Archives 2022

KÜLTÜR DAİRESİ DÜNYA FOTOĞRAFÇILIK GÜNÜ İÇİN ETKİNLİK DÜZENLİYOR!

Kültür Dairesi Dünya Fotoğrafçılık Günü nedeniyle yarın etkinlik düzenliyor. Atatürk Kültür Merkezi’nin bahçesinde yarın saat 19.00’da başlayacak etkinlikte ülkenin yaşayan en eski stüdyo fotoğrafçısı Mustafa Mehmet Salih Okay’a (Foto Diana’ya) onur ödülü verilecek.

 

 

Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Kültür Dairesi, ilk kez “19 Ağustos Dünya Fotoğrafçılık Günü”nü kutluyor. Atatürk Kültür Merkezi’nin bahçesinde yarın saat 19.00’da başlayacak etkinlikte ülkenin yaşayan en eski stüdyo fotoğrafçısı Mustafa Mehmet Salih Okay’a (Foto Diana’ya) onur ödülü verilecek.

Kültür Dairesi’nden verilen bilgiye göre,  Dünya Fotoğrafçılık Günü kutlama etkinliğinde, Dünya Fotoğrafçılık Günü anısına, Kıbrıs Türk Stüdyo Fotoğrafçıları, Fotoğraf Sanatçıları ve Basın Fotoğrafçıları başlıkları altında, üç farklı kategoride, hizmet ödülü ve teşekkür belgeleri verilecek.

Kültür Dairesi etkinlikte, Gazi Yüksel’in Kıbrıs’ta Fotoğraf ve Fotoğrafçılık 1878-2006 isimli kitabı ve Kadir Kaba’nın Kıbrıs Türk Fotoğrafı’nın Kökeni ile Ceyhan Özyıldız’ın Çağdaş Kıbrıs Türk Fotoğrafı isimli kitaplarını da kütüphanelerinde bulunması amacıyla fotoğrafçılık kuruluş ve derneklerine hediye edecek.

Kültür Dairesi Müdürü Şirin Zaimağaoğlu, etkinlik hakkında yaptığı bilgilendirmede, bu yıl 100. yaşını dolduran, ülkenin yaşayan en eski Stüdyo Fotoğrafçısı Mustafa Mehmet Salih Okay’a onur ödülü vereceklerini ve Okay’ın fotoğraflarından oluşan bir fotoğraf sergisi açacaklarını belirtti.

Zaimağaoğlu etkinlikte, Kültür Dairesi’ne ait ve yakın zamanda açmayı hedefledikleri sanat merkezinde yer alacak fotoğraf müzesine yerleştirilecek olan geçmişte fotoğrafı negatifinden büyüterek karta basmak için kullanılan agrandizörün de sergileneceğini kaydetti.

Zaimağaoğlu, Dünya Fotoğrafçılık Günü’nde, araştırmaları ve kitaplarıyla ülke fotoğrafçılığının kayıt altına alınmasına hizmet etmiş yazarları, ışığı ve anı yakalayarak herkesin anılarına hayat vermiş, ülkenin geçmişini fotoğraflarıyla günümüze taşımış hayattaki tüm fotoğrafçıları Atatürk Kültür Merkezi’nde buluşturmayı amaçladıklarını söyledi.

Zaimağaoğlu, Necla Egemen’in keman dinletisi eşliğinde fotoğrafın konuşulacağı etkinliğe, tüm fotoğraf sanatçılarını, stüdyo fotoğrafçılarını, basın fotoğrafçılarını ve fotoğrafa ilgi duyan herkesi davet etti.

MERKEZ BANKASI FAİZ KARARINI AÇIKLADI

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini sürpriz bir kararla 100 baz puan indirerek yüzde 13’e çekti. Beklenti faizin değişmemesi yönündeydi.

TCMB, geçen yılın son 4 toplantısında faizde toplam 500 baz puan indirime gitmişti. Bu yılın ilk 7 toplantısında faizde bir değişiklik yapmamıştı.

 

Karar metinde ”Son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının
parasal aktarımın etkinliğini azalttığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede kurul, makroihtiyati
politika setini, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarla daha da
güçlendirmeye karar vermiştir.” denildi.

 

Para Politikası Kurulu’nun karar metni şöyle:

”Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde
14’den yüzde 13’e indirilmesine karar vermiştir.

Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak
sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye
devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri
yaygınlaşmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda
başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da
uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir. Yüksek küresel
enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından
izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep
uyumsuzluğu ile işgücü piyasalarındaki katılıklara bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin
beklenenden uzun sürebileceğini vurgulamaktadırlar. Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi
görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde
ayrışma devam etmektedir. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları
tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin
sürdüğü gözlenmektedir.

Yılın başındaki güçlü büyüme dış talebin de olumlu etkisiyle ikinci çeyrekte de sürmüştür.
İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle istihdam
artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla
desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin
payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir.
Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme
olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir
seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kredilerin büyüme hızı ve
erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından
takip edilmektedir. Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının
parasal aktarımın etkinliğini azalttığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede kurul, makroihtiyati
politika setini, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarla daha da
güçlendirmeye karar vermiştir.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının
gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel
enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili
olmaya devam etmektedir. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi
için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis
edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bununla birlikte, üçüncü
çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir.”

 

 

ÜÇ GÜNDE BURNU ÇÜRÜDÜ

Almanya’da yaşayan 40 yaşındaki adam, burnundaki kırmızı bir noktayı göstermek için hastaneye gitti. Maymun çiçeği hastalığına yakalandığını öğrenen adamın burnu üç gün içinde çürüdü.

Almanya’da yaşayan ismi açıklanmayan 40 yaşındaki adam, burnundaki kızarıklığı fark etti ve güneş yanığı olduğunu düşündü. Burnundaki kırmızı nokta geçmeyince hastaneye giden adam, şok geçirdi.

Şimdiye kadar belgelenen maymun çiçeği hastalığında en şok edici vakalardan biri oldu. Hastaneye giden 40 yaşındaki adam maymun çiçeği hastalığına yakalandığını öğrendi. Fakat adamın tek hastalığı bu değildi.

Burnundaki deri ölmeye başladı

DailMail’de yer alan habere göre; 40 yaşındaki adam AIDS’e yol açan HIV virüsüne yakalandığını öğrendi. Hastanın tüm vücudunda, özellikle penisinde ve ağzında beyaz irin dolu noktalar çıktı. Birçok test yapılan hastanın, sifiliz ve HIV taşıdığı ortaya çıktı. Sağlık görevlilerine daha önce cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon (CYBE) için hiç test olmadığını söyleyen adamın dünyası başına yıkıldı.

Maymun çiçeği, HIV, sifiliz hastalığına yakalandığını öğrenen adam burnundaki kırmızı nokta çürüdü. Üç gün içinde burnundaki deri ölmeye ve siyaha dönmeye başladı. Doktorlar, Almanya’da 40 yaşındaki bir maymun çiçeği hastasının burnu teşhis edilmemiş bir HIV enfeksiyonu nedeniyle çürümeye başladığını iddia ediyor.

GAÜ AİLESİNİN ACI GÜNÜ

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) 2020 Aşçılık Mezunlarından Gulshat Achilova (27), geçirdiği ani rahatsızlık sonucu genç yaşında hayatını kaybetti.
Gulshat Achilova’ya Allah’tan Rahmet, Başta acılı ailesi, tüm sevenleri ve GAÜ Ailesine Başsağlığı dileriz.

VAKALARIN ÇOĞU ERKEK

Maymun çiçeği hastalığı dünyada giderek yaygınlaşıyor. Dünya Sağlık Örgütünden maymun çiçeğine yönelik yapılan yeni açıklamada hastalığın 92 ülkede görüldüğü ve dünya genelindeki vaka sayısının 35 bini aştığını belirtildi. 12 kişinin öldüğü hastalıkta vakaların neredeyse tamamının erkek olduğu belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) maymun çiçeğiyle ilgili olarak yaptığı yeni açıklamada hastalığın 92 ülkede görüldüğünü belirtti. 35 bini aşan vakaların neredeyse tamamının erkek olduğu aktarılırken şu ana kadar 12 kişinin hayatını kaybettiğinin altı çizildi

92 ÜLKEDE GÖRÜLDÜ

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), maymun çiçeği virüsü, Covid-19 ve diğer küresel sağlık sorunlarını görüşmek ve kamuoyuna bilgi vermek üzere basın toplantısı düzenledi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus yaptığı açıklamada, maymun çiçeği virüsünün şu ana kadar 92 ülkede görüldüğünü ve dünya genelindeki vaka sayısının 35 bini aştığını belirterek, 12 kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiğini aktardı.

“NEREDEYSE TÜM VAKALAR ERKEK”

Maymun çiçeği virüsü vakalarının neredeyse tamamının erkeklerden oluştuğuna dikkat çeken Ghebreyesus, “Neredeyse tüm vakalar, erkeklerle birlikte olan erkekler arasında bildirilmeye devam ediyor. Sağlığı ve insan haklarını korumak, bu topluluklara özel hizmetler ve bilgiler tasarlamak ve sunmak tüm ülkeler için önemini koruyor. Tüm ülkeler için birincil odak noktası, maymun çiçeği hastalığına hazır olduklarından emin olmak ve risk azaltma önlemleri dahil olmak üzere etkili halk sağlığı araçlarını kullanarak bulaşmayı durdurmak olmalıdır” dedi.

Aşıların salgını kontrol etmede önemli bir rol oynayabileceğini söyleyen Ghebreyesus, “Birçok ülkede aşılara yüksek talep var. Ancak şu aşamada aşıların temini ve bunların etkinliğine ilişkin veriler sınırlıdır” ifadelerini kullandı. Covid-19 salgını sırasında yaşanan ülkeler arasındaki eşitsiz aşı erişimine atıfta bulunan Ghebreyesus, “Covid-19 pandemisi sırasında gördüğümüz aşılara adaletsiz erişimin tekrarlanacağından ve en yoksulların geride kalmaya devam edeceğinden endişe duyuyoruz” ifadelerini kullanarak, maymun çiçeği virüsünü yeniden adlandırmak için çalışmaların yürütüldüğünü de sözlerine ekledi.

“KORONAVİRÜS ÖLÜMLERİ YÜZDE 35 ARTTI”

Covid-19 salgınında dünya genelinde vakaların ve can kayıplarının son haftalarda hızla arttığına dikkat çeken Ghebreyesus, son 4 hafta içinde Covid-19 nedeniyle küresel olarak bildirilen ölümlerin yüzde 35 arttığını açıkladı. Ghebreyesus, “Sadece geçen hafta, dünya çapında 15 bin kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Enfeksiyonları önlemek ve hayat kurtarmak için tüm araçlara sahip olduğumuz için bu kabul edilemez. Hepimiz bu virüsten ve pandemiden bıktık. Ancak virüs bizden bıkmadı. Omicron baskın varyant olmaya devam ediyor ve BA.5 alt varyantı yayılmanın yüzde 90’nından fazlasını temsil ediyor” dedi.

Kuzey yarımkürede daha soğuk havaların yaklaşması ve insanların içeride daha fazla zaman geçireceğine dikkat çeken Ghebreyesus, “Daha yoğun bulaşma ve hastaneye yatış riskleri önümüzdeki aylarda artacaktır. Bu sadece Covid-19 için değil, grip dahil diğer hastalıklar için de geçerlidir. Ancak çaresiz değiliz. Lütfen aşı olmadıysanız aşı ve güçlendirici aşı olun” dedi.

PERŞEMBE VE CUMA GÜNÜNE DİKKAT!

Güneş yüzeyinde meydana gelen bir takım patlamalarla birlikte, kopan bazı parçacıkların Dünya’ya doğru yönelmesiyle bilim insanları uyardı. 19 Ağustos Cuma gününe kadar GPS (konum) sistemlerinde bozulmalar gerçekleşebileceğini kaydeden uzmanlar, bu hafta bazı ABD eyaletlerinde gökyüzünün yeşil ve mavinin karışımına dönebileceğini belirtti.

‘Yamyam’ olarak adlandırılan Güneş patlamalarının Dünya’yı etkilemesi bekleniyor. Koronal kütle atımı (CME) olarak bilinen Güneş’ten gelen parçacıkların fırlaması ile Dünya’da GPS sistemlerinde sorun oluşabileceği aktarıldı. CME’ler, güneşin karışık manyetik alan çizgilerinin bir grubu aniden değiştiğinde veya yeniden hizalandığında, büyük miktarda enerji açığa çıkararak güneşten fırlatılan plazma olarak bilinen yüklü madde bulutlarıdır.

TELEFON, RADYO, UYDU, ELEKTRİK SORUNLARI…

CME’ler her zaman meydana gelir ancak Dünya’ya doğru fırlatılırsa, gezegenimizin manyetik alanıyla etkileşime girebilir ve jeomanyetik fırtına olarak bilinen duruma neden olabilir. Jeomanyetik fırtınalar, radyo navigasyon sorunları, uydularda artan sürüklenme, elektrik şebekesi dalgalanmaları gibi bir dizi sorunu beraberinde getirebilir. Ayrıca kutuplardan uzaktaki bölgelerde bile auroraların (kutup ışıkları) oluşmasına yol açarak, göksel şölen sunabilir.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin (NOAA) Uzay Hava Tahmin Merkezi (SWPC) Güneş fırtınalarını G1’den G5’e kadar sıralar; G5 en güçlü ve en yıkıcı türken, G1 hafif Güneş fırtınalarıdır.

PEŞEMVE CUMA GÜNÜNE DİKKAT

SWPC yaptığı yazılı açıklamada, iki gün boyunca potansiyel jeomanyetik fırtınaların meydana gelebileceğini duyurdu. Özellikle Perşembe günü G2 sınıfı bir fırtına görülmesi bekleniyor ancak daha sonra yapılan açıklamada, G3 seviyesinde olabileceği belirtildi. Ayrıca Cuma günü de dünyanın Güneş fırtınasından etkilenebileceği aktarıldı.

OZANKÖY’DE FESTİVAL HEYECANI

14.Ozanköy Pekmez Festivali 26 Ağustos Cuma günü başlıyor.

Ozanköy’ün turistik tanıtımına katkı yapmak, harnup üretiminin devamını sağlamak ve pekmez tüketimini teşvik etmek amacıyla Girne Belediyesi ile Ozanköy Muhtarlığı’nın düzenlediği festivalle ilgili basın toplantısı düzenlendi.

Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü, Covid-19 nedeniyle 2 yıldır dijital ortamda duzenlenen festivali bu yil fiziki ortamda gerçekleştireceklerini söyledi.

Güngördü, eski adı “Kazafana” olan köyün Osman Türkay nedeniyle “Ozanköy” adını aldığını anımsatarak, festival kapsamında düzenlenecek etkinliklerle Osman Türkay’ın da anılacağını belirtti.

Festival programı hakkında bilgi veren Güngördü, festivalin bölge halkının sosyal yaşamına yeniden renk katacağını vurguladı.

Ozanköy Muhtarı Mustafa Uzun da, 14 yıldır düzenlenen festivalin harnup ve pekmez ürünlerinin üretiminin devamını sağladığını ve bölgenin tanıtımına katkı koyduğunu söyledi.

FECİ KAZADA 1 KİŞİ YARALANDI

Girne-Tatlısu anayolunda meydana gelen trafik kazasında bir kişi yaralandı.

Polis’in açıklaması şöyle:

18.08. 2022 tarihinde saat 09-30 raddelerinde Girne-Tatlısu anayolu 0-1 kilometreleri arasında güney istikametine doğru seyreden Çatalköy’ de sakin Mustafa SIPAHİ (E-28) yönetimindeki HC 065 plakalı Volvo marka birleştirilen araç sürücüsünün dikkatsizliği sonucu sola meyilli viraja girdiği zaman direksiyon hakimiyetini kaybedip gidiş istikametine göre yolun sağından yoldan çıkıp sağ yan kısmi üzerine devrilmiştir. Kaza sonucu hafif yaralanan Mustafa SİPAHİ Gime Dr Akçiçek hastanesi acil servisine kaldırılarak görmüş olduğu ilk yardım tedavisine müteakip müşahade altına alındı. Tahkikat devam etmektedir.

SAĞLIK BAKANI’NDAN ASYA BEBEK AÇIKLAMASI

SMA hastası olan ve tedavisi hala süren Asya Polatlı’nın ailesinin ilaç ve gıdaya erişemediği açıklamasını yalanlayan Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ, “Asya bebek mamasız bırakılmadı” dedi.

Asya bebeğin ihtiyacı olan tıbbi malzeme eksikliğiyle ilgili iddiaları da yanıtlayan Gürçağ, “Dün annesine verildi, devamının da bugün verileceği söylendi, çocuk mağdur edilmedi. Bu feryadı, açıklamayı hayretle izledik, garipsedik” şeklinde konuştu.

Gürçağ, söz konusu açıklamaları, BRT ekranlarında konuk olduğu Manşet + Programında Baykan Gürses Özdağ’a yaptı.

“Açıklamalar ciddi şekilde yanıltıcı”

“Sosyal medyaya yansıyan anne feryadını gözlemledik ama ben olayın doğrusunu paylaşmak istiyorum” diyen Gürçağ, ciddi şekilde yanıltıcı paylaşım olduğunu, Asya bebeğin annesi tarafından yanıltıcı bilgi olduğunu kaydetti.

Gürça, “Asya bebeğin ihtiyaç duyduğu mama aileye eksiksiz şekilde ulaştırılıyor. Dün de hastaneye geldi, bir aylık maması eline teslim edildi, bir ay sonra gelip yine mama kalacağı kendisine söylendi. Bebeğin sütsüz veya mamasız kalması doğru değildir.” dedi.

“Adil dağılım yapmaya çalışıyoruz”

İlaç ve gıda teminlerinde kimi zaman bir aylık değil, 2, 3 aylık temin için ısrar edildiğini kaydeden Gürçağ, dengeli şekilde ilaç ve gıda dağıtımını yapmak zorunda olduklarını anlattı.

Gürçağ, “Bana iki aylık ilaç veya mama ver de sürekli gidip gelmeyelim deniliyor, elimizdeki stoka göre adil şekilde herkese ulaştırma adına bir aylık verebiliyoruz.”

“Önümüzdeki hafta da önemli ölçüde ilaç gelecek”

Bazı ilaç veya gıda eksikliğinin zaman zaman yaşandığını da anımsatan Gürçağ, bunun global bir sorun olduğunu anlattı.

Bazı ilaçların eczanelerde de bulunmadığına değinen Gürçağ, küresel olarak ham madde sıkıntısı yaşanan dönemden geçildiğini ifade etti.

Gürçağ, “Türkiye’de yaptığım ziyaretlerde de ilaç teminiyle ilgili güvence almıştık, Türkiye’de olan ilaçlar peyder pey bize de gelecek. Önümüzdeki hafta da önemli ölçüde ilaç gelecek, yüzde 80 ilaç sıkıntımızı giderdik, büyük bir sorun yok” dedi.

 

ELEKTRİK KESİNTİSİ HANGİ SAATLERDE OLACAK?

Kıb-Tek, Mağusa’da bazı bölgelere yarın elektrik verilemeyeceğini açıkladı. Kıb-Tek’ten yapılan yazılı açıklamada, orta gerilim elektrik şebekesinde yapılacak bakım onarım çalışması nedeniyle yarın 08.00 – 14.00 saatleri arasında Şenal Plastik, Aylar Plastik, Eski Lefkoşa yolu Tuzla girişinden Leventler Sitesine kadar olan bölgeler, Eski Lefkoşa yolunda; Kent Plus Sitesi, Güvercinlik Kavşağı civarındaki konut ve tesisler, Sosyal Konutlar, Kali Land, Yeni Lefkoşa Çemberi Bölgesi, Alasya Vakıf Anaokulu, Eziç, Yaşam Hastanesi, Alasya Park, Kapalı Spor Salonu, Califorian Restoran Arkası, Yeni Şehir Bölgesi’ne elektrik verilemeyeceği belirtildi. Açıklamada, elektrik enerjisinin, çalışmaların seyrine göre belirtilen saatten daha erken veya geç verilebileceğinden, şebekede her an elektrik enerjisi varmış gibi davranılması önemle duyuruldu.

GÜNEY’DE MAYMUN ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ SAPTANDI

Rum Sağlık Bakanlığı, yurtdışı seyahat geçmişi olmayan 46 yaşındaki bir kişide maymun çiççeği virüsü saptandığını açıkladı.

Rum Sağlık Bakanlığı, yurtdışı seyahat geçmişi olmayan 46 yaşındaki bir kişide maymun çiççeği virüsü saptandığını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, hastalık semptomları gösteren erkek hasta Lefkoşa Rum Genel Hastanesi’nde izole ortamda tedavi altında alındı.

Filyasyon ekiplerinin, yeni vakanın yakın yemaslılarını saptamaya çalıştığı bilgisi de verildi.

 

ASYA BEBEĞE TIBBİ MALZEME VERİLDİ

 

 

 

Asya bebeğin tedavisi için gerekli olan ilaçların temini ve tıbbi malzemelerin temini konusunda sorunlar yaşandığına dair gündeme gelen soruları yanıtlayan Sağlık Bakanı Altuğra, “Asya bebeğe mama ve tıbbi malzemesi verildi” ifadelerine yer verdi.

BRT’de yayınlanan ‘Manşet +’ programına konuk olan Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Asya bebeğin tıbbi ve ilaç konusunda sorun yaşandığına dair basına yansıyan konu hakkında açıklamalarda bulundu.

Asya bebeğe acil şifalar dileyen Altuğra, tüm hastalara sağlık katkı koymak için canla başla uğraşıyoruz dedi.

Asya bebeğin, annesinin kişisel sosyal medya hesabında yaptığı açıklamayı hep birlikte takip ettiklerini belirten Altuğra, Asya bebeğe kamuoyu her türlü destekliyor, Asya’ya kapmanyalar ile her türlü sahip çıkıltığını belirtti.

“ASYA BEBEĞİN İLAÇ VE TIBBİ MALZEME SORUNU YAŞADIĞI KONUSUNDA YANILGI VAR”

Asya bebeğin ilaç ve tıbbi malzeme sorunu yaşadığı konusunda yanılgı olduğunu kaydeden Altuğra, Asya bebeğin tedavisi için gerekli olan mama ve tıbbi malzemelerin anneye teslim edildiğini söyledi.

Altuğra, Asya bebeğin ihtiyaç duyduğu mamanın Sağlık Bakanlığı tarafından eksiksiz bir şekilde verildiğini vurguladı. Altuğra, Asya bebeğin annesinin dün Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne gelerek bir aylık mamasının teslim aldığını söyledi. Altuğra, anneye bir sonraki ay için yine mamanın verileceğinin söylendiğini kaydetti.

Asya bebeğin mamasız kalma ihtmalinin olmadığını vurgulayan Altuğra, kurumda bulanan ilaç ve mama stoklarına göre, bir sonraki hastanında düşünüleceği şeklinde ilaçlar adaletli bir şekilde verdildiğinden bahsetti.

Asya bebeğin ailesin 2 aylık mama istediğini belirten Altuğra, anneye 1 aylık mama verildi, ancak bir sonraki ay için yine gelip mama alabileceği bilgisi verildi dedi.

“ELİMİZDEKİ STOĞU ADİL BİR ŞEKİLDE VERİYORUZ”

Altuğra, reçetelerde bazı ilaçların 2 aylık veya 3 aylık olarak verilmesi gerektiği yazıyor ama adaletli bir şekilde ilaçların dağıtımı yapılıyor dedi.

Altuğra, “Develte Hastanesi’ne veya İlaç ve Eczacılık Dairesi’ne gelen vatandaş, 3 aylık ilaç isteyebilir ama elde bulanan stoğa göre ilaç veriliyor. Diğer vatandaşlarımıza da düşünerek, eşit bir şekilde dağıtım yapıyoruz” dedi.

Altuğra, Türkiye Cumhuriyeti’nden tedarik edilen ilaçlar doğrultusunda vatandaşa ilaçlar ulaşıyor, temin edilemeyen ilaçlar devlet ve özellerde bulunamayabiliyor dedi.

“ASYA BEBEĞE TIBBİ MALZEMESİ VERİLDİ”

Sağlık Bakanı Altuğra, Asya bebeğe tbbi malzemenin verildiğini kaydederek, bugün yine tıbbi malzeme desteğinin verileceğini söyledi.

YÖRÜK-1 KUYUSUNDA SONDAJ BAŞLADI

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye’nin 4’üncü sondaj gemisi Abdülhamid Han’ın Yörükler-1 kuyusunda sondaja başladığını bildirdi.

Bakan Dönmez, sosyal medya hesabından, Abdülhamid Han sondaj gemisiyle ilgili paylaşımda bulundu.

Geminin son durumuna ilişkin bilgi veren Dönmez, paylaşımında “Abdülhamid Han sondaj gemimiz Yörükler-1 kuyusunda bugün ilk sondajına başladı. Karadeniz’in sevincini bu kez Akdeniz’deki yeni müjdelerle yaşatmaya kararlıyız. Mühendislerimizin alın teri ve milletimizin duasıyla gemimizin bahtı açık, sondajı bereketli olsun.” ifadelerini kullandı.

Abdülhamid Han sondaj gemisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle, 9 Ağustos’ta ilk görev yeri olan Gazipaşa’nın 55 km açığındaki Yörükler-1 kuyusu uğurlanmıştı.

Bakan Dönmez, geminin 10 Ağustos’ta görev yerine ulaştığını bildirmişti.

”GOL ATAN CEPHEYE” BELGESELİNİN GALASI YAPILDI

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Meclis Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel ve Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra çok sayıda konuğun katıldığı gösterim YDÜ Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde yer aldı. Galada ilk konuşmayı yönetmen Erdal Hoş yaptı. Hoş, “belgesel fikri ilk bana getirildiğinde Kıbrıs’ta futbol ile ilgili bu kadar büyük ne hikaye olabilir ki diye düşünmüştüm. Buraya geldiğimde çok mahcup oldum. Dünyanın birçok yerinde futbol hikayelerini araştıran biri olarak yanı başımızda kendi hikayemizi bilmiyor olmaktan utanç duyduk ve bütün kahramanlardan özür diliyorum” dedi. Belgeseli kurgularken Türkiye’de Kıbrıs meselesinin bilinmediğini fark ettiğini kaydeden Hoş, yeni neslin neler yaşandığını bilmesi adına bu tür çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“Gol Atan Cepheye” adlı belgeselin galası gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın katkıları ile çekilen belgesel, 1955-1974 yılları arasında Kıbrıslı Türkler’in futbol kulüpleri aracılığı ile direniş ve mücadele öykülerini anlatıyor.

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ise, belgeselin Kıbrıs davasının yeni kuşaklara anlatılması açısından önemine işaret etti, belgesele katkı koyan herkesi kutladı.

“Önemli olanın Türkiye’nin de desteği ile üzerimizdeki haksız ambargoların nasıl kalkacağı noktasında mücadelemizi devam ettirebilmektir. Bu kolay değildir” Kıbrıslı Türk gençlerin dünya gençleri ile buluşturabilmek için arayışların devam ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, “yılmadık, yılmayacağız, çalışacağız. Ama bunu yaparken birlik ve beraberliğimizi koruyacağız, biri birimizi suçlamakla hiçbir yere varamayız” dedi.

“Bugün Kıbrıs Türkü’nün yanında olmak aynı zamanda dünü doğru bilmeyi gerektirir” diyen Ersoy, Kıbrıs Türünün geçmişte çok büyük zorluklar yaşadığını ama özgürlüğünden ve bağımsız duruşundan asla taviz vermediğini söyledi. Kıbrıs’taki adalet mücadelesinin kahramanlarını hiçbir zaman unutmayacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, “bizler bu isimlerin yaşatılmasına katkı sağlamak, Kıbrıs davasının eksiksiz ve doğru bir şekilde dünya kamuoyuna anlatılması için farklı alanlarda çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. 1950’lerde Kıbrıs Türklerine yönelik saldırılara karşı futbolun hem bir motivasyon hem de bir örgütlenme aracı olarak görüldüğünü anlatan Ersoy, belgeselde dönemin efsane olmuş birçok futbolcusu ile görüşüldüğünü söyledi. Bakan Ersoy, “Gol Atan Cepheye” belgeselinin uluslararası alanda gösterilmesinin hedeflendiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da konuşmasında bu tür filmlerin önemine vurgu yaptı. Kıbrıs Türk halkı arasından çok önemli futbolcuların yetiştiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “İsmi Türk olduğu için Çetinkaya Türk Spor Kulübü, Lefke Türk Spor Kulübü, Mağusa Türk Gücü, Türk Ocağı, ismi Türk olduğu için Rumlarla birlikte yaşadığımız o günlerde Türk kelimesinin silinmesi amacıyla bizim kulüplerimiz ligden dışlanmış, Kıbrıs Türk futbol Federasyonunun kurarak mücadelemize devam etmiştik” dedi. “Futbol aynı zamanda Rum’un siyasetinin yansımalarıydı. Kıbrıs Türk halkı olarak kendi varlığımızın sürdürme adına yaptığımız mücadelede futbolun ayrı bir yeri var” diyen Cumhurbaşkanı, sözlerine şöyle devam etti;

BU MECLİS DEVRİM BARÇIN’IN SÖYLEMLERİ İLE DEVRİLMEZ

 

 

 

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Meclis Başkanı Zorlu Töre ile CTP’li vekiller arasında ‘madalya’ atışması devam ediyor.

Gündem Kıbrıs’a konuşan Meclis Başkanı Zorlu Töre, konuyu tüm şeffaflığı ile anlattı.
Töre, yetenekli gençlere Meclis madalyası verilmesi yönünde konuşmalar yapıldığını ve bunların şifai konuşmalar olduğunu belirterek, konuşmalar esnasında bu konuda hiçbir itiraz yapılmadığını belirtti.
CTP’li vekil Şifa Çolakoğlu’nun da bu fikre yoğun destek verdiğini anlatan Töre, fikri genişleten kişinin de Çolakoğlu olduğunu aktardı.   Töre, bu konuşmaların yapıldığı esnada bir diğer CTP’li vekil Devrim Barçın’ın mazaret izni olduğundan o gün Meclis Genel Kurulu’nda bulunmadığının altını çizdi.
Barçın, hiç beklemediğimiz bir anda saldırdı!
“Hiç beklemediğimiz bir anda Cumhuriyet Meclisi’ne saldırı yapıldı” diyen Töre, “sanki oldu bitti yarattık ve madalya dağıtıyoruz, sanki bunun için kuyumculara gitmişiz gibi. Halbuki bizim Tebereüken Uluçay ve Önder Sennaroğlu zamanından basılmış madalyalarımız vardı ve bunlar depoda bekliyordu. Bunların değerlendirilmesi ve insanlarımızın onore edilmesi için bu yola çıktık. Biz bütçeyi madalyalar için kullanmadık. Böyle bir şey olmadı.” diye konuştu.
“Bu Meclis Devrim Barçın’ın söylemleri ile devrilmez”
“Bu Meclis CTP’li Barçın’ın söylemleri ile devrilmez” diyen Töre, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu Meclis onun ağzından çıktığı gibi cüce değil, yüce meclistir. Yüce meclisi bu şekilde itibarsızlaştırmaya çalışmak kabul edilemez. Abuk sabuk açıklamalarla bu Meclis değerini yitirmez.  Bizim devletimiz de Meclisimiz de yücedir. Kendisi istediği kadar cüce diyebilir.”

KAYNAK: GÜNDEM KIBRIS ÖZEL HABER

HATİCE DARÇI HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU

 

 

Kuzey Mesarya bölgesinin büyük yerleşim yerlerinden Geçitkale sevilen bir simasını daha kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. Geçitkale köyünde yardımseverliğiyle bilinen ‘Hatik’ abla olarak bilinen Hatice Darçı hayata gözlerini yumdu. Darçı yarın öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazı sonrasında Geçitkale Kabristanlığı’na defnedilecek.

KAMU-İŞ TALEBİNİ YENİLEDİ!

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş), taşeron işçilerin ‘Toplu İş Sözleşmesi’ talebini yineleyerek, konuyu yargıya taşıyacaklarını açıkladı.

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş), taşeron işçilerin ‘Toplu İş Sözleşmesi’ talebini yineleyerek, konuyu yargıya taşıyacaklarını açıkladı.

Kamu-İş’ten yapılan yazılı açıklamada, taşeron işçi konusuyla ilgili yapmış oldukları tüm girişimlere rağmen hükümetin temizlik ihalesine çıktığına işaret edilerek, örgütsüz çalıştırılan insanları açlığa mahkum etmek ve işçinin sömürülmesi için yanlış adım atılmaya devam edildiğini savundu.

Taşeronlaşmaya karşı sokaklarda olmalarına rağmen hükümetin yasal olmayan adımlar attığı iddia edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Biz bu sistemsizliğe, düzene sessiz ve duyarsız kalacak değiliz. İşten durdurulan ve hademe hizmetleri gören üyelerimiz dururken ve içinde bulundukları durum göz ardı edilirken ihale yolu ile istihdam yapılması çalışma yasalarıyla bağdaşmamaktadır. Yeni işçi istihdam edemeyeceklerini bilmeleri gerekmektedir. Bu sebeple Taşeron İşçilerin Toplu İş Sözleşmesi talebimizi yargıya taşıyoruz. Yasal olan eylem hakkımızı da sonuna kadar kullanacağız.”

HASİPOĞLU: 18 BELEDİYENİN DE YÖNETİMİNE TALİBİZ

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, UBP toplantısı sonrası GIYNIK’a özel açıklamalarda bulundu.

Toplantının Yerel Seçimler başlığı altında gerçekleştirildiğini söyleyen Hasipoğlu, adayların belirlenmesi ve açıklanması konusuna da istişareler devam ettiğini belirtti.

Her bölgenin kendi içerisinde bir kurul oluşturduğunu ve bu kurullarda isimler konusunda fikir teatisinde bulunulduğunu anlatan Hasipoğlu; “Sonuçta biz Merkez olarak ilçelerden bilgi almadan sağlıklı karar veremezdik” diye konuştu.

Adaylar konusundaki nihai kararın UBP PM ve MYK tarafından alınacağının da altını çizen Hasipoğlu, gelecek hafta sonucun belli olacağını aktardı.

Çoğu bölgede isimler netleştiğini ve gelecek hafta basınla da bu isimlerin paylaşılacağını söyleyen Genel Sekreter, birden fazla aday aday olan bölgeler için gerekirse sandık dahi kurulabileceğini dile getirdi

Belediye Başkan adayları isimleri arasından sürprizlerin de olduğunu söyleyen Hasipoğlu; 18 belediyenin de yönetimine talibiz diye ekledi.

T.C. TURİZM BAKANI ATAOĞLU’NU ZİYARET ETTİ

 

 

 

KKTC’de bulunan Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Başbakan Yardımcısı Turizm Çevre ve Kültür Bakanı Fikri Ataoğlu’nu ziyaret etti.

Ataoğlu kabulde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin KKTC turizmine katkısının yadsınamaz olduğunu belirtti ve “Sizi kendi evinizde ağırlamak bizim için ayrı bir önem arz ediyor” dedi.

Ataoğlu, Barbarlık Müzesi’nin yeniden açılması yönünde katkı koyan herkese de teşekkür etti.

-Ersoy: “2023’te Türkiye üzerinden KKTC’ye yoğun bir yabancı turist akışı sağlayacağız”

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise sıcak karşılamadan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Ersoy, geçmişte yaşananların tekerrür etmemesi ve hatırlanması için Barbarlık Müzesi’nin çok önemli olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk varlığının ve kültürünün Türkiye dışında da bilinmesini sağlamanın öncelikli hedeflerinin başında geldiğini ifade eden Ersoy, bu bağlamda iş birliklerini ihtiyaçlar doğrultusunda artırarak devam ettireceklerini de kaydetti..

Pandemi sırasında tüm dünyada turizm sektöründe küçülme yaşanırken Türkiye’de bunun daha az hissedildiğini belirten Bakan Ersoy, “Geçen sene yaptığımız çalışmalarla KKTC’nin yurtdışındaki turizm potansiyelinin tanıtımı açısından iki grubun entegrasyonunu sağlamıştık. İlk çalışmalar İngiltere’de başarı ile gerçekleştirdik. Yeni havalimanının da yakın bir gelecekte devreye girecek olmasıyla hem uluslararası hava köprüsünün tekrar oluşturulması hem de yabancı turist akışının sağlanması için Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı olarak hazırlıklarımızı yapıyoruz. 2023 itibarı ile çok yoğun bir yabancı turist akışını Türkiye üzerinden KKTC’ye sağlayacağız” diye konuştu.

KIBRIS TÜRK HALKI YAŞANAN ZULMÜ UNUTMADI!

 

 

 

 

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, 59 yıl önce gerçekleşen Rum saldırılarında kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan silahsız insanların katledilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkının, yaşanan zulmü unutmadığını vurguladı.

Barbarlık Müzesi Restorasyonu, Çevre Düzenlemesi ve Teşhir Tanzim Projesi”nin açılışı bugün törenle yapıldı.

-Ataoğlu: “59 yılda zulmü unutmadık”

Başbakan Yardımcısı Ataoğlu törende yaptığı konuşmada, “Bugün hayatını Kıbrıs davasına adamış İlhan ailesinin hiç hak etmedikleri bir şekilde şehit düşürülmelerinin 59’uncu yılı” diyerek, Kıbrıs Türk halkının, geride kalan 59 yıl boyunca, yaşanan zulmü unutmadığını vurguladı.

Ataoğlu, 1963-1974 yılları arasında 11 yıl boyunca Rum ve Yunan zulmünün acı gerçeklerinden biri olan Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve 3 masum çocuğunun şehit edilmesinin, Kıbrıs Türk halkının haklı davasının bir örneği olduğunu kaydetti.

-“Tarihe soykırım belgesi olarak geçen Akritas Planı’nın bir parçası”

59 yıl önce 24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan gece gerçekleşen Rum saldırılarında kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan silahsız insanların katledilmesinin kabul edilemez olduğunun altını çizen Fikri Ataoğlu, bu saldırının, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak amacıyla hazırlanan ve tarihe bir soykırım belgesi olarak geçen Akritas Planı’nın bir parçası olduğunu ifade etti.

Ataoğlu, 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarıyla bir ortaklık devleti olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından çok kısa bir süre sonra Rum – Yunan saldırılarının baş gösterdiğini ve 21 Aralık 1963’te saldırıların başladığını anlattı.

Türk Alayı’nda görev yapan Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın yaptığı bir konuşmaya işaret eden Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, İlhan’ın, “Biz aile olarak 4 şehit verdik, ama Kıbrıs Türk halkı yüzlerce şehit verdi. Vatan sağ olsun” dediğini ve bir kez daha vatanseverliğini ortaya koyan bir duruş sergilediğini vurguladı. Nihat İlhan’ın mekânının cennet olmasını dileyen Ataoğlu, bugün onun adına oğlu Profesör Dr. Mustafa Necmi İlhan’ın aralarında olduğunu belirtti.

Ataoğlu, o günlerin bir daha yaşanmaması, geçmişin unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması için bugün Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı TİKA’nın restorasyonunu tamamladığı Barbarlık Müzesi’nin açılışını geçekleştirdiklerini ifade etti.

-“Müze son teknoloji altyapıyla donatıldı”

Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, Barbarlık Müzesi’nin çağa uygun son teknoloji alt yapısıyla donatıldığını, yapılan teknik donanımla o günlerde yaşanan olayların bire bir anlatıldığını kaydetti.

Ülkede bulunan değerlere kendileriyle birlikte sahip çıkan TC Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’a ve Kıbrıs Türk halkının her zaman yanında olan TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şükranlarını sunan Ataoğlu, Kıbrıs Türk halkı için canını feda eden şehitleri saygıyla anarak, gazilere sağlık diledi.

-Ersoy: “İnsanlık tarihinin en acımasız katliamlarından biri… 59 yıl geçmiş olmasına rağmen acısını hissediyoruz”

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da, insanlık tarihinin en acımasız katliamlarından biri olan “Kanlı Noel Katliamı” şehitlerini ve tüm şehitleri anarak, konuşmasına başladı.

Bu olay üzerine konuşmanın hiç kolay olmadığını ifade eden Ersoy, “Üzerinden 59 yıl geçmiş olmasına rağmen bu katliamın acısını yüreğimizde hissediyoruz. Ve bu öyle büyük bir acı ki yaşamımız boyunca bir an dahi unutabileceğimize ihtimal vermiyorum” diye konuştu.

Ersoy, Rum çetelerin, bir sağlık görevlisi olarak tek derdi insanları yaşatmak olan Kıbrıs’taki Türk Alayı’nda görev yapan doktor Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğunu gözlerini kırpmadan, vahşice katletmelerini unutmayacaklarını kaydetti.

1963 yılında gerçekleşen bu acımasız olayı her zaman, her şartta ve her platformda tüm dünyaya anlatmaya devam edeceklerini belirten Ersoy, “Kadınların, çocukların, yaşlıların, Rum terör örgütleri tarafından nasıl elleri bağlanarak, katledilip, toplu mezarlara gömüldüğünü, çocukların vurulduğunu, en barbar saldırılara maruz kaldığını herkese anlatacağız” dedi.

-“Kıbrıs davası milli bir davadır”

Bunun şehitlere, tarihe karşı en büyük sorumluluklardan biri olduğunu dile getiren Mehmet Nuri Ersoy, şöyle devam etti:

“Kıbrıs davası bizim kalbimizde, vicdanımızda, tarihimizde çok büyük bir yeri olan milli bir davadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, bu dava; tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, mücadelesiyle büyük, 1974’te yazdığı kahramanlık destanıyla büyük bir milletin davasıdır.”

Kıbrıs Türkü’nün huzuru, güvenliği ve dünyadaki konumu için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Ersoy, şunları kaydetti:

“Rumlar, büyük bir hukuksuzluğa imza atarak evlatlarımızı hedef aldılar. Ancak devletimizin çok büyük olduğunu ve bu yaşananları hem unutmayıp hem de unutturmayacağını düşünemediler. Şükürler olsun ki, milletimiz öyle bir millettir ki ne tek bir şehidini unutur ne de tek bir karış toprağına göz diktirir.”

“Bu millet ne Fatih’i unutur, ne Mustafa Kemal’i unutur ne de Murat İlhan, Kutsi İlhan, Hakan İlhan’ı unutur” diyen TC Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, bu isimlerin unutulmadığını, tüm dünyanın gördüğünü ve herkesin bu isimleri öğrendiğini belirtti.

Ersoy, Abdülhamid Han sondaj gemisine eşlik eden üç gemiye “Murat, Kutsi ve Hakan” adlarının verilmesine atıfta bulunarak Murat İlhan, Kutsi İlhan ve Hakan İlhan’ın adlarının sadece Kıbrıs’ta değil, Türk milletinin yüreğinde, Doğu Akdeniz’de, Mavi Vatan sınırlarında dolaştığını ifade etti.

90’lı yıllarda Saraybosna’da on binlerce Boşnak’ın soykırıma uğradığına değinen Ersoy, yaşananların ardından Aliya İzzetbegoviç’in, “Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” şeklindeki uyarısına dikkat çekti.

Mehmet Nuri Ersoy, bu açıdan Barbarlık Müzesi’nin kurulmasının, yaşananların unutulmaması ve dünya kamuoyuna anlatılması açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

-“Modern ve geleneksel müzecilik birleştirildi”

TİKA aracılığıyla geçen yıl başlatılan müzenin restorasyonunun, elektrik, mekanik, teşhir tanzim ve çevre düzenlemesi işleri yapılarak, modern ve geleneksel müzecilik birleştirilerek, aslına uygun bir şekilde tamamlandığını belirten Ersoy, çağdaş müzecilik anlayışı çerçevesinde, yaşananların eksiksiz bir şekilde anlaşılması adına dijital imkanların geliştirildiğini ifade etti.

Ersoy, hafıza havuzunda, arşivlerden Kıbrıs’ta şehit olan ve kayıp listesinde bulunan vatandaşlara ilişkin bilgi ve görsel dokümanların temin edildiğini, yaşam öyküleri, fotoğraf ya da resmi belgeler, nerede şehit edildikleri ve tarihi gibi bilgilerin sağlandığını ve işlendiğini anlattı.

-“Türk tarihi aynı zamanda bir bağımsızlık tarihidir”

“Türk tarihi aynı zamanda bir bağımsızlık tarihidir” vurgusu yapan TC Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Anadolu topraklarında büyük bedeller ödediklerini, çok zor bir dönemde yeni bir cumhuriyet inşa ettiklerini ifade ederek, “Bağımsızlığı karakterimiz bildik” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün yanında olarak, KKTC ile olan dayanışmayı en üst seviyede sürdüreceklerini vurgulayan Mehmet Nuri Ersoy, “Bu konudaki azmimizi bir an olsun kaybetmeden devam ettirmek milletçe boynumuzun borcudur” diye konuştu.

TİKA Lefkoşa Program Koordinasyon Ofisi’nin açılmasının çalışmalarına büyük katkı sağladığını kaydeden Ersoy, turizmin geliştirilmesi, istihdamın arttırılması, ekonominin güçlendirilmesi ile kültürel ve sanatsal iş birliğine dönük birçok çalışmayı da birlikte hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi.

-Kayalar: “Bu katliam hiçbir ideojiyle, inançla, akılla açıklanamaz”

TİKA Başkanı Serkan Kayalar da konuşmasında, yakın tarihin en acı hadiselerinden olan Kanlı Noel Katliamında ve Kıbrıs Türk halkının haklı davasında yaşamını yitiren şehitleri andı.

Hiçbir ideojiyle, inançla, akılla açıklanamayacak bu katliamı yapanların insanlık vicdanında mahkum olduğunu vurgulayan Kayalar, İlhan ailesinin yaşadığı evin Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesinde sembol haline geldiğini söyledi. Kayalar, dinmeyen acının hafızalarda ve gönüllerde hala diri tutulduğunu ifade etti.

TİKA olarak 62’nci Program Koordinasyon Ofisi’ni 2019 yılında Lefkoşa’da açtıklarını hatırlatan Serkan Kayalar, o günden bugüne birçok alanda 100’e yakın proje gerçekleştirdiklerini belirtti.

Sürdürebilir kalkınma projelerinin yanı sıra kültürel projelere de ağırlık verdiklerini dile getiren Kayalar, ilk olarak TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayelerinde merhum Alparslan Türkeş’in doğduğu evin restorasyonunu tamamladıklarını ve müze haline getirdiklerini kaydetti.

Barbarlık Müzesi’nin KKTC’deki ikinci müze projeleri olduğunu dile getiren Kayalar, müzenin restorasyonunu TC Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un talimatlarıyla hızlıca hayata geçirdiklerini belirtti.

Çağdaş ve dijital müzecilik anlayışıyla binanın geçmişine ait tüm izleri koruma altına aldıklarını ifade eden TİKA Başkanı Kayalar, onur duydukları projenin hayata geçirilmesinde katkı koyanlara teşekkür etti.

Kayalar son olarak, tarihi acıya tanıklık eden Barbarlık Müzesi’nin hayırlı olmasını ve Kıbrıs Türklerinin haklı davasını gelecek nesillere ve tüm insanlığa aktarmasını temenni etti.

-İlhan: “Bütün acılara rağmen ‘vatan sağ olsun’ diyen bir babanın evlatları olmak ise bizler için en büyük şereftir”

Nihat İlhan’ın oğlu Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ise “Bugün Kıbrıs Türklerinin varlık mücadelesinde sembol olmuş bir ailenin evindeyiz. 24 Aralık 1963 gecesinde Kanlı Noel’de sadece Türk oldukları için alçakça şehit edilen üç küçük evlat Murat, Kutsi, Hakan ve anneleri Mürüvvet Hanım’ın evindeyiz” diyerek, konuşmasına başladı.

59 yıl önce Kıbrıs’ta Türk varlığını yok etmek için EOKA’cı katiller tarafından yapılan saldırılarda 360’tan fazla Türk’ün şehit olduğunu, on binlerce Türk’ün yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldığını anlatan İlhan, şöyle devam etti:

“Bir asker, bir hekim, her şeyden öte bir insan olan babam Nihat İlhan’ın tüm ailesi, yaşama sevinci yok edilmiştir. Bütün acılara rağmen ‘vatan sağ olsun’ diyen bir babanın evlatları olmak ise bizler için en büyük şereftir.”

“Devletimizin büyüktür hem de çok büyük” vurgusu yapan Mustafa Necmi İlhan, geçen hafta TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından göreve uğurlanan Abdülhamid Han sondaj gemisine eşlik eden üç gemiye Murat, Kutsi ve Hakan İlhan’ın isimlerinin verildiğine dikkat çekti. İlhan, “Üç küçük şehidin Mavi Vatan’da bugün görevde olması çok anlamlıdır” dedi.

Özellikle genç nesillerin Barbarlık Müzesi’ni ziyaret etmesi temennisini dile getiren İlhan, böylelikle tarihin hatırlanacağını ve Kıbrıs Türkü’nün kahraman mücadelesine tanık olunacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın geçen sene Elazığ’a giderek, kendilerini ziyaret ettiğini dile getiren Mustafa Necmi İlhan, Tatar’ın, şehitler ve babasının kabirlerine Kıbrıs toprağı getirdiğini belirterek, minnettar olduğunu ifade etti.

Şehitleri rahmetle anan, gazilere uzun ömürler dileyen Mustafa Necmi İlhan, bir daha bu acıların yaşanmaması için TC ile KKTC’nin mücadelesinin başarılı olacağına inanç belirtti.

TOPLUM SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLEYEN HER KONUDA GEREKLİ ÇALIŞMA YAPILACAK

 

 

 

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, Kıbrıs Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği, Kıbrıs Türk Dermatoveneroloji ve Kozmetoloji Derneği başkan ve üyelerinden oluşan heyeti kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, görüşmede, ülkede yapılan her türlü tıbbi uygulamanın yasalara göre Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’ne üye hekimler tarafından yapılması gerektiği, ayrıca bu uygulamaların sağlık merkezi çatısı altında hekim gözetiminde olması gerektiği vurgulandı.

Tabipler Birliği’ne üye olmayan ve KKTC’ye kısa süreliğine gelerek, özellikle estetik ve kozmetik uygulamalar yapan kişilerin de konu olduğu görüşmede, tüm bu yanlış uygulamaların hasta güvenliği ve sağlığı açısından risk teşkil ettiği belirtildi.

Görüşmede, güzellik salonlarında da herkesin uzmanlık alanı çerçevesinde işlem yapması gerektiği vurgulanarak, bu salonların denetlenmesine de imkan tanıyacak gerekli yasal düzenlemeye ilişkin Sağlık Bakanlığı, Tabipler Birliği ve Plastik Cerrahi Derneği ortak çalışmasıyla hazırlanan yasa tasarısının bir an önce yasallaşması talep edildi.

Sağlık Bakanı İzlem Altuğra, uzman olmayan kişilerin yaptığı uygulamaların sağlık açısından risk taşıdığını, bu anlamda gerekli yasaların uygulanması ve hayata geçmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.

Toplum sağlığını olumsuz etkileyen her konuda gerekli çalışmanın yapılacağını vurgulayan Altuğra, güzellik salonlarını denetleyen yasa tasarısı konusunda da adım atılacağını kaydetti.

ŞAN: TOPLU TAŞIMA,MOTOSİKLET VE BİSİKLET KULLANIMI YENİDEN CANLANMALI

Şan, İbrahim Önderoğlu başkanlığında Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu heyetini kabul etti.

Maliye Bakanı Alişan Şan, ülkede toplu taşımanın, motosiklet ve bisiklet türlerinin geliştirilmesi, yaygın bir biçimde kullanılması ve bu yönde bir kültürün yeniden canlanması gerektiğini söyledi.

Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Şan, İbrahim Önderoğlu başkanlığında Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu heyetini kabul etti.

Şan, kent içi ulaşımda trafik sıkışıklığına bağlı olarak ortaya çıkan zaman kaybı, beden sağlığı, yakıt tüketimine bağlı çevre kirliliği ve gürültü kirliliği sorunlarının asgariye indirilmesi için ülkede toplu taşımanın, motosiklet ve bisiklet türlerinin geliştirilmesi, yaygın bir biçimde kullanılması ve bu yönde bir kültürün yeniden canlanması gerektiğini belirtti.

-Önderoğlu

Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu Başkanı İbrahim Önderoğlu da kurum hakkında Bakan Şan’a bilgi vererek, sektörün talep ve beklentilerini aktardı.

Ada ülkesi olan KKTC’de motosiklet kullanımının artırılmasının önemine dikkat çeken Önderoğlu, motosiklet kullanımının yaygınlaşmasının yakıt ve zaman tasarrufu, düşük hava kirliliği, park ve trafik sorununu minimuma indireceğini ve insan sağlığı ve bütçesine de katkı sağlayacağını söyledi.

ÇAVUŞOĞLU: TEL AVİV’E BÜYÜKELÇİ ATAMA KARARI ALDIK

Türkiye ve İsrail karşılıklı olarak büyükelçi atama kararı aldı.

Türkiye ve İsrail karşılıklı olarak büyükelçi atama kararı aldı.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsrail ile Türkiye arasında büyükelçi atama kararı alındığını duyurdu.

İsrail Başbakanlığı Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Türkiye ile ilişkilerin yeniden başlaması, bölgesel istikrar için önemli bir değer ve İsrail vatandaşları için çok önemli bir ekonomik haber. İsrail’in dünyadaki konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz. Başbakan Yair Lapid ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmenin ardından, İsrail ve Türkiye tam diplomatik ilişkileri yeniden kurdu. ” dedi.

ST. HİLARİON KALESİ’NDE YANAN BÖLÜMLERİN RESTORASYONU İÇİN İHALEYE ÇIKILDI

St. Hilarion Kalesi’nde yanan bölümlerin restorasyonu için ihaleye çıkıldı

 

 

Kıbrıs’ın en önemli tarihi ve turistik kalelerinden biri olan St. Hilarion Kalesi’nde 3 Mart 2021’de çıkan yangında hasar gören bölümlerin restorasyonu için ihaleye çıkıldı.

Merkezi İhale Komiyonu’nun yayımladığı ihale ilanına göre, I., II. ve III. sınıf yapı karnesi almış müteahhitlerin katılabileceği ihaleye son teklif verme tarihi 14 Eylül Çarşamba saat 10.00.

İhale için ayrılmış toplam tahmini değerin KDV hariç 1 milyon 954 bin 847,14 TL olduğu ihale için bilgi ve şartnameler, Gelir ve Vergi Dairesi veznesine yatırılacak 1950 TL+KDV karşılığı makbuz karşılığı Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürlüğü’nden 2 Eylül saat 14.00’e kadar temin edilebilecek.

-St Hilarion Kalesi

Girne ilçesi sınırlarında Beşparmak dağlarında yer alan tarihi St. Hilarion Kalesi’nde geçen yıl 3 Mart’ta yıldırım düşmesi sonucu çıkan yangında, kalenin orta kısmında bulunan ve kafeterya olarak kullanılan bölüm büyük hasar görmüştü.

Beşparmak dağlarının kuzey eteklerinde inşa edilmiş bir yapı olan St. Hilarion Kalesi 700 metre yükseklikte yer alıyor. 480 basamakla tırmanılan kaleden Girne’ye kuşbakışı bakılabiliyor.

Kantara ve Bufavento Kaleleri gibi St. Hilarion Kalesi de adayı Arap akınlarına karşı korumak amacıyla inşa edilen kalenin inşa tarihi konusunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte kalenin adına ilk kez 1191’in kayıtlarında rastlanıyor.

Üç ayrı bölümden oluşan St. Hilarion Kalesi’nin en alt bölümde yer alan ana girişi koruyan savunma yeri Bizanslılar tarafından 11.Yüzyılda güçlendirildi. Aşağı bölüm atlar ve askerler için kullanılmaktaydı. Orta bölümde, kralın sarayı, mutfak ve kilise yer alıyor. Bu bölümde bir de su deposu bulunur. Yukarı Kalenin girişinde bir Lüzinyan Kapısı vardır. İki zirvenin ortasında ise bir avlu bulunuyor. Soylular doğu bölümünde ikamet ederler, mutfak ve diğer gündelik odalar ise batı bölümünde yer alırdı. Kraliyet konutunun ikinci katında bulunan Kraliçe Penceresi’nden (gotik tarzda oyulmuş bir pencere) çevrenin panoramasın doyumsuzdur. En üstteki bölümde ise Prens John kulesi yer alıyor.

Kale, 1995’te çıkan büyük Beşparmak Dağları yangınında da zarar görmüştü..

HAYVAN ÜRETİCİLERİNE ÖNEMLİ DUYURU

 

 

 

Genel Tarım sigortası Fonu hayvan üreticileri için önemli bir duyuruda bulundu.

Yapılan duyuru şu şekilde:

 

Hayvancılık Zorunlu Sigorta Tüzüğü gereğince Mayıs ve Haziran aylarına ait Brucella hastalığından dolayı meydana gelen zarar tazminat bordroları hazırlanmıştır.

Brucella hastalığı zararı olan 18 üreticiye 14 adet Büyük Baş ve 353 adet Küçük Baş için 409,000.00-TL.

Ayrıca; Yıldırım çarpmasından dolayı 1 üreticiye 12 adet Küçük Baş hayvan için 10,620.- TL. tazminat ödenmiştir.

Banka hesap numarası veren üreticilerin tazminatları hesaplarına yatırmış olup hesap numarası vermeyen üreticilerin ise tazminat çeklerini kimlik kartlarını ibraz etmeleri koşulu ile Genel Tarım Sigortası Fonu’ ndan alabileceklerdir.

TEMMUZ AYINDA OTELLERİN DOLULUK ORANI %60’I AŞTI

Turistik konaklama tesislerinin Temmuz ayındaki doluluk oranı %62.3 düzeyinde açıklandı. Ayrıca, Ocak-Temmuz döneminde konaklama sayısı 508 bini, geceleme sayısı 1,8 milyonu aştı.

Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Turizm Planlama, İstatistik ve Araştırma Dairesi’nin verilerine göre otellerin 7 aylık doluluk oranı ortalaması ise %36.8 seviyesine çıktı. Temmuz 2022 sonunda turistik konaklama tesislerinin ortalama doluluk oranının, geçen yıla kıyasla %133 oranında arttığı saptandı.

Resmi veriler, turistik konaklama tesislerinin doluluk oranının Ocak ayında %17,5, Şubat’ta %15.5, Mart’ta %30.9, Nisan’da %30.4, Mayıs’ta %49.1, Haziran’da ise %50.1 düzeyinde gerçekleştiğini gösteriyor.

2019’UN HALA ÇOK UZAĞINDA

Turizm verilerine de yansıyan artışa rağmen, Ocak-Temmuz 2022 döneminin ortalama doluluk oranı, Covid-19 salgını öncesi yılları yakalayamadı. Ancak, aradaki farkın biraz olsun azaldığı hesaplandı. 2022’nin yedi aylık ortalama doluluk oranı; 2018’den %25.3, 2019’dan da %18.06 seviyesinde daha düşük.

Ocak-Temmuz 2018’de ortalama doluluk oranı %49.28, 2019’da ise 44.91 düzeyinde gerçekleşmişti. Turistik konaklama tesislerinin ilk 7 aylık ortalama doluluk oranları 2014’te %61.7 oranında, 2015’te %67.2 oranında, 2016’da %64.7 oranında, 2017’de de %76 oranında kayıtlara geçmişti.

KONAKLAMA YARIM MİLYONA DAYANDI

Turizm ve Planlama Dairesi verileri, 2022 yılının yedinci ayı sonunda turistik tesislerde konaklayan Türkiye Cumhuriyeti uyruklu sayısı ile diğer yabancı uyruklu sayısının toplamının 478 bin 814 kişi olduğunu gösteriyor. Bu sayı geçen yıl sadece 53 bin 094 olarak kayıtlara geçmişti.

Bakanlık verilerine göre bu dönemde otellerde konaklayan TC uyruklu sayısı 2021’in aynı dönemine kıyasla %776 arttı. Ocak-Temmuz 2022’de otellerde konaklayan 128 bin 014 diğer yabancı uyruklu sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre %880 artış gösterdi.

Yedi aylık dönemde geceleme sayılarında da artış yaşandı. Bu dönemde yabancı turist bazında geceleme sayısı 1 milyon 839 bin 497 ile geçen yıla oranla %599 oranında yükseldi.

KHK BAŞKANI ÖMER KÖSEOĞLU BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

 

 

 

Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Ömer Köseoğlu göreve atandığı tarihten bugüne kadar yapılan faaliyetler hakkında basın toplantısı düzenlendi.

Basın toplantısında kurumsallaşma adına tasarlanan Komisyon logosunun tanıtımı da gerçekleştirildi.

Basın toplantısında konuşan Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Ömer Köseoğlu, Komisyonun yıllar itibarıyla anayasadan aldığı görev ve yetkileri kullanarakgörev yaptığını belirtti.

Köseoğlu, önceleri istihdamların yazılı, klasik veya sözlü sınavlarla yapıldığını ancak günümüzde çoktan seçmeli optik okuyucu ile okunan sisteme geçildiğine dikkati çekerek, yeni sistemle Kamu Hizmeti Komisyonu’nun Adil tarafsız yapısının daha da güçlenmiş olduğunu ve pekiştiğini söyledi.

Soru güvenliği konusuna büyük önem verdiklerini de söyleyen Köseoğlu, soru bankasında toplamda 3320 konu başlığında 100 bin 120 soru bulunduğunu belirterek, sınav merkezinin kamera ve alarm ile korunduğunu ve buraya belirli kişilerin parmak izi ile giriş yapabildiğini anlattı.

Köseoğlu, Kamu Görevlileri Sınav Tüzüğünde gerekli değişikliğin yapılması ile birlikte bunu uygulamaya başladıklarını, kamuda kullanılan ancak Kamu Hizmet Komisyonu’nun kullanmadığı Elektronik Belge Yönetim Sistemini kullanmaya başladıklarını aktardı.

Köseoğlu, kamuya kaç istihdam yapıldığı, bunların kaçının kamu görevlisi kaçının öğretmen ve kaçına terfi verildiğinin geliştirilileceğini ve daha detaylı istatistiki bilgilere sahip olmaya devam edeceklerini söyledi.

Önemli hedeflerinden birinin de kurumsal bir yapı oluşturmak olduğunu ifade eden Köseoğlu, herkes tarafından kabul görmüş gelen giden başkana göre değişmeyen kurumsal bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Köseoğlu, komisyonun kimliğini kurumsallaştırmak amacıyla Komsiyon’unlogosunu yarattıklarını kaydetti.

Seçim ve Halk Oylaması Yasası’ndaki yasaklar nedeniyle, önceden duyurusu yapılmış, müracaatı tamamlanmış sınav tarihi belirlenmiş sınavların seçim yasakları dönemine denk gelmesi halinde yapılamadığını söyleyen Köseoğlu, Seçim yasakları nedeniyle sağlık ve eğitim alanında acil ihtiyaçları yasa kabul etmesine rağmen Kamu Hizmeti Komisyonunca önceden sınavı yapılmış sırada atama bekleyen öğretmen ve doktor adaylarının atamasını yapamadıklarını kaydetti.

Kamu Hizmeti Komisyonu’nun hizmetlerini geliştirme çerçevesinde yeni bir yazılım yaptırarak çevrimiçi başvuru almaya başlayacaklarını da belirten Köseoğlu, Kamu Görevlileri Sınav Tüzüğünde öngörülen değişiklik ile ayrı ayrı yapmak zorunda oldukları birçok sınavı birleştirerek bir defada yapma yetkisine sahip olacaklarını söyledi.

Öğretmenler sınav tüzüğünde yapılmasını arzuladıkları değişikliklerin olması hallinde ise öğretmen adaylarını her yıl 1. Oturum sınavına girmek zorunda bırakmayacaklarını kaydeden Ömer Köseoğlu, kamu görevlilerinde olduğu gibi 1. Aşamayı yeterlilik sınavı olarak gerçekleştireceklerini böylece başarılı olan adayların tekrar her yıl birinci oturum sınavın girmesine gerek kalmayacağını ifade etti.

Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Ömer Köseoğlu, eğitim sistemive planlamanın ülkenin ekonomik ihtiyaçlarına göre yapılmadığını da ifade ederek bir iki kişilik münhallere yüzlerce kişi başvuru yaparken, bazı alanlara yeterli başvuru gelmediğini dile getirdi.

Lise mezuniyeti gerektiren münhallere yapılan müracaatlarında dikkat çekici olduğunu söyleyen Köseoğlu, yapılan müracaatlarla ilgili bilgileri paylaştı.

Köseoğlu “Posta memurluğuna 2841 kişi müracaat etti.Bunların 2 bin kişisi üniversite ve üzeri mezuniyeti olan kişilerden oluşmaktadır. Teknisyenlik sınıfında açılan münhallere en fazla 20 kişi başvuruyor.Mali Hizmetler sınıfında münhallere 50 civarında,mühendislik sınıfında açılanmünhallerine 3-5 kişi başvuruyor.Çok iyi derece İngilizce gerektiren münhallere yeterli başvuru gelmiyor” dedi.

Köseoğlu, teşkilat yasalarının çok eski kalmasının da bir diğer sıkıntı olduğunu belirtti.

Komisyonun bir yılda 195 yazılı sınav gerçekleştirdiğini ve bu sınavlara 10 bin 39 kişininkatıldığını anlatan Köseoğlu, 539 kişinin öğretmen olarak, 176 kişisinin ise kamu görevlisi olarak atandığını kaydetti.

Basın toplantısında, Kamu Hizmeti Komisyonunun tanıtım filmi izlettirildi ardından Komisyonun yeni logosunu hazırlayan Görel Korol Sönmezer’e teşekkür belgesi takdim edildi.

T.C. TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY’DA AÇILIŞA KATILDI

“Barbarlık Müzesi Restorasyonu, Çevre Düzenlemesi ve Teşhir Tanzim Projesi” törenle açıldı.

Müzenin restorasyon çalışmaları TİKA tarafından yapıldı

“Barbarlık Müzesi Restorasyonu, Çevre Düzenlemesi ve Teşhir Tanzim Projesi” törenle açıldı.

Müzenin restorasyon çalışmaları, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yapıldı.

Törene Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel, TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KTBK Komutanı Tümgeneral Sezai Öztürk, GKK Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra bazı bakanlar, askeri erkan ve İlhan ailesi katıldı.

21 Aralık 1963 tarihinde Akritas planını hayata geçirmeyi amaçlayan Rumların Türklere karşı başlattığı ve tarihe Kanlı Noel adıyla geçen saldırılarda adanın her tarafında çok sayıda şehit verilmiş, EOKA milisleri 23-24 Aralık’ta ise Kumsal Mahallesi’ni hedef almıştı. Eski adı İrfan Bey Sokak olan Mürüvvet İlhan Sokak’taki ‘2’ numaralı evde yaşananlar belki de en acımasız saldırı olarak akıllara kazındı.

Tarihe “Kumsal Katliamı” olarak geçen saldırıda, Binbaşı Dr. Nihat İlhan alayında görevdeyken, evde bulunan eşi Mürüvvet İlhan ile üç oğlu, 6 aylık Hakan, 4 yaşındaki Kutsi ve 6 yaşındaki Murat küvetin içinde şehit edilmişlerdi. Kurşun yağmuru sırasında evde bulunan Feride Hasan Gudum da şehit olmuştu. Ev, 1 Ocak 1966 tarihinde Barbarlık Müzesi olarak ziyarete açılmıştı.