Ünal Üstel’den Kenan Atakol için başsağlığı mesajı: Hizmetleri, saygı ve minnetle hatırlanacak




İçişleri Bakanlığı, ülkede düzensiz göçle mücadele kapsamında bugün Girne’de Karaoğlanoğlu Sanayi Bölgesi’nde eş zamanlı denetimler gerçekleştirdi.
Bakanlık’tan verilen bilgiye göre, denetimler sırasında polis ekipleri ile ülkede izinsiz olarak bulunduğu tespit edilen bir şahsın motosikletle kaçmaya çalışması üzerine kovalamaca yaşandı. Kısa sürede yakalanan şahıs kontrol altına alındı.
Yapılan denetimler neticesinde, 2024 yılından bu yana ülkede kaçak durumda bulunduğu belirlenen toplam 3 kişi tespit edilerek yakalandı. Şahıslar hakkında gerekli yasal işlemler başlatıldı.
İçişleri Bakanlığı, düzensiz göçle mücadelenin kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması açısından kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücretin belirlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında açıklama yaptı.
Hasipoğlu, Bakanlığa bağlı Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun ikinci toplantısının 7 Ocak Çarşamba günü saat 10.00’da gerçekleştirileceğini duyurdu. İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre, son 6 aylık hayat pahalılığı oranının yüzde 21,66 olarak netleştiğini belirten Hasipoğlu, bu oranın asgari ücret tespitinde dayanak alınacak önemli göstergelerden biri olduğunu ifade etti.
Bir önceki altı aylık döneme kıyasla hayat pahalılığında yüzde 3,87’lik bir artış yaşandığını kaydeden Hasipoğlu, sürecin işçi ve işveren temsilcileriyle yapılacak görüşmeler doğrultusunda ilerleyeceğini vurguladı.
Bakan Hasipoğlu, amaçlarının en kısa sürede uzlaşı sağlayarak, emekçilerin alın terinin karşılığı olan asgari ücreti adil bir şekilde belirlemek olduğunu ifade etti.

KKTC İstatistik Kurumu, aralık ayı hayat pahalılığı oranını yüzde 3,39 olarak açıkladı. Emekli ve kamu çalışanlarının ücretlerine yansıtmada gösterge olan altı aylık hayat pahalılığı oranı ise yüzde 21,66 oldu.
KKTC İstatistik Kurumu’nun Tüketici Fiyatları Genel Endeksi’nde, bir önceki aya göre yüzde 3,39, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 39,45 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,45 değişim yaşandı.
Ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 16,69 ile lokanta ve oteller ana grubunda gerçekleşti.
Giyim ve ayakkabı ana grubunda yüzde 5,91, haberleşme ana grubunda yüzde 4,74, çeşitli mal ve hizmetler ana grubunda yüzde 4.,00, eğlence ve kültür ana grubunda yüzde 3,85, sağlık ana grubunda yüzde 3,5, ulaştırma ana grubunda yüzde 2,12, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ana grubunda yüzde 1,07, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunda yüzde 0,92, mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetleri ana grubunda yüzde 0,24, eğitim ana grubunda yüzde 0,22, alkollü içecekler ve tütün ana grubunda yüzde 0,03 artış yaşandı.
Bir önceki aya göre, endekste kapsanan 508 madde çeşidinin ortalama fiyatlarında artış, 95 madde çeşidinin ortalama fiyatlarında ise düşüş oldu.
En yüksek fiyat artışı gösteren ilk üç mal veya hizmet; yüzde 50 ile okul servis ücreti, yüzde 44,55 ile cilt ve deri hastalıkları ile ilgili ilaçlar ve yüzde 39.,37 ile salatalık oldu. En yüksek fiyat düşüşü gösteren ilk üç mal veya hizmet ise; yüzde 49,67 ile çiçek lahanası, yüzde 41,34 ile sarımsak ve yüzde 35,54 ile patlıcan oldu.

Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer’i ziyaret ederek görüşmede bulundu.
Polis Teşkilatının ülkemizin huzur ve güvenliğinin teminatı olduğunu ifade eden Ataoğlu, Kamu düzeninin sağlanması, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin korunması ve hukukun üstünlüğünün tesisi noktasında Polis Teşkilatının önemine vurgu yaptı.
Yeni Ercan Havalimanı’nın açılmasıyla ülkeye gelen yolcu sayısında artış yaşandığını anlatan Ataoğlu, bu yoğunluk nedeni ile Ercan’da görev yapan Sivil Hizmet Görevlilerinin sayısının yetersiz olduğunu, ama yakın zamanda yapılacak olan takviyeler ile Ercan Havalimanı’nın daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.
Turistlerin yoğun olduğu bölgelerde Turizm Polisi adı altında yeni bir uygulama başlatıldığını ve bu uygulama sonrası çok güzel geri dönüşler aldıklarını anlatan Ataoğlu, bu tür projeleri Polis teşkilatı ile yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Aynı uygulamanın bir benzeri olan Çevre Polisi uygulaması için ise talepleri olduğunu dile getiren Ataoğlu, ilerleyen dönemde bu uygulamanın da yürürlüğe girmesinin oldukça önem arz ettiğini belirtti.
Fedakârca görev yapan polis mensuplarının yalnızca suçla mücadelede değil; afet ve olağanüstü durumlarda da halkımızın yanında olduğunu söyleyen Ataoğlu, büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket eden ve özverili çalışmaları nedeni ile toplumsal huzurun korunmasına katkı koyan tüm polislerimize de teşekkürlerini iletti.


Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yeni yılın ilk oturumu için toplandı.
Ziya Öztürkler başkanlığındaki toplantı saat 12.08’de başladı.
Genel Kurul’un gündeminde, komitelerden gelen iki ayrı istibdalin onaylanmasına ilişkin karar tasarısı ile Sayıştay Komitesi raporları bulunuyor.
Bu çerçevede, Yukarı Girne’de V/H XII.20E2+28E1 Blok F Parsel 388 İçerisinden Geçen Yolun İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ile Serdarlı Köyünde 740 Koçan Numarası ile Kayıtlı XIII.64 Parsel 78 (Yeni 119/9) Numaralı Evkaf Delegelerine Ait Mazbut Emlakten Eski Parsel 93/1/2+77/1/1 (Yeni 119/7) Numaralı Emlake Geçit Hakkı Olarak Verilen Arazinin İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ve bu tasarılara ilişkin Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi raporları görüşülecek.
Genel Kurul’da ayrıca, Sayıştay Komitesi’nin Su İşleri Dairesi’nin 2007 Mali Yılı Gelir Denetimine ilişkin Sayıştay Denetim Raporu ile Mağusa Sanat Tiyatrosu’nun 26 Aralık 2007-5 Aralık 2009 dönemine ait hesaplarının Sayıştay Denetim Raporuna ilişkin komite raporu da ele alınacak.
Son toplantısını 19 Aralık 2025’te yapan ve 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nı oy çokluğuyla kabul eden Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, on gün süren bütçe görüşmeleri nedeniyle toplanamayan komitelerin çalışmalarını yapabilmesi ve Genel Kurul tutanaklarının çevrilmesine olanak sağlanması amacıyla çalışmalarına ara vermişti.

Türkiye’nin enerji filosuna eklenen yeni ultra derin deniz sondaj gemileri Çağrı Bey ve Yıldırım, ilk görevlerine Mersin’in Taşucu Limanı’nda hazırlanıyor.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) devredildikten sonra Silifke ilçesine gönderilen 5. ve 6. sondaj gemilerinin çıkacakları seferler öncesi işlemleri, Ağalar İskelesi’nde devam ediyor.
Kırmızı beyaza boyanan dış yüzeyine ay yıldız işlenen ikiz gemiler, ilk görevlerine yan yana hazırlanıyor.
Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han’ın ardından filoya katılan Çağrı Bey ve Yıldırım, limandaki işlemlerin tamamlanmasıyla ilk seferlerine uğurlanacak.
Aynı özelliklere sahip 7. nesil ultra derin deniz sondaj gemilerinden Çağrı Bey, yeni keşifler için Somali’de, Yıldırım da Karadeniz’de görev yapacak.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Çağrı Bey’in şubatta Somali’de yurt dışındaki ilk sondajını gerçekleştireceğini, Yıldırım’ın da birkaç ay içinde Karadeniz’e gideceğini bildirmişti.


Trump, tatilini geçirdiği Florida’dan Washington’a dönerken uçakta basın mensuplarına gündemi değerlendirdi.
Venezuela’daki askeri müdahalelerinin doğru ve haklı olduğunu savunan Trump, bu ülkeden ABD’ye yüklü miktarda uyuşturucu geldiğini ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun “bir narko-terör devleti” yönettiğini savundu.
Venezuela’daki güncel duruma ilişkin yapılacak çok iş olduğunu anlatan Trump, büyük Amerikan petrol firmalarının, bu ülkeye giderek burada milyarlarca dolarlık iş yapmaya başlayacaklarını söyledi.
ABD Başkanı Trump, ülkedeki Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile yakın temas halinde olduklarını kaydederek, “Venezuela’da kontrol bizde.” dedi.
Kendisinin, henüz Rodriguez ile görüşmediğini, ancak kabinesindeki isimlerin görüştüğünü ifade eden Trump, “O, bizimle işbirliği yapıyor.” değerlendirmesini yaptı ancak detaylara girmedi.
Rodriguez’in ABD çıkarlarına aykırı adımlar atması halinde akıbetinin Maduro’dan kötü olacağı “tehdidini” yineleyen Trump, şu anki Venezuela yönetiminin doğru işler yapmasını beklediğini vurguladı.
“Venezuela şu anda ölü bir ülke. Onu yeniden canlandırmalıyız. Altyapıyı yeniden inşa etmek için petrol şirketlerinin büyük yatırımlar yapması gerekecek ve şirketler de buna hazır.” diyen Trump, Venezuela’daki petrolü istedikleri şekilde kullanmaya hakları olduğunu savundu.
VENEZUELA’DA DOĞRU ZAMANDA SEÇİMLER YAPILACAK
Öte yandan Trump, bu ülkede ne zaman seçimlerin yapılabileceğine ilişkin soruları yanıtlarken, seçimler öncesinde yapılması gereken çok iş olduğunu söyledi.
Trump, “Şu anda düzeltmemiz gereken çok şey var, ülke şu an kötü durumda, önce bunları düzeltip hazırlamalıyız. Ülkedeki her şeyi biz yöneteceğiz ve ülkeyi düzelteceğiz. Daha sonra seçimler doğru zamanda yapılacaktır.” yorumunu yaptı.
GEREKİRSE İKİNCİ SALDIRIYI YAPARIZ
Trump, Maduro’yu alıkoydukları saldırı planında, “gerekmesi halinde ikinci bir saldırıya da hazırlık yaptıklarını”, ancak ilk saldırıda Maduro’yu çıkarınca buna gerek kalmadığını ifade etti.
Venezuela yönetiminin, “uslu” davranmaması halinde ikinci saldırıya her zaman hazır olduklarını vurgulayan Trump, “Burası Venezuela, burası bizim bölgemiz.” dedi.
İran’a yeni “tehdit”
Diğer yandan Trump, İran’daki gösterilerle ilgili bir soruya cevap verirken, bu ülkeye yönelik önceki açıklamalarını yineledi.
Trump, “Durumu çok yakından takip ediyoruz. Eğer geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, ABD tarafından çok sert bir şekilde cezalandırılacaklarını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
KOLOMBİYA HASTA BİR ÜLKE
Meksika ve Kolombiya ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Trump, Meksika’yı uyuşturucu kartellerinin yönettiğini savundu.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ile yaptığı görüşmelerde, ülkede asayişi sağlayabilmek için “Amerikan askerleri göndermeyi dahi teklif ettiğini” kaydeden Trump, Meksika’da kartellerin çok güçlü olduğunu vurguladı.
Kolombiya için “hasta bir ülke” ifadesini kullanan Trump, bu ülkeye yönelik olası bir saldırı ihtimali için “Kolombiya operasyonu kulağa hoş geliyor.” değerlendirmesini yaptı.
Putin’in konutuna yönelik saldırı iddiası
ABD Başkanı Trump, bir soru üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in konutuna Ukrayna’nın saldırı düzenlediği iddiasına çok temkinli yaklaştığını belirtti.
Trump, bu saldırının Ukrayna tarafından düzenlendiği iddiasına ilişkin, “Bu saldırının olduğuna inanmıyorum.” dedi.
ABD Başkanı Trump ayrıca, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile iyi ilişkilerinin olduğunu ve nisan ayında bu ülkeyi ziyaret edeceğini söyledi.

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre, ABD’nin Venezuela’daki askeri müdahalesi Trump destekçilerini ikiye böldü.
Venezuela’ya yönelik askeri müdahale, birçok Cumhuriyetçi tarafından bir “zafer” olarak değerlendirilip kutlansa da “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketinin destekçileri ile bazı Cumhuriyetçiler arasında askeri müdahaleye tepki gösterenler de oldu.
Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon, “War Room” adlı podcast programında, Venezuela’ya askeri operasyonun yürütülüş şeklinden övgüyle bahsetti.
Ancak Bannon, askeri müdahale hakkında net bir mesaj verilmediğini ve bu durumun tabanı öfkelendirip şaşkınlığa uğrattığını ifade etti.
Bannon, Trump’ın açıklamalarının yanı sıra Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Hamas ve Hizbullah’ı hedef alan açıklamalarının “kafa karıştırdığını” söyledi.
ABD’li sosyal medya fenomeni ve yorumcu Candace Owens, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) “küresel psikopatların” emriyle “bir ülkeye daha düşmanca bir işgal düzenlediğini” belirtti.
Owens, askeri müdahaleyi ABD’nin Suriye, Afganistan ve Irak’taki eylemleriyle karşılaştırdı.
ABD Kongresindeki Cumhuriyetçiler arasında da askeri müdahaleyi eleştirenler oldu.
ABD Temsilciler Meclisinin Cumhuriyetçi üyesi Marjorie Taylor Greene, Trump yönetimini ABD halkına hizmet etmemekle suçladı.
Greene, yönetimin büyük şirketlere, bankalara ve petrol şirketlerinin yöneticilerine hizmet ettiğini savundu.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie de yönetimin Venezuela’daki müdahalesinin “uyuşturucuyla mücadele amacı taşımadığını, petrol çıkarları ve rejim değişikliğini” hedeflediğini söyledi.
Massie, “Biz bunun için oy vermedik.” ifadesini kullandı.



Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, 16 günlük aranın ardından yeni yılın ilk toplantısını bugün yapacak. Genel Kurul’un, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığında saat 10.00’da toplanması bekleniyor.
Genel Kurul’un gündeminde, komitelerden gelen iki ayrı istibdalin onaylanmasına ilişkin karar tasarısı ile Sayıştay Komitesi raporları bulunuyor.
Bu çerçevede, Yukarı Girne’de V/H XII.20E2+28E1 Blok F Parsel 388 İçerisinden Geçen Yolun İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ile Serdarlı Köyünde 740 Koçan Numarası ile Kayıtlı XIII.64 Parsel 78 (Yeni 119/9) Numaralı Evkaf Delegelerine Ait Mazbut Emlakten Eski Parsel 93/1/2+77/1/1 (Yeni 119/7) Numaralı Emlake Geçit Hakkı Olarak Verilen Arazinin İstibdalinin Onaylanmasına İlişkin Karar Tasarısı ve bu tasarılara ilişkin Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi raporları görüşülecek.
Genel Kurul’da ayrıca, Sayıştay Komitesi’nin Su İşleri Dairesi’nin 2007 mali yılı gelir denetimine ilişkin Sayıştay denetim raporu ile Mağusa Sanat Tiyatrosu’nun 26 Aralık 2007–5 Aralık 2009 dönemine ait hesaplarının Sayıştay denetim raporuna ilişkin komite raporu da ele alınacak.
Son toplantısını 19 Aralık 2025’te yapan ve 2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı’nı oy çokluğuyla kabul eden Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, on gün süren bütçe görüşmeleri nedeniyle toplanamayan komitelerin çalışmalarını yapabilmesi ve Genel Kurul tutanaklarının çevrilmesine olanak sağlanması amacıyla çalışmalarına ara vermişti.

Petrol, yatırımcıların ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalamasının küresel ham petrol arzına etkilerini ve bunun ülkenin enerji sektörü üzerindeki sonuçlarını tartmasıyla dalgalandı.
Petrol, yatırımcıların ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalamasının küresel ham petrol arzına etkilerini ve bunun ülkenin enerji sektörü üzerindeki sonuçlarını tartmasıyla dalgalandı.
Brent petrol, haftanın açılışında yüzde 1,2’ye kadar geriledikten sonra kayıplarını telafi ederek varil başına 61 dolar civarında işlem gördü. ABD ham petrolü (WTI) ise 57 doların üzerinde seyretti. Hafta sonu Venezuela’da yaşanan sarsıntıya rağmen, OPEC üyesi olan ülke küresel arzın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor ve piyasa halihazırda büyüyen bir arz fazlasıyla mücadele ediyor.
Capital Economics başekonomisti Neil Shearing bir notunda, “Venezuela üretimindeki herhangi bir kısa vadeli aksama, başka yerlerdeki artan üretimle kolayca telafi edilebilir” dedi. Shearing, “Önümüzdeki bir yıl civarında küresel arz artışının petrol fiyatlarını 50 dolara doğru itmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Venezuela bir zamanlar petrol üretiminde güçlü bir ülkeydi, ancak son yirmi yılda üretimi ciddi şekilde geriledi ve bugün küresel arzın yüzde 1’inden daha azını temsil ediyor. Üretilen petrolün büyük bölümü Çin’e ihraç ediliyor. OPEC+ ve diğer üreticilerin talebin zayıfladığı bir ortamda piyasaya daha fazla varil eklemesiyle, bu yıl piyasa büyük bir arz fazlasıyla karşı karşıya.
Pazar günü OPEC+, ilk çeyrekte arz artışlarına ara verme planını teyit etti. Suudi Arabistan ve Rusya’nın öncülük ettiği grup, delegelere göre 10 dakikalık video konferans sırasında Venezuela’yı gündemine almadı. Delegeler, gelişen duruma nasıl yanıt verileceğini değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirtti.
Konuyla ilgili bilgi sahibi kişilere göre, cumartesi günü ABD’nin saldırılarına rağmen Venezuela’nın Jose Limanı ve Amuay rafinerisi dahil petrol altyapısı ile Orinoco Kuşağı’ndaki ana üretim sahaları etkilenmedi. Ancak tankerlerin alıkonulması da dahil olmak üzere Maduro yönetimine yönelik son ABD baskıları, ülkeyi bazı petrol kuyularını kapatmaya zorladı.
Trump, cumartesi günü ülkenin enerji sektörüne yönelik yaptırımların yürürlükte kalacağını söyledi, ancak ABD’li şirketlerin sektörü yeniden inşa etmeye ve üretimi canlandırmaya yardımcı olacağını da ekledi. Bunun muhtemelen uzun bir süreç olacağını vurguladı. Trump, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada şirketlerin Venezuela’ya girmeyi “çok istediklerini” söyledi.
Chicago merkezli Karobaar Capital LP’nin yatırım direktörü Haris Khurshid ise, “ABD yatırımları ve gerçek anlamda yaptırım gevşemesi zaman alır; variller bir gecede geri gelmez” dedi. Khurshid, “Şimdilik arz fazlası daha baskın görünüyor ve jeopolitiğin önüne geçerek fiyatların üzerindeki baskıyı sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Meteorolojiye göre, 15-17 derece dolaylarında seyreden hava sıcaklığı hafta başından itibaren 3 derece kadar yükselecek.
Meteoroloji Dairesi’nden verilen bilgiye göre, 3-9 Ocak tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre, bölge genellikle yüksek basınç sistemiyle soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisinde kalacak.
Periyot boyunca hava genellikle parçalı bulutlu geçecek. En yüksek hava sıcaklığı periyodun ilk yarısı iç kesimlerde ve sahillerde 15-17, ikinci yarısı ise 18-20 derece dolaylarında seyredecek.
Rüzgar, genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta, zamanla kuvvetli esecek.

Yeni haftanın ilk gününde Dolar, rekor tazeledi.
Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 43,04 TL, Euro 50,31 TL, İngiliz Sterlini ise 57,82 TL’den işlem görüyor.
Saat 08.07 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,03 TL, satış fiyatı 43,04 TL.
Euro’nun alış fiyatı 50,28 TL, satış fiyatı 50,34 TL, İngiliz Sterlini ise 57,79 TL’den alınıp 57,85 TL’den satılıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorununun 20 yıllık sürecini değerlendirerek, “AB içindeki tek ihtilaflı iki devlet! Rumlar 20 yıllık süreçte hem AB’yi hem de BM’yi büyük bir ustalıkla kandırdı” ifadelerini kullandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorununa ilişkin sosyal medya paylaşımında, 20 arayla sorduğu sorulara verilen cevapları hatırlatarak Avrupa Birliği’nin tutumunu eleştirdi.
Hasipoğlu, 2004 yılı Annan Planı referandumundan önce AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen ile yaptığı görüşmeye dair şunları paylaştı:
“Sayın Komiser, belli ki Rum tarafı sizi Annan Planı’na ‘evet’ diyecekleri konusunda ikna etmiş. Peki hiç düşündünüz mü tam tersi olursa? Bir ay sonra, Nisan ayında her iki halkın aynı anda oy kullanacağı bu referandumda Rumlar ‘hayır’, biz ‘evet’ dersek, o zaman mevcut statükoyu, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kabul edecek misiniz?”
Hasipoğlu, bu sorunun ardından hem kendisinin hem de yanında bulunan amcasının salondan çıkarıldığını, bazı Rum siyasi parti temsilcilerinin ağır tepkiler verdiğini belirtti. Hasipoğlu, Verheugen’in basına yaptığı açıklamada ise “Rumlar Avrupa Birliği’ni kandırdı” dediğini aktardı.
Bakan Hasipoğlu, 2024 yılında Avrupa Konseyi’nde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’e yönelttiği soruyu da paylaştı:
“20 yıl önce hazır değildiniz; peki şimdi siz bizimle bu adanın yönetimini ve zenginliğini paylaşmaya hazır mısınız? Bizlere uygulattırdığınız izolasyonları ve kısıtlamaları kaldırmaya ve egemenliğimizi kabul etmeye hazır mısınız?”
Hristodulidis’in yanıtı ise Hasipoğlu’na göre şöyleydi:
“Maronitlere, Ermenilere verdiğimiz gibi siz Kıbrıslı Türklere de pasaport veriyoruz, dolayısıyla kısıtlama yok.”
Hasipoğlu, verilen cevap üzerinden, Rum tarafının çözüm modelinin mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını öngördüğünü ve kendileri için siyasi eşitlik yerine azınlık statüsü sunduğunu vurguladı. Bakan, paylaşımında ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“AB, bu hareket tarzıyla adada çözüme değil, çözümsüzlüğe hizmet etmeye devam ediyor. Bu hâliyle Rum tarafı, kendisine yaratılan bu konfor alanından çıkıp neden bizimle eşit şartlarda masaya otursun ve anlaşamaz isek statümüz belirlenmiş olsun?”
Hasipoğlu, paylaşımında Kıbrıs sorununda Rum tarafının geçmiş 20 yılda hem AB’yi hem de BM’yi “ustalıkla kandırdığını” ifade etti ve AB dönem başkanlığının Rum tarafına sağladığı avantajlara dikkat çekti.


Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Venezuela’da meydana gelen son gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, “Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık, ABD’nin Venezuela’da geniş çaplı saldırılar düzenlemesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, Venezuela’da meydana gelen son gelişmelerin yakından takip edildiği vurgulanarak, “Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Türkiye’nin, Venezuela’daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması yönünde her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğuna işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin Caracas Büyükelçiliğinin, ülkede bulunan Türk vatandaşlarıyla iletişimi ve gerekli koordinasyonu kesintisiz biçimde sürdürdüğü kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela’ya düzenlenen saldırıların ABD tarafından yapıldığını duyurmuş, “ABD, Venezuela ve lideri Başkan Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlemiş ve Maduro ile eşi yakalanarak ülke dışına çıkarılmıştır.” açıklaması yapmıştı.




Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Hakan Balaban’ı ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Ataoğlu, özellikle yaşanan doğal afetlerde halkın yardımına koşan Sivil Savunma Teşkilatı personeline teşekkür ederek, teşkilatın fedakârca ve özverili çalışmalarını takdirle karşıladıklarını ifade etti.
Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Balaban ise olası sel ve deprem durumlarında sahaya online müdahale edebildiklerini, görevli personelle canlı bilgi alışverişi sağlayarak anlık koordinasyon kurduklarını Bakan Ataoğlu’na aktardı.
Bakan Ataoğlu da yakın zamanda AFAD’ın desteğiyle, Jeoloji ve Maden Dairesi bünyesinde Deprem İzleme ve Değerlendirme Merkezi kurulduğunu belirterek, bu merkezin Sivil Savunma Teşkilatı ile uyum ve iş birliği içerisinde çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Ataoğlu, afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesinin, can ve mal kayıplarını en aza indirmek açısından hayati olduğunu ifade etti.

Başbakan Üstel açıklamasında, Doğu Akdeniz Üniversitesi gibi ülkenin en köklü ve stratejik kurumlarıyla ilgili kararların, hukuka ve usule tam uyum içerisinde, açık ve tartışmaya yer bırakmayacak biçimde yürütülmesinin tüm ilgili makamların ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.
Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete sürecinde ortaya çıkan teknik bir hatanın, bazı çevreler tarafından siyasi gerilim ve polemik alanına çekilmek istendiğini kaydeden Üstel, gerçek durumun net olduğunu vurguladı. Üstel, hükümetin tespit edilen eksikliği gecikmeden düzelttiğini ve kamuoyunu açık bir şekilde bilgilendirdiğini ifade etti.
“Hata yapılmış olabilir; ancak bu hata gizlenmemiş, sorumluluğu üstlenilmiş ve düzeltilmiştir” diyen Üstel, yönetim anlayışlarının kusursuzluk iddiası üzerine değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve doğru adımı zamanında atma iradesi üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Başbakan Üstel, Doğu Akdeniz Üniversitesi özelinde uzun süredir devam eden yapısal ve yönetsel sorunlara da dikkat çekerek, alınması gereken ivedi kararların geciktirilmesinin üniversitenin akademik, mali ve kurumsal yapısına ciddi zararlar verme riski taşıdığını belirtti. DAÜ’nün mevcut durumunun beklemeyi değil; hızlı, kararlı ve eşgüdüm içinde atılacak adımları zorunlu kıldığını vurguladı.
Hükümet olarak üniversitenin daha fazla yıpranmaması adına çözüm üretme sorumluluğuyla hareket ettiklerini kaydeden Üstel, bu sorumluluğun devletin tüm anayasal makamları tarafından da aynı hassasiyetle paylaşılması gerektiğine inandıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı makamının, Doğu Akdeniz Üniversitesi’ni doğrudan ilgilendiren kararlar öncesinde hükümetle istişareyi daha da artırmasının sürecin sağlıklı ilerlemesi ve kararların gecikmeden hayata geçirilmesi açısından önemli katkılar sağlayacağını belirten Üstel, bu yaklaşımın bir eleştiri değil; ortak aklı büyütme ve çözümü hızlandırma çağrısı olduğunu dile getirdi.
Kişisel değerlendirmeler ya da kurumsal mesafeler üzerinden değil; üniversitenin geleceği, öğrencilerin hakları ve yükseköğretimin sürdürülebilirliği üzerinden hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Üstel, hükümetin beklentisinin bu hayati konuda istişarenin güçlenmesi ve karar süreçlerinin hız kazanması olduğunu kaydetti.
Başbakan Üstel, hükümetin şeffaflık, sorumluluk ve çözüm odaklılık temelinde hareket etmeye; Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin ve ülkenin geleceğini önceleyen adımları atmaktan geri durmamaya devam edeceğini belirterek açıklamasını tamamladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Başkanı Nikos Hristodulidis’in 2026 yılı Yeni Yıl mesajına sert tepki gösterdi. Üstel, Hristodulidis’in açıklamalarının Kıbrıs’taki mevcut siyasi ve fiili gerçekleri yok sayan, geçmişte defalarca başarısız olmuş bir anlayışın devamı olduğunu vurguladı.
Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şu şekilde:
”Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in 2026 yılı Yeni Yıl mesajı, Kıbrıs’taki mevcut gerçekleri görmezden gelen, tek taraflı ve geçmişte defalarca başarısız olmuş bir siyasi anlayışın sürdürüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Hristodulidis’in, 1960 yılında kurulan ve Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “yeniden yapılandırma ve modernleştirme” söylemiyle ele alması; Rum tarafının, eşit ortağını silah zoruyla yönetimden dışladığı ve Kıbrıs Anlaşmaları ile Anayasa’yı tek yanlı biçimde ihlal ettiği siyasetin halen devam ettiğinin açık bir itirafıdır. Uluslararası hukuka aykırı şekilde gasp edilen ve yalnızca Rumlara aitmiş gibi sunulan bir yapının reform söylemleriyle sürdürülmeye çalışılması, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe mahkum eden temel zihniyettir.
Rum Yönetimi Başkanı’nın “vatanın kurtarılması ve yeniden birleştirilmesi” yönündeki çağrıları; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini reddeden, güvenlik ve garantörlük sistemini ortadan kaldırmayı hedefleyen, geçmişte defalarca başarısız olmuş çözüm modellerinin yeniden dayatılmasından ibarettir. Kıbrıs Türk tarafı, Crans Montana’da çöken müzakere süreciyle birlikte federal çözüm modelinin, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle artık geçerliliğini yitirdiğini defalarca net şekilde ortaya koymuştur.
Kıbrıs’ta tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm; egemen eşitlik temelinde, yan yana var olan iki ayrı devletin iş birliğine dayalı bir modeldir. Kıbrıs Türk halkının iradesi, kendi kendini yönetme hakkı ve egemenliği hiçbir şekilde tartışma konusu yapılamaz. Müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için ön koşul; Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün açık biçimde kabul edilmesidir.
Rum Yönetimi Başkanı’nın, Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından Kıbrıs Özel Temsilcisi atanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirmesi ve AB–Türkiye ilişkilerini Kıbrıs sorunuyla ilişkilendirme çabaları, kabul edilemez bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı açısından Avrupa Birliği, Kıbrıs sorununda tarafsızlığını yitirmiş; Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sürdürülmesinde rol oynayan bir aktör konumundadır. Bu nedenle KKTC, söz konusu temsilcinin tarafsız ve adil bir tutum sergilemediği sürece bu girişimi tanımadığını ve desteklemediğini daha önce açık şekilde ilan etmiştir.
Kıbrıs Türk halkı, 2026 yılına kendi egemen devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve etkin garantörlüğü altında girmektedir. Bölgesel güvenlik ve istikrarın yolu; Rum tarafının tek yanlı adımlarından değil, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının tanınmasından ve iki devletin karşılıklı saygı ve iş birliği içinde yaşamasından geçmektedir.
Bu çerçevede Gaspçı Rum Yönetimi’ni; adadaki fiili ve siyasi gerçekleri esas almaya, iki ayrı egemen devletin varlığını kabul etmeye ve yapıcı bir anlayışla Doğu Akdeniz’in huzur, refah ve istikrarına katkı koymaya davet ediyorum.
Kıbrıs sorununun bugün geldiği nokta ve taraflar arasındaki derin ayrışma, GKRY’nin söylemleri ile gerçek müzakere zemini arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu bağlamda Kıbrıs Türk tarafı olarak şu hususları bir kez daha vurgulamak isterim:
• Uluslararası toplum ve AB Konseyi Başkanlığı çerçevesinde geliştirilecek hiçbir girişimde, Kıbrıs Türk halkının eşit hak ve çıkarları yok sayılamaz. Her türlü uluslararası inisiyatif, yalnızca GKRY’nin pozisyonunu güçlendirmeye değil, iki halk arasında eşitlik temelinde bir çözüm zemini oluşturmaya hizmet etmelidir.
• Rum tarafının geçmişte sergilediği uzlaşmaz tutum bugün de aynen devam etmektedir. GKRY, 2025 yılı boyunca yürüttüğü diplomasiyle Kıbrıs Türk tarafının eşit statüsünü ve garantörlük haklarını yok saymayı sürdürmüştür. Kıbrıs Türk halkının varlığını müzakere dışında bırakmak, sahadaki gerçekleri değiştirmeyecektir.
• GKRY’nin askeri ve diplomatik ittifaklar yoluyla güçlendirdiği dış ilişkiler, adada barışa değil gerilime hizmet etmektedir. Savunma alanında yapılan bu tek yanlı girişimler, bölgesel dengeyi zedelemekte ve çözüm umutlarını zayıflatmaktadır.
• Kıbrıs Türk halkının eşit hakları, güvenliği ve güvenceleri müzakere masasında vazgeçilmez önceliklerdir. KKTC olarak biz; mülkiyet, güvenlik, garantiler ve eşit uluslararası statü konularında adil ve sürdürülebilir çözümleri açık ve kararlı biçimde savunmaya devam edeceğiz.
Yeni yılın; karşılıklı saygıya dayalı diyalogların güçlendiği, somut ve gerçekçi siyasi adımların atıldığı, iki halk arasında güvene dayalı bir geleceğin inşa edildiği bir yıl olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle, her iki halkın da huzur, refah ve istikrar içinde yaşayacağı bir 2026 yılı diliyorum.”

Meteoroloji Dairesi, parçalı ve az bulutlu hava ile sabah saatlerinde yer yer don olayı beklendiğini duyurdu.
Meteoroloji Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 2 Ocak Cuma günü bölgede havanın parçalı ve az bulutlu geçmesi bekleniyor. Açıklamada, sabah saatlerinde yer yer don olayı görüleceği bildirildi.
Yetkililer, özellikle sabah saatlerinde yaşanabilecek don olayına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun yeni yıla özel olarak yayımladığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hedef alan tehditkâr ifadelere yer verilen video ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Üstel, söz konusu videonun Rum tarafının zihniyetinde hiçbir değişiklik olmadığını bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.
Başbakan Üstel açıklamasında, videoda Rum denizci askerler tarafından “savaş gemilerinin Girne ve Mağusa limanlarına ulaşması” temennisinin 2026 yılı dilekleri arasına açıkça eklenmesini, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini doğrudan hedef alan bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Üstel, bunun geçmişten bugüne uzanan aynı tehditkâr zihniyetin yansıması olduğunu kaydetti.
Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;
“Rum Milli Muhafız Ordusu’nun yeni yıla özel olarak yayımladığı videoda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hedef alan tehditkar ifadelere yer verilmesi; Rum tarafının zihniyetinde değişen hiçbir şey olmadığını bir kez daha ortaya koymaktadır.
Söz konusu videoda, Rum denizci askerler tarafından “savaş gemilerinin Girne ve Mağusa limanlarına ulaşması” temennisinin 2026 yılı dilekleri arasına açıkça eklenmesi; Girne ve Mağusa limanlarını hedef alan, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini doğrudan tehdit eden aynı aklın ve aynı yaklaşımın tezahürüdür.
Bu dil; barış dili değildir.
Bu dil; güven artırıcı değildir.
Bu dil; çözüm dili hiç değildir.
Görülmektedir ki Rum yönetimi, her fırsatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Kıbrıs Türk halkını taciz etmeyi bir alışkanlık haline getirmiş; adanın tamamına sahip olma arzusunu ise hala temel hedef olarak muhafaza etmektedir.
Bu zihniyet değişmemiştir. Enosis hayali, aradan geçen on yıllara rağmen Rum tarafının siyasi ve askeri reflekslerini şekillendirmeye devam etmektedir.
Tarihsel gerçekler açıktır. İngilizlerin adadan çekilmesinin ardından yaşanan tüm süreçler, Rum yönetimleri tarafından; adanın eşit ortağı olan Kıbrıs Türk halkı ile adayı ortakça paylaşmak için değil, adayı bir Rum-Yunan adasına dönüştürme ideali doğrultusunda kullanılmıştır.
Bugün gelinen noktada da bu anlayışın terk edilmediği, yayımlanan askeri videolar ve kullanılan dil üzerinden açıkça görülmektedir.
Uluslararası camiaya barış mesajları verenlerin, kendi kamuoylarına yönelik yayımladıkları videolarda savaştan, savaş gemilerinden ve bu gemilerin Girne ile Mağusa limanlarına demirlemesinden söz etmesi; açık bir ikiyüzlülüktür. Bu ikiyüzlü tutumun, uluslararası toplum tarafından hala görülmemesi ise en az bu tehditkar dil kadar adadaki barış ortamına zarar vermektedir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, barışı savunmaktan asla vazgeçmemiştir. Ancak hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, egemenliğinin ve devletinin hedef alınmasına sessiz kalmamızı beklememelidir.
Tehdit diliyle barış olmaz.
Provokasyonla çözüm olmaz.
Rum tarafını; askeri tehditlerden, hayalci emellerden ve geçmişin karanlık ideolojilerinden beslenen söylemlerden derhal vazgeçmeye davet ediyoruz.
Tarih, benzer hayallere kapılanların kendi halklarını ne tür felaketlere sürüklediğinin örnekleriyle doludur. Görünen odur ki Rum yönetimi, yine yeni maceralar peşindedir ve bir kez daha kendi halkını sonu iyi olmayacak maceralara sürükleme eğilimindedir.
Uluslararası camiayı da bu açık tehditleri görmeye, not etmeye ve gerçeklerle yüzleşmeye çağırıyoruz.
Kıbrıs Türk halkı, bu adada eşittir, egemendir ve kendi devletinde güvendedir.
Bu gerçek, ne videolarla değişir ne de tehditlerle ortadan kaldırılabilir.
Hala Girne ve Mağusa hayalleri kuranlara şunu açıkça hatırlatmak isterim:
Boş hayaller kurmaktan vazgeçmedikleri sürece, 50 yılı aşkın süredir yaşadıkları hayal kırıklıklarını bu yıl da, önümüzdeki yıllarda ve hatta yüzyıllar boyunca yaşamaya devam edeceklerdir.
Kimse Kıbrıs Türkü’nün ve Türk milletinin sabrını ve gücünü test etmeye kalkmasın.
Bunu denemeye kalkışanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi, hak ettikleri cevabı ve karşılığı mutlaka göreceklerdir.”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 2026 yılında eğitime toplumun tüm kesimleriyle birlikte sahip çıkılması çağrısında bulunarak, eğitimde atılan her adımın bir milletin kaderini değiştireceğini vurguladı.
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, yeni yıl dolayısıyla mesaj yayımlayarak, “Gelin, 2026 yılında eğitime dört elle sarılalım. Çünkü eğitimde atılan her adım, sadece bir öğrencinin değil, bir milletin kaderini değiştirir.” dedi.
Bir yılı daha geride bırakırken, yeni bir yılın heyecanı ve umutlarının hep birlikte paylaşıldığını belirten Çavuşoğlu, geçmiş yıllarda başlatılan, eğitimde fiziki altyapıyı güçlendiren, teknolojik donanımı artıran ve okul güvenliğini önceleyen önemli yatırımların 2025 yılında da sürdürüldüğünü kaydetti.
Çavuşoğlu, eğitimin, sadece bir Bakanlığın omuzlarına bırakılmayacak kadar hayati, toplumun her bir ferdini doğrudan ilgilendirecek kadar kutsal bir konu olduğunu vurgulayarak, öğrencilere seslendi ve “Sizler bizim en büyük umudumuzsunuz.” dedi.
Çavuşoğlu, “Buradan tüm halkımıza çağrıda bulunuyorum: Gelin, 2026 yılında eğitime dört elle sarılalım. Çünkü eğitimde atılan her adım, sadece bir öğrencinin değil, bir milletin kaderini değiştirir. Aileden sokağa, iş dünyasından sivil topluma kadar her alanda eğitimi merkeze almalı, bu meşaleyi hep birlikte taşımalıyız. Biz eğitime ne kadar sahip çıkarsak, geleceğimiz de o kadar aydınlık olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, öğrencilerin, 2026 yılında da modern, donanımlı ve özgür düşünen bireyler olarak yetişmesi için tüm imkanları seferber etmeye devam edeceklerini belirterek, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Bu duygu ve düşüncelerle; 2026 yılının tüm insanlığa sağlık, huzur ve barış getirmesini diler; fedakar öğretmenlerimizin, sevgili öğrencilerimizin ve tüm halkımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.”