All posts by Новостная запись

Genel Kurul, yeni yılın ilk toplantısını yapacak

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, 16 günlük aranın ardından yeni yılın ilk toplantısını bugün yapacak. Genel Kurul’un, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığında saat 10.00’da toplanması bekleniyor.

Genel Kurul’un gündeminde, komitelerden gelen iki ayrı istibdalin onaylanmasına ilişkin karar tasarısı ile Sayıştay Komitesi raporları bulunuyor.

Bu çerçevede, Yukarı Girne’de V/H XII.20E2+28E1 Blok F Parsel 388 İçerisinden Geçen Yolun İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ile Serdarlı Köyünde 740 Koçan Numarası ile Kayıtlı XIII.64 Parsel 78 (Yeni 119/9) Numaralı Evkaf Delegelerine Ait Mazbut Emlakten Eski Parsel 93/1/2+77/1/1 (Yeni 119/7) Numaralı Emlake Geçit Hakkı Olarak Verilen Arazinin İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ve bu tasarılara ilişkin Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi raporları görüşülecek.

Genel Kurul’da ayrıca, Sayıştay Komitesi’nin Su İşleri Dairesi’nin 2007 mali yılı gelir denetimine ilişkin Sayıştay denetim raporu ile Mağusa Sanat Tiyatrosu’nun 26 Aralık 2007–5 Aralık 2009 dönemine ait hesaplarının Sayıştay denetim raporuna ilişkin komite raporu da ele alınacak.

Son toplantısını 19 Aralık 2025’te yapan ve 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nı oy çokluğuyla kabul eden Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, on gün süren bütçe görüşmeleri nedeniyle toplanamayan komitelerin çalışmalarını yapabilmesi ve Genel Kurul tutanaklarının çevrilmesine olanak sağlanması amacıyla çalışmalarına ara vermişti.

Petrol, ABD’nin müdahalesi sonrası arz endişeleriyle dalgalandı

Petrol, yatırımcıların ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalamasının küresel ham petrol arzına etkilerini ve bunun ülkenin enerji sektörü üzerindeki sonuçlarını tartmasıyla dalgalandı.

Petrol, yatırımcıların ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalamasının küresel ham petrol arzına etkilerini ve bunun ülkenin enerji sektörü üzerindeki sonuçlarını tartmasıyla dalgalandı.

Brent petrol, haftanın açılışında yüzde 1,2’ye kadar geriledikten sonra kayıplarını telafi ederek varil başına 61 dolar civarında işlem gördü. ABD ham petrolü (WTI) ise 57 doların üzerinde seyretti. Hafta sonu Venezuela’da yaşanan sarsıntıya rağmen, OPEC üyesi olan ülke küresel arzın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor ve piyasa halihazırda büyüyen bir arz fazlasıyla mücadele ediyor.

Capital Economics başekonomisti Neil Shearing bir notunda, “Venezuela üretimindeki herhangi bir kısa vadeli aksama, başka yerlerdeki artan üretimle kolayca telafi edilebilir” dedi. Shearing, “Önümüzdeki bir yıl civarında küresel arz artışının petrol fiyatlarını 50 dolara doğru itmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Venezuela bir zamanlar petrol üretiminde güçlü bir ülkeydi, ancak son yirmi yılda üretimi ciddi şekilde geriledi ve bugün küresel arzın yüzde 1’inden daha azını temsil ediyor. Üretilen petrolün büyük bölümü Çin’e ihraç ediliyor. OPEC+ ve diğer üreticilerin talebin zayıfladığı bir ortamda piyasaya daha fazla varil eklemesiyle, bu yıl piyasa büyük bir arz fazlasıyla karşı karşıya.

Pazar günü OPEC+, ilk çeyrekte arz artışlarına ara verme planını teyit etti. Suudi Arabistan ve Rusya’nın öncülük ettiği grup, delegelere göre 10 dakikalık video konferans sırasında Venezuela’yı gündemine almadı. Delegeler, gelişen duruma nasıl yanıt verileceğini değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirtti.

Konuyla ilgili bilgi sahibi kişilere göre, cumartesi günü ABD’nin saldırılarına rağmen Venezuela’nın Jose Limanı ve Amuay rafinerisi dahil petrol altyapısı ile Orinoco Kuşağı’ndaki ana üretim sahaları etkilenmedi. Ancak tankerlerin alıkonulması da dahil olmak üzere Maduro yönetimine yönelik son ABD baskıları, ülkeyi bazı petrol kuyularını kapatmaya zorladı.

Trump, cumartesi günü ülkenin enerji sektörüne yönelik yaptırımların yürürlükte kalacağını söyledi, ancak ABD’li şirketlerin sektörü yeniden inşa etmeye ve üretimi canlandırmaya yardımcı olacağını da ekledi. Bunun muhtemelen uzun bir süreç olacağını vurguladı. Trump, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada şirketlerin Venezuela’ya girmeyi “çok istediklerini” söyledi.

Chicago merkezli Karobaar Capital LP’nin yatırım direktörü Haris Khurshid ise, “ABD yatırımları ve gerçek anlamda yaptırım gevşemesi zaman alır; variller bir gecede geri gelmez” dedi. Khurshid, “Şimdilik arz fazlası daha baskın görünüyor ve jeopolitiğin önüne geçerek fiyatların üzerindeki baskıyı sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Hava genellikle parçalı bulutlu olacak

Meteorolojiye göre, 15-17 derece dolaylarında seyreden hava sıcaklığı hafta başından itibaren 3 derece kadar yükselecek.

Meteoroloji Dairesi’nden verilen bilgiye göre, 3-9 Ocak tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre, bölge genellikle yüksek basınç sistemiyle soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisinde kalacak.

Periyot boyunca hava genellikle parçalı bulutlu geçecek. En yüksek hava sıcaklığı periyodun ilk yarısı iç kesimlerde ve sahillerde 15-17, ikinci yarısı ise 18-20 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta, zamanla kuvvetli esecek.

5 Ocak 2026 Döviz Kurlar

Yeni haftanın ilk gününde Dolar, rekor tazeledi.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 43,04 TL, Euro 50,31 TL, İngiliz Sterlini ise 57,82 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.07 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,03 TL, satış fiyatı 43,04 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,28 TL, satış fiyatı 50,34 TL, İngiliz Sterlini ise 57,79 TL’den alınıp 57,85 TL’den satılıyor.

OĞUZHAN HASİPOĞLU: 20 YILLIK SÜREÇTE RUMLAR HEM AB’Yİ HEM BM’Yİ USTALIKLA KANDIRDI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorununun 20 yıllık sürecini değerlendirerek, “AB içindeki tek ihtilaflı iki devlet! Rumlar 20 yıllık süreçte hem AB’yi hem de BM’yi büyük bir ustalıkla kandırdı” ifadelerini kullandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorununa ilişkin sosyal medya paylaşımında, 20 arayla sorduğu sorulara verilen cevapları hatırlatarak Avrupa Birliği’nin tutumunu eleştirdi.

Hasipoğlu, 2004 yılı Annan Planı referandumundan önce AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen ile yaptığı görüşmeye dair şunları paylaştı:

“Sayın Komiser, belli ki Rum tarafı sizi Annan Planı’na ‘evet’ diyecekleri konusunda ikna etmiş. Peki hiç düşündünüz mü tam tersi olursa? Bir ay sonra, Nisan ayında her iki halkın aynı anda oy kullanacağı bu referandumda Rumlar ‘hayır’, biz ‘evet’ dersek, o zaman mevcut statükoyu, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kabul edecek misiniz?”

Hasipoğlu, bu sorunun ardından hem kendisinin hem de yanında bulunan amcasının salondan çıkarıldığını, bazı Rum siyasi parti temsilcilerinin ağır tepkiler verdiğini belirtti. Hasipoğlu, Verheugen’in basına yaptığı açıklamada ise “Rumlar Avrupa Birliği’ni kandırdı” dediğini aktardı.

Bakan Hasipoğlu, 2024 yılında Avrupa Konseyi’nde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’e yönelttiği soruyu da paylaştı:

“20 yıl önce hazır değildiniz; peki şimdi siz bizimle bu adanın yönetimini ve zenginliğini paylaşmaya hazır mısınız? Bizlere uygulattırdığınız izolasyonları ve kısıtlamaları kaldırmaya ve egemenliğimizi kabul etmeye hazır mısınız?”

Hristodulidis’in yanıtı ise Hasipoğlu’na göre şöyleydi:

“Maronitlere, Ermenilere verdiğimiz gibi siz Kıbrıslı Türklere de pasaport veriyoruz, dolayısıyla kısıtlama yok.”

Hasipoğlu, verilen cevap üzerinden, Rum tarafının çözüm modelinin mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını öngördüğünü ve kendileri için siyasi eşitlik yerine azınlık statüsü sunduğunu vurguladı. Bakan, paylaşımında ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“AB, bu hareket tarzıyla adada çözüme değil, çözümsüzlüğe hizmet etmeye devam ediyor. Bu hâliyle Rum tarafı, kendisine yaratılan bu konfor alanından çıkıp neden bizimle eşit şartlarda masaya otursun ve anlaşamaz isek statümüz belirlenmiş olsun?”

Hasipoğlu, paylaşımında Kıbrıs sorununda Rum tarafının geçmiş 20 yılda hem AB’yi hem de BM’yi “ustalıkla kandırdığını” ifade etti ve AB dönem başkanlığının Rum tarafına sağladığı avantajlara dikkat çekti.

 

Yılmaz: Venezuela halkının yanında olmaya devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Venezuela’da yaşanan krizde Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası hukukun ve Venezuela halkının yanında olmaya, tüm taraflarla diyalog içinde istikrarı savunmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dış politikanın, ana muhalefetin hezeyanlarına, gündelik yaklaşımlarına ve sorumsuz açıklamalarına göre değil, ilkelerin ve gerçeklerin sentezlendiği, milli menfaatleri esas alarak, akılla yönetilen özellikli bir alan olduğunu belirtti.

Liderliğin her zaman önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Küresel sistemde belirsizliklerin, güç siyasetinin ve kaosun hakim olduğu dönemlerde ise bir kat daha önemli ve hayatidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tecrübeli ve dirayetli liderliği dünyamızın ve bölgemizin içinden geçtiği zorlu dönemde büyük bir değerdir. Bu gerçeği Suriye, Ukrayna ve Gazze bağlamında yaşanan krizlerde gördük. Venezuela’da yaşanan krizde de Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası hukukun, milli iradeye saygının ve Venezuela halkının yanında olmaya, tüm taraflarla diyalog içinde istikrarı savunmaya devam edeceğiz.”

Türkiye’den Venezuela açıklaması: Tüm taraflara itidal çağrısı

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Venezuela’daki saldırıları sonrası gelişmelerin yakından izlendiğini belirterek, bölgesel ve uluslararası güvenlik için tüm tarafları itidalli davranmaya çağırdı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Venezuela’da meydana gelen son gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, “Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakanlık, ABD’nin Venezuela’da geniş çaplı saldırılar düzenlemesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Venezuela’da meydana gelen son gelişmelerin yakından takip edildiği vurgulanarak, “Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’nin, Venezuela’daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması yönünde her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğuna işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin Caracas Büyükelçiliğinin, ülkede bulunan Türk vatandaşlarıyla iletişimi ve gerekli koordinasyonu kesintisiz biçimde sürdürdüğü kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela’ya düzenlenen saldırıların ABD tarafından yapıldığını duyurmuş, “ABD, Venezuela ve lideri Başkan Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlemiş ve Maduro ile eşi yakalanarak ülke dışına çıkarılmıştır.” açıklaması yapmıştı.

Öztürkler’den Rum Yönetimi’ne tepki: Kıbrıs’ın geleceği, tehditlerle değil, saygı temelinde kurulabilir

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Milli Muhafız Ordusu komutanının Mağusa ve Girne limanlarına ilişkin açıklamalarını siyasi bir meydan okuma olarak nitelendirerek, bu söylemlerin Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve stratejik haklarını hedef aldığını vurguladı ve Rum yönetimini aklı selime davet etti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Milli Muhafız Ordusu komutanının Mağusa ve Girne limanları konusunda yaptığı açıklamaları eleştirerek, “Rum yönetimini aklı selime davet ediyoruz. Kıbrıs’ın geleceği, tehditlerle veya tek taraflı adımlarla değil, karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde kurulabilir.” dedi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, Rum Milli Muhafız Ordusu komutanının açıklamalarının askeri bir tehditten öte, siyasi bir meydan okuma olduğunu ifade ederek, limanların kontrolü üzerinden dile getirilen söylemlerin, Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve stratejik haklarını hedef aldığını, bölgedeki barış ortamını zedelediğini vurguladı.

Öztürkler konu hakkında yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenmesinin, ada tarihinin en tartışmalı gelişmelerinden biri olduğuna işaret ederek, bu görevin, yalnızca Rum yönetimini temsil eden tartışmalı bir yapının tüm Avrupa adına söz söylemesi anlamına geldiğine dikkati çekti.

“TÜRKİYE VE KIBRIS TÜRK HALKININ İRADESİNİ YOK SAYAN HİÇBİR SENARYO BAŞARIYA ULAŞAMAYACAKTIR”

Kıbrıs Türk halkının eşit ortaklık hakkını yok sayan bu durumun, adada adalet ve barış ilkelerine aykırı olduğunu vurgulayan Öztürkler, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Rum Milli Muhafız Ordusu komutanının Mağusa ve Girne limanları üzerine yaptığı açıklamalar, askeri bir tehditten öte siyasi bir meydan okumadır. Limanların kontrolü üzerinden dile getirilen bu söylemler, Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve stratejik haklarını hedef almakta, bölgedeki barış ortamını zedelemektedir.

Rum lider Nikos Hristodulidis’in komandolarla birlikte Mağusa Marşı’nı söylemesi ise doğrudan bir iddia ve beklentinin askerlerle sahneye konulmasıdır. Rum Milli Muhafız Ordusu mensupları ile verilen bu görüntü, milliyetçi söylemlerin askeri güçle harmanlanarak Kıbrıs Türk halkına karşı bir mesaj verme çabasının açık ifadesidir.

Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ın tatbikatlar üzerinden yaptığı tehditler, diplomasi yerine güç gösterisine dayalı bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Rum tarafı, askeri tehditlerle adada barışa değil çatışmaya hizmet etmektedir.

Dahası, Güney Kıbrıs’ın sırtını İsrail ve Yunanistan’a dayayarak bölgesel dengeleri değiştirme girişimleri sonuçsuz kalacaktır. Bu üç ülkeye sesleniyoruz: Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan hiçbir senaryo başarıya ulaşamayacaktır.”

“RUM TARAFI NE KADAR TEHDİT ÜRETİRİRSE ÜRETSİN, TÜRKİYE İLE OYUNLARI BOZULMAYA MAHKUMDUR”

Türkiye’nin bölgedeki varlığı ve garantörlük rolünün, Rum tarafının ve ortaklarının tüm girişimlerini boşa çıkaracak en önemli bir faktör olduğuna işaret eden Ziya Öztürkler, Türkiye’nin kararlı duruşu ve Kıbrıs Türk halkının iradesinin, adadaki dengeyi koruyan temel unsur olduğunu kaydetti.

“Rum tarafı ne kadar tehdit üretirse üretsin, Türkiye ile oyunları bozulmaya mahkûmdur.” diyen Öztürkler, Rum yönetimini aklı selime davet ederek, Kıbrıs’ın geleceğinin, tehditlerle veya tek taraflı adımlarla değil, karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde kurulabileceğini söyledi.

Öztürkler açıklamasında, “Gerçek çözüm, ancak Kıbrıs Türk halkının haklarının tanınmasıyla mümkündür. Diğer tüm modeller bölgedeki gerilimi daha da derinleştirecek bir tutuma hizmet edecektir.” İfadelerine yer verdi.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yeni yılın ilk toplantısını yarın yapacak

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, 16 günlük aranın ardından yarın saat 10.00’da Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığında toplanacak. Gündemde, Yukarı Girne ve Serdarlı’daki iki arazi istibdali ile Sayıştay Komitesi raporları bulunuyor.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, 16 günlük aranın ardından yeni yılın ilk toplantısını yarın yapacak. Genel Kurul’un, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığında saat 10.00’da toplanması bekleniyor.

Genel Kurul’un gündeminde, komitelerden gelen iki ayrı istibdalin onaylanmasına ilişkin karar tasarısı ile Sayıştay Komitesi raporları bulunuyor.

Bu çerçevede, Yukarı Girne’de V/H XII.20E2+28E1 Blok F Parsel 388 İçerisinden Geçen Yolun İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ile Serdarlı Köyünde 740 Koçan Numarası ile Kayıtlı XIII.64 Parsel 78 (Yeni 119/9) Numaralı Evkaf Delegelerine Ait Mazbut Emlakten Eski Parsel 93/1/2+77/1/1 (Yeni 119/7) Numaralı Emlake Geçit Hakkı Olarak Verilen Arazinin İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ve bu tasarılara ilişkin Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi raporları görüşülecek.

Genel Kurul’da ayrıca, Sayıştay Komitesi’nin Su İşleri Dairesi’nin 2007 mali yılı gelir denetimine ilişkin Sayıştay denetim raporu ile Mağusa Sanat Tiyatrosu’nun 26 Aralık 2007–5 Aralık 2009 dönemine ait hesaplarının Sayıştay denetim raporuna ilişkin komite raporu da ele alınacak.

Son toplantısını 19 Aralık 2025’te yapan ve 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nı oy çokluğuyla kabul eden Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, on gün süren bütçe görüşmeleri nedeniyle toplanamayan komitelerin çalışmalarını yapabilmesi ve Genel Kurul tutanaklarının çevrilmesine olanak sağlanması amacıyla çalışmalarına ara vermişti.

İsviçre’de yılbaşı faciasında en az 40 kişi yaşamını yitirdi

İsviçre’deki Crans-Montana kayak merkezinde meydana gelen yangında en az 40 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı. Polis sözcüsü, yangının bodrum katında gerçekleştiğini açıkladı. Bölgede uçuş yasağı başlatıldı.

İsviçre’nin güneybatısındaki lüks kayak merkezi Crans-Montana’da bir barda meydana gelen yangında çok sayıda kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi ise ağır yaralandı. İsviçreli yetkililer, ölenler arasında başka ülkelerin vatandaşlarının da bulunduğunu açıkladı.

İtalya Dışişleri Bakanlığı, İsviçreli yetkililere dayandırarak yangında tahmin edilen can kaybının en az 40 olduğunu duyurdu.

İsviçre polisi, yangının perşembe günü sabaha karşı yaşandığını duyurdu.

İSVİÇRELİ YETKİLİLERDEN “OLAY SALDIRI DEĞİL” AÇIKLAMASI

İsviçre Savcılığı, olayın saldırı olmadığını düşündüklerini belirtti. Yetkililer yangının çıkış nedenini araştırdıklarını ve önceki bilgilerin aksine yangından önce bir patlama yaşanmadığı aktardı.

Patlamanın nedeni henüz belirlenemezken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi. Bölgede 10 helikopter ve 40 ambulansın görev yaptığı, hastanelerin yoğun bakımlarının dolduğu aktarıldı. Yaralılar çevredeki diğer hastanelere naklediliyor.

 

100’DEN FAZLA KİŞİ BULUNUYORDU, YANGIN BODRUM KATINDA YAŞANDI

Polis sözcüsüne göre, yangın çıktığında barda 100’den fazla kişi bulunuyordu. RTS’nin haberine göre, yangın barın bodrum katında meydana geldi. Barın kapasitesi 400 kişiydi.

Olay yerine polis ve itfaiye ekiplerinin yanı sıra birkaç helikopter de sevk edildi. Yakınları için bir yardım hattı kuruldu.

ATAOĞLU, SİVİL SAVUNMA TEŞKİLATI’NI ZİYARET ETTİ

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Hakan Balaban’ı ziyaret etti.

Ziyarette konuşan Ataoğlu, özellikle yaşanan doğal afetlerde halkın yardımına koşan Sivil Savunma Teşkilatı personeline teşekkür ederek, teşkilatın fedakârca ve özverili çalışmalarını takdirle karşıladıklarını ifade etti.

Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Balaban ise olası sel ve deprem durumlarında sahaya online müdahale edebildiklerini, görevli personelle canlı bilgi alışverişi sağlayarak anlık koordinasyon kurduklarını Bakan Ataoğlu’na aktardı.

Bakan Ataoğlu da yakın zamanda AFAD’ın desteğiyle, Jeoloji ve Maden Dairesi bünyesinde Deprem İzleme ve Değerlendirme Merkezi kurulduğunu belirterek, bu merkezin Sivil Savunma Teşkilatı ile uyum ve iş birliği içerisinde çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Ataoğlu, afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesinin, can ve mal kayıplarını en aza indirmek açısından hayati olduğunu ifade etti.

Başbakan Üstel: Devlet Yönetiminde Hata Gizlenmez, Düzeltilir

Başbakan Ünal Üstel, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ile ilgili alınan kararlar ve kamuoyunda tartışma yaratan Resmi Gazete sürecine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, devlet yönetiminde şeffaflık ve sorumluluk vurgusunda bulundu. Üstel, üniversitelerin siyasi polemiklerin değil, ortak sorumluluğun konusu olduğunu ifade etti.

Başbakan Üstel açıklamasında, Doğu Akdeniz Üniversitesi gibi ülkenin en köklü ve stratejik kurumlarıyla ilgili kararların, hukuka ve usule tam uyum içerisinde, açık ve tartışmaya yer bırakmayacak biçimde yürütülmesinin tüm ilgili makamların ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete sürecinde ortaya çıkan teknik bir hatanın, bazı çevreler tarafından siyasi gerilim ve polemik alanına çekilmek istendiğini kaydeden Üstel, gerçek durumun net olduğunu vurguladı. Üstel, hükümetin tespit edilen eksikliği gecikmeden düzelttiğini ve kamuoyunu açık bir şekilde bilgilendirdiğini ifade etti.

“Hata yapılmış olabilir; ancak bu hata gizlenmemiş, sorumluluğu üstlenilmiş ve düzeltilmiştir” diyen Üstel, yönetim anlayışlarının kusursuzluk iddiası üzerine değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve doğru adımı zamanında atma iradesi üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Başbakan Üstel, Doğu Akdeniz Üniversitesi özelinde uzun süredir devam eden yapısal ve yönetsel sorunlara da dikkat çekerek, alınması gereken ivedi kararların geciktirilmesinin üniversitenin akademik, mali ve kurumsal yapısına ciddi zararlar verme riski taşıdığını belirtti. DAÜ’nün mevcut durumunun beklemeyi değil; hızlı, kararlı ve eşgüdüm içinde atılacak adımları zorunlu kıldığını vurguladı.

Hükümet olarak üniversitenin daha fazla yıpranmaması adına çözüm üretme sorumluluğuyla hareket ettiklerini kaydeden Üstel, bu sorumluluğun devletin tüm anayasal makamları tarafından da aynı hassasiyetle paylaşılması gerektiğine inandıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı makamının, Doğu Akdeniz Üniversitesi’ni doğrudan ilgilendiren kararlar öncesinde hükümetle istişareyi daha da artırmasının sürecin sağlıklı ilerlemesi ve kararların gecikmeden hayata geçirilmesi açısından önemli katkılar sağlayacağını belirten Üstel, bu yaklaşımın bir eleştiri değil; ortak aklı büyütme ve çözümü hızlandırma çağrısı olduğunu dile getirdi.

Kişisel değerlendirmeler ya da kurumsal mesafeler üzerinden değil; üniversitenin geleceği, öğrencilerin hakları ve yükseköğretimin sürdürülebilirliği üzerinden hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Üstel, hükümetin beklentisinin bu hayati konuda istişarenin güçlenmesi ve karar süreçlerinin hız kazanması olduğunu kaydetti.

Başbakan Üstel, hükümetin şeffaflık, sorumluluk ve çözüm odaklılık temelinde hareket etmeye; Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin ve ülkenin geleceğini önceleyen adımları atmaktan geri durmamaya devam edeceğini belirterek açıklamasını tamamladı.

ÖZTÜRKLER: BM’NİN SÖZDE TARAFSIZ DURUŞU SALDIRGANI CESARETLENDİRİYOR

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum çiftçilerin Mammari bölgesinde gerçekleştirdiği sınır ihlali ve güvenlik güçlerine yönelik saldırıyı kınadı.
Öztürkler, söz konusu girişimin yalnızca hukuka değil aynı zamanda bölgesel güvenliğe de açık bir saldırı olduğunu belirtti.
Traktörlerle polis ve askeri personelin üzerine sürülerek yapılan bu eylemin, Rum tarafının sorumsuz ve tehlikeli tutumunun sıradanlaşmış bir provokasyon örneği haline geldiğini vurguladı.
Öztürkler, Türk askeri ve polisinin tavrının saldırgan değil, tam tersine sağduyunun ve disiplinin sembolü olduğunu ifade etti.
Güvenlik güçlerinin barışın korunması için sabırla ve kararlılıkla görev yaptığını kaydeden Öztürkler, Rum tarafının şiddete varan girişimlerine rağmen asker ve polisin soğukkanlılığını koruyarak yalnızca güvenliği sağlamaya odaklandığını söyledi.
BM Barış Gücü’nün tutumunu da eleştiren Öztürkler, sözde tarafsızlıkla ilgisizliği birbirine karıştıran bu yaklaşımın saldırganı cesaretlendirdiğini kaydetti.
Barış gücünün görevinin gerilimi önlemek ve güvenliği sağlamak olduğunu hatırlatan Öztürkler, pasif tutumların gerilimi azaltmak yerine artırdığını dile getirdi.
Rum basınının yaşananları çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını da belirten Öztürkler, saldırganı mağdur gibi gösteren manipülatif yayınların toplumlar arasında güvensizlik ve düşmanlık yaratmayı hedeflediğini söyledi.
Hakikatin açık olduğunu vurgulayan Öztürkler, sınır ihlali yapan ve güvenliği tehlikeye atan tarafın Rumlar olduğunu ifade etti.
Öztürkler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adada barış ve güvenliğin teminatı olduğunu belirterek, Türk askeri ve polisinin sağduyulu duruşuyla halkın huzurunu korumaya devam edeceğini bu tutumundan da asla geri adım atmayacağını söyledi.

ÜSTEL: 2026’DA DEV PROJELER TAMAMLANACAK, ERKEN SEÇİM YOK

Başbakan Ünal Üstel,  yaptığı değerlendirmede, 2025’te verilen sözlerin büyük bölümünün hayata geçirildiğini belirterek 2026 hedeflerini açıkladı. Üstel, erken seçim ve parti kurultayı iddialarını da net dille yalanladı.

Başbakan Ünal Üstel, 2025 yılının son günlerinde hükümetin icraatlarını ve 2026 hedeflerini değerlendirdi. Göreve geldikleri günden bu yana verdikleri sözleri yerine getirdiklerini vurgulayan Üstel, “Üç buçuk yılın sonunda ne gerekiyorsa yaptık, yapmaya da devam edeceğiz” dedi.

Altyapı ve yol çalışmalarının sürdüğünü belirten Üstel, Çatalköy yol çalışmasının ve Lefkoşa Hastanesi’nin 2026’da tamamlanacağını, devlet hastanesi ölçeğinde büyük sağlık yatırımlarının da 2026 yılında hizmete açılacağını söyledi.

Asgari ücretin kendi ilk dönemlerinde 500 Euro olduğunu, bugün ise 1.000 Euro’ya yükseldiğini ifade eden Üstel, bunun yeterli olmadığını belirterek özel sektöre düşük faizli desteklerin süreceğini kaydetti. Üstel ayrıca, kadın istihdamını teşvik etmek amacıyla %100 sosyal sigorta prim desteği verdiklerini ve bu desteğin devam edeceğini açıkladı.

2026’nın odağında inşaat, tarım ve turizm olacağını vurgulayan Üstel, kamuoyu yoklamalarında halkın en çok rahatsız olduğu alanlara öncelik vereceklerini belirterek, “Turizmde yolcu sayısını artırmak ve tüm sektörleri ayağa kaldırmak için çalışacağız” dedi.

Türkiye ile imzalanan Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolü’nün Şubat ayında yeniden imzalanacağını açıklayan Üstel, bu süreçte altyapı ve halkın ihtiyaç duyduğu büyük projelerin hızla tamamlanacağını söyledi.

Son günlerde gündeme gelen kabine değişikliği, erken seçim ve UBP kurultayı tartışmalarına da değinen Üstel, kabine değişikliği, erken seçim ve parti kurultayının gündemde olmadığını net şekilde ifade etti.

Açıklamalarının sonunda yeni yıl mesajı veren Üstel, 2026’da halkı daha da rahatlatacak adımlar atacaklarını belirterek, “Savaşların sona erdiği, barış ve huzurun hakim olduğu bir yıl diliyoruz. Tüm Türk dünyasının yeni yılı kutlu olsun” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu başkanlığında yükseköğretim toplantısı gerçekleştirildi

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu başkanlığında yükseköğretim toplantısı gerçekleştirildi.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nda düzenlenen toplantıya Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Aykut Hocanın, YÖDAK üyeleri, Yüksek Öğrenim ve Dışilişkiler Dairesi Müdürü Behcet Çelebi ile yükseköğretim müfettişleri katıldı.

Toplantıda, yükseköğrenimin geleceği, üniversitelerin karşılaştığı sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ayrıntılı şekilde ele alındı. Yükseköğretim kapsamında bazı mevzuatların güncellenmesiyle ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, YÖDAK’ın yenilenen yapısıyla yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladığını ifade etti.

YÖDAK ile Bakanlık arasındaki iş birliğinin öneminin altını çizen Çavuşoğlu, yükseköğretimin kalitesini, niteliğini ve uluslararası görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmaları desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

-Hocanın

YÖDAK Başkanı Aykut Hocanın ise çalışmaların koordineli şekilde yürütülmesinin önemine dikkati çekerek, etkili sonuçlar almanın en iyi ve doğru yolunun Bakanlık ile iş birliği ve istişare halinde olmaktan geçtiğini vurguladı.

Bu akşamdan itibaren gök gürültülü sağanak bekleniyor

Ülkede bu akşamdan itibaren sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, son değerlendirme ve analizlerde bölgede bu akşam 23.00’den yarın 22.00’ye kadar devam edecek gök gürültülü sağanak etkili olacak.

Yer yer 21-50 kg/m² şiddetinde olması beklenen kuvvetli yağışlara bağlı yaşanabilecek sel, taşkın, dolu yağışı ve hortum gibi olumsuzluklara karşı tedbirli olunması uyarısında bulunuldu.

Çavuşoğlu: Kurumsal DAÜ hedefimizden vazgeçmeyeceğiz

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) üzerinden yapılan eleştirilere ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı.

Çavuşoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Doğu Akdeniz Üniversitesi üzerinden yapılan her çarpıtma, iftira ve hakaret şunu bilsin ki; DAÜ bu ülkenin gözbebeğidir, kimsenin siyasi hesaplarına, iftiralarına ve ucuz polemiklerine feda edilecek bir kurum değildir.”

İlk günden bu yana kurumun lehine ve ayakta kalması için mücadele verdiklerini belirten Çavuşoğlu, bu süreci bilenlerin inkârcı tavırlarının, kurumsal DAÜ hedeflerinden kendilerini alıkoyamayacağını vurguladı.

Açıklamasında siyasete bakışına da değinen Çavuşoğlu, “Biz siyaseti kendimize değil halk için yapmaya devam edeceğiz ve statükocular yalanlarında, tetikçileri iftiralarında boğulacaktır” ifadelerini kullandı.

Üstel: Rum Yönetimi’nin yeni tutuklama dalgası hukuka aykırı ve siyasi bir girişim

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, KKTC’de mülkiyet meselesi devam eden taşınmazlar üzerinden yeni bir tutuklama ve kovuşturma dalgası başlatmaya hazırlandığı yönündeki haberlere ilişkin sert bir açıklama yaptı. Üstel, söz konusu girişimlerin “açıkça siyasi saiklerle yürütülen, hukuka aykırı ve düşmanca” olduğunu vurguladı.

Başbakan Üstel, Rum Yönetimi’nin 1960 Kurucu Antlaşmaları’nı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ve uluslararası hukukun temel ilkelerini hiçe sayarak Kıbrıs Türk halkını ekonomik, sosyal ve siyasi baskı altına almaya çalıştığını belirtti. KKTC’nin kendi anayasal düzeni, yargı sistemi ve egemen yetkileri çerçevesinde hareket eden bağımsız bir devlet olduğunu kaydeden Üstel, KKTC sınırları içindeki tüm hukuki ve ticari işlemlerin KKTC yasalarına tabi olduğunu hatırlattı.

Rum tarafının, vatandaşların yanı sıra üçüncü ülke vatandaşlarını, müteahhitleri ve yatırımcıları hedef alan tutuklama girişimlerinin “yetki aşımı ve hukuki zorbalık” olduğunu ifade eden Üstel, özellikle yabancı uyrukluların AB topraklarına girdiklerinde tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının serbest dolaşım ilkesine açık bir darbe olduğunu söyledi.

Fransa’da yaşanan son gelişmelere de değinen Üstel, Rum Yönetimi’nin talebiyle aranan Behdad Jafari hakkında Fransız mahkemelerinin verdiği serbest bırakma kararının, Rum tarafının iddialarının hukuki zeminini zayıflattığını belirtti. Bu kararın, Kuzey Kıbrıs’taki taşınmazlar üzerinden yürütülen tutuklama ve sindirme politikasının uluslararası yargı mercilerinde karşılık bulmadığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Üstel ayrıca, Rum Yönetimi’nin Taşınmaz Mal Komisyonu’nu yok sayma çabalarının iyi niyetli olmadığını vurgulayarak, Komisyonun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edildiğini hatırlattı.

“Kıbrıs Türk halkı sahipsiz değildir” diyen Başbakan Üstel, Anavatan Türkiye ile tam bir uyum içinde vatandaşların, yatırımcıların ve KKTC’de yasal zeminde faaliyet gösteren herkesin haklarını korumak için gerekli tüm siyasi, hukuki ve diplomatik adımların atılacağını kaydetti. Üstel, Rum Yönetimi’ni uluslararası hukuka saygıya ve gerilimi tırmandıran politikalardan derhal vazgeçmeye çağırdı.

Açıklamasında, Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümün tehdit ve sindirme politikalarıyla değil, egemen eşitlik temelinde ve iki tarafın iradesine saygı gösterilerek mümkün olabileceğini vurgulayan Üstel, aksi girişimlerin adadaki bölünmüşlüğü daha da derinleştireceğini ifade etti.

Ercan Havalimanı’nda altı günde 638 sefer

Ercan Havalimanı 30 Aralık 2025 ile 4 Ocak 2026 tarihlerini kapsayan altı günde 638 uçağa ev sahipliği yapacak.

T&T Havalimanı İşletmeciliği’nden yapılan açıklamaya göre, Türk Hava Yolları, Pegasus Hava Yolları, Ajet Hava Yolları ve Sun Express’in yeni yıl nedeniyle seferlerini artırdığı Ercan’da en fazla yoğunluk 2 Ocak Cuma ve 4 Ocak Pazar günleri yaşanacak. Ercan Havalimanı’nda 30 Aralık’ta 106, 31 Aralık’ta 103, 1 Ocak’ta 84, 2 Ocak’ta 117, 3 Ocak’ta 107 ve 4 Ocak’ta 121 uçağa hizmet verilecek.

-Özçelik: “Sevdiklerinizle birlikte mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yıl geçirmenizi diliyorum”

T&T Havalimanı İşletmeciliği Genel Müdürü M. Serhat Özçelik, yeni yıl dolayısıyla Ercan Havalimanı’nı kullanan yolcuların konforlu, rahat ve güvenli bir yolculuk gerçekleştirmeleri için gerekli tüm önlemleri aldıklarını ifade etti.

Özçelik, yeni yılda yoğun bir trafik bekledikleri için yeni yıl öncesinde Türk Hava Yolları (THY), Pegasus Hava Yolları, Ajet Hava Yolları ve Sun Express Hava Yolları ile birlikte Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Sivil Havacılık, İstanbul Handling, polis, itfaiye, muhaceret ve Gümrük Dairesi ile koordinasyonun yapıldığını ve gerekli tedbirlerin alındığını belirtti.

Petrol fiyatları Rusya-Ukrayna gerilimiyle kazançlarını koruyor; ABD stok artışı odakta

Petrol fiyatları, Rusya-Ukrayna geriliminin sürmesi ve ABD ham petrol stoklarının beklentilerin aksine artmasının etkisiyle Asya seansında yatay seyrederken, Brent 61,98 dolar, WTI ise 58,11 dolar seviyesinde işlem gördü.

Petrol fiyatları, ABD öncülüğündeki barış görüşmelerini canlandırma çabalarına rağmen Rusya-Ukrayna geriliminin sürmesi ve yatırımcıların geciken ABD stok verilerini değerlendirmesiyle Salı günü Asya seansında, önceki seanstaki keskin yükselişin ardından sabit seyretti.

Türkiye saatiyle 06.42 itibarıyla, Şubat vadeli Brent Petrol Vadeli İşlemleri %0,1 artışla varil başına 61,98 dolara yükselirken, Batı Teksas Petrolü (WTI) ham petrol vadeli işlemleri de %0,1 artarak varil başına 58,11 dolara çıktı.

Her iki kontrat da, ABD öncülüğündeki Rusya ve Ukrayna arasındaki görüşmelerde ilerleme sağlama girişimlerinin başarısız görünmesinin ardından Pazartesi günü %2’den fazla yükselmişti.

Rusya-Ukrayna gerilimi; Trump’ın İran tehdidi odakta

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kremlin’in Putin’in konutlarından birine yakın Ukrayna drone saldırıları olarak nitelendirdiği olayların ardından Moskova’nın müzakere pozisyonunu gözden geçireceğini söyledi.

Ukrayna, Putin’i hedef aldığını reddetti ancak bu açıklamalar yakın vadede gerginliğin azalması umutlarını söndürdü ve çatışmanın gelecek yıla kadar sürebileceği endişelerini artırdı.

Jeopolitik kaygılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pazartesi günü yaptığı açıklamalarla daha da arttı. Trump, İran’ın nükleer programını yeniden inşa etmeye çalışması halinde ABD’nin bu ülkeye yeniden saldıracağını söyledi.

Trump’ın açıklamaları, küresel petrol arzı için kritik öneme sahip Orta Doğu’daki kalıcı gerilimleri vurguladı ve büyük üreticileri içeren potansiyel kesintiler veya misilleme eylemleri konusundaki endişeleri artırdı.

ABD HAM PETROL STOKLARI BEKLENMEDİK ŞEKİLDE ARTTI

Arz tarafında, yatırımcılar Noel tatilleri nedeniyle her zamankinden daha geç yayınlanan, 19 Aralık’ta sona eren haftaya ilişkin ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerini değerlendirdi.

Rapor, ABD ham petrol stoklarının yaklaşık 405.000 varil arttığını gösterdi ve bu durum piyasanın azalma beklentilerini boşa çıkardı. Benzin ve damıtılmış yakıt stokları da artış kaydetti, bu da dönem içinde daha zayıf talebe veya güçlü rafineri üretimine işaret etti.

Önümüzdeki dönemde, piyasa katılımcıları 2026 başlarındaki talep beklentilerini ve arz politikasını değerlendirmek için Doğu Avrupa’daki diplomatik çabalara ilişkin daha fazla sinyal ile yaklaşan ABD ekonomik verilerini ve OPEC+ yönlendirmesini izliyor.

Hava, 15-18 derece dolaylarında seyredecek

Meteoroloji Dairesi’ne göre bugün gece saatlerinde yer yer yağmur, sabah saatlerinde ise hafif don olayı bekleniyor.

Meteoroloji Dairesi, 30 Aralık 2025 Salı günü bölgede havanın az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu olacağını açıkladı. Gece saatlerinde yer yer yağmur beklenirken, sabah saatlerinde ise yer yer hafif don olayı öngörülüyor.

Açıklamaya göre en yüksek hava sıcaklığı iç kesimler ve sahillerde 15–18 derece dolaylarında seyredecek. Rüzgârın ise güney ve batı yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli esmesi bekleniyor.

Dinçyürek’ten Yalova’daki terör saldırısı nedeniyle taziye mesajı

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Yalova’daki terör saldırısı nedeniyle taziye mesajı yayımladı.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Anavatan Türkiye’nin Yalova ilinde terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyon sırasında şehit düşen kahraman polisler için bir başsağlığı mesajı yayımladı.

Bakan Dinçyürek, şehit olan güvenlik görevlilerine Allah’tan rahmet; ailelerine, Emniyet Teşkilatına ve Türk milletine başsağlığı ve sabır diledi.

Aynı operasyonda yaralanan güvenlik personeline acil şifalar temenni eden Dinçyürek, terörün her türlüsüne karşı verilen onurlu ve kararlı mücadelede canları pahasına görev yapan güvenlik güçlerinin daima yanında olduklarını vurgulayarak, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin acısını yürekten paylaştıklarını ifade etti.

ÖZTÜRKLER’DEN TAZİYE MESAJI: TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜNÜ LANETLİYORUZ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Yalova’da şehit düşenler için taziye mesajı yayımlayarak terörün her türlüsünü lanetlediklerini kaydetti.

Taziye mesajında DEAŞ’lı teröristlerin saldırısında 3 polisin şehit olduğunu, 8 polisle bir bekçinin yaralandığı üzüntüyle öğrendiklerini belirten Öztürkler, şehit polislere rahmet, ailelerine, Emniyet Teşkilatı’na ve Türk milletine başsağlığı, yaralı güvenlik görevlilerine de acil şifalar diledi.

Terörün her türlüsünü lanetlediklerini, bu menfur saldırının acısını yüreklerinde hissettiklerini kaydeden Öztürkler, Cumhuriyet Meclisi olarak Anavatan Türkiye’nin yanında olduklarını ve ortak mücadeleyi kararlılıkla süreceklerini vurguladı.

Şehitlerin aziz hatırasının Türk milletinin teröre karşı sarsılmaz iradesinin en güçlü nişanesi olacağını da belirten Öztürkler, “Şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun” ifadesine de yer verdi.

 

Çavuş, Yalova’daki saldırı dolayısıyla mesaj yayımladı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Çavuş, Yalova’daki saldırı dolayısıyla mesaj yayımladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Türkiye’nin Yalova ilinde yaşanan saldırı dolayısıyla mesaj yayımladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Çavuş, saldırıda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Çavuş mesajında, “Anavatan Türkiye’nin Yalova ilinde terör örgütü DAEŞ’e yönelik gerçekleştirilen operasyon sırasında hayatını kaybeden kahraman güvenlik güçlerimizi rahmetle anıyor; ailelerine, Emniyet Teşkilatına ve aziz Türk milletine başsağlığı diliyorum. Yaralı personelimize acil şifalar temenni ediyorum.” ifadelerine yer verdi.

KIB-TEK’TE KADRO MÜJDESİ: GEÇİCİ PERSONELLER 1 OCAK’TAN İTİBAREN DAİMİ KADROYA ALINIYOR

Başbakanlığa bağlı Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda geçici statüsü ile görev yapan personellere yeni yıl müjdesi verildi.

Kıbrıs Türk Elekrik Kurumu (KIB-TEK) bünyesinde görev yapan geçici personeller, 29 Aralık 2025 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararla, 1 Ocak 2026 itibariyle daimi kadroya geçiriliyor.

Başbakan Üstel’den Türkiye’deki şehitler için taziye mesajı

Başbakan Ünal Üstel, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nde terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyon sırasında Yalova’da şehit olan emniyet mensupları için taziye mesajı yayımladı.

Başbakan Üstel mesajında, şehit olan kahraman emniyet mensuplarına Allah’tan rahmet dileyerek, ailelerine, Emniyet Teşkilatı’na ve aziz Türk milletine başsağlığı temennisinde bulundu. Yaralı güvenlik görevlilerine ise acil şifalar diledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her zaman olduğu gibi bugün de Anavatan Türkiye’nin yanında olduğunu vurgulayan Üstel, teröre karşı verilen kararlı mücadelede birlik ve dayanışma duygularının tam olduğunu ifade etti.

Başbakan Üstel, mesajını “Ruhları şad, mekânları cennet olsun” sözleriyle tamamladı.

 

Dursun Oğuz: “Sakladığımız bir şey yok”

Merkezi Cezaevi’ne dışarıdan müdür atanmasını öngören yasa değişikliğine karşı Gardiyanlar Birliği ile cezaevinde örgütlü sendikalar İçişleri Bakanlığı önünde eylem yaparken, alana gelen İçişleri Bakanı Dursun Oğuz düzenlemenin geçici olduğunu ve cezaevinde çalışma barışını bozacak hiçbir adım atılmayacağını söyledi.

Kıbrıs Türk Gardiyanlar Birliği ile cezaevinde örgütlü 3 sendika 2 Ocak’ta emekliye ayrılacak Merkezi Cezaevi Müdürü’nün yerine dışarıdan atama yapılabilmesini öngören yasa değişikliğine karşı çıktı.

Yasa değişikliğinin ele alınacağı teknik kurul öncesi İçişleri Bakanlığı önünde basın açıklaması yapan Kıbrıs Türk Gardiyanlar Birliği, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası  (KTAMS), Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN) ve Kamu İşçileri Sendikası (KAMUİŞ) yetkilileri, Merkezi Cezaevi’ne dışarıdan müdür atanmasını kabul etmeyeceğini söyledi.

Basın açıklaması yapıldığı sırada sendika yetkililerinin yanına gelip onları dinleyen İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ise, cezaevinde çalışma barışını bozacak hiçbir adım atılmayacağını, söz konusu düzenlemenin geçici olduğunu kaydetti.

– Bengihan

Basın açıklamasında ilk sözü alan Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan, Merkezi Cezaevi Müdürü emekliye ayrılacağından yeni müdür atanacağını ancak cezaevinde terfiler açılmadığı için mevcut yasaya göre  aranan nitelikte biri bulunmadığını söyledi.

Terfilerin açılmamasında İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğu olduğunu da savunan Bengihan, teşkilat yasasındaki yeni düzenlemeyle, polis subaylarının da Merkezi Cezaevi’ne müdürü olmasına kapı açılacağını söyledi.

Bu uygulamalarının 1970’lerde kaldığını söyleyen Bengihan, Merkezi Cezaevi ve Polis Genel Müdürlüğü’nün yasaları ile istihdam şeklinin farklı olduğunu kaydetti.

“Dünyada, modern, hukuka ve insan haklarına uygun adım adımlar atılırken biz cezaevine polisler de müdür atanabilsin diye tasarı hazırlıyoruz” diyen Güven Bengihan, bunu kabul etmeyeceklerini vurguladı.

Bengihan, müdürün kurumsal hafızası ve tecrübesiyle Merkezi Cezaevi içinden atanması gerektiğini dile getirdi.

-Atan

Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN) Başkanı Metin Atan da, yasa tasarının polise ve gardiyanlara karşı bir hamle olduğunu savundu.

Cezaevine yıllarını verenler için bakanlığın terfi açmadığını da ileri süren Metin Atan, Cezaevi Müdürü Fatih Erdoğan’ın 2 Ocak’ta emekli olacağının belli olduğunu ancak bu düzenlemenin son dakikaya bırakıldığını ifade etti.

Yasa tasarısının kişiye özel olduğunu da iddia eden Atan, polislerin cezaevine müdür atanmasının doğru olmadığını ifade etti.

KAMUSEN Başkanı Metin Atan, Merkezi Cezaevi’nin diğer dairelerden farklı olduğunu belirterek, sendikaların söylediklerinin dikkate alınmasını, krize ve kaosa yol açılmamasını istedi.

-Kamacı

Kıbrıs Türk Gardiyanlar Birliği Genel Sekreteri Asım Kamacı, kurumsal hafızanın devamı için atamanının Merkezi Cezaevi’nden olması gerektiğini belirtti.

Kamacı, ileriye taşımak istedikleri cezaevinin böyle bir anlayışla daha da geriye götürüleceğini savunarak, “Farklı kurumlardan atamaların önünü açacak her türlü yasa değişikliğine karşıyız” dedi.

-Oğuz

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, sendikaların bu düzenlemenin siyasi amaçla yapıldığı açıklamalarını eleştirdi.

“Sakladığımız bir şey yok, kimseyle pazarlık yaptığımız da yok” diyen Oğuz, kapılarının herkese açık olduğunu, süreçlerin de birlikte yönetildiğini söyledi.

“Konuşulur, doğru, ortak yol birlikte bulunur… Çalışan bir sistemi bozma niyetimiz yok” diyen İçişleri Bakanı Oğuz, cezaevinde, yükselme yerlerinin açılmamasının sorumluğunu sadece hükümete ya da İçişleri Bakanlığı’na bağlamanın doğru olmadığını kaydetti.

Dursun Oğuz, sendikaların da burada öz eleştiri yapması gerektiğini ifade ederek, “Bugüne kadar bunun yapılmaması eksiklik mi?  ‘Evet’…Bunda hepimizin sorumluluğu var… Sendikaların da bizim de… ” şeklinde konuştu.

Şu anda müdür ataması konusunda sorun yaşandığı için yasaya geçici bir madde konulacağını belirten Oğuz, kendilerinin de cezaevine dışarıdan birini atamak istemediğini kaydetti.

Cezaevinde çalışma barışını bozacak bir adım atılmayacağını dile getiren Oğuz, “Dayatmamız, diretmemiz de yok. Olmadı…Bu düzenleme geçici, bugünkü koşulla ilgili… Yükselme yerleri açıldığında sistem zaten kendiliğinden yoluna girecek” dedi.