

Bölgedeki gerilimi artıran bir diğer gelişme de Trump’ın, Venezuela’dan Küba’ya petrol ve finansal desteğin sona erdiğini açıklaması oldu. Trump, Küba’ya artık “sıfır” petrol ve para gönderileceğini duyurdu. Küba’yı yeni bir anlaşma yapmaya çağıran Trump, aksi halde daha sert adımlar atılabileceği uyarısında bulunarak, ülkeyi yönetiminin olası gelecekteki hedefleri arasında gösterdi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ülkesinin yaşadığı ekonomik sıkıntıların, ABD’nin uzun yıllardır uyguladığı yaptırımlardan kaynaklandığını belirtti. Diaz-Canel, Küba’nın egemen ve bağımsız bir devlet olduğunu vurguladı. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez de Venezuela’dan güvenlik hizmetleri karşılığında maddi ya da parasal destek alınmadığını kaydederek, Küba’nın petrol ithalatında egemen kararlar aldığını ifade etti.

Brent petrolde teknik olarak 64,08 dolar direnç, 58,75 dolar destek seviyesi olarak izleniyor.

Fırtına yarına kadar devam edecek

Meteoroloji Dairesi, karada ve denizlerde dün başlayan fırtınanın bugün ve yarın da devam edeceği uyarısında bulundu.

Daireden yapılan açıklamada, bölgede karada güney ve batı yönlerden yer yer fırtına (62-74 km/saat) şeklinde esmekte olan rüzgarın zamanla yön değiştirerek kuzey ve batı yönlerden yer yer fırtına (62-74 km/saat) şeklinde esmeye devam etmesinin beklendiği belirtildi.

Açıklamada, denizlerde ise güney ve batı yönlerden “8” kuvvetinde ve “fırtına” şeklinde esmekte olan rüzgarın zamanla yön değiştirerek kuzey ve batı yönlerden “8” kuvvetinde ve “fırtına” şeklinde esmeye devam etmesinin beklendiği kaydedildi.

12 Ocak 2026 Döviz Kurları

Meteoroloji Dairesi, karada ve denizlerde dün başlayan fırtınanın bugün ve yarın da devam edeceği uyarısında bulundu.

Daireden yapılan açıklamada, bölgede karada güney ve batı yönlerden yer yer fırtına (62-74 km/saat) şeklinde esmekte olan rüzgarın zamanla yön değiştirerek kuzey ve batı yönlerden yer yer fırtına (62-74 km/saat) şeklinde esmeye devam etmesinin beklendiği belirtildi.

Açıklamada, denizlerde ise güney ve batı yönlerden “8” kuvvetinde ve “fırtına” şeklinde esmekte olan rüzgarın zamanla yön değiştirerek kuzey ve batı yönlerden “8” kuvvetinde ve “fırtına” şeklinde esmeye devam etmesinin beklendiği kaydedildi.

Meclis Genel Kurulu, “Konut Edindirme Yasa Tasarısı” gündemiyle toplanıyor

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, bugün Konut Edindirme (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile 2 ayrı istibdal karar tasarısının 3 görüşmelerini ele almak üzere toplanacak.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, bugün saat 10.00’da toplanıyor.

Meclisten verilen bilgiye göre, Genel Kurulun gündeminde Konut Edindirme (Değişiklik) Yasa Tasarısı bulunuyor.

Genel Kurulda ayrıca, “Yukarı Girne’de 1 Blok F Parsel 388 içerisinden geçen yolun istibdalinin onaylanmasına ilişkin karar tasarısı” ile “Serdarlı köyünde 740 koçan numarası ile kayıtlı, emlake geçit hakkı olarak verilen arazinin istibdalinin onaylanmasına ilişkin karar tasarısının” üçüncü görüşmeleri ele alınacak.

Dijital Karekod Sistemi 200 Bin Kullanıcıyı Aştı

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Dijital Karekod Sistemi – Elektronik Etiket uygulamasının 200 binden fazla vatandaş tarafından kullanılmaya başladığını açıkladı. Bakan Amcaoğlu, 5 Ocak 2026 Pazartesi gün gerçekleştirdikleri tanıtımın ardından 15 günlük deneme safhasına geçilen uygulamaya vatandaşların ilgisinin yüksek olmasının kendilerini mutlu ettiğini kaydetti.

Bakan Amcaoğlu, bakanlık basın bürosu aracılığı ile yaptığı açıklamada “Yaklaşık 2 yıllık bir çalışmanın sonucunda hayata geçirilen elektronik etiket uygulamasının yaklaşık bir hafta içerisinde 200 bini aşkın kişi tarafından incelendiğini ve kullanılmaya başladığını tespit ettik” dedi.

“Bu durum bakanlık olarak bizleri çok mutlu etmiştir. Bir yandan tüketiciyi korumak, öte yandan market işletmecilerinin en çağdaş rekabet koşullarında zarar görmemesini sağlamak hedefiyle yola çıktık” diyen Bakan Amcaoğlu, bu uygulama ile vatandaşın alışveriş için fiyat takibini marketleri gezmeden ve vakit kaybetmeden yapabileceğini hatırlattı.

Vatandaşın, bu uygulama sayesinde, marketlerdeki tüm ürünlerin fiyatlarını yerinden kalkmadan öğrenebileceğini belirten Bakan Amcaoğlu şunları söyledi:

“Market işletmecileri fiyatlamalarını yaparken KKTC’de ve Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan fiyatlara da erişebilecek. Kısacası fiyat noktasında piyasada kontrollü bir denge oluşturulmuş olunacak. Ayrıca Güney Kıbrıs’a geçiş yapabilen vatandaşlarımız, oradaki fiyatlarla kıyas yapabilecek. Çünkü uygulamada, Merkez Bankası’nın paylaşacağı günlük kurlar baz alınarak, ürünlerin fiyatları Euro olarak da belirtilecek.”

Bu arada Bakan Amcaoğlu, elektronik etiket uygulamasının nasıl kullanılacağı ile ilgili olarak hazırlanmış kamu spotları ve sosyal medya paylaşımlarının yakında daha görülür bir şekilde vatandaşa ulaşacağını da ekledi.

Erdoğan: Nüfus artışına karşı çıkanlar var, bu bizi üzüyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllık nüfus artış hızındaki düşüşle ilgili olarak, “Şu anda gelişmeler iyi değil.” dedi. Erdoğan, “En yakınlarımızla sohbet ederken onlar da maalesef nüfusun artışına karşı çıkıyor. Bu da bizi ciddi manada üzüyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılış programına katıldı.

 

Protokol üyeleriyle serginin açılış kurdelesini kesen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra sergiyi gezerek eserleri inceledi.

Programdan önce bir konuşma yapan Erdoğan, “İstanbul’daki vatandaşlarımızı ve imkanı olan herkesi sergimizi ziyaret etmeye davet ediyorum.” dedi.

Hat ve tezhip gibi İslam sanatlarının emek isteyen sabır isteyen devamlılık gerektiren alanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sanatların yaşatılması özellikle teknoloji ve dijital kültürün gelenekli sanatlarımızı tehdit ettiği bu günlerde çok ama çok önemlidir. Sizden her biriniz bu noktada çok ağır bir yükü omuzluyor. Sanatla birlikte kemalat yolculuğunu da sürdürüyorsunuz.” şeklinde konuştu.

 

“NESLİMİZİ ÇOĞALTMAMIZ LAZIM”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ardından sanatçı ve katılımların sorularını yanıtladı.

 

Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Sizi biz aile içi kimliklerinizden bir eş olarak, bir evlat olarak, bir dede olarak, bir baba olarak da biliyoruz. Siz bunlardan hangisi olmayı daha çok seviyorsunuz?” sorusu yöneltildi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce tabi dedeyim. Ve dokuz tane de torunum var. O da fakir için ayrı bir güzellik. Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var. En az üç tane çocuk diyorum. Bu tabi güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım.” yanıtını verdi.

 

Geçen yılın Aile Yılı ilan edildiğini anımsatan Erdoğan, “Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bakıyorsunuz onlar nüfusun artışına karşı çıkıyorlar, tabii bu durum da bizi üzüyor. Şu anda en dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor. İnşallah Tophane-i Amire’deki bu buluşmamız, nüfusun artışı noktasında yeni bir adıma vesile olur.” ifadelerini kullandı.

 

“BURANIN TARİHİ BİZİM İÇİN ÇOK ÇOK ÖNEMLİ”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, sanat konusunda dünyaya etkisiyle ilgili bir soru üzerine şu yanıtı verdi:

 

“- Tophane-i Amire’nin hizmete girmesi bile bizler için gerçekten çok çok önemli. Bu tür eserler eğer hizmete girmemiş olsaydı, burada böyle bir toplantıyı yapamayacaktık. Böyle bir hizmetin girmiş olması, böyle bir toplantıyı da yapmamıza da vesile oldu. Buradan kimler geldi, kimler geçti? Buranın tarihi de bizim için çok çok önemli.

 

– Biz, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da Kültür Yolu etkinliklerini de bu noktada çok çok önemli görüyoruz. Ben bu eserin girdisi ve çıktısıyla burada yapılan bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımları oluşturduğunu görüyorum. Bu eserler asla ihmal edilmemeli, bunun hesabını veremeyiz.

 

– Bizim bir Süleymaniye’miz, Sultanahmet’imiz varsa, bunlar hala yaşıyorsa, eğer bunlara gereken önemi vermezsek, kısa bir süre sonra buraların da maalesef yok olmaya yüz tuttuğunu görürüz ama şuanda görüyoruz ki, 23 yıllık iktidarımız dönemimizde bu eserlerimizde yaptığımız bütün restorasyonlar, inovasyonlar bütün bunlar gerek yurt dışından gelenler, gerek ülkemiz insanları için buraları ayakta tutmamızın neticesidir ve şuan itibariyle de başta Sultanahmet, Süleymaniye olmak üzere, buralardaki sahiplenme gelecek nesillere mirastır.

 

– Fatih, Eyüpsultan, Yeni Hisar olarak bir Çamlıca öyledir. Bütün bunlarla beraber bu eserlerimizi bizim çok diri, geleceğe taşımak için de her türlü yatırımı yapmamız gerekir diye düşünüyorum.”

“ESKİ KUZEY DENİZ SAHA KOMUTANLIĞINI BİTİRMEK ÜZEREYİZ”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine hediye edilen ya da kendisinin edindiği eserlerin bir çatı altında sergilenip sergilenmeyeceğine yönelik bir soru üzerine ise şu yanıtı verdi:

 

“- Bize hediye edilen tüm eserleri Kasımpaşa’da fakirin adına kurduğumuz bir müzemiz var. Bu müzemizi yıl sonuna kadar bu yılı bitirdik, önümüzdeki yıl sonunu bulmayız inşallah. Orda eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı. Bu eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığını bizler ele aldık. Oranın tamamen restorasyonunu bitiriyoruz. Orası da adeta harabeydi ve o harabe eseri, şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri, fakire ne hediye ettiyseler; ister hat, ister kitaplar, ister diğer türlü eserler olsun, bunların hepsini orada sergileyeceğiz. Ve orayı da halka açarak herkesin istifade etmesini sağlayacağız.

 

– Ben özellikle hat eserlerine düşkün, bununla ilgili de çalışmalarımız oldu, oluyor. En önemlisi de şu anda Mehmet Özçay’dan hep bir şeyleri istirham ettim. Özellikle, Cumhurbaşkanlığım dönemimde Kur’an-ı Kerim yazılması arzum vardı. Sağ olsun bu eseri de yazdılar ve bizi mutlu ettiler. Bu da bizim dönemimizin, Cumhurbaşkanlığı olarak bir eseri olacak. Bununla birlikte de ayrıca bir farklı eserin de yine bitişini gördük. Bunlar da Cumhurbaşkanlığı dönemimizin bir eseri olarak ülkemize ve dünyamıza kazandırmış olduğumuz iki tane önemli eser olacak.”

 

Program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce, annelere ve babalara de Allah’ın emri, sevgili Habibinin sünnetine uygun bir hayatı yaşamalarını tavsiye ediyorum.” dedi.

 

Meclis Genel Kurulu, “Konut Edindirme Yasa Tasarısı” gündemiyle yarın toplanıyor

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, yarın Konut Edindirme (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile 2 ayrı istibdal karar tasarısının 3 görüşmelerini ele almak üzere toplanacak.

Cumhuriyet Meclis Genel Kurul’u yarın saat 10.00’da toplanacak.

Meclisten verilen bilgiye göre Genel Kurul’un gündeminde Konut Edindirme (Değişiklik) Yasa Tasarısı bulunuyor.

Genel Kurul’da ayrıca, “Yukarı Girne’de 1 Blok F Parsel 388 İçerisinden Geçen Yolun İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısının” ve “Serdarlı Köyünde 740 Koçan Numarası ile Kayıtlı Emlake Geçit Hakkı Olarak Verilen Arazinin İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısının” üçüncü görüşmeleri ele alınacak.

En fazla yağış Koruçam’da kaydedildi

Meteoroloji Dairesi, son 24 saatte en fazla yağışın Koruçam’da kaydedildiğini bildirdi.

Meteoroloji Dairesinden yapılan açıklamaya göre, yağış alan diğer bölgelerde metre kareye düşen yağış miktarları şöyle:

“Koruçam 6 kg, Selvilitepe, Gönyeli 3 kg Pile, Akdeniz, Mağusa 2 kg, Bostancı, Karaoğlanoğlu, Taşkent, Çamlıbel, Beyarmudu, Çayönü, Kozanköy, Taşpınar, Geçitkale, Türkeli, Ydü, Alevkayası,Tatlısu, Zaferburnu, Zümrütköy 1 kg, diğer yörelerde ise 0.1 İle 0,4 kg”

Ülke genelinde eş zamanlı denetim: Bin 284 sürücüye işlem, 7 kişi tutuklandı

Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele’de dün akşam gerçekleştirilen asayiş ve trafik denetimlerinde 7 bin 102 araç kontrol edildi, 1.284 sürücü hakkında yasal işlem başlatıldı. Denetimlerde 6’sı asayiş, 1’i trafik suçundan olmak üzere toplam 7 kişi tutuklanırken, 189 araç trafikten men edildi.

Polis Basın Subaylığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele ilçelerinde dün akşam eş zamanlı olarak gerçekleştirilen asayiş ve trafik denetimlerinde çok sayıda kişi ve sürücü hakkında yasal işlem başlatıldı, 7 kişi tutuklandı.

Halkın huzur ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan denetimlerde; eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler, gece kulüpleri, kahvehaneler, pansiyonlar, oteller, bahis evleri, halkın yoğun bulunduğu alanlar ile trafikte seyir halindeki araçlar kontrol edildi.

Asayiş denetimleri kapsamında, ülkede yasal statüsü bulunmadığı halde ikamet izinsiz kaldığı tespit edilen 4 kişi, alkollü içki tesiri altında sarhoş olduğu sırada bağırıp çağırarak çevreye rahatsızlık verdiği belirlenen 1 kişi ile kullanımındaki araçta yapılan aramada kanunsuz olarak ahşap sopa bulundurup taşıdığı tespit edilen 1 kişi olmak üzere toplam 6 kişi tutuklandı.

Ülke genelinde yapılan trafik denetimlerinde ise 7 bin 102 araç sürücüsü kontrol edildi. Çeşitli trafik suçlarından 1.284 sürücü rapor edilerek aleyhlerinde yasal işlem başlatılırken, 189 araç trafikten men edildi, 1 sürücü de tutuklandı.

Rapor edilen trafik suçlarının; 449’unun yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 24’ünün alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 4’ünün sürüş ehliyetsiz ve sigorta kapsamaksızın araç kullanmak, 46’sının sigortasız araç kullanmak, 4’ünün sürüş esnasında cep telefonu kullanmak, 25’inin emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 42’sinin muayenesiz araç kullanmak, 123’ünün seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak olduğu bildirildi.

Ayrıca denetimlerde; 1 sürücünün kamu taşımacılığı işletme izni olmadan yolcu taşıdığı, 9 sürücünün kamu taşıma izninde belirtilen şartlara uymadığı, 3 sürücünün tehlikeli yük taşıdığı, 3’ünün trafik ışıklarına uymadığı, 63’ünün trafik levha ve işaretlerine uymadığı, 1 sürücünün koruyucu başlık takmadan motosiklet kullandığı, 14’ünün aracın ışık kurallarına uymadığı, 5’inin görüşü engelleyici cam filmi kullandığı, 2’sinin susturucusuz egzozla araç kullandığı ve 466 sürücünün diğer trafik suçlarından rapor edildiği kaydedildi.

Polis, denetimlerin halkın huzur ve güvenliği için ülke genelinde aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

Polis Genel Müdürü Adalıer, 2025’i değerlendirdi: ‘Önemli suçlarda’ yüzde 17,6’lık düşüş yaşandı!

Polis Genel Müdürü (PGM) Ali Adalıer, “Toplum Destekli Polislik” anlayışını merkeze alan bir vizyonla hareket ettiklerini belirterek, halkla iş birliği içinde projeler geliştirmeyi ve hayata geçirmeyi temel öncelikleri arasında gördüklerini vurguladı.

Hayata geçirilen “Turizm Polisi”, “Gönüllü Trafik Denetçiliği” ve “Güvenli Okul Projesi” uygulamalarına değinen Adalıer, tüm bu projelerin Polis Genel Müdürlüğü’nün güvenliği “yalnızca bir kolluk faaliyeti olarak değil; toplumla birlikte inşa edilen ortak bir sorumluluk” olarak gördüğünün en somut göstergesi olduğunu belirtti.

2015 yılından bu yana yürürlüğe girmesi beklenen ve toplam sekiz yasadan oluşan yasal düzenlemelerin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyleyen Adalıer, organize suçlarla mücadelede “kapsamlı ve güncel” bir yasal düzenlemenin hayata geçirilememiş olmasının suçun önlenmesi ve sahadaki başarıların sürdürülebilirliğini zorlaştırdığı dile getirdi.

Mevcut polis sayısının ülkenin nüfus yapısı, sosyal hareketliliği ve güvenlik ihtiyaçları karşısında yetersiz kaldığını kaydeden Adalıer, “Son dönemde polis alımı yapılıyor, yetkililer bu konuda hassas ve polis örgütüne destek veriyor.” dedi.

– “Suç bir sonuçtur, başlangıç değil…”

“Suç bir sonuçtur, başlangıç değil…” diyen Adalıer, 2025’e ilişkin bazı verilere değinerek, ülke genelinde işlenen “önemli suçlarda” nüfus artışı ve artan nüfus çeşitliliğine rağmen yüzde 17,6’lık düşüş kaydedildiğini açıkladı; bu azalmanın, suçla mücadelede uygulanan önleyici güvenlik politikalarının ve toplum destekli polislik yaklaşımının sahadaki etkisini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

“Gönüllü Trafik Denetçiliği” uygulamasının hayata geçirildiği 15 Eylül 2025’in trafik güvenliği açısından bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Adalıer, uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte ölümlü kazalarda yüzde 41,7, toplam kazalarda ise yüzde 7,26 oranında bir azalma kaydedildiğini aktardı.

Adalıer, 2024’te 48 olan ölümlü kaza sayısının 2025’te 39’a, 51 olan ölüm sayısının ise 42’ye gerilediğini; alkollü araç kullanımı kaynaklı kazalarda yüzde 2,83, dikkatsiz sürüşe bağlı kazalarda ise yüzde 5,67 oranında düşüş yaşandığını ifade etti.

2025 yılında kamuoyunu en fazla silahlı saldırı olaylarının meşgul ettiğini belirten Adalıer, 13 farklı silahlı saldırı ve/veya saldırıya teşebbüs meselesiyle ilgili toplam 23 kişinin tutuklandığını kaydetti.

Ülkede yasal statüsünü kaybederek kaçak duruma düştüğü belirlenen 951 kişinin ihraç edildiğini açıklayan Adalıer, ayrıca Interpol tarafından çeşitli suçlardan aranan 10 kişinin ise ülke sınırları içinde tespit edilerek yakalandığını söyledi.

Adalıer, Polis Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılında öncelikleri arasında yer alan narkotik suçlarla mücadelede 661 sanık hakkında işlem yapıldığını ve düzenlenen operasyonlarda 72 kilogramdan fazla uyuşturucu ele geçirildiğini kaydetti.

– “Halkla iş birliği içinde projeler geliştirmeyi önceliklerimiz arasında gördük”

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine açıklamalarda bulunan Polis Genel Müdürü Ali Adalıer, kamu düzeninin korunması, toplum huzurunun sağlanması ve vatandaşların güvenli bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri için yürütülen çalışmalar ile projelere değindi; 2025 yılına ilişkin veriler paylaştı ve gelecek döneme yönelik hedeflerini ortaya koydu.

Göreve başladıkları ilk günden itibaren “suçla mücadelede yalnızca reaktif değil; aynı zamanda önleyici, katılımcı ve insan odaklı” bir güvenlik anlayışını esas alacaklarını ifade ettiklerini anımsatan Adalıer, bu doğrultuda, “Toplum Destekli Polislik” anlayışını merkezine alan bir vizyonla hareket ederek, halkla iş birliği içinde projeler geliştirmeyi ve uygulamaya koymayı temel öncelikleri arasında gördüklerini vurguladı.

“2025 yılı boyunca trafik güvenliğinden uyuşturucu ile mücadeleye, çocuklarımızın güvenli eğitim ortamlarından turizm bölgelerindeki asayişe kadar geniş bir yelpazede hayata geçirdiğimiz uygulamalarla, toplumun her kesimine dokunan bir güvenlik politikası izledik.” diyen Adalıer, bu süreçte polis teşkilatının fedakârca görev yaptığını belirterek, en büyük gücünü ise her zaman olduğu gibi halkın desteğinden aldığını kaydetti.

– Toplum Destekli Polislik…

Adalıer, “Toplum Destekli Polislik; polisin halkla birlikte hareket ettiği bir güvenlik anlayışıdır.” diyerek, 2025 yılı boyunca bu anlayışla hareket ettiklerini ve projeler geliştirdiklerini dile getirdi.

Bu kapsamda hayata geçirilen projelerden biri olan “Turizm Polisi” uygulamasının, turizm bölgelerinde yalnızca asayişi değil, ülkenin güvenli ülke algısını da koruduğuna dikkat çeken Adalıer, İskele Long Beach, Lefkoşa Surlariçi ve Girne Eski Turizm Limanı gibi bölgelerde görev yapan ekiplerin, yaya ve bisikletli devriyelerle hem suçun önüne geçtiğini hem de ziyaretçilere rehberlik ederek devletin görünür yüzü olduğunu ifade etti.

“Gönüllü Trafik Denetçiliği” uygulamasının trafik güvenliğinde toplumu sürecin bir parçası haline getirdiğini belirterek, bu sayede özellikle ölümlü trafik kazalarında ve seyir halinde cep telefonu kullanımı gibi hayati risk oluşturan ihlallerde belirgin azalmalar yaşandığını vurgulayan Adalıer, bu sonucun doğru politikanın doğru yöntemle uygulanmasının açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Güvenli Okul Projesi’nin ise çocukların güvenliğinin tartışma konusu yapılamayacağını ortaya koyduğunu belirten Adalıer, proje kapsamında okul çevrelerinde polis varlığının artırıldığını, öğrenci taşımacılığına yönelik denetimlerin sıklaştırıldığını ve madde bağımlılığı ile siber zorbalık gibi konularda bilinçlendirme çalışmalarının hayata geçirildiğini ifade etti.

Adalıer, bu uygulamaların geleceği koruma iradelerinin sahadaki somut karşılığı olduğunu vurguladı.

– “2025’te ‘önemli suçlarda’ yüzde 17,6’lık düşüş yaşandı”

Suçla mücadelede başarının; “doğru önceliklerin belirlenmesi, kaynakların etkin kullanılması ve tehdit alanlarına yönelik kararlı bir strateji izlenmesiyle” mümkün olduğunu söyleyen Adalıer, 2025 yılı boyunca toplum huzurunu ve kamu düzenini doğrudan etkileyen suç türlerine öncelik vererek, mücadele politikalarını da bu doğrultuda şekillendirdiklerini belirtti.

“Bu kapsamda; örgütlü ve organize suçlar, trafik güvenliği ile uyuşturucu ile mücadele, güvenlik stratejimizin temel odak noktalarını oluşturmuş; önleyici, istihbari ve operasyonel çalışmalar bu alanlarda yoğunlaştırılmıştır.” diyen Adalıer, 2025 yılı suç verileri genel olarak incelendiğinde ülke genelinde işlenen “önemli suçlarda” önceki yıllara kıyasla düşüş yaşandığının kaydedildiğini ifade etti.

2024’te 6 bin 646 seviyesinde seyreden önemli suç sayısının, 2025’te yüzde 17,6 oranında azalarak 5 bin 476’ya gerilediğini açıklayan Adalıer, bu düşüşün suçla mücadelede uygulanan önleyici güvenlik politikalarının ve toplum destekli polislik anlayışının sahadaki etkisini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Adalıer, 2024 ile 2025 yılı karşılaştırmasında; “adam öldürme” suçlarında yüzde 50, “soygun” suçlarında yüzde 50, “cinsel saldırı/ tecavüz” suçlarında yüzde 18, “ülkeye kanunsuz girişlerde” yüzde 13 ve “kasti hasar /kundakçılık” suçlarında yüzde 36 oranında düşüş görüldüğünü dile getirdi.

Adalıer, kabahat olarak görülen basit suçlarda da yüzde 23 oranında bir azalma olduğunu belirtti.

– “Adam öldürmeye teşebbüs ile uyuşturucu madde tasarrufu suçlarında artış var”

Özellikle “adam öldürmeye teşebbüs” yüzde 57 ile “uyuşturucu madde tasarrufu” suçlarında yüzde 27 oranında artış yaşandığını kaydeden Adalıer, “Bu artışlar, özellikle organize gelişen suçlar nedeniyle gerçekleştiği de önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.

Yurt dışından ülkeye giriş yaptığı belirlenen bir şahsın geçen günlerde bir oto galeriye düzenlediği silahlı saldırıda iki kişinin yaralandığı olaya da değinen Adalıer, saldırının hemen ardından güvenlik birimleri tarafından başlatılan çok yönlü çalışma neticesinde, şüphelinin aynı gün yakalandığını akabinde de olayla bağlantılı kişilerin de tutuklandığını dile getirdi.

“INAD yolcu” konusuna da değinen Adalıer, kurumsal olarak belirlenmiş ve belli kriterlere uygun olmayan şahısların ülkeye alınmadığını dile getirdi.

Adalıer, bu maksatla ülkedeki limanlarda, farklı birimlerde görev yapan risk analizi ve profil uzmanlarının görevlendirildiğini de belirtti.

2015 yılından bu yana kamuoyunun ve güvenlik bürokrasisinin gündeminde olan, organize suçlarla mücadelede “kapsamlı ve güncel” bir yasal düzenlemenin hayata geçirilememiş olmasının, sahada elde edilen başarıların sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını vurgulayan Adalıer, kalıcı ve etkin bir mücadele için güncel yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesinin elzem olduğuna dikkat çekti.

Trafikte uyuşturucu etkisi altında araç kullanımını önlemek amacıyla devreye giren uygulama konusuna da değinen Adalıer, “Polisin artık trafikte uyuşturucu tespiti konusunda avantajı var. Bu uygulama sayesinde caydırıcılık özelliği de bir noktada ön plana çıkmaktadır.” dedi.

– Organize ve örgütlü suçlarla mücadele…

Adalıer, organize ve örgütlü suçlarla mücadelenin kamu düzeni ve toplumsal huzuru doğrudan tehdit eden yapılarla yürütülen uzun soluklu ve çok boyutlu bir süreç olduğunu kaydetti.

2025 yılı boyunca bu suç türleriyle mücadelede kararlı ve etkin bir yaklaşım sergilediklerini belirten Adalıer, “İstihbari çalışmalar, operasyonel faaliyetler ve kurumlar arası iş birliği sayesinde önemli başarılar elde edilmiştir.” dedi.

Adalıer, suç örgütlerinin faaliyet alanlarının daraltılması, yasa dışı kazanç kaynaklarının tespit edilmesi ve suç yapılarının dağıtılmasına yönelik yürütülen çalışmaların, Polis Genel Müdürlüğü’nün organize suçlarla mücadeledeki etkinliğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

– “2025’te 13 farklı silahlı saldırı ve/veya saldırıya teşebbüs vakası meydana geldi, 23 kişi tutuklandı”

2025 yılında kamuoyunu en fazla silahlı saldırı meselelerinin meşgul ettiğini ifade eden Adalıer, ülke genelinde yurt dışı kaynaklı; ev, iş yeri veya şahıslara yönelik 13 farklı silahlı saldırı ve/veya saldırıya teşebbüs vakası meydana geldiğini kaydetti.

Adalıer, yapılan soruşturmalarda söz konusu şahısların KKTC ile doğrudan bağlantısı bulunmadığı halde bu ve benzer suçları işlemek amacıyla KKTC’ye gelip tehdit amaçlı suç işledikleri veya bu suçları işlemeden önce tespit edildiklerinin görüldüğünü belirtti.

Yürütülen soruşturmalarda 14 zanlı ve 14 suç ortağının tespit edildiğini, toplam 23 kişinin tutuklanarak yargıya havale edildiğini kaydeden Adalıer, geriye kalan 5 kişinin ise yurt dışına çıkış yaptığını ve haklarında yürütülen soruşturmaların devam ettiğini ifade etti. Bu tür suçlarla mücadelede TC Emniyet Genel Müdürlüğü makamları ile yoğun iş birliği içerisinde olduklarını ve bu iş birliğinin aralıksız devam ettiğini belirtti.  

– “Organize suçlarla mücadelede kritik öneme sahip sekiz yasa yasallaşmayı bekliyor”

Organize suçlarla mücadelenin günden güne artan ve şekillenen bir alan olduğunu belirten Adalıer, bu mücadelenin suçun işlenmeden önce önlenebilmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi için bazı yapısal ihtiyaçların karşılanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Organize yasalarla birlikte bir suçun önceden tespit edilip engellenmesi, sürdürülebilirlik ve önleyici tedbirler çerçevesinde, dünyada organize suçlarla mücadele etmeyi hedefleyen tüm ülkelerde olduğu gibi KKTC’de de bu amaç doğrultusunda yasa tasarıları hazırlandığını ifade eden Adalıer, 2015 yılından bu yana hayata geçirilmesi beklenen ve toplam sekiz yasadan oluşan mevzuat düzenlemelerinin artık gecikmeksizin yürürlüğe girmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

Yasal düzenlemelerin organize suçlarla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Adalıer, organize suçlarla mücadelede polisin yetki ve kabiliyetlerini önemli ölçüde güçlendirecek olan yasal düzenlemelerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Konuşmasında ayrıca işlenen suçlarının bazılarının GKRY ile bağlantılı olduğunun tespit edildiğini ifade eden Adalıer, bu bağlamda iki ülke arasında iş birliğinin artırılması konusunda GKRY makamlarına çağrıda bulundu.

– “Kaçak duruma düştüğü tespit edilen 951 kişi ihraç edildi”

Kamu düzeni, toplumsal huzur ve güvenlik açısından yasa dışı göç ve kaçak yaşamla mücadelenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Adalıer, 2025 yılı boyunca bu alandaki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.

İçişleri Bakanlığı uhdesinde kurulan Göç Yönetimi Merkezi ile Polis Genel Müdürlüğü arasında sağlanan koordinasyon sayesinde, düzensiz göçle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin güçlendirildiğini ve denetimlerin ülke geneline yayıldığını belirten Ali Adalıer, ikamet izinsiz olarak ülkede bulunan veya onaylanmış limanlar dışından ya da GKRY bölgesinden kaçak giriş yaptığı tespit edilen şahıslar hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin uygulandığını ifade etti.

2025’te ülkede yasal statüsünü kaybederek kaçak duruma düştüğü tespit edilen 951 kişinin ihraç edildiğini açıklayan Adalıer, hedeflerinin; yasa dışı göçle mücadelede caydırıcılığı artırmak, ülke güvenliğini tehdit edebilecek risk unsurlarını en aza indirmek ve bu süreci hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yürütmek olduğunu aktardı.

– “72 kilodan fazla uyuşturucu ele geçirildi, 661 sanık hakkında işlem yapıldı”

 Adalıer, uyuşturucuyla mücadelenin toplum sağlığını, gençleri ve geleceği doğrudan tehdit eden çok yönlü bir güvenlik sorunu olması nedeniyle Polis Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı içerisindeki en öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunu vurguladı.

 Adalıer, yürütülen çalışmalar neticesinde toplam 661 sanık hakkında işlem yapıldığını belirterek, narkotik suçlarının büyük ölçüde belirli yaş gruplarında ve merkez ilçelerde yoğunlaştığının tespit edildiğini kaydetti.

Sanık sayının artığı en fazla suçun narkotik meseleleri olduğunu dile getiren Adalıer, uyuşturucuyla mücadelenin bir devlet politikası olması gerektiğinin altını çizdi.

 Gerçekleştirilen operasyonlarda farklı türlerde ve yüksek miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirildiğini ifade eden Adalıer, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Yıl içerisinde; 62 kilodan fazla hintkeneviri, 4,8 kilo MDMA, yaklaşık 2,9 kilo kokain, 1,6 kilo sentetik cannabinoid ve 1,1 kilo metamfetamin başta olmak üzere, toplamda 72 kilodan fazla uyuşturucu madde ele geçirildi. Ayrıca, uyuşturucu içeren 13 bini aşkın hap, yeşil reçeteye tabi ilaçlar ve yasa dışı ekim yapılan hintkeneviri bitkileri de operasyonlar kapsamında tespit edilerek müsadere edildi. Bu veriler, ülkemizin uyuşturucu ticareti açısından hedef alınmaya çalışıldığını ve tehdidin boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.”

 “Uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca ‘arz yönlü değil, aynı zamanda toplumsal ve demografik boyutlarıyla da’ ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.” diyen Adalıer, sanıkların büyük çoğunluğunun genç ve orta yaş grubunda yer almasının, mücadelenin özellikle gençleri hedef alan bilinçlendirme ve önleyici çalışmalarla desteklenmesini zorunlu kıldığını belirtti.

 –  “2025’te ölümlü trafik kazalarında düşüş yaşandı”

Trafik güvenliğinin de Polis Genel Müdürlüğü’nün en öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunu belirten Adalıer; yürütülen denetimler, toplum destekli uygulamalar ve farkındalık çalışmaları sonucunda ölümlü trafik kaza sayısında ve can kayıplarında önceki yıla kıyasla belirgin bir düşüş sağlandığını kaydetti.

“2024 yılında 48 olan ölümlü kaza sayısı 2025 yılında 39’a, 51 olan ölüm sayısı ise 42’ye gerilemiştir. Toplam trafik kazası sayısı da yüzde 3,42 oranında azalarak 3 bin 757 olarak kaydedilmiştir.” diyen Adalıer, bu durumun özellikle can kayıplarının azaltılması yönünde yürütülen çalışmaların olumlu sonuç verdiğini ortaya koyduğunu dile getirdi.

Kazaların nedenlerine göre yapılan değerlendirmede ise; “aşırı sürat, alkollü araç kullanımı ve dikkatsiz sürüşün” başlıca risk unsurları olmaya devam ettiğini belirten Adalıer, 2025 yılında bu nedenlerin birçoğunda önceki yıla göre yaşandığının görüldüğünü ifade etti.

Adalıer, trafik güvenliği açısından kazaların ve trafik suçlarının azalması noktasında vatandaşlara da görevler düştüğünü belirtti.

– “2025’te alkol ve aşırı sürat kaynaklı trafik kazalarında azalma var”

2024’e göre 2025 yılında alkollü araç kullanımı kaynaklı kazalarda yüzde 2,83, aşırı sürate bağlı kazalarda yüzde 5,67 oranında azalma kaydedildiğini belirten Adalıer, dikkatsiz sürüşte ise artış olduğunu kaydetti.

Denetim sonuçları incelendiğinde; 2025’te trafik ihlallerine ilişkin toplam ceza sayısında yüzde 20’nin üzerinde düşüş yaşandığı belirten Adalıer, özellikle alkollü sürüş, seyir halinde cep telefonu kullanımı ve emniyet kemeri ihlalleri gibi suçların azaldığının görüldüğünü belirtti.

Adalıer, etkin denetim ve cezaların ideal olmamakla birlikte toplum üzerinde etkili olduğuna da dikkat çekti.

Trafik kazalarının nedenlerine ilişkin 2025 yılı verilerini paylaşan Adalıer, kazaların dağılımına bakıldığında; aşırı sürat nedeniyle bin 49, dikkatsiz sürüş nedeniyle 627, yakın takip nedeniyle 547, kavşakta durmama nedeniyle 438, alkollü araç kullanımı nedeniyle 309, yolun solunu tutmama nedeniyle 104, dikkatsiz geri sürme nedeniyle 33 ve sair nedenlerle 650 kazanın meydana geldiğini belirtti.

– “Gönüllü Trafik Denetçiliği’nin başladığı tarih, trafik güvenliği açısından bir dönüm noktası”

Gönüllü Trafik Denetçiliği uygulamasının hayata geçirildiği 15 Eylül 2025’in trafik güvenliği açısından bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Adalıer, şöyle devam etti:

“2024 yılının 1 Ocak -14 Eylül tarihleri arasında meydana gelen trafik kazaları ile 2025 yılının aynı dönemleri arasında meydana gelen trafik kazaları sayılarında gözle görünür herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

2024’ün 15 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında 17’si ölümlü olmak üzere toplam bin 212 trafik kazası meydana gelirken, 2025 yılında Gönüllü Trafik Denetçiliği’nin yürürlüğe girdiği aynı dönemlerinde 10’u ölümle neticelenen toplam bin 124 trafik kazası meydana gelmiş olup, bu periyotta geçen yıla oranla ölümlü kazalarda yüzde 41.7, toplam kazalarda ise yüzde 7.26’lık bir azalma yaşandı. Ülkemizin kanayan yarası olan trafik kazalarının azalmasına gerek iş gerekse sosyal hayatından ödün vererek katkı koyan Gönüllü Trafik Denetçileri’ne teşekkürü bir borç bilirim.”

Adalıer, hedeflerinin trafik kazalarında can kayıplarını en aza indirmek, riskli sürücü davranışlarını ortadan kaldırmak ve trafik güvenliğini kalıcı hale getirmek olduğunu belirtti.

– Kent Güvenlik Yönetim Sistemi…

Kent Güvenlik Yönetim Sistemi’nde (KGYS) kameralarının polis tarafından 7 gün 24 saat izlenebildiğini kaydeden Adalıer, burada görev yapan personelin önemli katkıları olduğunu dile getirdi.

Adalıer, “Herhangi bir olay görüldüğü zaman anında bilgi veriliyor. Gerçekleşen olayların ardından faillerin ortaya çıkarılmasında büyük katkı sağlıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Adalıer, Türkiye Cumhuriyeti’nin katkılarıyla Gazimağusa, İskele ve Güzelyurt’ta da KGYS sisteminin kurulması, Lefkoşa ve Girne’de de eksik görülen yerlerin tamamlanması hususunda çalışmaların yapıldığını ifade etti.

Adalıer, Polis Genel Müdürlüğü olarak, suçla etkin mücadelede başarının yalnızca sahadaki operasyonlarla değil, aynı zamanda güçlü bir kurumsal yapıyla mümkün olduğunun bilincinde olduklarını belirtti.

“2024’te polis teşkilatı için kapsamlı bir ‘İhtiyaç Analizi ve Planlama Çalışması’ gerçekleştirilerek; personel ihtiyacı, yasal düzenlemeler, özlük hakları, teknik teçhizat, bina ve altyapı gereksinimleri ile eğitim konuları bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır.” diyen Adalıer, elde edilen tespitlerin teşkilatın mevcut kapasitesini güçlendirmeye yönelik yol haritasının temelini oluşturduğunu kaydetti.

– “Mevcut polis sayısı yetersiz… Polis ve itfaiye mensubu sayısı 2 bin 350 civarında”

Mevcut polis sayısının ülkenin nüfus yapısı, sosyal hareketliliği ve güvenlik ihtiyaçları karşısında yetersiz kaldığını belirten Adalıer, “Bu gerçeklikten hareketle, Polis Yasası’nda yapılması öngörülen değişiklikler kapsamında polis kadro sayısının üç binden dört bin 500’e çıkarılması planlanmıştır. Bu artış, rastgele veya keyfi bir tercih değildir.” dedi.

2005 yılındaki günün ihtiyaçlarına göre üç bin olarak belirlenen polis sayısına, bugün dahi ulaşamadıklarını belirten Adalıer, şu an mevcut olan polis ve itfaiye mensubu sayısının 2 bin 350 civarında olduğunun altını çizdi.

“Son dönemde polis alımı yapılıyor, sivil hizmet görevlisi alımı için yetki verildi. Yetkililer bu konuda hassas ve polis örgütüne destek veriyorlar.” diyen Adalıer, bu alımların devam etmesi gerektiğini belirtti.

– “Mevcut personel üzerindeki iş yükü, sürdürülemez boyutlara ulaştı”

Son yıllarda ülke nüfusunun önemli ölçüde arttığını, yabancı uyruklu öğrenci ve çalışan sayısında ciddi yükseliş yaşandığını belirten Adalıer, suç türlerinin çeşitlenerek daha karmaşık hale geldiğini, polis teşkilatının görev alanlarının genişlediğini ve mevcut personel üzerindeki iş yükünün sürdürülemez boyutlara ulaştığını vurguladı.

KKTC’nin güvenli bir ülke olduğunu dile getiren Adalıer, “Güney Kıbrıs’ta geçen yılki ev açma oranı, neredeyse bizim 10 katımız… Veya son üç yılda orada meydana gelen ‘Patlayıcı Madde ile Tahrip’ suçu 93’ken, bizde bir tane.” dedi. Adalıer, güvenlik ihtiyacının, insanoğlunun temel ihtiyaçlarından sonra ikinci ihtiyaç olarak öne çıktığını belirtti.

Polis sayısının artmasıyla birlikte teşkilatın ülke genelinde daha güçlü bir yapıya kavuşacağını kaydeden Adalıer, bu düzenlemeyle ilçe ve bölge bazında polis mevcudunun güçleneceğini, asayiş, trafik, organize suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede etkinliğin artacağını belirtti.

Adalıer, ayrıca polislerin aşırı iş yükünün azalacağını, hizmet kalitesinin yükseleceğini ve vatandaşların kendilerini daha güvende hissedeceğini ifade etti.

– Polisin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve özlük hakları…

Görev süresi boyunca bir diğer önceliğinin polis mensuplarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve özlük haklarının geliştirilmesi olacağını belirten Adalıer, “Bu kapsamda, personelin motivasyonunu ve kurumsal aidiyetini artıracak düzenlemeler üzerinde çalışmalar yürütülmektedir.” diye konuştu.

Adalıer, aynı zamanda suçla mücadelede polisin elini güçlendirecek yasal mevzuat düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve teknik ekipman ile araç-gerecin güncel hale getirilmesi yönünde girişimlerde bulunulduğunu kaydetti.

– Hizmet içi eğitimler…

Polis teşkilatının, kamu güvenliğinin sağlanmasında yalnızca personel sayısının değil, eğitimli ve donanımlı insan kaynağının da hayati öneme sahip olduğu bilinciyle hareket ettiğini belirten Adalıer, hizmet içi eğitim faaliyetlerinin polis teşkilatının kurumsal öncelikleri arasında yer aldığını belirtti.

Adalıer, hizmet içi eğitimler sayesinde personelin mesleki bilgi ve becerilerinin güncellendiğini, değişen suç yöntemleri ve yeni tehdit türleri karşısında farkındalığın artırıldığını, hukuka uygunluk, insan hakları ve mesleki etik konularında yetkinliğin güçlendirildiğini vurguladı.

2025 yılında yurt içi ve yurt dışında çeşitli konularda 75 farklı eğitim programı düzenlendiğini belirten Adalıer, “Adli, trafik, narkotik ve itfaiye gibi genel konularında verilen eğitimlerde tüm personel bilgilendirilirken, Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından düzenlenen 42 farklı konuda toplam 343 personele yönelik özel eğitimler verilmiştir.” dedi.

– “Halkın desteğiyle güçlü polis, güvenli toplum”

Polis Teşkilatı olarak en büyük güçlerinin halkın duyduğu güven ve verdiği desteğinin yanı sıra polis mensuplarının fedakarca ve özverili çalışmaları olduğunu söyleyen Adalıer, toplum destekli polislik projeleri sayesinde polis–vatandaş ilişkilerinin daha da güçlendirildiğini ifade etti.

Adalıer, “Halkın desteğini almayan hiçbir kurumun sürdürülebilir başarı elde edemeyeceği gerçeği, yürüttüğümüz tüm çalışmalarda temel ilke olarak benimsenmiştir.” ifadesini kullandı.

Hayata geçirmeyi planladıkları projelere de değinen Adalıer, kadına karşı şiddet birimlerinin güçlendirilmesi noktasında adımlar atacaklarını belirtti.

Çocuk suçlularla özel olarak ilgilenecek bir birim ile Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin kurulmasının temel hedefleri arasında olduğunu dile getiren Adalıer, toplumu suçla mücadelenin içerisine katacak yeni projeleri hayata geçirmeyi planladıklarını dile getirdi.

Adalıer, her zaman ve her koşulda polis teşkilatından desteğini esirgemeyen Güvenlik Kuvvetleri Komutanı’na da teşekkür etti.

Polislerin görevlerini daha kolay ve etkin bir şekilde yapabilmesi amacıyla, ihtiyaç duydukları teknik ekipman ve cihaz alım noktasında Kıbrıs Türk Polis Güçlendirme Vakfı’nın da kendilerine önemli katkı sağladığını belirten Adalıer, vatandaşlar ile iş insanlarının Vakfa katkıda bulunması çağrısında bulundu.

ÖZTÜRKLER: “GÜNEY KIBRIS TEHLİKELİ BİR OYUN İÇİNDE”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, TRT’nin Kuzey Kıbrıs’tan gerçekleştirdiği özel yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) egemenliğini İsrail’e teslim ettiğini bunun da dengeleri olumsuz etkilediğini ve tehlikeli bir oyun içerisinde olduğunu söyledi.

Güney Kıbrıs’ın İsrail ve Yunanistan’la yaptığı iş birliğinin protokole bağlanarak duyurulduğunu hatırlatan Öztürkler, bu sürecin yalnızca siyasi anlaşmalarla sınırlı olmadığını, adanın bir “silah deposu” hâline gelmesine yönelik adımlar atıldığını ifade etti.

Dış ülkeler ile yapılan anlaşmalar kapsamında askeri eğitim adı altında adaya askerlerin geldiğini anımsatan Öztürkler, özellikle Baf’taki gelişmelerin yakından bilindiğini belirtti.

Rum liderliğinin Türkiye’nin garantörlüğünü hedef alan açıklamalar yaptığını söyleyen Öztürkler, bir yandan silahlanmanın sürdüğünü, diğer yandan Türk askerinin adadan ayrılması yönünde söylemler üretildiğini vurguladı.

Türkiye’nin garantörlüğünün ve Türk askerinin varlığının KKTC için hayati önem taşıdığını belirten Öztürkler, “Türk askeri adaya barış, huzur ve istikrar getirmiştir. Bunun bozulmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Öztürkler, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nın çalışmalarını Türkiye ile eş güdüm içinde yürüttüğünü ifade etti.

GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin yalnızca Kıbrıs Türk halkına yönelik olmadığını söyleyen Öztürkler, İsrail ve Yunanistan’la yürütülen iş birliğinin bölge açısından riskli hesaplar içerdiğini ifade etti.

Öztürkler, Türkiye’nin yerli savunma sanayisiyle Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu, hakların gasp edilmesine asla müsaade edilmeyeceğini vurguladı.

Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını da eleştiren Öztürkler, Rum Yönetimi’nin Brüksel’in şımarık çocuğu olduğunu, BM’nin KKTC’ye yönelik izolasyonları güçlendiren kararlarının da bu tabloyu desteklediğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının onurlu bir halk olduğunu vurgulayan Öztürkler, KKTC’nin egemen bir devlet olduğunu ve bunun uluslararası toplum tarafından kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Rum tarafının bir yandan çözüm mesajları verirken diğer yandan EOKA mensuplarını kahraman ilan ettiğini ve “Girne’ye, Mağusa’ya geri döneceğiz” söylemlerini sürdürdüğünü belirten Öztürkler, Kıbrıs Türk liderlerinin yıllardır “uzlaşmaz” gösterilmeye çalışıldığını söyledi.

Öztürkler, iki devletli çözüm ve egemen eşitlik temelindeki duruşa saygı gösterilmediği sürece müzakerelerin ilerlemesinin mümkün olmadığını, GKRY’nin Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak gördüğü için bugüne kadar sürdürülebilir bir anlaşma sağlanamadığını ifade etti.
Öztürkler, Güney Kıbrıs’ın anlaşma istemeyen taraf olduğunu belirterek, Rum Yönetimi’nin bu konuda sahte bir algı oluşturduğunu ifade etti.

Öztürkler programın sonunda Kıbrıs Türk halkının anavatan Türkiye ile birlikte yoluna devam edeceğini söyledi.

GÜZELYURT HASTANESİ’NİN ŞUBAT’IN SONUNDA TAMAMLANMASI HEDEFLENİYOR

Başbakan Ünal Üstel, yapımı süren Güzelyurt Hastanesi’nde incelemelerde bulunarak yüklenici firmadan bilgi aldı; firmanın çalışmaları şubat ayı sonuna kadar tamamlamayı taahhüt ettiğini belirten Üstel, hastanenin söz verilen tarihte hizmete açılacağını söyledi.

Başbakan Ünal Üstel, bugün yapımı devam eden Güzelyurt Hastanesini ziyaret ederek, çalışmaları yerinden inceledi, çalışmaları yürüten ilgili firma yetkililerinden bilgi aldı.

Ünal Üstel

Başbakan Üstel, incelemelerinin ardından basına yaptığı açıklamada Güzelyurt hastanesinin yapımını yüklenici firmanın Şubat ayı sonuna kadar çalışmaları tamamlamayı taahhüt ettiğini belirterek, firmanın söz verdiği tarihte çalışmaların tamamlanıp hastanenin açılacağını söyledi.

Üstel, 2022 yılında hükümeti kurarken halka, ülkede istikrarı sağlama sözü verdiklerini anımsatarak, ilk iş olarak istikrarsız hükümetlerden dolayı yarım kalan veya atıl durumda bulunan projeleri hayata geçirmeye başladıklarını anlattı.

İstikrarsız hükümetlerce temeli atılan ve kısa ömürlü hükümetlerce tamamlanamayan ve terk edilmiş Güzelyurt Hastanesini bitirmeye kararlı olduklarını kaydeden Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokoller ve kendi ülke kaynaklarıyla özelde Güzelyurt genelde tüm KKTC halkına verilen sözlerin bir bir yerine getirildiğini söyledi.

Üstel, halkın ihtiyacı olan projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerinin altını çizerek, 2026 yılının sağlıkta açılış yılı olacağını ve 2025 yılında temeli atılan sağlık binalarının bitirilmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti.

“Ülkemizde erken seçim yok, ülkede icraat yapma ve halka hizmet zamanıdır’ diye konuşan Başbakan Üstel, üç buçuk yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki günlerde düzenleyecekleri basın toplantısında açıklayacaklarını söyledi.

Üstel, Güzelyurt’ta sadece sağlık değil, diğer konularda da istenilen projeleri hayata geçirdiklerine dikkat çekerek, bu sayede, Güzelyurt’tan göç eden gençlerin geri dönmeye başladığını ve Güzelyurt’ta yuva kurmaya başladığını kaydetti.

Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokol çerçevesinde gençlerin iş kurması, üretim ve reel sektörü teşvik etmek için yeni ekonomik paketi de yakında açıklayacaklarını belirtti.

DEREN OYGAR

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Deren Oygar da bakanlık olarak Güzelyurt hastanesindeki çalışmaları yakından takip ettiklerini belirterek, bakanlığın sağlık fonundan ayırdıkları para ile ihaleye çıktıklarını ve hastanenin iç donanımını da binayla aynı zamanda tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.

Oygar, 2016 yılında ilk temelleri atılmış ve konumlandırılmasında bazı hatalar yapılmış hastanenin, 24 saat acil sağlık hizmetlerini karşılayacak, halkın poliklinik ve diyaliz hizmetlerini alabileceği ve 20 yataklı müşahede hizmetinin olacağı şekilde organize edileceğini belirtti. Oygar, Güzelyurt Sağlık Merkezi ile Cengiz Topel Hastanesiyle birlikte birbirlerini tamamlayıcı sağlık hizmeti sunmayı amaçladıklarını kaydetti.

OĞUZ AKÇAY

Planlama ve İnşaat Dairesi Müdürü Oğuz Akçay da Güzelyurt hastanesi 4 etabının 29 Ocak 2025’te yüklenici firmaya teslim edildiğini ve bazı sıkıntılardan kaynaklanan ek işlerin halledilmesiyle inşaatın hızlıca tamamlanacağını kaydetti. Akçay, 4. etap çalışmaları kapsamında 16 bin 500 metrekarelik binanın 5200 metrekaresinin tamamlanıp acil, poliklinik ve diyaliz bölümlerinin hizmet verecek şekilde bitirilmiş olacağını söyledi.

MAHMUT AŞAN

Hastane yapımıyla ilgili olarak yüklenici firma adına konuşan Mahmut Aşan da hastane yapım çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğüne işaret ederek, projenin hata ve eksikliklerinin biraz zaman kaybettirdiğini ancak Şubat ayı sonuna kadar projeyi tamamlayacaklarını ifade etti.

CEMİLE YARDIMLARINA YÜZDE 21,66 ARTIŞ

Bakanlar Kurulu, Maliye Bakanlığı’na bağlı Hazine ve Muhasebe Dairesi Müdürlüğü bütçesi altında yer alan “Cemile Yardımları” kaleminden maaş alan 5 kişinin maaşlarına zam yapılmasına karar verdi.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, söz konusu kişilerin maaşları 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 21,66 oranında artırılacak.

Bu maaş artışının getireceği mali yük ise Hazine ve Muhasebe Dairesi Müdürlüğü’nün 2026 Mali Yılı Bütçesi’nde “Cemile Yardımları” kaleminden karşılanacak.

GÜZELYURT SOSYAL KONUTLARI İÇİN KREDİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Konut Edindirme Birimi ile Creditwest Bank, K.T. Koop Merkez Bankası ve Kıbrıs Vakıflar Bankası arasında, 1. Etap Güzelyurt Sosyal Konutları hak sahiplerine konut kredisi sağlanmasına ilişkin protokol bugün İçişleri Bakanlığı’nda imzalandı.

63/2007 Sayılı Konut Edindirme Yasası’nın 13’üncü maddesi uyarınca hayata geçirilen protokolün imza törenine, bakanlık müsteşarı Batu Beyit ve Sosyal Konut Müdürü Erkan Baştaş da hazır bulundu.

Protokol kapsamında, kura sonucu hak sahibi olarak belirlenen vatandaşların konut kredisi işlemlerinin, kredi vermeyi kabul eden bankalar olan Creditwest Bank, K.T. Koop Merkez Bankası ve Kıbrıs Vakıflar Bankası aracılığıyla yürütülmesi hedefleniyor.

Hak sahiplerinin, konut kredilerinden yararlanabilmeleri için 15 gün içerisinde ilgili bankalara başvurarak konut kredi borç senedi ve/veya kredi sözleşmesini imzalamaları gerekiyor.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, imza töreninde yaptığı değerlendirmede, sosyal konut projelerinin dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, sürecin hızlı ve sağlıklı şekilde ilerlemesi için gerekli tüm adımların atıldığını ifade etti. Oğuz, protokolün hak sahibi vatandaşlar için hayırlı olmasını diledi.

Dışişleri Bakanlığı: GKRY’nin Dönem Başkanlığı, AB’nin Kıbrıs meselesindeki çarpık yaklaşımının yeni tezahürü

Dışişleri BakanlığıGüney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte sergilediği tutumun, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesinde yıllardır sürdürdüğü çarpık ve taraflı yaklaşımın yeni bir tezahürü olduğunu vurguladı.

 

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında,  Kıbrıs Türk halkının sistematik biçimde yok sayılmasının, yalnızca siyasi bir adaletsizlik değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin iddia ettiği kendi temel değerleriyle açık bir çelişki olduğu ifade edildi.

 

Aralık 1963 tarihi itibarıyla 1960 yılında Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının eşit ortaklığı temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Rumların silahlı saldırıları ile meşruiyetini yitirdiği, anayasal düzenin  ortadan kalktığı ifade edilen açıklamada, “Bu tarihten itibaren haksız ve hukuksuz şekilde sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak muamele gören esasen bir Rum devletidir. Hal böyleyken, Avrupa Birliği kendi değerleri ve mevzuatına aykırı bir şekilde Rum devletini 2004 yılında üye kabul etmiş ve Kıbrıs meselesi bağlamında taraf olmuştur.” denildi.  

 

Avrupa Birliği’nin hatasını düzeltmek yerine, GKRY’nin zaman içerisinde Birlik içerisindeki konumunu tahkim ettiği vurgulanan açıklama şöyle devam etti.

 

“GKRY’nin altı ay süreyle Avrupa Birliği’nde dönem başkanlığını üstlenmesi bunun bir sonucudur. Avrupa Birliği, GKRY’nin dar siyasi çıkarlarını koruma refleksiyle hareket etmeyi sürdürdükçe, Rum tarafının uzlaşmazlığına katkıda bulunduğunu idrak etmelidir.

 

Kıbrıs Türk tarafı, geçmişte defalarca iyi niyetini ve bir anlaşma iradesini ortaya koymuştur. Gelinen aşamada, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü, müzakereye açık bir talep değil, çözümün vazgeçilmez temelidir.”

 

Açıklamada, Ada’da ve Doğu Akdeniz bölgesinde kalıcı bir barış ve istikrarın sağlanması için Avrupa Birliği’nin, yirmi yıl önce yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenmesi ve mevcut gerçekler ışığında Kıbrıs Türk halkının özgür iradesini kabul ederek, Kıbrıs Türk halkının özden gelen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmesinin  kaçınılmaz olduğu belirtildi

 

 “Avrupa Birliği yetkililerinin tarihi ve güncel gerçeklerden uzak söylemleri, Kıbrıs Türk halkını yok sayan ve Kıbrıs konusundaki maksimalist Rum tezlerinin savunuculuğunu yapan yanlı tutumu sürdükçe, Kıbrıs Türk halkı nezdinde itibar görmesi mümkün değildir.” denildi.

ÇALIŞMA VE SOSYAL BAKANLIĞINDAN ASGARİ ÜCRETLİ YURTTAŞLARIMIZA 12.000 TL DESTEK

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 9 Ocak 2026 tarihinde aldığı tavsiye kararı doğrultusunda asgari ücret, yüzde 18,39 artışla brüt 60.618 TL, net 52.738 TL olarak belirlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise bu artışa ek olarak, toplamda yüzde 22,90’a karşılık gelen ücret katkısını asgari ücretli çalışanlara sağlayacağını açıkladı.

Bu kapsamda, KKTC vatandaşı olup sigorta primleri asgari ücret üzerinden yatırılan çalışanlara, Şubat ve Mart aylarında iki taksit halinde 6.000 TL olmak üzere toplam 12.000 TL ücret desteği verilecek.

Söz konusu destekle birlikte, Ocak ayı maaşları çalışanların eline toplam net 58.738 TL olarak geçecek. Uygulamayla, asgari ücrete yapılan yüzde 18,39 oranındaki artışın yüzde 22,90 seviyesine tamamlanması ve çalışanların ekonomik koşullar karşısında korunması hedefleniyor.

Ücret desteği ödemeleri, Şubat ayında 6.000 TL ve Mart ayında 6.000 TL olmak üzere, İstihdam Destek Merkezi Fonu’ndan iki aşamada gerçekleştirilecek.

Başvuru Süreci

Ücret desteğinden yararlanmak isteyen KKTC vatandaşı ve sigorta primleri asgari ücret üzerinden yatırılan çalışanlar, İhtiyat Sandığı Dairesi’ne ait ihtiyat.gov.ct.tr adresinde oluşturulacak online başvuru portalı üzerinden müracaat edebilecek. Başvuruları uygun bulunan çalışanların destek ödemeleri, beyan edilen banka hesaplarına yatırılacak.

2026’nın İlk Asgari Ücreti Açıklandı: Hükümetten 12 Bin TL Ek Destek

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılının ilk asgari ücretini belirlemek amacıyla üçüncü kez toplandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Toplantı Salonu’nda saat 13.30’da başlayan toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu başkanlık etti.

Toplantıya işçi tarafını temsilen Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu başkanlığındaki heyet ile işveren tarafını temsilen Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası temsilcisi Cengiz Alp başkanlığındaki heyet katıldı.

Toplantının ardından açıklama yapan Bakan Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücretin oy çokluğuyla tavsiye kararı olarak belirlendiğini ve kararın Bakanlar Kurulu’na iletileceğini söyledi. Hasipoğlu, belirlenen asgari ücretin saatlik 349,71 TL, günlük 2.797,75 TL, haftalık 13.988,76 TL, aylık net 52.738 TL, brüt 60.618 TL olduğunu açıkladı.

Hasipoğlu: “İşçimizi yüksek enflasyon altında ezdirmemek adına ek katkı veriyoruz”

Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücret yasasının kriterlerinin ve İstatistik Kurumu’nun gönderdiği verilerin dikkate alındığını belirtti. Hasipoğlu, hem işverenleri hem de çalışanları korumak zorunda olduklarını vurguladı.

Hasipoğlu, asgari ücretle çalışan vatandaşlara Bakanlık olarak toplam 12 bin TL ek katkı sağlanacağını açıkladı. Hasipoğlu, bu katkının mevcut artış oranının yüzde 3,27 üzerinde olduğunu ve toplamda yüzde 22,90’lık bir artışa karşılık geldiğini söyledi. Hasipoğlu, işçi tarafının bu katkının detaylı şekilde anlatılmasına fırsat vermediğini de ifade etti.

Hasipoğlu: “Hükümetimiz her zaman işçimizin ve emekçimizin yanındadır”

Bakan Hasipoğlu, yapılacak destekle birlikte bir asgari ücretlinin altı aylık toplam gelirinin 61.146 TL’ye ulaşacağını belirtti. Hasipoğlu, 12 bin TL’lik desteğin aylık 2 bin TL olarak ödeneceğini, ilk üç ayın ise peşin verileceğini açıkladı.

Hasipoğlu, ilk maaşta 6 bin TL’lik desteğin yatırılacağını ve bu durumda çalışanın eline net 58.738 TL geçeceğini söyledi. Hasipoğlu, işçi tarafının önerdiği yüzde 21,66 oranına karşılık, hükümetin bu düzenlemeyle fiilen yüzde 22,90 oranında artış sağladığını vurguladı.

Oğuzhan Hasipoğlu, hükümetin ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın her zaman işçinin ve emekçinin yanında olduğunu belirterek açıklamasını tamamladı.

Bakan Çavuşoğlu’ndan KTÖS’e Sert Tepki: “Yüzlerce Öğretmen Adayı Mağdur Edildi”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) açtığı dava sonucunda ortaya çıkan mağduriyetlere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Çavuşoğlu, sendikanın tutumunun öğretmen adaylarının hak kaybına yol açtığını savundu.

Bakan Çavuşoğlu, Öğretmenler Yasası’nda yapılan düzenlemenin Meclis Komitesi aşamasında UBP, ana muhalefet partisi ve öğretmen sendikalarının katkısıyla mutabakatla hazırlandığını belirterek, buna rağmen KTÖS’ün 2023 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nin, yasanın 16’ncı maddesinin (1) fıkrasının (Ç) bendi ile Geçici 2’nci maddeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiğini anımsattı.

KTÖS’ün mahkeme kararına ilişkin açıklamalarını eleştiren Çavuşoğlu, bu yaklaşımın gerçeği çarpıttığını ve öğretmen adaylarının hak mücadelesini yok saydığını ifade etti. 36 ay geçici öğretmenlik uygulamasının 1985 yılından bu yana fiilen ve kesintisiz şekilde uygulandığını vurgulayan Çavuşoğlu, 2023’te yapılan yasa değişikliğinin bu uygulamayı genişletmek için değil, 2028 yılına kadar kademeli olarak sona erdirmek amacıyla hayata geçirildiğini kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, KTÖS’ün açtığı dava sonucunda 36 ayını doldurarak sınava girme hakkı kazanan yüzlerce öğretmen adayının hak kaybına uğradığını belirterek, “Bu bir hak savunusu değil, kazanılmış hakların kaybıdır” ifadelerini kullandı. Açıklamasında, yıllardır devletin eğitim yükünü omuzlayan öğretmen adaylarının umutlarının yıkıldığını savunan Çavuşoğlu, sendikanın bu tutumunun tarihe dışlayıcı bir sendikal anlayış örneği olarak geçeceğini ileri sürdü.

Bakanlık olarak sorumluluk aldıklarını ve sistemi düzenlemek adına adımlar attıklarını ifade eden Çavuşoğlu, mahkemenin gerekçeli kararının kendilerine ulaşmasının ardından hukuki değerlendirme yapılacağını ve öğretmen adaylarının mağduriyetinin önlenmesi için hukuka uygun tüm adımların atılacağını da sözlerine ekledi.

Başkan Tuğlu’dan bayrak tartışmalarına sert tepki: Algı operasyonlarını kabul etmiyoruz

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi Başkanı Fatma Çimen Tuğlu, Mehmetçik Köyü girişindeki bayraklarla ilgili kamuoyunda yer alan iddialara sert bir açıklamayla yanıt verdi. Tuğlu, bayrak üzerinden siyaset yapıldığını ve belediyeyi hedef alan kasıtlı algı operasyonları yürütüldüğünü savundu.

Başkan Tuğlu, belediye tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu bayrakların belediye ekipleri tarafından rutin ve düzenli şekilde büyük bir hassasiyetle kontrol edildiğini ve bakımlarının yapıldığını vurguladı. Açıklamada, gece saatlerinde etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle bayrakların zarar gördüğü, durumun sabahın ilk saatlerinde fark edilerek ekiplerce derhal müdahale edildiği belirtildi.

“Ortada ne bir ihmal ne de duyarsızlık vardır” denilen açıklamada, belediyeyle herhangi bir temas kurulmadan ve gerçekler araştırılmadan yapılan paylaşımların kabul edilemez olduğu ifade edildi. Bayrak hassasiyeti üzerinden algı yaratılmaya çalışıldığını savunan Tuğlu, bunun ne gazetecilikle ne de kamuoyunu doğru bilgilendirmekle bağdaşmadığını kaydetti.

Açıklamada, iki dönem belediye başkanlığı yapmış bir ismin sahibi olduğu ve “sözde sosyal medya gazeteciliği” yapan bir sayfa üzerinden bu iddiaların servis edilmesinin ayrıca üzücü olduğu vurgulandı. Ancak bu duruma şaşırılmadığı belirtilerek, söz konusu döneme ilişkin yönetim anlayışının bölge halkının hafızasında hâlâ taze olduğu ifade edildi.

Başkan Tuğlu, Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi’nin, belediye başkanı ve tüm personeliyle birlikte bayrağına, vatanına ve milletine bağlılığıyla bilinen bir kurum olduğunu belirterek, “Kimsenin bu değerler üzerinden belediyemizi ve bölgemizi küçük düşürmesine izin vermeyiz. Bayrak, algı malzemesi değildir” ifadelerini kullandı.

Açıklama, “Gerçek dışı ve kasıtlı haberlerle değil, gerçekle konuşulmalıdır” denilerek, kamuoyuna saygıyla duyuruldu.