ÜSTEL: ERKEN SEÇİM YOK, YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR

Başbakan Ünal Üstel, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşarak hükümetin icraatlarını ve önümüzdeki planlarını detaylı şekilde aktardı. Üstel, 1991’den beri Meclis’te olduklarını hatırlatarak, “Hiçbir konuşmanın arkasına saklanmadık. Dün neysek, bugün de oyuz, yarın da öyle olacağız” dedi.

Hükümet programına bağlı kalarak verilen tüm sözlerin yerine getirildiğini vurgulayan Üstel, “Hiçbir hükümet programında yazdıklarımızın bir tanesini havada bırakmadık. Fazlası reformlardır, eksiği yoktur. 2013’ten bugüne yarım kalan bir projeyi bırakmadık. Halkın ihtiyacı olan tüm projeleri hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.

Başbakan, sağlıkta önemli adımlar attıklarını belirterek, “2024, 2025 ve 2026 Sağlık Yılı olacak dedik. Hiç olmayan bölgelere sağlık ocakları ve merkezleri yaptık. Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin temelini attık. Pamuklu ve Karpaz’da sağlık merkezlerini tamamladık. Bugün bütün sağlık merkezlerimizde tam gün uygulamaya geçtik. Ufak tefek eksikler zaman içerisinde düzeltilecek” dedi.

Çalışanların ekonomik durumuna da değinen Üstel, “Hiçbir çalışanımızı hayat pahalılığı altında ezdirmedik. Asgari ücret Avrupa’nın üst sıralarında. Teşvikleri artırdık, özel sektörü cazip hale getirdik ve yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Başbakan, hükümetin istikrarla 30 yılda yapılamayan projeleri tamamladığını vurguladı: “Yakında Girne Hastanesi’ni açacağız. Yaptıklarımızla birlikte halkın ihtiyacı olan her projeyi hayata geçirdik.”

MAYIS’TA YARGI REFORMU VE ANAYASA REFERANDUMU

Üstel, Mayıs ayının ilk haftasında yargıda reforma gidileceğini belirterek, “Önce yargıyı düzelteceğiz, gerekli yasa çalışmalarını tamamlayacağız. Yargı reformunu hayata geçirip Anayasa değişikliklerini halkımızın onayına sunacağız” dedi.

Seçim tarihinin koalisyon ortaklarının uzlaşısıyla belirleneceğini ifade eden Üstel, “Artık memlekette erken seçim yok, erken seçim geçmiştir. Önümüzdeki süreçte yargı yasalarını geçireceğiz, Barolar Birliği’nin taleplerini yerine getireceğiz ve halkın onayından sonra seçim tarihini açıklayacağız” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan Mali ve İktisadi İşbirliği protokolleriyle projelerin hayata geçirildiğini hatırlatarak, Yüksek Mahkeme’nin açılmasıyla mahkemelerdeki sıkışıklığın çözüleceğini ve yargı reformunun tamamlanacağını vurguladı.

İSTİKRAR VE REFORMLA KKTC GÜÇLENİYOR
Konuşmasını özetleyen Üstel, “30 yılda yapılamayan projeleri tamamladık. Sağlık, eğitim, ekonomi ve altyapıda yaptıklarımızla söylediklerimizi gerçekleştirdik. Seçime kadar yapacak çok işimiz var ve bu süreçte istikrarla çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

Maliye Bakanı Berova’dan Berat Kandili mesajı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, “Mübarek geceler, gönüllerin arındığı, birlik ve dayanışma duygularının güçlendiği özel zamanlardır” dedi.

Berova, bu gece idrak edilecek Berat Kandili vesilesiyle yayımladığı mesajda, mübarek gecenin ülkeye, İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve hayırlar getirmesini temenni etti.

Berova mesajında şunları kaydetti:

“Bu gece idrak edeceğimiz Berat Kandili; ilahi rahmetin ve mağfiretin tecelli ettiği, gönüllerimizin arınmasına, manevi hayatımızın güçlenmesine ve birlik duygularımızın pekişmesine vesile olan müstesna bir gecedir.

Manevi duyguların yoğunlaştığı, sevgi, saygı, hoşgörü ve kardeşlik bağlarının güç kazandığı bu özel gecenin; ülkemize, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur, sağlık ve bereket getirmesini diliyorum”

Başbakan Üstel, Berat Kandili’ni kutladı

Başbakan Ünal Üstel, bugün idrak edilecek olan Berat Kandili dolayısıyla sosyal medya hesabı üzerinden bir mesaj yayımladı.

Başbakan Üstel mesajında şunları kaydetti:

“Ramazan ayının müjdecisi olan mübarek Berat Kandili’ni idrak ederken; gönüllerimizin arınmasını, dualarımızın kabulünü ve birlik duygularımızın güçlenmesini temenni ediyorum.

Bu müstesna gecenin; dargınlıkların geride bırakıldığı, dayanışma, yardımlaşma ve kardeşlik bağlarının daha da pekiştiği bir iklime vesile olmasını diliyorum.

Berat Kandili’nin Kıbrıs Türk halkımıza, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimize ve tüm İslam alemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum.”

Çavuş, Berat Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Berat Kandili’nin bireysel ve toplumsal olarak muhasebe yapmaya, kırgınlıkları geride bırakarak birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olduğunu vurguladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, mübarek üç aylar içerisinde yer alan ve Ramazan ayının müjdecisi olan Berat Kandilinin; affın, rahmetin ve bereketin tecelli ettiği müstesna gecelerden biri olduğunu belirtti.

“Berat Kandili’nin; ülkemize, halkımıza ve tüm İslam âlemine barış, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum” diyen Çavuş, dayanışma ve yardımlaşma duygularının daha da pekiştiği bu mübarek gecede, edilen duaların kabul olmasını, geleceğe dair umutların güçlenmesini diledi.

Çavuş, tüm halkın ve İslam âleminin Berat Kandili’ni kutlayarak, sağlık, huzur ve esenlikler temenni etti.

Türkiye’de 15 yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerine giremeyecek

Türkiye’de çocukları internetin zararlarından korunmak amacıyla yapılacak düzenleme kapsamında, ebeveyn izni olsa dahi 15 yaşından küçük çocukların sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamaması, sadece yaşlarına uygun oyunlara erişim sağlayabilmeleri planlanıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukları sosyal medyanın zararlı etkilerinden korumak için atılması gereken adımlara yönelik çalışmasında sona geldi. Bakanlık yetkilileri hazırladıkları çalışmalara ilişkin Meclis’te AK Parti Grubuna gerçekleştirdikleri sunumda, düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğu, düzenlemenin nasıl yapılacağı ve dünya örnekleri tek tek sıralandı.

Sunuma göre, çocukların internetin zararlı etkilerinden korunmasına yönelik çalışma kapsamında, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da düzenleme yapılması planlanıyor.

Çocukların dijital dünyada güvenliğini sağlamak için sosyal ağ sağlayıcılarının daha etkin önlemler almasının gerekliliği vurgulanan sunumda, çocukların dijital bağımlılıklardan korunması gerektiği belirtildi.

Sosyal medya ve çevrim içi oyun ortamlarında çocukların güvenliğini ve mahremiyetini esas alan, bütüncül bakış açısıyla bir kanuni düzenlemenin yapılmasının zorunlu hale geldiği ifade edilen sunumda, bu konuya ilişkin çeşitli öneriler de yer aldı.

Söz konusu öneriler arasında en önemli başlık yaş sınırı olarak dikkati çekti. Sosyal ağ sağlayıcılarına erişim yaşının 15 olması, 15 yaşını doldurmamış çocukların ebeveyn izni olsa dahi bu platformlara erişememesinin önemi vurgulandı.

Oyunlar için ise bir yaş sınırlaması yapılmaması ancak yaşa göre derecelendirme ve çocukların sadece yaşlarına uygun oyunlara erişim sağlayabilmelerinin gerekliliği ifade edildi.

Yaş sınırının uygulanmasında sosyal ağ sağlayıcılarına çocukların hesap açmasını önlemek amacıyla etkili yaş doğrulama sistemleri kullanma yükümlülüğü getirilmesi planlanıyor. Bu konudaki doğrulama sistemlerinin usul ve esaslarının ise yönetmeliklerle belirlenmesi hedefleniyor.

Sunumdaki bir diğer öneri ise çocukların dijital ortamları kullanırken ebeveynin yönlendirme ve gözetim hakkının kullanımı oldu. Ebeveyn denetim araçlarının sosyal medya platformlarına yükümlülük olarak getirilmesi hedefleniyor.

Platformların kullanıcıların, yasa dışı veya zararlı içeriklere ilişkin şikayetlerini, elektronik ortamda iletebilecekleri aktif bir başvuru mekanizması sunma yükümlülüğünün kapsamının da genişletilmesi amaçlanıyor.

Çocukların öngörülen yaştan önce sosyal medya platformlarına erişememesi için alınan yaş doğrulama ve diğer tedbirlere dair raporlama yükümlülüğünün getirilmesi de sunumda yer alan diğer başlık olarak dikkati çekiyor. Bununla birlikte sosyal ağ sağlayıcılarının, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirleri almakla yükümlü olması da planlanıyor.

DÜNYA ÖRNEKLERİ ANLATILDI

Sunumda, çocukların güvenli internete erişimi konusunda dünyadaki son gelişmeler de sıralandı.

Bu alandaki en kapsamlı iki yasanın Birleşik Krallık ve Avustralya’da uygulandığı belirtildi. Avustralya’nın 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını yasaklayan dünyadaki ilk ülke olduğu hatırlatıldı.

Avustralya’daki düzenlemenin sosyal medya kullanımının çocuklar üzerindeki potansiyel zararları konusunda sorumluluğu doğrudan platform sağlayıcılarına yüklediği belirtildi.

Kurumsal ihlaller için 2025 itibarıyla maksimum 49.5 milyon Avustralya Doları tutarında ağır idari para cezaları öngörüldüğü kaydedildi.

Söz konusu yasanın, İngiltere ve ABD gibi diğer bölgelerde de tartışıldığı aktarıldı.

Din İşleri Başkanı Moral, Berat Kandili’ni kutladı

Din İşleri Başkanı Hakan Moral, İslam aleminin Berat Kandili’ni kutladı.

Din İşleri Başkanı Hakan Moral, yaptığı yazılı açıklamada, “Ramazan-ı Şerif ayının habercisi rahmet, mağfiret ve arınma gecesi olan mübarek Berat Kandili’ne bir kez daha kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Hepimiz insanız, şaşar beşer misali hata yapar yanılırız. İşte tam bu noktada Berat; affın, bağışlanmanın, kulun Rabbine yönelerek arınmasının gecesidir. Bu gece, gönüllerimizi kin ve nefretten arındırma, kırgınlıkları giderme, kardeşlik ve merhamet duygularını yeniden kuşanma vaktidir.” ifadelerini kullandı.

Allah’ın rahmet kapılarının bu gece sonuna kadar açılacağını kaydeden Moral, duaların kabulünü, kalplerin de iyilik, adalet ve şefkatle dolmasını temenni etti.

Berat gecesinin affetmenin büyüklüğünü, bağışlanmanın değerini ve insan olmanın sorumluluğunu hatırlattığını belirten Moral, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bu gece vesilesiyle, başta ailemiz olmak üzere, milletimiz, vatanımız ve tüm İslam âlemi için hayırlar dilemeli; dargınlıkları sona erdirerek gönül köprüleri kurmalıyız. Toplumsal huzurun, birlik ve beraberliğin güçlenmesine vesile olmasını temenni ettiğimiz bu mübarek gecede; özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın ve ihtiyaç sahiplerinin dualarımızda yer alması gerektiğini unutmamalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle, aziz halkımızın ve tüm İslam âleminin Berat Kandili’ni tebrik ediyor; bu mübarek gecenin affımıza, huzurumuza ve kardeşliğimize vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”

Ramazanın müjdecisi Berat Kandili bugün idrak ediliyor

Ramazan ayının müjdecisi olarak kabul edilen Berat Kandili, bugün idrak ediliyor.

Berat Kandili, İslam inancında “üç aylar”ın ikincisi olan şaban ayının 15’inci gecesine denk geliyor.

İslam’a göre “berat” günahlardan arınma, temize çıkma, ilahi af ve rahmete nail olma anlamları taşıyor.

Hazreti Muhammed’in, Berat Kandili’ne ilişkin şöyle buyurduğu ifade ediliyor:

“Şaban ayının 15’inci gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim. Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim. Yok mu başka isteği olan ona da istediğini vereyim.’ buyurur.”

“Ramazanın müjdecisi” Berat Kandili’nin 2 Şubat’ta idrak edilmesinin ardından Müslümanlarca “on bir ayın sultanı” olarak tanımlanan Ramazan ayı 19 Şubat’ta başlayacak.

Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi, 16 Mart’ta idrak edilecek ve Müslümanlar 20 Mart’ta Ramazan Bayramı’nı karşılayacak.

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ömer Tiryaki, yaptığı açıklamada, üç ayların Müslümanların inanç, ibadet, ahlak ve sosyal sorumluluk alanlarında bütüncül bir yenilenmeye yöneldiği müstesna bir dönem olduğunu belirtti.

Regaip gecesiyle başlayan bu manevi seyrin, ramazanın rahmet ikliminde kemale erdiğini ifade eden Tiryaki, “Bu zaman dilimini en verimli şekilde değerlendirmek, düzenli ibadet, bilinçli tefekkür, ahlaki hassasiyet ve toplumsal dayanışmayı artırmayı gerektirir.” dedi.

Üç aylarda yer alan Berat Kandili’ne şaban ayının 15’inci gecesinde idrak edildiğini anımsatan Tiryaki, “Berat gecesinde ibadetle meşgul olunması, gündüzünde oruç tutulmasına dair rivayetler bulunmakta ve Allah Teala’nın kullarının günahlarını bağışladığı haber verilmektedir.” ifadesini kullandı.

Epstein dosyalarındaki yeni belgelerde Macron’un ismi de yer aldı

ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’a ilişkin açıklanan yeni belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ismi de yer aldı.

ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche’ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ismi dikkati çekti.

Macron’un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein’ın Macron’un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü.

Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende’ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:

“Macron’dan: ‘Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'”

Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem’in 22 Mart 2016’da Epstein’a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile “Fransa’daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını” belirttiği ortaya çıktı.

Epstein’ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron’un kendisinden “kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini” iddia ederek, Macron’dan “Avrupa’ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya.” diye bahsediyor.

Macron’un Epstein ile bağlantısına Fransız siyasetçiden tepki

Fransız Vatanseverler (Patriotes) Partisi lideri Florian Philippot ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, “Macron’un cumhurbaşkanlığı döneminde ve öncesinde Epstein ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkilerine” tepki gösterdi.

Philippot, Macron’un Epstein ile bağlantısının “Fransız ulusal güvenliğini tehlikeye attığını” belirterek, soruşturma açılması çağrısında bulundu.

Jeffrey Epstein olayı

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında, Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

Cumhuriyet Meclisi bugün yasama gündemiyle toplanıyor

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun bugün saat 10.00’da toplanması beklenirken, gündemde Birleştirilmiş İş Sağlığı ve Güvenliği ile Kamu Çalışanlarının Aylık ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesine ilişkin yasa önerileri yer alıyor.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün yasama göreviyle toplanacak.

Saat 10.00’da toplanması beklenen Genel Kurul’un gündeminde Birleştirilmiş İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No: 82/4/2025 – Y.Ö.No:93/5/2025) ile Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş-Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No: 92/4/2025) bulunuyor.

Petrol, ABD-İran geriliminin azalmasıyla yüzde 3 düştü

Petrol, ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta sonu İran’ın Washington ile “ciddi şekilde görüştüğünü” söylemesinin ardından pazartesi günü yüzde 3 geriledi.

Petrol, ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta sonu İran’ın Washington ile “ciddi şekilde görüştüğünü” söylemesinin ardından pazartesi günü yüzde 3 geriledi.

Brent ham petrol vadeli işlemleri, yüzde 2,9 düşüşle varil başına 67,28 dolara geriledi. ABD tipi ham petrol (WTI) yüzde 3,1 kayıpla 63,17 dolardan işlem gördü.

Her iki kontrat da önceki seanslara kıyasla sert düşüş kaydetti. Önceki işlemlerde Brent altı ayın en yüksek seviyesini görürken, WTI ABD ile İran arasında artan gerilimler nedeniyle eylül sonundan bu yana en yüksek seviyelerine yakın seyrediyordu.

Trump, İran’ın nükleer bir anlaşmayı kabul etmemesi ya da protestocuların öldürülmesini durdurmaması halinde müdahale tehdidini defalarca dile getirmişti. Cumartesi günü Trump, Tahran’ın üst düzey güvenlik yetkilisi Ali Larijani’nin X’te müzakereler için düzenlemelerin sürdüğünü söylemesinden saatler sonra, gazetecilere İran’ın Washington ile “ciddi şekilde görüştüğünü” ifade etti.

“Umarım kabul edilebilir bir şey müzakere ederler,” diyen Trump, “Nükleer silah içermeyen, tatmin edici bir müzakere anlaşması yapılabilir,” ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklamalarıyla birlikte, İran Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin Hürmüz Boğazı’nda gerçek mermiyle tatbikat yapma planı olmadığı yönündeki haberler, tansiyonun düştüğüne işaret ediyor.

IG piyasa analisti Tony Sycamore’a göre bu gelişmeler gerilimin azaldığını gösteriyor. Sycamore, “Ham petrol piyasası bunu çatışmadan geri adım atılmasına yönelik cesaret verici bir adım olarak yorumluyor. Bu durum, geçen haftaki ralli sırasında fiyatlara eklenen jeopolitik risk primini azaltıyor ve kâr satışlarını tetikliyor,” dedi.

OPEC+, pazar günü yaptığı toplantıda mart ayı için petrol üretimini değiştirmeme kararı aldı. Grup, mevsimsel olarak daha zayıf talep nedeniyle ocak–mart 2026 dönemine yönelik planlanan ilave üretim artışlarını kasım ayında dondurmuştu.

2 Şubat 2026 Döviz Kurları

Son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşan Dolar, rekor tazeledi.

Serbest piyasada Amerikan Doları 43,50 TL, Euro 51,58 TL, İngiliz Sterlini ise 59,50 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.32 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,48 TL, satış fiyatı 43,52 TL.

Euro’nun alış fiyatı 51,56 TL, satış fiyatı 51,60 TL, İngiliz Sterlini ise 59,47 TL’den alınıp 59,52 TL’den satılıyor.

Yer yer sağanak ve gök gürültüsü bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, bugün çok bulutlu havanın etkili olacağını, öğleden sonra ise yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmur beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 31 Ocak – 06 Şubat 2026 tarihleri arasında bölgenin alçak basınç sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalması bekleniyor.

Bu meteorolojik durum nedeniyle 2 Şubat Pazartesi günü havanın parçalı, zamanla çok bulutlu olacağı, öğleden sonra yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmur görüleceği bildirildi.

Açıklamada, en yüksek hava sıcaklığının iç kesimler ve sahillerde 18–21 °C dolaylarında seyretmesinin beklendiği, rüzgârın ise genellikle güney ve batı yönlerden orta kuvvette eseceği belirtildi.

Cumhuriyet Meclisi’nde kan ver “Dayanışmaya Ortak Ol” etkinliği düzenleniyor

Cumhuriyet Meclisi himayesinde, Thalasamia Derneği iş birliğiyle “Dayanışmaya Ortak Ol” etkinliği kapsamında kan bağışı kampanyası düzenleniyor.

Etkinlik, 3 Şubat Salı günü Cumhuriyet Meclisi’nde gerçekleştirilecek. Kampanyaya milletvekilleri ile Meclis personeli de katılarak kan bağışında bulunacak.

Düzenlenecek kan bağışı etkinliğiyle, toplumda dayanışma ruhunun güçlendirilmesi, kan bağışının önemine dikkat çekilmesi ve sağlık alanında farkındalık yaratılması amaçlanıyor.

Etkinlikle ilgili konuşan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Türk halkına çağrıda bulundu. Öztürkler, kan bağışının hayati bir konu olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Kıbrıs Türk halkını kan vermeye davet ediyorum. Bu konuda daha bilinçli, daha duyarlı davranmaya çağırıyorum. Sadece ortaya koyacağımız irade cümlelerde, paragraflarda kalmasın, hayatta olsun.”

RAMAZANIN MÜJDECİSİ BERAT KANDİLİ YARIN İDRAK EDİLECEK

Ramazan ayının müjdecisi olarak kabul edilen Berat Kandili yarın idrak edilecek.

Berat Kandili, 21 Aralık’ta başlayan “üç aylar”ın ikincisi olan şaban ayının 15’inci gecesine denk geliyor.

İslam’a göre “berat” günahlardan arınma, temize çıkma, ilahi af ve rahmete nail olma anlamlarına geliyor.

Hz. Muhammed’in Berat gecesiyle ilgili şu hadisi rivayet ettiği aktarılıyor:

“Şaban ayının 15. gecesi olduğunda o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah, bu gece güneşin batışından fecre kadar dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim. Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim’ der.”

Diyanet İşleri Başkanlığı da Berat Kandili ile ilgili ülke genelindeki camilerde çeşitli programlar düzenleyecek.

“En verimli şekilde değerlendirmek gerekir”

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ömer Tiryaki, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üç ayların Müslümanların inanç, ibadet, ahlak ve sosyal sorumluluk alanlarında bütüncül bir yenilenmeye yöneldiği müstesna bir dönem olduğunu belirtti.

Regaip gecesiyle başlayan bu manevi seyrin, ramazanın rahmet ikliminde kemale erdiğini ifade eden Tiryaki, “Bu zaman dilimini en verimli şekilde değerlendirmek, düzenli ibadet, bilinçli tefekkür, ahlaki hassasiyet ve toplumsal dayanışmayı artırmayı gerektirir.” dedi.

Üç aylarda yer alan Berat Kandili’ne şaban ayının 15’inci gecesinde idrak edildiğini anımsatan Tiryaki, “Berat gecesinde ibadetle meşgul olunması, gündüzünde oruç tutulmasına dair rivayetler bulunmakta ve Allah Teala’nın kullarının günahlarını bağışladığı haber verilmektedir.” ifadesini kullandı.

Amcaoğlu Gönyeli Barajı’nda temizlik çalışması yapıldığını belirtti

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Gönyeli Barajı’nda son günlerde yeniden ortaya çıkan çevre kirliliğine dikkat çekti.
Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Amcaoğlu, aşırı yağışların ardından oluşan şelale yapısıyla Gönyeli Barajı’nın doğanın güzelliğini bir kez daha ortaya koyduğunu ancak bu güzelliğin, alanı ziyaret eden bazı kişiler tarafından insan eliyle oluşturulan ciddi çevre kirliliğiyle gölgelendiğini belirtti. Amcaoğlu, doğayla buluşmak ve nefes almak için ziyaret edilen baraj çevresinin, sorumsuz davranışlar nedeniyle tekrar tekrar kirletildiğini ifade etti.
Belediye ekiplerinin bu noktada da iş başında olduğunu vurgulayan Amcaoğlu, Gönyeli Barajı bölgesinde gerçekleştirilen kapsamlı temizlik çalışmalarıyla kirletilen alanların belediye tarafından temizlenerek yeniden düzenlendiğini kaydetti.

Amcaoğlu, asıl sorumluluğun bu güzelliği ziyaret eden ve kullanan herkese ait olduğunu vurguladı. Gönyeli Barajı’nın gezilecek, nefes alınacak bir alan olduğunu ifade eden Amcaoğlu, buranın kirletilecek bir yer olmadığının altını çizdi.

Amcaoğlu, tüm vatandaşları daha duyarlı olmaya ve doğayı birlikte korumaya davet etti.

EVDE TEK BAŞINA FİLMİNİN YILDIZI CATHERİNE O’HARA, 71 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ

Evde Tek Başına filmiyle tanınan Catherine O’Hara, 71 yaşında hayatını kaybetti. Ünlü oyuncunun ölümü, menajeri tarafından doğrulandı.

Beterböcek ve Evde Tek Başına gibi efsane filmlerde rol alan, daha sonra ‘Schitt’s Creek’ dizisindeki Moira Rose karakteriyle büyük çıkış yakalayan Catherine O’Hara, hayatını kaybetti.

71 yaşındaki O’Hara’nın ölümü, menajerinin ofisinden bir çalışan tarafından doğrulandı. Yetkili, adını açıklamazken ölüm nedenine ilişkin ayrıntı da paylaşmadı.

 

Meclis yarın toplanacak

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yarın yasama göreviyle toplanacak.

Saat 10.00’da toplanması beklenen Genel Kurul’un gündeminde Birleştirilmiş İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No: 82/4/2025 – Y.Ö.No:93/5/2025) ile Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş-Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No: 92/4/2025) bulunuyor.

 

Dışişleri Bakanlığı’ndan BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına tepki

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, BM Barış Gücü’nün görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına tepki gösterildi.

Dışişleri Bakanlığı, BM sistemine yönelik meşruiyet tartışmalarının arttığı bir dönemde, Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs Türk tarafının onayı olmaksızın ve tüm itirazlarına rağmen sözde “Kıbrıs Hükümeti”nden alınan tek taraflı rızaya atıfla Barış Gücü’nün görev süresini uzatmasının Kıbrıs Türk halkının varlığını ve iradesini yok sayan ciddi bir hata olduğunu belirtti.

Dışişlerinden yapılan yazılı açıklamada, Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetlerini bugüne kadar sürdürebilmesinin yegâne dayanağının makamların iyi niyetli ve yapıcı tutumu olduğu vurgulanarak, KKTC sınırları içerisinde egemenliğin Kıbrıs Türk halkına ve onun devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ait olduğu hatırlatıldı.

Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki varlığının 62’nci yılına ulaştığı ve geçen süre zarfında, tüm taraflarca sürdürülemez olduğu kabul edilen statükonun fiili koruyucusu hâline geldiği belirtilen açıklamada, Barış Günü’nün tarafsızlık ve konulara adaletli yaklaşım yönündeki temel sorumluluklarını yerine getiremediği ve getirmek yönünde gerekli özeni gösteremediği de ifade edildi

Dışişleri Bakanlığı’nın BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün Görev Süresini Uzatma Kararı hakkındaki açıklaması şöyle:

“Kıbrıs’ta konuşlu Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresinin 31 Ocak 2027 tarihine kadar bir yıl süreyle uzatılmasına ilişkin S/RES/2815 (2026) sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı 30 Ocak 2026 tarihinde kabul edilmiştir.

BM sistemine yönelik meşruiyet tartışmalarının arttığı bir dönemde, Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs Türk tarafının onayı olmaksızın ve tüm itirazlarımıza rağmen sözde “Kıbrıs Hükümeti”nden alınan tek taraflı rızaya atıfla Barış Gücü’nün görev süresini uzatması Kıbrıs Türk halkının varlığını ve iradesini yok sayan ciddi bir hatadır. Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetlerini bu güne kadar sürdürebilmesinin yegâne dayanağı makamlarımızın iyi niyetli ve yapıcı tutumudur. KKTC sınırları içerisinde egemenlik Kıbrıs Türk halkına ve onun devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne aittir. Bu bağlamda, Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetleri için Kıbrıs Türk tarafının rızası ile meşru bir zemin oluşturulması ertelenemez bir zarurettir.

BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı kararıyla oluşturulan Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki varlığı 62’nci yılına ulaşmıştır. Geçen süre zarfında, tüm taraflarca sürdürülemez olduğu kabul edilen statükonun fiili koruyucusu hâline gelen Barış Gücü, tarafsızlık ve konulara adaletli yaklaşım yönündeki temel sorumluluklarını yerine getirememiş ve getirmek yönünde gerekli özeni gösterememiştir.

BM, gerek Güvenlik Konseyi kararlarında, gerekse raporlarında, Rum tarafının faaliyetlerine ilişkin paragraflarda failin bilinçli bir şekilde muğlak bırakılmasına yönelik tutumunu bu dönem de devam ettirmektedir. Sahadaki gerçekler ve BM nezdinde kaydedilen bilgiler ortadayken, sorumluluğun açıkça ifade edilmemesi, Rum tarafının yükümlülüklerinin sistematik biçimde görünmez kılındığı yönündeki görüşü pekiştirmekte ve BM’nin tarafsızlık ilkesi ile örtüşmeyen tutumuna yeni örnekler teşkil etmektedir. Bu yaklaşım, yalnızca olgusal doğruluğu zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda Rumların uzlaşmaz tutumunu beslemektedir.

Ada’nın sözde tek sahibi olduğu iddiasındaki Rum yönetimi, hâkimiyetçi tutumunu ara bölge ve ötesine genişletmeyi amaçlamaktadır. BM, sahadaki son gelişmeleri, Rum tarafının gerçekleştirdiği ara bölge ve sınır ihlallerini açıkça ortaya koymaktan imtina etmekte; Maraş, güven artırıcı önlemler, teknik komiteler, Akyar, Yiğitler-Pile yolu gibi birçok konuya taraflı yaklaşımını sürdürmektedir. Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türkleriyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varmak yerine, süregelen tüm Ada üzerindeki hegemonik emellerini ileriye götürme çabası, Rumları yüreklendiren ve BM’nin birçok eylemine yansıyan bu haksız muamelenin doğrudan bir sonucudur. Türk tarafının yapıcı tutumu ve somut önerileri BM tarafından görmezden gelinirken, temel sorunların kaynağının muğlak ifadelerle örtülmesi kabul edilemezdir.

Hal böyleyken, BM Güvenlik Konseyi kararında temel esasları Rum tarafınca hiçbir zaman benimsenmeyen ‘iki toplumlu, iki kesimli federasyon’ gibi başarısızlığı kanıtlanmış, tarihi geçmiş bir modelde ısrarcı olunması ve sonu gelmeyen müzakerelerin bir çıkış yoluymuş gibi takdim edilmeye çalışılması, diğer bir deyişle, Kıbrıs Türklerinin kabul edilemez statükoya mahkum edilmesi, Kıbrıs Türk halkına yapılan büyük bir haksızlık ve saygısızlıktır.

Bugün Ada’daki tek gerçekçi çözüm, mevcut iki devletin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iyi komşuluk ilişkisi geliştirmesinden geçmektedir. Gelinen aşamada, Ada’da kalıcı iş birliği ve istikrar ortamının sağlanması için BM Güvenlik Konseyi üyelerinin geçerliliğini yitirmiş kararlarını gözden geçirmesi ve Ada’da kendi sınırları içinde ayrı egemen iradesi bulunan iki halk ve iki devletin varlığına dayalı yeni bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir.

Kıbrıs Rum tarafına gayrı yasal bir şekilde ‘devlet’ muamelesi yapan, tarafsızlık ilkesini gözetemeyen, Barış Gücü’nün görev süresini uzatan BM Güvenlik Konseyi’nin diğer kararları gibi son kararı da kabul edilmezdir.”

Gülbahar’dan üçlü görüşme değerlendirmesi: Hristodulidis ile boşuna zaman harcanıyor

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Erhürman–Hristodulidis–Holguin üçlü görüşmesini değerlendirerek, “Hristodulidis ile boşuna zaman harcanıyor” dedi.

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Erhürman–Hristodulidis–Holguin üçlü görüşmesini yazılı bir açıklama yaparak değerlendirdi, Rum tarafını doğru yola getirmenin yönteminin Hristodulidis’le boşuna zaman geçirmek olmadığını vurguladı.

Aziz Gülbahar, Rum tarafını yola getirmek için Anavatan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi kararlarında belirtildiği gibi tanınma ve tanıtma yoluna çıkmaktan başka çare olmadığını kaydetti.

Aziz Gülbahar açıklamasında şunları belirtti:

“Kıbrıs’ta kalıcı ve hakkaniyetli bir anlaşma yapılmasını değil, Rum-Yunan hegemonyasını tüm adaya yaymayı kendine misyon edinen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in masaya koyduğu öneriler, ‘yeni bir müzakere zemini’ söylemiyle sunulsa da gerçekte Kıbrıs Türk tarafını yıllardır sonuç üretmeyen ve hak kayıplarına yol açan bir çerçeveye yeniden hapsetme amacını taşımaktadır.

Bu önerilerle müzakere süreci içerikten koparılmakta; konferanslar, geçiş kapıları ve sözde güven artırıcı önlemler üzerinden yürütülmek istenmektedir. Esas mesele olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve yönetime etkin katılım taleplerinin gündeme alınması ise bilinçli biçimde ötelenmektedir.

Rum önerileriyle KKTC’nin fiilî ve siyasî varlığı yok sayılmakta, sorun yeniden devletler arası bir ihtilaf olmaktan çıkarılarak ‘toplumlar arası’ bir meseleye indirgenmek istenmektedir. Milli Mücadele Vakfı’na göre bu yaklaşım bir çözüm arayışı değil, Rum tarafının üniter devlet hedefini zamana yayarak güçlendirme girişimidir.

Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın açıklamalarının da ciddi riskler barındırdığına dikkat çekmek isteriz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Rum liderliğinin tutumu ortadayken hâlâ ‘ortak zemin bulunabilir’ vurgusu yapmasıyla, Rum tarafının oyalama ve KKTC’nin tanınmasını engelleme oyununa gelinmekte olduğuna vurgu yapmayı görev sayıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın yüz güne yakın görev süresinde ortaya çıkanlar, 1968 yılından bu yana yaşananlardan farklı değildir. Rum tarafı asla, Kıbrıs Türkü’nün yönetime etkin katılacağı, Türkiye’nin garantörlüğünün devam ettiği, mülkiyet ve toprak konularında önemli tavizler koparmadığı bir durumda bizimle anlaşmaya yanaşmayacaktır.

Rum tarafını doğru yola getirmenin yöntemi, Hristodulidis’le boşuna zaman harcamak değildir. Rum tarafını yola getirmek için Anavatan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi kararlarında belirtildiği gibi tanınma ve tanıtma yoluna çıkmaktan başka çare yoktur.”

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına tepki: Kıbrıs’ta çözüm iki devletle mümkün

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından, Kıbrıs Adası’nda konuşlu Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına dair BM Güvenlik Konseyi kararına ilişkin açıklama yapıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada Kıbrıs Adası’nda konuşlu BM Barış Gücü’nün görev süresinin 30 Ocak 2026 tarihli ve 2815 (2026) sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla bir yıl daha uzatıldığı anımsatıldı.

“Karara ilişkin olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayı kuvvetle destekliyoruz.” değerlendirmesinde bulunulan açıklamada şunlar bildirildi:

“BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır. Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerini KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebilmekte olduğunun altını çiziyoruz. Söz konusu faaliyetlerin devamı için hukuki bir zeminin en kısa sürede tesis edilmesinin elzem olduğunu vurguluyoruz. Bunun süratle gerçekleşmemesi halinde KKTC makamlarınca atılacak adımlar, ana vatan ve garantör Türkiye’nin tam desteğine sahip olacaktır.”

“KARARDA ISRARLA GÖZ YUMULAN ARA BÖLGE İHLALLERİNE YER VERİLMEMESİNİ ESEFLE KINIYORUZ”

Anılan kararda ara bölgedeki Pile köyündeki Kıbrıslı Türklerin vatanları KKTC’ye doğrudan erişebilmesini hedefleyen insani bir proje olan ve BM’nin Kıbrıs Türk tarafıyla vardığı mutabakatın bu konuda herhangi bir söz sahibi olmayan Rumların baskısı sonucu Barış Gücü tarafından uygulanmaması nedeniyle halen tamamlanmayı bekleyen Yiğitler-Pile yolu yapım çalışmalarına tarafsızlıktan uzak bir dille atıf yapılmaya devam edildiği belirtilen açıklamada, “Aynı zamanda kararda Kıbrıs Rum tarafının başta Astromerit-Evrihu otoyolu ve Pile bölgesinde inşa edilen üniversite gibi her geçen gün sayısı artan ve BM Barış Gücü tarafından ısrarla göz yumulan ara bölge ihlallerine yer verilmemesini esefle kınıyoruz.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ada’nın kuzeyine uzanmadığı gibi ara bölgeyi de herhangi bir şekilde kapsamadığına işaret edilerek, “Kıbrıs Adası’nda yarım asırdır barışı temin eden unsurun BM Barış Gücü değil Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudiyeti ve Türkiye’nin etkin garantisi olduğu dikkate alındığında, idaresi altında bulunan ara bölgede iki tarafa adil ve dengeli bir yaklaşım dahi sergilemeyen BM Barış Gücü’nün varoluş gerekçesi hakkında zihinlerde ciddi soru işaretleri oluşmaktadır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

“KIBRIS MESELESİNİN EN GERÇEKÇİ ÇÖZÜMÜ, ADA’DAKİ İKİ DEVLETİN BİR ARADA VAR OLMASINDAN GEÇMEKTEDİR”

Güvenlik Konseyinin kararında Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik on yıllar boyunca denenmiş ve başarısızlığı her defasında görülmüş yöntemlere atıfta bulunulmaya devam edilmesinin çözüm çabalarına hiçbir fayda sağlamadığı vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Dahası, meseleye Ada’daki gerçekler temelinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm bulunabilmesini geciktirmektedir. BM Güvenlik Konseyini, Ada’daki iki tarafa eşit muamele sergilemeye ve çözüm için artık samimiyetle çaba sarf etmeye çağırıyoruz. Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümü, Ada’daki iki devletin bir arada var olmasından geçmektedir. BM Güvenlik Konseyini ve uluslararası toplumu bu gerçeği kabul etmeye, Kıbrıslı Türklerin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmeye ve Ada’daki iki komşu devletin yakın işbirliğiyle şekillenecek, bölgesel istikrar, kalkınma ve refahın ileri taşınacağı parlak bir geleceğin önünü açmaya davet ediyoruz.”

Kıbrıs’taki BM Barış Gücü misyonunun görev süresi 1 yıl daha uzatıldı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kıbrıs’taki BM barış gücünün (UNFICYP) görev süresini 1 yıl daha uzatma kararı aldı.

BMGK, “Kıbrıs’ta durum” başlığı altında toplanarak, UNFICYP’in görev süresinin uzatılmasını oyladı.

15 üyeli BM Güvenlik Konseyinde 13 üye UNFICYP’nin 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılması için el kaldırırken, Pakistan ve Somali oylamada “çekimser” kaldı.

BM’nin en uzun süreli faaliyette bulunan barış gücü misyonlarından biri olan UNFICYP, 1964’ten bu yana Ada’da görev yapıyor ve barış gücünün görev süresi her yıl uzatılıyor.

4 kilometrelik yamaç çöktü

Avrupa’da etkili olan Harry fırtınası İtalya’yı da vurdu. Aşırı yağışlar nedeniyle Sicilya’da toprak kayması meydana gelirken, evler ve araçlar yamaçtan düştü.

Avrupa’da etkili olan Harry fırtınası İtalya’nın Sicilya bölgesine bağlı Niscemi kasabasını vurdu.

Şiddetli ve aralıksız yağışlar sonucunda kasabada 2 büyük toprak kayması meydana geldi. 4 kilometrelik bir yamaç çöktü, araçlar yuvarlandı.

BİN 500 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Yaklaşık 25 bin nüfuslu kasabada eğitime ara verildi.

Yetkililer toprak kaymaları devam ettiği için 1500 kişiyi tahliye etti.

İtfaiye ekipleri köpekli arama ekipleriyle gece boyunca bölgede arama yaptı. Şu ana kadar bölgeden bir can kaybı haberi gelmedi.

12 AYLIK OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİLDİ
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Harry Kasırgası nedeniyle ciddi maddi hasarların oluştuğu Sicilya Adası, Sardinya Adası ve Kalabriya Bölgesi’nde 12 aylık olağanüstü hal ilan etti.

Hükümet ulusal acil durum fonundan afetten etkilenen bölgelere 100 milyon euro’luk kaynak ayrıldığını duyurdu.

 

YILIN İLK ŞANSLISI AKDOĞAN’DAN

Piyangolar Birimi tarafından yapılan herkesin heyecanla beklediği 6 milyon TL’lik çekiliş bu akşam gerçekleşti.

Devlet Piyangosu’nun heyecanla beklenen çekilişinde; 6 milyon TL’lik büyük ikramiye “31954” numaralı bilete isabet etti. Bilet, Akdoğan bayisi Süleyman Özulu tarafından satıldı.

Devlet Piyangosu’nun bir sonraki çekilişi 15 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Büyük ikramiyenin 3 milyon TL olarak belirlendiği çekilişin bilet fiyatı 300 TL olarak, 31 Ocak 2026 itibarıyla satışa sunulacak.

AMCAOĞLU’NDAN AŞIRI YAĞIŞLAR SONRASI SAHADA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, aşırı yağışların ardından kent genelinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklama yaptı.
Amcaoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Aşırı yağışların ardından kentimizin farklı noktalarında yaşanan sorunlara, teknik ekibimizin ve uzmanlarımızın görüşleri doğrultusunda belediye ekiplerimiz sahada hızlı ve planlı şekilde müdahale etmeye devam ediyor.

Onan Ltd. bölgesinde, mevcut sisteme takviye amacıyla Çukurova Sokak’tan Gümüş Sokak’a uzanan 1000’lik büz hattı döşeme çalışmaları başlatıldı.

Güzelyurt–Lefkoşa güzergâhında, halk arasında Playboy bölgesi olarak bilinen noktada yolun kapanmasına neden olan su birikintisinin köprüye aktarılması için 150 metrelik 2×500’lük yeni yağmur suyu drenaj hattı döşenmeye başlandı.
Baraj bölgesinde ve Türkeli’de tespit edilen tıkalı yağmur suyu büzleri ve köprüler açılarak sorun giderildi.

Gazi Mustafa Cahit Sokak’ta, yağmurlar sonrası oluşan su birikintilerine çözüm olarak yağmur suyu drenaj hattı çalışmaları sürdürülüyor.

Samur Sokak ve Şafak Sokak’ta yağmur suyu drenaj hattını güçlendirmek amacıyla ızgara takviyesi yapılıyor.

Kent genelinde sıkıntı yaşanan tüm bölgelerde çalışmalarımız planlı şekilde devam etmektedir.

Sahada özveriyle görev yapan tüm çalışma arkadaşlarıma, gösterdikleri emekler için yürekten teşekkür ediyorum.”

Resmi Gazete’de yayımlandı: Hüseyin Cahitoğlu, Durali Güçlüsoy ve Halil Talaykurt görevden alındı

Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre, Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Cahitoğlu, Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı Durali Güçlüsoy ve Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı Halil Talaykurt görevden alındı.

Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Cahitoğlu, Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı Durali Güçlüsoy ve Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı Halil Talaykurt görevden alındı.

Devlet Planlama Örgütü Müsteşar mevkiine Mehmet Ağa, Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı mevkiine ise Okan Donangil atandı.

Görevden alma ve atama kararnameleri, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kararlar, yarından itibaren geçerli olacak.

Hasipoğlu: Asgari ücret desteği ile çalışanlara yüzde 22.9’luk artış sağlandı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücrete verilecek katkı için 20 bini aşkın çalışanın başvuru yaptığı belirterek, yerli istihdamı destekleme fonundan ödenecek destek ile asgari ücrete yüzde 22.9’luk artış sağlanmış olduğunu söyledi.
Hasipoğlu, söz konusu katkının doğrudan çalışanların hesabına vergi kesintisi olmaksızın iki defada yatırılacağını da kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT’de katıldığı Manşet+ programında asgari ücret ve engelli yardımı konusunda açıklamalarda bulundu.

Asgari ücreti belirlerken önceliklerinin çalışanların hayat pahalılığı karşısında hayatlarını onurlu bir şekilde sürdürmelerini sağlamak olduğunun altını çizen Hasipoğlu, bunu yaparken işvereni de zora sokmayacak bir yol izledikleri söyledi.

Bakan Hasipoğlu, yerli çalışana ücret desteğini bu yönde hayata geçirdiklerini belirterek, sağladıkları 12 bin liralık destek ile asgari ücrete yüzde 22.9 artış getirdiklerini kaydetti.

Bu oranın kamu çalışanlarına uygulanan hayat pahalılığı artışının üzerinde olduğuna işaret eden Hasipoğlu, 20 bin 500 çalışanın söz konusu destek için başvuru yaptığını açıkladı.

Hasipoğlu, bu ay itibarıyla 6 bin liralık kısmının, gelecek ay da diğer 6 bin liranın vergi kesintisi olmaksızın doğrudan çalışanların hesabına yatırılacağını ifade ederek, ödemeler için gereken kaynağın yerli işgücünü destekleme fonundan karşılanacağını anımsattı.

Engelli vatandaşlar konusuna Başbakan Ünal Üstel’in büyük bir hassasiyet göstermekte olduğunu dile getiren Hasipoğlu, bu çerçevede 20 yıldan sonra ilk kez engelli istihdamlarının hükümetleri döneminde gerçekleştiğini anımsattı.

Bakan Hasipoğlu, engelli yardımının yasa gereği asgari ücret miktarına göre belirlenmekte olduğunu hatırlatarak, ancak bu kez Başbakan Üstel’in talimatıyla asgari ücretin üzerinde bir oranla belirleme yaptıklarını ve en yüksek engelli maaşının 62 bin 292 TL’ye, en düşük engelli maaşının ise 31 bin 146 TL’ye yükseldiğini söyledi.
Toplam 5 bin 855 engellinin katkı aldığını ifade eden Hasipoğlu, “ana muhalefetin bu konu üzerinden eleştiri yapması son derece üzücüdür. Bu bir ücret değil, devletin sosyal devlet sıfatıyla koyduğu nakdi yardımlardır” dedi.

HASİPOĞLU: “ÇOCUKLARIMIZ İÇİN HER ADIMDA İŞBİRLİĞİNE AÇIĞIZ”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, SOS Çocuk Köyü Derneği’ni kabul ederek görüştü.
 
Görüşmede, SOS Çocuk Köyü’nün yürüttüğü çalışmalar, mevcut hizmet modeli, kapasitesi ve sahada karşılaşılan sorunlar ele alındı.
 
SOS Çocuk Köyü Derneği Başkanı Buğra Akter, Bakan Hasipoğlu’na derneğin korunmaya muhtaç çocuklara yönelik sunduğu bakım ve destek hizmetleri hakkında kapsamlı bilgi verdi. Akter, SOS Çocuk Köyü’nün çocuklara aile ortamına en yakın koşullarda yaşam imkânı sunduğunu vurgulayarak, artan ihtiyaçlar doğrultusunda kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
 
Görüşmede ayrıca, çocuk haklarının korunması ve çocukların hukuki süreçlerde daha etkin şekilde desteklenmesi amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SOS Çocuk Köyü Derneği arasında bir hukuksal işbirliği protokolü imzalanması konusunda mutabakata varıldı. Bu protokol ile özellikle korunma altındaki çocukların adalete erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor.
 
Toplantının önemli gündem maddelerinden biri de Çocuk İzlem Merkezi Yasası (ÇİM) oldu. Yasanın bir an önce hayata geçirilmesinin çocukların istismar ve ihmal durumlarında daha etkin şekilde korunmasına büyük katkı sağlayacağı ifade edilirken, bu konuda tüm paydaşlarla işbirliği içinde çalışılacağı belirtildi.
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, görüşmede yaptığı değerlendirmede, çocukların güvenli, sağlıklı ve sevgi dolu bir ortamda büyümesinin devletin en temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Hasipoğlu, “Sivil toplum kuruluşlarının bu alanda yaptığı çalışmalar son derece kıymetlidir. Bakanlık olarak çocuklarımızın yüksek yararı için atılacak her adımda işbirliğine açık olacağız” dedi.
 
Bakan Hasipoğlu ayrıca, çocuk haklarını güçlendirecek yasal düzenlemelerin hızla tamamlanması ve sahadaki uygulamaların etkinliğinin artırılması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

MUSTAFA AKYÖN VE UBP LEFKOŞA İLÇESİ KADIN KOLLARI’NDAN MİNİKLERE KARNE SEVİNCİ

UBP Lefkoşa İlçesi Kadın Kolları, Yenicami Okul Öncesi Eğitim Merkezi’nde eğitim gören öğrencileri karne günlerinde yalnız bırakmadı. Düzenlenen ziyaret kapsamında minik öğrencilere karne hediyeleri dağıtılırken, çocukların yaşadığı mutluluk görülmeye değerdi.

Etkinliğe UBP Lefkoşa İlçe Başkanı Mustafa Akyön, Kadın Kolları Başkanı Şerife Ünverdi ve yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Ziyaret boyunca çocuklarla yakından ilgilenen Akyön, sınıfları tek tek gezerek miniklerle sohbet etti.

Ziyarette konuşan Mustafa Akyön, okul öncesi eğitimin çocukların gelişimindeki önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onların yüzündeki bir tebessüm, yarınlara dair umutlarımızı güçlendiriyor. Eğitim hayatlarının ilk adımlarında yanlarında olmak, onları motive etmek ve mutlu etmek bizim için çok kıymetlidir. UBP Lefkoşa İlçesi olarak sosyal sorumluluk projelerine, özellikle çocuklarımız ve eğitim alanında destek vermeye devam edeceğiz.”

Akyön ayrıca öğretmenlere ve okul yönetimine de emeklerinden dolayı teşekkür ederek, okul öncesi eğitimin toplumun temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Çocukların karne sevincini paylaşmanın kendileri için büyük mutluluk olduğunu belirterek, benzer sosyal projelerin artarak süreceğini ifade etti.

UBP Lefkoşa İlçesi Kadın Kolları’nın Yenicami Okul Öncesi Eğitim Merkezi’ne gerçekleştirdiği karne hediyesi etkinliği, hem öğrenciler hem de öğretmenler tarafından sevinçle karşılandı.

Çin’de “Ming ailesi”nin 11 üyesi idam edildi

Çin’in devlet haber ajansına göre, Çin’de, komşu Myanmar’da faaliyet gösteren “Ming ailesi” adlı suç örgütü mensubu 11 kişinin idam cezasının infaz edildi.

Devlet haber ajansı Xinhua’nın haberine göre, Çin’in Cıciang eyaletine bağlı Vıncou kentindeki bir mahkeme tarafından “kasıtlı adam öldürme”, “kasıtlı yaralama”, “yasa dışı gözaltı”, “dolandırıcılık ve kumarhane işletme” suçlarından Eylül 2025’te, 5’i ertelemeli 16 üyesi ölüm cezasına çarptırılmış “Ming ailesi” davasında, karara itiraz edildi.

Cıciang Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi, idam kararına yapılan itirazı geçen yıl kasım ayında reddederek, davayı yasalar gereği gözden geçirmesi için Çin Yüksek Halk Mahkemesine (SPC) sundu.

SPC, Kokang bölgesinde faaliyet yürüten “Ming ailesi”nin 2015 yılından bu yana Myanmar’da “telefon dolandırıcılığı yapmak”, “yasa dışı kumarhaneler işletmek ve diğer suçları işlemek” için çok sayıda operasyon üssü kurduklarını teyit etti.

Mahkeme, suç şebekesinin dolandırıcılık ve kumar faaliyetlerinde kullandığı fonların 10 milyar yuanı (yaklaşık 1,4 milyar ABD doları) aştığını saptadı. SPC, şebekeyi ayrıca 14 kişinin ölümünden ve 2 kişinin yaralanmasından da sorumlu tuttu.

SPC’nin onayının ardından, 11 kişi hakkındaki idam kararı Vıncou mahkemesi tarafından infaz edildi.

– Şebeke liderinin babası ve kızı idama mahkum edildi

Ming ailesinin lideri olarak bilinen Ming Şieşang, Şan Eyalet Meclisi ve Kokang Liderlik Komitesi üyesiyken Ekim 2023’te Çin polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından intihar etmişti.

Ming Şieşang’ın babası Ming Guoping ve kızı Ming Cıncın da idama mahkum edilen şebeke üyeleri arasında yer almıştı.

Çin’in Yünnan eyaleti ile Myanmar’ın Şan eyaleti arasındaki sınır bölgesi, son yıllarda Çin vatandaşlarını hedef alan telefon ve internet dolandırıcılığı şebekelerinin merkezi haline gelmişti.

Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı, Temmuz 2023’te vatandaşlarını hedef alan dolandırıcılık şebekelerine yönelik operasyonlara başlamış, bu kapsamda Aralık 2024’e dek Myanmar’dan 53 binden fazla kişi yargılanmak üzere Çin’e iade edilmişti.

KOLOMBİYA’DA YOLCU UÇAĞI RADARDA KAYBOLDU: 15 KİŞİDEN HABER ALINAMIYOR

Kolombiya’da Satena Havayolları’na ait bir yolcu uçağının, Cucuta–Ocana seferi sırasında irtibatının kesildiği bildirildi. Radardan kaybolan uçakla ilgili yerel yetkililerin kriz masası oluşturduğu belirtildi.

13 yolcu ve 2 mürettebatın bulunduğu Satena Havayolları’na ait bir yolcu uçağıyla radar bağlantısı kesildi.

Yetkililer, Cucuta–Ocana seferi sırasında bağlantısı kesilen uçakta Kolombiya Temsilciler Meclisi üyesi bir milletvekilinin de bulunabileceğine dair iddialar olduğunu, ancak bu bilginin henüz teyit edilmediğini açıkladı.

Satena Havayolları tarafından yapılan açıklamada, olayın ardından tüm mevcut imkanların seferber edildiği, Kolombiya Havacılık Kuvvetleri Komuta Kontrol Merkezi’yle Sivil Havacılık Teknik ve Kaza Araştırma Birimi’yle koordinasyon sağlandığı duyuruldu.

Radar verilerine göre uçağın son sinyal verdiği noktanın, Catatumbo bölgesindeki bir alan olduğu ifade edildi.